lunedì 2 febbraio 2026

İtalya’dan Ayrılmak Oturma İznine Mal Olabilir

 İtalya’dan Ayrılmak Oturma İznine Mal Olabilir

İtalyan göç hukukunda, ülkeden ayrılmak hiçbir zaman tarafsız bir durum değildir. Oturma iznine ilişkin bir idari işlem devam ederken İtalya’dan çıkmak, izin talebinin reddine kadar varan belirleyici sonuçlar doğurabilir. Bu durum teorik bir risk değil, idari uygulama ve yargı kararlarıyla giderek daha sık teyit edilen bir gerçektir.

Oturma izni yalnızca bürokratik bir belge değildir. Bu izin, yabancı kişi ile İtalyan Devleti arasında, ülke topraklarında fiilî ve sürekli bir varlığa dayanan hukuki bir ilişkinin ifadesidir. Bu süreklilik kesintiye uğradığında, oturma hakkının hukuki temelleri ciddi biçimde zayıflar.

İtalyan makamları, uzun süreli veya usule uygun şekilde düzenlenmemiş bir yokluğu, ikametin kesintiye uğraması olarak yorumlamaktadır. Uygulamada bu, yenileme başvurusu usulüne uygun biçimde yapılmış olsa bile, özellikle düzenli bir yeniden giriş çerçevesi bulunmadığında, ülkeyi terk etmenin idareyi yasal şartların artık mevcut olmadığı sonucuna götürebileceği anlamına gelir.

Son dönemdeki idari yargı kararları bu yaklaşımı pekiştirmiştir. Mahkemeler, bir yabancının uzun bir süre yurt dışında kalması ve yeniden giriş vizesinin geçerlilik süresi içinde İtalya’ya dönmemesi hâlinde, oturma izninin reddedilmesinin hukuka uygun olduğunu teyit etmiştir. Bu durumlarda idare takdir yetkisi kullanmamakta, aksine temel bir şartın ortadan kalktığını tespit ederek hukuku bağlayıcı şekilde uygulamaktadır.

Bu konuyu özellikle kritik kılan husus, yokluğun tespit edilmesi hâlinde usule ilişkin güvencelerin sınırlı bir etkiye sahip olmasıdır. Red kararının, ikametin sürekliliği veya düzenli yeniden giriş gibi şartların objektif olarak bulunmamasına dayanması hâlinde, işlem çoğu zaman zorunlu bir idari karar olarak değerlendirilir. Bu nedenle, sonradan ileri sürülen gerekçeler veya usul eksiklikleri sonucu nadiren değiştirir.

Mesaj açıktır ve hafife alınmamalıdır. Bir idari işlem devam ederken İtalya’dan ayrılmak yüksek riskli bir karardır. Geçici bir yokluk bile, doğru değerlendirilmediği veya yeterince gerekçelendirilmediği takdirde, yıllarca süren yasal ikamet ve uyum sürecini tehlikeye atabilir.

Göç hukukunda varlık önemlidir. Zaman önemlidir. Toprak önemlidir. Ve bazen tek bir yokluk, düzenli bir durumu kesin bir ret kararına dönüştürmeye yeterlidir.

Yayının tamamına Calaméo üzerinden aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir:
https://www.calameo.com/books/0080797759e6d98d60004

Avv. Fabio Loscerbo

domenica 1 febbraio 2026

Adli sicil tek başına yeterli değil: Bologna İdare Mahkemesi’nden otomatik oturma izni retlerine dur

 Adli sicil tek başına yeterli değil: Bologna İdare Mahkemesi’nden otomatik oturma izni retlerine dur

Emilia-Romagna Bölgesi Bologna merkezli Bölge İdare Mahkemesi’nin yakın tarihli bir kararı, İtalyan göç hukukunda temel bir ilkeyi bir kez daha açık biçimde ortaya koydu: Bir yabancının adli sicil kaydı, tek başına oturma izninin reddi veya yenilenmemesi için yeterli bir gerekçe olamaz.

