martedì 1 settembre 2026

İtalya’da ticari vize çalışma vizesi değildir: hangi faaliyetlere izin verilir?

İtalya’ya iş görüşmesi, fuar, ticari müzakere veya makine kurulumu için gelen Türk vatandaşları açısından “ticari vize” ile “çalışma vizesi” arasındaki sınır büyük önem taşır. Kısa süreli ticari vize bazı teknik faaliyetlere izin verebilir; ancak İtalya’da olağan bir iş ilişkisi kurmak veya sürekli hizmet sunmak için kullanılamaz.

Ticari vizenin amacı nedir?

İtalya’daki ticari vize, ekonomik ve ticari temaslar, sözleşme görüşmeleri, şirket ziyaretleri, fuar ve sektörel etkinliklere katılım ile ticari sözleşmeler kapsamında satın alınan veya satılan makine ve ekipmanların kullanımının ya da çalışmasının incelenmesi gibi amaçlarla verilen kısa süreli bir Schengen vizesidir.

Bu vizeyle Schengen alanında kural olarak 180 günlük bir dönem içinde en fazla 90 gün kalınabilir. Ancak vizenin verilmiş olması, İtalya’da her türlü çalışma faaliyetinin otomatik olarak serbest olduğu anlamına gelmez.

Makine kurulumu ve teknik müdahale ne zaman mümkün olabilir?

İdari uygulamada, bir ticari sözleşmeyle bağlantılı olması şartıyla, yüksek düzeyde uzmanlaşmış teknik personelin makinenin montajı, devreye alınması, test edilmesi, bakımının veya onarımının yapılması gibi sınırlı faaliyetleri ticari vize kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Burada belirleyici olan faaliyetin geçici, önceden tanımlanmış ve satın alma, satış veya finansal kiralama sözleşmesine doğrudan bağlı olmasıdır. Aynı şekilde, müşterinin personeline belirli bir makinenin kullanımı, bakımı veya montajı konusunda kısa süreli teknik eğitim verilmesi de, esas amaç belirli teknik bilgi aktarımı ise ticari faaliyet kapsamında kabul edilebilir.

Bu tür durumlarda yabancı çalışanın ücretinin İtalya’daki bir işveren tarafından değil, yurtdışındaki kendi şirketi tarafından ödenmeye devam etmesi de önemli bir unsurdur.

Hangi durumda çalışma vizesi gerekir?

Ticari vize, İtalya’da normal bir iş sözleşmesiyle çalışmaya başlamak, sürekli hizmet vermek, bir İtalyan şirketinin organizasyonuna düzenli biçimde dahil olmak veya kısa süreli ziyaret görüntüsü altında fiilen işgücü sağlamak için kullanılamaz.

Faaliyet artık ticari temas veya sınırlı teknik müdahale sınırını aşıyor ve bağımlı çalışma ya da gerçek bir hizmet sunumu niteliği kazanıyorsa, uygun çalışma vizesi ve gerekli durumlarda nulla osta prosedürü gerekir. Seyahatin birkaç gün sürmesi tek başına faaliyeti “ticari” hale getirmez; hukuken önemli olan süreden çok yapılan işin gerçek niteliğidir.

Türkiye’den başvurularda hangi belgeler önemlidir?

İtalya’nın Türkiye’deki konsolosluk makamlarının 2026 yılı için yayımladığı güncel belge listelerinde, İtalyan şirketinden ayrıntılı davet yazısı, davet eden şirketin ticaret sicili belgeleri, varsa taraflar arasındaki ticari ilişkiyi gösteren faturalar, konaklama ve ulaşım bilgileri, seyahat sağlık sigortası ve yeterli mali kaynakların belgelenmesi istenmektedir.

Türkiye’de bir şirkette çalışan başvuru sahipleri açısından ayrıca işveren yazısı, çalışanın görevi, işe giriş tarihi, maaşı, seyahat amacı ve süresi, son aylara ilişkin ücret ve banka hareketleri ile çalışma geçmişini gösteren belgeler önem taşır. Serbest çalışanlar ve şirket sahipleri bakımından ise şirket faaliyet belgeleri, mesleki kayıtlar ve mali belgeler öne çıkar.

En önemli nokta: seyahatin gerçek amacı doğru tanımlanmalıdır

Vize başvurusunda kullanılan kategori ile İtalya’da fiilen yapılacak faaliyet arasında uyumsuzluk bulunması, vize başvurusunun reddedilmesine veya sonraki girişlerde sorun yaşanmasına yol açabilir. Bu nedenle özellikle makine montajı, teknik destek, bakım, eğitim veya müşteri sahasında çalışma içeren seyahatlerde, başvuru yapılmadan önce faaliyetin ticari vize sınırları içinde kalıp kalmadığının somut olarak değerlendirilmesi gerekir.

Türk şirketleri ile İtalyan şirketleri arasındaki yoğun ticari ilişkiler düşünüldüğünde, doğru vize kategorisinin seçilmesi yalnızca bürokratik bir ayrıntı değildir; hem çalışanın hukuki durumunu hem de iki şirket arasındaki sözleşmesel ilişkinin güvenliğini doğrudan etkiler.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista

Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione

Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’Unione europea n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo

ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da AB Mavi Kartı: yüksek nitelikli çalışanlar için nulla osta artık 30 günde

İtalya, yüksek nitelikli yabancı çalışanların ülkeye girişini kolaylaştıran AB Mavi Kartı prosedürünü hızlandırdı. 2025 sonunda yapılan değişiklikle, yüksek nitelikli çalışma için gerekli nulla osta karar süresi 90 günden 30 güne indirildi. Bu düzenleme, özellikle Türkiye’den İtalya’da nitelikli bir işte çalışmak isteyen profesyoneller açısından önemli bir alternatif oluşturuyor; çünkü AB Mavi Kartı, Decreto Flussi kotalarına bağlı değildir.

AB Mavi Kartı nedir?

