giovedì 5 novembre 2026

Roma İdare Mahkemesine göre aile birleşimi vizesinde görevli mahkeme nasıl belirlenir?

Roma İdare Mahkemesine göre aile birleşimi vizesinde yanlış mahkemeye başvurmak hak kaybına yol açabilir

İtalya'daki bir aile ferdinin yanına taşınmak için aile vizesi isteyen kişi, ret kararını aldığında çoğu zaman yalnızca konsolosluğun gerekçesine odaklanır. Oysa dava açılacak mahkemenin doğru seçilmesi de en az esas hakkındaki iddialar kadar önemlidir. Lazio Bölge İdare Mahkemesinin (TAR Lazio, Roma, Beşinci Quater Dairesi) 11 Haziran 2026 tarihli, 10848 sayılı kararı, aile birliği hakkına ilişkin bir uyuşmazlıkta bu usul sorununu açıkça ortaya koymaktadır.

Olay: İtalyan vatandaşı anneyle aile hayatı kurmak için vize talebi

Kosova vatandaşı bir başvurucu, İtalyan vatandaşı annesi ve İtalya'da yaşayan diğer aile üyeleriyle birleşmek amacıyla Pristina'daki İtalya Büyükelçiliğine ailevi nedenlerle vize başvurusu yaptı. Büyükelçilik 5 Nisan 2026 tarihinde başvuruyu reddetti. Başvurucu kararı idari yargıda iptal ettirmek istedi; davasında İtalyan vatandaşı aile üyelerinin korunmasına ilişkin 30/2007 sayılı yasama kararnamesinin 3. ve 23. maddelerine ve göç mevzuatının aile birliğini koruyan hükümlerine dayandı.

Mahkeme bu davada konsolosluk ret kararının maddi bakımdan hukuka uygun olup olmadığını incelemedi. Önce hangi yargı kolunun görevli olduğunu değerlendirdi. Sonuçta idari yargının görevli olmadığına, uyuşmazlığın genel adli yargıya ait olduğuna karar verdi.

Mahkemenin gerekçesi nedir?

Mahkemenin dayandığı iki temel düzenleme vardır. 286/1998 sayılı Göç Yasası'nın 30. maddesinin 6. fıkrası, aile birleşimi için verilen izinlerin reddi ve aile birliği hakkını ilgilendiren diğer işlemlere karşı adli yargıda hukuki koruma öngörür. 30/2007 sayılı yasama kararnamesinin 8. maddesi de Avrupa Birliği vatandaşının aile üyesi olma sıfatından kaynaklanan haklara ilişkin uyuşmazlıkların adli yargıda görülmesini düzenler.

Bu nedenle mahkeme, ret kararı bir konsolosluk tarafından düzenlenmiş olsa bile, uyuşmazlığın niteliğini esas aldı: başvuru aile birliğinin korunmasına yöneliktir. Karar bir görev yönünden ret kararıdır; aile vizesinin verilmesi gerektiğini veya ret gerekçesinin mutlaka geçersiz olduğunu söylemez.

TAR, İtalyan İdari Yargılama Kanunu'nun 11. maddesinde öngörülen koşullarla ve süresinde adli yargıya başvurulduğunda önceki davanın bazı maddi ve usulî etkilerinin korunabileceğini belirtti. Ayrıca, ilgili idari işlemde idare mahkemesine başvuru yolunun yanlış gösterilmiş olması nedeniyle tarafların yargılama giderlerini karşılıklı üzerinde bıraktı.

Ret alan aileler nasıl hareket etmeli?

  1. Ret yazısının tamamını, bildirim tarihini ve başvurulan vize kategorisini saklayın. İşlemin üzerindeki itiraz açıklamasını tek başına kesin kabul etmeyin.
  2. İtalya'daki aile ferdinin vatandaşlığını, akrabalık bağını, başvurucunun yaşını, bağımlılık durumunu ve talep edilen hakkın hangi hukuki rejime dayandığını belirleyin. Bütün aile vizeleri aynı koşullara tabi değildir.
  3. Mahkemenin görevini ve yürürlükteki başvuru usulünü, davayı açmadan önce kontrol edin. Bazı aile birliği uyuşmazlıkları idari yargıda değil, adli yargıda görülür.
  4. İtiraz süresini kaçırmayın. Yanlış mahkemeye başvurulduysa hukuki etkilerin korunması için uygulanacak aktarım veya yeniden başvuru sürelerini derhal değerlendirin.
  5. Belgeleri somut olaya göre hazırlayın: nüfus ve akrabalık kayıtları, aile üyelerinin vatandaşlık ve ikamet belgeleri, varsa ekonomik bağımlılığı kanıtlayan belgeler ve konsoloslukla yapılan yazışmalar.

Önemli sınır: Bu karar her aile vizesinin mutlaka verilmesi gerektiği yönünde bir emsal değildir. Dava açılacak yargı koluna ilişkindir. Maddi koşullar başka bir yargılamada ayrıca incelenebilir. Özellikle yetişkin çocukların aile üyesi sıfatı ve varsa bağımlılık şartı, somut olayın ilgili mevzuatına göre değerlendirilmelidir.

İncelenen karar: TAR Lazio, Sezione V-quater, 11.06.2026, karar no. 10848; Başkan Arzillo, raportör Petroni. Kararın tam metni (İtalyanca).


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı nezdinde dava takip etmeye yetkili avukat
İtalya Temsilciler Meclisi Göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicili'nde Göç ve İltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi, no. 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yapay zekâ araçlarının yardımıyla, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında hazırlanmıştır.

Salerno İdare Mahkemesine göre SIS kaydı, çalışma iznini her durumda otomatik engellemez

Salerno İdare Mahkemesine göre SIS kaydı, İtalya'daki çalışma izni başvurusunu her durumda otomatik olarak engellemez

İtalya'da yaşayan ve Schengen Bilgi Sistemi'nde (SIS) kaydı bulunduğu gerekçesiyle oturum işlemi reddedilen bir kişi açısından ilk soru, kaydın gerçekten mevcut olup olmadığıdır. Ancak tek soru bu değildir: Kayıt hangi devlet tarafından, hangi sebeple ve hangi tarihe kadar yapılmıştır? İtalyan makamları bireysel durumu incelemiş midir? Salerno'daki Bölge İdare Mahkemesinin (TAR Campania, Salerno şubesi, Üçüncü Daire) 21 Mayıs 2026 tarihli, 973 sayılı kararı bu ayrımları özellikle görünür kılıyor.

Mahkemenin incelediği olay

Başvurucu, 2020 tarihli düzenleme kapsamında kayıt dışı çalışmanın yasallaştırılması (emersione, kanun hükmünde kararname 34/2020, madde 103) yoluyla oturum izni istemişti. Salerno Emniyet Müdürlüğü, Fransa tarafından SIS'e işlenen ülkeye kabul edilmeme kaydını esas alarak talebi reddetti. Kararda, bu kaydın yalnızca göç kurallarının ihlalinden mi, yoksa kamu güvenliği açısından daha ciddi olgulardan mı kaynaklandığı açıklanmıyordu. Dosyada kişinin ev içi bakım işinde çalıştığına ilişkin belgeler de bulunuyordu.

