mercoledì 9 settembre 2026

İtalya’da işini kaybeden Türk vatandaşları için oturum hakkı: “attesa occupazione” izni ve 2026’daki yeni sosyal haklar

İtalya’da işini kaybeden Türk vatandaşları için oturum hakkı: “attesa occupazione” izni ve 2026’daki yeni sosyal haklar

İtalya’da çalışma nedeniyle oturum iznine sahip bir kişinin işini kaybetmesi, tek başına oturum hakkının sona erdiği anlamına gelmez. İtalyan göç hukukunda “permesso di soggiorno per attesa occupazione” olarak bilinen düzenleme, işsiz kalan yabancıya yeni bir iş arayabilmesi için yasal olarak ülkede kalma imkânı tanır. 2026 yılında bu izin özellikle önem kazanmıştır; çünkü INPS, iş arama izni sahiplerinin belirli aile yardımlarına erişimini de kabul etmeye başlamıştır.

İş sözleşmesinin sona ermesi otomatik olarak düzensiz göçmen durumuna düşürmez

Birçok yabancı çalışan, işten çıkarılmanın veya iş sözleşmesinin sona ermesinin oturum iznini de otomatik olarak geçersiz hale getirdiğini düşünmektedir. İtalyan mevzuatı ise bu konuda daha koruyucu bir sistem öngörmektedir. Göç Kanunu’nun 22. maddesinin 11. fıkrasına göre, mevsimlik çalışma izni dışındaki çalışma izinlerinde işin kaybedilmesi, oturum izninin otomatik olarak iptal edilmesine yol açmaz.

İşçi, mevcut oturum izninin kalan geçerlilik süresi boyunca ve kural olarak en az bir yıl süreyle iş arayan olarak kayıtlı kalabilir. Eğer işsizlik ödeneği gibi bir gelir desteğinin süresi bir yıldan daha uzunsa, koruma süresi de bu daha uzun süreye bağlanabilir. Bu mekanizmanın amacı, düzenli olarak çalışan bir yabancının yalnızca işini kaybettiği için kısa sürede düzensiz duruma düşmesini önlemektir.

“Attesa occupazione” izni nasıl çalışır?

İş ilişkisinin sona ermesinden sonra kişinin Centro per l’Impiego nezdinde işsiz veya iş arayan olarak kaydını yaptırması önemlidir. Bu kayıt, yeni iş arama sürecinin resmi olarak belgelenmesini sağlar ve oturum izninin yenilenmesi veya “attesa occupazione” gerekçesiyle düzenlenmesi bakımından temel unsurlardan biridir.

Bu izin yalnızca İtalya’da kalmayı sağlayan pasif bir belge değildir. Sahibi yeni bir iş bulduğunda yeniden düzenli çalışma faaliyetine başlayabilir. Yeni bir iş sözleşmesinin kurulması halinde, durumun niteliğine göre oturum izninin çalışma gerekçesiyle yenilenmesi veya ilgili idari işlemlerin tamamlanması mümkündür. Bu nedenle işini kaybeden yabancının en büyük hatası, izin süresi dolana kadar hiçbir işlem yapmadan beklemektir.

Bir yıldan sonra oturum otomatik olarak sona erer mi?

Hayır. Bir yıllık süre mutlak ve mekanik bir sınır değildir. Mevzuat, belirli koşullarda iş arama amacıyla oturumun daha uzun süre devam etmesine imkân tanımaktadır. Özellikle kişinin yeterli ve yasal gelir kaynaklarına sahip olup olmadığı, aile durumunun bulunup bulunmadığı, yeni bir iş bulma ihtimali ve oturum geçmişi değerlendirmede önem taşıyabilir.

Bu aşamada dosyanın Questura tarafından yalnızca “halen işsiz” olup olmadığına göre değil, kişinin genel hukuki ve ekonomik durumu dikkate alınarak incelenmesi gerekir. Özellikle uzun yıllardır İtalya’da yaşayan, aile bağları bulunan veya kısa süre içinde yeni bir iş ilişkisi kurabilecek kişiler bakımından belgelerin eksiksiz hazırlanması büyük önem taşır.

2026’da önemli yenilik: Assegno Unico ve Bonus Nido

2026 yılı başında INPS, “attesa occupazione” izni sahipleri açısından önemli bir idari değişikliğe gitmiştir. 22 Ocak 2026 tarihli 205 sayılı INPS mesajıyla, bu oturum izninin Assegno Unico e Universale ve Bonus Asilo Nido bakımından geçerli bir oturum statüsü olarak kabul edilmesi yönünde talimat verilmiştir.

Bu değişiklik, Trento, Torino ve Monza mahkemelerinin önceki dışlayıcı uygulamaları ayrımcı bulan kararlarının ardından gerçekleşmiştir. Bu nedenle, diğer yasal şartları taşıyan “attesa occupazione” izni sahiplerinin yeni Assegno Unico ve Bonus Nido başvuruları kabul edilebilmektedir. Daha önce yalnızca bu izin türü gerekçe gösterilerek reddedilmiş başvurular için de yeniden inceleme talep edilmesi mümkündür.

Bununla birlikte INPS, söz konusu ödemelerin yargısal ve normatif gelişmelerin sonucuna bağlı olarak geri istenebilme ihtimalini saklı tutmaktadır. Dolayısıyla bu hakların bugün için tanındığını söylemek mümkündür; ancak ilgili yargı sürecinin henüz tamamen kapanmadığı da gözden kaçırılmamalıdır.

İşini kaybeden kişi pratik olarak ne yapmalı?

İş sözleşmesi sona erdiğinde öncelikle Centro per l’Impiego kaydı geciktirilmemeli, iş ilişkisinin sona erdiğini gösteren belgeler saklanmalı ve varsa NASpI veya başka bir işsizlik desteği başvurusu yapılmalıdır. Oturum izninin süresi yaklaşıyorsa, Questura nezdindeki yenileme sürecine zamanında başlanmalı ve iş arama durumunu gösteren belgeler dosyaya eklenmelidir.

Aynı dönemde yeni iş teklifleri, geçici sözleşmeler, gelir belgeleri, aile bağları ve İtalya’daki yerleşik hayatı gösteren diğer unsurlar da önem taşır. İdari makamın önüne mümkün olduğunca kapsamlı bir tablo koymak, özellikle izin süresinin uzatılması veya yeni bir çalışma iznine geçiş bakımından belirleyici olabilir.

Sonuç

İtalya’da iş kaybı ile oturum hakkının kaybı aynı şey değildir. Göç hukukunun temel mantığı, düzenli olarak çalışan bir yabancının geçici işsizlik nedeniyle doğrudan düzensiz duruma düşmesini önlemektir. “Attesa occupazione” izni bu korumanın en önemli araçlarından biridir ve 2026’da sosyal haklar bakımından da daha güçlü bir konuma gelmiştir.

Türk vatandaşları açısından özellikle önemli olan nokta şudur: işten çıkarılma veya sözleşmenin sona ermesi halinde pasif şekilde beklemek yerine, iş arayan kaydı, gelir destekleri, oturum yenilemesi ve yeni iş arayışının aynı anda ve belgeli biçimde yürütülmesi gerekir. İyi hazırlanmış bir dosya, geçici bir iş kaybının kalıcı bir oturum sorununa dönüşmesini önleyebilir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

martedì 8 settembre 2026

İtalya’da oturum izni sona ererken çalışma hakkı: yenileme makbuzu ve 2026’da ayrımcılık yasağı

İtalya’da çalışan bir yabancının oturum izninin sona erme tarihinin yaklaşması, iş ilişkisinin otomatik olarak sona erdiği veya yeni bir işe alınmasının yasak olduğu anlamına gelmez. 2026 yılında yürürlükte olan kurallar, oturum izninin verilmesi, yenilenmesi veya başka bir izne dönüştürülmesi için usulüne uygun başvuru yapıldığında, başvuru makbuzunun hem yasal kalışın hem de çalışma hakkının devamı bakımından temel bir belge olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Üstelik Milano İş Mahkemesi’nin 15 Ocak 2026 tarihli kararı, yalnızca oturum izninin kalan süresi kısa olduğu için bir yabancının işe alım sürecinden dışlanmasının ayrımcı olabileceğini de kabul etti.

