sabato 12 settembre 2026

İtalya’da vatandaşlık başvurusu: Türk vatandaşları için 10 yıl, gelir, B1 ve kesintisiz ikamet şartları

İtalya’da uzun yıllardır yaşayan birçok Türk vatandaşı için vatandaşlık başvurusunda en çok bilinen kural “10 yıl ikamet” şartıdır. Ancak uygulamada yalnızca on yılın dolmuş olması yeterli değildir. İkametin hukuka uygun ve kesintisiz olması, son üç yıllık gelir durumunun yeterli bulunması, İtalyanca dil şartının karşılanması ve yabancı ülkelerden alınan belgelerin usulüne uygun biçimde hazırlanması gerekir. Bu nedenle başvuru yapılmadan önce yalnızca takvime değil, bütün idari geçmişe bakılması önem taşır.

On yıl hangi tarihten itibaren hesaplanır?

Türk vatandaşları, Avrupa Birliği vatandaşı olmayan üçüncü ülke vatandaşları bakımından geçerli olan genel kurala tabidir. İtalyan vatandaşlığının ikamet yoluyla talep edilebilmesi için kural olarak İtalya’da en az on yıl yasal ikamet gerekir. Buradaki esas nokta, sürenin yalnızca İtalya’ya ilk giriş tarihinden itibaren hesaplanmamasıdır. İkametin hem yabancılar hukuku bakımından düzenli olması hem de belediye nüfus kayıtlarında hukuka uygun şekilde sürdürülmüş olması gerekir.

Bu nedenle anagrafe kaydındaki kesintiler, yurt dışına taşınma kayıtları, “irreperibilità” nedeniyle nüfus kaydından silinme veya ikamet statüsündeki başka düzensizlikler başvuruyu doğrudan etkileyebilir. Başvuru öncesinde tarihsel ikamet kaydının kontrol edilmesi, özellikle farklı belediyelerde yaşamış kişiler bakımından önemlidir.

Gelir şartı yalnızca başvuru yılını ilgilendirmez

Vatandaşlık makamları, başvurudan önceki son üç yıla ait gelir durumunu inceler. Resmî idari uygulamada tek başına başvuran kişi için yıllık asgari gelir eşiği 8.263,31 avro, eşin bakmakla yükümlü olunan kişi olması hâlinde ise 11.362,05 avro olarak esas alınır; ayrıca her ilave bakmakla yükümlü çocuk için 516 avro eklenir.

Aynı aile durum belgesinde yer alan bazı aile bireylerinin gelirleri de belirli koşullarla hesaba katılabilir. Ancak bu durumda ilgili aile bireylerinin gelirleri ve destek beyanları başvuru dosyasında doğru şekilde gösterilmelidir. Dolayısıyla yalnızca mevcut iş sözleşmesinin veya güncel maaşın yeterli olması, önceki yıllardaki gelir eksikliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

B1 düzeyinde İtalyanca bilgisi

İkamet yoluyla vatandaşlık başvurusunda, kural olarak Avrupa Ortak Dil Referans Çerçevesi’nin en az B1 düzeyine karşılık gelen İtalyanca bilgisi aranır. Dil şartının nasıl belgeleneceği, kişinin eğitim geçmişine ve sahip olduğu oturum statüsüne göre değişebilir. Kanunda öngörülen bazı istisna hâlleri dışında, tanınmış bir kurum tarafından verilen uygun dil sertifikasının başvuru dosyasına eklenmesi gerekir.

Bu aşamada sık karşılaşılan sorunlardan biri, kişinin İtalyanca konuşabiliyor olmasına rağmen mevzuatın kabul ettiği belgeyi sunmamasıdır. Vatandaşlık prosedüründe fiilî dil bilgisi ile bu bilginin usulüne uygun biçimde kanıtlanması aynı şey değildir.

Türk belgelerinde isim ve kimlik bilgilerinin uyumu önemlidir

Başvuru çevrim içi olarak yapılır ve doğum belgesi ile adli sicil belgesi gibi yabancı belgelerin, uygulanabilir uluslararası kurallara göre apostil veya gerekli tasdik işlemlerinden geçirilmiş ve İtalyancaya usulüne uygun biçimde çevrilmiş olması gerekir. Özellikle ad, soyad, doğum yeri ve doğum tarihi bilgilerinin İtalyan belgeleriyle yabancı belgelerde aynı şekilde görünmesi büyük önem taşır.

Evlenme nedeniyle soyadı değişen kişilerde, farklı alfabe kullanımlarında veya pasaport ile doğum belgesindeki yazım farklılıklarında ek belge gerekebilir. Küçük görünen bir kimlik uyuşmazlığı, dosyanın tamamlanmasını geciktirebilir veya idarenin ek açıklama istemesine yol açabilir.

Başvuru otomatik vatandaşlık hakkı doğurmaz

İkamet yoluyla vatandaşlık, bütün biçimsel şartların yerine getirilmesiyle otomatik olarak kazanılan bir statü değildir. İdare, ikamet süresi ve gelir yanında adli geçmişi, kamu güvenliği açısından değerlendirmeleri ve başvuranın İtalya’daki entegrasyonunu da dikkate alabilir. Bu nedenle “10 yıl dolduysa vatandaşlık kesinleşir” düşüncesi hukuken doğru değildir.

Başvuru için 250 avroluk katkı payı ve 16 avroluk damga vergisi öngörülmektedir. Başvuru tamamlandıktan sonra dosya çevrim içi vatandaşlık portalından takip edilir. Güncel düzenlemeye göre 20 Aralık 2020’den sonra sunulan başvurular için işlem süresi 24 ay olup, bu süre en fazla 36 aya kadar uzatılabilir. Bu dönemde portalda yer alan bildirimlerin, e-posta adresinin ve dijital bildirim kanallarının düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir.

Başvuru öncesi kontrol neden önemlidir?

Vatandaşlık dosyalarında en önemli hata, başvurunun yalnızca ikamet süresine bakılarak hazırlanmasıdır. Oysa on yıllık ikamet zinciri, gelir yılları, dil belgesi, adli sicil kayıtları ve yabancı belgelerdeki kimlik bilgileri birlikte değerlendirilmelidir. Eksiklik başvuru yapıldıktan sonra fark edildiğinde süreç uzayabilir; bazı durumlarda ise ret riski ortaya çıkabilir.