AB Mavi Kartı, Avrupa Birliği dışındaki ülkelerin vatandaşlarına yüksek nitelikli bir işte çalışmak amacıyla verilen özel bir oturum iznidir. İtalya’da bu sistem, Göç Kanunu’nun (D.Lgs. 286/1998) 27-quater maddesiyle düzenlenmektedir. Mevcut sistem, AB 2021/1883 sayılı Direktifinin İtalyan hukukuna aktarılmasıyla önemli ölçüde genişletilmiş, daha sonra 2 Aralık 2025 tarihli ve 182 sayılı Kanun ile prosedür süreleri daha da kısaltılmıştır.

En önemli özellik, bu kanalın yıllık Decreto Flussi kotalarının dışında işlemesidir. Dolayısıyla işverenin, normal kota sisteminde olduğu gibi belirli bir click day tarihini beklemesi veya başvurunun yıllık kontenjana girmesini beklemesi gerekmez.

Kimler yüksek nitelikli çalışan sayılabilir?

Mavi Kart yalnızca üniversite mezunlarına ayrılmış bir sistem değildir. Mevzuat, yüksek niteliğin farklı yollarla kanıtlanmasına izin vermektedir. En klasik yol, en az üç yıllık yükseköğrenim veya buna denk bir ortaöğretim sonrası mesleki yeterlilik belgesidir. Düzenlenmiş mesleklerde ayrıca İtalya’da mesleği icra edebilmek için gerekli mesleki tanıma ve kayıt şartlarının da yerine getirilmesi gerekir.

Bunun yanında, belirli durumlarda diploma yerine mesleki deneyim de yeterli olabilir. Başvurulan meslek veya sektörle ilgili en az beş yıllık nitelikli mesleki deneyim, yüksek mesleki yeterliliğin kanıtı olarak kullanılabilir. Bilgi ve iletişim teknolojileri alanındaki yönetici ve uzmanlar için ise, başvurudan önceki yedi yıl içinde kazanılmış en az üç yıllık ilgili deneyim yeterli olabilmektedir.

Bu nedenle Türkiye’de uzun yıllardır teknik, bilişim, mühendislik veya uzmanlık gerektiren bir alanda çalışan ancak klasik anlamda üniversite diploması bulunmayan bir kişi de, somut koşullar uygunsa, Mavi Kart kapsamına girebilir. Deneyimin iş sözleşmeleri, maaş bordroları ve benzeri belgelerle açık biçimde ispatlanması gerekir.

İş teklifinin hangi şartları taşıması gerekir?

İtalyan işveren, Sportello Unico per l’Immigrazione üzerinden elektronik olarak nulla osta başvurusu yapar. Başvuruda en az altı aylık bir iş sözleşmesi teklifi veya bağlayıcı iş teklifi bulunmalıdır. Eski sistemde aranan on iki aylık asgari süre artık geçerli değildir.

Ücret de belirleyici bir unsurdur. Önerilen yıllık brüt ücret, ilgili ulusal toplu iş sözleşmesinde öngörülen seviyenin altında olamaz ve aynı zamanda mevzuatta esas alınan ortalama yıllık brüt ücret eşiğini karşılamalıdır. Resmî bilgilendirmelerde bu eşik yaklaşık 36.300 avro düzeyinde gösterilmektedir; ancak başvuru yapılırken güncel ISTAT verisinin ve ilgili toplu sözleşmenin ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Nulla osta için yeni süre: 30 gün

2025 sonunda yürürlüğe giren değişikliğin en somut sonucu, Sportello Unico tarafından verilecek nulla osta için öngörülen sürenin 90 günden 30 güne indirilmesidir. Başka bir ifadeyle, eksiksiz bir başvuruda yüksek nitelikli çalışanlar için idari prosedür artık normal çalışma girişlerine göre çok daha hızlı ilerleyebilir.

Bu 30 günlük süre, otomatik olarak vizenin de 30 gün içinde çıkacağı anlamına gelmez. Nulla osta olumlu sonuçlandıktan sonra, yurtdışındaki kişi yetkili İtalyan diplomatik veya konsolosluk makamına çalışma vizesi başvurusu yapar. İtalya’ya girişten sonra ise sözleşme ve oturum izni işlemleri tamamlanır.

Başvurunun eksik belge nedeniyle tamamlanamaması veya yabancı diplomaların, mesleki yeterliliklerin ya da deneyimin yeterince kanıtlanmaması prosedürü uzatabilir. Bu nedenle özellikle Türkiye’de düzenlenmiş diploma, çalışma belgesi, bordro ve mesleki belgelerin baştan doğru biçimde hazırlanması önem taşır.

Mavi Kart ne kadar süreyle verilir?

İş sözleşmesi belirsiz süreliyse AB Mavi Kartı iki yıl süreyle verilir. Sözleşme belirli süreliyse oturum izninin süresi, iş ilişkisinin süresine üç ay eklenerek belirlenir.

İlk on iki aylık yasal çalışmada bazı sınırlamalar vardır. Bu dönemde Mavi Kart sahibi, yüksek nitelikli çalışma kapsamı dışındaki bir işe geçemez. İşveren değişikliği ise mümkündür, ancak yetkili Ispettorato Territoriale del Lavoro nezdindeki kontrol prosedürüne tabidir. Gerekli belgelerin sunulmasından itibaren on beş gün içinde olumsuz görüş verilmezse, mevzuatın öngördüğü sonuçlar doğar.

İş kaybedilirse oturum hemen sona ermez

Mavi Kart açısından önemli bir başka güvence, iş kaybının otomatik olarak oturum izninin iptaline yol açmamasıdır. Göç Kanunu’nun çalışma izinlerine ilişkin koruyucu hükümleri Mavi Kart sahiplerine de uygulanır. İşini kaybeden kişi, yeni bir iş aramak amacıyla belirli koşullarla İtalya’da yasal olarak kalmaya devam edebilir; bu süre kural olarak bir yıldan az olamaz ve gelir desteği alınan sürenin daha uzun olması hâlinde buna göre uzayabilir.

