lunedì 21 settembre 2026

İtalya’da İtalyan veya AB vatandaşıyla aile birleşimi: Türkiye’den D vizesi, nulla osta ve 5 yıllık oturum

İtalya’da yaşayan bir İtalyan veya Avrupa Birliği vatandaşıyla kalıcı olarak birleşmek isteyen Türk vatandaşları için uygulanacak prosedür, yabancı bir vatandaşla yapılan klasik aile birleşiminden farklıdır. En önemli farklar şunlardır: belirli aile üyeleri için Sportello Unico per l’Immigrazione’dan “nulla osta” alınmaz, uzun süreli yerleşme amacıyla ulusal D tipi aile vizesi kullanılır ve İtalya’ya girişten sonra verilecek oturum belgesinin türü, İtalyan veya AB vatandaşının hukuki durumuna göre değişir.

Türkiye’den hangi vize alınır?

1 Haziran 2024’ten itibaren, İtalya’da kalıcı olarak yaşayan bir İtalyan veya Avrupa Birliği vatandaşının yabancı aile üyesi İtalya’ya aile birleşimi amacıyla yerleşecekse, kısa süreli turistik Schengen vizesi yerine “motivi familiari” gerekçeli ulusal D tipi vize talep edilmesi gerekir. Bu vize 365 gün süreli ve çok girişli olarak düzenlenir.

2026 yılında İtalya’nın İstanbul Başkonsolosluğu ve İzmir Konsolosluğu da vize kategorileri arasında “Motivi familiari – congiunti cittadini UE” başlığını açıkça göstermektedir. Bu nedenle Türkiye’den yapılacak başvurularda vize kategorisinin doğru seçilmesi önemlidir. İtalya’ya yalnızca üç aydan kısa süreli aile ziyareti amacıyla gidilecekse farklı olarak kısa süreli Schengen rejimi uygulanır.

Kimler bu kolaylaştırılmış aile prosedüründen yararlanabilir?

D.Lgs. 30/2007’nin 2. maddesi uyarınca bu rejim esas olarak İtalyan veya AB vatandaşının eşi, bir AB üyesi devlet hukukuna göre tanınmış kayıtlı partneri, 21 yaşından küçük doğrudan çocukları veya ekonomik olarak kendisine bağımlı çocukları ile ekonomik olarak kendisine bağımlı anne ve babasını kapsar. Eşin veya kayıtlı partnerin aynı nitelikteki çocukları ve üstsoyu da şartların bulunması halinde bu kapsama girebilir.

21 yaşını geçmiş çocuklar ile anne ve babalar bakımından yalnızca akrabalık bağını göstermek yeterli değildir; ekonomik bağımlılık durumunun da somut belgelerle kanıtlanması gerekir. Konsolosluk, düzenli para transferleri, gelir durumu ve başvuru sahibinin kendi ülkesindeki ekonomik koşulları gibi unsurları değerlendirebilir.

“Nulla osta” gerekiyor mu?

Bu nokta uygulamada en çok karıştırılan konulardan biridir. İtalyan veya AB vatandaşının D.Lgs. 30/2007’nin 2. maddesinde sayılan doğrudan aile üyeleri için, üçüncü ülke vatandaşı bir yabancının ailesini getirdiği klasik aile birleşiminde olduğu gibi Prefettura bünyesindeki Sportello Unico per l’Immigrazione’dan önceden “nulla osta al ricongiungimento familiare” alınması öngörülmez.

Başvuru doğrudan yetkili İtalyan diplomatik-konsolosluk makamına yapılır. Başvuruda aile bağını gösteren medeni hâl belgeleri, İtalyan veya AB vatandaşı aile üyesinin kimlik belgesi, birlikte yaşama veya aile birliğini kurma iradesini gösteren beyan ve duruma göre ekonomik bağımlılığı kanıtlayan belgeler önem taşır. Türkiye’de düzenlenen belgelerin hangi hallerde Apostille, tercüme veya çok dilli nüfus kayıt örneği ile sunulabileceği, belgenin türüne göre ayrıca kontrol edilmelidir.

Vize ücretsiz mi?

D.Lgs. 30/2007 kapsamındaki doğrudan aile üyeleri için konsolosluk vize harcı alınmaz. Bununla birlikte başvurunun dış hizmet sağlayıcısı üzerinden yapılması halinde, vize harcından farklı olarak başvuru merkezinin hizmet bedeli doğabilir. Bu nedenle “vize ücretsizdir” ifadesi, her durumda hiçbir masraf olmayacağı anlamına gelmez.

İtalya’ya girişten sonra hangi oturum belgesi alınır?

İtalya’ya girişten sonra başvuru sahibinin yalnızca vizeyle kalması yeterli değildir. Kural olarak girişten itibaren sekiz iş günü içinde yetkili oturum prosedürü başlatılmalıdır. Burada önemli bir hukuki ayrım vardır.

İtalyan vatandaş daha önce başka bir AB ülkesinde serbest dolaşım hakkını fiilen kullanmışsa veya aile üyesi başka bir AB vatandaşına katılıyorsa, D.Lgs. 30/2007’de öngörülen AB vatandaşı aile üyesi oturum kartı gündeme gelir. Buna karşılık İtalyan vatandaş İtalya’da yaşayan ve Avrupa Birliği içinde serbest dolaşım hakkını daha önce kullanmamış bir “cittadino italiano statico” ise, yabancı aile üyesine D.Lgs. 30/2007’nin 23. maddesinin 1-bis fıkrası uyarınca aile nedenli beş yıllık oturum izni verilir.

Bu beş yıllık aile oturumu yenilenebilir ve kanunda açıkça belirtildiği üzere çalışma amaçlı oturum iznine dönüştürülebilir. Dolayısıyla “İtalyan vatandaşıyla evli olmak” her durumda aynı oturum kartının verileceği anlamına gelmez; İtalyan vatandaşın serbest dolaşım geçmişi, düzenlenecek belgenin hukuki niteliğini etkiler.

2026’da Questura başvurularında neden yerel prosedür kontrol edilmeli?

Oturum belgesinin hukuki dayanağı ulusal mevzuattan kaynaklansa da, başvurunun fiilen nasıl teslim edileceği konusunda Questuralar arasında operasyonel farklılıklar görülebilir. Örneğin bazı Questuralar 2026 yılında İtalyan veya AB vatandaşı aile üyelerinin ilk başvuru ve yenilemelerinde posta kitinin kullanılmasını öngörmeye başlamıştır; bazı yerlerde ise farklı randevu kanalları kullanılmaktadır. Bu nedenle İtalya’ya girişten sonra yalnızca genel bilgiye dayanmak yerine, ikamet edilen ilin Questura’sının güncel talimatlarının kontrol edilmesi gerekir.