Mahkeme başvuruyu kabul etti ve ret kararını iptal etti. Buna rağmen doğrudan oturum izni verilmesini emretmedi: idarenin, gerekli araştırmayı yaparak yeniden karar vermesi gerektiğine hükmetti. Dolayısıyla karar, her SIS kaydının geçersiz olduğu veya her başvurucunun kesin olarak izin alacağı anlamına gelmez.

Otomatik ret yerine somut inceleme

Mahkeme, İtalya Anayasa Mahkemesinin 28 Ocak 2026'da yayımlanan 6/2026 sayılı kararını özellikle değerlendirdi. Anayasa Mahkemesi, 2020 düzenlemesinde yalnızca giriş ve ikamet kurallarına uyulmaması nedeniyle SIS'e kaydedilen kişilerin düzenleme prosedüründen otomatik olarak dışlanmasını öngören hükmü kısmen Anayasa'ya aykırı bulmuştu. Salerno TAR'ı, somut dosyada Fransız kaydının nedeninin açıklığa kavuşturulmadığını ve İtalyan makamlarının gerekli değerlendirmeyi ortaya koymadığını saptadı.

AB 2018/1861 sayılı Tüzüğü'nün 27. maddesi, bir üye devlet başka bir üye devletin giriş ve ikamet reddi kaydı bulunan üçüncü ülke vatandaşına uzun süreli vize veya ikamet izni vermeyi düşündüğünde, devletler arasında danışma usulünü düzenler. Bu usul, güvenlik gerekçelerinin göz ardı edilmesini değil, kaydın sebeplerinin ve başvurucunun koşullarının gerektiği gibi değerlendirilmesini amaçlar.

SIS kaydı bulunan kişi ne yapmalı?

  1. Ret yazısını ve tebliğ tarihini saklayın; başvurunun türünü ve ret gerekçesini belirleyin.
  2. Gerekirse yetkili makamlara SIS kaydı hakkında erişim, düzeltme veya silme talebinde bulunun. Özellikle kayıt başka bir devlet tarafından oluşturulmuşsa o devletin ilgili usulleri önemlidir; İtalya'daki itiraz, yabancı kaydı kendiliğinden silmez.
  3. Kaydın kime ait olduğunu, yürürlükte olup olmadığını, gerekçesini ve bu gerekçenin kamu düzeniyle ilişkisini araştırın; isim benzerliği ve hatalı veri ihtimallerini belgelendirin.
  4. Çalışma, aile hayatı, ikamet geçmişi ve diğer kişisel koşulları belgeleyin; somut kararın bu unsurları dikkate alıp almadığını değerlendirin.
  5. İtalyan makamının ret işlemine karşı başvuru yolu ve süresini tebliğ edilen belgenin niteliğine göre gecikmeden bir avukatla inceleyin.

Önemli ayrım: SIS kaydının düzeltilmesi veya silinmesi, İtalya'da vize yahut oturum izninin otomatik verileceği anlamına gelmez; diğer yasal şartlar ayrıca değerlendirilir. Aynı şekilde Salerno kararı, özellikle 2020 tarihli çalışma yasallaştırma prosedürü bağlamında verilmiştir. Başka oturum veya vize türlerine uygulanması, ilgili düzenleme ve kişisel dosyanın özelliklerine bağlıdır.

İncelenen karar: TAR Campania, Salerno şubesi, Üçüncü Daire, 21.05.2026, no. 973/2026 (RG 1062/2025). Kararın tam metni.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yüksek Mahkemesi nezdinde dava açma yetkisine sahip avukat
İtalya Temsilciler Meclisi'nin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicili'nde Göç ve İltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi, no. 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yapay zekâ araçlarının yardımıyla, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında hazırlanmıştır.

Bologna İdare Mahkemesine göre: Oturma sözleşmesi portala yüklenmedi diye çalışma dosyası savunma alınmadan otomatik kapatılamaz

Bologna İdare Mahkemesine göre: Oturma sözleşmesi portala yüklenmedi diye çalışma dosyası savunma alınmadan otomatik kapatılamaz

İtalya'da decreto flussi kapsamında işveren tarafından çalışma izni alınması, ardından işçinin vizeyle ülkeye girmesi, sürecin tamamlandığı anlamına gelmez. İşverenle işçi, girişten sonraki işlemler çerçevesinde contratto di soggiorno olarak bilinen oturma ve çalışma sözleşmesini imzalamalı, sözleşme ilgili idari sisteme zamanında iletilmelidir. Peki sözleşme gerçekte imzalanmış, fakat aracı tarafından elektronik portala yüklenmesi tamamlanmamışsa, başvuru otomatik olarak kapatılabilir mi?

Emilia-Romagna Bölge İdare Mahkemesi Birinci Dairesi, 11 Mart 2026 tarihli ve 409 sayılı kararında bu sorunu inceledi. Mahkeme, idarenin bilgisayar sisteminin otomatik işleyişinin kanunda tanınan savunma imkânını ortadan kaldıramayacağını ve başvuru sahiplerine gecikmenin kendilerine yüklenemeyeceğini açıklama fırsatı tanınması gerektiğini belirtti.

Somut olay: Vizeyle giriş yapılmış, sözleşme de imzalanmıştı

Bir işveren, 7 Şubat 2025 tarihinde ev hizmetlerinde çalıştırmak üzere yabancı bir işçi için çalışma izni başvurusunda bulundu. Gerekli nulla osta verildi. İşçi vizesini alarak 4 Ekim 2025 tarihinde İtalya'ya giriş yaptı.

Valilik tarafından hazırlanan oturma sözleşmesi işveren ve işçi tarafından imzalandı ve elektronik sisteme gönderilmesi için bir aracıya teslim edildi. Ne var ki sözleşmenin sisteme yüklenmesi tamamlanmadı. Bologna Valiliği bünyesindeki Sportello Unico per l'Immigrazione, kanuni sürede dijital imzalı sözleşme alınmadığı gerekçesiyle başvurunun arşivlenmesine karar verdi.

İşçi bu işlemi mahkemeye taşıdı. Sözleşmenin gerçekten imzalandığını, gönderim aksaklığının kendisine yüklenemeyeceğini ve bir ön bildirim yapılması durumunda sorunun açıklanabileceğini savundu. İdare ise uygulamanın otomatik çalıştığını, süre dolduğunda dosyanın sistem tarafından kapatıldığını ve bu aşamada ön bildirim yapılmasının yazılımda öngörülmediğini belirtti.

Kanundaki on beş günlük süre ve önemli istisna

Mahkeme, 286/1998 sayılı İtalya Göç Kanunu'nun 22. maddesinin 5-ter ve 6. fıkralarını inceledi. Hükmün karar tarihinde uygulanan metnine göre, işçi İtalya'ya girdikten sonra on beş gün içinde tarafların oturma sözleşmesini gereken imza şekliyle tamamlaması ve işverenin sözleşmeyi elektronik olarak ilgili ofise iletmesi öngörülüyordu.

