giovedì 10 settembre 2026

İtalya’da mevsimlik çalışma iznini sürekli işe dönüştürme: 2026’da kota yok, fakat süreyi kaçırmak riskli

İtalya’da mevsimlik çalışma iznini sürekli işe dönüştürme: 2026’da kota yok, fakat süreyi kaçırmak riskli

İtalya’da tarım veya turizm sektöründe mevsimlik çalışma izniyle bulunan bir yabancı, gerekli şartlar mevcutsa ülkesine dönmeden ve yeni bir “click day” beklemeden, oturum iznini mevsimlik olmayan ücretli çalışma iznine dönüştürebilir. 2026 yılında bu imkânın en önemli avantajı, dönüşüm başvurularının Decreto Flussi kotalarının dışında yapılabilmesidir. Ancak özellikle izin süresinin sona ermesi konusunda dikkatli davranmak gerekir: 2026 tarihli yeni idari yargı kararı, başvurunun mümkünse izin geçerliyken, en geç ise sürenin bitiminden sonraki sınırlı dönem içinde yapılmasının önemini açıkça ortaya koymuştur.

Mevsimlik izinden normal çalışma iznine geçiş mümkün mü?

Evet. İtalya Göç Kanunu’nun (D.Lgs. 286/1998) 24. maddesinin 10. fıkrası, İtalya’da en az üç ay düzenli mevsimlik çalışma yapmış olan ve kendisine belirli süreli veya belirsiz süreli mevsimlik olmayan bir iş sözleşmesi teklif edilen işçiye, oturum iznini ücretli çalışma iznine dönüştürme hakkı tanır.

Bu düzenleme özellikle tarım, turizm ve otelcilik sektörlerinde İtalya’ya yasal olarak giriş yapan işçiler açısından önemlidir. Mevsimlik izin normal olarak yalnızca mevsimsel faaliyet için kullanılabilir; buna karşılık dönüşüm tamamlandığında kişi, yeni izin türünün sınırları içinde mevsimlik olmayan bir iş ilişkisiyle İtalya’da kalmaya devam edebilir.

2026’da artık Decreto Flussi kotası beklenmiyor

D.L. 145/2024 ile yapılan değişiklik sonrasında, mevsimlik çalışma izninin mevsimlik olmayan ücretli çalışma iznine dönüştürülmesi yıllık giriş kotalarının dışına çıkarılmıştır. Bu nedenle başvuru, geçmişte olduğu gibi belirli bir dönüşüm kotasının açılmasına veya bir “click day” tarihine bağlı değildir.

Pratik sonucu şudur: şartları taşıyan bir işçi yılın herhangi bir döneminde dönüşüm talebinde bulunabilir. Bununla birlikte “kota yok” ifadesi, diğer şartların ortadan kalktığı anlamına gelmez. Düzenli mevsimlik çalışma süresi, gerçek bir iş teklifi, işverenin yükümlülükleri ve oturum izninin zamanında dönüştürülmesi hâlâ belirleyicidir.

En az üç aylık düzenli çalışma şartı

Genel kural, işçinin İtalya’da en az üç ay düzenli mevsimlik çalışma yapmış olmasıdır. Tarım sektöründe uygulamada çalışma günlerinin ve sosyal güvenlik bildirimlerinin dikkatle belgelenmesi gerekir. Bazı Prefettura uygulama sayfalarında, tarım işçileri bakımından üç aylık dönemde ayda en az 13 gün olmak üzere toplam 39 günlük çalışmanın ve ilgili prim ödemelerinin ispatı özellikle belirtilmektedir.

Bu nedenle yalnızca iş sözleşmesinin varlığı yeterli değildir. UNILAV bildirimleri, ücret bordroları, INPS kayıtları ve fiili çalışma süresini gösteren belgeler dönüşüm dosyasının önemli parçalarıdır.

Yeni iş teklifi nasıl olmalı?

Dönüşüm için işçiye mevsimlik olmayan bir iş teklif edilmelidir. Bu teklif belirli süreli veya belirsiz süreli olabilir. Önemli olan, yeni ilişkinin mevsimlik iş niteliğinde olmaması ve ücret, çalışma süresi ve diğer koşulların yürürlükteki toplu iş sözleşmeleri ile iş mevzuatına uygun olmasıdır.

Başvuru Sportello Unico per l’Immigrazione nezdinde, İçişleri Bakanlığı’nın çevrim içi hizmet portalı üzerinden yapılır. Mevsimlik çalışmadan ücretli çalışmaya dönüşüm için kullanılan başvuru modeli uygulamada “VB” olarak gösterilmektedir. Dosyada iş teklifi ve işverenle ilgili belgelerin eksiksiz hazırlanması önem taşır.

İzin süresi dolmuşsa ne olur?

Bu nokta 2026 yılında özellikle önem kazanmıştır. Daha önceki idari açıklamalarda, 24. maddenin 10. fıkrasında açık bir kesin süre öngörülmediği ve bazı durumlarda süresi dolmuş bir mevsimlik iznin de dönüşüme konu olabileceği belirtilmişti.

Ancak TAR Lombardia – Brescia, 20 Mayıs 2026 tarihli 701 sayılı kararında daha ihtiyatlı ve sınırlayıcı bir yaklaşım benimsemiştir. Mahkemeye göre dönüşüm, mantığı gereği hâlen mevcut bir oturum iznine dayanır; bu nedenle başvurunun izin süresi bitmeden yapılması gerekir. Mahkeme, en fazla yenilemeler için kabul edilen 60 günlük sürenin kıyasen dikkate alınabileceğini belirtmiştir.

Bu karar nedeniyle pratikte güvenli yol açıktır: dönüşüm başvurusu, mevsimlik oturum izni sona ermeden yapılmalıdır. İzin zaten sona ermişse, başvuruyu geciktirmeden yapmak ve gecikmenin hukuki sonuçlarını somut dosya üzerinden değerlendirmek gerekir. Özellikle 60 günlük sürenin de aşılması, başvurunun kabulü bakımından ciddi risk yaratabilir.

Dönüşüm beklenirken yeni işte çalışılabilir mi?

Evet, başvuru usulüne uygun şekilde yapılmışsa önemli bir koruma vardır. İtalya Göç Kanunu’nun 5. maddesinin 9-bis fıkrası, oturum izninin verilmesi, yenilenmesi veya dönüştürülmesi sürecinde yabancının hukuka uygun olarak kalmasını ve çalışma hakkını korur. Bu ilke mevsimlik iznin mevsimlik olmayan işe dönüştürülmesi bakımından da uygulanmaktadır.

Bu nedenle dönüşüm başvurusundan sonra, gerekli iş bildirimi yapılarak yeni mevsimlik olmayan iş faaliyetine başlanması mümkündür. Ücretli işte UNILAV bildirimi, ev hizmetlerinde ise ilgili INPS bildirimi özellikle önem taşır. Başvurunun yapıldığını gösteren makbuz da kişinin prosedür devam ederken yasal konumunu ispatlayan temel belgedir.

Questura ve Prefettura’nın rolleri farklıdır

Dönüşüm prosedüründe Sportello Unico per l’Immigrazione, yani Prefettura bünyesindeki ilgili birim, iş ilişkisinin ve dönüşüm şartlarının idari aşamasını yürütür. Oturum belgesinin fiilen düzenlenmesi ise Questura tarafından gerçekleştirilir. Bu nedenle dosyanın hangi aşamada beklediğini anlamak için iki makamın görevlerini birbirinden ayırmak gerekir.

Uzun süre cevap alınmaması, eksik belge talebi veya olumsuz bir karar halinde yalnızca beklemek her zaman doğru değildir. Yazılı bir sollecito, dosyaya belge eklenmesi, idari işlemin gerekçesinin incelenmesi ve gerektiğinde yargısal başvuru yollarının değerlendirilmesi mümkündür.