Bu nedenle özellikle uzun süre İtalya’da yaşamış, birden fazla belediyede ikamet etmiş, geçmişte oturum izni veya anagrafe kaydında kesinti yaşamış ya da Türkiye ile İtalya’daki belgelerinde farklı kimlik bilgileri bulunan kişilerin başvurudan önce dosyalarını bütüncül biçimde kontrol etmeleri yerinde olur.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

venerdì 11 settembre 2026

İtalya’da öğrenci oturum izninden çalışma iznine geçiş: kota bekleme zorunluluğu artık yok

İtalya’da öğrenci oturum izninden çalışma iznine geçiş: kota bekleme zorunluluğu artık yok

İtalya’da eğitim gören yabancılar açısından önemli bir değişiklik artık kalıcı bir uygulama haline gelmiştir: geçerli bir öğrenci, mesleki eğitim veya staj oturum izninin çalışma iznine çevrilmesi için yıllık “Decreto Flussi” kotasının açılmasını beklemek gerekmemektedir. Gerekli şartlar mevcutsa başvuru yılın herhangi bir döneminde yapılabilir.

Öğrenci oturum izni hangi çalışma imkânını verir?

İtalya’da eğitim amacıyla verilen oturum izni, sahibine sınırlı ölçüde çalışma hakkı da tanır. Genel kural olarak öğrenci, haftada en fazla 20 saat ve yılda toplam en fazla 1.040 saat bağımlı olarak çalışabilir. Bu sınırlar, eğitimin temel amaç olmaya devam etmesini ve çalışma faaliyetinin ikincil nitelikte kalmasını sağlamak için öngörülmüştür.

Ancak öğrenciye daha yoğun veya sürekli bir iş imkânı sunulması, mezuniyet sonrasında çalışma hayatına geçilmesi ya da kişinin mesleki faaliyetini esas yaşam amacı haline getirmek istemesi durumunda, mevcut oturum izninin çalışma amaçlı bir izne dönüştürülmesi gerekir.

Artık yıllık kota beklenmiyor

Geçmişte öğrenci oturum izninin çalışma iznine çevrilmesi, “Decreto Flussi” kapsamında ayrılan yıllık sayısal kotalara bağlıydı. Bu sistem, uygun bir iş bulmuş olan öğrencilerin dahi kota bulunmadığı için aylarca beklemesine veya başvuru yapamamasına yol açabiliyordu.

2023 yılında yapılan yasal değişiklikle bu sınırlama kaldırıldı. Bugün geçerli bir öğrenci, eğitim veya staj oturum izni, şartların bulunması halinde işçi olarak çalışma amacıyla veya serbest çalışma amacıyla yıl içinde herhangi bir zamanda dönüştürülebilir. Başka bir ifadeyle, bu işlem için belirli bir “click day” beklemek ya da Decreto Flussi kapsamında boş kota bulunup bulunmadığını araştırmak artık gerekli değildir.

Bağımlı çalışma iznine geçiş

Bir işveren tarafından işe alınacak kişi bakımından dönüşüm talebi, İçişleri Bakanlığının Portale Servizi ALI sistemi üzerinden, ikamet edilen ilin Sportello Unico per l’Immigrazione birimine iletilir. Başvuruda iş teklifinin ve çalışma ilişkisinin temel unsurlarının belgelenmesi gerekir. Kullanılacak elektronik form, başvuru sahibinin durumuna göre değişebilir; uygulamada öğrenci statüsünden bağımlı çalışmaya geçiş için VA veya, belirli durumlarda, V2 modelleri kullanılmaktadır.

İdare, iş ilişkisinin gerçekliğini, işverenin durumunu ve çalışma sözleşmesinin mevzuata uygunluğunu inceleyebilir. Bu nedenle yalnızca bir iş teklifi bulunması yeterli değildir; başvuru dosyasının sözleşme, işveren bilgileri ve istenen diğer belgeler bakımından eksiksiz hazırlanması önem taşır.

Serbest çalışma iznine geçiş de mümkündür

Öğrenci oturum izni yalnızca bağımlı çalışma için değil, serbest çalışma amacıyla da dönüştürülebilir. Bu durumda yapılacak mesleki veya ticari faaliyetin niteliğine göre gerekli ruhsat, izin, oda kaydı, mesleki yeterlilik veya mali kaynakların bulunduğunun gösterilmesi istenebilir. Serbest çalışma başvurularında Z veya belirli durumlarda Z2 formu kullanılmaktadır.

En önemli nokta: oturum izninin geçerlilik süresi

Kota şartının kaldırılmış olması, başvurunun süresiz olarak ertelenebileceği anlamına gelmez. Dönüşüm talebinin, kural olarak mevcut öğrenci veya eğitim oturum izni henüz geçerliyken yapılması gerekir. Bu nedenle mezuniyet, iş teklifi veya çalışma koşullarındaki değişiklik sonrasında işlemin son güne bırakılması ciddi risk yaratabilir.

Özellikle oturum izninin bitiş tarihi yaklaşmışsa, işverenle anlaşma sağlandıktan sonra gerekli belgelerin hızla hazırlanması ve elektronik başvurunun zamanında gönderilmesi gerekir. Portale Servizi ALI üzerinden gelen bildirimlerin düzenli kontrol edilmesi de önemlidir; çünkü ek belge talepleri ve Sportello Unico tarafından yapılacak çağrılar çoğu zaman bu sistem üzerinden tebliğ edilir.

Türk vatandaşları açısından pratik sonuç

İtalya’da üniversite, yüksek lisans, mesleki eğitim veya uygun bir eğitim programı için bulunan Türk vatandaşları açısından bu düzenleme önemli bir hukuki fırsattır. İtalya’da eğitim sırasında bir iş ilişkisi kurulmuşsa veya eğitim sonrasında iş teklifi alınmışsa, yıllık işçi giriş kotalarını beklemek çoğu durumda gerekli değildir.

Bu nedenle “Decreto Flussi açılmadı, çalışma iznine geçemem” düşüncesi artık öğrenci oturum izninin dönüşümü bakımından doğru değildir. Asıl değerlendirilmesi gereken hususlar, mevcut oturum izninin geçerliliği, yapılacak işin veya serbest faaliyetin hukuki şartları ve başvuru dosyasının zamanında ve eksiksiz hazırlanmasıdır.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia: Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da oturum izni kartını beklerken çalışmak: 2026’da başvuru makbuzunun sağladığı haklar

İtalya’da oturum izni kartını beklerken çalışmak: 2026’da başvuru makbuzunun sağladığı haklar

İtalya’da oturum izninin ilk kez düzenlenmesi, yenilenmesi veya başka bir izin türüne dönüştürülmesi her zaman kartın kısa sürede teslim edilmesiyle sonuçlanmaz. Ancak plastik kartın henüz basılmamış olması, başvurunun usulüne uygun biçimde yapılmış olması ve talep edilen oturum izninin çalışma hakkı vermesi halinde, yabancının çalışma hayatından dışlanması anlamına gelmez. 2025 ve 2026 yıllarında yapılan değişiklikler bu korumayı daha açık hale getirmiştir.