İncelenen olayda idare, ilgili kişinin geçmişteki ceza mahkûmiyetlerine atıf yaparak olumsuz karar vermiş, ancak bu mahkûmiyetlerin neden bugün hâlâ güncel ve somut bir toplumsal tehlike oluşturduğunu açıklamamıştır. Ayrıca kişinin aile hayatı, çalışma durumu ve topluma yeniden uyum süreci gibi olumlu unsurlar da dikkate alınmamıştır. Mahkeme, bu yaklaşımın hukuka aykırı olduğunu belirterek, otomatik ve şablon kararların göç hukukunda kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır.

Mahkemenin değerlendirmesi, 25 Temmuz 1998 tarihli ve 286 sayılı Yasama Kararnamesi’nin 5. maddesinin 5. fıkrasına dayanmaktadır. Bu hüküm, idareye yabancının durumunu bütüncül biçimde değerlendirme yükümlülüğü getirmektedir. Bu kapsamda adli sicil kayıtları, özel ve aile hayatı, istihdam durumu, toplumsal entegrasyon düzeyi ve suçtan sonra geçen süre gibi unsurlarla birlikte tartılmalıdır.

Bologna İdare Mahkemesi, somut olayda ciddi bir gerekçelendirme eksikliği tespit etmiştir. İdari makam, olumsuz ve olumlu unsurlar arasında gerçek bir dengeleme yapmamış; kararını, bireysel durumu yansıtmayan genel ve mekanik bir yaklaşıma dayandırmıştır. Bu nedenle mahkeme, oturma izninin reddine ilişkin işlemi iptal etmiş ve dosyayı hukuka uygun bir yeniden değerlendirme yapılması için idareye geri göndermiştir.

Bu karar, idarenin takdir yetkisinin sınırlarını da netleştirmektedir. Göç hukukunda idari takdir vardır, ancak bu takdir sınırsız değildir. Bir karar, bireyin yaşamını, ailesini ve mesleki geleceğini doğrudan etkiliyorsa, mutlaka güncel, somut ve orantılı bir değerlendirmeye dayanmalıdır.

Uygulamada verilen mesaj açıktır: Adli sicil kayıtları bir değerlendirme unsurudur, nihai sonuç değildir. İdarenin, bu kayıtların neden bugün hâlâ belirleyici olduğunu ve neden oturma hakkının sınırlandırılmasını gerektirdiğini açık ve ikna edici biçimde ortaya koyması gerekir.

Mahkeme kararını ve hukuki değerlendirmeyi içeren yayının tamamı Calaméo platformunda aşağıdaki bağlantıdan erişilebilir:
https://www.calameo.com/books/008079775f4e8338cb9e5
https://www.calameo.com/books/008079775f4e8338cb9e5

Sonuç olarak Bologna İdare Mahkemesi, göç hukukunda temel bir ilkeyi yeniden teyit etmektedir: Otomatik kararlar hukuka uygun değildir. Her dosya, bireysel koşullar dikkate alınarak ve hukukun öngördüğü güvencelere saygı gösterilerek değerlendirilmelidir.

Avv. Fabio Loscerbo

sabato 24 gennaio 2026

Çalışma izninin reddi: Yabancı işçi itiraz hakkına sahip değildir İtalyan mahkemesinden, çalışma temelli göç prosedürlerinde kimin dava açabileceğine dair netlik

 

Çalışma izninin reddi: Yabancı işçi itiraz hakkına sahip değildir

İtalyan mahkemesinden, çalışma temelli göç prosedürlerinde kimin dava açabileceğine dair netlik

İtalya’daki idari yargı mercileri tarafından yakın zamanda verilen bir karar, göç hukukunun en tartışmalı alanlarından birine açıklık getirdi: Yurt dışında yaşayan yabancı bir işçi adına talep edilen çalışma izni reddedildiğinde, bu karara karşı kim dava açabilir?

