mercoledì 23 settembre 2026

İtalya’da güçlü sosyal bağlar oturum hakkını koruyabilir: Cassazione’den özel ve aile hayatına ilişkin önemli karar

İtalya’da uzun süredir yaşayan, çalışan, aile ve sosyal bağlar kuran bir yabancının durumu yalnızca mevcut oturum izninin türüne göre değerlendirilemez. Yargıtay’ın (Corte di Cassazione) yaklaşımı, 2023 reformundan sonra da özel ve aile hayatının korunmasının göç hukukunda somut bir hukuki ağırlığa sahip olduğunu teyit ediyor. Ancak bu koruma otomatik değildir: kişinin İtalya’daki yaşamının gerçekliği, istikrarı ve ülkeyle kurduğu bağlar tek tek değerlendirilmelidir.

2023 reformu özel ve aile hayatı korumasını tamamen ortadan kaldırmadı

İtalya’da 2023 yılında yapılan değişikliklerle göç mevzuatında özel ve aile hayatına ilişkin bazı açık ifadeler metinden çıkarılmıştı. Bu durum, uygulamada önemli bir tartışmaya yol açtı: İtalya’da uzun süredir yaşayan ve güçlü biçimde topluma yerleşmiş bir yabancı, artık özel ve aile hayatına dayanarak tamamlayıcı koruma talep edebilir mi?

Corte di Cassazione, 10 Kasım 2025 tarihli ve 29593 sayılı kararıyla bu soruya açık biçimde cevap verdi. Yüksek Mahkeme’ye göre 2023 reformu, yabancının özel ve aile hayatının korunmasını ortadan kaldırmadı. İtalya’nın anayasal ve uluslararası yükümlülükleri, özellikle de temel hakların korunması bakımından, sınır dışı etme veya ülkeden uzaklaştırma kararlarında dikkate alınmaya devam edilmelidir.

“Radicamento”: İtalya’daki gerçek ve güçlü yerleşiklik önemlidir

Kararın merkezindeki kavramlardan biri radicamento, yani kişinin İtalya’da fiilen kök salmış olmasıdır. Burada tek bir unsur yeterli değildir. Mahkemeler, somut olayın bütününü değerlendirmek zorundadır.

Özellikle şu unsurlar önem taşıyabilir: İtalya’da geçirilen sürenin uzunluğu; düzenli ve gerçek bir çalışma geçmişi; aile bağları; eş, partner veya çocuklarla kurulan ilişkiler; sosyal çevre ve toplumla bütünleşme; dil bilgisi; eğitim veya mesleki faaliyetler; düzenli yaşam biçimi; yerel toplulukla kurulan bağlar ve kamu düzeni kurallarına riayet.

Bu nedenle yalnızca bir iş sözleşmesi veya birkaç maaş bordrosu tek başına yeterli olmayabilir. Buna karşılık çalışma, aile, konut, sosyal ilişkiler ve uzun süreli ikamet gibi unsurlar birlikte değerlendirildiğinde çok daha güçlü bir hukuki tablo ortaya çıkabilir.

İltica başvurusunun uzun sürmesi kişinin aleyhine kullanılamaz

Cassazione’nin özellikle önemli bir başka tespiti de şudur: bir yabancının İtalya’daki bağlarının, uluslararası koruma başvurusunun incelenmesi sırasında güçlenmiş olması tek başına korumayı dışlayan bir neden değildir.

Başka bir ifadeyle, kişi İtalya’da yıllarca yasal olarak kalmış, çalışmış, aile ilişkileri kurmuş ve topluma entegre olmuşsa, idare veya mahkeme “bu bağlar zaten iltica prosedürü sürerken oluştu” diyerek bunları otomatik biçimde değersiz sayamaz. Oluşan özel ve aile hayatının gerçekliği ve ağırlığı yine somut olarak incelenmelidir.

Bu, otomatik bir oturum izni anlamına gelmez

Kararın yanlış anlaşılmaması gerekir. İtalya’da çalışıyor olmak veya birkaç yıldır ülkede bulunmak, tek başına otomatik olarak tamamlayıcı koruma ya da başka bir oturum hakkı doğurmaz.

Hukuken gerekli olan, bireysel ve orantılı bir değerlendirmedir. Mahkeme, kişinin İtalya’daki özel ve aile hayatını koruma ihtiyacı ile devletin göç kontrolü, kamu düzeni ve ulusal güvenlik alanındaki meşru çıkarları arasında denge kurmalıdır. Özellikle ciddi kamu düzeni veya güvenlik sorunlarının bulunduğu durumlarda sonuç farklı olabilir.

