mercoledì 29 aprile 2026

ابطال مجوز کار: رأیی از ایتالیا حدود اجازه اقامت برای جستجوی کار را بازتعریف می‌کند

 ابطال مجوز کار: رأیی از ایتالیا حدود اجازه اقامت برای جستجوی کار را بازتعریف می‌کند

رأی اخیر دادگاه اداری منطقه‌ای امیلیا-رومانیا توجه فعالان حقوق مهاجرت را به مسئله‌ای مهم جلب کرده است: اگر یک تبعه خارجی به طور قانونی با ویزای کار وارد ایتالیا شود، اما مجوز کاری که مبنای ورود او بوده بعداً ابطال شود، چه اتفاقی می‌افتد؟

در رأی شماره ۷۷۳ مورخ ۲۷ آوریل ۲۰۲۶، دادگاه درخواست یک تبعه خارجی را رد کرد که از طریق نظام سهمیه‌های کاری وارد ایتالیا شده بود، اما به دلیل در دسترس نبودن کارفرما نتوانسته بود فرایند استخدام را تکمیل کند. خواهان استدلال می‌کرد که اگر اجازه اقامت کاری به او تعلق نمی‌گیرد، دست‌کم باید اجازه اقامت برای جستجوی کار دریافت کند.

اما دادگاه این استدلال را نپذیرفت.

منطق رأی بر یک تمایز حقوقی روشن استوار است: اجازه اقامت برای جستجوی کار زمانی قابل اعمال است که یک رابطه کاری معتبر قبلاً ایجاد شده و سپس به دلایلی خارج از اراده کارگر پایان یافته باشد. اما وقتی اساساً چنین رابطه کاری معتبری هرگز به‌وجود نیامده، این نوع اقامت نمی‌تواند راه‌حل جایگزین باشد.

این نکته هسته اصلی رأی است.

به نظر دادگاه، وقتی مجوز اولیه کار به این دلیل باطل می‌شود که شرایط قانونی از ابتدا وجود نداشته، مبنای حقوقی اقامت نیز از میان می‌رود. در چنین وضعیتی، اجازه اقامت برای جستجوی کار نمی‌تواند حقی برای اقامت را که از پایه فاقد مبنای قانونی است بازسازی کند.

این تفسیر سخت‌گیرانه می‌تواند آثار مهمی داشته باشد.

در پرونده‌های مرتبط با نظام سهمیه‌های کاری در ایتالیا، بارها پیش آمده است که کارگران خارجی که به‌طور قانونی وارد شده‌اند، به دلیل نارسایی‌های اداری یا تخلفات کارفرما در وضعیت آسیب‌پذیر قرار گرفته‌اند. این رأی نشان می‌دهد که دادگاه اداری، دست‌کم در این چارچوب، تمایلی ندارد اجازه اقامت برای جستجوی کار را به ابزار جبرانی تبدیل کند.

دادگاه همچنین استناد به ماده ۸ کنوانسیون اروپایی حقوق بشر درباره حریم خصوصی و زندگی خانوادگی را رد کرد و شرایط پرونده را برای اعمال این حمایت کافی ندانست.

برای وکلاء و فعالان حوزه مهاجرت، پیام این رأی روشن است: در فرایندهای مبتنی بر سهمیه‌های کاری، اعتبار حقوقی مجوز اولیه عنصر تعیین‌کننده است و هر تصمیم ابطال باید فوراً مورد اعتراض قرار گیرد.

فراتر از این پرونده، این رأی بار دیگر بحثی گسترده‌تر را درباره تعادل میان سخت‌گیری اداری و حمایت از افرادی که بر اساس ورود قانونی پروژه مهاجرتی خود را بنا کرده‌اند، مطرح می‌کند.

و به نظر می‌رسد این بحث تازه آغاز شده است.