Pratik olarak en sık yapılan hata

En yaygın hata, İtalya’da yaşayan İtalyan eşin yanına kalıcı olarak taşınmak isteyen kişinin Türkiye’den normal turistik vizeye başvurmasıdır. Kalıcı aile birleşimi amacı varsa doğru kategori ulusal aile vizesidir. Yanlış vize kategorisi başvurunun uzamasına, ek belge talebine veya başvurunun kabul edilmemesine yol açabilir.

İkinci önemli hata, aile bağının bulunmasının tek başına yeterli olduğu düşüncesidir. Özellikle 21 yaş üzerindeki çocuklar ve üstsoy bakımından “bakmakla yükümlülük” şartının ayrıca belgelenmesi gerekir. Ayrıca evlilik veya doğum belgesinin İtalyan makamlarının kabul edeceği biçimde hazırlanması, başvurunun en kritik aşamalarından biridir.

Sonuç olarak, Türkiye’den bir İtalyan veya AB vatandaşıyla kalıcı aile birleşimi planlanıyorsa ilk yapılması gereken klasik yabancı aile birleşimi ile AB/İtalyan vatandaşı aile prosedürünü birbirinden ayırmaktır. Doğru vize kategorisinin seçilmesi, gerekli hallerde ekonomik bağımlılığın belgelenmesi ve İtalya’ya girişten sonra doğru oturum türüne başvurulması, sürecin hukuken sağlam ilerlemesini sağlar.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia: Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – materia: Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya AB Mavi Kartı 2026: click day yok, çalışma izni 30 günde ve sözleşme artık dijital

İtalya’da yüksek nitelikli bir işte çalışmak isteyen Türk vatandaşları için AB Mavi Kartı (Carta Blu UE), Decreto Flussi kotalarına ve click day sistemine bağlı olmayan en önemli yasal giriş kanallarından biridir. 2026’da prosedür daha da hızlandırıldı: yüksek nitelikli çalışanlar için çalışma izni niteliğindeki nulla osta hakkında karar süresi 30 güne indirildi ve 19 Haziran 2026’dan itibaren soggiorno sözleşmesinin dijital olarak imzalanıp gönderilmesine imkân tanındı.

AB Mavi Kartı nedir?

AB Mavi Kartı, Avrupa Birliği dışındaki ülkelerin vatandaşlarının İtalya’da yüksek nitelik gerektiren bir işte çalışabilmeleri için öngörülmüş özel bir oturum ve çalışma rejimidir. İtalya’daki düzenleme, Göç Kanunu’nun 27-quater maddesinde yer alır.

Bu yolun en önemli özelliği, Decreto Flussi kapsamında belirlenen yıllık işçi kotalarının dışında olmasıdır. Bu nedenle uygun bir işveren ve kanunda aranan nitelikler mevcutsa belirli bir click day tarihini beklemek gerekmez.

Kimler başvurabilir?

Mavi Kart yalnızca üniversite mezunlarına özgü değildir. Yüksek nitelik birkaç farklı şekilde ispatlanabilir. En klasik yol, en az üç yıllık yükseköğrenim veya ilgili seviyede yüksek mesleki eğitim belgesidir. Bunun yanında, başvuruda belirtilen meslek veya sektörde en az beş yıllık ilgili mesleki deneyim de bazı durumlarda yeterli olabilir.

Bilgi ve iletişim teknolojileri alanındaki yönetici ve uzmanlar bakımından daha esnek bir kural vardır: başvurudan önceki yedi yıl içinde edinilmiş en az üç yıllık ilgili mesleki deneyim, kanundaki şartlar sağlandığında yüksek mesleki yeterlilik olarak kabul edilebilir.

İtalya’da düzenlemeye tabi bir meslek söz konusuysa, örneğin mesleğin icrası için bir meslek odasına veya resmi sicile kayıt zorunluysa, ilgili mesleki yeterliliğin ayrıca İtalyan makamlarınca tanınması gerekebilir.

İş teklifi hangi şartları taşımalıdır?

Başvuru İtalya’daki işveren tarafından yapılır. İşverenin en az altı aylık bir iş sözleşmesi veya bağlayıcı iş teklifi sunması gerekir. Ücret, uygulanabilir ulusal toplu iş sözleşmesindeki seviyenin altında olamaz ve aynı zamanda mevzuatın Mavi Kart için öngördüğü yıllık brüt ücret eşiğini karşılamalıdır.

Bu nedenle yalnızca işin adının “uzman”, “mühendis” veya “yönetici” olarak yazılması yeterli değildir. Sunulan görevin gerçekten yüksek nitelik gerektirmesi, adayın eğitim veya mesleki tecrübesiyle uyumlu olması ve ücret seviyesinin de bu nitelikle tutarlı bulunması gerekir.

2026’da nulla osta için 30 günlük süre

2026 açısından en önemli pratik yeniliklerden biri, yüksek nitelikli çalışanlar için nulla osta karar süresinin 90 günden 30 güne indirilmiş olmasıdır. İşveren, İçişleri Bakanlığının Portale Servizi sistemi üzerinden başvuruyu yapar; şartlar mevcutsa Sportello Unico per l’Immigrazione dosyayı inceler ve olumlu nulla osta ilgili İtalyan diplomatik temsilciliğine elektronik olarak iletilir.

Otuz günlük süre, eksiksiz ve hukuken değerlendirilebilir bir başvurunun önemini daha da artırmaktadır. Eğitim belgesinin, mesleki deneyimin, iş teklifinin veya ücret şartının yeterince belgelenmemesi halinde ek belge talepleri ya da ret riski devam eder.

Türkiye’de alınan diploma ve mesleki belgeler nasıl hazırlanmalı?

Türkiye’de düzenlenen eğitim ve mesleki yeterlilik belgeleri bakımından belge biçimi özellikle önemlidir. Kural olarak yabancı belgelerin usulüne uygun şekilde onaylanması, Türkiye bakımından uygulanabilir olduğunda Apostille ile tasdik edilmesi ve İtalyancaya çevrilmesi gerekir.

Yükseköğrenim diploması bakımından ayrıca İtalyan makamlarının belgenin seviyesini ve gerçekliğini değerlendirebilmesi için Dichiarazione di Valore veya şartlarına göre CIMEA tarafından düzenlenen karşılaştırılabilirlik ve doğrulama belgeleri gündeme gelebilir. Hangi belgenin gerekli olduğu, adayın eğitimine ve yapılacak işin niteliğine göre önceden kontrol edilmelidir.

Mesleki deneyime dayanılan başvurularda ise yalnızca bir özgeçmiş sunmak yeterli değildir. Önceki iş sözleşmeleri, maaş bordroları ve çalışma süresini ve yapılan işin niteliğini ortaya koyan belgeler dosyada belirleyici olabilir.