Hangi belgeler önem kazanır?

Bu tür dosyalarda yalnızca sözlü beyanlarla yetinmemek gerekir. Kişinin İtalya’daki yaşamını belgeleyen somut deliller belirleyici olabilir. İş sözleşmeleri, UNILAV kayıtları, maaş bordroları, INPS dökümleri, kira sözleşmeleri, ikamet belgeleri, çocukların okul kayıtları, aile durumunu gösteren belgeler, sağlık ve sosyal hizmet kayıtları, eğitim veya meslek kursları, dil sertifikaları ve sosyal çevreyi ortaya koyan diğer belgeler dosyanın bütünsel değerlendirilmesine katkı sağlar.

Özellikle ret kararına karşı açılan davalarda bu belgelerin güncel olması önemlidir. Mahkeme yalnızca geçmişteki durumu değil, karar verdiği anda kişinin İtalya’daki gerçek yaşamını da değerlendirebilir.

Türk vatandaşları açısından pratik sonuç

İtalya’da yaşayan Türk vatandaşları bakımından bu içtihat özellikle şu durumlarda önem taşıyabilir: uluslararası koruma talebi reddedilmiş ancak kişi uzun süredir İtalya’da yaşıyorsa; düzenli çalışma ve sosyal entegrasyon mevcutsa; aile hayatının merkezi fiilen İtalya’ya taşınmışsa; sınır dışı edilme veya oturum kaybı kişinin özel ve aile hayatında ciddi ve orantısız bir kopuş yaratacaksa.

Her dosya kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Bu nedenle tamamlayıcı koruma veya özel ve aile hayatına dayalı bir savunma hazırlanırken yalnızca hukuki argüman değil, kişinin İtalya’daki hayatını gösteren ayrıntılı ve tutarlı bir belge sistemi oluşturmak gerekir.

Sonuç

Cassazione’nin yaklaşımı, İtalya’daki göç hukukunda önemli bir ilkeyi koruyor: yabancının hayatı yalnızca idari bir statüden ibaret değildir. Uzun süre içinde oluşmuş gerçek aile ilişkileri, çalışma düzeni, sosyal bağlar ve toplumsal entegrasyon, sınır dışı etme veya koruma taleplerinin değerlendirilmesinde hukuken dikkate alınması gereken unsurlardır.

Ancak bu koruma otomatik değildir. Güçlü bir hukuki değerlendirme, somut deliller ve kişinin yaşamının bütününü ortaya koyan belgeler gerekir. Özellikle oturum izni reddi veya uluslararası koruma davası bulunan kişiler bakımından dosyanın güncel delillerle desteklenmesi çoğu zaman belirleyici olabilir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da çalışan yabancılar için 2026’da yeni tek çalışma izni: 30 gün ve 90 gün kuralları

İtalya’da yabancı çalışanların oturum ve çalışma süreçlerinde 2026 yılında önemli bir değişiklik yürürlüğe girdi. 16 Nisan 2026 tarihli ve 83 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “tek çalışma izni” sistemine ilişkin kurallar yenilendi. Özellikle ilk izin, yenileme süreleri ve işverenin bilgilendirme yükümlülüğü bakımından artık daha açık zaman sınırları var.

“Tek çalışma izni” nedir?

İtalya’daki permesso unico lavoro, yabancı vatandaşın hem yasal olarak ülkede ikamet etmesini hem de çalışmasını sağlayan tek bir idari belge mantığına dayanır. Bu, ayrı bir “özel oturum türü” olmaktan çok, çalışma hakkı veren belirli oturum izinlerinin ortak hukuki çerçevesidir.

Yeni düzenleme ile elektronik oturum kartında “perm. unico lavoro” ibaresinin yanı sıra, çalışma koşulları ve yabancı işçinin haklarıyla ilgili daha ayrıntılı bilgilerin yer alması öngörülmektedir. Amaç, yabancı işçinin hangi haklara sahip olduğunu ve izin sürecinin hangi kurallara tabi olduğunu daha şeffaf hale getirmektir.

İlk izin için 30 günlük süre

En önemli yeniliklerden biri, İtalya’ya çalışma amacıyla giriş yaptıktan ve gerekli başvuruyu tamamladıktan sonra, Questura’nın tek çalışma iznini kural olarak 30 gün içinde vermesi gerektiğinin açıkça düzenlenmiş olmasıdır.