فابیو لوتشربو
وکیل
ORCID: https://orcid.org/0009-0004-7030-0428

Çalışma İzninin İptali: İtalyan Mahkemesi İş Arama Oturum İzninin Sınırlarını Yeniden Tanımlıyor

 Çalışma İzninin İptali: İtalyan Mahkemesi İş Arama Oturum İzninin Sınırlarını Yeniden Tanımlıyor

İtalya Emilia-Romagna Bölge İdare Mahkemesi’nin yakın tarihli bir kararı, göç hukuku alanında önemli bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Karar, iş kotası sistemi kapsamında sıkça ortaya çıkan bir soruya odaklanıyor: Bir yabancı İtalya’ya yasal olarak çalışma vizesiyle girmişse, ancak bu girişin dayandığı çalışma izni sonradan iptal edilirse ne olur?

27 Nisan 2026 tarihli ve 773 sayılı kararda Mahkeme, kota sistemi kapsamında İtalya’ya giriş yapan ancak işverenin ulaşılamaz hale gelmesi nedeniyle işe alım sürecini tamamlayamayan yabancı uyruklu başvurucunun davasını reddetti. Başvurucu, çalışma amaçlı oturum izni verilmemesi halinde en azından iş arama amaçlı oturum iznine hak kazanması gerektiğini ileri sürüyordu.

Mahkeme bu görüşü kabul etmedi.

Kararın dayandığı temel hukuki ayrım açık: İş arama amaçlı oturum izni, geçerli şekilde kurulmuş bir iş ilişkisinin, çalışandan kaynaklanmayan nedenlerle sona ermiş olması halinde söz konusu olabilir. Buna karşılık, hukuken geçerli bir iş ilişkisi hiç doğmamışsa bu izin alternatif bir çözüm olarak kullanılamaz.

Kararın merkezindeki nokta tam da budur.

Mahkemeye göre, başlangıçtan itibaren yasal şartları taşımadığı için ilk çalışma izni iptal edilmişse, buna dayanan oturum hakkının da hukuki zemini ortadan kalkar. Böyle bir durumda iş arama izni, temeli çökmüş bir kalış hakkını yeniden kuramaz.

Bu katı yorum önemli sonuçlar doğurabilir.

İtalya’daki iş kotası prosedürleri, çoğu zaman düzenli şekilde giriş yapan yabancı işçilerin, idari aksaklıklar veya işveren kaynaklı sorunlar nedeniyle kırılgan konuma düşmesine yol açmaktadır. Bu karar, idari yargının, en azından bu tip durumlarda, iş arama iznini düzeltici bir araç olarak kullanmaya eğilimli olmadığını gösteriyor.

Mahkeme ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özel ve aile hayatını koruyan 8. maddesine dayanan argümanı da reddetti; somut olayın bu korumanın uygulanması için yeterli olmadığı sonucuna vardı.

Göç hukuku uygulayıcıları açısından mesaj açık: İş kotasına dayalı prosedürlerde ilk çalışma izninin hukuki sağlamlığı belirleyicidir ve herhangi bir iptal kararı vakit kaybetmeden yargısal denetime taşınmalıdır.

Somut olayın ötesinde ise bu karar, idari katılık ile yasal girişe güvenerek göç projesi kuran kişilerin korunması arasındaki dengeyi yeniden tartışmaya açıyor.

Ve görünen o ki bu tartışma daha yeni başlıyor.

Fabio Loscerbo
Avukat
ORCID: https://orcid.org/0009-0004-7030-0428

domenica 26 aprile 2026

Mahkeme koruma tanıyor, ancak devlet oturma iznini reddediyor: Brescia davası ve yargı kararı ile SIS kaydı arasındaki çatışma

 Mahkeme koruma tanıyor, ancak devlet oturma iznini reddediyor: Brescia davası ve yargı kararı ile SIS kaydı arasındaki çatışma

Brescia Bölge İdare Mahkemesi’nin yakın tarihli bir kararı, yalnızca İtalyan göç hukuku açısından değil, daha geniş ölçekte dikkat çekiyor. Çünkü temel bir soruyu gündeme getiriyor: Bir mahkeme uluslararası koruma hakkını tanıdığında, idare buna rağmen oturma izni vermeyi reddedebilir mi?