19 Haziran 2026’dan itibaren sözleşme dijital olarak da imzalanabiliyor

İçişleri Bakanlığının hizmet portalında 19 Haziran 2026’dan itibaren Mavi Kart kapsamında ülkeye giren çalışanlar için soggiorno sözleşmesinin elektronik ortamda imzalanıp gönderilmesini sağlayan yeni işlev devreye alındı. İşçi İtalya’ya geldikten sonra işveren önce giriş bilgilerini portalın ilgili bölümüne kaydeder; ardından kendisine PEC yoluyla iletilen belgeler imzalanarak sisteme gönderilir.

Dijital imza kullanılabilmekle birlikte, yabancı çalışanın el yazısı ile imza atması seçeneği de mevzuata uygun olarak devam etmektedir. Bu yenilik, özellikle işveren ile çalışanın farklı şehirlerde bulunduğu durumlarda prosedürü daha hızlı ve yönetilebilir hale getirmektedir.

Mavi Kartın süresi ve iş değişikliği

Süresiz iş sözleşmesi bulunan kişiye verilen AB Mavi Kartı kural olarak iki yıl geçerlidir. Belirli süreli sözleşmelerde ise oturum izninin süresi iş ilişkisinin süresine üç ay eklenerek belirlenir.

İlk on iki aylık yasal çalışma döneminde Mavi Kart sahibinin iş değişikliği tamamen serbest değildir. Yeni yüksek nitelikli işe geçişte yetkili iş müfettişliğinin önceden değerlendirmesi gündeme gelir. Buna karşılık mevcut düzenleme, Mavi Kart sahibinin yüksek nitelikli bağımlı çalışmasına paralel olarak, gerekli diğer yasal şartları yerine getirmesi halinde serbest meslek faaliyeti yürütmesine de imkân tanır.

Aile bakımından önemli bir avantaj

AB Mavi Kartı, aile hayatı bakımından da sıradan çalışma izinlerine göre daha elverişli bir rejime sahiptir. Mavi Kart sahipleri için aile birleşiminde genel çalışma izinlerine uygulanan bazı bekleme sınırlamaları uygulanmaz. Bu nedenle İtalya’ya yüksek nitelikli bir iş için taşınmayı planlayan kişinin yalnızca kendi çalışma prosedürünü değil, eş ve çocukların hukuki durumunu da başlangıçta birlikte değerlendirmesi yararlı olur.

Pratik olarak neye dikkat edilmeli?

Türk vatandaşları açısından Mavi Kart başvurusunda en çok sorun çıkaran noktalar genellikle üç başlıkta toplanır: adayın niteliğinin yanlış hukuki kategori altında sunulması, yabancı diploma veya mesleki belgelerin usulüne uygun hazırlanmaması ve iş teklifindeki görev ile ücretin Mavi Kart şartlarını açık biçimde karşılamaması.

Bu nedenle dosya yalnızca “işveren bulundu, başvuru yapılır” mantığıyla hazırlanmamalıdır. İşin yüksek nitelikli olup olmadığı, adayın hangi yeterlilik yolu üzerinden başvuracağı, Türkiye’den getirilecek belgelerin hangi biçimde tasdik ve tercüme edileceği ve ücret şartının güncel verilerle karşılanıp karşılanmadığı başvurudan önce kontrol edilmelidir.

Doğru hazırlanmış bir dosyada AB Mavi Kartı, 2026 itibarıyla İtalya’da nitelikli çalışma amacıyla kullanılabilecek en hızlı ve en istikrarlı yasal giriş kanallarından biridir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia: Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da iltica kararına itiraz: 15 gün mü 30 gün mü? Cassazione 2026’da süreyi netleştirdi

İtalya’da uluslararası koruma başvurusuna ilişkin olumsuz bir karar tebliğ edildiğinde en kritik konulardan biri, mahkemeye başvuru süresinin doğru hesaplanmasıdır. Genel kural 30 gündür; ancak bazı hızlandırılmış usullerde bu süre yarıya iner. İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione), 2026 tarihli yeni bir kararında, 15 günlük sürenin her olumsuz kararda otomatik olarak uygulanamayacağını açık biçimde vurguladı.

Genel kural: 30 gün

Uluslararası koruma başvuruları bakımından yargısal itiraz usulü, özellikle 28 Ocak 2008 tarihli 25 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 35-bis maddesinde düzenlenmektedir. Kural olarak, Territorial Commission tarafından verilen kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde yetkili mahkemenin göç, uluslararası koruma ve Avrupa Birliği vatandaşlarının serbest dolaşımı konularında uzmanlaşmış bölümüne başvurulması gerekir.

Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Sürenin kaçırılması, kararın esas bakımından tartışılmasını engelleyebilir. Bu nedenle yalnızca kararın içeriğine değil, tebligat tarihine, başvurunun hangi usulle incelendiğine ve dosyada hızlandırılmış prosedürün gerçekten uygulanıp uygulanmadığına da bakılması gerekir.

15 günlük süre ne zaman uygulanabilir?

Mevzuat, bazı hızlandırılmış prosedürlerde ve kanunda açıkça belirtilen bazı tutma durumlarında 30 günlük sürenin yarıya indirilmesini öngörmektedir. Uygulamada sorun, bir kararın “hızlandırılmış” veya “açıkça dayanaksız” olarak nitelendirilmesinin tek başına 15 günlük süreyi başlatıp başlatmadığı noktasında ortaya çıkmaktadır.

Corte di Cassazione’nin 3 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan 17526/2026 sayılı kararı bu konuda önemli bir açıklama getirdi. Yüksek Mahkeme, 15 günlük kısaltılmış sürenin uygulanabilmesi için hızlandırılmış usulün yalnızca karar aşamasında zikredilmiş olmasının yeterli olmadığını; prosedürün başlangıçtan itibaren gerçekten hızlandırılmış rejim içinde yürütülmüş olması gerektiğini belirtti. Cassazione ayrıca, başvurucunun kanunda öngörülen tutma hallerinden birinde bulunmasının da kısaltılmış süre bakımından ayrı bir dayanak oluşturabileceğini hatırlattı.

“Açıkça dayanaksız” karar her zaman 15 gün anlamına gelmez

Kararın pratik sonucu özellikle önemlidir. Territorial Commission bir başvuruyu “manifestamente infondata”, yani açıkça dayanaksız olarak değerlendirmiş olsa bile, bu ifade tek başına mahkemeye başvuru süresini otomatik olarak 15 güne düşürmez. Dosyanın hangi usulle açıldığı, Questura aşamasından itibaren hızlandırılmış prosedürün uygulanıp uygulanmadığı ve bunun başvurucuya usulüne uygun biçimde yansıtılıp yansıtılmadığı incelenmelidir.