Bu nokta, özellikle iş ilişkisi beklenmedik biçimde sona eren yabancı çalışanlar açısından önemlidir. İşin kaybı ile oturum hakkının kaybı aynı şey değildir ve Questura nezdindeki durum, mevcut izin süresi ve yeni iş arama koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

İtalya’da bulunan yabancılar da başvurabilir

Mavi Kart yalnızca Türkiye’den yapılacak ilk girişler için kullanılmaz. İtalya’da başka bir nedenle yasal olarak bulunan bazı yabancılar da, gerekli şartları taşıdıkları takdirde Mavi Kart sistemine geçebilir. Mevcut düzenleme, önceki sisteme göre bu imkânı genişletmiş; bazı mevsimlik çalışanlar, uluslararası koruma statüsü sahipleri, araştırmacılar ve şirket içi transfer kapsamında bulunan çalışanlar için de Mavi Kart yolunu açmıştır.

Buna karşılık her oturum statüsü bu dönüşüme izin vermez. Uluslararası koruma başvurusu henüz sonuçlanmamış kişiler, geçici koruma veya bazı özel nitelikteki izinlere sahip kişiler bakımından farklı sınırlamalar bulunmaktadır. Bu nedenle mevcut oturum kartının türü, başvuru yapılmadan önce dikkatle incelenmelidir.

Türkiye’den başvuracaklar için pratik sonuç

Türkiye’de yüksek nitelikli bir mesleki profile sahip olup İtalya’dan gerçek ve yeterli ücret seviyesinde bir iş teklifi alan kişiler açısından AB Mavi Kartı, normal Decreto Flussi yoluna kıyasla önemli avantajlar sunabilir. Kota dışı olması, başvurunun yılın belirli bir dönemine sıkışmaması ve nulla osta süresinin 30 güne indirilmesi, bu yolu özellikle nitelikli işgücü açısından stratejik hâle getirmektedir.

Bununla birlikte, Mavi Kart prosedüründe en sık sorun yaratan unsur çoğu zaman iş teklifinin kendisi değil, mesleki niteliğin nasıl ispatlandığıdır. Diploma, mesleki deneyim, iş sözleşmeleri, bordrolar ve gerektiğinde mesleki tanıma belgeleri baştan uyumlu biçimde hazırlanmalıdır. Prosedürün hızlandırılmış olması, belge kontrolünün daha az önemli olduğu anlamına gelmez; tersine, 30 günlük süreden gerçek anlamda yararlanabilmek için dosyanın baştan eksiksiz kurulması gerekir.

Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista

Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione

Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’Unione europea n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo

ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da bakıcı ve çocuk bakım personeli için kota dışı giriş: 2026’da 10.000 kişilik özel kanal

İtalya’da aile yanında bakım, yaşlı bakımı ve çocuk bakımında çalışmak isteyen yabancılar için 2026 yılında klasik “Decreto Flussi” kotalarından farklı, özel bir giriş kanalı bulunmaktadır. Bu sistem tamamen kotasız değildir; her yıl en fazla 10.000 yabancı işçi için öngörülmüştür. Ancak olağan click day mekanizmasına bağlı olmaması ve başvuruların yıl boyunca yapılabilmesi, uygulamada onu önemli bir alternatif haline getirmektedir.

Düzenlemenin temel amacı, İtalya’da özellikle 80 yaşını doldurmuş kişilerin, engelli bireylerin ve doğumdan altı yaşına kadar olan çocukların bakımında ortaya çıkan iş gücü ihtiyacını daha esnek bir yöntemle karşılamaktır. 2025 yılında başlatılan bu özel kanal daha sonra 2026, 2027 ve 2028 yılları için de uzatılmış, ayrıca çocuk bakımında çalışacak personel de kapsama açık biçimde dahil edilmiştir.

Kimler için bu özel çalışma kanalı kullanılabilir?

Başvuru, aile veya sosyo-sağlık bakım hizmetlerinde çalıştırılacak yabancı bir işçi için yapılabilir. Bakım hizmetinin yöneldiği kişinin 80 yaşını doldurmuş olması halinde, kişinin mutlaka tamamen bakıma muhtaç olması şart değildir. Mevzuat bakımından “grande anziano” kavramı yaş kriterine bağlanmıştır; dolayısıyla 80 yaşını geçmiş ve kısmen ya da tamamen kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen bir kişi için de bu özel prosedürden yararlanılması mümkündür.

Engelli kişilerin bakımında ise durum farklıdır. Engellilik halinin hukuken tanınmış olması gerekir. Sadece fiili olarak yardıma ihtiyaç duyulması, gerekli resmi engellilik statüsü bulunmadığında, bu özel kanalın kullanılmasına tek başına yeterli olmayabilir. Böyle bir durumda olağan aile hizmetleri veya Decreto Flussi kapsamındaki diğer çalışma yollarının değerlendirilmesi gerekir.

2026’dan itibaren önemli yeniliklerden biri de doğumdan altı yaşına kadar olan çocukların bakımının kapsama alınmasıdır. Böylece belirli şartlarla yurtdışından çocuk bakım personeli veya baby-sitter getirilmesi de bu yıllık 10.000 kişilik özel sistem üzerinden mümkün hale gelmiştir.

Click day yok, ancak başvuru doğrudan yapılamıyor

Bu prosedürün en önemli pratik avantajlarından biri, olağan işçi girişlerinde olduğu gibi belirli bir click day saatinde başvuru gönderme zorunluluğunun bulunmamasıdır. 2026 yılı başvuruları 1 Ocak 2026’dan itibaren açılmıştır ve yıl boyunca sunulabilir. Bununla birlikte yıllık 10.000 kişilik sınır bulunduğundan, başvurunun gereksiz şekilde ertelenmesi uygun değildir.