23 Nisan 2026 tarihli Brescia İdare Mahkemesi kararı tam da bu sorunun merkezinde yer alıyor. Olayda, yabancı bir kişi Brescia Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararıyla ikincil koruma statüsü elde etmişti. Normal şartlarda bu kararın oturma iznine yol açması beklenirdi. Ancak Questura, Schengen Bilgi Sistemi’nde, yani SIS’te bulunan bir uyarı kaydına dayanarak izin vermeyi reddetti. Üstelik bu kayıt, mahkeme kararından sonra da teyit edilmişti.

Ortadaki çelişki dikkat çekici. Bir tarafta temel bir hakkı tanıyan kesinleşmiş bir yargı kararı var. Diğer tarafta ise Avrupa güvenlik mekanizmasına dayalı idari ret kararı.

Bu durum şu soruyu doğuruyor: Bir güvenlik kaydı, fiilen kesinleşmiş bir yargı kararının sonuçlarını etkisiz hale getirebilir mi?

Mahkeme davayı usul gerekçeleriyle sonuçlandırarak icra talebini kabul edilemez buldu. Ancak asıl hukuki mesele açık kaldı. Ve bu da kararı önemli kılıyor.

Burada tartışılan yalnızca teknik bir usul sorunu değil. Tartışılan, hakların etkinliğidir. Göç hukukunda kâğıt üzerinde tanınan, fakat uygulanamayan bir hak, sadece teorik bir korumaya dönüşebilir.

Bu dava İtalya sınırlarını aşan bir yankı uyandırıyor, çünkü göç kontrolü, Avrupa iş birliği ve yargısal güvenceler arasındaki gerilimi ortaya koyuyor. SIS sistemi üye devletler arasında iş birliği aracı olarak tasarlandı. Ancak bu dosya, bu araçların mahkemelerce tanınmış koruma rejimleriyle çatışabileceğini gösteriyor.

Brescia kararı bu nedenle yargı otoritesi ile idari güvenlik yetkileri arasındaki dengeye dair daha geniş bir tartışma başlatıyor. Çok basit ama belirleyici bir soruyu soruyor: Bir mahkeme tarafından korunmaya layık görülen kişi, idari bir kayıt nedeniyle yine de hukuki belirsizlik içinde bırakılabilir mi?

Bu, uygulamacılar için de çok somut bir mesele. Bir davayı kazanmak yeterli mi, eğer kararın uygulanması daha sonra engellenebiliyorsa?

Bazılarına göre bu dava, güvenlik mekanizmalarının dolaylı olarak yargısal korumayı etkisizleştirme riskini gösteriyor. Başkalarına göre ise Schengen hukuk düzeninin merkezindeki çözümlenmemiş gerilimi görünür kılıyor.

Her hâlükârda bu karar önemlidir, çünkü münferit bir istisnayı değil, yapısal bir sorunu ortaya koymaktadır.

Göç hukukunda en zor mücadele çoğu zaman bir hakkın tanınmasını sağlamak değil, o hakkı gerçekten etkili kılmaktır.

İşte bu yüzden Brescia davası yalnızca İtalya’da değil, Avrupa çapında dikkatle izlenmeyi hak ediyor.

Fabio Loscerbo
Göç Hukuku Avukatı
ORCID: https://orcid.org/0009-0004-7030-0428

sabato 18 aprile 2026

Başlık: İtalya: Bir hâkim, tutuklu bir yabancının oturma iznini yenilemesine izin verdi

 Başlık: İtalya: Bir hâkim, tutuklu bir yabancının oturma iznini yenilemesine izin verdi

Bologna Ceza İnfaz Hâkimliği tarafından verilen yakın tarihli bir karar, göç hukukunda temel bir soruyu yeniden gündeme getirdi: Tutuklu bir yabancı, oturma iznini yenileme hakkını fiilen kullanabilir mi?

7 Nisan 2026 tarihli ve 2827 sayılı karar ile hâkim, tutuklu bulunan bir yabancıya, refakat altında cezaevinden geçici olarak çıkma izni vererek, Questura’ya gidip ikincil koruma kapsamında oturma iznini yenilemesine imkân tanıdı.

