İtalyan Veneto İdare Mahkemesine göre işçiye haber verilmeden çalışma izni iptal edilemez: 278/2026 sayılı karar
İtalya göç hukuku üzerine uygulamalı inceleme — 7 Kasım 2026. İtalya'ya çalışma amacıyla girişte işveren tarafından alınan nulla osta belgesi, yabancı işçinin hayatını doğrudan etkileyen bir idari işlemdir. Bu belge daha sonra geri alınacaksa yalnızca işverenin bilgilendirilmesi yeterli midir? Çalışma sözleşmesinin imzalanması için yabancı işçinin çağrılmaması, ardından onun yokluğunun iptal gerekçesi yapılması mümkün müdür? Veneto Bölge İdare Mahkemesi (TAR Veneto), Üçüncü Dairesi, 3 Şubat 2026 tarihli ve 278 sayılı kararında bu sorulara somut olay üzerinden yanıt verdi.
Olayın geçmişi
İşveren, 27 Mart 2023 tarihinde 2022 yılına ilişkin işçi giriş kotaları kapsamında bir yabancı işçinin İtalya'ya getirilmesi için başvurdu. Venedik Valiliği bünyesindeki Göçmenlik Tek Masası (Sportello Unico per l'Immigrazione) 26 Nisan 2023 tarihinde giriş iznini verdi. İşçi, gerekli vizeyi aldıktan sonra 11 Ekim 2023 tarihinde İtalya'ya giriş yaptı. Ne var ki daha sonra kendisini işe almayı taahhüt eden işverene ulaşamadı ve oturum işlemlerinin önemli aşaması olan contratto di soggiorno sözleşmesini imzalamak üzere çağrılmadı.
İşçi, avukatı aracılığıyla resmi makamdan çağrı yapılmasını istedi. Ancak idari dosyaya daha sonra eriştiğinde, işverenin 2 Temmuz 2024 tarihinde bir toplantıya davet edildiğini, kendisine davet gönderilmediğini, 8 Kasım 2024 tarihinde çalışma izninin geri alınmasına ilişkin idari sürecin başlatıldığını ve 27 Kasım 2024 tarihinde izin iptalinin gerçekleştirildiğini öğrendi. Bu işlemlerin hiçbiri işçiye usulüne uygun şekilde bildirilmemişti.
Mahkeme neden iptal kararı verdi?
TAR Veneto, yabancı işçinin çalışma izninin doğrudan muhatabı olduğunu ve bu nedenle idari sürece katılım güvencelerinden yararlanması gerektiğini belirtti. İtalyan göç kanunu olan 286/1998 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin beşinci fıkrası, yabancılara kamu idaresiyle ilişkilerinde hukuki koruma bakımından eşit muamele tanır. Bu durum, 241/1990 sayılı idari usul kanununun 7. maddesinde öngörülen işlemin başlatıldığının bildirilmesi kuralının yabancı işçi bakımından da uygulanmasını gerektirir.
İzin geri alma sürecinin başlatıldığı yalnızca işverene bildirilirse, sonucun esasen etkileyeceği yabancı işçi savunmasını sunamaz. Somut olayda işçiye ne iptal sürecinin başladığı ne de sözleşme imzası için davet yapıldığı bildirildi. Mahkeme, iletişim eksikliğinin sözleşmenin imzalanmamasında etkili olduğunu ve işçinin bu duruma ilişkin açıklamalarını idareye sunma imkânından yoksun bırakıldığını değerlendirdi.
Mahkeme ayrıca elektronik sistem kullanılmasının usul güvencelerini ortadan kaldırmadığını vurguladı. İdarenin iletişimlerin internet portalında yapıldığını söylemesi yeterli görülmedi; çünkü ilgili yabancı işçi, işverenin veya yetkili başvuru sahibinin erişebildiği elektronik dosyaya kendi başına erişemiyordu.
Kararın sonucu ve sınırları
TAR, başvuruyu kabul ederek çalışma izninin iptaline ilişkin işlemi kaldırdı. İdare, sonraki değerlendirmelerinde işçinin idari sürece katılımını sağlamalı, belgeleri uygun yöntemlerle bildirmeli, sözleşmenin imzalanamamasının işçiden kaynaklanmadığını dikkate almalı ve işverenin Ocak 2025'te hâlen işçiyi işe almak istediğine dair açıklamasını değerlendirmeliydi. Ancak mahkeme işçiye doğrudan oturum izni vermedi; idarenin hukuka uygun yeni işlemler yapabilmesi ihtimalini saklı tuttu.