Öte yandan işveren başvuruyu kendi başına doğrudan gönderemez. Kanun, başvuruların yetkili bir iş ajansı – Agenzia per il Lavoro – veya ev hizmetleri alanındaki toplu iş sözleşmesini imzalamış yetkili işveren kuruluşlarından biri aracılığıyla yapılmasını öngörmektedir. Başvuru, İçişleri Bakanlığının Portale Servizi sistemi üzerinden “A-BIS fuori quota” modeli kullanılarak Sportello Unico per l’Immigrazione’ya iletilir.

Bu nokta Türkiye’de bulunan bir aday açısından özellikle önemlidir. İş arayan kişinin yalnızca İtalya’daki bir aile ile anlaşması yeterli değildir; İtalya’daki işverenin başvuruyu kanunun öngördüğü yetkili aracı üzerinden başlatması gerekir. Dolayısıyla sürecin ilk adımı, gerçek bir iş ilişkisi kurulması ve işveren tarafının başvuru için gerekli hukuki ve ekonomik şartları taşımasıdır.

İşveren mutlaka bakıma muhtaç kişinin kendisi olmak zorunda değil

Başvuruyu yapan işveren, bakım hizmetinden yararlanacak kişinin kendisi olabileceği gibi, belirli akrabalık sınırları içinde başka bir kişi de olabilir. Mevcut uygulamaya göre eş, ikinci dereceye kadar hısım veya kayın hısım, birlikte yaşamıyor olsa dahi ve İtalya’da ikamet etmek şartıyla, bakım hizmetinden yararlanacak kişi adına iş ilişkisini kurabilir. Yoğun destek ihtiyacı bulunan engelli kişiler bakımından bazı durumlarda üçüncü dereceye kadar akrabalar da dikkate alınabilir.

Bununla birlikte sistem aile içindeki yakın akrabalık ilişkisini yapay biçimde bir iş sözleşmesine dönüştürmek için kullanılamaz. Bakım hizmetini verecek işçinin, bakım görecek kişinin eşi veya belirli yakınlık derecesindeki akrabası olması halinde özel sınırlamalar vardır. Bu nedenle özellikle akraba bir kişinin Türkiye’den getirilmesi düşünülüyorsa, başvuru yapılmadan önce akrabalık bağının prosedüre engel oluşturup oluşturmadığının ayrıca incelenmesi gerekir.

Gelir şartı ve idari kontroller devam ediyor

Bu kanalın “fuori quota”, yani olağan kotaların dışında olması, diğer şartların ortadan kalktığı anlamına gelmez. İşverenin iş ilişkisini ekonomik olarak sürdürebilmesi, uygulanması gereken toplu iş sözleşmesine uygun ücret ve çalışma koşullarının sağlanması ve başvuruda verilen bilgilerin gerçeğe uygun olması gerekir.

Önemli bir istisna, kendi bakımı için yabancı işçi almak isteyen ve hastalık veya engellilik nedeniyle kendi kendine yeterliliği sınırlı olan işverenler bakımından öngörülmüştür. Bu durumda olağan gelir yeterliliğinin ispatına ilişkin kurallar farklı uygulanabilir ve belirli hallerde gelir şartı aranmaz.

Sportello Unico, Questura ve Ispettorato Territoriale del Lavoro başvuruyu incelemeye devam eder. Bu özel prosedürde nulla osta’nın belirli bir sürenin geçmesiyle otomatik olarak oluşduğu bir sessizlik-onay mekanizması yoktur. Başvurunun gerçekten kabul edilmesi için güvenlik, iş ilişkisi ve yasal şartlara ilişkin kontrollerin tamamlanması gerekir.

İtalya’ya geldikten sonra ilk on iki ay özel önem taşıyor

Nulla osta ve vize işlemleri tamamlandıktan sonra İtalya’ya giren işçiye, şartların bulunması halinde çalışma amaçlı tek oturum izni verilir. Bu izin süreli veya süresiz iş sözleşmesine dayanabilir ve azami iki yıllık süreyle düzenlenebilir.

Ancak bu özel giriş kanalından yararlanan işçinin ilk on iki aylık yasal ve fiili çalışma döneminde serbestçe başka bir sektöre geçebileceğini düşünmek doğru değildir. İlk on iki ay boyunca esas olarak izin verilen bakım faaliyetinin sürdürülmesi gerekir. İşveren değişikliği gündeme geldiğinde de yetkili iş müfettişliğinin önceden vereceği izin önem taşır. Bu nedenle özellikle ilk yıl içinde iş ilişkisi sona ererse, yeni bir işe başlamadan önce statünün hukuken kontrol edilmesi gerekir.

Türkiye’den İtalya’ya gelmek isteyenler açısından neden önemli?

İtalya’daki yabancı işçi girişlerinin önemli bir bölümü yıllık ve üç yıllık Decreto Flussi programlarına, sektör kotalarına ve belirli başvuru tarihlerine bağlıdır. Aile ve bakım hizmetlerindeki bu özel düzenleme ise farklı bir mantıkla çalışmaktadır. Başvurunun yıl boyunca mümkün olması, 80 yaş üzerindeki kişilerin yanında çalışacak bakıcılar, engelli bireylere destek verecek personel ve altı yaşına kadar çocukların bakımında çalışacak kişiler için somut bir yasal giriş yolu yaratmaktadır.

Bununla birlikte “kota dışı” ifadesi yanlış anlaşılmamalıdır. Yıllık 10.000 kişilik bir üst sınır vardır, başvuruyu herkes doğrudan yapamaz ve İtalya’ya giriş otomatik değildir. Gerçek bir işverenin bulunması, doğru aracı kurum üzerinden başvurunun yapılması, nulla osta alınması, vize işlemlerinin tamamlanması ve İtalya’ya girişten sonra çalışma ve oturum kurallarına uyulması gerekir.