Türk vatandaşları açısından pratik sonuç

Türkiye’den İtalya’ya mevsimlik iş için yasal olarak gelen ve burada kalıcı bir iş fırsatı bulan kişiler açısından dönüşüm, yeni bir iş vizesi almak için Türkiye’ye dönme zorunluluğunu ortadan kaldırabilecek önemli bir yoldur. Fakat bu imkân otomatik değildir. En az üç aylık düzenli çalışma, gerçek bir mevsimlik olmayan iş teklifi ve zamanında başvuru birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle 2026’daki yeni yargı yaklaşımı nedeniyle, “izin süresi dolduktan sonra da her zaman dönüşüm yapılabilir” düşüncesi artık güvenli değildir. İşçi ve işverenin, mevsimlik izin sona ermeden önce dönüşüm dosyasını hazırlaması ve başvuruyu geciktirmemesi en doğru yaklaşımdır.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Camera dei deputati nezdinde Immigrazione alanında Registro dei rappresentanti di interessi üyesi
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

mercoledì 9 settembre 2026

İtalya’da uluslararası koruma başvurusu: 31 Ekim 2026’ya kadar Questura’daki kayıt ne anlama geliyor?

İtalya’da uluslararası koruma başvurusu yapanlar için 2026 yılı önemli bir geçiş dönemidir. 12 Haziran 2026’dan itibaren yürürlüğe giren yeni kurallar, başvurunun kaydedilmesi ile resmîleştirilmesi arasındaki ilişkiyi değiştirdi. Özellikle 31 Ekim 2026’ya kadar Questura veya sınır polisi tarafından yapılan kayıt, yalnızca idari bir ön işlem değil, başvurunun hukuken resmîleştirilmesi bakımından da doğrudan sonuç doğuruyor.

Bu değişiklik, İtalya’da bulunan ve uluslararası koruma talep etmek isteyen Türk vatandaşları ile diğer Türkçe konuşan kişiler açısından son derece pratiktir. Başvurunun hangi tarihte yapıldığının ispatı, kişinin başvuru sahibi statüsünün belirlenmesi, belge düzenlenmesi ve daha sonraki işlemlerin başlangıç tarihinin tespiti bakımından kayıt günü merkezi bir önem taşımaktadır.

12 Haziran 2026’dan sonra ne değişti?

12 Haziran 2026 tarihli 100 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Avrupa Birliği’nin yeni Göç ve İltica Paktı’nın uygulanması amacıyla İtalya’daki uluslararası koruma prosedürünü yeniden düzenledi. Bu düzenleme daha sonra 7 Ağustos 2026 tarihli 145 sayılı Kanun ile yasalaştırıldı.

Yeni sistem, başvurunun yapılmasını üç ayrı aşama üzerinden ele alıyor: kişinin uluslararası koruma talep etme iradesini açıklaması, başvurunun kaydedilmesi ve başvurunun resmîleştirilmesi. Ancak kanun koyucu, yeni sistemin ilk uygulama döneminde idari yapının hazırlanabilmesi için özel bir geçiş kuralı öngördü.

Bu nedenle 31 Ekim 2026’ya kadar, uluslararası koruma talep etme iradesinin alınması, başvurunun kaydedilmesi ve resmîleştirilmesi bakımından Questure ile sınır polisi büroları yetkili olmaya devam ediyor.

Geçiş döneminde kayıt tarihi neden çok önemli?

En önemli yeniliklerden biri şudur: 12 Haziran 2026’dan itibaren ve geçiş rejimi süresince, Questura veya yetkili sınır polisi tarafından yapılan kayıt anında başvuru, başvuru sahibi tarafından şahsen resmîleştirilmiş sayılıyor.

Bu nedenle kişi yalnızca sözlü olarak koruma talebinde bulunduğunu söylemekle yetinmemeli; talebinin gerçekten sisteme kaydedildiğini ve kayıt tarihini gösteren belgenin kendisine verildiğini kontrol etmelidir. Uygulamada bu tarih, daha sonraki birçok hukuki işlemin başlangıç noktasını oluşturabilir.

Kanun, kayıt işlemi tamamlandığında Questura’nın başvuru sahibine kişiye özel bir belge vermesini öngörüyor. Bu belgede kişinin kimlik kodu, fotoğrafı, beyan edilen kişisel bilgileri ve başvurunun kayıt tarihi yer alır. Belge, başvurunun sisteme kaydedildiğini kanıtlar ve daha sonraki aşamada düzenlenecek belgeye kadar kişinin tanınmasına hizmet eder.

Belgeyi saklamak neden gerekir?

Uluslararası koruma prosedüründe tarihlerin ispatı son derece önemlidir. Kayıt belgesinin kaybedilmesi veya kişinin elinde kayıt tarihini gösteren hiçbir evrak bulunmaması, özellikle daha sonraki bir idari uyuşmazlıkta gereksiz sorun yaratabilir.

Bu nedenle başvuru sahibi, Questura tarafından verilen belgenin aslını dikkatle saklamalı, ayrıca okunaklı bir dijital kopyasını oluşturmalıdır. Belgede ad, soyad, doğum tarihi veya diğer kimlik bilgilerinde hata bulunuyorsa, bu hatanın mümkün olduğunca erken bildirilmesi gerekir. Yanlış kişisel veriler daha sonra oturum belgesi, sağlık kaydı, vergi numarası veya başka idari işlemlerde sorunlara yol açabilir.

Adres ve iletişim bilgileri de ihmal edilmemelidir

Başvurunun kaydedilmesinden sonra kişinin iletişim bilgilerinin güncel tutulması da büyük önem taşır. Komisyon tarafından gönderilecek görüşme çağrısı veya karar gibi işlemler, bildirilen adrese veya usulüne uygun seçilmiş tebligat adresine yöneltilebilir.

Başvuru sahibi taşınırsa, adres değişikliğini yalnızca belediyede bildirmiş olmasının her zaman yeterli olacağını düşünmemelidir. Uluslararası koruma dosyasını takip eden Questura ve gerektiğinde yetkili Bölgesel Komisyon nezdinde de iletişim bilgilerinin güncel olduğundan emin olunmalıdır. Bir avukat aracılığıyla takip edilen dosyalarda ayrıca avukatın bürosunda tebligat adresi seçilmesi, işlemlerin daha düzenli takip edilmesini sağlayabilir.

31 Ekim 2026’dan sonra sistem nasıl değişecek?

Mevcut mevzuata göre geçiş dönemi 31 Ekim 2026’da sona eriyor. Yeni sistem tam olarak uygulanmaya başladığında, Questure ve sınır polisi başvurunun kaydı bakımından önemli bir rol oynamaya devam edecek; ancak başvurunun resmîleştirilmesi, genel olarak Bölgesel Komisyonlar adına hareket eden yetkilendirilmiş dış birimler veya kabul merkezlerinin yöneticileri aracılığıyla gerçekleştirilebilecek. Gözaltında veya idari gözetim altında bulunan kişiler bakımından ise Questura’nın rolü devam edecek.

Bu nedenle özellikle Ekim 2026 sonuna doğru başvuru yapacak kişilerin, işlemi hangi makamın tamamlayacağını ve kendilerine verilen belgenin hangi aşamayı kanıtladığını dikkatle kontrol etmeleri gerekir. İdari uygulamada geçiş dönemleri, mevzuatın değiştiği tarihler kadar önemlidir; çünkü eski ve yeni prosedürlerin aynı anda farklı dosyalara uygulanması mümkündür.

12 Haziran 2026’dan önce yapılan başvurular

Kanun ayrıca açık bir geçiş hükmü öngörüyor. 12 Haziran 2026’dan önce yapılmış uluslararası koruma başvuruları nedeniyle başlamış idari veya yargısal işlemler, kural olarak önceki mevzuata göre sonuçlandırılmaya devam eder. Bu nedenle iki başvuru sahibi benzer durumda görünse bile, yalnızca başvuruların farklı tarihlerde yapılmış olması nedeniyle farklı usul kurallarıyla karşılaşabilir.