Başvuru makbuzu neden önemlidir?

İtalyan Göç Kanunu’nun 5. maddesinin 9-bis fıkrası uyarınca, oturum izninin ilk düzenlenmesi, yenilenmesi veya dönüştürülmesi için başvuruda bulunan yabancı, idarenin işlemi sonuçlandırmasını beklediği süre boyunca kural olarak İtalya’da yasal olarak kalmaya ve ilgili izin türünün sağladığı haklardan yararlanmaya devam eder. Bu hakların içinde çalışma hakkı da bulunmaktadır.

2025 tarihli düzenleme ile koruma yalnızca ilk izin ve yenileme süreçleriyle sınırlı bırakılmamış, izin türünün dönüştürülmesi için yapılan başvurulara da açık biçimde genişletilmiştir. Bu nedenle, örneğin çalışma hakkı veren bir izin türüne dönüştürme talebini usulüne uygun olarak sunan kişi, yalnızca yeni kart henüz çıkmadığı için çalışma imkanını kaybetmiş sayılmaz.

Bu süreçte temel belge, Questura veya yetkili posta sistemi tarafından verilen ve başvurunun yapıldığını gösteren ricevuta, yani başvuru makbuzudur. Kanun, çalışabilmek için mutlaka belirli bir biçimde düzenlenmiş özel bir makbuz aranmasını öngörmemekte; başvurunun gerçekten ve usulüne uygun şekilde sunulduğunu ispatlayan makbuzu esas almaktadır.

Yeni bir işveren sizi makbuzla işe alabilir mi?

Evet. Sırf oturum kartı henüz teslim edilmediği için işe alımın hukuken imkânsız olduğu söylenemez. İşveren, yabancı işçiyi işe almadan önce olağan zorunlu bildirimi yapmak zorundadır. Bağımlı çalışmada bu işlem UNILAV bildirimi ile gerçekleştirilir; ev hizmetlerinde ise gerekli bildirim INPS üzerinden yapılır.

İdarenin 2026 yılında yayımladığı güncel açıklamalara göre, UNILAV sisteminde oturum belgesinin durumu için “izin verilmesini bekliyor” veya “yenileme aşamasında” seçenekleri kullanılabilir. İlk izin başvurusu henüz sonuçlanmamışsa son kullanım tarihi bulunmayan bekleme durumu da belirtilebilir. Dolayısıyla işverenin hukuki yükümlülüğü, kartın fiziksel olarak mevcut olmasını beklemek değil, işe alımı doğru biçimde bildirmek ve yabancının başvuru sürecini belgeleyen makbuzu kontrol etmektir.

Makbuzun üzerinde yazılı süre dolarsa çalışma hakkı sona erer mi?

Bu nokta uygulamada özellikle önemlidir. Elektronik oturum izni başvurularında verilen bazı makbuzlarda dokuz aya kadar bir geçerlilik tarihi görülebilir. Ancak idari işlem bu süre içinde tamamlanmamışsa, makbuz üzerindeki tarihin dolması tek başına çalışma ilişkisinin sona ermesi anlamına gelmez. İçişleri Bakanlığı tarafından benimsenen uygulamaya göre, gecikme yabancıya yüklenemiyorsa ve dosya halen Questura tarafından inceleniyorsa çalışma ilişkisi devam edebilir. Yabancının ise çağrılara ulaşılabilir olması ve kesin oturum kartı verildiğinde bunu işverene ibraz etmesi gerekir.

2026’da Questura için yeni süreler

4 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe giren 16 Nisan 2026 tarihli ve 83 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, AB 2024/1233 sayılı Direktifi İtalyan hukukuna aktarmıştır. Yeni düzenlemeye göre tek çalışma izni kapsamındaki ilk düzenleme başvurularında Questura, başvuru tamamlandıktan sonra oturum iznini kural olarak 30 gün içinde düzenlemelidir. Yenilemeler ve nulla osta gerektirmeyen olağan izin işlemleri bakımından ise yasal idari süre 90 gün olarak belirlenmiştir.

Bu sürelerin varlığı, uygulamada her dosyanın mutlaka aynı süre içinde sonuçlanacağı anlamına gelmez. Buna karşılık idarenin gecikmesi, yabancının usulüne uygun başvuru yapmış olması halinde kendiliğinden çalışma hakkını ortadan kaldırmaz. Kanunun amacı tam tersine, bürokratik gecikmenin düzenli çalışan kişiyi kayıt dışı çalışmaya veya iş kaybına sürüklememesidir.

Başvurunun reddedilmesi halinde ne olur?

Başvuru beklemedeyken sağlanan çalışma hakkı, olumlu bir sonuç garantisi değildir. Questura oturum izninin verilmesini, yenilenmesini veya dönüştürülmesini reddederse, yalnızca makbuza dayanarak çalışma hakkının devam ettiği varsayılamaz. Bu aşamada ret kararının gerekçesi, tebliğ tarihi ve başvurulabilecek hukuki yol dikkatle incelenmelidir; çünkü bazı durumlarda yargı yoluna başvurulması ve kararın etkilerinin durdurulmasının istenmesi mümkün olabilir.

Pratik olarak hangi belgeler saklanmalıdır?

Oturum kartını bekleyen bir kişinin başvuru makbuzunu, süresi dolmuş olsa bile önceki oturum kartının aslını veya kopyasını, pasaportunu, varsa Questura randevu veya çağrı belgelerini ve çalışma ilişkisine ilişkin UNILAV ya da INPS bildirimlerini birlikte saklaması önemlidir. Bir işveren, banka, kamu kurumu veya başka bir idare kartın henüz çıkmadığını gerekçe göstererek işlem yapmakta tereddüt ederse, başvurunun devam ettiğini kanıtlayan bu belgeler hukuki durumun açıklanmasında temel rol oynar.

