İtalya’dan Ayrılmak Oturma İznine Mal Olabilir
İtalyan göç hukukunda, ülkeden ayrılmak hiçbir zaman tarafsız bir durum değildir. Oturma iznine ilişkin bir idari işlem devam ederken İtalya’dan çıkmak, izin talebinin reddine kadar varan belirleyici sonuçlar doğurabilir. Bu durum teorik bir risk değil, idari uygulama ve yargı kararlarıyla giderek daha sık teyit edilen bir gerçektir.
Oturma izni yalnızca bürokratik bir belge değildir. Bu izin, yabancı kişi ile İtalyan Devleti arasında, ülke topraklarında fiilî ve sürekli bir varlığa dayanan hukuki bir ilişkinin ifadesidir. Bu süreklilik kesintiye uğradığında, oturma hakkının hukuki temelleri ciddi biçimde zayıflar.
İtalyan makamları, uzun süreli veya usule uygun şekilde düzenlenmemiş bir yokluğu, ikametin kesintiye uğraması olarak yorumlamaktadır. Uygulamada bu, yenileme başvurusu usulüne uygun biçimde yapılmış olsa bile, özellikle düzenli bir yeniden giriş çerçevesi bulunmadığında, ülkeyi terk etmenin idareyi yasal şartların artık mevcut olmadığı sonucuna götürebileceği anlamına gelir.
Son dönemdeki idari yargı kararları bu yaklaşımı pekiştirmiştir. Mahkemeler, bir yabancının uzun bir süre yurt dışında kalması ve yeniden giriş vizesinin geçerlilik süresi içinde İtalya’ya dönmemesi hâlinde, oturma izninin reddedilmesinin hukuka uygun olduğunu teyit etmiştir. Bu durumlarda idare takdir yetkisi kullanmamakta, aksine temel bir şartın ortadan kalktığını tespit ederek hukuku bağlayıcı şekilde uygulamaktadır.
Bu konuyu özellikle kritik kılan husus, yokluğun tespit edilmesi hâlinde usule ilişkin güvencelerin sınırlı bir etkiye sahip olmasıdır. Red kararının, ikametin sürekliliği veya düzenli yeniden giriş gibi şartların objektif olarak bulunmamasına dayanması hâlinde, işlem çoğu zaman zorunlu bir idari karar olarak değerlendirilir. Bu nedenle, sonradan ileri sürülen gerekçeler veya usul eksiklikleri sonucu nadiren değiştirir.
Mesaj açıktır ve hafife alınmamalıdır. Bir idari işlem devam ederken İtalya’dan ayrılmak yüksek riskli bir karardır. Geçici bir yokluk bile, doğru değerlendirilmediği veya yeterince gerekçelendirilmediği takdirde, yıllarca süren yasal ikamet ve uyum sürecini tehlikeye atabilir.
Göç hukukunda varlık önemlidir. Zaman önemlidir. Toprak önemlidir. Ve bazen tek bir yokluk, düzenli bir durumu kesin bir ret kararına dönüştürmeye yeterlidir.
Yayının tamamına Calaméo üzerinden aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir:
https://www.calameo.com/books/0080797759e6d98d60004
Avv. Fabio Loscerbo