Pratik sonuç

Bugün İtalya’da uluslararası koruma başvurusu yapacak bir kişi açısından en önemli nokta, koruma talebini yalnızca sözlü olarak ifade etmek değil, başvurunun gerçekten kaydedildiğinden emin olmaktır. 12 Haziran-31 Ekim 2026 arasındaki geçiş döneminde kayıt, başvurunun resmîleştirilmesi bakımından doğrudan hukuki sonuç doğurur.

Bu nedenle kayıt tarihini gösteren belge alınmalı ve saklanmalı, kişisel bilgiler kontrol edilmeli, adres değişiklikleri zamanında bildirilmelidir. Prosedürde gecikme, çağrıların ulaşmaması veya dosyanın hangi aşamada bulunduğunun belirsiz olması halinde, özellikle tebligat ve süre kaybı riski doğmadan önce hukuki yardım alınması önem taşır.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
İtalya Temsilciler Meclisi (Camera dei deputati) nezdinde Göç alanında Menfaat Temsilcileri Siciline kayıtlıdır.
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicili (Registro per la Trasparenza UE) n. 280782895721-36 – Göç ve İltica alanı.
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da aile birleşimi 2026: iki yıllık yasal ikamet şartı, 150 günlük süre ve gelir sınırları

İtalya’da yaşayan Türk vatandaşları açısından aile birleşimi başvurularında 2026 yılında özellikle üç nokta önem taşıyor: başvuru sahibinin belirli durumlarda en az iki yıllık kesintisiz yasal ikametinin bulunması, Prefettura’nın nulla osta kararı için öngörülen sürenin 150 güne çıkmış olması ve gelir ile konut şartlarının güncel tutarlara göre değerlendirilmesi.

Aile birleşimi, yalnızca bir vize işlemi değildir. Süreç önce İtalya’daki Sportello Unico per l’Immigrazione nezdinde başlar, ardından Türkiye’deki İtalyan diplomatik-konsolosluk makamında devam eder. Bu nedenle başvurunun ilk aşamasında yapılacak bir eksiklik, daha sonraki vize aşamasını da geciktirebilir.

İki yıllık yasal ikamet şartı

Mevcut düzenlemeye göre, uluslararası koruma statüsünden yararlananlar hariç olmak üzere, aile birleşimi talep eden üçüncü ülke vatandaşlarının kural olarak başvuru tarihinde İtalya’da en az iki yıldır kesintisiz ve yasal olarak ikamet ediyor olması gerekir. Uygulamada anagrafe kayıtlarının sürekliliği de önem taşır.

Bu şart, küçük çocuklarla yapılacak aile birleşiminde aynı şekilde uygulanmaz. Reşit olmayan çocuklar bakımından aile birliğinin korunması daha güçlü kabul edildiğinden iki yıllık bekleme şartı aranmadan başvuru yapılabilmesi mümkündür.

Oturum izninin yenileme aşamasında olması tek başına başvuruyu imkânsız hale getirmez. Geçerli bir yenileme makbuzu, somut dosyanın şartlarına göre, aile birleşimi başvurusunun yapılmasına imkân verebilir.

Kimler için aile birleşimi istenebilir?

Aile birleşimi; 18 yaşından küçük çocuklar, hukuken ayrı olunmayan ve 18 yaşını doldurmuş eş, belirli şartlarda bakıma muhtaç yetişkin çocuklar ve yine kanunun öngördüğü koşullarda bakıma muhtaç anne veya baba için talep edilebilir.

Reşit çocuklar bakımından yalnızca ekonomik bağımlılık yeterli değildir. Kural olarak kişinin sağlık durumu nedeniyle temel yaşam ihtiyaçlarını kendi başına karşılayamayacak ölçüde tam engellilik durumunun bulunması gerekir. Anne ve baba için ise diğer çocukların bulunup bulunmadığı, yaş ve bakım imkânları ayrıca incelenir.

150 günlük nulla osta süresi

Aile birleşiminin ilk aşaması Prefettura bünyesindeki Sportello Unico per l’Immigrazione tarafından yürütülür. 2026 yılında geçerli düzenlemeye göre nulla osta için öngörülen yasal süre 90 günden 150 güne çıkarılmıştır.

Bu süre, idarenin başvuruyu hiçbir işlem yapmadan bekletebileceği anlamına gelmez. Başvuru sırasında eksik belge varsa Portale ALI üzerinden tamamlanması istenebilir. Özellikle gelir, konut uygunluğu, aile bağları ve oturum statüsüyle ilgili belgelerin güncel olması önemlidir. İstenen ek belgenin sunulmaması halinde ön ret bildirimi veya olumsuz karar gündeme gelebilir.

2026 gelir sınırları

Gelir şartı, yıllık sosyal yardım tutarı olan assegno sociale üzerinden hesaplanır. 2026 yılı için yıllık temel tutar 7.101,12 avrodur. Kural olarak bu tutara, aile birleşimi istenen her kişi için aynı miktarın yarısı eklenir.

Buna göre bir aile üyesi için yaklaşık 10.651,68 avro, iki aile üyesi için 14.202,24 avro, üç aile üyesi için 17.752,80 avro yıllık gelir aranır. Ailede birlikte yaşayan ve yasal gelir elde eden yakınların gelirleri de belirli şartlarla hesaplamaya dahil edilebilir.

Uluslararası koruma sahibi kişiler bakımından gelir ve konut şartlarında kanunun öngördüğü özel kolaylıklar uygulanır.

Konut uygunluğu neden önemlidir?

Başvuru sahibi yalnızca yeterli gelire değil, aile üyelerinin yaşayacağı uygun bir konuta da sahip olduğunu göstermelidir. Comune tarafından düzenlenen idoneità alloggiativa belgesi, konutun yüzölçümü, kişi sayısı ve sağlık-hijyen şartları açısından uygun olduğunu göstermeye yarar.

Son yıllarda konutun kapasitesine ilişkin kontroller daha sıkı hale gelmiştir. Bu nedenle kira sözleşmesinin bulunması tek başına yeterli değildir; evde halihazırda yaşayan kişi sayısı da dikkate alınır.

Nulla osta çıktıktan sonra ne olur?

Olumlu karar verildiğinde nulla osta, aile üyesinin Türkiye’de İtalya için aile birleşimi vizesine başvurmasının temelini oluşturur. Nulla osta kural olarak düzenlendiği tarihten itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır.

Aile birleşimi vizesi için diplomatik-konsolosluk makamlarının karar süresi, başvuru kabul edilebilir durumda ise kural olarak 30 gündür. Konsolosluk, aile bağlarını kanıtlayan nüfus ve medeni durum belgelerini ayrıca değerlendirir.

Aile üyesi vizeyle İtalya’ya girdikten sonra da işlem tamamlanmış sayılmaz. Girişten itibaren sekiz iş günü içinde aile nedeniyle oturum izni sürecinin başlatılması gerekir.