Bu nedenle Türkiye’de bulunan ve İtalya’da bakım sektöründe çalışma fırsatı bulan bir kişi açısından en önemli konu, yalnızca iş teklifinin varlığı değil, teklifin hangi hukuki kanal üzerinden yürütüldüğüdür. Doğru prosedür, düzensiz göç riskine girmeden ve sonradan statüyü düzeltmeye çalışmadan, baştan itibaren yasal bir çalışma ve oturum zemini kurulmasını sağlayabilir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da aile birleşimi için iki yıllık bekleme kuralı: kimler beklemek zorunda, kimler muaf?

İtalya’da aile birleşimi başvurularında 2026 yılında en çok yanlış anlaşılan konulardan biri, başvurucunun ülkede ne kadar süredir yasal olarak bulunduğudur. Mevcut düzenlemeye göre bazı aile bireyleri için başvuru yapılmadan önce İtalya’da en az iki yıl kesintisiz ve yasal ikamet şartı aranıyor. Ancak bu şart herkese ve her aile birleşimi türüne uygulanmıyor.

İki yıllık bekleme şartı kimler için geçerli?

İtalya Göç Kanunu’nun, yani Testo Unico Immigrazione’nun 28. maddesine eklenen 1-bis fıkrası uyarınca, uluslararası koruma statüsünden kaynaklanan oturum iznine sahip kişiler dışında, aile birleşimi hakkını kullanan yabancıların bazı yakınları için başvuru tarihinde İtalya’da en az iki yıl kesintisiz yasal kalış süresini tamamlamış olmaları gerekiyor.

Bu şart özellikle eş, tamamen bakıma muhtaç olan ve sağlık durumu nedeniyle kendi temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ergin çocuklar ile belirli koşulları taşıyan bakıma muhtaç anne ve babalar için önem taşıyor. Dolayısıyla İtalya’ya yeni gelmiş bir işçi, serbest meslek sahibi veya başka bir uygun oturum izni sahibi, yalnızca oturum izninin aile birleşimine elverişli olmasına dayanarak eş veya ebeveyn için hemen başvuru yapamayabilir.

Küçük çocuklar için iki yıl beklemek gerekmiyor

Kanunun önemli istisnası reşit olmayan çocuklardır. İki yıllık kesintisiz yasal kalış şartı, 29. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan küçük çocukların aile birleşimine uygulanmaz. Bu nedenle gerekli oturum izni, gelir ve konut şartları mevcutsa, anne veya baba iki yıllık süreyi doldurmadan da küçük çocuğu için aile birleşimi talebinde bulunabilir.

Bu ayrım özellikle Türkiye’de eşi ve çocukları bulunan kişiler açısından önemlidir. Aynı aile için yapılan başvurularda eş yönünden iki yıllık süre engeli ortaya çıkabilirken, küçük çocuk yönünden aynı engel bulunmayabilir. Her aile bireyinin hukuki durumu ayrı değerlendirilmelidir.

Uluslararası koruma sahipleri için farklı rejim

Mülteci statüsü veya ikincil koruma gibi uluslararası koruma statülerine sahip kişiler iki yıllık bekleme şartının dışında tutulmuştur. Bu kişiler bakımından aile birliğinin korunması daha özel bir rejime tabidir ve genel sistemde aranan bazı maddi şartlar da farklı şekilde uygulanabilir.

Ayrıca AB Mavi Kartı veya şirket içi transfer gibi Avrupa Birliği hukukuna dayanan özel statülerde genel kurallardan farklı hükümler söz konusu olabilir. Bu nedenle yalnızca oturum kartının üzerinde yazan süreye bakarak aile birleşimi hakkının doğduğu veya doğmadığı sonucuna varmak doğru değildir.

“İki yıl” nasıl ispatlanır?

Kanun, iki yıllık sürenin kesintisiz ve yasal olmasını arıyor. Uygulamada Prefettura ve Sportello Unico per l’Immigrazione, oturum izinlerinin sürekliliğini, yenileme makbuzlarını ve gerektiğinde nüfus kayıtlarını inceleyebilir. Bu nedenle eski oturum kartlarının, yenileme başvurusu makbuzlarının ve ikamet kayıtlarının saklanması önemlidir.

Oturum izninin yenilenme aşamasında olması başvuruyu otomatik olarak imkânsız hale getirmez. Güncel idari uygulamada, yenileme başvurusunun yapıldığını gösteren makbuz, diğer şartlar mevcutsa aile birleşimi sürecinin başlatılmasında kullanılabilir. Ancak iki yıllık yasal kalış şartının ayrıca sağlanmış olması gerekir.

Gelir ve konut şartları devam ediyor

İki yıllık süreyi tamamlamak tek başına yeterli değildir. Başvurucunun aile birleşimi için uygun bir konuta ve kanunda öngörülen asgari gelire sahip olması gerekir. 2026 yılı için sosyal yardım tutarına göre yapılan hesaplamada yıllık temel tutar 7.101,12 avrodur. Bir aile bireyini getirmek için örnek gelir eşiği 10.651,68 avro, iki aile bireyi için ise 14.202,24 avrodur. Ailedeki kişi sayısına göre gerekli tutar yükselir.

Konut bakımından yalnızca bir adres göstermek yeterli değildir. Konutun hijyen ve yaşanabilirlik şartlarına uygun olması ve içeride yaşayan kişi sayısının da mevzuattaki ölçülere uygun bulunması gerekir. Başvuru öncesinde belediyeden alınan konut uygunluk belgesinin güncel olması ve konutta fiilen yaşayan kişilerin doğru şekilde bildirilmesi önem taşır.

Türkiye’den getirilecek aile bireyleri açısından pratik nokta

İtalya’daki başvuru olumlu sonuçlanıp aile birleşimi için nulla osta verildikten sonra işlem Türkiye’deki yetkili İtalyan konsolosluk makamı önünde vize aşamasıyla devam eder. Akrabalık bağını gösteren evlenme, doğum veya nüfus belgelerinin konsoloslukça kabul edilebilir biçimde hazırlanması gerekir. Belgelerdeki isim, doğum tarihi veya medeni durum farklılıkları sürecin uzamasına yol açabileceğinden, başvuru yapılmadan önce kayıtların birbiriyle uyumlu olması kontrol edilmelidir.