Sürenin kaçırılması bazı durumlarda nulla osta bakımından ret veya geri alma sonucuna yol açabilir. Ancak kanun önemli bir istisna da tanır: gecikmenin mücbir sebepten veya işçiye yüklenemeyecek nedenlerden kaynaklandığı hâller aynı şekilde değerlendirilemez. İşte davanın sonucunu belirleyen nokta buydu.

Bu istisnanın anlamlı olması için tarafların idarenin sözleşmeyi almadığını öğrenebilmesi gerekir. Bilgi verilmeyen işçi, gecikmenin hangi nedenle oluştuğunu ve kusurun kendisine ait olmadığını nasıl açıklayabilir? Mahkeme, yasal istisnanın fiilen kullanılmasına imkân verecek bir usulün gerekli olduğuna işaret etti.

«Sistem otomatik» savunması neden yeterli olmadı?

Valilik, yönetim yazılımının süre geçince dosyayı otomatik olarak kapattığını ve ön bildirim düzenlemediğini savundu. TAR ise bir bilgi işlem sisteminin tasarımının kanun hükümlerinden üstün olamayacağını belirtti.

Kanun, gecikmenin haklı veya işçiye yüklenemeyen bir nedeni olabileceğini kabul ettiği için, ilgililerin bu konuda görüş ve delil sunabilmeleri gerekir. Bir yazılımın belirli bir bildirimi üretmemesi, idarenin hukuki değerlendirme yapma görevini ortadan kaldırmaz.

Bu, yalnızca teknik bir portal sorunu değildir. İşçi daha önce verilen izne dayanarak İtalya'ya giriş yapmıştır. Dosyanın sonlandırılması, oturma izninin alınmasına kadar uzanan hukuki süreci etkiler. Dolayısıyla karar, kişinin statüsü açısından ciddi sonuçlar taşır.

Mahkeme hangi sonuca ulaştı?

TAR, tarafların imzaladığı sözleşmenin idareye ulaşmadığının kendilerine bildirilmediğini ve bu nedenle gecikmenin yüklenebilir olup olmadığına ilişkin belgeler sunamadıklarını tespit etti. Sonuç olarak davayı kabul etti ve arşivleme işlemini iptal etti.

Mahkeme, idarenin işlemleri yeniden başlatması ve gerekli kanuni koşulların varlığına göre sonuçlandırması gerektiğini belirtti. Yargılama giderleri karşılıklı olarak taraflar üzerinde bırakıldı.

Karar, işçinin otomatik olarak oturma iznine hak kazandığını söylemiyor. Mahkeme, idari işlemin usulüne uygun olarak yeniden yürütülmesini ve kanunun öngördüğü istisnanın gerçekten değerlendirilebilmesini sağladı. Sürenin her koşulda önemsiz olduğu veya aracıların her hatasının mutlaka mazur görüleceği sonucuna varılmamalıdır.

İşçi ve işveren için uygulanabilir beş önlem

1. İtalya'ya giriş tarihini kesin olarak belgeleyin. Pasaport damgası, seyahat kaydı ve vize belgeleri, kanunda belirtilen sürenin hesaplanmasında önemlidir. İlgili dönem için geçerli olan kurallar ayrıca kontrol edilmelidir.

2. İmzalı sözleşmeyle elektronik gönderim kaydını ayrı saklayın. Tarafların sözleşmeyi imzalamış olması ile sistemin belgeyi kabul etmiş olması aynı olgu değildir. İmzalı dosyanın yanı sıra portaldan alınan gönderim, protokol veya kabul kayıtları da korunmalıdır.

3. Aracı kullanılıyorsa yüklemenin tamamlandığını doğrulayın. Bir patronato, danışman veya başka bir aracı aracılığıyla işlem yapılması faydalı olabilir; fakat yalnızca «gönderdik» şeklindeki sözlü bilgiye dayanılmamalıdır. Gerekli belgenin hangi tarihte ve hangi sistemde alındığını gösteren kanıt talep edilmelidir.

4. Olumsuz bildirim geldiğinde gecikmenin nedenini belgeleyin. Teknik aksaklık, mücbir sebep veya işçiye yüklenemeyecek başka bir olay ileri sürülüyorsa, ekran görüntüleri, yazışmalar, hizmet kayıtları ve belgelerin hazırlık tarihleri gibi somut deliller önem taşır. Bu unsurların varlığı sonucun otomatik olarak olumlu olacağını garanti etmez, fakat değerlendirme yapılmasını sağlayabilir.

5. Dosya kapatılmışsa işlemin hukuki niteliğini tespit edin. İdarenin archiviazione, diniego veya revoca adını kullandığı işlemler farklı sonuçlar doğurabilir. Başvurunun hangi kararla sonlandırıldığı, tebliğ tarihi, mahkeme yolu ve itiraz süresi somut belge üzerinden incelenmelidir.

Bu karar bütün decreto flussi dosyalarına aynı şekilde uygulanır mı?

Hayır. İncelenen olayda sözleşme taraflarca fiilen imzalanmış, ancak yükleme aşamasında aksaklık oluşmuştu; üstelik ilgililere bu aksaklığı açıklama imkânı verilmemişti. Sözleşmenin hiç yapılmadığı, işverenin artık var olmadığı, sahte belge kullanıldığı veya işçinin gerekli koşulları taşımadığı durumlar farklı sonuçlar doğurabilir.

Kararın asıl değeri, otomatik idari kararların da kanunda yer alan istisnaları ve usul güvencelerini dikkate almak zorunda olduğunu göstermesidir. Dijital başvuru sistemleri işlemleri hızlandırabilir; fakat idareyi somut olayı araştırma ve doğru hukuki sonucu uygulama yükümlülüğünden kurtarmaz.

İncelenen karar ve kaynak: TAR Emilia-Romagna, Birinci Daire, 11 Mart 2026, karar no. 409/2026; Başkan Carpentieri, raportör Falferi. Kararın tam İtalyanca metni (EIUS). Başlıca hükümler: 286/1998 sayılı Kanun Hükmünde Karar, madde 22, fıkra 5-ter ve fıkra 6; 241/1990 sayılı Kanun'un idari katılıma ilişkin hükümleri.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) önünde dava takip etme yetkisine sahip avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline 280782895721-36 numarasıyla göç ve iltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Roma İdare Mahkemesine göre: SIS gerekçeli vize reddi iptal edildiği halde idare kararı uygulamıyorsa ne yapılır?

Roma İdare Mahkemesine göre: SIS gerekçeli vize reddi iptal edildiği halde idare kararı uygulamıyorsa ne yapılır?