Oturum izni bitiyor diye çalışma hakkı hemen sona ermez

İtalya’da üçüncü ülke vatandaşlarının çalışma hakkı bakımından en sık karşılaşılan sorunlardan biri, işverenlerin oturum kartının üzerinde yazılı son kullanma tarihini tek başına belirleyici kabul etmesidir. Oysa İtalyan Göç Kanunu’nun, yani D.Lgs. 286/1998’in 5. maddesinin 9-bis fıkrası, bu konuda daha geniş bir koruma öngörmektedir. Oturum izninin ilk kez verilmesi, yenilenmesi veya başka bir oturum türüne dönüştürülmesi için başvuru yapılmışsa ve yetkili makam başvurunun sunulduğunu gösteren bir makbuz vermişse, yabancı başvuru hakkında karar verilinceye kadar İtalya’da yasal olarak kalmaya ve iznin niteliğinin izin verdiği ölçüde çalışmaya devam edebilir.

Bu koruma özellikle idari işlemlerin uzun sürdüğü durumlarda önemlidir. Bir kişinin Questura’daki randevusu aylar sonrasına verilmiş olabilir, elektronik oturum kartının basımı gecikebilir veya dönüşüm başvurusu Prefettura ile Questura arasındaki işlemler nedeniyle uzun süre sonuçlanmayabilir. Bu gecikmenin tek başına işçinin çalışma hakkını ortadan kaldırması, yabancıyı kayıt dışı çalışmaya veya işsizliğe sürükleyebileceğinden, kanun başvuru süresince hukuki devamlılığı korumayı amaçlamaktadır.

“Ricevuta” yalnızca bir randevu kâğıdı değildir

Oturum izni başvurusunun yapıldığını gösteren makbuz, İtalyanca uygulamada genellikle “ricevuta” olarak adlandırılır. Bu belge, yalnızca dosyanın açıldığını gösteren teknik bir evrak değildir. Yetkili makam tarafından verilmiş olması ve oturum izninin verilmesi, yenilenmesi veya dönüştürülmesi için başvurunun gerçekten sunulduğunu göstermesi halinde, başvurunun devam ettiği dönemde kişinin hukuki statüsünün ispatında merkezi bir işlev görür.

İtalya’nın resmi göç bilgilendirme portalının Mayıs 2026’da yayımladığı açıklamaya göre kanun, çalışma hakkının kullanılabilmesi için belirli tek bir makbuz modelini zorunlu tutmamaktadır; önemli olan, belgenin başvurunun yetkili makama sunulduğunu kanıtlamasıdır. Bu yaklaşım, özellikle posta kitiyle yapılan başvurular, Questura tarafından doğrudan alınan başvurular ve dönüşüm işlemlerinde ortaya çıkabilecek belge farklılıklarının çalışma hakkını gereksiz biçimde kesintiye uğratmasını önlemektedir.

Makbuzun üzerinde dokuz aylık süre yazması ne anlama gelir?

11 Kasım 2024’ten itibaren elektronik oturum izni başvurularına ilişkin bazı makbuzlarda, idari işlemlerin izlenmesi amacıyla azami dokuz aylık bir son tarih gösterilmeye başlanmıştır. Ancak resmi açıklamalar, bu tarihin geçmesinin, dosya hâlâ idare tarafından sonuçlandırılmamışsa, iş ilişkisinin otomatik olarak sona ermesine yol açmadığını açıkça belirtmektedir.

Başka bir ifadeyle, gecikme yabancının davranışından kaynaklanmıyor ve başvuru hâlâ derdest durumdaysa, sırf makbuz üzerinde yazılı dokuz aylık tarih doldu diye işverenin çalışanı işten çıkarması veya çalışmasını durdurması gerektiği sonucu çıkarılamaz. Çalışan, Questura’nın çağrılarına ulaşılabilir durumda olmalı, parmak izi, belge tamamlama veya kart teslimi gibi işlemler için yapılan bildirimleri takip etmeli ve nihai oturum belgesi verildiğinde bunu işverene sunmalıdır.

Yeni işe girilebilir mi?

Evet. Oturum izninin verilmesini, yenilenmesini veya çalışma hakkı sağlayan bir izne dönüştürülmesini bekleyen kişi, koşullar mevcutsa yalnızca mevcut işine devam etmekle sınırlı değildir; yeni bir iş ilişkisi de kurulabilir. İşverenin ise normal istihdam yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekir.

Bağımlı çalışma ilişkisinde işveren veya yetkili aracısı, işe başlamadan önce zorunlu “UNILAV” bildirimini göndermelidir. Oturum izni henüz düzenlenmemiş veya yenileme aşamasındaysa, elektronik bildirim sisteminde buna uygun seçenekler kullanılabilir. Ev hizmetleri ve aile yanında çalışma bakımından ise bildirim INPS üzerinden gerçekleştirilir. Dolayısıyla makbuzla çalışan bir yabancının işe alınması, özel veya istisnai bir kayıt dışı yöntem değil, İtalyan çalışma mevzuatı içinde açıkça düzenlenmiş normal bir istihdam işlemidir.

Dönüşüm başvurusu yapanlar için de önemli bir güvence

Bu düzenlemenin önemli yönlerinden biri, korumanın artık yalnızca ilk oturum izni veya yenileme aşamasıyla sınırlı olmamasıdır. D.L. 146/2025’in 179/2025 sayılı Kanunla dönüştürülmesinden sonra 5. maddenin 9-bis fıkrasındaki koruma, oturum izni dönüşüm başvurularına da açık şekilde genişletilmiştir.

Örneğin mevsimlik çalışma iznini normal bağımlı çalışma iznine dönüştürmek için geçerli biçimde başvuru yapan ve başvuru makbuzunu alan bir kişi, idarenin nihai kararını aylarca beklemek zorunda kalsa bile, gerekli istihdam bildirimleri yapılmak şartıyla yeni ve mevsimlik olmayan işte çalışabilir. Aynı mantık, mevzuatın dönüşüme izin verdiği diğer oturum türleri bakımından da somut koşullar çerçevesinde değerlendirilir.

İşveren, oturum izninin süresi kısa diye adayı reddedebilir mi?

2026 yılında bu konuda önemli bir yargı kararı verildi. Milano İş Mahkemesi’nin 15 Ocak 2026 tarihli ve 144 sayılı kararı, oturum izninin kalan geçerlilik süresi iş sözleşmesinin öngörülen süresinden daha kısa olduğu gerekçesiyle yabancı adayların işe alım sürecinden dışlanmasını ayrımcılık olarak değerlendirdi.

Kararın önemi şuradadır: Bir işveren yabancı çalışanın İtalya’da yasal olarak bulunduğunu kontrol etmekle yükümlüdür, ancak henüz zamanı gelmemiş bir yenileme işlemini önceden yapmasını adaydan talep ederek bu kişiyi istihdamdan dışlayamaz. Geçerli bir oturum izni bugün mevcutsa, yalnızca birkaç ay sonra sona erecek olması çalışma ilişkisinin o tarihte mutlaka hukuka aykırı hale geleceğini göstermez. Süresi geldiğinde yenileme başvurusu yapılabilir ve başvuru makbuzu, yukarıda açıklanan koşullarla, bekleme dönemindeki hukuki devamlılığı sağlayabilir.

Bu ilke özellikle belirli süreli iş sözleşmeleri ve işçi kiralama ajansları bakımından önem taşımaktadır. Örneğin bir işveren altı aylık sözleşme teklif ederken adayın oturum izninin üç ay sonra sona ereceğini görürse, sırf bu nedenle sözleşmeyi üç aya indirmek veya adayı tamamen elemek yerine, mevcut oturum statüsünü ve yenileme mekanizmasını dikkate almak zorundadır.