2026 yılında nulla osta için idari karar süresi 150 güne kadar çıkabilmektedir. Bu nedenle iki yıllık yasal kalış süresinin ne zaman tamamlanacağını, gelir şartının hangi vergi belgeleriyle ispatlanacağını ve konut belgesinin ne zaman alınacağını önceden planlamak, aile birleşiminin gereksiz yere gecikmesini önleyebilir.

Sonuç olarak, İtalya’da aile birleşimi artık yalnızca “uygun oturum izni var mı?” sorusuyla değerlendirilemez. Eş ve bazı yetişkin aile bireyleri için iki yıllık kesintisiz yasal kalış şartı belirleyici hale gelmiştir; küçük çocuklar ve uluslararası koruma sahipleri ise bu kuralın dışında tutulmuştur. Başvuru yapılmadan önce her aile bireyi için uygulanacak rejimin ayrı ayrı kontrol edilmesi gerekir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista

Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione

Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’Unione europea n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo

ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

lunedì 31 agosto 2026

İtalya’da oturum izni yakında sona eriyor diye işe alınmamak hukuka aykırı olabilir

İtalya’da geçerli bir oturum izninin sona erme tarihinin iş sözleşmesinden daha erken olması, tek başına yabancı bir adayın işe alınmaması veya sözleşmesinin daha kısa tutulması için yeterli değildir. Milano İş Mahkemesinin 15 Ocak 2026 tarihli ve 144 sayılı kararı, bu konuda işverenlerin ve yabancı çalışanların dikkat etmesi gereken önemli bir sınır çizmiştir.

Oturum kartının tarihi ile iş sözleşmesinin süresi aynı değildir

Oturum izninin sona erme tarihi ile iş sözleşmesinin süresi aynı şey değildir. Çalışan başvuru anında ve çalışma süresince yasal oturum koşullarını sağlıyorsa, yalnızca kartın üzerinde yazılı sona erme tarihine bakılarak iş fırsatından dışlanması hukuka aykırı bir ayrımcılık oluşturabilir.

Mahkeme, oturum izninin kalan süresi iş sözleşmesinden daha kısa olan üçüncü ülke vatandaşlarını otomatik olarak işe almayan ya da sözleşme süresini oturum kartının sona erme tarihine kadar kısaltan bir uygulamayı incelemiştir. İşveren tarafı, iznin ileride sona erecek olmasını ve olası cezai sorumluluk riskini gerekçe göstermiştir. Ancak mahkeme, işverenin yasal oturum durumunu kontrol etme yükümlülüğü ile yabancı çalışanı daha baştan dezavantajlı duruma sokan genel bir uygulama arasında ayrım yapılması gerektiğini belirtmiştir.

Yenileme makbuzu ne zaman önem kazanır?

Özellikle, oturum izninin süresi henüz dolmamışken ve yenileme başvurusunun yapılması için fiilen erken bir aşamadayken, adaydan gelecekteki yenilemeye ilişkin posta makbuzu veya Questura belgesi istenmesi ve bu belge yoksa işe alınmaması hukuken sorunlu olabilir.

İtalya Göç Kanunu’nun 5. maddesinin 9-bis fıkrası, oturum izninin verilmesi, yenilenmesi veya dönüştürülmesi için başvuru yapılmış olduğu sürece, başvuruyu kanıtlayan makbuzun yabancının yasal durumunu göstermede temel belge olduğunu kabul eder. Başvuru değerlendirilirken, ilgili izin türü çalışmaya imkân veriyorsa çalışma faaliyeti de kural olarak devam edebilir. Bu koruma, başvurunun reddedilmesi ve ret kararının hukuken etkili hale gelmesi durumunda sona erebilir.

Bu nedenle işveren açısından doğru kontrol, yalnızca oturum kartının üzerindeki tarihe bakmak değildir. İznin halen geçerli olup olmadığı, yenileme veya dönüşüm başvurusu yapılıp yapılmadığı ve başvuru makbuzunun bulunup bulunmadığı somut aşamaya göre değerlendirilmelidir.

Çalışan açısından pratik sonuç

Yabancı çalışan açısından da pratik sonuç açıktır. Bir iş görüşmesinde veya işe giriş sürecinde yalnızca oturum izninin birkaç ay sonra sona ereceği gerekçesiyle reddedilmek, özellikle İtalyan veya Avrupa Birliği vatandaşı adaylara uygulanmayan ek bir engel yaratıyorsa, hukuki incelemeye konu olabilir. Aynı şekilde, iş sözleşmesinin yalnızca oturum kartının sona erme tarihine kadar yapılabileceği yönünde otomatik bir kural yoktur.

Çalışanın yapması gereken, oturum izninin yenilenmesi gereken aşamaya gelindiğinde başvuruyu süresinde yapmak, başvuru makbuzunu dikkatle saklamak ve işverene gerektiğinde bu belgeyi ibraz etmektir. İşveren ise çalışanı yalnızca belgenin yaklaşan sona erme tarihine dayanarak dışlamak yerine, gerçek ve güncel yasal durumu kontrol etmelidir.

Milano İş Mahkemesinin 2026 tarihli kararı, oturum hukukunun çalışma hayatındaki etkisini önemli ölçüde netleştirmektedir: yabancı çalışanların idari işlemlerinin varlığı, iş piyasasına erişimde otomatik bir dezavantaj yaratmak için kullanılamaz. Yasal oturumun devam ettiği veya yenileme başvurusu ile korunduğu durumlarda, iş ilişkisi de yalnızca bürokratik kart tarihine indirgenemez.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista

Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione

Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’Unione europea n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo

ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da çalışma vizesinde kritik 15 gün: işveren onayı gelmezse nulla osta iptal edilir

İtalya’da çalışma amacıyla yurt dışından getirilecek bir işçi için “nulla osta” alınmış olması, vizenin artık otomatik olarak verileceği anlamına gelmez. Güncel düzenlemeye göre, vize sürecinin belirli bir aşamasında işverenin işe alma iradesini yeniden ve açıkça teyit etmesi gerekir. Bu teyit 15 gün içinde yapılmazsa nulla osta iptal edilebilir ve vize süreci durur.