Cassazione, savunma hakkını etkileyen süre kısaltmalarının dar ve dikkatli yorumlanması gerektiğini esas almaktadır. Çünkü 30 günden 15 güne inen bir süre, başvurucunun avukata ulaşması, dosyadaki belgelerin toplanması, ülke bilgilerine ilişkin güncel kaynakların değerlendirilmesi ve mahkemeye sunulacak hukuki gerekçelerin hazırlanması üzerinde doğrudan etki yaratır.

Tebligat gelir gelmez ne yapılmalı?

Uluslararası koruma başvurusu reddedilen veya yalnızca daha sınırlı bir koruma türü tanınan kişinin, kararın tebliğinden sonra beklememesi gerekir. İlk yapılması gereken, kararın tamamının ve tebligat belgesinin birlikte incelenmesidir. Özellikle karar tarihi, tebliğ tarihi, uygulanan prosedürün türü, hızlandırılmış usule ilişkin bir atıf bulunup bulunmadığı ve başvurucunun herhangi bir tutma tedbiri altında olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Dosyada 15 günlük sürenin uygulanıp uygulanmadığı konusunda tereddüt varsa, en güvenli yaklaşım mümkün olan en kısa sürede hukuki değerlendirme yapılmasıdır. Süre hesabı yalnızca takvim hesabı değildir; usulün doğru hukuki niteliğinin belirlenmesini de gerektirir.

Mahkemeye başvuru yalnızca süre meselesi değildir

İtiraz hazırlanırken Territorial Commission kararının gerekçeleri ayrı ayrı ele alınmalıdır. Başvurucunun beyanlarının güvenilirliği, menşe ülke hakkındaki güncel bilgiler, kişisel riskler, ailevi durum, sağlık koşulları, kırılganlık unsurları ve varsa İtalya’daki sosyal ve çalışma hayatına ilişkin belgeler dosyanın niteliğine göre önem taşıyabilir.

2026 yılında yayımlanan Cassazione içtihadı, usul kurallarının şekli bir ayrıntı olmadığını bir kez daha göstermektedir. Başvurucunun hangi süre içinde ve hangi hukuki çerçevede mahkemeye erişebileceği, etkili savunma hakkının temel bir parçasıdır. Bu nedenle, kararın üzerinde yazan ifadelerle yetinmeden dosyanın tüm prosedürel geçmişinin incelenmesi gerekir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da aile birleşimi 2026: iki yıllık yasal ikamet şartı, çocuk istisnası ve 150 günlük süre

2026 yılında İtalya’da aile birleşimi başvurularında iki önemli kural özellikle dikkat gerektiriyor: bazı aile üyeleri için başvuru sahibinin en az iki yıllık kesintisiz yasal ikametini tamamlamış olması ve Prefettura’daki nulla osta işlemi için kanuni sürenin 150 güne çıkmış olması. Küçük çocuklar için ise iki yıllık bekleme şartı uygulanmıyor.

İtalya’da yaşayan birçok yabancı için aile birleşimi, oturum sürecinin en önemli aşamalarından biridir. Ancak son yıllarda yapılan değişiklikler nedeniyle eski bilgilerle hareket etmek ciddi gecikmelere veya başvurunun henüz yapılabilir olmadığı bir zamanda dosya hazırlanmasına yol açabilir. Özellikle Türkiye’de bulunan eşini, çocuğunu veya ebeveynini İtalya’ya getirmek isteyen kişilerin, başvuru tarihinden önce hem ikamet süresini hem de gelir ve konut koşullarını dikkatle değerlendirmesi gerekir.

İki yıllık kesintisiz yasal ikamet şartı kimlere uygulanıyor?

İtalya Göç Kanunu’nun aile birliğine ilişkin 28. maddesine 2024 yılında eklenen düzenleme uyarınca, uluslararası koruma statüsünden kaynaklanan oturum izni sahipleri dışında kalan yabancılar, bazı aile üyeleri bakımından aile birleşimi talebinde bulunmadan önce İtalya’da en az iki yıl kesintisiz ve yasal olarak ikamet etmiş olmalıdır.

Bu şart esas olarak eş, tamamen bakıma muhtaç yetişkin çocuklar ve kanunda öngörülen koşulları taşıyan ebeveynler için önem taşır. İki yıllık sürenin yalnızca oturum kartının üzerinde yazılı tarihe bakılarak değerlendirilmesi doğru değildir; idare, İtalya’daki yasal ve kesintisiz ikamet durumunu ve uygulamada anagrafik kayıtları da inceleyebilir. Bu nedenle başvuru yapmadan önce iki yıllık dönemin belgelerle ispatlanabilir olması önemlidir.

Küçük çocuklar için iki yıl beklemek gerekmiyor

En önemli istisna küçük çocuklardır. On sekiz yaşından küçük çocukların aile birleşiminde iki yıllık asgari ikamet şartı uygulanmaz. Bu ayrım uygulamada büyük önem taşır: İtalya’ya yeni gelmiş ve henüz iki yıllık ikametini tamamlamamış bir ebeveyn, diğer şartları taşıyorsa küçük çocuğu için aile birleşimi sürecini başlatabilir; buna karşılık eş için aynı anda yapılan başvuru iki yıllık şart nedeniyle farklı şekilde değerlendirilebilir.

Uluslararası koruma statüsü sahipleri bakımından da özel hükümler vardır. Mülteci veya ikincil koruma statüsünden kaynaklanan oturum iznine sahip kişilere iki yıllık bekleme şartı uygulanmaz. Ayrıca AB Mavi Kartı sahipleri ve ICT kapsamında görevlendirilen bazı çalışanlar bakımından Avrupa Birliği hukukundan kaynaklanan farklı ve daha elverişli kurallar söz konusu olabilir.

Nulla osta için süre artık 150 gün

Aile birleşiminin ilk aşaması, İtalya’da ikamet eden kişinin Prefettura bünyesindeki Sportello Unico per l’Immigrazione üzerinden nulla osta talebinde bulunmasıdır. 2025 yılında yürürlüğe giren değişiklikle bu işlemin sonuçlandırılması için öngörülen kanuni süre 90 günden 150 güne çıkarılmıştır.

Bu değişiklik, 2026 yılında başvuru yapan kişiler açısından planlamayı doğrudan etkiler. Başvurunun yapılmış olması, birkaç hafta içinde vize aşamasına geçileceği anlamına gelmez. Dosyanın eksiksiz hazırlanması yine de çok önemlidir; çünkü gelir, konut veya aile bağlarına ilişkin belgelerde eksiklik bulunması halinde Prefettura ek belge talep edebilir ve süreç daha da uzayabilir.

2026 yılında gelir şartı nasıl hesaplanıyor?