2026’daki yeni “permesso unico lavoro” kuralları

D.Lgs. 16 Nisan 2026, n. 83 ile İtalya, Avrupa Birliği’nin 2024/1233 sayılı Tek İzin Direktifini iç hukuka aktardı. Gazzetta Ufficiale’de yayımlanan düzenleme 4 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girdi ve çalışma amacıyla verilen tek oturum iznine ilişkin bazı süreleri değiştirdi. İlk girişten sonra “permesso unico lavoro” başvurusunun tamamlanmasından itibaren Questura için otuz günlük özel bir düzenleme getirildi; genel yenileme prosedürleri bakımından ise kanundaki süre doksan güne çıkarıldı.

Ancak bu idari sürelerin uygulamada aşılması, yabancının kendi kusuru bulunmadığı sürece, başvuru makbuzuyla tanınan çalışma hakkının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Tam tersine, 5. maddenin 9-bis fıkrasının temel amacı tam da idari gecikmenin yabancı çalışan ile işveren arasındaki hukuki ilişkiyi gereksiz yere kesmesini engellemektir.

Hangi durumda dikkatli olmak gerekir?

Makbuzun sağladığı koruma sınırsız veya koşulsuz değildir. Başvurunun gerçekten yapılmış olması, ilgili oturum türünün çalışma hakkı vermesi ve başvurunun hukuken geçerli bir prosedür içinde bulunması gerekir. Questura başvurunun reddedildiğini veya oturum izninin verilmesine engel bir durum bulunduğunu usulüne uygun şekilde bildirirse, yalnızca eski makbuza dayanarak çalışmaya devam edilemez. Böyle bir durumda reddin niteliği, tebliğ tarihi, olası itiraz süresi ve mahkemeden yürütmenin durdurulmasının gerekip gerekmediği ayrıca değerlendirilmelidir.

Aynı şekilde, oturum izninin yenilenmesi için son güne kadar beklemek hukuken ve pratik olarak risklidir. Güncel mevzuat yenileme başvurusunun süresi dolmadan önce yapılmasını öngören daha erken bir zaman çerçevesi benimsemiştir. Bu nedenle belge hazırlığına önceden başlanması, pasaport, iş sözleşmesi, gelir ve ikamet belgelerinin kontrol edilmesi ve başvurunun süresinde sunulduğunun kanıtının saklanması önem taşır.

Türk vatandaşları için pratik sonuç

İtalya’da çalışan Türk vatandaşları açısından temel kural şudur: oturum kartının üzerindeki tarih tek başına çalışma hakkının bütün resmini göstermez. Geçerli bir yenileme, ilk izin veya dönüşüm başvurusu yapılmış ve bunu kanıtlayan makbuz alınmışsa, idari bekleme süresi boyunca yasal statü ve çalışma hakkı önemli ölçüde korunmaktadır. İşverenin de yalnızca kartın son kullanma tarihine bakarak otomatik ret kararı vermesi doğru değildir.

Bu nedenle hem çalışan hem de işveren bakımından en güvenli yöntem, mevcut oturum kartını, başvuru makbuzunu, Questura veya Prefettura’dan gelen bildirimleri ve işe girişe ilişkin UNILAV ya da INPS belgelerini birlikte muhafaza etmektir. İtalya’daki oturum prosedürlerinin uzunluğu, tek başına bir kişinin iş piyasasının dışına itilmesinin hukuki gerekçesi olmamalıdır; 2025 ve 2026’daki mevzuat ve yargı gelişmeleri de giderek daha açık biçimde bu yönde ilerlemektedir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

2026’da Türk vatandaşları için Schengen çok girişli vize: 6 ay, 1 yıl, 3 yıl ve 5 yıllık kademeli sistem

2026’da Türk vatandaşları için Schengen çok girişli vize: 6 ay, 1 yıl, 3 yıl ve 5 yıllık kademeli sistem

Türkiye’de ikamet eden Türk vatandaşları için Schengen kısa süreli vize rejimi 2025’te önemli ölçüde kolaylaştırıldı ve bu düzenleme 2026’da da uygulanıyor. Yeni “kademeli” sistem, önceki vizelerini kurallara uygun şekilde kullanan kişilerin zaman içinde 6 aylık, 1 yıllık, 3 yıllık ve nihayet 5 yıllık çok girişli vizelere geçebilmesini mümkün kılıyor. Ancak uzun süre geçerli bir vize, Schengen alanında kesintisiz olarak yıllarca kalma hakkı vermez: 90 gün / 180 gün kuralı devam eder.

Yeni sistem hangi hukuki düzenlemeye dayanıyor?

Avrupa Komisyonu’nun 15 Temmuz 2025 tarihli C(2025) 4694 sayılı Uygulama Kararı, Türkiye’de ikamet eden ve Türkiye’de Schengen kısa süreli vize başvurusu yapan Türk vatandaşları için çok girişli vizelerin verilmesine ilişkin daha elverişli kurallar getirdi. İtalya da bu kararın muhatabı olan Schengen devletleri arasındadır.

Düzenleme, kısa süreli Schengen vizelerine, yani esas olarak turistik seyahat, aile veya arkadaş ziyareti, iş görüşmesi ve benzeri 90 günü aşmayan seyahatlere ilişkindir. İtalya’da uzun süreli eğitim, çalışma, aile birleşimi veya yerleşme amacıyla verilen ulusal D tipi vizeler bu sistemin dışında kalır.

Kimler bu kolaylaştırılmış rejimden yararlanabilir?

Temel şart, başvuru sahibinin Türk vatandaşı olması, Türkiye’de ikamet etmesi ve kısa süreli Schengen vizesi başvurusunu Türkiye’de yapmasıdır. Ayrıca önceki vizelerin hukuka uygun şekilde kullanılmış olması büyük önem taşır.

Karar, mesleki faaliyetleri kapsamında vize başvurusu yapan kamyon şoförlerini özel olarak kapsam dışında bırakmaktadır. Bu kişiler bakımından Schengen Vize Kodu’nun genel kuralları uygulanmaya devam eder.

Kademeli sistemden yararlanmak, diğer vize şartlarının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Başvuru sahibinin geçerli bir seyahat belgesine sahip olması, seyahat amacını ve koşullarını açıklayabilmesi, gerekli maddi imkânları gösterebilmesi, Schengen Bilgi Sistemi’nde giriş yasağı kaydının bulunmaması ve kamu düzeni veya güvenliği açısından engel teşkil etmemesi gerekir.

İlk aşama: 6 aylık çok girişli vize

Başvuru sahibi daha önce aldığı bir Schengen vizesini kurallara uygun biçimde kullanmışsa ve yeni başvurusunu önceki vizenin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde yaparsa, şartların mevcut olması halinde 6 ay geçerli çok girişli vize verilmesi öngörülür.

Bu aşamada özellikle önceki seyahat geçmişi önemlidir. Vize süresine uyulması, izin verilen kalış süresinin aşılmaması ve vizenin beyan edilen seyahat amacıyla tutarlı şekilde kullanılması sonraki başvurular açısından belirleyici olabilir.

İkinci aşama: 1 yıllık çok girişli vize

6 aylık çok girişli vize hukuka uygun biçimde kullanılmışsa ve yeni başvuru bu vizenin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılırsa, sonraki vizenin 1 yıl geçerli çok girişli olarak verilmesi öngörülmektedir.

Buradaki en önemli nokta, sistemin yalnızca geçmişte kaç vize alındığına değil, önceki vizenin geçerlilik süresine ve nasıl kullanıldığına da dayanmasıdır.

Üçüncü aşama: 3 yıllık çok girişli vize

1 yıllık çok girişli vizesini kurallara uygun kullanan bir Türk vatandaşı, bu vizenin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yeni başvuru yaptığında 3 yıllık çok girişli vize aşamasına geçebilir.

Bu sistem özellikle İtalya’ya veya diğer Schengen ülkelerine düzenli olarak aile ziyareti, ticari temas, toplantı veya turistik amaçla seyahat eden kişiler açısından ciddi bir pratik avantaj yaratmaktadır. Her seyahat için yeniden kısa süreli vize başvurusu yapılması ihtiyacını azaltabilir.

Sonraki aşama: 5 yıllık çok girişli vize

3 yıllık çok girişli vize hukuka uygun şekilde kullanılmışsa ve yeni başvuru önceki vizenin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılırsa, 5 yıllık çok girişli Schengen vizesi verilmesi öngörülür.