Bu sınır önemlidir: Davayı kazanmak, çalışma amacıyla İtalya'ya girişin bütün maddi koşullarını veya gelecekteki izinleri otomatik olarak güvence altına almaz. İşçi ve işverenin hâlen yerine getirmesi gereken yükümlülükler bulunabilir. Özellikle yeni bir başvuruda geçerli olan mevzuat, bu davada incelenen 2022 yılı kotaları ve 2023 tarihli işlemlerden farklı olabilir.
İşçilerin sorumlulukları nelerdir?
Yabancı işçi çalışma izni ve vizeyle giriş yaptıktan sonra sürecin kendiliğinden tamamlandığını düşünmemelidir. İşverenle irtibatın sürdürülmesi, doğru adres ve iletişim bilgilerinin bildirilmesi, Göçmenlik Tek Masasından gelen çağrıların takip edilmesi, sözleşmenin imzalanması ve oturum izni için gerekli başvurunun zamanında yapılması önemlidir. İşverenle bağlantı kopmuşsa bu durum yazılı ve izlenebilir şekilde ilgili makama bildirilmelidir.
Somut olayda işçi, idareye ve avukata başvurarak sözleşmenin imzalanması için çağrılmayı istemişti. Bu tür belgeler, gecikmenin veya işlem eksikliğinin kimin davranışından kaynaklandığını ortaya koymak bakımından önem taşır. Kişi kendi sorumluluğunu yerine getirmemişse yalnızca mahkemeden sözleşme imzalanmadığı gerekçesiyle bir hakkın tanınmasını bekleyemez. Savunma için somut kanıt gerekir.
İzin iptali veya olumsuz bildirim durumunda yapılacaklar
Öncelikle nulla osta belgesinin kopyası, vize, İtalya'ya giriş tarihi, işverenle yapılan görüşmeler, randevu yazıları, elektronik başvuru kayıtları, avukata verilen vekâlet ve yapılan resmi yazışmalar muhafaza edilmelidir. İdarenin bir iptal işlemi başlattığı öğrenildiğinde idari dosyaya erişim talebi yapılabilir. İşleme esas alınan bilgiler ve tebligatın kime, ne zaman ve hangi yöntemle gönderildiği dikkatle incelenmelidir.
Bir olumsuz işlem düzenlenmişse buna karşı başvuru süreleri ayrıca hesaplanmalıdır. Dosyaya erişim veya idareye tekrar başvurma girişimi, her durumda yargısal başvuru süresini durdurmaz. Kararın bu alandaki örnek değeri, işçinin gerçek anlamda bilgilendirilmediği ve katılım olanağından yoksun bırakıldığı hallerde usul güvencelerinin önemini göstermesidir. Her eksik bildirimin aynı sonuca yol açacağını varsaymak doğru değildir.
Elektronik portal ve hukuki güvenlik
İtalya'da çalışma amacıyla giriş işlemlerinin dijital ortamda yürütülmesi, idari etkinlik bakımından önemli olabilir. Fakat işçinin erişim yetkisi bulunmayan bir portalda işlem yapılması ile kendisine usulüne uygun bildirim gönderilmesi farklı konulardır. Resmi makamlar hem kanuni bildirim yükümlülüklerini yerine getirmeli hem de kayıtları sonradan denetlenebilecek biçimde saklamalıdır. İşveren ve işçi de kendi yükümlülüklerini belgelenebilir şekilde gerçekleştirmelidir.
Sonuç
TAR Veneto'nun 278/2026 sayılı kararı, yabancı işçinin yalnızca işverenin başvurusuna konu bir isim olmadığını; işlemin sonuçlarından doğrudan etkilenen ve katılım hakkına sahip bir kişi olduğunu ortaya koymaktadır. İşçi çağrılmamış ve idari süreç kendisine bildirilmemişken sözleşmenin imzalanmaması onun aleyhine mekanik bir iptal gerekçesine dönüştürülemez. Kararın özü, hiçbir yükümlülüğün bulunmaması değil, yükümlülüklerin ve sorumluluğun doğru kişiye, gerçek olaylar temelinde yüklenmesidir.
İncelenen yargı kararı: TAR Veneto, Üçüncü Daire, 3 Şubat 2026, karar no. 278; başkan Polidori, raportör De Piazzi. Kararın tam İtalyanca metni (EIUS).
Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) önünde temsil yetkisine sahip avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki menfaat temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicilinde göç ve iltica alanında 280782895721-36 numarasıyla kayıtlı menfaat temsilcisi
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale yapay zekâ araçlarının yardımıyla, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında hazırlanmıştır.