Sonuç olarak, İtalya’da oturum izni prosedürünün uzun sürmesi ile yabancının hukuki statüsünü birbirinden ayırmak gerekir. Başvuru zamanında ve usulüne uygun yapılmışsa, ilgili izin çalışma hakkı veriyorsa ve dosya henüz kesin olarak reddedilmemişse, kartın fiziksel olarak elde bulunmaması tek başına düzenli çalışmaya engel değildir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da AB Mavi Kartı 2026: Türk uzmanlar için kota dışı çalışma yolu

İtalya’da yüksek nitelikli bir işte çalışmak isteyen Türk vatandaşları için AB Mavi Kartı (Carta Blu UE), klasik Decreto Flussi kotalarına bağlı olmayan ve 2026 yılında daha da hızlandırılmış bir yasal giriş yoludur. Özellikle üniversite mezunları, teknik uzmanlar, mühendisler, bilişim profesyonelleri ve uzun mesleki deneyime sahip çalışanlar bakımından bu sistem, İtalya’ya iş amacıyla gelmenin en önemli alternatiflerinden biridir.

AB Mavi Kartı neden farklıdır?

AB Mavi Kartı, İtalya Göç Kanunu’nun 27-quater maddesinde düzenlenen, yüksek nitelikli çalışanlara yönelik özel bir oturum ve çalışma iznidir. En önemli özelliği, yıllık Decreto Flussi kotalarının dışında işlemesidir. Bu nedenle işverenin belirli bir “click day” tarihini beklemesi veya o yıl için ayrılan kotada yer bulması gerekmez. Gerekli koşullar mevcutsa başvuru yıl içinde yapılabilir.

Bu husus özellikle Türkiye’de yaşayan ve İtalya’dan somut bir iş teklifi alan nitelikli çalışanlar açısından önemlidir. Normal işçi girişlerinde kota ve başvuru takvimi belirleyici olabilirken, Mavi Kart prosedüründe esas olan işin yüksek nitelik gerektirmesi, çalışanın gerekli eğitim veya mesleki deneyimi taşıması ve teklif edilen sözleşmenin yasal şartlara uygun olmasıdır.

Üniversite diploması her zaman zorunlu değildir

Mavi Kart sisteminin güncel yapısı yalnızca üniversite mezunlarına açık değildir. Başvuru sahibi, en az üç yıllık yükseköğrenim veya uygun bir yüksek mesleki yeterlilik belgesiyle gerekli niteliği kanıtlayabilir. Bunun yanında, belirli durumlarda eğitim belgesi yerine ilgili meslek veya sektörde en az beş yıllık nitelikli mesleki deneyim de yeterli olabilir.

Bilgi ve iletişim teknolojileri alanındaki yönetici ve uzmanlar için daha özel bir düzenleme vardır: başvurudan önceki yedi yıl içinde edinilmiş en az üç yıllık ilgili mesleki deneyim, gerekli yüksek mesleki yeterliliğin kanıtlanmasında kullanılabilir. Bu nedenle, özellikle yazılım, bilişim, ağ sistemleri, veri, siber güvenlik ve benzeri alanlarda çalışan kişilerin sadece diploma durumuna bakarak Mavi Kart seçeneğini dışlamaması gerekir.

İş teklifinin süresi ve ücret şartı

İtalyan işverenin en az altı ay süreli bir iş sözleşmesi teklifi veya bağlayıcı iş teklifi sunması gerekir. Teklif edilen iş, başvurucunun yüksek mesleki niteliğini gerektiren bir faaliyet olmalıdır. Ücret ise hem uygulanabilir ulusal toplu iş sözleşmesindeki seviyenin altında olamaz hem de mevzuatta öngörülen yıllık brüt ücret eşiğini karşılamalıdır.

Ücret eşiği sabit ve yıllarca değişmeyen bir rakam olarak değerlendirilmemelidir; uygulamada ISTAT tarafından yayımlanan en güncel yıllık ortalama brüt ücret verileri esas alınır. Bu nedenle başvuru hazırlanırken geçmiş yıllara ait internet bilgileriyle hareket etmek yerine, başvuru tarihindeki güncel eşiğin ve uygulanacak toplu iş sözleşmesinin kontrol edilmesi gerekir.

Türkiye’de alınan diploma ve belgeler nasıl kullanılmalıdır?

Türkiye’de düzenlenen eğitim ve mesleki belgelerin İtalya’daki başvuruda kullanılabilmesi için belge türüne göre usulüne uygun tasdik ve İtalyanca tercüme gerekir. Yükseköğretim diploması bakımından ayrıca İtalyan diplomatik makamlarınca düzenlenen “Dichiarazione di Valore” veya koşulları mevcutsa CIMEA tarafından verilen karşılaştırılabilirlik ve doğrulama belgeleri kullanılabilir.

Mesleki deneyim üzerinden başvuru yapılacaksa, yalnızca genel bir özgeçmiş çoğu zaman yeterli değildir. Çalışılan sektörün, görevin ve deneyim süresinin somut biçimde ortaya konulabilmesi için önceki iş sözleşmeleri, maaş bordroları ve gerektiğinde işveren beyanları önem taşır. Düzenlemelerin amacı, ileri sürülen yüksek mesleki niteliğin objektif belgelerle doğrulanabilmesidir.

2026’da nulla osta için 30 günlük süre

2026 bakımından önemli yeniliklerden biri prosedür süresinin kısaltılmış olmasıdır. 2 Aralık 2025 tarihli 182 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin ardından, Mavi Kart için gerekli çalışma nulla osta’sının verilmesine ilişkin yasal süre 30 güne indirilmiştir. Başvuru işveren tarafından yetkili Sportello Unico per l’Immigrazione üzerinden yapılır ve dosyanın eksiksiz olması büyük önem taşır.

Olumlu karar sonrasında, Türkiye’de bulunan çalışan yetkili İtalyan diplomatik-konsolosluk makamına çalışma vizesi için başvurur. Kişi zaten İtalya’da yasal olarak başka bir nedenle bulunuyorsa, kanunun izin verdiği durumlarda Mavi Kart prosedürü İtalya içinden de yürütülebilir. Güncel düzenlemeler, mevsimlik çalışanlar, uluslararası koruma sahipleri ve bazı araştırma veya şirket içi transfer izinlerine sahip yabancılar bakımından da önceki sisteme göre daha geniş bir erişim alanı sağlamaktadır.