Bu kural özellikle Türkiye’de bulunup İtalya’dan bir iş sözleşmesi veya iş teklifi alan kişiler açısından önemlidir. Uygulamada başvuru sahibi çoğu zaman yalnızca konsolosluk veya iDATA tarafındaki işlemlerine odaklanmakta, buna karşılık İtalya’daki işverenin aynı anda yerine getirmesi gereken yükümlülükleri takip etmemektedir. Oysa çalışma vizesinin sonuçlanması, artık yalnızca yabancı işçinin sunduğu belgelere değil, işverenin belirli bir süre içinde vereceği son teyide de bağlıdır.

Nulla osta tek başına yeterli değildir

İtalya’da bağımlı çalışma amacıyla yapılacak girişlerde temel aşama, işverenin yetkili Sportello Unico per l’Immigrazione üzerinden çalışma izni niteliğindeki nulla osta başvurusunu yapmasıdır. Nulla osta olumlu sonuçlandığında bilgi elektronik olarak ilgili İtalyan diplomatik veya konsolosluk makamına aktarılır ve yabancı işçi çalışma vizesi başvurusunu sunabilir.

Ancak yürürlükteki Testo Unico Immigrazione’nun 22. maddesinin 5-quinquies fıkrası, vize verilmeden önce ek bir kontrol mekanizması öngörmektedir. Vize başvurusuyla ilgili gerekli incelemelerin tamamlandığı aşamada, sistem İtalya’daki işverenden hâlâ söz konusu yabancı işçiyi işe almak isteyip istemediğini teyit etmesini talep eder. Bu talep işverene elektronik kanallardan, özellikle başvuruda belirtilen PEC adresi üzerinden iletilir.

2025 reformuyla süre 7 günden 15 güne çıkarıldı

3 Ekim 2025 tarihli 146 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, daha sonra 1 Aralık 2025 tarihli 179 sayılı Kanunla değiştirilerek yasalaştırılmış ve bu aşamadaki süreyi önceki 7 günden 15 güne çıkarmıştır. Güncel uygulamada işveren, yetkili makamın bildiriminden itibaren 15 gün içinde işe alma iradesini teyit etmelidir.

Bu süre basit bir idari hatırlatma değildir. İşveren gerekli teyidi vermezse nulla osta geri alınabilir. Böyle bir durumda konsolosluk makamı, çalışma vizesi prosedürünü olumlu şekilde tamamlayamaz. Dolayısıyla aylarca yürütülmüş bir Decreto Flussi veya başka bir çalışma giriş süreci, son aşamada işverenin hareketsiz kalması nedeniyle sonuçsuz kalabilir.

Türkiye’deki işçi ne yapmalı?

Vize başvurusunu Türkiye’den yapan kişinin, nulla osta çıktıktan sonra işverenle iletişimi kesmemesi gerekir. Özellikle vize başvurusu sunulduktan sonra işverenin PEC adresini ve Portale Servizi üzerindeki bildirimleri düzenli biçimde kontrol etmesi önem taşır. İşveren büyük bir şirket değilse veya göçmenlik işlemlerini bir danışman, işveren örgütü ya da yetkili profesyonel aracılığıyla yürütüyorsa, bu kişilerin de süreci aktif biçimde takip etmesi gerekir.

Mevzuat, teyidin yalnızca işveren tarafından doğrudan yapılmasını zorunlu tutmamaktadır. Şartları taşıyan yetkili profesyoneller veya işveren örgütleri de işveren adına bu işlemi gerçekleştirebilir. Ancak temsil ilişkisinin usulüne uygun şekilde kurulmuş olması ve elektronik prosedürün doğru yürütülmesi gerekir.

15 günlük ikinci süre: İtalya’ya girişten sonra

Aynı reform, çalışma vizesi alındıktan ve işçi İtalya’ya girdikten sonraki aşamayı da değiştirmiştir. İşçi ile işverenin “contratto di soggiorno” olarak adlandırılan ikamet sözleşmesini imzalayıp Sportello Unico per l’Immigrazione’ya iletmesi için öngörülen süre de 15 gündür. Önceden bu süre 8 gündü.

Bu nedenle iki ayrı 15 günlük süreyi birbirinden ayırmak gerekir. Birincisi, vize verilmeden önce işverenin işe alma iradesini teyit etmesine ilişkindir. İkincisi ise işçi İtalya’ya girdikten sonra ikamet sözleşmesinin imzalanması ve sisteme yüklenmesiyle ilgilidir. Her iki aşamada da gecikme, çalışma ve oturum sürecinde ciddi idari sorunlara yol açabilir.

Pratik açıdan en önemli nokta

Çalışma vizesi dosyalarında yabancı işçinin yalnızca kendi konsolosluk işlemlerini takip etmesi yeterli değildir. İtalya’daki işverenin yükümlülükleri de aynı dosyanın ayrılmaz parçasıdır. Bu nedenle nulla osta çıktıktan sonra vize başvurusu, işverene gönderilen teyit talebi, teyidin zamanında verilmesi, vizenin düzenlenmesi, İtalya’ya giriş tarihi ve contratto di soggiorno’nun yüklenmesi tek bir hukuki ve idari süreç olarak izlenmelidir.

Özellikle Türkiye’den İtalya’ya çalışmak için gelecek kişiler bakımından, işverenin sürece gerçekten devam edip etmediğinin erken aşamada kontrol edilmesi önemlidir. Çünkü nulla osta alınmış olsa bile işverenin sonradan işe alma iradesinden vazgeçmesi veya 15 günlük teyit süresini kaçırması, yabancı işçi açısından vize başvurusunun fiilen sonuçsuz kalmasına neden olabilir.