Pratik açıdan en önemli nokta

Aile birleşimi başvurularında en sık karşılaşılan sorun, sürecin yalnızca bir vize işlemi gibi görülmesidir. Oysa dosyanın başarısı büyük ölçüde daha ilk aşamada, Prefettura’ya sunulan belgelerin doğruluğuna ve güncelliğine bağlıdır. İki yıllık yasal ikamet şartı, gelir hesabı, konut uygunluğu ve aile bağlarının ispatı başvuru yapılmadan önce birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle Türkiye’den eş, çocuk veya anne-baba getirilmesi planlanıyorsa, başvurunun zamanlaması da önemlidir. Oturum izninin süresi, anagrafe kayıtları, gelir belgeleri ve konut belgesi önceden kontrol edilirse, aylar sonra ortaya çıkabilecek bir eksiklik nedeniyle sürecin baştan başlaması önlenebilir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da vatandaşlık: Türk vatandaşları için 10 yıllık ikamet, gelir ve B1 şartı

İtalya’da uzun süredir yaşayan bir Türk vatandaşı için İtalyan vatandaşlığına başvuru, yalnızca “on yıldır burada bulunuyorum” demekle tamamlanan bir işlem değildir. İkametin hukuken kesintisiz olması, gelir yeterliliğinin son üç yıl bakımından ispatlanması, İtalyanca B1 şartının karşılanması ve Türkiye’den alınan belgelerin doğru biçimde hazırlanması gerekir. Özellikle ikamet kaydındaki boşluklar veya yabancı belgelerdeki şekil eksiklikleri, yıllarca beklenmiş bir başvurunun daha başında sorun yaratabilir.

Türk vatandaşları için temel süre: 10 yıl yasal ve kesintisiz ikamet

İtalyan Vatandaşlık Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca, Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelerin vatandaşları genel olarak İtalya’da en az on yıl yasal olarak ikamet ettikten sonra vatandaşlık için başvurabilir. Türkiye Avrupa Birliği üyesi olmadığı için, Türk vatandaşları bakımından genel kural da budur.

Burada önemli olan yalnızca fiziksel olarak İtalya’da bulunmak değildir. “Yasal ikamet” kavramı, hem yabancının ülkede hukuka uygun şekilde bulunmasını hem de belediye nüfus kayıtlarında, yani anagrafe’de, düzenli biçimde kayıtlı olmasını ifade eder. Bu nedenle başvurudan önce yalnızca oturum izinlerinin değil, geçmişe dönük ikamet kayıtlarının da kontrol edilmesi önemlidir.

Anagrafe kaydının irreperibilità nedeniyle silinmiş olması, yurtdışına taşınma kaydı veya başka bir nedenle ikamette oluşan bir kesinti, on yıllık sürenin hesabını ciddi biçimde etkileyebilir. İdari uygulamada kesintisiz ikamet şartı titizlikle incelenmektedir. Bu nedenle başvuru hazırlığında belediyeden alınacak storico di residenza belgesinin kontrol edilmesi, olası bir kayıt boşluğunun başvuru gönderilmeden önce tespit edilmesini sağlar.

Gelir şartı yalnızca başvuru gününde değil, süreç boyunca önemlidir

Vatandaşlık başvurusunda gelir yeterliliği de temel unsurlardan biridir. İdari uygulamada son üç yıldaki vergilendirilebilir gelir dikkate alınır. Tek başına yaşayan başvuru sahibi için yıllık asgari referans miktarı 8.263,31 avro; bakmakla yükümlü olduğu eşi bulunan kişi için 11.362,05 avro olarak uygulanmakta, bakmakla yükümlü olunan her çocuk için ayrıca 516 avro eklenmektedir.

Gerekli şartlar oluştuğunda aynı aile durumunda yer alan bazı yakın aile bireylerinin gelirleri de değerlendirmeye katılabilir. Ancak burada yalnızca toplam miktara bakmak yeterli değildir: gelirlerin vergi mevzuatına uygun biçimde beyan edilmiş olması, aile bağının ve aynı aile durumunda bulunmanın doğru şekilde belgelenmesi gerekir.

Daha da önemlisi, ekonomik yeterlilik yalnızca başvuru tarihinde aranan geçici bir şart değildir. Prefetture tarafından yayımlanan güncel uygulama bilgilerine göre gelir istikrarının vatandaşlık işlemi sonuçlanıncaya ve yemin aşamasına kadar korunması önem taşır. Başvuru sonrasında iş değişikliği, uzun süreli işsizlik veya aile yapısında önemli bir değişiklik yaşanırsa dosyanın yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.

B1 İtalyanca şartı ve istisnalar

İkamet yoluyla vatandaşlık başvurularında kural olarak en az B1 seviyesinde İtalyanca bilgisi istenir. Bu yeterlilik, mevzuatta kabul edilen eğitim belgeleri veya yetkili sertifika kuruluşlarından alınan dil sertifikalarıyla gösterilebilir.

Bununla birlikte herkes ayrıca B1 sertifikası sunmak zorunda değildir. Örneğin AB uzun süreli oturum iznine sahip olanlar ile mevzuattaki şartları karşılayarak entegrasyon anlaşmasını tamamlamış kişiler bakımından istisnalar bulunmaktadır. Bu nedenle yıllardır İtalya’da yaşayan bir kişinin, yeni bir dil sınavına kaydolmadan önce sahip olduğu oturum statüsünün ve daha önce tamamladığı entegrasyon yükümlülüklerinin kontrol edilmesi faydalıdır.

Türkiye’den alınacak belgelerde özellikle dikkat edilmesi gerekenler

Türk vatandaşları açısından en sık karşılaşılan pratik sorunlardan biri, doğum ve adli sicil belgelerinin hangi biçimde sunulacağıdır. Türkiye ve İtalya uluslararası belge düzenlemeleri bakımından birden fazla sözleşmeye taraf olduğu için her belge için aynı yöntem uygulanmaz.

Türkiye’de düzenlenen çok dilli Formül A doğum belgesi, ilgili uluslararası düzenleme kapsamında İtalya’da kullanılmak üzere ayrıca apostil ve İtalyanca tercüme gerektirmeden kabul edilebilen belgeler arasındadır. Buna karşılık adli sicil belgesi bakımından apostil ve İtalyanca tercüme kurallarının eksiksiz yerine getirilmesi gerekir. Başvuru sahibi başka ülkelerde de uzun süre yaşamışsa, bu ülkelerden de adli sicil belgesi istenmesi söz konusu olabilir.

İsim, soyisim, doğum yeri veya anne-baba bilgileri bakımından Türk belgeleriyle İtalyan kayıtları arasında farklılık bulunması halinde başvuruyu göndermeden önce bu uyumsuzluğun açıklığa kavuşturulması gerekir. Özellikle evlilik sonrası soyadı değişiklikleri veya Türkçe karakterlerin İtalyan belgelerinde farklı yazılması, elektronik sistemde kimlik bilgilerinin eşleştirilmesini zorlaştırabilir.

Başvuru tamamen çevrimiçi yapılıyor

İtalya’da ikamet eden kişiler vatandaşlık başvurusunu İçişleri Bakanlığının çevrimiçi vatandaşlık portalı üzerinden yapar. Başvuru sırasında gerekli belgeler yüklenir, 250 avroluk zorunlu katkı payı ve 16 avroluk damga vergisi ödenir. Başvuru kabul edildiğinde dosyaya K10 ile başlayan bir numara verilir; bu numara daha sonraki tüm yazışmalarda ve dosyanın takibinde temel referanstır.

Başvuru gönderildikten sonra portalın düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir. Prefettura veya İçişleri Bakanlığı ek belge isteyebilir, açıklama talep edebilir veya dosyayla ilgili bildirim gönderebilir. Adres değişikliği, aile durumundaki değişiklik veya önemli bir belge yenilenmesi gibi gelişmelerin de gerektiğinde dosyaya bildirilmesi önemlidir.

İşlem süresi 24 ay, gerektiğinde 36 aya kadar uzayabilir

20 Aralık 2020’den sonra yapılan vatandaşlık başvuruları için genel işlem süresi 24 aydır ve kanunda öngörülen şartlarla en fazla 36 aya kadar uzatılabilir. Bu süre içinde dosyanın portal üzerinden izlenmesi gerekir. Sürenin aşılması halinde ise durum artık yalnızca “beklemek” olarak kabul edilmemelidir; dosyanın hangi aşamada olduğu, gerekli incelemelerin tamamlanıp tamamlanmadığı ve idareye yazılı başvuru veya hukuki girişim gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir.