İtalya'da eğitim görmek isteyen bir yabancı, vize başvurusu Schengen Bilgi Sistemi'ndeki (SIS) kayıt yüzünden reddedildiğinde idari yargıda haklı çıkabilir. Fakat mahkemenin ret kararını iptal etmesi, konsolosluğun ertesi gün vizeyi vereceği anlamına gelmez. İdare, mahkemenin belirlediği hukuki çerçeveye uygun biçimde yeniden karar vermekle yükümlüdür. Lazio Bölge İdare Mahkemesi Roma Beşinci Quater Dairesinin 9 Ekim 2026 tarihli 15823 sayılı kararı, bu yükümlülük yerine getirilmediğinde başvurulabilecek giudizio di ottemperanza, yani mahkeme kararının yerine getirilmesini sağlama davasını somut bir SIS uyuşmazlığında ele alıyor.

İlk davadaki sorun: SIS kaydının yanlış kişiyle ilişkilendirilmesi

Başvurucu, Salerno Üniversitesindeki bir lisans programına katılmak üzere İtalya'nın İslamabad Büyükelçiliğinden eğitim vizesi istemişti. Önceki davada mahkeme, vize reddinin dayanağı olarak gösterilen SIS kaydının kimlik bakımından ciddi bir soru işareti taşıdığını belirlemişti: kayıt Afgan uyruklu bir kişiyle bağlantılıyken başvurucu Pakistan vatandaşıydı.

Önceki hükümde ayrıca, kaydı bildiren devlet olan Norveç ile 2018/1861 sayılı AB Tüzüğü'nün 27. maddesindeki danışma usulünün işletilmediği ve kimliğin karşılaştırılmasına yönelik parmak izi incelemesinin yapılmadığı tespit edilmişti. Dolayısıyla yalnızca ekranda görülen SIS kaydının varlığından hareketle yapılan ret, gerekli araştırmanın yerini tutmuyordu.

Burada iki farklı iddiayı ayırmak gerekir. Bir kayıt yanlış kişiye ait olabilir; bunun saptanması, sınır ve vize işlemlerinde kimlik doğrulamasının ne kadar önemli olduğunu gösterir. Ancak her SIS kaydının yanlış olduğunu varsaymak da doğru değildir. Hangi ülkenin hangi hukuki gerekçeyle veri girdiği ve kayıtla başvurucunun gerçekten aynı kişi olup olmadığı belgelerle belirlenmelidir.

İptal kararından sonra on üç ay geçmesine rağmen neden yeni dava açıldı?

Önceki iptal hükmünün ardından idarenin başvuruyu yeniden inceleyip mahkemenin belirlediği ilkeleri uygulaması gerekiyordu. Buna karşılık, on üç ay geçmesine rağmen yeniden inceleme nihai bir kararla sonuçlandırılmadı. Başvurucu bunun üzerine önceki hükmün uygulanmasını talep etti. İdare, işlemlere başladığını ve kararın yakın olduğunu bildirse de dosyada yargı hükmünü gerçekten yerine getiren bir son işlem ortaya konulamadı.

Başvurucu, mahkemeden yalnızca yeni incelemenin yapılmasını değil, doğrudan vizenin verilmesini de istedi. İşte 15823/2026 sayılı kararın pratik önemi bu iki taleple ilgili değerlendirmede yatıyor.

Mahkeme ne emretti?

Roma TAR'ı, mahkeme kararının gereğinin yapılmadığı sonucuna vararak başvuruyu kısmen kabul etti. Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığına, yeni başvuru istemeden mevcut vize dosyasını yeniden değerlendirmesi ve kararın tebliği veya bildiriminden itibaren otuz gün içinde işlemi sonuçlandırması için emir verdi.

Mahkeme, gerekli ek incelemelerin yapılabileceğini kabul etmekle birlikte, bunların önceki hükmün bağlayıcı sonuçlarına uygun yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle SIS kaydının hangi kişiyle ilgili olduğu, ilgili devletle danışma ve dosyadaki kimlik bilgilerinin karşılaştırılması önemini koruyordu.

İdarenin yine işlem yapmaması ihtimaline karşı, Dışişleri Bakanlığının Vize Birimi yöneticisini commissario ad acta olarak belirledi: idareye tanınan otuz günlük sürenin sonunda hâlâ karar alınmazsa, bu görevli takip eden otuz gün içinde gerekli işlemleri gerçekleştirecekti.

Gecikmenin ayrıca parasal sonucu var mı?

Mahkeme, İtalyan İdari Yargılama Kanunu'nun 114. maddesinin 4. fıkrasının (e) bendi kapsamında bir gecikme yaptırımı da kararlaştırdı. İdareye tanınan otuz günlük sürenin bitiminden sonra karar verilinceye kadar günlük 5 avro tutarında ödeme öngörüldü. Ayrıca Bakanlık aleyhine yargılama giderlerine karar verildi.

Bu miktar, her gecikme dosyasında otomatik olarak ödenecek sabit bir tazminat değildir. Mahkeme, ilgili davanın koşullarını ve devam eden uyumsuzluğu değerlendirerek belirli bir parasal yaptırım uygulamıştır. Başka dosyalarda yaptırımın koşulları ve miktarı farklı olabilir.

Mahkeme neden vizenin hemen verilmesine hükmetmedi?

Önceki karar SIS kaydına ilişkin incelemenin eksikliğini ortaya koymuştu. Buna karşılık, vize başvurusuna ilişkin bütün koşulları kesin biçimde hükme bağlamamıştı. Bu nedenle mahkeme, henüz idarenin takdirine bırakılmış konular bulunduğunu değerlendirerek vizenin doğrudan verilmesini emretmedi.

Önemli ayrım şudur: Ret kararının iptali ile istenen vizenin kesin biçimde hak edilmiş olması aynı sonuç değildir. İdare yeniden karar verebilir; fakat daha önceki hükmü dolanamaz. Kararda, 241/1990 sayılı Kanun'un 10-bis maddesi bağlamında, iptal edilmiş işlemden önceki araştırmada zaten ortaya çıkmış olumsuz nedenlerin yeni karar aşamasında ilk kez ileri sürülemeyeceği de hatırlatıldı.

SIS ile ilgili bir vize uyuşmazlığında nasıl hareket edilmeli?

Birinci adım, önceki mahkeme kararını ve tebliğ tarihlerini dosyalamaktır. Hükümde idareye hangi somut araştırmaların emredildiğini belirlemek gerekir. “Vize reddi iptal edildi” cümlesi tek başına yeterli değildir; gerekçe ve hüküm birlikte okunmalıdır.

İkinci adım, kimliği gösteren tüm belgeleri korumaktır. Pasaport, vize başvurusu, doğum tarihi, uyruk, varsa biyometrik verilerle ilgili resmi kayıtlar ve SIS başvuru cevapları, başka bir kişiyle karışıklık iddiasının somut olarak açıklanmasına yardım eder.