Sonuç olarak, nulla osta çalışma vizesinin temel şartıdır; fakat artık sürecin son garantisi değildir. İşverenin zamanında verdiği teyit, vizenin ilerleyebilmesi için hukuken belirleyici bir aşamadır.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista

Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione

Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’Unione europea n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo

ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da iltica görüşmesinde tercüman sorunu: yanlış anlaşılma başvuruyu otomatik olarak güvenilmez kılmaz

İtalya’da uluslararası koruma başvurusunun en kritik aşamalarından biri, Bölgesel Komisyon önündeki kişisel görüşmedir. Başvurucu ile tercüman arasında ciddi bir iletişim sorunu yaşanması, özellikle anlatılması gereken olaylar cinsel yönelim, aile içi şiddet, siyasi faaliyet, dinî inanç veya travma gibi mahrem konulara ilişkinse, başvurunun otomatik olarak güvenilmez sayılmasına yol açmamalıdır.

Tercüman, iltica prosedürünün temel güvencelerinden biridir

İtalya’daki uluslararası koruma prosedüründe kişisel görüşme kural olarak bir Komisyon görevlisi tarafından yürütülür ve başvurucuya bir tercüman eşlik eder. Tercümanın görevi yalnızca kelimeleri çevirmek değildir. Başvurucunun anlatımını doğru, tarafsız ve eksiksiz biçimde Komisyona aktarması; Komisyonun sorularını da başvurucunun gerçekten anlayabileceği şekilde çevirmesi gerekir.

Bu nedenle dil, lehçe veya ifade biçimi bakımından ciddi bir anlaşmazlık varsa sorun küçümsenmemelidir. Aynı dili konuşuyor olmak her zaman yeterli değildir. Bölgesel farklılıklar, lehçeler, kültürel ifadeler ve özellikle travmatik ya da mahrem olayların anlatımı sırasında kullanılan sözcükler iletişimi fiilen imkânsız hâle getirebilir.

2026 tarihli Cassazione yaklaşımı

İtalyan Yargıtayının 2026 yılı Mayıs-Haziran dönemine ilişkin ve 28 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan resmî içtihat derlemesinde, bu konuda önemli bir karar yer almaktadır. İncelenen olayda başvurucu, önce farklı bir dil konuşan tercümanla, daha sonra ise aynı dili konuşmasına rağmen kendisini doğru şekilde anlayamadığını düşündüğü başka bir tercümanla görüşmeyi sürdürmekte zorlanmıştı. Anlatılmak istenen konu kişinin cinsel yönelimi gibi son derece özel bir alana ilişkindi.

Yargıtay, yalnızca başvurucunun Komisyon önündeki görüşmeye devam etmemiş olmasından hareketle anlatımın güvenilmez olduğu sonucuna varılmasını hukuken yetersiz buldu. Güvenilirlik değerlendirmesinin, 251/2007 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde öngörülen ölçütlere göre, başvurucunun anlatımının iç tutarlılığı, dış bilgilerle uyumu, kişisel koşulları ve menşe ülkeye ilişkin güncel bilgiler birlikte dikkate alınarak yapılması gerektiğini hatırlattı.

Kararın bir başka önemli yönü de şudur: uluslararası koruma için kişinin geçmişte mutlaka fiilen zulüm görmüş olması gerekmez. Hukuken belirleyici olan, geri gönderilmesi hâlinde gelecekte gerçek ve makul bir zulüm veya ağır zarar riski bulunup bulunmadığıdır. Geçmişte yaşanan olaylar bu değerlendirmede güçlü bir gösterge olabilir, ancak tek ölçüt değildir.

Görüşme sırasında ne yapılmalı?

Başvurucu tercümanı anlamadığını veya kendi sözlerinin doğru çevrilmediğini fark ederse bunu görüşme sırasında açıkça belirtmelidir. Sorunun hangi kelime, ifade, lehçe veya anlatım biçiminden kaynaklandığı mümkün olduğunca somut şekilde açıklanmalıdır. Gerekirse başka bir tercüman talep edilmesi ve iletişim sorununun görüşme kayıtlarına geçirilmesi istenmelidir.

Özellikle aile içi şiddet, cinsel yönelim, siyasi veya dinî faaliyetler, işkence, insan ticareti ya da yolculuk sırasında yaşanan travmalar gibi konularda başvurucunun kendisini güvende hissetmediği veya tercüman nedeniyle konuşamadığı durumlar daha sonra açıklanmak üzere sessiz bırakılmamalıdır. İlk görüşmede anlatılamayan önemli bir olay, sonradan ortaya çıktığında mutlaka neden daha önce açıklanamadığıyla birlikte izah edilmelidir.

Olumsuz karar hâlinde

Komisyonun ret kararının önemli ölçüde görüşmede yaşanan tercüme sorununa, eksik anlatıma veya yanlış anlaşılmaya dayandığı düşünülüyorsa bu husus mahkeme önündeki itirazda açıkça ileri sürülebilir. Avukatın görüşme tutanağını, varsa ses veya görüntü kaydını, kullanılan dil ve tercümanla ilgili bilgileri ve başvurucunun daha sonra sunduğu açıklamaları birlikte değerlendirmesi önemlidir.

Tercüme sorunu tek başına her dosyada kararın iptal edilmesi anlamına gelmez. Ancak sorun gerçek, somut ve başvurunun esasını etkileyebilecek nitelikteyse, güvenilirlik değerlendirmesinin yalnızca başvurucunun görüşmedeki davranışına indirgenmesi hukuken doğru değildir. Uluslararası koruma prosedüründe amaç, kişinin neden ülkesine dönemediğini gerçekten anlayabilmektir; bu da ancak etkili ve güvenilir bir iletişimle mümkündür.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista

Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione

Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’Unione europea n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo

ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da ticari vize çalışma vizesi değildir: hangi faaliyetlere izin verilir?

İtalya’ya iş görüşmesi, fuar, ticari müzakere veya makine kurulumu için gelen Türk vatandaşları açısından “ticari vize” ile “çalışma vizesi”...