İkamet yoluyla vatandaşlık, şartlar sağlanınca otomatik olarak doğan bir hak değildir; idare başvuru sahibinin genel durumunu, kamu güvenliğiyle ilgili unsurları, vergi ve gelir durumunu ve başvurunun bütünlüğünü değerlendirir. Buna rağmen idarenin işlemi süresiz biçimde sonuçsuz bırakması da kabul edilemez. Yasal sürelerin sonunda dosyanın hukuki olarak takip edilmesi mümkündür.

Karar çıktıktan sonra altı aylık yemin süresi unutulmamalıdır

Vatandaşlık kararı olumlu olduğunda işlem henüz tamamen bitmiş sayılmaz. Kararın bildirilmesinden sonra başvuru sahibinin ikamet ettiği Comune nezdinde yemin etmesi gerekir. Yemin, bildirimin hukuken tamamlandığı tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır; aksi halde vatandaşlık kararı etkisini kaybedebilir. Vatandaşlık, kural olarak yeminin yapıldığı günün ertesi günü kazanılır.

Son yıllarda vatandaşlık kararlarının bildirimi giderek dijitalleşmiştir. Bu nedenle yalnızca posta kutusunu değil, vatandaşlık portalını ve dijital bildirim kanallarını da düzenli olarak kontrol etmek gerekir. Bir kararın sistemde görüntülenmesi veya bildirimin hukuken tamamlanması, altı aylık yemin süresini başlatabilir.

Başvuru öncesinde yapılacak kontrol yıllarca sürebilecek bir sorunu önleyebilir

Türk vatandaşları açısından en güvenli yaklaşım, on yıl dolduğu anda başvuruyu aceleyle göndermek yerine dosyayı baştan sona kontrol etmektir. İkamet geçmişinde boşluk bulunup bulunmadığı, son üç yıllık gelirlerin yeterli olup olmadığı, B1 şartının hangi belgeyle karşılandığı, Türkiye’den alınan belgelerin doğru formatta hazırlanıp hazırlanmadığı ve İtalyan kayıtlarındaki kişisel bilgilerin Türk belgeleriyle uyumlu olup olmadığı önceden incelenmelidir.

Vatandaşlık dosyalarında küçük görünen bir eksiklik, uzun bir idari sürecin sonunda ret gerekçesine dönüşebilir. Buna karşılık iyi hazırlanmış bir dosya, başvurunun yalnızca daha düzenli yürütülmesini değil, Prefettura veya İçişleri Bakanlığından gelebilecek ek belge taleplerine karşı daha güçlü bir hukuki konumda olunmasını sağlar.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da işini kaybeden Türk vatandaşları için oturum hakkı: “attesa occupazione” izni ve 2026’daki yeni sosyal haklar

İtalya’da işini kaybeden Türk vatandaşları için oturum hakkı: “attesa occupazione” izni ve 2026’daki yeni sosyal haklar

İtalya’da çalışma nedeniyle oturum iznine sahip bir kişinin işini kaybetmesi, tek başına oturum hakkının sona erdiği anlamına gelmez. İtalyan göç hukukunda “permesso di soggiorno per attesa occupazione” olarak bilinen düzenleme, işsiz kalan yabancıya yeni bir iş arayabilmesi için yasal olarak ülkede kalma imkânı tanır. 2026 yılında bu izin özellikle önem kazanmıştır; çünkü INPS, iş arama izni sahiplerinin belirli aile yardımlarına erişimini de kabul etmeye başlamıştır.

İş sözleşmesinin sona ermesi otomatik olarak düzensiz göçmen durumuna düşürmez

Birçok yabancı çalışan, işten çıkarılmanın veya iş sözleşmesinin sona ermesinin oturum iznini de otomatik olarak geçersiz hale getirdiğini düşünmektedir. İtalyan mevzuatı ise bu konuda daha koruyucu bir sistem öngörmektedir. Göç Kanunu’nun 22. maddesinin 11. fıkrasına göre, mevsimlik çalışma izni dışındaki çalışma izinlerinde işin kaybedilmesi, oturum izninin otomatik olarak iptal edilmesine yol açmaz.

İşçi, mevcut oturum izninin kalan geçerlilik süresi boyunca ve kural olarak en az bir yıl süreyle iş arayan olarak kayıtlı kalabilir. Eğer işsizlik ödeneği gibi bir gelir desteğinin süresi bir yıldan daha uzunsa, koruma süresi de bu daha uzun süreye bağlanabilir. Bu mekanizmanın amacı, düzenli olarak çalışan bir yabancının yalnızca işini kaybettiği için kısa sürede düzensiz duruma düşmesini önlemektir.

“Attesa occupazione” izni nasıl çalışır?

İş ilişkisinin sona ermesinden sonra kişinin Centro per l’Impiego nezdinde işsiz veya iş arayan olarak kaydını yaptırması önemlidir. Bu kayıt, yeni iş arama sürecinin resmi olarak belgelenmesini sağlar ve oturum izninin yenilenmesi veya “attesa occupazione” gerekçesiyle düzenlenmesi bakımından temel unsurlardan biridir.

Bu izin yalnızca İtalya’da kalmayı sağlayan pasif bir belge değildir. Sahibi yeni bir iş bulduğunda yeniden düzenli çalışma faaliyetine başlayabilir. Yeni bir iş sözleşmesinin kurulması halinde, durumun niteliğine göre oturum izninin çalışma gerekçesiyle yenilenmesi veya ilgili idari işlemlerin tamamlanması mümkündür. Bu nedenle işini kaybeden yabancının en büyük hatası, izin süresi dolana kadar hiçbir işlem yapmadan beklemektir.

Bir yıldan sonra oturum otomatik olarak sona erer mi?

Hayır. Bir yıllık süre mutlak ve mekanik bir sınır değildir. Mevzuat, belirli koşullarda iş arama amacıyla oturumun daha uzun süre devam etmesine imkân tanımaktadır. Özellikle kişinin yeterli ve yasal gelir kaynaklarına sahip olup olmadığı, aile durumunun bulunup bulunmadığı, yeni bir iş bulma ihtimali ve oturum geçmişi değerlendirmede önem taşıyabilir.

Bu aşamada dosyanın Questura tarafından yalnızca “halen işsiz” olup olmadığına göre değil, kişinin genel hukuki ve ekonomik durumu dikkate alınarak incelenmesi gerekir. Özellikle uzun yıllardır İtalya’da yaşayan, aile bağları bulunan veya kısa süre içinde yeni bir iş ilişkisi kurabilecek kişiler bakımından belgelerin eksiksiz hazırlanması büyük önem taşır.

2026’da önemli yenilik: Assegno Unico ve Bonus Nido

2026 yılı başında INPS, “attesa occupazione” izni sahipleri açısından önemli bir idari değişikliğe gitmiştir. 22 Ocak 2026 tarihli 205 sayılı INPS mesajıyla, bu oturum izninin Assegno Unico e Universale ve Bonus Asilo Nido bakımından geçerli bir oturum statüsü olarak kabul edilmesi yönünde talimat verilmiştir.

Bu değişiklik, Trento, Torino ve Monza mahkemelerinin önceki dışlayıcı uygulamaları ayrımcı bulan kararlarının ardından gerçekleşmiştir. Bu nedenle, diğer yasal şartları taşıyan “attesa occupazione” izni sahiplerinin yeni Assegno Unico ve Bonus Nido başvuruları kabul edilebilmektedir. Daha önce yalnızca bu izin türü gerekçe gösterilerek reddedilmiş başvurular için de yeniden inceleme talep edilmesi mümkündür.

Bununla birlikte INPS, söz konusu ödemelerin yargısal ve normatif gelişmelerin sonucuna bağlı olarak geri istenebilme ihtimalini saklı tutmaktadır. Dolayısıyla bu hakların bugün için tanındığını söylemek mümkündür; ancak ilgili yargı sürecinin henüz tamamen kapanmadığı da gözden kaçırılmamalıdır.