Bu süre özellikle Decreto Flussi veya diğer çalışma kanalları üzerinden nulla osta aldıktan sonra İtalya’ya gelen kişiler açısından önemlidir. Önceden uzun süren idari beklemeler çok sık görülüyordu. Yeni düzenleme, çalışma amacıyla ülkeye kabul edilmiş bir kişinin belgesiz veya belirsiz bir statüde uzun süre bekletilmesini azaltmayı hedeflemektedir.

Elbette 30 günlük sürenin dolması, izin kartının otomatik olarak oluştuğu anlamına gelmez. Ancak idarenin gecikmesi halinde başvuru sahibi açısından yazılı başvuru, hatırlatma, erişim talebi ve gerekli durumlarda yargısal koruma yollarının değerlendirilmesi için daha net bir hukuki dayanak sağlar.

Yenilemelerde süre 90 güne çıktı

2026 değişikliği yalnızca ilk izni hızlandırmadı. Yenileme işlemlerinde ise kanuni süre 60 günden 90 güne çıkarıldı. Bu nedenle, çalışma oturumunun yenilenmesinde Questura’nın dosyayı sonuçlandırması için öngörülen genel süre artık 90 gündür.

Buna paralel olarak yabancı vatandaşın da yenileme başvurusunu, mevcut oturum izninin bitiminden önceki 90 günlük dönem içinde yapabilmesi öngörülmektedir. Pratik açıdan bu değişiklik önemlidir: son haftayı beklemek yerine, belgeleri önceden hazırlayıp süreci daha erken başlatmak mümkündür.

Başvuru sürerken çalışma hakkı neden önemlidir?

Oturum izninin süresi dolmuş olsa bile yenileme başvurusu zamanında yapılmışsa, başvuru makbuzu kişinin hukuki durumunu belgeleyen temel evraktır. Özellikle çalışma ilişkilerinde işverenlerin yalnızca kartın üzerindeki son kullanma tarihine bakarak “artık çalışamazsın” sonucuna varmaması gerekir.

Başvurunun usulüne uygun şekilde yapılmış olması, yabancı çalışanın sürecin sonuçlanmasını beklerken hukuken korunması açısından belirleyicidir. Bu nedenle posta makbuzu, Questura randevu belgesi, eski oturum kartı, pasaport ve çalışma sözleşmesi birlikte saklanmalıdır.

İşveren artık süreci yabancı çalışandan gizleyemez

Yeni düzenleme işverene de açık bir yükümlülük getiriyor. İşveren, nulla osta süreciyle ilgili olarak idareden aldığı bildirimleri yabancı çalışana gecikmeden iletmek zorundadır. Bu yükümlülük, özellikle başvurunun eksik belge, ret riski veya başka bir idari sorun nedeniyle ilerlemediği durumlarda önem taşır.

Uygulamada yabancı işçilerin bazen başvurunun hangi aşamada olduğunu bilmeden aylarca beklediği görülmektedir. 2026 reformu, sürecin yalnızca işveren ile idare arasında yürütülen kapalı bir işlem olmamasını, yabancı çalışanın da kendi dosyasının durumundan haberdar edilmesini güçlendirmektedir.

Her çalışma hakkı veren oturum “tek çalışma izni” değildir

Burada önemli bir ayrım vardır. İtalya’da çalışma hakkı veren her oturum izni “permesso unico lavoro” sayılmaz. Örneğin serbest çalışma, yatırımcı vizesi, dijital göçebe ve uzaktan çalışan izinleri, bazı şirket içi transferler, eğitim ve öğrenci izinleri, özel koruma, bazı sağlık ve sosyal koruma izinleri ile aile veya farklı özel statülere dayanan bazı oturum türleri bu özel sistemin dışında kalabilir.

Bu nedenle bir oturum kartının çalışma hakkı verip vermediği ile “tek çalışma izni” rejimine tabi olup olmadığı aynı soru değildir. Her dosya, izin türüne ve başvurunun hukuki dayanağına göre ayrı değerlendirilmelidir.

Türk vatandaşları açısından pratik sonuç

Türkiye’den İtalya’ya iş sözleşmesiyle gelmeyi planlayan veya hâlihazırda İtalya’da çalışma oturumunu yenilemekte olan kişiler için 2026 değişikliklerinin üç pratik sonucu vardır: ilk çalışma izninin verilmesinde 30 günlük kanuni süre, yenileme işlemlerinde 90 günlük süre ve işverenin nulla osta sürecine ilişkin bildirimleri yabancı çalışana iletme zorunluluğu.

Bu kurallar, idarenin her zaman tam olarak bu sürelerde işlem yapacağı anlamına gelmez. Ancak gecikme veya iletişimsizlik halinde başvuru sahibinin elindeki hukuki araçları güçlendirir. Özellikle uzun süre cevap alınamayan Questura veya Sportello Unico dosyalarında, yazılı ve belgeli bir takip süreci önem taşır.