Bu olay, çoğu zaman göz ardı edilen pratik bir sorunu ortaya koymaktadır. İtalya’da göç alanındaki idari işlemler genellikle başvuru sahibinin bizzat hazır bulunmasını gerektirir. Ancak tutukluluk durumu, bu şartın yerine getirilmesini fiilen imkânsız hâle getirir ve ciddi hukuki sonuçlara yol açabilir.

Yargı müdahalesi olmasaydı, ilgili kişi yenileme işlemini gerçekleştiremeyecek ve yasal ikamet statüsünü kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktı. Bu durum, sadece idari statüsünü değil, aynı zamanda entegrasyon sürecini de olumsuz etkileyecekti.

Bu sorunu aşmak için hâkim, ceza infaz hukukunda öngörülen “zorunlu izin” mekanizmasını uyguladı. Her ne kadar bu tür izinler genellikle istisnai ailevi durumlar için verilse de, bu olayda daha geniş bir yorum benimsenmiş ve oturma izninin yenilenmesi hayati bir gereklilik olarak kabul edilmiştir.

Karar, hakların yalnızca teorik olarak tanınmasının yeterli olmadığını, aynı zamanda fiilen kullanılabilir olması gerektiğini vurgulayan maddi bir yaklaşımı yansıtmaktadır.

Bu bağlamda, temel bir ilke açıkça ortaya konulmaktadır: Göç hukuku cezaevi kapısında sona ermez. İdari işlemler etkilerini sürdürür ve özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişiler için de erişilebilir olmalıdır.

Kararın tam metnine aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir:
https://www.calameo.com/books/008079775da5e9791f18c

Bu kararın, ceza infaz kurumları ile göç idareleri arasında daha güçlü bir koordinasyonu teşvik etmesi ve tutukluluk ile temel hakların korunması arasındaki dengeye ilişkin tartışmaları derinleştirmesi beklenmektedir.

Av. Fabio Loscerbo tarafından
ORCID: https://orcid.org/0009-0004-7030-0428

sabato 11 aprile 2026

Başlık: İtalya: Mahkeme kararı özel koruma izninin çalışma iznine çevrilmesinin yolunu yeniden açtı

 Başlık: İtalya: Mahkeme kararı özel koruma izninin çalışma iznine çevrilmesinin yolunu yeniden açtı

Toskana Bölge İdare Mahkemesi’nin yakın tarihli bir kararı, İtalya’da göç hukuku açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Özellikle, Cutro Kararnamesi sonrasında özel koruma kapsamında verilen oturma izninin çalışma iznine dönüştürülmesi meselesi yeniden gündeme gelmiştir.

2026 yılı 702 sayılı karar, Temmuz 2021’de uluslararası koruma başvurusu yapan ve 2024 yılında özel koruma statüsü elde eden bir yabancının durumunu ele almaktadır. Başvuru sahibi, aynı yıl içerisinde oturma iznini çalışma iznine çevirmek için başvuruda bulunmuştur. Ancak Emniyet makamları, 2023 tarihli ve 20 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemeye dayanarak bu talebi reddetmiştir. Söz konusu düzenleme, bu tür dönüşüm imkanını ortadan kaldırmıştı.

Buna rağmen Mahkeme farklı bir değerlendirme yaparak, benzer durumda olan birçok kişi için yeni bir hukuki yol açmıştır.

Kararın merkezinde, Cutro Kararnamesi’nin 7. maddesinde yer alan geçiş hükümlerinin yorumu bulunmaktadır. Mahkemeye göre belirleyici olan, dönüşüm talebinin tarihi değil, ilk koruma başvurusunun yapıldığı tarihtir.

Somut olayda, koruma başvurusu yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önce yapıldığı için, Mahkeme eski mevzuatın uygulanması gerektiğine hükmetmiştir. Bu eski düzenleme ise oturma izninin çalışma iznine dönüştürülmesine izin vermekteydi.

Bu gerekçeyle Mahkeme, idarenin kararını iptal etmiş ve önceki hukuki rejimin uygulanması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur.