Üçüncü adım, SIS verilerine erişim ve düzeltme hakkını ayrı değerlendirmektir. Avrupa Komisyonunun açıkladığı kurallar uyarınca kişilerin kendileriyle ilgili SIS verilerine erişim, hatalı verilerin düzeltilmesi ve hukuka aykırı kayıtların silinmesi için başvuru hakları vardır. Ancak bir mahkeme hükmünü uygulatma davası ile kaydı giren devlet nezdindeki veri düzeltme başvurusu aynı süreç değildir. Bir kaydın silindiği, ancak yetkili makamın açıklamasıyla doğrulanabilir.

Dördüncü adım, gecikmenin neden olduğu somut zararı belgelemektir. Üniversite kayıt tarihleri, öğrenim ücretleri, konaklama ve akademik takvim önem taşıyabilir. İncelenen davada da uzayan işlemler yüzünden üniversiteye kayıt olanağının kaybedilmesi ihtimaline dikkat çekilmiştir; fakat mahkeme bu dosyada genel ve otomatik bir zarar tazminatı hükmü vermemiştir.

Beşinci adım, uygulanmayan karar için doğru yargısal yolu seçmektir. Kesinleşmiş veya icrası gerekli bir idari yargı hükmü varsa, koşulları oluştuğunda ottemperanza davasıyla uygulanmasını istemek mümkün olabilir. Başvuru usulü ve gereken belgeler somut hükme göre belirlenmelidir.

Bu kararın sınırları

Uyuşmazlık, eğitim vizesine ilişkin önceki yargı kararının yerine getirilmemesi hakkındadır. Her SIS kaydının girişe engel olamayacağı, her öğrencinin doğrudan vizeye hak kazanacağı veya her yargı kararından sonra aynı sürelerin işleyeceği sonucu çıkarılmamalıdır. Somut davanın gösterdiği nokta, idarenin hukuka aykırı bulunan bir kararı sürüncemede bırakamayacağı ve yargı hükmünün uygulanmasını sağlayan ek araçların bulunduğudur.

İncelenen karar: TAR Lazio – Roma, Beşinci Quater Daire, 9 Ekim 2026 tarihli ve 15823/2026 sayılı karar, R.G. 3667/2026. Resmi yargı metnine dayanan karar kaydı ve gerekçe özeti; İtalyan İdari Yargısı resmî karar arama portalı (15823/2026, TAR Lazio). SIS veri hakları için: Avrupa Komisyonu.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) önünde dava takip etme yetkisine sahip avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline 280782895721-36 numarasıyla göç ve iltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

mercoledì 4 novembre 2026

Venedik İdare Mahkemesine göre: İşçiye bildirilmeyen randevu nedeniyle çalışma izni geri alınamaz

Venedik İdare Mahkemesine göre: İşçiye bildirilmeyen randevu nedeniyle çalışma izni geri alınamaz

İtalya'da decreto flussi yoluyla çalışma vizesi alan bir yabancı, ülkeye geldikten sonra işverenine ulaşamayabilir. Bu sırada valilikteki Sportello Unico per l'Immigrazione (Göç İçin Tek Durak Ofisi) işvereni sözleşme imzalamak üzere çağırıp yabancı işçiye hiç haber vermemişse, randevuya gidilmediği gerekçesiyle nulla osta geri alınabilir mi? Veneto Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesinin 3 Şubat 2026 tarihli, 278 sayılı kararı, böyle bir durumda işçinin de idari işlemin tarafı olduğunu ve savunma ile katılım haklarının korunması gerektiğini ortaya koyuyor.

İş vizesiyle giriş yapıldı, ancak işverenle bağlantı kurulamadı

Dosyadaki işveren, 27 Mart 2023'te yabancı işçinin İtalya'ya getirilmesi için başvurmuştu. Venedik Valiliğine bağlı Göç İçin Tek Durak Ofisi, 26 Nisan 2023'te çalışma amacıyla giriş için gerekli nulla osta belgesini verdi. İşçi, konsolosluktan vizeyi aldıktan sonra 11 Ekim 2023'te İtalya'ya girdi. Ancak ülkeye ulaştığında işverenle iletişim kuramadı.

İşçi, avukatı aracılığıyla idareye yazıp contratto di soggiorno yani ikamet sözleşmesinin imzalanması için çağrılmasını istedi. Daha sonra yaptığı dosyaya erişim başvurusunun sonucunda, işverenin 2 Temmuz 2024'e çağrıldığını, fakat aynı randevunun kendisine bildirilmediğini öğrendi. Üstelik 8 Kasım 2024'te çalışma izninin geri alınması işlemi başlatılmış, 27 Kasım 2024'te geri alma kararı verilmişti. Mahkeme dosyasına göre bu işlemler de işçiye tebliğ edilmemişti.

Mahkemenin temel ilkesi: Başvuruyu işveren yapsa da işçi işlemden doğrudan etkilenir

İdari makamlar çalışma izni başvurusunu esas olarak işveren üzerinden yürütür. Ne var ki başvuruyu kimin başlattığı ile idari kararın kimin hukuki durumunu etkilediği aynı şey değildir. TAR Veneto, 286/1998 sayılı Göç Kanunu'nun 2. maddesinin 5. fıkrasının yabancılara kamu idaresiyle ilişkilerde ve yargısal korunmada eşit muamele güvencesi tanıdığını hatırlattı.

Buna göre 241/1990 sayılı İdari Usul Kanunu'nun katılım hükümleri, özellikle geri alma gibi doğrudan işçinin hukuki durumunu değiştiren kararlarda uygulanmalıdır. Mahkeme, aynı kanunun 7. maddesi uyarınca geri alma sürecinin başlamasının işçiye de bildirilmesi gerektiğini belirtti. Çünkü nulla osta ve ona bağlı vize yalnızca işverenin değil, işçinin de hayatını ve kalış imkânlarını etkiler.

“Her şey çevrimiçi” demek neden yeterli görülmedi?

İdari yazışmalarda işlemlerin ALI portalında yürütüldüğü, bilgilerin çevrimiçi bulunduğu ifade edilmişti. Fakat mahkeme, bunun işçiye yapılması gereken bildirimin yerine geçemeyeceğini vurguladı. Portal hesabına erişim esasen ilgili kimlik bilgilerine sahip kişinin, çoğunlukla işverenin veya yetkili aracının elindedir. İşçinin bu dosyayı doğrudan izleyemediği durumda yalnızca elektronik sistemin kullanılıyor olması savunma hakkının fiilen kullandırıldığı anlamına gelmez.

Üstelik işçi daha önce avukatı aracılığıyla idareye başvurmuş ve iletişim kurulabilecek bir adres bildirmişti. Dolayısıyla tebligat veya çağrı yapılması imkânsız değildi.

İmzalanmayan sözleşmeden her durumda işçi sorumlu tutulamaz

Mahkemenin incelediği ikinci önemli sorun, ikamet sözleşmesinin imzalanmamasının nedeniydi. İşçi randevudan hiç haberdar değilse, bu yokluk otomatik olarak onun kusuru sayılamaz. TAR'a göre sözleşmenin imzalanması için hem işverenin hem işçinin tarih, saat ve yeri öğrenebileceği biçimde çağrılması gerekir.