Sonuç olarak, 2026 reformu çalışma amacıyla İtalya’da bulunan yabancılar için yalnızca teknik bir değişiklik değildir. Sürelerin kanunda açıkça belirlenmesi, yabancı çalışanın dosyasını takip etmesini, gecikmelere karşı haklarını kullanmasını ve işverenle idare arasındaki süreçten haberdar olmasını kolaylaştıran somut bir güvencedir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da Türk vatandaşları için vatandaşlık başvurusu: 10 yıl, B1, gelir ve Türkiye’den belgeler

İtalya’da uzun süredir yaşayan Türk vatandaşları için İtalyan vatandaşlığına başvuru, yalnızca “10 yıl doldu” denilerek sonuçlanan otomatik bir işlem değildir. Yasal ikametin süresi, gelir yeterliliği, İtalyanca bilgisi, adli sicil, kesintisiz kayıt ve başvuru boyunca devam eden entegrasyon koşulları birlikte değerlendirilir.

Türk vatandaşları için temel süre: 10 yıl yasal ikamet

İtalyan Vatandaşlık Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca, Avrupa Birliği vatandaşı olmayan kişiler için genel kural, İtalya’da en az 10 yıl yasal ikamettir. Türk vatandaşları bakımından da ana kural budur.

Ancak bu sürenin yalnızca fiilen İtalya’da bulunmakla değil, düzenli ve kesintisiz yasal ikametle tamamlanması gerekir. Anagrafe kayıtlarındaki kesintiler, uzun süreli yurtdışı dönemleri veya ikamet statüsündeki düzensizlikler başvurunun değerlendirilmesinde sorun yaratabilir. Bu nedenle başvuru öncesinde ikamet geçmişinin dikkatle kontrol edilmesi önemlidir.

Vatandaşlık otomatik bir hak değildir

10 yıllık süreyi tamamlamak başvuru yapma imkânı verir; vatandaşlığın mutlaka verileceği anlamına gelmez. İkamet yoluyla vatandaşlık, idarenin kişinin genel durumunu değerlendirdiği bir “concessione” işlemidir. Gelir durumu, vergi yükümlülüklerinin yerine getirilmesi, adli sicil, güvenlik değerlendirmeleri ve entegrasyon düzeyi dikkate alınabilir.

Gelir şartı nasıl değerlendiriliyor?

İdare, başvurudan önceki son üç yıldaki gelirleri inceler ve ekonomik yeterliliğin başvuru sonrasında da devam etmesini bekler. Uygulamada tek kişi için yaklaşık 8.263,31 avro yıllık vergilendirilebilir gelir; eşin bakmakla yükümlü olunan kişi olması halinde yaklaşık 11.362,05 avro; her bakmakla yükümlü çocuk için ise ayrıca 516 avro artış referans alınmaktadır.

Değerlendirmede yalnızca başvuru sahibinin değil, belirli koşullarda aynı aile birimindeki yakınların gelirleri de dikkate alınabilir. Bununla birlikte gelirlerin İtalya’da beyan edilmiş ve vergisel açıdan belgelenebilir olması önem taşır.

B1 düzeyinde İtalyanca

Genel kural olarak, vatandaşlık başvurusunda bulunan kişinin en az B1 düzeyinde İtalyanca bildiğini belgelemesi gerekir. Bu şart, kabul edilen bir dil sertifikası veya mevzuatın tanıdığı başka bir belge ile kanıtlanabilir.

AB uzun dönem oturum izni sahibi olanlar ile entegrasyon anlaşması kapsamında kanunda belirtilen koşulları yerine getiren bazı kişiler bakımından ayrıca B1 belgesi sunulması gerekmeyebilir. Bu nedenle mevcut oturum türü başvurudan önce kontrol edilmelidir.

Türkiye’den hangi belgeler gerekir?

Başvuruda kural olarak doğum belgesi ve Türkiye’den adli sicil belgesi gerekir. Yabancı belgelerin İtalya’da kullanılabilmesi için usulüne uygun biçimde apostil veya gerekli tasdik işlemlerinin yapılması ve gerektiğinde İtalyancaya çevrilmesi gerekir.

Türk makamlarınca düzenlenen çok dilli nüfus kayıt belgeleri bakımından ise İtalya’nın Türkiye’deki konsolosluk makamları bazı çok dilli formların ayrıca tercüme ve apostil gerektirmediğini belirtmektedir. Belgenin başvuru için gerçekten yeterli olup olmadığı, içeriğine ve vatandaşlık başvurusunun türüne göre önceden kontrol edilmelidir.