19 Haziran 2026’dan itibaren dijital sözleşme işlemleri

İçişleri Bakanlığı hizmet portalında 19 Haziran 2026’dan itibaren Mavi Kart başvurularına ilişkin oturum sözleşmesinin elektronik olarak imzalanıp gönderilmesine imkân veren yeni işlev devreye alınmıştır. İşçi İtalya’ya geldikten sonra işveren, giriş bilgilerini portalın ilgili bölümüne kaydeder ve daha sonra kendisine PEC yoluyla iletilen belgeleri imzalayıp elektronik olarak Sportello Unico’ya gönderir.

Çalışanın imzasının mutlaka dijital olması gerekmez; mevzuat ve güncel portal uygulaması, çalışanın el yazısıyla imzalamasına da imkân tanımaktadır. Bununla birlikte, girişten sonraki işlemlerin zamanında tamamlanması gerekir. Vize alınmış olması tek başına prosedürün bütün aşamalarının tamamlandığı anlamına gelmez; sözleşme, oturum izni ve ilgili bildirimler birbirini takip eden hukuki aşamalardır.

İşveren değişikliği mümkündür, ancak ilk yıl özel kurallara tabidir

Mavi Kart sahibinin İtalya’daki ilk on iki aylık yasal çalışması sırasında başka bir yüksek nitelikli işe geçmesi mümkündür; ancak işveren değişikliği önceden yetkili Ispettorato Territoriale del Lavoro’nun değerlendirmesine tabidir. Buna karşılık, Mavi Kart sahibi gerekli izin ve mesleki koşulları karşılamak kaydıyla yüksek nitelikli ücretli işiyle paralel olarak bağımsız çalışma faaliyeti de yürütebilir.

İşin kaybedilmesi de her durumda oturum hakkının aynı gün sona erdiği anlamına gelmez. Mavi Kart düzenlemesi, belirli koşullarla yeni bir yüksek nitelikli iş aramak için hukuki koruma sağlar. Ancak iş değişikliği, işsizlik süresi ve kartın yenilenmesi somut dosyanın özelliklerine göre birlikte değerlendirilmelidir.

Türk vatandaşları açısından pratik sonuç

İtalya’dan nitelikli bir iş teklifi alan Türk vatandaşları için ilk soru yalnızca “Decreto Flussi kotası açık mı?” olmamalıdır. İşin niteliği, çalışanın diploması veya mesleki deneyimi ve teklif edilen ücret uygun ise, Mavi Kart çoğu zaman kota sisteminden bağımsız ve daha öngörülebilir bir seçenek oluşturabilir. Özellikle mühendislik, teknoloji, bilişim, teknik uzmanlık ve yüksek mesleki deneyim gerektiren alanlarda bu yolun baştan değerlendirilmesi, yanlış bir prosedüre girilmesini ve aylarca gereksiz beklenmesini önleyebilir.

Başvuru öncesinde eğitim veya deneyim belgelerinin uygun biçimde hazırlanması, ücret eşiğinin güncel veriler üzerinden kontrol edilmesi ve işverenin Sportello Unico prosedürünü doğru model üzerinden başlatması belirleyici önemdedir. Mavi Kart hızlı ve avantajlı bir sistemdir; ancak bu avantaj, dosyanın hukuken doğru kurulmasına bağlıdır.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’ya kısa süreli seyahatte EES: Türk vatandaşları için 90/180 gün, biyometri ve 6 Ekim 2026 uyarısı

İtalya’ya kısa süreli seyahatte EES: Türk vatandaşları için 90/180 gün, biyometri ve 6 Ekim 2026 uyarısı

10 Nisan 2026’dan itibaren Giriş/Çıkış Sistemi (EES), Schengen dış sınırlarında kısa süreli seyahat eden üçüncü ülke vatandaşları bakımından tam olarak uygulanıyor. Türk vatandaşları açısından bu değişiklik özellikle önemlidir: kısa süreli Schengen vizesiyle İtalya’ya giriş ve çıkışlar artık pasaport damgalarından ziyade elektronik kayıtlar üzerinden takip ediliyor.

EES kimlere uygulanıyor?

EES, Schengen alanına 180 günlük herhangi bir dönem içinde en fazla 90 gün süreyle gelen üçüncü ülke vatandaşlarını kapsar. Türk vatandaşları kural olarak kısa süreli Schengen vizesine tabi olduklarından, turizm, aile ziyareti veya kısa süreli iş seyahati amacıyla İtalya’ya geldiklerinde sistem kapsamındadır. Buna karşılık İtalya veya başka bir Schengen ülkesi tarafından verilmiş geçerli oturum izni ya da uzun süreli ulusal vize sahipleri EES kapsamında değerlendirilmez.

Sınırda hangi bilgiler kaydediliyor?

İlk kayıt sırasında seyahat belgesi bilgileri, giriş veya çıkış tarihi ve yeri ile biyometrik veriler sisteme işlenir. EES; yüz görüntüsü ve, uygulanabilir olduğu ölçüde, parmak izi verilerini kullanarak sonraki geçişlerde kimlik doğrulamasını kolaylaştırır. Sistem ayrıca giriş reddi kararlarını ve izin verilen kalış süresinin aşılması ihtimalini de elektronik olarak izler.

90/180 kuralı değişmedi

EES yeni bir oturum hakkı yaratmaz ve Schengen’in temel kısa süreli kalış kuralını değiştirmez. Bir kişi, 180 günlük hareketli dönem içinde Schengen alanında toplam en fazla 90 gün kalabilir. İtalya’da geçirilen günler, aynı dönemde Fransa, Almanya, Hollanda veya EES’yi kullanan diğer Schengen ülkelerinde geçirilen kısa süreli kalışlarla birlikte hesaplanır. Bu nedenle yalnızca İtalya’da geçirilen günleri saymak hukuken yeterli değildir.

Pasaport damgasına güvenmek artık yeterli değil

10 Nisan 2026’dan sonra EES’nin tam olarak faaliyete geçmesiyle birlikte kısa süreli giriş ve çıkışların temel kaydı elektronik hale geldi. Bu durum, özellikle sık seyahat edenler bakımından önemli bir pratik sonuç doğurur: kişinin pasaportundaki damgalara bakarak kalan gün sayısını güvenli biçimde hesaplaması artık mümkün olmayabilir. Seyahat tarihleri ayrıca kişisel olarak da saklanmalı ve 90/180 hesabı dikkatle yapılmalıdır.