Ancak pasaportun geçerlilik süresi burada da sınır oluşturur. Karara göre vizenin teorik geçerlilik süresi pasaportun geçerliliğini aşacaksa, çok girişli vizenin son tarihi kural olarak pasaportun geçerlilik süresinin bitiminden üç ay önce olacak şekilde belirlenir. Bu nedenle uzun süreli vize hedefleyen kişilerin pasaport süresini başvuru öncesinde kontrol etmeleri önemlidir.

5 yıllık vize, 5 yıl İtalya’da kalma hakkı değildir

Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, vizenin geçerlilik süresi ile izin verilen kalış süresinin birbirine karıştırılmasıdır. Örneğin 3 veya 5 yıl geçerli “MULT” ibareli bir Schengen vizesi, bu süre boyunca Schengen alanına birden fazla kez giriş yapma imkânı sağlayabilir; fakat kısa süreli kalış bakımından temel kural değişmez.

Schengen alanında toplam kalış, her 180 günlük dönem içinde en fazla 90 gün olabilir. Dolayısıyla 5 yıllık çok girişli vize, İtalya’da ikamet etme, sürekli yaşama veya çalışmaya başlama hakkı vermez. Uzun süreli kalış için amaca uygun ulusal vize ve ardından gerekli oturum izni prosedürü uygulanmalıdır.

Önceki vizelerin doğru kullanılması neden bu kadar önemli?

Yeni sistemin mantığı, düzenli seyahat geçmişine sahip ve göç veya güvenlik riski düşük kabul edilen başvuru sahiplerine giderek daha uzun süreli vize verilmesidir. Bu nedenle vize sahibinin yalnızca vizeyi almış olması yeterli değildir; vizenin hukuka uygun biçimde kullanılmış olması gerekir.

Özellikle izin verilen kalış süresinin aşılması, seyahat amacıyla ciddi biçimde çelişen kullanım, sınır makamlarınca tespit edilen düzensizlikler veya sonraki başvurulardaki tutarsızlıklar kademeli geçişi olumsuz etkileyebilir.

Uzun süreli çok girişli vize otomatik bir hak mıdır?

Komisyon Kararı belirli şartlar gerçekleştiğinde kademeli çok girişli vize verilmesine yönelik güçlü ve bağlayıcı bir çerçeve kurmaktadır. Bununla birlikte her başvuruda giriş koşullarının ayrıca değerlendirilmesi devam eder. Schengen Vize Kodu, bireysel durumun gerektirdiği hallerde vizenin geçerlilik süresinin kısaltılmasına da imkân tanır.

Bu nedenle önceki vizelerin bulunması, yeni başvuruda gelir, seyahat amacı, konaklama, ulaşım, sigorta ve geri dönüş bağlarını gösteren belgelerin artık gereksiz olduğu anlamına gelmez. Başvurunun bütün olarak tutarlı ve güncel belgelerle desteklenmesi gerekir.

2026’da Türk vatandaşları açısından neden önemli?

Türkiye, Schengen vize başvurularının dünyada en yoğun olduğu ülkelerden biridir. Avrupa Komisyonu’nun 28 Mayıs 2026’da yayımladığı verilere göre 2025 yılında Türkiye’den yaklaşık 1,26 milyon kısa süreli Schengen vize başvurusu yapılmıştır. Bu yoğunluk içinde kademeli çok girişli vize sistemi, düzenli ve hukuka uygun seyahat geçmişi bulunan Türk vatandaşları açısından hem idari yükü hem de her seyahat öncesi yeni başvuru ihtiyacını azaltabilecek önemli bir araçtır.

İtalya’ya düzenli seyahat eden kişilerin önceki vizelerinin bitiş tarihlerini, yeni başvurunun yapılabileceği süreleri ve pasaport geçerlilik tarihini birlikte değerlendirmeleri gerekir. Özellikle 6 aylık, 1 yıllık ve 3 yıllık vize aşamaları arasındaki başvuru sürelerinin kaçırılması, bir sonraki kademeye geçiş açısından önem taşıyabilir.

Avv. Fabio Loscerbo – Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da öğrenci oturum izninden çalışma iznine geçiş: 2026’da kota bekleme zorunluluğu yok

İtalya’da eğitim amacıyla bulunan bir yabancı için mezuniyet, stajın sona ermesi veya ilk ciddi iş teklifinin alınması çoğu zaman göçmenlik statüsünün yeniden planlanmasını gerektirir. 2026 itibarıyla en önemli pratik nokta şudur: eğitim, staj veya mesleki eğitim amacıyla verilmiş geçerli bir oturum izninin çalışma iznine dönüştürülmesi artık Decreto Flussi kapsamındaki yıllık kotalara bağlı değildir. Bu nedenle başvuru, gerekli şartlar mevcutsa yılın herhangi bir döneminde yapılabilir ve “click day” beklemek zorunlu değildir.

Öğrenci oturum izni çalışmaya zaten izin verir, fakat sınırları vardır

İtalya’da eğitim amacıyla verilen oturum izni yalnızca derslere katılma hakkı sağlamaz. Bu izin, belirli sınırlar içinde ücretli çalışma yapılmasına da olanak tanır. Yürürlükteki düzenlemeye göre öğrenci statüsündeki yabancı, kural olarak haftada en fazla 20 saat ve yılda toplam 1.040 saati aşmayacak şekilde bağımlı çalışabilir. Bu sınırların temel nedeni, oturumun asıl amacının eğitim olarak kalmasıdır.

Ancak kişi artık esas olarak çalışmak istiyorsa, daha uzun süreli veya tam zamanlı bir iş ilişkisine geçecekse ya da yıllık çalışma sınırının üzerinde çalışması gerekiyorsa, öğrenci oturum izninin çalışma amacıyla oturum iznine dönüştürülmesi gündeme gelir. Bu noktada geçici ve sınırlı çalışma hakkı ile gerçek anlamda çalışma temelli oturum statüsü birbirinden ayrılmalıdır.

2026’da en önemli avantaj: Decreto Flussi kotası beklenmiyor

Geçmişte öğrenci oturum izninin çalışma iznine dönüştürülmesi yıllık göç kotalarına bağlıydı. Bu sistem, uygun bir iş bulan kişinin dahi kota bulunmadığı için aylarca beklemesine veya başvurusunu yapamamasına yol açabiliyordu. 2023 yılında yapılan yasal değişiklikle bu sınırlama kaldırıldı ve bu düzenleme 2026’da da uygulanmaya devam ediyor.

Bunun sonucu son derece pratiktir: eğitim, staj veya mesleki eğitim amacıyla verilmiş oturum iznini çalışma iznine çevirmek isteyen kişi, sırf yıllık Decreto Flussi kotasının açılmasını beklemek zorunda değildir. Başvuru, şartlar oluştuğu anda Portale ALI üzerinden başlatılabilir. Bu husus, özellikle eğitimini İtalya’da tamamlayan veya eğitim sırasında iş teklifi alan Türk vatandaşları açısından önemli bir avantajdır.

Bağımlı çalışma için hangi şartlar aranır?

Bağımlı çalışma iznine dönüşümde, başvurunun merkezinde gerçek ve hukuken uygun bir iş teklifi bulunur. Başvuruda işverenin bilgileri, uygulanacak toplu iş sözleşmesi, görev, çalışma yeri, çalışma süresi, ücret ve haftalık çalışma saatleri gibi unsurlar belirtilir. Dönüşüm talep ediliyorsa teklif edilen çalışma süresinin öğrenci statüsünde izin verilen sınırlı çalışmadan daha ileri bir çalışma ilişkisini ortaya koyması gerekir.

İdare yalnızca bir iş teklifinin varlığına değil, işverenin gerçek faaliyet gösterip göstermediğine, sözleşmenin ekonomik olarak sürdürülebilir olup olmadığına ve iş ilişkisinin görünüşte değil gerçekten kurulup kurulamayacağına da bakabilir. Bu nedenle yalnızca bir sözleşme taslağının bulunması her durumda yeterli değildir; dosyanın işverenin ekonomik durumu ve çalışma ilişkisinin gerçekliği bakımından da tutarlı hazırlanması önem taşır.