Genel kural olarak başvuru sahibi, yasal kaynaklardan elde edilen yeterli yıllık geliri belgelemelidir. Hesaplama, her yıl belirlenen sosyal yardım tutarı esas alınarak yapılır. 2026 yılı için yıllık sosyal yardım tutarı 7.101,12 avrodur. Bir aile üyesi için genel olarak en az 10.651,68 avro, iki aile üyesi için ise yaklaşık 14.202,24 avro yıllık gelir aranır. Aile yapısına, özellikle küçük çocukların sayısına göre hesaplama değişebilir.

Aynı evde yaşayan aile üyelerinin belgelenebilir gelirleri de belirli koşullarda toplam gelirin hesabında dikkate alınabilir. Buna karşılık yalnızca banka hesabında bulunan para veya düzenli ve yasal kaynağı ispatlanamayan tutarlar her zaman yeterli kabul edilmez. Çalışma sözleşmesi, maaş bordroları, vergi belgeleri ve iş ilişkisinin gerçekliği birlikte değerlendirilebilir.

Konut uygunluğu da ayrı bir şarttır

Başvuru sahibinin, aile birleşimi sonrasında kullanılacak konutun hijyen ve yaşanabilirlik şartlarını karşıladığını gösteren uygunluk belgesini sunması gerekir. Kira sözleşmesinin bulunması tek başına yeterli değildir. Belediyeden veya yetkili idareden alınan idoneità alloggiativa belgesi, aile birleşimi dosyasının temel belgelerinden biridir.

Özellikle çok sayıda aile üyesinin getirileceği dosyalarda konutun yüzölçümü ve kişi sayısına uygunluğu önceden kontrol edilmelidir. Aksi halde yeterli gelir bulunsa bile konut şartı nedeniyle başvuru olumsuz sonuçlanabilir.

Türkiye’deki aile üyesi için ikinci aşama: vize

Prefettura nulla osta verdikten sonra süreç sona ermez. Türkiye’de bulunan aile üyesi, yetkili İtalyan konsolosluk makamında aile birleşimi vizesi için başvurur. Bu aşamada evlilik, doğum veya akrabalık bağını gösteren belgeler incelenir. Türk makamlarınca düzenlenen belgelerin türüne göre apostil, tercüme veya uluslararası çok dilli belge kullanımı gerekebilir.

Bu nedenle aile birleşimi dosyasını yalnızca İtalya’daki nulla osta aşaması olarak görmek hatalıdır. Prefettura’daki koşullar ile Türkiye’deki konsolosluk aşamasında kullanılacak medeni durum ve aile bağı belgeleri birlikte planlanmalıdır.

Pratik sonuç

2026 yılında aile birleşimi başvurusu hazırlayan bir kişinin ilk olarak hangi aile üyesini getirmek istediğini belirlemesi gerekir. Küçük çocuk için iki yıllık bekleme şartı yoktur; eş, yetişkin bakıma muhtaç çocuk veya ebeveyn için ise kural olarak iki yıllık kesintisiz yasal ikamet kontrol edilmelidir. Daha sonra gelir ve konut şartları doğrulanmalı, başvuru Portale Servizi ALI üzerinden eksiksiz yapılmalı ve 150 günlük yasal işlem süresi dikkate alınmalıdır.

Aile birleşimi, yalnızca form doldurularak yürütülen teknik bir işlem değildir. Yanlış aile kategorisinin seçilmesi, iki yıllık sürenin hatalı hesaplanması veya gelir ve konut belgelerindeki uyumsuzluk, aylar sürebilecek bir gecikmeye neden olabilir. Bu nedenle özellikle sınırda kalan veya birden fazla aile üyesini kapsayan dosyalarda başvuru öncesi hukuki kontrol büyük önem taşır.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Camera dei deputati – Registro dei rappresentanti di interessi, materia: Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

domenica 20 settembre 2026

İtalya’ya click day beklemeden çalışma: yurt dışında eğitim alanlar için 2026’da SIISL ve kota dışı giriş

İtalya’ya click day beklemeden çalışma: yurt dışında eğitim alanlar için 2026’da SIISL ve kota dışı giriş

İtalya’da çalışmak isteyen yabancılar için en önemli sorunlardan biri Decreto Flussi kapsamındaki kontenjanlar ve “click day” sistemidir. Ancak İtalyan Göç Kanunu’nun 23. maddesi, yurt dışında İtalya tarafından onaylanmış mesleki ve yurttaşlık-dil eğitim programlarını başarıyla tamamlayan kişiler için farklı bir yol öngörmektedir. Bu kişiler, gerekli şartlar sağlandığında, yıllık göç kotalarını ve click day tarihlerini beklemeden çalışma amacıyla İtalya’ya giriş yapabilir. 2026 yılında bu sistem SIISL platformuna kayıt ve yeni dijital işlemlerle daha da yapılandırılmıştır.

Bu yol kimler için geçerlidir?

Bu prosedür, İtalya dışında ikamet eden ve İtalyan makamlarınca onaylanmış bir mesleki eğitim ile yurttaşlık-dil eğitimi programını tamamlayan üçüncü ülke vatandaşlarına yöneliktir. Programların yalnızca belirli ülkelerde düzenlenmesi zorunlu değildir: Avrupa Birliği üyesi olmayan üçüncü ülkelerde, Avrupa Birliği’ne aday ülkeler de dahil olmak üzere, gerçekleştirilebilir. Bu nedenle Türkiye’de ikamet eden Türk vatandaşları da, onaylanmış bir programa dahil olmaları halinde, bu kanaldan yararlanabilir.

Önemli nokta şudur: Herhangi bir özel kursa katılmak bu hakkı doğurmaz. Eğitim programının İtalya Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından, Göç Kanunu’nun 23. maddesi çerçevesinde onaylanmış olması gerekir. Programı teklif eden ve yöneten kuruluşlar, mevzuatta belirtilen kamu kurumları, işveren örgütleri, üniversiteler, araştırma kuruluşları, akredite eğitim ve istihdam kurumları veya uygun sivil toplum kuruluşları arasından olmalıdır.

2026’da yeni SIISL sistemi ne getiriyor?

2026 yılında yürürlüğe giren yeni düzenleme, bu programları başarıyla tamamlayan yabancıların Sistema Informativo per l’Inclusione Sociale e Lavorativa (SIISL) sistemine kaydedilmesini öngörmektedir. Kayıt işlemi, kursu tamamlayan kişinin tek başına yaptığı bağımsız bir başvuru değildir. Programı yürüten kuruluş, eğitimi başarıyla bitiren kişilerin bilgilerini ilgili platformlar üzerinden SIISL sistemine aktarır ve profilin tamamlanmasını sağlar.