İdarenin hiç bildirim yapmaması nedeniyle işçinin toplantıya katılamadığı bir olayda, gerektiğinde yeniden çağrı yapılmalıdır. İşverenin daha sonra, Ocak 2025'te, işçiyi hâlâ işe almak istediğini yazılı şekilde açıklamış olması da somut dosyanın değerlendirilmesinde önem taşıdı.

Davanın sonucu ne oldu?

Mahkeme, dava konusu nulla osta geri alma kararını iptal etti. İdareye, işçinin usule katılımını sağlayacak uygun bildirimleri yapması, sözleşmenin imzalanmamasının işçiye yüklenemeyeceğini dikkate alması ve işverenin devam eden işe alma iradesini değerlendirmesi gerektiğini belirtti.

Mahkeme, işe girişin veya oturma izninin artık her koşulda kendiliğinden kesinleştiğine hükmetmedi. Vize, çalışma izni, idari denetimler ve oturma izni aşamaları kanuni gereklilikleri çerçevesinde yeniden ele alınabilir. Özellikle kararın iptali ile nihai oturma izninin verilmesi arasında hukuki fark vardır.

Benzer bir sorunla karşılaşan işçi ne yapmalı?

Birincisi, tüm belgeleri saklayın. Pasaport, vize, nulla osta, İtalya'ya giriş bilgileri, işverene gönderilen mesajlar, avukat tarafından yapılan başvurular ve valilikten gelen yazılar bir arada olmalıdır. Belge tarihleri idari sürecin nasıl geliştiğini göstermeye yardımcı olur.

İkincisi, resmi olarak dosyaya erişim isteyin. İşçinin çağrılıp çağrılmadığı, geri alma sürecinin ne zaman başlatıldığı ve hangi kişiye hangi iletişimin gönderildiği ancak idari dosya incelendiğinde anlaşılabilir. Gerektiğinde 241/1990 sayılı Kanun çerçevesinde accesso agli atti başvurusu değerlendirilebilir.

Üçüncüsü, iletişim adresinizi açıkça bildirin. Güncel adres, varsa PEC ve vekille iletişim bilgileri idareye yazılı olarak ulaştırılmalı; gönderim ve teslim kayıtları korunmalıdır. Bununla birlikte adres bildirilmiş olması, idarenin gerçekten doğru tebligatı yapıp yapmadığının ayrıca kontrol edilmesini gereksiz kılmaz.

Dördüncüsü, işverenin durumunu doğrulayın. İşveren işe almaya devam etmek istiyor mu, yoksa gerçek bir faaliyet ve iş imkânı artık mevcut değil mi? Bu ayrım önemlidir. Burada incelenen dava, işverenin daha sonra işe alma isteğini teyit ettiği ve bildirimin yapılmadığı koşullarla ilgilidir.

Beşincisi, geri alma kararının tebliğini ve dava yolunu kontrol edin. Olumsuz karar karşısında yetkili mahkeme ve süreler, somut işlemin içeriğine göre belirlenmelidir. İşçi, bildirimleri almadığı için sorunu geç öğrenmişse bunun da delillendirilmesi gerekir.

Kararın daha geniş önemi

İtalya'nın göç yönetiminde elektronik başvurular giderek önem kazanıyor. Ancak dijitalleşme, yabancı işçinin kendi hukuki durumunu etkileyen kararlar hakkında bilgi alma ve görüş bildirme hakkını ortadan kaldıramaz. Venedik TAR'ının kararı, işveren tarafından başlatılan bir göç işleminde bile işçinin bağımsız usul güvencelerine sahip olduğunu hatırlatıyor.

İncelenen karar: TAR Veneto, Üçüncü Daire, 3 Şubat 2026 tarihli 278/2026 sayılı karar (Başkan Polidori, raportör De Piazzi). Kararın yayımlanmış tam İtalyanca metni – EIUS. İlgili hükümler: 286/1998 sayılı Kanun Hükmünde Karar, madde 2/5 ve madde 5/3-bis; 241/1990 sayılı Kanun, özellikle madde 7.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayında (Corte di Cassazione) dava takip etme yetkisine sahip avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline 280782895721-36 numarasıyla göç ve iltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Brescia İdare Mahkemesine göre: İşveren başlangıçtan beri gerekli şartları taşımıyorsa iş bekleme oturma izni otomatik doğmaz

Brescia İdare Mahkemesine göre: İşveren başlangıçtan beri gerekli şartları taşımıyorsa iş bekleme oturma izni otomatik doğmaz

İtalya'daki decreto flussi uygulamasıyla çalışma izni (nulla osta) alan bir yabancı, daha sonra işverenin kendisini işe alamayacağını öğrendiğinde ne yapabilir? İşverenin kusuru veya güvenilir olmaması, işçi açısından ağır sonuçlar doğurabilir. Ancak Lombardiya Bölge İdare Mahkemesi Brescia Birinci Dairesinin 2 Nisan 2026 tarihli, 477 sayılı kararına göre her başarısız işe giriş girişimi, iş bekleme amaçlı oturma izni (permesso di soggiorno per attesa occupazione) hakkı yaratmaz. Özellikle çalışma izninin verilmesi için gerekli şartlar en başından mevcut değilse ayrı bir değerlendirme gerekir.

Olayın başlangıcı: Çok sayıda nulla osta başvurusu

Dosyada, 31 Ekim 2023 tarihinde kurulan bir kooperatif şirketin Aralık 2023 ve Mart 2024 döneminde çalışma izni için çok sayıda başvuru yaptığı tespit edilmiştir. Bunların bir bölümü yeni düzenlemedeki otomatik onay mekanizması çerçevesinde kabul edilmiş, ancak daha sonra Mantova Valiliği tarafından geri alınmıştır. İş müfettişliğiyle bağlantılı araştırmalarda şirketin belirtilen adreste faaliyet göstermediği ve gerçekte faal bir işletme olmadığı yönünde bulgular elde edilmiştir.

Yabancı işçilerden bazıları, çalışma izni geri alındıktan sonra valilikten iş bekleme amaçlı oturma izni istemiştir. İdare, gerekli iş ilişkisinin hiç kurulmamış olması ve ilk iznin temel koşullarının başlangıçtan beri yokluğu gerekçesiyle talebi reddetmiştir. İşçilerden biri bu ret kararına karşı dava açmıştır.

İşçinin itirazı: İşverenin kusurundan neden ben sorumlu olayım?

Başvurucu, çalışma izninin geri alınmasının kendi iradesi dışında gerçekleştiğini belirtmiştir. Başlangıçta verilen resmî izne güvenerek hareket ettiğini, şirketin ekonomik veya örgütsel sorunlarının kendisine yüklenemeyeceğini savunmuştur. Ayrıca idarenin iyi niyet ve işbirliği yükümlülüklerini, bazı bakanlık genelgelerini ve İtalyan göç mevzuatının 22. maddesinin 11. fıkrasını dayanak göstermiştir.