Üniversite öğrencileri ile mesleki eğitim ve staj arasında fark vardır

Üniversite eğitimi, yüksek lisans veya doktora gibi akademik programlarda bulunan yabancılar bakımından dönüşüm, genel olarak eğitim süreci tamamen sona ermeden de mümkün olabilir. Buna karşılık mesleki eğitim veya staj amacıyla verilen bazı izinlerde, çalışma iznine dönüşüm için ilgili eğitim programının ya da stajın tamamlanmış olması aranabilir.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü “öğrenci oturum izni” günlük dilde tek bir kategori gibi kullanılsa da, hukuken iznin hangi eğitim faaliyeti nedeniyle verildiği ve kişinin İtalya’daki eğitim statüsünün niteliği başvurunun zamanlamasını etkileyebilir. Bu nedenle dönüşüm başvurusu yapılmadan önce mevcut permesso di soggiorno üzerinde yazılı sebep ve eğitim programının türü dikkatle kontrol edilmelidir.

Başvuru nasıl yapılır?

Başvuru elektronik olarak İçişleri Bakanlığına ait Portale ALI üzerinden, kişinin ikamet ettiği ilin Sportello Unico per l’Immigrazione birimine yönlendirilir. Bağımlı çalışma için uygulamada MOD VA, bazı özel durumlarda MOD V2; bağımsız çalışma için ise MOD Z veya ilgili özel model kullanılabilir.

Başvuru kabul edildiğinde bağımlı çalışma bakımından Sportello Unico gerekli işlemleri tamamlar ve işçi ile işveren arasındaki contratto di soggiorno elektronik ortamda imzalanabilir. Bundan sonra oturum izninin fiilen çalışma amacıyla düzenlenmesi için Questura aşamasına geçilir ve gerekli posta kiti veya diğer işlemler tamamlanır.

Bu süreçte Prefettura ile Questura’nın görevleri birbirinden farklıdır. Prefettura bünyesindeki Sportello Unico dönüşümün çalışma hukuku ve göç prosedürü yönünden gerekli ön değerlendirmelerini yaparken, yeni oturum kartının düzenlenmesi Questura’nın yetkisindedir. Bu nedenle yalnızca Portale ALI başvurusunun gönderilmiş olması, sürecin tamamlandığı anlamına gelmez.

İzin süresi dolmadan hareket etmek neden önemlidir?

Genel kural, dönüşüm talebinin mevcut oturum izni geçerliliğini korurken yapılmasıdır. İdari yargı geçmişte bazı gecikmiş başvuruların otomatik olarak reddedilemeyeceğini kabul eden daha esnek yorumlar geliştirmiş olsa da, bu içtihat başvurunun süresiz şekilde ertelenebileceği anlamına gelmez. Süresi dolmuş bir izinle yapılan dönüşüm başvurusu, somut olayın koşullarına göre önemli hukuki sorunlar doğurabilir.

Bu nedenle iş teklifi alınmışsa, özellikle oturum izninin sona ermesine az süre kalmışsa, başvuruyu son haftalara bırakmamak gerekir. Dönüşüm prosedürünün zamanında başlatılması, hem kişinin İtalya’daki düzenli ikametinin korunması hem de işveren açısından çalışma ilişkisinin hukuki güvenliği bakımından önemlidir.

Mezuniyet sonrası “iş arama” izni de ayrı bir seçenektir

İtalya’da belirli yükseköğretim derecelerini tamamlayan yabancılar için doğrudan çalışma iznine dönüşüm tek seçenek değildir. Kanunda öngörülen şartların bulunması halinde mezun kişi, iş aramak veya eğitimine uygun bir işletme kurmak amacıyla özel bir oturum izni talep edebilir. Bu izin, kişinin hemen bir iş sözleşmesi bulamadığı ancak İtalya’da kalarak iş piyasasına geçmek istediği durumlarda önemli bir geçiş aracı olabilir.

Bununla birlikte, somut bir iş teklifi zaten mevcutsa, doğrudan çalışma iznine dönüşüm çoğu durumda daha işlevsel olabilir. Hangi yolun tercih edilmesi gerektiği; mevcut iznin süresi, tamamlanan eğitim, iş teklifinin özellikleri ve kişinin orta vadeli ikamet planı birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Sonuç

2026’da öğrenci oturum izninden çalışma iznine geçiş konusunda hâlâ sık karşılaşılan en önemli yanlış bilgi, başvurunun Decreto Flussi kotalarına bağlı olduğu düşüncesidir. Eğitim, staj veya mesleki eğitim amacıyla verilmiş uygun bir oturum izninin çalışma iznine dönüştürülmesi bakımından artık yıllık kota beklenmesi gerekmemektedir. Bununla birlikte kota engelinin kalkmış olması, dönüşümün otomatik olduğu anlamına gelmez: geçerli bir oturum statüsü, gerçek bir iş ilişkisi, doğru başvuru modeli ve Prefettura ile Questura önündeki işlemlerin usulüne uygun yürütülmesi hâlâ belirleyici unsurlardır.

Türk vatandaşları açısından bu düzenleme, İtalya’da eğitim yoluyla başlayan bir göçmenlik sürecinin yasal ve istikrarlı bir çalışma statüsüne dönüştürülmesini geçmişe göre daha öngörülebilir hale getirmektedir. Doğru zamanda yapılan ve belgeleri tutarlı şekilde hazırlanan bir başvuru, eğitimden çalışma hayatına geçişte önemli bir hukuki güvence sağlar.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da oturum izni süresi dolmuş Türk vatandaşları için aile birliği: Cassazione 6535/2026 neden önemli?

İtalya’da oturum izninin süresinin dolmuş olması, aile birliği amacıyla yeni bir oturum izni talebini her durumda imkânsız hale getirmez. İtalyan Yargıtayı’nın 19 Mart 2026 tarihli 6535/2026 sayılı kararı, özellikle İtalya’da eşi veya yakın aile üyeleriyle fiilen yaşayan ve geçmişte düzenli oturum statüsüne sahip olmuş yabancılar açısından önemli bir hukuki açıklık getirdi.

Bu kararın önemi, yalnızca belirli bir davanın sonucuyla sınırlı değildir. Cassazione, aile hayatının korunmasını esas alan yaklaşımını güçlendirerek, “düzenli olarak ikamet eden yabancı” kavramının bazı durumlarda yalnızca geçerlilik süresi dolmamış bir oturum kartına sahip kişilerle sınırlı yorumlanamayacağını açıkça ortaya koydu.

Aile birleşimi ile aile bütünleşmesi aynı şey değildir

İtalyan göç hukukunda yurtdışındaki aile üyesinin İtalya’ya getirilmesi için uygulanan klasik prosedür “ricongiungimento familiare”, yani aile birleşimidir. Bu prosedürde esas olarak İtalya’daki kişinin Prefettura bünyesindeki Sportello Unico per l’Immigrazione üzerinden nulla osta alması, ardından yurtdışındaki aile üyesinin konsolosluktan vize başvurusu yapması gerekir.

Buna karşılık aile üyesi zaten İtalya’da bulunuyorsa, bazı durumlarda “coesione familiare” olarak adlandırılan aile bütünleşmesi yoluyla aile sebepli oturum izni talep edilebilir. Bu kurum, D.Lgs. 286/1998 sayılı Testo Unico Immigrazione’nun 30. maddesinde düzenlenmiştir ve amacı, zaten İtalya’da bulunan bir kişinin burada yaşayan ailesiyle hukuki statüsünü birleştirmesine imkân tanımaktır.

Normal şartlarda başvurucunun İtalya’da düzenli olarak bulunması önem taşır. Ancak tam da bu noktada 6535/2026 sayılı karar, oturum izninin süresi geçmiş kişilerin durumunun otomatik şekilde düzensiz kabul edilerek dosyanın reddedilemeyeceğini göstermektedir.

Cassazione 6535/2026 ne dedi?