Profil etkinleştirildiğinde sistem, kişinin tamamladığı eğitime ilişkin bilgileri içeren önceden doldurulmuş bir özgeçmiş oluşturur. Bu profil, eğitimin niteliğiyle uyumlu sektörlerde faaliyet gösteren işverenler tarafından görülebilir. Amaç, eğitim alan yabancıyı doğrudan İtalya’daki işgücü talebiyle buluşturmaktır. Bu nedenle sistem yalnızca göç hukuku açısından değil, işe yerleştirme bakımından da önem taşımaktadır.

İşveren ne yapmalıdır?

Bir İtalyan işveren, onaylı programı tamamlayan yabancıyı işe almak istediğinde Sportello Unico per l’Immigrazione nezdinde kişiye özel çalışma nulla osta başvurusu yapar. Başvuru, İçişleri Bakanlığı’nın Portale Servizi sistemi üzerinden LFE modeli kullanılarak gerçekleştirilir.

Bu başvurunun en önemli avantajı, Decreto Flussi kotalarının dışında olmasıdır. Başka bir ifadeyle işverenin belirli bir click day gününü beklemesi veya yıllık kontenjanın dolmamış olmasını kontrol etmesi gerekmez. Başvuru yıl içinde yapılabilir. Ayrıca mevzuatta yapılan son değişikliklerle, bu kategorideki çalışanlar için çalışma nulla osta’sının verilmesine ilişkin azami süre 30 güne indirilmiştir.

Vize için süre 12 aya kadar uzatıldı

Önceki sistemde, eğitimin tamamlanmasından sonra giriş vizesi başvurusunun altı ay içinde yapılması gerekiyordu. 2025 sonunda yapılan yasal değişiklikle bu süre, deneysel olarak 31 Aralık 2027’ye kadar, 12 aya çıkarılmıştır. Dolayısıyla 2026 yılında programı başarıyla tamamlayan bir kişi bakımından, vize işlemlerinin hazırlanması için daha geniş bir zaman aralığı bulunmaktadır.

Bununla birlikte bu süre, otomatik olarak vize verileceği anlamına gelmez. İşverenin somut işe alım iradesi, nulla osta prosedürü, konsolosluk incelemesi ve diğer giriş şartları yine yerine getirilmelidir. Bu kanalın avantajı, esas olarak kotadan bağımsız olması ve kişinin önceden tanımlanmış, kamu makamlarınca onaylanmış bir eğitim sürecinden geçmiş bulunmasıdır.

Eğitimin içeriği neden önemlidir?

Programlar yalnızca teknik meslek eğitimi vermeyi amaçlamaz. Mesleki bölüm, kişinin belirli bir iş veya mesleği yapabilmesi için gerekli becerileri, iş sağlığı ve güvenliği bilgilerini de içerebilir. Yurttaşlık ve dil eğitimi ise İtalya’daki sosyal ve çalışma hayatına uyumu kolaylaştırmayı amaçlar. Program sonunda dil eğitimi bakımından en az A1 düzeyinin belgelendirilmesi öngörülmektedir.

Bu sistemin mantığı, İtalya’ya geldikten sonra iş arayan bir kişiden farklıdır: burada mesleki hazırlık, temel dil bilgisi ve işverenle eşleşme mümkün olduğunca girişten önce gerçekleştirilir. Dolayısıyla prosedür, düzenli işgücü göçünü doğrudan mesleki ihtiyaçlarla ilişkilendirmeyi hedeflemektedir.

Ücret talep eden “garantili giriş” tekliflerine dikkat

Bu alanda özellikle dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. Resmî kurallara göre programı yürüten kuruluşların, eğitim faaliyetlerinin yararlanıcılarından doğrudan veya dolaylı şekilde ücret talep etmesi yasaktır. Bu nedenle “para karşılığında kesin İtalya vizesi”, “garantili iş ve oturum” veya “kontenjansız giriş paketi” gibi teklifler ciddi biçimde sorgulanmalıdır.

Gerçek bir 23. madde programında programın onaylı olması, katılımcının resmî listelerde yer alması, eğitimi başarıyla tamamlaması ve sonrasında İtalya’daki bir işveren tarafından nominatif çalışma nulla osta başvurusu yapılması gerekir. Sadece özel bir kurs sertifikası veya aracı bir şirketle yapılan sözleşme bu prosedür için yeterli değildir.

Türkiye’den başvurmayı düşünenler için pratik sonuç

Türkiye’de yaşayan ve İtalya’da çalışmak isteyen bir kişi açısından bu kanal, klasik Decreto Flussi prosedürüne önemli bir alternatif oluşturabilir. Ancak ilk adım doğrudan konsolosluğa vize başvurusu yapmak değildir. Öncelikle gerçekten onaylı bir eğitim programına dahil olunması, programın tamamlanması, kişinin SIISL sistemine kaydedilmesi ve İtalya’daki bir işverenin LFE prosedürüyle çalışma nulla osta talep etmesi gerekir.

Bu nedenle başvuru hazırlığında programın resmî niteliği, katılımcının sistemde kayıtlı olup olmadığı, işverenin hangi prosedürü kullanacağı ve vize için öngörülen süre birlikte kontrol edilmelidir. 2026’daki yeni SIISL düzenlemesi bu kanalı daha görünür ve daha yapılandırılmış hale getirmiştir; fakat prosedür yine de birbirine bağlı birkaç idari aşamadan oluşmaktadır ve her dosyanın somut şartlarına göre değerlendirilmesi gerekir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da çalışma oturumunda 2026 değişikliği: ilk izin için 30 gün, yenilemede 90 gün ve işverenin yeni bilgi yükümlülüğü

22 Mayıs 2026’dan itibaren İtalya’da “tek çalışma izni” (permesso unico di lavoro) sisteminde önemli değişiklikler yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme, çalışma amacıyla İtalya’ya gelen üçüncü ülke vatandaşları için ilk oturum izninin verilme süresini kısaltırken, yenileme işlemleri bakımından 90 günlük yeni bir süre öngörüyor ve işverene yabancı işçiyi sürecin gelişmeleri hakkında bilgilendirme yükümlülüğü getiriyor.

“Tek çalışma izni” nedir?

İtalya’da birçok çalışma amaçlı oturum izni, yabancı işçinin hem ülkede yasal olarak kalmasına hem de çalışmasına imkân veren tek bir idari belge niteliğindedir. Bu nedenle kart üzerinde “perm. unico lavoro” ibaresi yer alabilir. Düzenlemenin amacı, oturum ve çalışma hakkını tek bir sistem içinde daha açık ve öngörülebilir hale getirmektir.

16 Nisan 2026 tarihli ve 83 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile İtalya, Avrupa Birliği’nin 2024/1233 sayılı Direktifini iç hukuka aktardı. Yeni kurallar 22 Mayıs 2026 tarihinde yürürlüğe girdi ve özellikle ilk çalışma izni, yenileme süreleri ve çalışanların bilgilendirilmesi bakımından somut sonuçlar doğurdu.