Bu savunma, göç hukukunda önemli bir ayrımı gündeme getirir: Bir kişinin mağduriyeti ile belirli bir oturma izninin kanuni şartlarının varlığı aynı sorun değildir. Mahkeme davayı bu ayrım üzerinden değerlendirmiştir.

Mahkemenin gerekçesi: Önceki geçerli ikamet ve iş ilişkisi neden önemlidir?

TAR, 25 Temmuz 1998 tarihli 286 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (Testo unico immigrazione) 22. maddesinin 11. fıkrasını ve uygulama yönetmeliğindeki ilgili hükümleri yorumlamıştır. Mahkemeye göre iş bekleme amaçlı ikamet imkânı, mevcut çalışma ve ikamet ilişkisinin kaybedilmesi gibi kanunun öngördüğü koşullarla bağlantılıdır. İlk çalışma izni, işverenin gerçekte sahip olmadığı şartlara dayanılarak ortaya çıkmışsa, onu başka bir işe veya başka bir oturma iznine kendiliğinden dönüştürmek mümkün değildir.

Somut olayda başvuruyu yapan şirketin başlangıçtan itibaren faal olmadığı kabul edilmiştir. Mahkeme, bu nedenle sürecin sonradan ortaya çıkan sıradan bir iş kaybından farklı olduğunu değerlendirmiştir. Kararda, işçinin kusursuz olmasının bu hukuki eksikliği tek başına gideremeyeceği, aksi takdirde ilk çalışma izninin şartları bulunmadan ülkeye giriş yolunun dolaylı biçimde genişletilebileceği ifade edilmiştir.

Mahkeme daha önceki Brescia kararlarıyla aynı doğrultuda hareket etmiştir. Bazı bakanlık genelgelerinin, yürürlükteki kanuni koşulları ortadan kaldıran bağımsız bir oturma hakkı yaratmayacağı da belirtilmiştir. Bu sonuç, işçinin insanî durumunun önemsiz olduğu anlamına gelmez; fakat iddia edilen attesa occupazione izninin kanuni şartlarının ayrıca mevcut olması gerektiğini gösterir.

İşçi daha sonra başka bir yerde çalışmışsa?

Karardaki önemli ayrıntılardan biri de başvurucunun yargılama sırasında sunduğu belgelerdir. Kasım ve Aralık 2025'e ait iki maaş bordrosu, mahkemenin belirttiği usulî sürenin ardından sunulduğu için değerlendirmeye alınmamıştır. Ocak 2026'da başlayan belirsiz süreli işe giriş bildirimi ise itiraz edilen 7 Şubat 2025 tarihli idari karardan sonra meydana geldiğinden, o işlemin yapıldığı andaki hukuka uygunluğunu belirlemek bakımından etkisiz görülmüştür.

Dolayısıyla bu hükümden, sonradan elde edilen işin bütün hukuki başvurularda mutlaka önemsiz olduğu sonucu çıkarılamaz. Mahkeme, somut iptal davasının kapsamını, delillerin sunulma zamanını ve idari işlemin tarihini esas almıştır.

Davanın sonucu

Mahkeme davayı reddetmiştir. Böylece Mantova Valiliğinin, iş bekleme amaçlı oturma izni talebini kabul etmeyen kararına karşı ileri sürülen itirazlar bu yargılamada sonuç vermemiştir. Hüküm, genel olarak yabancıların çalışma hakkının bulunmadığına ilişkin değildir; başlangıçta gerekli şartları taşımayan bir işverenin çalışma izni başvurusuyla başlayan belirli bir dosyaya ilişkindir.

Pratikte hangi belgeler ve tarihler kontrol edilmeli?

1. Nulla osta ile oturma iznini birbirine karıştırmayın. İtalya'ya iş için girişte kullanılan çalışma izni belgesi, tek başına her koşulda düzenlenmiş bir oturma izni sayılmaz. Başvurunun hangi aşamada olduğu, sözleşmenin imzalanıp imzalanmadığı ve Questura nezdinde hangi işlemlerin gerçekleştirildiği belirlenmelidir.

2. İptalin gerçek nedenini öğrenin. İşveren başvuru sırasında hiç gerekli şartları taşımıyor muydu, yoksa şirket daha sonra kapandı mı veya işe almaktan vaz mı geçti? Bu iki olasılığın hukuki sonuçları aynı olmayabilir. Valilik kararının tam metni ve denetim sonuçları önemlidir.

3. İlgili tüm yazışmaları saklayın. Çalışma izni, vize, giriş tarihi, Sportello Unico per l'Immigrazione yazışmaları, iş sözleşmesi, Questura makbuzları, işe giriş bildirimleri ve varsa yeni iş teklifleri birlikte incelenmelidir.

4. Yeni iş olanağını doğru usulle değerlendirin. Başka bir işverenin teklifinin hukuken kullanılabilir olup olmadığı, mevcut statüye ve mevzuata bağlıdır. Bir iş teklifinin otomatik olarak önceki izni kurtardığı varsayılmamalıdır.

5. İdari ret ve dava sürelerine dikkat edin. Ret kararının tebliğ tarihi, başvuru yapılacak mahkeme, geçici koruma talebi imkânı ve alternatif ikamet sebepleri, somut evrak üzerinden değerlendirilmelidir. Bir mahkeme kararının sonucunu her dosyaya mekanik biçimde uygulamak hatalıdır.

Kararın sınırları

Bu karar, özellikle işverenin başlangıçtan itibaren gerekli koşulları taşımadığı olaylara yöneliktir. İşverenin sonradan iflas etmesi, çalışmayı sonlandırması veya hukuken kurulmuş bir ilişkinin daha sonra sona ermesi ayrı inceleme gerektirir. İtalya'ya çalışma amacıyla gelen kişiler bakımından ilk girişin hukuki temeliyle daha sonraki ikamet imkânlarının doğru şekilde ayrılması zorunludur.

İncelenen karar ve doğrulanabilir kaynak: TAR Lombardia, Brescia Birinci Daire, 2 Nisan 2026, karar no. 477/2026, R.G. 539/2025. İtalyan İdari Yargısı resmî karar metni; İdari Yargının resmî içtihat özeti.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) önünde avukatlık yapma yetkisine sahip avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline 280782895721-36 numarasıyla göç ve iltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Ligurya İdare Mahkemesine göre: Oturma izni başvurusunu yanlış aşamada yapmak çalışma izninin otomatik iptal sebebi değildir

Ligurya İdare Mahkemesine göre: Oturma izni başvurusunu yanlış aşamada yapmak çalışma izninin otomatik iptal sebebi değildir

İtalya'nın decreto flussi programı çerçevesinde işe alınan yabancı işçiler için başvuru süreci birden fazla kurum arasında ilerler. Önce işverenin nulla osta (çalışma amacıyla girişe izin) talebi, ardından vize ve İtalya'ya giriş, sonrasında da ikamet izni işlemleri gündeme gelir. Bu aşamaları karıştıran bir başvuru, önceden verilmiş nulla osta kararının geri alınması için tek başına yeterli midir?