Adli sicil belgesinin güncel olması özellikle önemlidir. İtalyan makamları, yabancı ceza belgeleri için genellikle altı aylık geçerlilik süresini esas almaktadır.

Başvuru nasıl yapılıyor?

İtalya’da ikamet eden kişiler başvuruyu İçişleri Bakanlığı’nın vatandaşlık portalı üzerinden çevrimiçi olarak yapar. Sisteme SPID veya CIE ile giriş yapılır. Başvuruda kimlik belgesi, yabancı doğum ve adli sicil belgeleri, gelir bilgileri ve dil yeterliliğine ilişkin belgeler yüklenir.

Başvuru için 250 avro katkı payı ve 16 avro damga vergisi ödenir. Başvuru kabul edildiğinde dosyaya bir K10 numarası atanır. Bu numara, daha sonra Prefettura ve İçişleri Bakanlığı ile yapılacak yazışmalarda önemlidir.

İşlem süresi ve gecikme

Mevzuata göre 20 Aralık 2020’den sonra yapılan vatandaşlık başvuruları için işlem süresi 24 aydır ve gerekçeli olarak en fazla 36 aya kadar uzatılabilir. Bu sürelerin aşılması halinde, özellikle ikamet yoluyla vatandaşlık dosyalarında, idareye resmi ihtar ve gerektiğinde yargısal başvuru seçenekleri değerlendirilebilir.

Başvurunun portalda yapılmış olması, dosyanın pasif biçimde beklenmesi gerektiği anlamına gelmez. Adres, medeni durum, pasaport, oturum kartı veya aile durumundaki değişikliklerin dosyaya zamanında bildirilmesi; portal bildirimlerinin ve e-postaların düzenli kontrol edilmesi gerekir.

Başvuru öncesi en önemli kontrol

En sık karşılaşılan sorunlar 10 yıllık ikamet süresindeki boşluklar, gelir yetersizliği, yabancı belgelerde isim veya soyisim farklılıkları, süresi geçmiş adli sicil belgeleri ve usulüne uygun yapılmamış apostil ya da tercüme işlemleridir.

Bu nedenle vatandaşlık başvurusu, yalnızca çevrimiçi form doldurma işlemi olarak görülmemelidir. Özellikle Türk vatandaşları açısından Türkiye’deki nüfus kayıtları ile İtalya’daki anagrafe, pasaport ve oturum belgelerindeki kişisel bilgilerin birbiriyle tamamen uyumlu olması başvurunun sağlıklı ilerlemesi açısından belirleyicidir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – materia Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

martedì 22 settembre 2026

İtalya’da öğrenci oturumundan çalışma oturumuna geçiş: kota yok, click day yok, başvuru sürerken çalışma mümkün

İtalya’da öğrenci oturumundan çalışma oturumuna geçiş: kota yok, click day yok, başvuru sürerken çalışma mümkün

İtalya’da eğitim amacıyla bulunan yabancılar için çalışma hayatına geçiş, son yıllarda önemli ölçüde kolaylaştırılmıştır. Öğrenci oturum izninin çalışma iznine çevrilmesi artık Decreto Flussi kotalarına bağlı değildir ve yılın belirli bir click day tarihini beklemek gerekmez. 2026 yılında ayrıca, dönüşüm başvurusu sonuçlanana kadar çalışma hakkının korunmasına ilişkin kurallar daha açık hale gelmiştir.

Öğrenci oturumuyla ne kadar çalışılabilir?

Geçerli bir öğrenci, staj veya mesleki eğitim oturum izniyle ücretli çalışma mümkündür; ancak süre haftada en fazla 20 saat ve yılda toplam 1.040 saat ile sınırlıdır. Bu sınırın üzerinde sürekli bir iş ilişkisine geçmek isteyen kişinin oturum iznini çalışma amacıyla dönüştürmesi gerekir.

Dönüşüm artık kotaya bağlı değil

2023 reformundan sonra öğrenci, staj veya mesleki eğitim oturum izinlerinin çalışma iznine dönüştürülmesi Decreto Flussi kapsamındaki yıllık sayısal kotalardan çıkarılmıştır. Bu nedenle başvuru, gerekli şartlar oluştuğu anda yıl boyunca yapılabilir. İşverenin click day beklemesine veya başvurunun bir giriş kotasına dahil edilmesine gerek yoktur.

Ücretli çalışma için hangi şartlar aranır?