Çevrim içi EES aracı ve 6 Ekim 2026’ya kadar önemli uyarı

Avrupa Birliği, kişinin EES ülkelerinde kaç gün daha kalabileceğini kontrol etmeye yarayan çevrim içi bir doğrulama aracı sunmaktadır. Ancak resmi bilgilendirmeye göre, 6 Ekim 2026 tarihi dahil olmak üzere önemli bir geçiş dönemi uyarısı vardır: 12 Ekim 2025 ile 9 Nisan 2026 arasında tek girişli veya çift girişli bir vizenin izin verdiği girişlerden biri kullanılmışsa, bu kullanım EES’ye kaydedilmemiş olabileceğinden sistemde görünen “OK” sonucu tek başına güvenilir olmayabilir. Böyle bir durumda vizedeki giriş sayısı, eski pasaport damgaları ve fiilî seyahat geçmişi birlikte değerlendirilmelidir.

Süre aşımı neden daha görünür hale geldi?

EES’nin temel işlevlerinden biri, izin verilen kısa süreli kalış süresini aşan kişileri elektronik kayıtlar üzerinden tespit etmektir. Geçmişte eksik veya okunaksız damgalar nedeniyle ortaya çıkabilen belirsizlikler artık önemli ölçüde azalacaktır. Vize süresinin veya 90/180 kuralının aşılması; ileride yapılacak vize başvurularında, sınır kontrollerinde ve gerektiğinde geri dönüş işlemlerinde olumsuz sonuç doğurabilir.

Türkiye’den İtalya’ya seyahat edecekler ne yapmalı?

Seyahatten önce yalnızca vizenin son geçerlilik tarihine bakılmamalıdır. Vizenin tek, çift veya çok girişli olup olmadığı, izin verilen toplam kalış süresi, son 180 gün içindeki Schengen seyahatleri ve EES kayıtları birlikte kontrol edilmelidir. Özellikle çok sık seyahat eden kişiler, her giriş ve çıkış tarihini ayrıca muhafaza etmeli; uzun süreli vize veya oturum iznine sahip olanlar ise sınırda bu belgeyi pasaportlarıyla birlikte ibraz etmeye hazır olmalıdır.

EES sınır kontrolünü dijitalleştirmiştir; fakat kişinin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmamıştır. Türk vatandaşları açısından en güvenli yaklaşım, her seyahatten önce hem vize şartlarını hem de 90/180 günlük kalış hesabını ayrı ayrı kontrol etmektir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

giovedì 10 settembre 2026

İtalya’da tamamlayıcı koruma: iş, dil ve sosyal bağlar birlikte değerlendirilmelidir

İtalya’da bir yabancının çalışma geçmişi, İtalyanca öğrenme çabası ve sosyal ilişkileri, tamamlayıcı koruma değerlendirmesinde birbirinden kopuk şekilde ele alınamaz. Yargıtay’ın 2026 tarihli son kararları, özel ve aile hayatına ilişkin incelemenin somut ve bütüncül yapılması gerektiğini açık biçimde vurgulamaktadır.

İtalya’da uluslararası koruma veya tamamlayıcı koruma talebinde bulunan kişiler bakımından en sık karşılaşılan sorunlardan biri, kişinin İtalya’da kurduğu hayatın idari makamlar veya mahkemeler tarafından nasıl değerlendirileceğidir. Özellikle çalışma sözleşmesinin kısa süreli olması, İtalyanca seviyesinin henüz temel düzeyde bulunması ya da kişinin bağımsız bir konuta veya İtalya’da yakın aile bireylerine sahip olmaması, tek başına olumsuz sonuca götürmemelidir.

Yargıtay: değerlendirme parçalı değil, bütüncül yapılmalı

İtalya Yargıtayı’nın Birinci Hukuk Dairesi, 4 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan 17852/2026 sayılı kararında, tamamlayıcı koruma bakımından entegrasyon unsurlarının tek tek küçümsenmesini hukuken hatalı buldu. Somut olayda başvurucunun belirli süreli iş sözleşmeleri ve yalnızca temel düzeyde İtalyanca bilgisi vardı; ayrıca İtalya’da aile bağları ve bağımsız konutu bulunmuyordu.

Mahkeme, bu unsurları ayrı ayrı ele alarak çalışma ilişkilerinin kısa süreli olmasını ve dil seviyesinin düşük bulunmasını başvurucu aleyhine değerlendirmişti. Yargıtay ise özel hayatın yalnızca aile ilişkilerinden ibaret olmadığını, işyerinde ve yaşanılan çevrede kurulan sosyal ilişkilerin de kişinin özel hayatının bir parçası olduğunu belirtti. Bu nedenle iş, dil, eğitim, sosyal çevre ve İtalya’da geçirilen sürenin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Kısa süreli iş sözleşmesi değersiz değildir

Bu yaklaşım özellikle düzenli biçimde çalışan, ancak henüz belirsiz süreli bir sözleşmeye sahip olmayan yabancılar açısından önemlidir. Belirli süreli sözleşme, birkaç aylık çalışma veya tarım, lojistik, bakım ya da hizmet sektörlerindeki dönemsel istihdam, otomatik olarak “zayıf entegrasyon” anlamına gelmez.

Yargıtay, işyerinin çoğu zaman kişinin sosyal ve ekonomik ilişkiler kurduğu ilk alan olduğunu kabul etmektedir. Bu nedenle UNILAV bildirimleri, iş sözleşmeleri, maaş bordroları, INPS kayıtları, işveren beyanları ve çalışma hayatının sürekliliğini gösteren diğer belgeler yalnızca gelir kanıtı değil, aynı zamanda kişinin İtalya’daki sosyal hayatının göstergeleri olarak da değerlendirilebilir.

Dil seviyesi de tek başına belirleyici değildir

Aynı ilke İtalyanca bilgisi için de geçerlidir. Bir kişinin henüz ileri düzeyde İtalyanca konuşamaması, entegrasyon çabasının bulunmadığı anlamına gelmez. Dil kurslarına katılım, alfabetizasyon programları, mesleki eğitim, sertifikalar, okul veya gönüllülük faaliyetleri, kişinin mevcut sürede gösterdiği somut çabayı ortaya koyabilir.

Yargıtay ayrıca entegrasyonun, kişinin İtalya’da fiilen geçirdiği süreyle orantılı değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Uzun yıllar İtalya’da bulunmak tek başına koruma hakkı doğurmadığı gibi, nispeten kısa bir süre de entegrasyonun varlığını peşinen dışlamaz.