Ligurya Bölge İdare Mahkemesi, Birinci Dairesi, 28 Eylül 2026 tarihli 1083 sayılı kararında bu soruya somut olay bakımından olumsuz cevap verdi. Mahkeme, kanunda öngörülmeyen bir iptal nedeninin idare tarafından yaratılmasına izin vermedi.

Olay: İtalya'ya girişten sonra Questura'ya erken başvuru

Davacı, decreto flussi kapsamında verilmiş çalışma izniyle İtalya'ya giriş yapmıştı. Daha sonra bir vergi ve yardım merkezi (CAF) aracılığıyla Savona Questura'sına çalışma amaçlı oturma izni başvurusunda bulundu. Ancak Prefettura bünyesindeki Sportello Unico per l'Immigrazione (Göçmenlik Tek Durak Ofisi) işlemleri henüz tamamlanmamıştı.

Savona Prefettura'sı, bu paralel başvuruyu usule aykırı görerek 8 Temmuz 2025'te nulla osta izninin geri alınacağına ilişkin bildirim yaptı. Ardından 19 Temmuz 2025'te geri alma kararını verdi. Yabancı işçi bu kararı idare mahkemesine taşıdı.

Mahkemenin belirleyici gerekçesi

Mahkeme, 25 Temmuz 1998 tarihli 286 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 22. maddesini, özellikle nulla osta verilmesi ve sonradan ortaya çıkan engeller nedeniyle geri alınmasına ilişkin kuralları inceledi. Ayrıca 73/2022 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 42. maddesini ele aldı.

Bu hükümler, gerekli şartların bulunmaması veya sonradan yasal engellerin tespit edilmesi halinde belirli sonuçlar öngörür. Ancak çalışanın, sürecin yanlış aşamasında Questura'ya ayrıca oturma izni başvurusu sunmasını başlı başına bir geri alma nedeni olarak düzenlemez.

Dolayısıyla başvurunun gereksiz, erken veya yanlış kuruma yapılmış olması ile kanunen iznin geri alınmasını gerektiren maddi bir engelin varlığı aynı şey değildir. Mahkeme, bu iki durumu karıştıran Prefettura işlemini hukuka aykırı buldu.

Yanlış kuruma başvuru yapılınca ne olmalı?

Karar bir başka önemli genel idare hukuku ilkesine de değindi: İdare, yetkisi dışında kalan bir başvuru aldığında bunu, usulüne uygun biçimde yetkili birime yönlendirmeli ve başvuru sahibini bilgilendirmelidir. Mahkeme bu noktada önceki idari yargı kararlarına, özellikle TAR Liguria'nın 19 Ocak 2024 tarihli 23 sayılı kararına da atıf yaptı.

Bu, bütün usul hatalarının önemsiz olduğu anlamına gelmez. Yalnızca, yaptırımın açık bir hukuki dayanağının bulunması gerektiğini gösterir. Kurumlar arası koordinasyon eksikliği, kanunda öngörülmeyen bir hak kaybına dönüştürülmemelidir.

Dava devam ederken idarenin tutumu değişti

Yargılama sırasında idare, Questura'nın 4 Haziran 2026'da işverenin başvurusuna olumlu görüş verdiğini ve işlemlerin sürdürüleceğini bildirdi. Bunun üzerine uyuşmazlığın sona erdiğinin kabul edilmesini istedi.

Mahkeme bu talebi reddetti. Çünkü 19 Temmuz 2025 tarihli geri alma kararı açıkça kaldırılmamıştı ve davacının talebini tamamen karşılayan kesin bir işlem yapıldığı gösterilememişti. İleride olumlu bir adım atılabileceği yönündeki açıklama, halen yürürlükte bulunan olumsuz idari işlemin ortadan kalktığını kanıtlamaz.

Sonuç: Geri alma işlemi iptal edildi

TAR Liguria, davayı kabul ederek nulla osta izninin geri alınması kararını iptal etti. İdare ayrıca 1.500 avro tutarında yargılama gideri ve yasal eklerine mahkûm edildi. Mahkeme, işçiye ilişkin bütün ikamet işlemlerinin artık otomatik olarak tamamlandığını söylemedi; kararın sonucu, hukuka aykırı geri alma işleminin ortadan kaldırılmasıydı.

İşçi ve işveren için uygulanabilir öneriler

Birinci adım: nulla osta, vize, giriş kaydı, iş sözleşmesi, Sportello Unico yazışmaları, Questura başvurusu ve varsa CAF tarafından düzenlenen tüm belgeleri kronolojik olarak muhafaza edin.

İkinci adım: Başvurunun hangi kuruma ve hangi aşamada yapılması gerektiğini işlem türüne göre kontrol edin. Özellikle ilk girişle bağlantılı oturma izni prosedürünü, sıradan bir ikamet izni yenileme talebiyle karıştırmayın.

Üçüncü adım: Prefettura veya Questura'dan olumsuz bir bildirim gelirse gerekçeyi dikkatle okuyun. İdarenin hangi kanun hükmüne dayanarak iptal veya ret sonucu çıkardığını somut biçimde belirlemesi gerekir.

Dördüncü adım: Hata bir aracı kurumdan kaynaklanmışsa yazışmaları ve işlemlerin tarihini saklayın. Ancak söz konusu karar, her aracı hatasının bütün sonuçları ortadan kaldıracağı yönünde genel bir kural getirmemektedir.

Beşinci adım: Bir olumsuz kararın geri çekildiği söyleniyorsa, bunu yazılı ve açık bir idari işlemle doğrulayın. Olumlu görüş bildirilmesi ile önceki kararın resmi olarak kaldırılması farklı hususlardır.

Kararın önemi

Bu karar, göç idaresinde usul sırasının önemli olduğunu; ancak kanunda yer almayan bir iptal gerekçesi yaratmak için kullanılamayacağını hatırlatıyor. Çalışanın gereksiz veya erken başvurusu idarece düzeltilmesi gereken bir usul sorunu olabilir. Bu, yasal şartlar mevcutken verilmiş çalışma izninin sırf o nedenle iptal edilebileceği anlamına gelmez.

Yargı kararı ve doğrulanabilir kaynak: TAR Liguria, Birinci Daire, 28 Eylül 2026, karar no. 1083/2026; Başkan Caruso, raportör Pistilli. Kararın tam İtalyanca metni (EIUS).


Avv. Fabio Loscerbo
İtalyan Yargıtayında (Corte di Cassazione) dava takip etme yetkisine sahip avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline 280782895721-36 numarasıyla göç ve iltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Roma İdare Mahkemesine göre aile birleşimi vizesinde görevli mahkeme nasıl belirlenir?

Roma İdare Mahkemesine göre aile birleşimi vizesinde yanlış mahkemeye başvurmak hak kaybına yol açabilir İtalya'daki bir aile ferdinin ...