İşini kaybeden kişi pratik olarak ne yapmalı?

İş sözleşmesi sona erdiğinde öncelikle Centro per l’Impiego kaydı geciktirilmemeli, iş ilişkisinin sona erdiğini gösteren belgeler saklanmalı ve varsa NASpI veya başka bir işsizlik desteği başvurusu yapılmalıdır. Oturum izninin süresi yaklaşıyorsa, Questura nezdindeki yenileme sürecine zamanında başlanmalı ve iş arama durumunu gösteren belgeler dosyaya eklenmelidir.

Aynı dönemde yeni iş teklifleri, geçici sözleşmeler, gelir belgeleri, aile bağları ve İtalya’daki yerleşik hayatı gösteren diğer unsurlar da önem taşır. İdari makamın önüne mümkün olduğunca kapsamlı bir tablo koymak, özellikle izin süresinin uzatılması veya yeni bir çalışma iznine geçiş bakımından belirleyici olabilir.

Sonuç

İtalya’da iş kaybı ile oturum hakkının kaybı aynı şey değildir. Göç hukukunun temel mantığı, düzenli olarak çalışan bir yabancının geçici işsizlik nedeniyle doğrudan düzensiz duruma düşmesini önlemektir. “Attesa occupazione” izni bu korumanın en önemli araçlarından biridir ve 2026’da sosyal haklar bakımından da daha güçlü bir konuma gelmiştir.

Türk vatandaşları açısından özellikle önemli olan nokta şudur: işten çıkarılma veya sözleşmenin sona ermesi halinde pasif şekilde beklemek yerine, iş arayan kaydı, gelir destekleri, oturum yenilemesi ve yeni iş arayışının aynı anda ve belgeli biçimde yürütülmesi gerekir. İyi hazırlanmış bir dosya, geçici bir iş kaybının kalıcı bir oturum sorununa dönüşmesini önleyebilir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

martedì 8 settembre 2026

İtalya’da oturum izni sona ererken çalışma hakkı: yenileme makbuzu ve 2026’da ayrımcılık yasağı

İtalya’da çalışan bir yabancının oturum izninin sona erme tarihinin yaklaşması, iş ilişkisinin otomatik olarak sona erdiği veya yeni bir işe alınmasının yasak olduğu anlamına gelmez. 2026 yılında yürürlükte olan kurallar, oturum izninin verilmesi, yenilenmesi veya başka bir izne dönüştürülmesi için usulüne uygun başvuru yapıldığında, başvuru makbuzunun hem yasal kalışın hem de çalışma hakkının devamı bakımından temel bir belge olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Üstelik Milano İş Mahkemesi’nin 15 Ocak 2026 tarihli kararı, yalnızca oturum izninin kalan süresi kısa olduğu için bir yabancının işe alım sürecinden dışlanmasının ayrımcı olabileceğini de kabul etti.

Oturum izni bitiyor diye çalışma hakkı hemen sona ermez

İtalya’da üçüncü ülke vatandaşlarının çalışma hakkı bakımından en sık karşılaşılan sorunlardan biri, işverenlerin oturum kartının üzerinde yazılı son kullanma tarihini tek başına belirleyici kabul etmesidir. Oysa İtalyan Göç Kanunu’nun, yani D.Lgs. 286/1998’in 5. maddesinin 9-bis fıkrası, bu konuda daha geniş bir koruma öngörmektedir. Oturum izninin ilk kez verilmesi, yenilenmesi veya başka bir oturum türüne dönüştürülmesi için başvuru yapılmışsa ve yetkili makam başvurunun sunulduğunu gösteren bir makbuz vermişse, yabancı başvuru hakkında karar verilinceye kadar İtalya’da yasal olarak kalmaya ve iznin niteliğinin izin verdiği ölçüde çalışmaya devam edebilir.

Bu koruma özellikle idari işlemlerin uzun sürdüğü durumlarda önemlidir. Bir kişinin Questura’daki randevusu aylar sonrasına verilmiş olabilir, elektronik oturum kartının basımı gecikebilir veya dönüşüm başvurusu Prefettura ile Questura arasındaki işlemler nedeniyle uzun süre sonuçlanmayabilir. Bu gecikmenin tek başına işçinin çalışma hakkını ortadan kaldırması, yabancıyı kayıt dışı çalışmaya veya işsizliğe sürükleyebileceğinden, kanun başvuru süresince hukuki devamlılığı korumayı amaçlamaktadır.

“Ricevuta” yalnızca bir randevu kâğıdı değildir

Oturum izni başvurusunun yapıldığını gösteren makbuz, İtalyanca uygulamada genellikle “ricevuta” olarak adlandırılır. Bu belge, yalnızca dosyanın açıldığını gösteren teknik bir evrak değildir. Yetkili makam tarafından verilmiş olması ve oturum izninin verilmesi, yenilenmesi veya dönüştürülmesi için başvurunun gerçekten sunulduğunu göstermesi halinde, başvurunun devam ettiği dönemde kişinin hukuki statüsünün ispatında merkezi bir işlev görür.

İtalya’nın resmi göç bilgilendirme portalının Mayıs 2026’da yayımladığı açıklamaya göre kanun, çalışma hakkının kullanılabilmesi için belirli tek bir makbuz modelini zorunlu tutmamaktadır; önemli olan, belgenin başvurunun yetkili makama sunulduğunu kanıtlamasıdır. Bu yaklaşım, özellikle posta kitiyle yapılan başvurular, Questura tarafından doğrudan alınan başvurular ve dönüşüm işlemlerinde ortaya çıkabilecek belge farklılıklarının çalışma hakkını gereksiz biçimde kesintiye uğratmasını önlemektedir.

Makbuzun üzerinde dokuz aylık süre yazması ne anlama gelir?

11 Kasım 2024’ten itibaren elektronik oturum izni başvurularına ilişkin bazı makbuzlarda, idari işlemlerin izlenmesi amacıyla azami dokuz aylık bir son tarih gösterilmeye başlanmıştır. Ancak resmi açıklamalar, bu tarihin geçmesinin, dosya hâlâ idare tarafından sonuçlandırılmamışsa, iş ilişkisinin otomatik olarak sona ermesine yol açmadığını açıkça belirtmektedir.

Başka bir ifadeyle, gecikme yabancının davranışından kaynaklanmıyor ve başvuru hâlâ derdest durumdaysa, sırf makbuz üzerinde yazılı dokuz aylık tarih doldu diye işverenin çalışanı işten çıkarması veya çalışmasını durdurması gerektiği sonucu çıkarılamaz. Çalışan, Questura’nın çağrılarına ulaşılabilir durumda olmalı, parmak izi, belge tamamlama veya kart teslimi gibi işlemler için yapılan bildirimleri takip etmeli ve nihai oturum belgesi verildiğinde bunu işverene sunmalıdır.

Yeni işe girilebilir mi?

Evet. Oturum izninin verilmesini, yenilenmesini veya çalışma hakkı sağlayan bir izne dönüştürülmesini bekleyen kişi, koşullar mevcutsa yalnızca mevcut işine devam etmekle sınırlı değildir; yeni bir iş ilişkisi de kurulabilir. İşverenin ise normal istihdam yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekir.

Bağımlı çalışma ilişkisinde işveren veya yetkili aracısı, işe başlamadan önce zorunlu “UNILAV” bildirimini göndermelidir. Oturum izni henüz düzenlenmemiş veya yenileme aşamasındaysa, elektronik bildirim sisteminde buna uygun seçenekler kullanılabilir. Ev hizmetleri ve aile yanında çalışma bakımından ise bildirim INPS üzerinden gerçekleştirilir. Dolayısıyla makbuzla çalışan bir yabancının işe alınması, özel veya istisnai bir kayıt dışı yöntem değil, İtalyan çalışma mevzuatı içinde açıkça düzenlenmiş normal bir istihdam işlemidir.