Bağımlı çalışma iznine dönüşümde gerçek ve somut bir iş teklifi bulunmalıdır. Başvuruda işveren bilgileri, uygulanacak toplu iş sözleşmesi, görev, çalışma yeri, ücret ve haftalık çalışma süresi gibi unsurlar gösterilir. Dönüşüm amacıyla sunulan iş teklifindeki çalışma süresinin, öğrenci izninin izin verdiği 20 saatlik haftalık sınırın üzerinde olması gerekir.

Üniversite öğrencileri bakımından dönüşüm, eğitim programı bitmeden de mümkün olabilir. Buna karşılık yalnızca mesleki eğitim veya staj amacıyla verilen bazı izinlerde dönüşüm için ilgili eğitim veya staj sürecinin tamamlanması gerekir.

Başvuru nasıl yapılır?

Dönüşüm başvurusu İçişleri Bakanlığının Portale Servizi ALI sistemi üzerinden elektronik olarak yapılır ve öğrencinin ikamet ettiği ilin Sportello Unico per l’Immigrazione birimine yönlendirilir. Uygulamada ücretli çalışma için VA modeli, İtalya’da mezun olan veya belirli özel durumlara giren kişiler için V2 modeli; serbest çalışma için ise Z veya Z2 modelleri kullanılmaktadır.

Başvuru yapılmadan önce gerekli belgelerin eksiksiz hazırlanması önemlidir. Portale ALI üzerinden istenen belgelerin sisteme yüklenmesi gerekir ve eksik belgelerin daha sonra sistem dışından gönderilmesi her durumda mümkün değildir.

Dönüşüm başvurusu sürerken çalışılabilir mi?

Evet. 2026 yılında özellikle önemli olan nokta budur. Testo Unico Immigrazione’nin 5. maddesinin 9-bis fıkrası uyarınca, oturum izninin verilmesi, yenilenmesi veya dönüştürülmesi için usulüne uygun başvuru yapıldığını gösteren makbuz, işlem sonuçlanıncaya kadar yasal kalışın ve buna bağlı hakların korunmasına hizmet eder.

13 Mayıs 2026 tarihli resmi açıklamada da, dönüşüm başvurusu sonuçlanmamış olsa bile yabancının çalışma hakkının devam edebileceği açık biçimde belirtilmiştir. Bu nedenle işveren, yalnızca plastik oturum kartının henüz düzenlenmemiş olmasına dayanarak işe alımı reddetmemelidir; usulüne uygun başvuruyu gösteren makbuz önemli bir belgedir. Ancak başvurunun kesin olarak reddedilmesi halinde bu geçici çalışma imkanı da sona erer.

Oturum izni sona ermek üzereyse ne yapılmalı?

Genel kural, dönüşüm başvurusunun mevcut öğrenci oturum izni geçerliyken yapılmasıdır. Bu nedenle son güne kadar beklemek hukuken ve pratikte risklidir. Geçmişte Consiglio di Stato, özellikle iş ilişkisinin izin süresi dolmadan kurulmuş olduğu bazı durumlarda geç başvurunun otomatik olarak hakkı ortadan kaldırmayabileceğini kabul etmiştir. Ancak bu içtihat, süresi geçmiş bir izinle dönüşümün her durumda mümkün olduğu anlamına gelmez.

Bu nedenle çalışma teklifi hazır olduğunda başvurunun gecikmeden yapılması, Portale ALI’daki iletişimlerin düzenli olarak kontrol edilmesi ve Sportello Unico çağrısının kaçırılmaması gerekir.

Türk vatandaşları açısından pratik sonuç

İtalya’da üniversite, yüksek lisans, doktora, mesleki eğitim veya uygun bir staj programı kapsamında bulunan Türk vatandaşları için bu sistem önemli bir avantaj sağlar. İş bulunduktan sonra işverenin yeni bir Decreto Flussi kotası beklemesi gerekmez. Uygun şartlar varsa, öğrenci statüsünden çalışma statüsüne İtalya’dan ayrılmadan geçiş mümkündür.

Özellikle mezuniyet sonrasında iş bulan kişilerin, öğrenci oturum izninin süresi dolmadan dönüşüm sürecini başlatması; işverenin sözleşme teklifini doğru şekilde hazırlaması ve başvuru makbuzunun saklanması gerekir. Bürokratik işlemlerin uzun sürmesi, usulüne uygun başvuru yapılmışsa, tek başına yasal çalışma ilişkisinin kesilmesi anlamına gelmez.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da iltica başvurusu değişti: 31 Ekim 2026’ya kadar Questura, 1 Kasım’dan sonra yeni sistem

İtalya’da uluslararası koruma başvurularının yapılma biçimi 12 Haziran 2026’dan itibaren önemli ölçüde değişti. Ancak geçiş dönemi henüz tamamlanmış değil: 31 Ekim 2026’ya kadar başvurunun alınması, kaydedilmesi ve resmileştirilmesi bakımından Questura ve sınır polisi yetkili olmaya devam ediyor. 1 Kasım 2026’dan itibaren ise başvurunun resmileştirilmesi için yeni ve daha ayrıntılı bir sistem uygulanacak.