Kararın tam metnine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:
https://www.calameo.com/books/008079775f3dbbc30cfe4

Bu karar, önemli bir hukuki ilkeyi pekiştirmektedir: yeni yasalar, halihazırda başlamış hukuki durumlara geriye dönük olarak olumsuz etki edemez. Ayrıca, özellikle uzun süren idari süreçlerde, bireylerin meşru beklentilerinin korunmasının önemini vurgulamaktadır.

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, bu karar Cutro Kararnamesi’nin etkisinin mutlak olmadığını göstermektedir. Aksine, geçiş hükümleri ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Hukukçular açısından bu karar, benzer idari ret işlemlerine karşı güçlü bir dayanak oluşturmakta ve reform öncesinde başlatılmış süreçlerde yabancıların haklarının korunmasına katkı sağlamaktadır.

Sonuç olarak, bu karar İtalya’da göç hukukunun gelişiminde önemli bir adım olup, daha kısıtlayıcı bir yasal çerçeve içinde dahi koruma ve düzenleme imkanlarının tamamen ortadan kalkmadığını ortaya koymaktadır.

Başlık: İtalya: Mahkeme, idari eksiklik gerekçesiyle oturma izni yenileme reddini iptal etti

 Başlık: İtalya: Mahkeme, idari eksiklik gerekçesiyle oturma izni yenileme reddini iptal etti

İtalya’nın Marche Bölgesi İdare Mahkemesi tarafından verilen son karar, göç hukuku alanında çalışanlar açısından önemli bir mesaj veriyor: idari formaliteler, hukuken düzenli bir durumun özünü gölgede bırakamaz.

2 Nisan 2026 tarihli ve genel kayıt numarası 454/2025 olan kararda, mahkeme, bir yabancı işçinin oturma izni yenileme talebinin reddine ilişkin kararı iptal etti. Söz konusu işçi, yabancı bir şirket tarafından görevlendirilmiş olup İtalya’da yasal olarak çalışmaktaydı.

Olay, Avrupa Birliği vatandaşı olmayan bir işçinin, yüksek nitelikli bir iş kapsamında İtalya’ya giriş yapması ve zamanla iş ilişkisinin kalıcı hale gelerek belirsiz süreli sözleşmeye dönüşmesiyle ilgilidir. Bu durum, işçinin İtalyan iş piyasasına güçlü bir şekilde entegre olduğunu göstermektedir.

Buna rağmen idare, oturma izni yenileme talebini yalnızca şekli bir gerekçeye dayanarak reddetmiştir: Göç için Tek Durak Ofisi tarafından verilen çalışma izninin uzatılmamış olması.

Mahkeme ise farklı bir yaklaşım benimsemiştir.

İdare hukukunun temel ilkelerine dayanan kararında mahkeme, bu reddin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Eksik olan belgenin işçinin kontrolü dışında olduğu ve ayrıca idari sistem içinde temin edilebileceği vurgulanmıştır.

Daha da önemlisi, işçinin durumu esas itibarıyla tamamen düzenlidir. Aynı işverenle kesintisiz çalışmış, belirsiz süreli sözleşmeye sahip olmuş, beş yıllık azami görevlendirme süresini aşmamış ve kamu düzeni veya güvenlik açısından herhangi bir risk oluşturmamıştır.

Bu çerçevede mahkeme, esaslı şartların mevcut olduğu durumlarda idarenin şekli eksikliklere dayanamayacağını açıkça ifade etmiştir. Karar ayrıca, kamu makamlarının işbirliği ve idari etkinlik ilkelerine uygun hareket etme yükümlülüğünü de vurgulamaktadır.

Karar, idari yargılamalarda sıkça karşılaşılan bir başka meseleye de değinmektedir.

Yargılama sırasında idare, işçinin niteliklerine ilişkin yeni gerekçeler ileri sürerek reddi savunmaya çalışmıştır. Mahkeme bu yaklaşımı kesin bir şekilde reddetmiş ve idari işlemin hukuka uygunluğunun yalnızca ilk gerekçeye göre değerlendirilebileceğini, sonradan gerekçe eklenemeyeceğini belirtmiştir.

Sonuç olarak, dava kabul edilmiş, idari işlem iptal edilmiş ve idareye oturma iznini verme yükümlülüğü getirilmiştir.