İncelenen olayda yabancı kişi, AB uzun süreli oturum iznine sahip yabancı bir vatandaşla evliydi. Alt derece mahkemesi, aile bağının gerçek olduğunu, yeterli gelirin ve uygun konutun bulunduğunu kabul etmiş; buna rağmen başvurucunun İtalya’daki mevcut oturum statüsünü düzensiz görerek aile sebepli oturum hakkını reddetmişti.

Cassazione bu yaklaşımı kabul etmedi. Yüksek Mahkeme, 30. maddenin 1. fıkrasının (c) bendindeki “düzenli olarak ikamet eden yabancı” kavramının bazı durumlarda geniş yorumlanması gerektiğini belirtti. Buna göre, önceki oturum izni bir yıldan daha uzun süre önce sona ermiş olsa dahi, kişinin devam eden ve kendisine yeni bir oturum izni verilmesine yol açabilecek idari veya yargısal bir süreci bulunuyorsa, yalnızca eski iznin süresinin geçmiş olması aile sebepli oturum talebinin incelenmesini engellemez.

Aynı şekilde, yabancının İtalya’dan çıkarılmasının aile hayatına ilişkin temel hakların ihlaline yol açabileceği durumlarda, özellikle D.Lgs. 286/1998’in 13. maddesinin 2-bis fıkrası kapsamında aile bağlarının gerçekliği ve yoğunluğu ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu karar Türk vatandaşları açısından neden önemlidir?

İtalya’da yaşayan Türk vatandaşları arasında çalışma, eğitim, aile, beklenen dönüşüm, yenileme veya başka bir idari süreç nedeniyle oturum statüsünde kesinti yaşayan kişiler bulunmaktadır. Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, bir izin türünün süresi sona erdiğinde veya yenileme talebi tartışmalı hale geldiğinde, aile yaşamının hukuki açıdan ikinci plana itilmesidir.

6535/2026 sayılı karar tam tersini söylüyor: idare ve mahkemeler yalnızca kartın üzerindeki son geçerlilik tarihine bakmamalıdır. Kişinin halen sonuçlanmamış bir oturum, yenileme, dönüşüm, koruma veya başka bir düzenlileştirme prosedürü varsa ve bu prosedür sonucunda yasal oturum hakkı doğabilecekse, bu durum aile sebepli oturum talebinin değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır.

Bu, elbette süresi dolmuş her oturum izninin otomatik olarak aile oturumuna dönüştürülebileceği anlamına gelmez. Cassazione’nin kararı bir genel af veya kendiliğinden düzenlileştirme mekanizması yaratmamaktadır. Her olayda aile bağının gerçekliği, birlikte yaşamın fiilî durumu, diğer aile üyesinin İtalya’daki hukuki statüsü, gelir, konut ve devam eden idari veya yargısal süreçlerin niteliği birlikte incelenir.

Hangi belgeler özellikle önem kazanır?

Bu tür bir başvuruda yalnızca evlilik belgesinin sunulması çoğu zaman yeterli değildir. Aile ilişkisinin gerçekten İtalya’da sürdüğünü gösteren ikamet kayıtları, birlikte yaşama ilişkin belgeler, ortak konut sözleşmesi, aile durum belgesi, çocukların okul veya sağlık kayıtları, gelir belgeleri ve aile üyesinin geçerli oturum kartı önem taşıyabilir.

Oturum izni süresi dolmuşsa, ayrıca mevcut hukuki durumun neden hâlâ açık olduğunu gösteren belgelerin de dosyaya eklenmesi gerekir. Örneğin yenileme veya dönüşüm başvuru makbuzu, Questura veya Prefettura ile devam eden yazışmalar, idari başvuru belgeleri, açılmış bir dava veya mahkeme kararı bu açıdan belirleyici olabilir.

Özellikle reddedilmiş veya uzun süredir sonuçlanmamış dosyalarda, başvurunun sadece “oturum süresi doldu” gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakılmasına karşı aile yaşamının gerçek ve güncel olduğunu somut belgelerle ortaya koymak önemlidir.

İtalya’daki aile hayatı ayrıca korunur

İtalyan hukukunda aile birliği yalnızca teknik bir göç prosedürü değildir. D.Lgs. 286/1998’in 28, 29 ve 30. maddeleri yanında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi ve İtalyan Anayasa Mahkemesi ile Cassazione içtihadı da aile ve özel hayatın korunmasını esas alır.

Bu nedenle bir yabancının İtalya’dan ayrılmasının eşinden veya çocuklarından fiilen kopmasına yol açacağı durumlarda, idarenin aile ilişkilerinin gerçekliğini, süresini ve yoğunluğunu somut biçimde değerlendirmesi gerekir. Özellikle çocukların bulunduğu ailelerde, bakım ilişkisi ve aile düzeninin istikrarı daha da merkezi hale gelir.

Ret halinde ne yapılabilir?

Aile sebepli oturum izninin veya aile birliğiyle bağlantılı bir işlemin reddedilmesi halinde hukuki koruma mümkündür. Testo Unico Immigrazione’nun 30. maddesinin 6. fıkrası, aile birliği hakkına ilişkin idari işlemlere karşı adli yargıya başvuru imkânı tanımaktadır.

Bu nedenle Questura’nın yalnızca eski oturum izninin süresinin dolmuş olmasına dayanarak ret kararı vermesi halinde, dosyanın somut özelliklerine göre 6535/2026 sayılı Cassazione kararının ortaya koyduğu ilkeler ileri sürülebilir. Ancak başvurunun başarı şansı, kişinin gerçek aile yaşamını ve mevcut hukuki durumunu ne kadar açık belgeleyebildiğine bağlıdır.

Sonuç

2026’daki bu içtihat, İtalya’daki aile göçü hukukunda önemli bir yönü netleştirmektedir: oturum izninin süresinin dolması tek başına aile hayatını hukuken görünmez hale getirmez. Devam eden bir idari veya yargısal süreç, gerçek ve istikrarlı aile bağları ve İtalya’dan ayrılmanın aile yaşamı üzerindeki sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.

İtalya’da eşi veya çocuklarıyla yaşayan ve oturum statüsü kesintiye uğramış Türk vatandaşları açısından bu ayrım özellikle önemlidir. Böyle bir durumda dosyanın yalnızca mevcut oturum kartına bakılarak değil, kişinin bütün hukuki ve ailevi durumunun değerlendirilmesi üzerinden hazırlanması gerekir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

lunedì 7 settembre 2026

İtalya’da yüksek nitelikli Türk çalışanlar için AB Mavi Kartı: 2026’da kota dışı giriş, 30 günlük nulla osta ve dijital sözleşme

İtalya’da çalışmak isteyen yüksek nitelikli Türk vatandaşları için AB Mavi Kartı (Carta Blu UE), Decreto Flussi kotalarına bağlı olmayan en önemli yasal giriş yollarından biridir. 2026 yılında prosedür daha da hızlandırılmış, çalışma için gerekli nulla osta süresi 30 güne indirilmiş ve sözleşmenin dijital olarak imzalanıp gönderilmesine yönelik yeni bir uygulama devreye alınmıştır. Bu nedenle özellikle mühendisler, bilişim uzmanları, yöneticiler, sağlık ve teknik alanlarda çalışan profesyoneller açısından Mavi Kart, klasik işçi kotası sisteminden tamamen farklı ve çoğu durumda daha öngörülebilir bir yol sunmaktadır.

Decreto Flussi kotasını beklemek gerekmiyor

AB Mavi Kartı’nın en önemli özelliği, başvurunun yıllık veya üç yıllık Decreto Flussi kotalarına bağlı olmamasıdır. İtalya Göç Kanunu’nun 27-quater maddesi uyarınca yüksek nitelikli bir çalışan için gerekli şartlar mevcutsa, işveren yıl içinde kota açılmasını veya click day tarihini beklemeden Sportello Unico per l’Immigrazione üzerinden nulla osta başvurusu yapabilir.

Bu ayrım Türk vatandaşları açısından özellikle önemlidir. Türkiye, her iş kategorisinde Decreto Flussi kapsamında ülkeye tahsis edilmiş özel kotalardan yararlanan ülkeler arasında yer almadığından, yüksek nitelikli bir Türk çalışan için doğru hukuki kanalın baştan belirlenmesi büyük önem taşır. Kişinin profili Mavi Kart şartlarını karşılıyorsa, başvuruyu sıradan işçi kotası içinde değerlendirmeye çalışmak gereksiz zaman kaybına ve yanlış prosedür seçimine yol açabilir.