Yeni sistem neden getirildi?

İtalya, Avrupa Birliği’nin yeni Göç ve İltica Paktı kapsamında kabul edilen ortak iltica usulünü iç hukukuna uyarladı. 12 Haziran 2026 tarihli 100 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, daha sonra 7 Ağustos 2026 tarihli 145 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan kanunlaştırıldı. Bu düzenlemeler, uluslararası koruma başvurusunu artık birbirinden ayrılan üç aşamalı bir süreç olarak ele alıyor: koruma talebinin açıklanması, başvurunun kaydedilmesi ve başvurunun resmileştirilmesi.

Bu ayrım yalnızca teknik değildir. Başvurucunun hangi makamla muhatap olacağı, hangi belgenin kendisine verileceği ve işlemin hangi tarihte hukuki sonuç doğuracağı bakımından doğrudan önem taşır.

31 Ekim 2026’ya kadar ne oluyor?

Geçiş düzenlemesine göre 31 Ekim 2026 tarihine kadar uluslararası koruma talebini alma, kaydetme ve resmileştirme işlemleri tüm başvurucular açısından Questura veya sınır polisi tarafından yürütülmeye devam eder. Dolayısıyla bugün İtalya’da bulunan ve iltica başvurusu yapmak isteyen bir kişi bakımından başvurulacak temel makam halen Questura’dır; sınırda yapılan başvurularda ise sınır polisi yetkilidir.

12 Haziran 2026’dan itibaren bu geçiş döneminde yapılan kayıt, aynı zamanda başvurunun şahsen resmileştirilmiş sayılmasını sağlar. Kayıt sırasında başvurucuya, başvurunun kaydedildiğini gösteren isimli bir belge verilmesi gerekir. Bu belge kimlik bilgilerini, fotoğrafı ve kayıtla bağlantılı tekil kimlik kodunu içerir ve daha sonraki belgenin düzenlenmesine kadar başvurucunun durumunu kanıtlayan temel belgedir.

1 Kasım 2026’dan sonra ne değişecek?

Geçiş dönemi sona erdiğinde, koruma talebinin açıklanması ve kaydı ile başvurunun resmileştirilmesi artık her durumda aynı makamda yapılmayacaktır. Yeni sistemde kayıt Questura veya yetkili sınır polisi tarafından yapılmaya devam ederken, resmileştirme işlemi başvurucunun durumuna göre farklı kanallardan yürütülecektir.

Genel durumda başvuru, Bölgesel Uluslararası Koruma Komisyonları nezdinde, İçişleri Bakanlığı ile anlaşmalı dış kuruluşlar aracılığıyla resmileştirilecektir. Bir kabul merkezinde kalan kişiler bakımından bu işlem, ilgili merkezin yöneticisi tarafından Bakanlığın bilişim sistemi üzerinden yürütülecektir. İdari gözetim altında bulunan veya cezaevinde olan başvurucular bakımından ise resmileştirme işlemi Questura tarafından yapılmaya devam edecektir.

Başvuru yapmak için özel bir hukuk terimi kullanmak gerekir mi?

Hayır. Avrupa Birliği’nin 2024/1348 sayılı Tüzüğü uyarınca kişinin mutlaka “uluslararası koruma”, “iltica” veya “ikincil koruma” gibi teknik ifadeler kullanması gerekmez. Önemli olan, ülkesine dönmekten korktuğunu veya dönüş halinde zulüm ya da ciddi zarar riskiyle karşı karşıya kalacağını açıkça ortaya koymasıdır. Bu irade beyanı, koruma prosedürünü başlatan ilk hukuki adımdır.

Ancak uygulamada sözlü beyanla yetinmek riskli olabilir. Başvurunun gerçekten kayda alındığını ve hangi tarihte yapıldığını gösteren belgenin teslim alınması özellikle önemlidir. Randevu verilmiş olsa bile, kişinin koruma talebini daha önce açıkladığını gösterebilecek yazılı belgelerin, teslim tutanaklarının veya diğer kanıtların saklanması uyuşmazlık halinde belirleyici olabilir.