Bu kararın daha geniş etkileri olabilir.

Göç hukukunda, şekilden ziyade esasın öncelikli olduğunu bir kez daha teyit etmektedir. Ayrıca idari gecikmelerin veya eksikliklerin bireylerin aleyhine sonuç doğurmaması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz:
https://www.calameo.com/books/008079775c3fae5c6fc91


Avv. Fabio Loscerbo
https://orcid.org/0009-0004-7030-0428

Başlık: İtalyan Mahkemesi Oturma İzni İptalini Kaldırdı: Şekilcilik Gerçeğin Önüne Geçemez

 Başlık: İtalyan Mahkemesi Oturma İzni İptalini Kaldırdı: Şekilcilik Gerçeğin Önüne Geçemez

İtalya’nın Puglia Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen son karar, göç hukuku alanında çalışan uzmanların dikkatini çekiyor. Mahkeme, idari işlemlerde aşırı şekilciliğe karşı net bir duruş sergiledi.

2026 yılı 386 sayılı karar, 2026 yılı ruolo generale 347 sayılı dosyaya ilişkin olup, mevsimlik çalışma izninin bağımlı çalışma iznine dönüştürülmesine yönelik nulla osta’nın iptal edilmesini konu almaktadır. Kararın tam metnine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:
https://www.calameo.com/books/008079775b1c03cd369cb
(tam bağlantı: https://www.calameo.com/books/008079775b1c03cd369cb)

Uyuşmazlık, görünüşte teknik bir meseleye dayanıyordu: Başvuru sahibi tarafından sunulan kira sözleşmesinin farklı nüshalarındaki imzalar arasında bazı farklılıklar bulunması. İdare, bu farklılıkları belgenin güvenilirliğini sorgulamak için yeterli görmüş ve dönüşüm sürecini iptal etmişti.

Mahkeme bu yaklaşımı kabul etmedi.

Kararında mahkeme, kira sözleşmelerinin uygulamada genellikle birden fazla nüsha halinde düzenlendiğini ve her nüshanın taraflarca ayrı ayrı imzalanmasının olağan olduğunu vurguladı. İmzalar arasındaki küçük farklılıkların tek başına belgenin geçersizliğine yol açamayacağını belirtti. Bu tür unsurlara dayanarak idari karar verilmesi, mahkemeye göre, gerçeklikten kopuk ve yüzeysel bir yaklaşımı yansıtmaktadır.

Bu gerekçelerle mahkeme, idari işlemi hukuka aykırı buldu ve yeterli inceleme yapılmaması, gerekçe eksikliği ve olayların hatalı değerlendirilmesi gibi hukuki sakatlıkları tespit etti.

Sonuç açıktır: iptal kararı kaldırıldı.

Bununla birlikte mahkeme dengeli bir yaklaşım benimseyerek, idarenin dosyayı yeniden inceleme ve oturma izninin dönüştürülmesi için gerekli şartların mevcut olup olmadığını değerlendirme yetkisini koruduğunu da açıkça ifade etti. Dolayısıyla karar, otomatik bir hak tanımamakta, ancak hukuka uygun yeni bir değerlendirme yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu dava, göç hukuku alanında daha geniş bir sorunu ortaya koymaktadır: idari gereklilikler ile bireysel hakların korunması arasındaki denge. Mahkemenin mesajı nettir: usuli titizlik, gerçeklikten kopuk katı bir şekilciliğe dönüşmemelidir.

Hukukçular ve politika yapıcılar açısından bu karar önemli bir hatırlatmadır: yaşama ve çalışma hakkı gibi temel hakların söz konusu olduğu durumlarda hukuk soyut şekilde uygulanamaz.


Yazar
Fabio Loscerbo, Avukat
https://orcid.org/0009-0004-7030-0428

ابطال مجوز کار: رأیی از ایتالیا حدود اجازه اقامت برای جستجوی کار را بازتعریف می‌کند

  ابطال مجوز کار: رأیی از ایتالیا حدود اجازه اقامت برای جستجوی کار را بازتعریف می‌کند رأی اخیر دادگاه اداری منطقه‌ای امیلیا-رومانیا توجه فع...