Kimler yüksek nitelikli çalışan sayılabilir?

Mavi Kart yalnızca üniversite diploması bulunan kişiler için öngörülmüş bir sistem değildir. Mevzuat farklı yollarla yüksek mesleki niteliğin kanıtlanmasına izin vermektedir. En klasik yol, en az üç yıllık yükseköğretim veya yüksek mesleki eğitim programını tamamlamış olmaktır. Düzenlemeye tabi mesleklerde ise mesleğin İtalya’da icrası için gerekli tanıma ve yetkilendirme şartları ayrıca yerine getirilmelidir.

Bunun yanında mevzuat, bazı durumlarda diploma yerine mesleki deneyimi de yeterli kabul etmektedir. Başvurulan meslek veya sektörle ilgili, yükseköğretim düzeyindeki bir yeterlilikle karşılaştırılabilir nitelikte en az beş yıllık mesleki deneyim yüksek mesleki yeterlilik olarak değerlendirilebilir. Bilgi ve iletişim teknolojileri alanındaki belirli yönetici ve uzman profillerinde ise başvurudan önceki yedi yıl içinde edinilmiş en az üç yıllık ilgili mesleki deneyim yeterli olabilir. Bu düzenleme, özellikle Türkiye’de uzun yıllar bilişim, yazılım, sistem yönetimi veya benzeri teknik alanlarda çalışmış ancak klasik üniversite diploması bulunmayan bazı profesyoneller açısından son derece önemlidir.

İş teklifinin en az altı aylık olması gerekiyor

Başvurunun temel unsurlarından biri, İtalya’daki bir işverenden alınmış bağlayıcı bir iş teklifi veya iş sözleşmesidir. Mevcut düzenlemeye göre teklifin en az altı aylık bir çalışma ilişkisini öngörmesi gerekir. Ayrıca teklif edilen yıllık ücret, uygulanabilir ulusal toplu iş sözleşmesinde öngörülen seviyenin altında olmamalı ve kanunun öngördüğü yıllık ortalama brüt ücret kriterine de uygun olmalıdır.

Dolayısıyla yalnızca çalışanın diplomasının veya deneyiminin yüksek seviyede olması yeterli değildir. İşin kendisinin de gerçekten yüksek nitelik gerektiren bir görev olması ve teklif edilen ücretin bu niteliğe uygun bulunması gerekir. Uygulamada iş tanımı, görev seviyesi, diploma veya deneyim ile ücret arasında tutarlılık bulunmaması, başvurunun reddedilmesinin başlıca nedenlerinden biri olabilir.

2026’da nulla osta için 30 günlük süre

2025 sonunda kabul edilen sadeleştirme düzenlemeleriyle AB Mavi Kartı için Sportello Unico per l’Immigrazione tarafından verilmesi gereken nulla osta bakımından azami süre 90 günden 30 güne indirilmiştir. Bu değişiklik 2026 yılında başvuru yapan yüksek nitelikli çalışanlar bakımından somut bir hızlandırma anlamına gelmektedir.

Ancak 30 günlük süre, eksik veya çelişkili belgelerle yapılan bir başvurunun otomatik olarak olumlu sonuçlanacağı anlamına gelmez. İşverenin, çalışanın mesleki niteliğini, iş teklifini, ücret koşullarını ve diğer gerekli unsurları baştan eksiksiz biçimde sunması gerekir. İdarenin ek belge istemesi veya yeterliliğin doğrulanmasına ihtiyaç duyulması halinde fiili sürecin uzaması mümkündür. Bu nedenle hızlı prosedürden gerçekten yararlanabilmek için dosyanın ilk başvuruda doğru hazırlanması önem taşır.

Türk diploması ve mesleki yeterlilik nasıl belgelenir?

Türkiye’de alınmış bir diploma veya mesleki yeterlilik belgesinin İtalya’daki işlemde kullanılabilmesi için yalnızca diplomanın fotokopisini sunmak çoğu zaman yeterli değildir. Belgenin niteliğine ve kullanım amacına göre apostil, İtalyanca tercüme, Diploma Supplement, CIMEA belgesi veya İtalyan diplomatik-konsolosluk makamlarınca düzenlenen Dichiarazione di Valore gibi belgeler gündeme gelebilir.

İtalya’nın Ankara Büyükelçiliği, çalışma amaçlı Dichiarazione di Valore taleplerinde özellikle Mavi Kart prosedürünü açıkça saymakta ve başvuru için iş sözleşmesi, pasaport, lise ve üniversite diplomasına ilişkin belgeler ile transcript gibi evrakların sunulmasını öngörmektedir. Bu nedenle Türkiye’den yapılacak bir Mavi Kart başvurusunda, diploma dosyasının işverenin nulla osta başvurusu başlamadan önce hazırlanması ciddi zaman kazandırabilir.

19 Haziran 2026’dan itibaren sözleşme dijital olarak da gönderilebiliyor

2026 yılındaki en pratik yeniliklerden biri, İçişleri Bakanlığı Portale Servizi sisteminde Mavi Kart başvuruları için sözleşme aşamasının dijitalleştirilmesidir. 19 Haziran 2026’dan itibaren Carta Blu UE kapsamındaki çalışanlar için soggiorno sözleşmesinin dijital imza ile imzalanması ve sistem üzerinden gönderilmesi mümkündür. Yabancı çalışanın imzasının mevzuatın izin verdiği durumlarda el yazısıyla atılması seçeneği de korunmaktadır.

Çalışan İtalya’ya geldikten sonra işveren öncelikle Portale Servizi’de yabancı çalışanın ülkeye giriş bilgilerini kaydetmeli, ardından kendisine PEC üzerinden gönderilen belgeleri imzalayıp sisteme iletmelidir. Bu aşama ihmal edilmemelidir; çünkü giriş vizesinin alınmış olması tek başına oturum sürecinin tamamlandığı anlamına gelmez. Nulla osta, vize, ülkeye giriş, soggiorno sözleşmesinin tamamlanması ve Questura nezdindeki oturum izni işlemleri birbirini takip eden ayrı hukuki aşamalardır.

İtalya’da zaten yasal olarak bulunan kişiler de başvurabilir

Mavi Kart yalnızca Türkiye’den ilk kez İtalya’ya gelecek kişiler için değildir. Kanun, gerekli yüksek nitelik şartlarını taşıyan ve İtalya’da başka bir yasal oturum statüsüyle bulunan bazı yabancıların da Mavi Kart sistemine geçebilmesine izin vermektedir. Aynı şekilde başka bir AB ülkesinden alınmış geçerli Mavi Kartı bulunan kişiler için de Avrupa Birliği içinde kısa ve uzun süreli hareketliliği kolaylaştıran özel kurallar bulunmaktadır.

Bu nedenle yüksek nitelikli bir Türk vatandaşının mevcut oturum türü, mesleki geçmişi ve iş teklifinin niteliği birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle başka bir AB ülkesinde Mavi Kart sahibi olanlar bakımından klasik Türkiye’den ilk giriş prosedüründen farklı hareketlilik hükümleri uygulanabilir.

İşveren değişikliği ve işsizlik halinde statü hemen kaybolmaz

Mavi Kart sistemi, geçmişteki düzenlemeye kıyasla iş piyasasında daha fazla hareketlilik sağlamaktadır. İlk on iki aylık yasal çalışma döneminde yüksek nitelikli faaliyet dışındaki işlere geçiş sınırlıdır ve işveren değişikliği belirli bir idari kontrol mekanizmasına tabidir. Bu süreden sonra hareket serbestisi daha geniştir. Ayrıca Mavi Kart sahibi, şartları yerine getirmek kaydıyla yüksek nitelikli bağlı çalışma faaliyetine paralel olarak serbest çalışma da yapabilir.