Başvuru sürecinde kurulan hayat da dikkate alınabilir

2026 tarihli içtihatların bir diğer önemli yönü, kişinin İtalya’daki sosyal ve çalışma bağlarının uluslararası koruma başvurusunun incelendiği dönemde kurulmuş olmasının, bu bağları otomatik olarak hukuken değersiz hale getirmemesidir. Yargıtay’ın 1011/2026 sayılı kararı, 2023 reformundan sonra dahi Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden kaynaklanan özel ve aile hayatına saygı yükümlülüğünün devam ettiğini açıkça belirtmiştir.

Bu nedenle, kişinin hukuki statüsünün geçici olması veya koruma prosedürünün devam etmesi sırasında çalışmaya başlaması, sosyal çevre edinmesi ya da dil öğrenmesi, bu unsurların değerlendirme dışında bırakılması için tek başına yeterli değildir.

Ancak çalışma tek başına oturum izni garantisi değildir

Bu kararlar, İtalya’da çalışan herkesin otomatik olarak tamamlayıcı koruma veya oturum izni alacağı anlamına gelmez. Değerlendirme kişisel ve somut olmak zorundadır. Çalışma, dil, aile bağları, sosyal ilişkiler, eğitim, ikamet süresi, kişinin geldiği ülkeyle devam eden bağları, geri dönüş halinde karşılaşabileceği koşullar ve kamu düzenine ilişkin unsurlar birlikte incelenir.

Dolayısıyla pratik açıdan en önemli nokta, kişinin İtalya’daki hayatını yalnızca tek bir belgeyle değil, zaman içinde oluşan bütün ilişkileri gösteren düzenli ve tutarlı bir dosyayla ortaya koymasıdır. İş belgeleri, maaş bordroları, kira sözleşmesi veya barınma belgeleri, dil kursları, eğitim sertifikaları, gönüllülük faaliyetleri, sosyal ilişkiler ve varsa aile bağları birlikte sunulduğunda, kişinin özel hayatının gerçek boyutu daha doğru biçimde değerlendirilebilir.

2026 tarihli Yargıtay içtihadının verdiği temel mesaj açıktır: tamamlayıcı koruma alanında entegrasyon, tek bir unsurla ölçülen mekanik bir kavram değildir. Asıl değerlendirilmesi gereken, yabancının İtalya’da zaman içinde kurduğu hayatın bütünü ve bu hayatın kişinin özel ve aile yaşamı bakımından ulaştığı gerçek yoğunluktur.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya'da 2026 kota dışı bakım çalışanı girişi: 80 yaş üstü, engelli ve 0-6 yaş çocuk bakımı için özel yol

İtalya, 2026 yılında aile bakımı ve sosyo-sağlık desteği alanında yurtdışından işçi getirmek isteyen aileler ve işverenler için olağan Decreto Flussi kotalarından ayrı bir kanal uygulamaya devam ediyor. Bu özel yol, 80 yaşını doldurmuş kişilerin, resmi olarak tanınmış engelliliği bulunan kişilerin ve 0-6 yaş arasındaki çocukların bakımında çalışacak yabancı işçiler için kullanılabiliyor. En önemli fark, klasik “click day” sistemine bağlı olmaması: başvurular 1 Ocak 2026'dan itibaren yıl boyunca sunulabiliyor. Bununla birlikte sistem tamamen sınırsız değil; yıllık azami 10.000 giriş öngörülüyor.

Bu özel kanal neden önemlidir?

İtalya'da yabancı işçilerin yurtdışından işe alınması normalde Decreto Flussi kapsamında belirlenen yıllık kontenjanlara ve belirli başvuru tarihlerine bağlıdır. Ancak bakım sektöründeki personel ihtiyacının sürekliliği nedeniyle kanun koyucu, bazı hassas aile durumları için farklı bir prosedür oluşturmuştur.

Başlangıçta yalnızca 80 yaş üstü kişiler ile engelli kişilerin bakımı için öngörülen bu mekanizma, 2025 yılında yapılan yasal değişikliklerle 2026, 2027 ve 2028 yıllarına uzatılmıştır. Aynı zamanda kapsam genişletilmiş ve doğumdan altı yaşın sonuna kadar olan çocukların bakımında çalışacak kişiler de bu özel kanala dahil edilmiştir.

Bu nedenle Türkiye'de bulunan ve İtalya'da bakım sektöründe yasal olarak çalışma imkânı arayan bir kişi açısından bu prosedür, klasik işçi kotalarından farklı ve pratik açıdan oldukça önemli bir giriş yolu oluşturabilir.

Kimlerin bakımı için başvuru yapılabilir?

Özel prosedür üç ana kategori için kullanılabilir. Birincisi, 80 yaşını doldurmuş kişilerdir. Burada kişinin mutlaka tamamen bakıma muhtaç olması gerekmez. Mevzuat bakımından “grande anziano”, yani ileri yaştaki kişi, esas olarak 80 yaşını tamamlamış kişi olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle 80 yaş üstündeki kişinin kısmen veya tamamen bağımsız olması, tek başına bu kanalı kullanmaya engel değildir.

İkinci kategori, mevzuat uyarınca engellilik durumu tanınmış kişilerdir. Bu durumda engelliliğin yalnızca fiilen mevcut olması yeterli değildir; ilgili durumun hukuken ve idari olarak belgelendirilebilmesi gerekir. Üçüncü kategori ise doğumdan altı yaşın sonuna kadar olan çocuklardır. Böylece 2026 itibarıyla baby-sitter niteliğindeki bakım çalışanlarının yurtdışından getirilmesi de bu özel mekanizma içine alınmıştır.

Başvuruyu yabancı işçi kendisi yapamaz

Bu prosedürün en önemli pratik özelliklerinden biri, Türkiye'de bulunan işçinin İtalya'ya doğrudan başvuru yapamamasıdır. Süreç İtalya'daki işveren tarafından başlatılır. Ancak işverenin de başvuruyu doğrudan Portale ALI üzerinden göndermesi mümkün değildir.

Nulla osta al lavoro talebi, yetkili bir Agenzia per il Lavoro (APL) veya ev içi çalışma sektörünün ulusal toplu iş sözleşmesini imzalamış işveren örgütlerinden biri aracılığıyla Sportello Unico per l'Immigrazione'ya sunulmalıdır. Bu aracılık zorunludur. Dolayısıyla yurtdışındaki kişinin önce İtalya'da gerçek ve hukuken uygun bir işveren bulması, ardından işverenin yetkili aracı kuruluş üzerinden prosedürü başlatması gerekir.