Dönüşüm başvurusu yapanlar için de önemli bir güvence

Bu düzenlemenin önemli yönlerinden biri, korumanın artık yalnızca ilk oturum izni veya yenileme aşamasıyla sınırlı olmamasıdır. D.L. 146/2025’in 179/2025 sayılı Kanunla dönüştürülmesinden sonra 5. maddenin 9-bis fıkrasındaki koruma, oturum izni dönüşüm başvurularına da açık şekilde genişletilmiştir.

Örneğin mevsimlik çalışma iznini normal bağımlı çalışma iznine dönüştürmek için geçerli biçimde başvuru yapan ve başvuru makbuzunu alan bir kişi, idarenin nihai kararını aylarca beklemek zorunda kalsa bile, gerekli istihdam bildirimleri yapılmak şartıyla yeni ve mevsimlik olmayan işte çalışabilir. Aynı mantık, mevzuatın dönüşüme izin verdiği diğer oturum türleri bakımından da somut koşullar çerçevesinde değerlendirilir.

İşveren, oturum izninin süresi kısa diye adayı reddedebilir mi?

2026 yılında bu konuda önemli bir yargı kararı verildi. Milano İş Mahkemesi’nin 15 Ocak 2026 tarihli ve 144 sayılı kararı, oturum izninin kalan geçerlilik süresi iş sözleşmesinin öngörülen süresinden daha kısa olduğu gerekçesiyle yabancı adayların işe alım sürecinden dışlanmasını ayrımcılık olarak değerlendirdi.

Kararın önemi şuradadır: Bir işveren yabancı çalışanın İtalya’da yasal olarak bulunduğunu kontrol etmekle yükümlüdür, ancak henüz zamanı gelmemiş bir yenileme işlemini önceden yapmasını adaydan talep ederek bu kişiyi istihdamdan dışlayamaz. Geçerli bir oturum izni bugün mevcutsa, yalnızca birkaç ay sonra sona erecek olması çalışma ilişkisinin o tarihte mutlaka hukuka aykırı hale geleceğini göstermez. Süresi geldiğinde yenileme başvurusu yapılabilir ve başvuru makbuzu, yukarıda açıklanan koşullarla, bekleme dönemindeki hukuki devamlılığı sağlayabilir.

Bu ilke özellikle belirli süreli iş sözleşmeleri ve işçi kiralama ajansları bakımından önem taşımaktadır. Örneğin bir işveren altı aylık sözleşme teklif ederken adayın oturum izninin üç ay sonra sona ereceğini görürse, sırf bu nedenle sözleşmeyi üç aya indirmek veya adayı tamamen elemek yerine, mevcut oturum statüsünü ve yenileme mekanizmasını dikkate almak zorundadır.

2026’daki yeni “permesso unico lavoro” kuralları

D.Lgs. 16 Nisan 2026, n. 83 ile İtalya, Avrupa Birliği’nin 2024/1233 sayılı Tek İzin Direktifini iç hukuka aktardı. Gazzetta Ufficiale’de yayımlanan düzenleme 4 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girdi ve çalışma amacıyla verilen tek oturum iznine ilişkin bazı süreleri değiştirdi. İlk girişten sonra “permesso unico lavoro” başvurusunun tamamlanmasından itibaren Questura için otuz günlük özel bir düzenleme getirildi; genel yenileme prosedürleri bakımından ise kanundaki süre doksan güne çıkarıldı.

Ancak bu idari sürelerin uygulamada aşılması, yabancının kendi kusuru bulunmadığı sürece, başvuru makbuzuyla tanınan çalışma hakkının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Tam tersine, 5. maddenin 9-bis fıkrasının temel amacı tam da idari gecikmenin yabancı çalışan ile işveren arasındaki hukuki ilişkiyi gereksiz yere kesmesini engellemektir.

Hangi durumda dikkatli olmak gerekir?

Makbuzun sağladığı koruma sınırsız veya koşulsuz değildir. Başvurunun gerçekten yapılmış olması, ilgili oturum türünün çalışma hakkı vermesi ve başvurunun hukuken geçerli bir prosedür içinde bulunması gerekir. Questura başvurunun reddedildiğini veya oturum izninin verilmesine engel bir durum bulunduğunu usulüne uygun şekilde bildirirse, yalnızca eski makbuza dayanarak çalışmaya devam edilemez. Böyle bir durumda reddin niteliği, tebliğ tarihi, olası itiraz süresi ve mahkemeden yürütmenin durdurulmasının gerekip gerekmediği ayrıca değerlendirilmelidir.

Aynı şekilde, oturum izninin yenilenmesi için son güne kadar beklemek hukuken ve pratik olarak risklidir. Güncel mevzuat yenileme başvurusunun süresi dolmadan önce yapılmasını öngören daha erken bir zaman çerçevesi benimsemiştir. Bu nedenle belge hazırlığına önceden başlanması, pasaport, iş sözleşmesi, gelir ve ikamet belgelerinin kontrol edilmesi ve başvurunun süresinde sunulduğunun kanıtının saklanması önem taşır.

Türk vatandaşları için pratik sonuç

İtalya’da çalışan Türk vatandaşları açısından temel kural şudur: oturum kartının üzerindeki tarih tek başına çalışma hakkının bütün resmini göstermez. Geçerli bir yenileme, ilk izin veya dönüşüm başvurusu yapılmış ve bunu kanıtlayan makbuz alınmışsa, idari bekleme süresi boyunca yasal statü ve çalışma hakkı önemli ölçüde korunmaktadır. İşverenin de yalnızca kartın son kullanma tarihine bakarak otomatik ret kararı vermesi doğru değildir.

Bu nedenle hem çalışan hem de işveren bakımından en güvenli yöntem, mevcut oturum kartını, başvuru makbuzunu, Questura veya Prefettura’dan gelen bildirimleri ve işe girişe ilişkin UNILAV ya da INPS belgelerini birlikte muhafaza etmektir. İtalya’daki oturum prosedürlerinin uzunluğu, tek başına bir kişinin iş piyasasının dışına itilmesinin hukuki gerekçesi olmamalıdır; 2025 ve 2026’daki mevzuat ve yargı gelişmeleri de giderek daha açık biçimde bu yönde ilerlemektedir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

2026’da Türk vatandaşları için Schengen çok girişli vize: 6 ay, 1 yıl, 3 yıl ve 5 yıllık kademeli sistem

2026’da Türk vatandaşları için Schengen çok girişli vize: 6 ay, 1 yıl, 3 yıl ve 5 yıllık kademeli sistem

Türkiye’de ikamet eden Türk vatandaşları için Schengen kısa süreli vize rejimi 2025’te önemli ölçüde kolaylaştırıldı ve bu düzenleme 2026’da da uygulanıyor. Yeni “kademeli” sistem, önceki vizelerini kurallara uygun şekilde kullanan kişilerin zaman içinde 6 aylık, 1 yıllık, 3 yıllık ve nihayet 5 yıllık çok girişli vizelere geçebilmesini mümkün kılıyor. Ancak uzun süre geçerli bir vize, Schengen alanında kesintisiz olarak yıllarca kalma hakkı vermez: 90 gün / 180 gün kuralı devam eder.

Yeni sistem hangi hukuki düzenlemeye dayanıyor?

Avrupa Komisyonu’nun 15 Temmuz 2025 tarihli C(2025) 4694 sayılı Uygulama Kararı, Türkiye’de ikamet eden ve Türkiye’de Schengen kısa süreli vize başvurusu yapan Türk vatandaşları için çok girişli vizelerin verilmesine ilişkin daha elverişli kurallar getirdi. İtalya da bu kararın muhatabı olan Schengen devletleri arasındadır.