Konu, Avrupa Birliği üyesi olmayan yabancıların ücretli çalışma amacıyla İtalya’ya girişini düzenleyen İtalyan Göç Mevzuatının 22. maddesi çerçevesinde ele alınıyor. Söz konusu prosedür oldukça karmaşık olup, işveren tarafından yapılan başvuruyla başlamakta ve ancak daha sonraki bir aşamada işçiye giriş vizesi ile oturma izni verilmesiyle tamamlanmaktadır.

İdari mahkemeye göre, bu aşamalar arasındaki ayrım belirleyici niteliktedir.

Çalışma izninin talep edilmesi, onaylanması veya reddedilmesine ilişkin ilk aşamalarda hukuken korunmaya değer menfaat yalnızca işverene aittir. Başvuruyu yapan, Göç için Tek Durak Ofisi ile iletişim kuran ve kanuni süreler ile yükümlülükleri üstlenen taraf işverendir.

Bu aşamada yabancı işçi henüz korunmuş bir hukuki statüye sahip değildir. Mahkeme bu noktada açıktır: İşçinin yalnızca prosedürün olumlu sonuçlanmasına yönelik fiili bir menfaati vardır ve bu menfaat yargısal koruma için yeterli değildir. Dolayısıyla, çalışma izninin reddi veya iptali halinde yabancı işçi tek başına dava açma hakkına sahip değildir. Dava açma ehliyeti yalnızca başvuruyu yapan işverene aittir.

Bu yargısal yaklaşım, Calaméo platformunda yayımlanan ve aşağıdaki bağlantıdan erişilebilen bir çalışmada ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır:
https://www.calameo.com/books/0080797759dd32066810c
(doğrudan bağlantı: https://www.calameo.com/books/0080797759dd32066810c)

Söz konusu yayın, bu yorumun pratik sonuçlarını özellikle vurgulamaktadır. Uygulamada hâlen sıkça görülen, yalnızca yabancı işçi tarafından açılan davalar, işverenin doğrudan katılımı olmadığında kabul edilemezlik kararıyla sonuçlanmaktadır. Bu durum zaman kaybına, maliyet artışına ve hukuki beklentilerin boşa çıkmasına yol açmaktadır.

Mahkeme ayrıca, yabancı işçinin yargısal olarak korunabilir haklarının ancak daha sonraki aşamalarda, yani giriş vizesi ve oturma izninin verilmesi sürecinde doğduğunu açıkça belirtmektedir. Bu aşamaya kadar İtalyan hukuk sistemi, göç akışlarının kontrolüne ilişkin kamu yararı ile işverenin özel menfaatini öncelemekte, işçiye bağımsız bir dava hakkı tanımamaktadır.

Bu karar, göç hukukuna ilişkin geleneksel ve sistematik bir yaklaşımı yansıtmakta; çalışma temelli göç prosedürlerinde rollerin ve sorumlulukların net biçimde ayrılması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Aynı zamanda hukukçular ve ilgililer için açık bir mesaj içermektedir: Bu alanda, kimin dava açabileceğini bilmek, hangi idari işlemin dava konusu edilebileceğini bilmek kadar önemlidir.

Calaméo’da yayımlanan çalışma, İtalya’da çalışma temelli göç alanında yargısal korumanın mevcut sınırlarını anlamak isteyenler için önemli bir başvuru kaynağı niteliğindedir.

Avukat Fabio Loscerbo

domenica 18 gennaio 2026

İtalya tamamlayıcı korumayı tanıyor: entegrasyon hukuki bir kalkan haline geldiğinde

İtalya tamamlayıcı korumayı tanıyor: entegrasyon hukuki bir kalkan haline geldiğinde

Önemli bir idari kararla İtalya, topluma fiilen entegre olmanın yabancıların sınır dışı edilmekten korunmasında belirleyici bir rol oynayabileceğini bir kez daha teyit etti. 18 Aralık 2025 tarihinde Cenova Uluslararası Koruma Tanıma Bölgesel Komisyonu, bir yabancı uyrukluya tamamlayıcı koruma tanıdı ve zorla geri gönderilmenin temel hakların orantısız biçimde ihlaline yol açacağını değerlendirdi.