Click day yok, fakat yıllık sınır var

Klasik Decreto Flussi başvurularında belirli tarihlerde yapılan “click day” mekanizması büyük önem taşır. Bu özel bakım kanalı ise farklıdır. 2026 yılı başvuruları 1 Ocak 2026 itibarıyla açılmıştır ve yıl boyunca sunulabilir.

Bununla birlikte “kota dışı” ifadesi yanlış anlaşılmamalıdır. Bu başvurular olağan Decreto Flussi kotalarının dışında değerlendirilir, ancak sistemin kendi içinde yıllık azami 10.000 işçi sınırı vardır. Bu nedenle yıl boyunca başvuru imkânı bulunması, her başvurunun mutlaka kabul edileceği anlamına gelmez. Başvurunun yapılacağı anda kontenjanın ve diğer hukuki şartların ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

İşveren kim olabilir?

Başvuru yalnızca bakıma ihtiyaç duyan kişinin kendisi tarafından yapılmak zorunda değildir. İşe alma, bakımı yapılacak kişinin eşi, ikinci dereceye kadar akrabası veya kayın hısımı adına da gerçekleştirilebilir; bu kişilerin aynı evde yaşamaları zorunlu değildir, ancak ilgili şartların somut dosyada belgelenmesi gerekir.

Engelli kişinin yoğun destek ihtiyacı bulunması halinde bazı durumlarda üçüncü dereceye kadar akrabalar bakımından da farklı kurallar uygulanabilir. Buna karşılık mevzuat, aile içindeki bazı yakın akrabaların doğrudan işçi olarak işe alınmasına sınırlamalar getirmektedir. Bu nedenle işveren ile çalışan arasında akrabalık varsa, başvurudan önce ilişkinin hukuki açıdan ayrıca incelenmesi önemlidir.

Gelir şartı her durumda aynı değildir

Ev içi çalışma ilişkilerinde işverenin ekonomik kapasitesi genel olarak önemli bir unsurdur. Ancak bakıma muhtaç işverenin kendisinin, kendi hastalığı veya engelliliği nedeniyle öz bakım kapasitesi sınırlıysa ve doğrudan kendi bakımını sağlayacak bir işçiyi işe almak istiyorsa, gelir şartının ispatına ilişkin özel bir istisna uygulanabilir.

Bu istisnanın bulunması, bütün dosyalarda gelir kontrolünün ortadan kalktığı anlamına gelmez. Aile üyesinin işveren olduğu veya farklı bir bakım ilişkisi bulunduğu durumlarda ekonomik yeterlilik, çalışma süresi, ücret, konaklama ve sözleşmenin sürdürülebilirliği yine önem taşır.

Nulla osta otomatik olarak verilmez

Bu özel kanalın bir başka önemli özelliği, olağan bazı işçi girişlerinde tartışılan silenzio-assenso mekanizmasının burada uygulanmamasıdır. Başvurunun belirli bir süre cevapsız kalması, kendiliğinden olumlu sonuç doğurmaz.

Sportello Unico per l'Immigrazione dosyayı incelerken Questura ve Ispettorato Territoriale del Lavoro tarafından yapılması gereken kontrollerin tamamlanmasını bekler. Dolayısıyla yalnızca başvurunun yapılmış olması veya belirli bir sürenin geçmiş olması vize hakkı yaratmaz. Nulla osta açıkça düzenlendikten sonra konsolosluk aşamasına geçilebilir.

Türkiye'deki işçi açısından süreç nasıl ilerler?

İtalya'daki işveren veya yetkili aracı kuruluş nulla osta işlemini tamamladıktan sonra, Türkiye'de bulunan işçi ulusal çalışma vizesi için yetkili İtalyan konsolosluk makamına başvurur. Vize verildiğinde ve kişi İtalya'ya yasal olarak giriş yaptığında, çalışma ilişkisine ilişkin gerekli işlemler tamamlanır ve çalışma amaçlı oturum izni prosedürü başlatılır.

Bu kanaldan giriş yapan kişiye, sözleşmenin niteliğine göre belirli veya belirsiz süreli iş ilişkisi çerçevesinde lavoro subordinato için oturum izni verilebilir; izin süresi kanuni sınırlar içinde en fazla iki yıla kadar olabilir.

İlk on iki ayda iş değiştirme serbest değildir

Bu özel giriş yolunun sağladığı avantajın karşılığında önemli bir sınırlama bulunmaktadır. İşçi, İtalya'daki ilk on iki aylık fiilî ve yasal çalışma döneminde yalnızca kendisine izin verilen bakım faaliyetini gerçekleştirebilir. İşveren değiştirilmek istenirse, değişiklik ilgili Ispettorato Territoriale del Lavoro'nun önceden vereceği izne tabidir.

Bu nedenle bu prosedür, İtalya'ya giriş yaptıktan hemen sonra başka bir sektöre geçmek amacıyla kullanılabilecek genel bir çalışma vizesi olarak görülmemelidir. Kanunun amacı belirli bir aile veya bakım ihtiyacını karşılamaktır ve ilk yıl boyunca çalışma ilişkisinin bu amaca bağlılığı özellikle korunmaktadır.

Türk vatandaşları için pratik sonuç

Türkiye'den İtalya'ya çalışmak amacıyla gelmek isteyen kişiler açısından en önemli nokta, bu mekanizmanın klasik Decreto Flussi takviminden bağımsız olmasıdır. Yılın başındaki click day tarihlerini kaçırmış olmak, 2026 yılı içinde 80 yaş üstü bir kişinin, engelli bir kişinin veya 0-6 yaş arasındaki bir çocuğun bakımı için bu özel prosedürü kullanma imkânını tek başına ortadan kaldırmaz.

Bununla birlikte gerçek bir iş ilişkisi, uygun bir işveren, doğru aracı kuruluş, bakım ihtiyacının hukuken belgelenmesi ve nulla osta prosedürünün eksiksiz yürütülmesi zorunludur. Özellikle sahte iş teklifleri, gerçek dışı işveren beyanları veya yalnızca vize elde etmek amacıyla oluşturulan sözleşmeler ciddi idari ve cezai sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle başvurunun başlangıcından itibaren belgelerin ve tarafların durumunun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da vatandaşlık başvurusu: Türk vatandaşları için 10 yıl, gelir, B1 ve kesintisiz ikamet şartları

İtalya’da uzun yıllardır yaşayan birçok Türk vatandaşı için vatandaşlık başvurusunda en çok bilinen kural “10 yıl ikamet” şartıdır. Ancak uy...