İlk girişten sonra oturum izni için 30 günlük süre

Çalışma amacıyla İtalya’ya ilk kez gelen bir yabancı bakımından yeni sistemin en önemli değişikliklerinden biri, Questura’nın tek çalışma iznini düzenlemesi için öngörülen sürenin 30 güne indirilmesidir. Bu süre, başvurunun gerekli unsurlarıyla tamamlanmasından itibaren işler.

Çalışma yoluyla giriş prosedürü yine iki temel aşamadan oluşur. İlk aşamada işveren, Sportello Unico per l’Immigrazione üzerinden çalışma için gerekli “nulla osta”yı talep eder. Bu aşama için genel süre 60 gündür. Yabancı işçinin İtalya’ya girişinden ve oturum izni başvurusunun tamamlanmasından sonra ise Questura bakımından 30 günlük süre öngörülmüştür. Böylece iş amaçlı ilk giriş prosedüründe iki aşamanın toplamı bakımından 90 günlük bir çerçeve ortaya çıkar.

Yenilemede 90 günlük yeni süre

Yeni düzenleme yalnızca ilk izin bakımından süreyi kısaltmıyor. Oturum izninin yenilenmesi ve nulla osta gerektirmeyen bazı olağan oturum izinleri bakımından idarenin işlem süresi 90 gün olarak düzenlenmiştir.

Bu değişiklik başvuru sahibinin hazırlık takvimini de etkiler. Genel kural olarak, yenileme başvurusunun izin süresinin sona ermesinden önce ve artık 90 günlük süre dikkate alınarak yapılması gerekir. Bu nedenle son haftaya kadar beklemek, özellikle iş sözleşmesi, gelir belgeleri, ikamet bilgileri veya pasaport süresi bakımından eksiklik çıkması halinde ciddi sorun yaratabilir.

Pratik açıdan en doğru yaklaşım, oturum kartının bitiş tarihinden aylar önce dosyanın kontrol edilmesi, iş sözleşmesinin ve çalışma ilişkisinin devam edip etmediğinin değerlendirilmesi ve gerekli belgelerin eksiksiz hazırlanmasıdır.

İşveren artık yabancı işçiyi bilgilendirmek zorunda

2026 reformunun dikkat çekici yeniliklerinden biri de işverenin bilgi verme yükümlülüğüdür. İşveren, nulla osta süreciyle ilgili olarak aldığı önemli bildirimleri yabancı işçiye zamanında iletmek zorundadır. Bu yükümlülük, olumsuz bir karar veya prosedürü etkileyen başka bir idari iletişim bakımından da geçerlidir.

Bu kural uygulamada önemlidir. Çünkü geçmişte yabancı işçi, başvurunun hangi aşamada olduğunu veya işverenin hangi resmi bildirimi aldığını her zaman doğrudan öğrenemeyebiliyordu. Yeni sistem, işçinin kendi dosyasının durumunu bilmesini ve gerektiğinde süresi içinde hukuki adım atabilmesini güçlendirmeyi amaçlıyor.

Yeni elektronik kartta daha fazla bilgi

Yeni nesil elektronik oturum kartında çalışma hakkı ve ilgili koşullar daha açık biçimde gösterilecektir. “Perm. unico lavoro” ibaresi yanında, kartın açıklama alanlarında çalışma koşulları, haklar ve usuli güvenceler hakkında ek bilgiler yer alabilecektir.

Bu nokta yalnızca teknik bir kart değişikliği değildir. Oturum izninin hangi hakları verdiğinin açık biçimde anlaşılması, işverenler, kamu kurumları ve yabancı çalışan bakımından uygulamadaki tereddütleri azaltabilir.

Her çalışma hakkı veren izin “tek çalışma izni” değildir

Burada önemli bir ayrım yapılmalıdır. İtalya’da çalışmaya izin veren her oturum izni, hukuken “permesso unico lavoro” sayılmaz. Serbest çalışma, yatırımcı statüsü, dijital göçebe veya uzaktan çalışan izinleri, bazı şirket içi transferler, öğrenciler, geçici koruma sahipleri, sosyal koruma veya sağlık gerekçeli bazı izinler gibi çeşitli kategoriler özel düzenlemelere tabidir.

Bu nedenle kişinin yalnızca “çalışabiliyorum” demesi yeterli değildir. Hangi tür oturum iznine sahip olduğu, hangi prosedürün uygulanacağı ve yenileme veya dönüşüm bakımından hangi şartların aranacağı ayrıca incelenmelidir.

90 günlük süre otomatik kabul anlamına gelmez

Kanunda bir işlem süresi bulunması, bu sürenin sonunda başvurunun otomatik olarak kabul edilmiş sayılacağı anlamına gelmez. Questura, dosyada eksik belge bulunması, gerekli kontrollerin tamamlanmaması veya kişinin oturum şartlarını kaybetmiş olması halinde ek belge talep edebilir veya olumsuz bir karar verebilir.

Bununla birlikte, idarenin kanunda öngörülen süreleri sebepsiz biçimde aşması da hukuken önemsiz değildir. Uzun süre sonuçlandırılmayan başvurularda, dosyanın durumuna göre yazılı talep, diffida, dosyaya erişim başvurusu veya yargısal koruma yolları değerlendirilebilir.

Başvuru sahibi ne yapmalı?

Çalışma amaçlı oturum izni olan kişilerin, özellikle 2026’daki yeni kurallar sonrasında, üç noktaya dikkat etmesi yararlıdır. Birincisi, oturum kartının bitiş tarihini beklemeden yenileme dosyasını hazırlamak gerekir. İkincisi, işverenle nulla osta veya çalışma ilişkisine ilişkin tüm resmi bildirimlerin paylaşılması konusunda düzenli iletişim kurulmalıdır. Üçüncüsü, başvuru yapıldıktan sonra posta makbuzu, Questura çağrıları, sözleşmeler, UNI-LAV kayıtları ve diğer belgeler saklanmalıdır.

Bir oturum izni dosyasında sürelerin doğru hesaplanması çoğu zaman yalnızca idari bir ayrıntı değildir; çalışma hakkının, gelir sürekliliğinin ve ileride uzun süreli oturum veya vatandaşlık gibi başka statülere geçişin korunması bakımından belirleyici olabilir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia: Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – materia: Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalyan vatandaşıyla evlilik: 2026’da vatandaşlık başvurusu için süreler, B1 ve Türkiye’den gerekli belgeler

İtalyan vatandaşıyla evlilik: 2026’da vatandaşlık başvurusu için süreler, B1 ve Türkiye’den gerekli belgeler

İtalyan vatandaşıyla evli olmak, İtalyan vatandaşlığını otomatik olarak kazandırmaz. Ancak Kanun n. 91/1992’nin 5. maddesi, belirli sürelerin dolması, evliliğin devam etmesi, gerekli belgelerin sunulması ve İtalyanca bilgisinin kanıtlanması halinde vatandaşlık başvurusu yapılmasına imkân verir. Türkiye’de doğmuş veya Türk vatandaşı olan başvuru sahipleri açısından bazı belgelerin hazırlanma biçimi özellikle önemlidir.