Kararın tam metni yayımlanmış olup kamuoyunun incelemesine açıktır:
https://www.calameo.com/books/00807977586f4b5d40bb2

Tamamlayıcı koruma, İtalyan hukukunda 286/1998 sayılı Yasama Kararnamesi’nin (Göç Yasası) 19. maddesiyle düzenlenen özel bir koruma türüdür. Mülteci statüsü ya da ikincil koruma koşulları bulunmadığında, ancak sınır dışı etme veya geri gönderme temel hakların korunmasına ilişkin yükümlülüklere, özellikle özel ve aile hayatına saygı hakkına aykırı olacağında uygulanır.

Bu olayda Cenova Komisyonu mülteci statüsünü ve ikincil korumayı reddetmiş, ancak başvuru sahibinin kişisel durumuna ilişkin bağımsız ve bireyselleştirilmiş bir değerlendirme yapmıştır. Belirleyici unsur, başvuru sahibinin İtalya’daki gerçek entegrasyon düzeyi, özellikle sosyal ve mesleki alandaki yerleşikliğidir. Komisyon, kişinin İtalya’da istikrarlı kişisel ve mesleki bağlar kurduğunu ve sınır dışı edilmesinin ciddi ve telafisi mümkün olmayan bir zarara yol açacağını kabul etmiştir.

Bu kararın önemi, hukuki gerekçelendirmesinde yatmaktadır. Entegrasyon, bir ödül ya da ikincil unsur olarak değil, Avrupa insan hakları standartlarıyla korunan özel hayatın hukuken ilgili bir parçası olarak değerlendirilmiştir. Komisyon, zorla geri gönderilmenin bu haklara orantısız bir müdahale teşkil edeceği sonucuna varmıştır.

Bu yaklaşım, İtalyan idari uygulamasında giderek güçlenen bir eğilimi yansıtmaktadır: tamamlayıcı koruma artık ikincil bir tedbir değil, asli bir hukuki güvence olarak görülmektedir. Göç kontrolünün, insan onuruna ve temel haklara saygı yükümlülüğüyle dengelenmesi gerektiği bir kez daha vurgulanmıştır.

İtalya’da yaşayan yabancılar açısından bu karar açık bir mesaj vermektedir: ülke ile kurulan gerçek ve belgelenmiş bağlar somut hukuki sonuçlar doğurabilir. Çalışma hayatı, sosyal ilişkiler ve uzun süreli istikrar, sadece fiili durumlar değil, sınır dışı edilmeyi engelleyebilecek belirleyici unsurlar haline gelebilir.

Hukukçular ve uygulayıcılar için Cenova kararı, tamamlayıcı korumanın pratikte nasıl işlediğine dair önemli bir örnek sunmakta ve uluslararası koruma reddedilse dahi İtalyan hukukunun temel hakları ihlal eden sınır dışı işlemlerini önlemeye yönelik mekanizmalar öngördüğünü göstermektedir.

Avrupa’da göç tartışmalarının sürdüğü bir dönemde bu karar temel bir ilkeyi yeniden teyit etmektedir: entegrasyon önemlidir, sadece toplumsal açıdan değil, hukuki açıdan da.