İş ilişkisinin sona ermesi de Mavi Kartın aynı gün geçersiz hale geldiği anlamına gelmez. Mevzuat, çalışana yeni bir yüksek nitelikli iş bulabilmesi için belirli bir süre tanımaktadır. Dolayısıyla iş kaybı halinde en yanlış davranış, statünün otomatik olarak sona erdiğini varsayarak hiçbir işlem yapmamaktır. Yeni iş teklifinin ve gerekli bildirimlerin süresinde hazırlanması gerekir.

Türk profesyoneller için neden önemli?

AB Mavi Kartı, Türkiye’den İtalya’ya çalışmak amacıyla gelmek isteyen herkes için genel bir çözüm değildir; ancak yüksek nitelikli profiller bakımından klasik Decreto Flussi sisteminden hukuken daha uygun ve 2026 itibarıyla daha hızlı bir mekanizmadır. Özellikle işverenin gerçekten nitelikli bir pozisyon sunduğu, çalışanın diploma veya mesleki deneyiminin güçlü biçimde belgelenebildiği ve ücret kriterinin karşılandığı dosyalarda, kota dışı başvuru imkânı önemli bir avantaj yaratır.

Bu tür başvurularda en kritik nokta, süreci yalnızca “vize başvurusu” olarak görmemektir. Dosyanın merkezi, İtalya’daki işveren tarafından yapılan nulla osta başvurusudur; Türk diplomasının veya mesleki deneyimin doğru belgelenmesi, iş teklifinin hukuki şartlara uygun kurulması ve girişten sonra dijital sözleşme ile oturum işlemlerinin zamanında tamamlanması gerekir. 2026’daki 30 günlük nulla osta süresi ve yeni dijital uygulamalar prosedürü hızlandırmıştır, ancak bu hızlandırma iyi hazırlanmış bir dosyanın yerini tutmaz.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da 5 yıl sonra AB uzun süreli oturum izni: 2026’da gelir, A2 İtalyanca ve kesintisiz ikamet şartları

İtalya’da en az beş yıldır yasal olarak yaşayan Türk vatandaşları için AB uzun süreli oturum izni, geçici oturum izinlerine kıyasla çok daha güçlü ve istikrarlı bir hukuki statü sağlar. Ancak beş yılın dolmuş olması tek başına yeterli değildir. 2026 yılında başvuru yapılırken ikametin sürekliliği, gelir düzeyi, İtalyanca bilgisi ve dosyanın belge bakımından eksiksiz olması birlikte değerlendirilir.

Beş yıllık süre nasıl hesaplanır?

Temel kural, başvuru sahibinin İtalya’da en az beş yıl boyunca yasal şekilde ikamet etmiş olmasıdır. Bu sürenin yalnızca oturum kartlarının tarihleri üzerinden değerlendirilmesi doğru değildir. İdare, ikametin fiilen ve hukuken süreklilik gösterip göstermediğine de bakar.

Beş yıllık dönem içinde İtalya dışında geçirilen süreler özellikle önemlidir. Kural olarak altı aydan uzun kesintisiz bir yurtdışı kalışı veya beş yıllık dönem içinde toplam on ayı aşan yokluk, gerekli ikamet süresinin oluşmasını engelleyebilir. Askerlik yükümlülüğü veya ciddi ve belgelenmiş nedenlerden kaynaklanan bazı yokluklar ise istisna oluşturabilir. Bu nedenle Türkiye’de uzun süre kalmış kişilerin başvuru yapmadan önce giriş-çıkış tarihlerini dikkatle kontrol etmeleri gerekir.

2026 yılında gelir şartı

Başvuru sahibinin yeterli ve düzenli bir gelire sahip olması gerekir. Tek kişi için temel referans, yıllık sosyal yardım tutarıdır. 2026 yılında bu tutar 7.101,12 avrodur. Başvuru aile bireylerini de kapsıyorsa gerekli gelir seviyesi aile yapısına göre yükselir.

Gelirin yalnızca başvuru tarihinde mevcut olması değil, istikrarlı ve belgelenebilir olması önem taşır. Çalışanlar açısından vergi beyannameleri, ücret belgeleri ve iş ilişkisini gösteren evraklar; serbest çalışanlar açısından ise gelir ve vergi durumunu ortaya koyan belgeler belirleyici olabilir. Questura, başvurunun türüne ve aile durumuna göre ilave belgeler isteyebilir.

A2 düzeyinde İtalyanca şartı

AB uzun süreli oturum izni için kural olarak en az A2 düzeyinde İtalyanca bilgisi aranır. Dil bilgisi, yetkili makamlarca kabul edilen bir belgeyle veya Prefettura tarafından düzenlenen sınav yoluyla kanıtlanabilir.

Sınav başvurusu İçişleri Bakanlığının elektronik sistemi üzerinden yapılır. Prefettura, başvurunun uygun bulunmasının ardından sınavın tarih ve yerini bildirir. Uygulamada çağrının 60 gün içinde yapılması öngörülmektedir. Sınava mazeretsiz katılmayan veya başarısız olan kişi, yeni sınav başvurusu yapabilmek için 90 gün beklemek zorunda kalabilir.

Bununla birlikte herkes sınava girmek zorunda değildir. On dört yaşından küçük çocuklar, ciddi öğrenme güçlüğü bulunan ve bunu kamu sağlık kurumu belgesiyle kanıtlayan kişiler ile İtalya’da belirli eğitim düzeylerini tamamlamış veya kabul edilen dil belgelerine sahip kişiler bakımından istisnalar bulunmaktadır.

Statü süresizdir, kart ise süresiz değildir

En çok karıştırılan konulardan biri budur. AB uzun süreli oturum statüsü kural olarak süresizdir. Buna karşılık elektronik oturum kartının fiziksel geçerlilik süresi yetişkinler için genellikle on yıl, reşit olmayanlar için ise beş yıldır.

Bu nedenle kart üzerinde bir son kullanma tarihi bulunması, uzun süreli oturum statüsünün otomatik olarak sona erdiği anlamına gelmez. Ancak süresi dolmuş kartın güncellenmesi gerekir. Özellikle seyahat, iş ilişkileri, kamu hizmetlerine erişim veya düzenli ikamet durumunun belgelenmesi bakımından güncel elektronik karta sahip olmak önemlidir.

Başvurudan önce hangi kontroller yapılmalı?

Başvurunun yalnızca “beş yıl doldu” düşüncesiyle yapılması sıkça sorun yaratır. Öncelikle geçmiş oturum izinlerinin kesintisizliği, İtalya dışındaki kalışlar, vergi ve gelir belgeleri, ikamet kayıtları, pasaportlardaki giriş-çıkışlar ve dil şartının nasıl karşılanacağı birlikte değerlendirilmelidir.

Aile bireyleri için de uzun süreli oturum izni talep edilecekse, aile fertlerinin kendi ikamet süreleri ve diğer koşulları ayrıca incelenir. Başvuru sahibinin uzun süreli oturum statüsüne sahip olması, ailedeki diğer kişilerin aynı statüyü otomatik olarak kazanacağı anlamına gelmez.

Ret halinde ne yapılabilir?

Questura, gelir yetersizliği, ikamet süresinin oluşmadığı görüşü, kamu düzeni değerlendirmesi veya dosyadaki başka eksiklikler nedeniyle başvuruyu reddedebilir. Ancak ret kararı gerekçeli olmalı ve hukuki denetime açık olmalıdır. Ret veya sonradan verilen iptal kararlarında, kararın tebliğinden sonra hukuki başvuru süreleri gecikmeden değerlendirilmelidir.

Uzun süreli oturum izni, İtalya’daki yaşamın kalıcı hale gelmesinde önemli bir aşamadır. Bu nedenle başvurunun yalnızca belge teslimi olarak değil, kişinin son beş yıllık ikamet, çalışma ve aile durumunun bütünsel biçimde incelendiği bir idari işlem olarak ele alınması gerekir.


Avv. Fabio Loscerbo – Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da işini kaybeden Türk vatandaşları için oturum hakkı: “attesa occupazione” izni ve 2026’daki yeni sosyal haklar

İtalya’da işini kaybeden Türk vatandaşları için oturum hakkı: “attesa occupazione” izni ve 2026’daki yeni sosyal haklar İtalya’da çalışma ...