Düzenleme, kısa süreli Schengen vizelerine, yani esas olarak turistik seyahat, aile veya arkadaş ziyareti, iş görüşmesi ve benzeri 90 günü aşmayan seyahatlere ilişkindir. İtalya’da uzun süreli eğitim, çalışma, aile birleşimi veya yerleşme amacıyla verilen ulusal D tipi vizeler bu sistemin dışında kalır.

Kimler bu kolaylaştırılmış rejimden yararlanabilir?

Temel şart, başvuru sahibinin Türk vatandaşı olması, Türkiye’de ikamet etmesi ve kısa süreli Schengen vizesi başvurusunu Türkiye’de yapmasıdır. Ayrıca önceki vizelerin hukuka uygun şekilde kullanılmış olması büyük önem taşır.

Karar, mesleki faaliyetleri kapsamında vize başvurusu yapan kamyon şoförlerini özel olarak kapsam dışında bırakmaktadır. Bu kişiler bakımından Schengen Vize Kodu’nun genel kuralları uygulanmaya devam eder.

Kademeli sistemden yararlanmak, diğer vize şartlarının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Başvuru sahibinin geçerli bir seyahat belgesine sahip olması, seyahat amacını ve koşullarını açıklayabilmesi, gerekli maddi imkânları gösterebilmesi, Schengen Bilgi Sistemi’nde giriş yasağı kaydının bulunmaması ve kamu düzeni veya güvenliği açısından engel teşkil etmemesi gerekir.

İlk aşama: 6 aylık çok girişli vize

Başvuru sahibi daha önce aldığı bir Schengen vizesini kurallara uygun biçimde kullanmışsa ve yeni başvurusunu önceki vizenin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde yaparsa, şartların mevcut olması halinde 6 ay geçerli çok girişli vize verilmesi öngörülür.

Bu aşamada özellikle önceki seyahat geçmişi önemlidir. Vize süresine uyulması, izin verilen kalış süresinin aşılmaması ve vizenin beyan edilen seyahat amacıyla tutarlı şekilde kullanılması sonraki başvurular açısından belirleyici olabilir.

İkinci aşama: 1 yıllık çok girişli vize

6 aylık çok girişli vize hukuka uygun biçimde kullanılmışsa ve yeni başvuru bu vizenin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılırsa, sonraki vizenin 1 yıl geçerli çok girişli olarak verilmesi öngörülmektedir.

Buradaki en önemli nokta, sistemin yalnızca geçmişte kaç vize alındığına değil, önceki vizenin geçerlilik süresine ve nasıl kullanıldığına da dayanmasıdır.

Üçüncü aşama: 3 yıllık çok girişli vize

1 yıllık çok girişli vizesini kurallara uygun kullanan bir Türk vatandaşı, bu vizenin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yeni başvuru yaptığında 3 yıllık çok girişli vize aşamasına geçebilir.

Bu sistem özellikle İtalya’ya veya diğer Schengen ülkelerine düzenli olarak aile ziyareti, ticari temas, toplantı veya turistik amaçla seyahat eden kişiler açısından ciddi bir pratik avantaj yaratmaktadır. Her seyahat için yeniden kısa süreli vize başvurusu yapılması ihtiyacını azaltabilir.

Sonraki aşama: 5 yıllık çok girişli vize

3 yıllık çok girişli vize hukuka uygun şekilde kullanılmışsa ve yeni başvuru önceki vizenin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılırsa, 5 yıllık çok girişli Schengen vizesi verilmesi öngörülür.

Ancak pasaportun geçerlilik süresi burada da sınır oluşturur. Karara göre vizenin teorik geçerlilik süresi pasaportun geçerliliğini aşacaksa, çok girişli vizenin son tarihi kural olarak pasaportun geçerlilik süresinin bitiminden üç ay önce olacak şekilde belirlenir. Bu nedenle uzun süreli vize hedefleyen kişilerin pasaport süresini başvuru öncesinde kontrol etmeleri önemlidir.

5 yıllık vize, 5 yıl İtalya’da kalma hakkı değildir

Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, vizenin geçerlilik süresi ile izin verilen kalış süresinin birbirine karıştırılmasıdır. Örneğin 3 veya 5 yıl geçerli “MULT” ibareli bir Schengen vizesi, bu süre boyunca Schengen alanına birden fazla kez giriş yapma imkânı sağlayabilir; fakat kısa süreli kalış bakımından temel kural değişmez.

Schengen alanında toplam kalış, her 180 günlük dönem içinde en fazla 90 gün olabilir. Dolayısıyla 5 yıllık çok girişli vize, İtalya’da ikamet etme, sürekli yaşama veya çalışmaya başlama hakkı vermez. Uzun süreli kalış için amaca uygun ulusal vize ve ardından gerekli oturum izni prosedürü uygulanmalıdır.

Önceki vizelerin doğru kullanılması neden bu kadar önemli?

Yeni sistemin mantığı, düzenli seyahat geçmişine sahip ve göç veya güvenlik riski düşük kabul edilen başvuru sahiplerine giderek daha uzun süreli vize verilmesidir. Bu nedenle vize sahibinin yalnızca vizeyi almış olması yeterli değildir; vizenin hukuka uygun biçimde kullanılmış olması gerekir.

Özellikle izin verilen kalış süresinin aşılması, seyahat amacıyla ciddi biçimde çelişen kullanım, sınır makamlarınca tespit edilen düzensizlikler veya sonraki başvurulardaki tutarsızlıklar kademeli geçişi olumsuz etkileyebilir.

Uzun süreli çok girişli vize otomatik bir hak mıdır?

Komisyon Kararı belirli şartlar gerçekleştiğinde kademeli çok girişli vize verilmesine yönelik güçlü ve bağlayıcı bir çerçeve kurmaktadır. Bununla birlikte her başvuruda giriş koşullarının ayrıca değerlendirilmesi devam eder. Schengen Vize Kodu, bireysel durumun gerektirdiği hallerde vizenin geçerlilik süresinin kısaltılmasına da imkân tanır.

Bu nedenle önceki vizelerin bulunması, yeni başvuruda gelir, seyahat amacı, konaklama, ulaşım, sigorta ve geri dönüş bağlarını gösteren belgelerin artık gereksiz olduğu anlamına gelmez. Başvurunun bütün olarak tutarlı ve güncel belgelerle desteklenmesi gerekir.

2026’da Türk vatandaşları açısından neden önemli?

Türkiye, Schengen vize başvurularının dünyada en yoğun olduğu ülkelerden biridir. Avrupa Komisyonu’nun 28 Mayıs 2026’da yayımladığı verilere göre 2025 yılında Türkiye’den yaklaşık 1,26 milyon kısa süreli Schengen vize başvurusu yapılmıştır. Bu yoğunluk içinde kademeli çok girişli vize sistemi, düzenli ve hukuka uygun seyahat geçmişi bulunan Türk vatandaşları açısından hem idari yükü hem de her seyahat öncesi yeni başvuru ihtiyacını azaltabilecek önemli bir araçtır.

İtalya’ya düzenli seyahat eden kişilerin önceki vizelerinin bitiş tarihlerini, yeni başvurunun yapılabileceği süreleri ve pasaport geçerlilik tarihini birlikte değerlendirmeleri gerekir. Özellikle 6 aylık, 1 yıllık ve 3 yıllık vize aşamaları arasındaki başvuru sürelerinin kaçırılması, bir sonraki kademeye geçiş açısından önem taşıyabilir.

Avv. Fabio Loscerbo – Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da mevsimlik çalışma iznini sürekli işe dönüştürme: 2026’da kota yok, fakat süreyi kaçırmak riskli

İtalya’da mevsimlik çalışma iznini sürekli işe dönüştürme: 2026’da kota yok, fakat süreyi kaçırmak riskli İtalya’da tarım veya turizm sekt...