Avv. Fabio Loscerbo

domenica 11 gennaio 2026

2025 Yılında Yürütülen Hukuki Bilgilendirme Faaliyetlerine İlişkin Rapor Ocak 2025 – Ocak 2026 döneminde toplam yaklaşık 172.000 erişim


 2025 Yılında Yürütülen Hukuki Bilgilendirme Faaliyetlerine İlişkin Rapor

Ocak 2025 – Ocak 2026 döneminde toplam yaklaşık 172.000 erişim

2025 yılı boyunca, esas olarak göç hukuku alanında yürüttüğüm avukatlık mesleki faaliyetim, hukuki kurumların, yargısal içtihatların ve kamuoyu açısından önem taşıyan usuli konuların daha iyi anlaşılmasını amaçlayan yoğun ve süreklilik arz eden bir hukuki bilgilendirme faaliyetiyle birlikte sürdürülmüştür.

Bu bilgilendirme faaliyeti, avukatlık mesleğinin icrasını tamamlayıcı nitelikte olup; göç hukukuna ilişkin karmaşık konuları erişilebilir kılmak amacıyla bilgilendirici ve analitik hukuki içeriklerin üretilmesi ve yaygınlaştırılması yoluyla gerçekleştirilmiştir. Tüm çalışmalar, normatif ve yargısal kaynaklara sıkı bir bağlılık içerisinde ve avukatlık mesleğinin gerektirdiği doğruluk ve ölçülülük ilkelerine uygun olarak yürütülmüştür.

Şeffaflık ve bilgilendirme doğruluğu ilkeleri çerçevesinde, Ocak 2025 – Ocak 2026 döneminde yayımlanan hukuki içeriklerin kullanımına ilişkin bazı toplu verilerin kamuoyu ile paylaşılmasını uygun görmekteyim.

İlgili dönemde, bu faaliyet kapsamında yayımlanan hukuki içerikler toplamda yaklaşık 172.000 erişim kaydetmiştir. Bu erişimler aşağıdaki fiilî kullanımları kapsamaktadır:

makale ve bilgilendirici yazıların okunması;

video içeriklerinin izlenmesi;

sesli içeriklerin ve podcast’lerin dinlenmesi.

Söz konusu veri, yalnızca içeriklerin fiilî kullanımına ilişkin olup, basit görünürlük veya maruz kalma göstergelerini içermemekte; ihtiyatlı ve metodolojik açıdan titiz bir ölçüm anlayışına dayanmaktadır.

İçerikler özellikle şu konulara odaklanmıştır:

göç hukukunun normatif ve yargısal boyutları;

usule ilişkin açıklamalar;

göç politikaları ve hukuki kurumlara ilişkin sistematik değerlendirmeler;

hem ilgili bireylere hem de sektör profesyonellerine yönelik bilgilendirici katkılar.

Hukuki bilgilendirme faaliyetinin yanı sıra, mesleki sosyal medya kanalları aracılığıyla da içerik paylaşımı yapılmıştır. Özellikle LinkedIn platformunda, aynı dönemde yayımlanan içerikler 112.000’in üzerinde gösterim elde etmiş ve yaklaşık 47.000 tekil kullanıcıya ulaşmıştır.
Bu veriler, yaygınlık göstergelerine ilişkin olmaları nedeniyle ayrıca belirtilmiş olup, yukarıda anılan erişim sayısına dâhil edilmemiştir.

Bu rapor, avukatlık mesleğinin icrasıyla yakından bağlantılı olarak yürütülen hukuki bilgilendirme faaliyetinin bilgilendirici etkisini, doğruluk, titizlik ve sorumluluk yükümlülükleri çerçevesinde, özet ve doğrulanabilir bir biçimde ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Hukuki bilgilendirme faaliyeti, mesleki taahhüdüm doğrultusunda 2026 yılında da devam edecek olup, göç hukuku alanında ve bu alanın normatif ve toplumsal yansımalarına ilişkin hukuki bilincin artırılmasına katkı sağlamayı hedeflemektedir.