Ne zaman başvuru yapılabilir?

İtalya’da yasal olarak ikamet eden yabancı eş, evlilik tarihinden itibaren en az iki yıllık yasal ikametin ardından vatandaşlık başvurusu yapabilir. Eşlerin ortak doğmuş veya evlat edinilmiş çocukları varsa bu süre yarıya iner ve bir yıl olur.

Başvuru sahibi yurtdışında ikamet ediyorsa genel süre evlilik tarihinden itibaren üç yıldır; ortak doğmuş veya evlat edinilmiş çocukların bulunması halinde bu süre bir buçuk yıla düşer. İtalyan eş vatandaşlığı evlilikten sonra kazanmışsa, sürenin başlangıcı bakımından eşin İtalyan vatandaşlığını kazandığı tarih esas alınır.

Türkiye’de yapılan evlilik İtalya’da kayıtlı olmalıdır

Evlilik Türkiye’de yapılmışsa, vatandaşlık başvurusundan önce evliliğin İtalya’daki yetkili belediyenin medeni hâl kayıtlarına geçirilmiş olması gerekir. Türkiye ile İtalya, çok dilli medeni hâl belgelerine ilişkin Viyana Sözleşmesi’ne taraf olduğundan, Türk makamlarınca düzenlenen çok dilli Formul B evlilik belgesi, İtalya’daki tescil işlemlerinde kural olarak İtalyanca tercüme ve apostil gerektirmez.

Bu nedenle başvuru hazırlığında yalnızca evlilik cüzdanına sahip olmak yeterli değildir. Evliliğin İtalyan medeni hâl sisteminde gerçekten tescil edilmiş olup olmadığının kontrol edilmesi gerekir.

Evlilik başvuru boyunca devam etmelidir

Vatandaşlık kararı verilene kadar evliliğin hukuken devam etmesi gerekir. Boşanma, evliliğin iptali, medeni etkilerinin sona ermesi veya hukuki ayrılık karardan önce gerçekleşirse vatandaşlık hakkı doğmaz. Buna karşılık, başvuru yapıldıktan sonra İtalyan eşin vefatı, yürürlükteki kurallara göre tek başına başvurunun düşmesine yol açmaz.

B1 düzeyinde İtalyanca şartı

Başvurunun temel koşullarından biri, Avrupa Ortak Dil Referans Çerçevesi’ne göre en az B1 düzeyinde İtalyanca bilgisinin kanıtlanmasıdır. Bu şart, tanınmış eğitim belgeleri veya yetkili kuruluşların verdiği dil sertifikalarıyla yerine getirilebilir. Kanunda öngörülen bazı özel muafiyetler saklıdır; ancak başvuru sahibinin muafiyet kapsamında olup olmadığı başvuru yapılmadan önce ayrıca kontrol edilmelidir.

Türkiye’den hazırlanacak temel belgeler

Türk vatandaşları açısından belge hazırlığı, başvurunun en çok hata yapılan bölümüdür. Genel olarak aşağıdaki belgelerin kontrol edilmesi gerekir:

  • doğum belgesi; Türkiye bakımından çok dilli Formul A kullanılabilir ve İtalya’nın İstanbul Başkonsolosluğu bilgilerine göre bu belge apostil gerektirmez;
  • Türkiye’den alınmış adli sicil belgesi ve gerekli olması halinde 14 yaşından sonra ikamet edilen veya vatandaşlığı taşınan diğer ülkelerden alınmış adli sicil belgeleri; bu belgeler kural olarak başvurudan önceki altı ay içinde düzenlenmiş, gerektiğinde apostilli ve İtalyancaya tercüme edilmiş olmalıdır;
  • geçerli kimlik veya pasaport;
  • İtalya’daki belediyeden alınmış evlilik kayıt belgesi;
  • B1 düzeyindeki dil şartını gösteren belge veya uygulanabilir bir muafiyeti kanıtlayan belge;
  • 250 avroluk vatandaşlık katkı payının ödendiğini gösteren belge;
  • İtalya’da ikamet edenler açısından ikamet ve yasal kalış durumunu gösteren belgeler.

Başvuru çevrim içi yapılır

Vatandaşlık başvurusu İçişleri Bakanlığı’nın vatandaşlık portalı üzerinden elektronik olarak yapılır. İtalya’da ikamet eden kişiler bakımından dosya yetkili Prefettura tarafından, yurtdışında ikamet edenler bakımından ise ilgili İtalyan diplomatik veya konsolosluk makamı tarafından yürütülür.

Başvuru gönderildikten sonra dosyaya bir K10/C kodu atanır. Başvuru sahibi, portal üzerindeki iletişimleri ve gerektiğinde IO uygulamasını düzenli şekilde kontrol etmelidir. Eksik belge taleplerinin veya idari bildirimlerin gözden kaçırılması işlemin uzamasına veya olumsuz sonuçlanmasına yol açabilir.

Karar süresi: 24 ay, gerektiğinde 36 aya kadar

Usulüne uygun ve eksiksiz başvurular bakımından kanuni işlem süresi 24 aydır ve gerekli görülmesi halinde en fazla 36 aya kadar uzatılabilir. Bu sürenin hesaplanmasında başvurunun eksiksiz sunulması önemlidir; sonradan istenen belgeler ve idari incelemeler süreci fiilen etkileyebilir.

Başvurudan önce yapılması gereken son kontrol

Evlilik yoluyla vatandaşlıkta en önemli mesele yalnızca gerekli sürenin dolmuş olması değildir. Evliliğin İtalya’da tescili, yasal ikametin kesintisizlığı, B1 şartı, yabancı adli sicil belgelerinin geçerlilik süresi ve başvuru tarihindeki aile durumunun birlikte kontrol edilmesi gerekir. Özellikle Türkiye’den alınan belgelerde yanlış belge türü, eksik apostil veya gereksiz tercüme masrafı sık karşılaşılan sorunlardır.

Başvuru yapılmadan önce dosyanın bütün olarak kontrol edilmesi, sonradan ortaya çıkabilecek uzun gecikmeleri ve belge tamamlama taleplerini önemli ölçüde azaltabilir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 — Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da güçlü sosyal bağlar oturum hakkını koruyabilir: Cassazione’den özel ve aile hayatına ilişkin önemli karar

İtalya’da uzun süredir yaşayan, çalışan, aile ve sosyal bağlar kuran bir yabancının durumu yalnızca mevcut oturum izninin türüne göre değerl...