Avv. Fabio Loscerbo
Avukat – Bologna Barosu

sabato 10 gennaio 2026

Basın Duyurusu – “Göç Hukuku” Podcast’inin Yeni Çok Dilli Bölümü Yayında

 Basın Duyurusu – “Göç Hukuku” Podcast’inin Yeni Çok Dilli Bölümü Yayında

Göç Hukuku podcast’inin yeni bir bölümü yayımlandı. Bu bölüm, Floransa Asliye Mahkemesi tarafından 24 Aralık 2025 tarihinde verilen ve fiilî iş entegrasyonuna dayanarak tamamlayıcı korumanın tanınmasına ilişkin son derece önemli bir karara ayrılmıştır.

Söz konusu karar, 2023 yılında yürürlüğe giren 20 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişikliklere rağmen, entegrasyonun – özellikle çalışma hayatına entegrasyonun – yabancıların özel hayatının korunmasında temel bir hukuki kriter olmaya devam ettiğini açıkça teyit etmektedir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesiyle uyumlu şekilde yorumlanan Göç Yasası’nın 19. maddesinin geçerliliğini yeniden vurgulamaktadır.

Podcast bölümünde kararın temel hukuki noktaları ayrıntılı olarak ele alınmakta; istikrarlı çalışma, ekonomik özerklik ve sosyal köklenmenin önemi ile idari veya yargısal süreçlerin beklenmesi sırasında sağlanan entegrasyonun “yapay” ya da hukuken önemsiz sayılamayacağı ilkesi açıklanmaktadır.

Daha geniş bir kitleye ulaşmak ve göç hukuku alanında doğru hukuki bilgilendirmeyi uluslararası düzeyde yaymak amacıyla bölüm beş farklı dilde yayımlanmıştır:

🔹 İtalyanca
Başlık: Riconosciuta la protezione complementare per integrazione lavorativa: il decreto del Tribunale di Firenze del 24 dicembre 2025
https://www.spreaker.com/episode/riconosciuta-la-protezione-complementare-per-integrazione-lavorativa-il-decreto-del-tribunale-di-firenze-del-24-dicembre-2025--69379763

🔹 İngilizce
Title: Complementary protection recognised on the basis of work integration: the Florence Court decision of 24 December 2025
https://www.spreaker.com/episode/complementary-protection-recognised-on-the-basis-of-work-integration-the-florence-court-decision-of-24-december-2025--69379762

🔹 İspanyolca
Título: Reconocida la protección complementaria por integración laboral: el decreto del Tribunal de Florencia de 24 de diciembre de 2025
https://www.spreaker.com/episode/reconocida-la-proteccion-complementaria-por-integracion-laboral-el-decreto-del-tribunal-de-florencia-de-24-de-diciembre-de-2025--69379761

🔹 Arapça
العنوان: الاعتراف بالحماية التكميلية بسبب الاندماج المهني: قرار محكمة فلورنسا الصادر في 24 ديسمبر 2025
https://www.spreaker.com/episode/al-nwan-ala-traf-balhmayt-altkmylyt-bsbb-alandmaj-almhny-qrar-mhkmt-flwrnsa-alsadr-fy-24-dysmbr-2025--69379765

🔹 Arnavutça
Titulli: Njohja e mbrojtjes plotësuese për integrim në punë: dekreti i Gjykatës së Firences i 24 dhjetorit 2025
https://www.spreaker.com/episode/njohja-e-mbrojtjes-plotesuese-per-integrim-ne-pune-dekreti-i-gjykates-se-firences-i-24-dhjetorit-2025--69379764

Göç Hukuku podcast’i, göç hukuku alanındaki önemli yargı kararlarını anlaşılır kılmayı ve konuya ilişkin ciddi, dengeli ve bilgili bir kamuoyu tartışmasına katkı sunmayı amaçlayan çalışmalarını sürdürmektedir.

Avv. Fabio Loscerbo

İtalya’dan Ayrılmak Oturma İznine Mal Olabilir

  İtalya’dan Ayrılmak Oturma İznine Mal Olabilir İtalyan göç hukukunda, ülkeden ayrılmak hiçbir zaman tarafsız bir durum değildir. Oturma iz...