Başvurunun tarihi neden önemlidir?

Başvurunun yapıldığı ve kaydedildiği tarih; İtalya’da kalma hakkı, kabul sistemine erişim, usuli güvenceler ve daha sonraki yargısal süreçler açısından önem taşır. Yeni AB sistemi ayrıca kaydın hızlı şekilde yapılmasını öngörmektedir. 2024/1348 sayılı Tüzük, başvurunun kural olarak talebin açıklanmasından itibaren beş gün içinde kaydedilmesini öngörür.

Bunun yanında 12 Haziran 2026’dan önce yapılmış uluslararası koruma başvurularına ilişkin idari ve yargısal süreçlerde önceki mevzuat uygulanmaya devam eder. Bu nedenle aynı tarihte İtalya’da bulunan iki yabancı bakımından dahi, başvurunun 12 Haziran 2026’dan önce veya sonra yapılmış olması uygulanacak usul açısından farklı sonuçlar doğurabilir.

Pratik olarak nelere dikkat edilmeli?

Özellikle Türkçe konuşan başvurucular açısından ilk aşamada üç unsurun dikkatle takip edilmesi gerekir: koruma talebinin hangi tarihte açıklandığı, Questura veya sınır polisi tarafından kaydın hangi tarihte yapıldığı ve hangi belgenin teslim edildiği. Başvurucunun adresi, telefon numarası veya e-posta bilgileri değiştiğinde bunların yetkili makamlara bildirilmesi de önemlidir; yeni AB düzenlemesi başvurucuya süreç boyunca yetkili makamlarla işbirliği yapma ve iletişim bilgilerini güncel tutma yükümlülüğü getirir.

1 Kasım 2026’dan sonra uygulamanın ilk döneminde Questura, Bölgesel Komisyonlar, kabul merkezi yöneticileri ve anlaşmalı kuruluşlar arasında görev paylaşımına ilişkin yerel farklılıklar ortaya çıkabilir. Bu nedenle işlemin yalnızca “randevu alındı” bilgisiyle takip edilmesi yeterli değildir; kayıt ve resmileştirme aşamalarının gerçekten tamamlanıp tamamlanmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.

Sonuç olarak, 2026 reformu iltica başvurusunu tek bir idari işlem olmaktan çıkarıp birbirini izleyen aşamalara ayırmıştır. 31 Ekim 2026’ya kadar Questura ve sınır polisi merkezi rolünü korumaktadır; 1 Kasım’dan itibaren ise başvurunun resmileştirilmesi başvurucunun bulunduğu duruma göre farklı makam ve kuruluşlar üzerinden yürütülecektir. Özellikle geçiş döneminde tarihler, verilen belgeler ve işlemin hangi aşamada bulunduğu dikkatle takip edilmelidir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Camera dei deputati nezdinde Göç alanında Menfaat Temsilcileri Siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicili – Göç ve İltica: n. 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da 5 yıldan sonra AB uzun dönem oturumu: 2026 gelir sınırı, A2 şartı ve yurtdışı süreleri

İtalya’da en az beş yıldır yasal ve kesintisiz şekilde yaşayan üçüncü ülke vatandaşları, belirli şartları sağladıklarında “AB uzun dönem ikamet edenler için oturum izni”ne başvurabilir. Bu statü, sıradan süreli oturum izinlerinden farklı olarak kalıcı bir hukuki konum sağlar. Ancak beş yılın dolmuş olması tek başına yeterli değildir: gelir, dil seviyesi, ikametin sürekliliği ve başvurunun dayandığı belgeler birlikte değerlendirilir.

Beş yıllık yasal ikamet nasıl hesaplanır?

İtalya Göç Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca temel şart, başvuru tarihinde en az beş yıldır geçerli bir oturum izniyle İtalya’da yasal olarak bulunmaktır. Bu sürenin yalnızca takvim hesabıyla değerlendirilmesi doğru değildir. İtalya dışındaki uzun süreli kalışlar da dikkate alınır.

Genel kural olarak, beş yıllık dönem içinde İtalya dışında altı aydan uzun kesintisiz bir kalış veya toplamda on ayı aşan yurtdışı süreleri, gerekli sürekliliğin oluşmasını engelleyebilir. Bununla birlikte askerlik yükümlülüğü, ciddi sağlık nedenleri veya belgelenebilen başka önemli sebepler nedeniyle gerçekleşen ayrılıklar farklı değerlendirilebilir.

Bu nedenle özellikle Türkiye ile İtalya arasında sık seyahat eden kişilerin yalnızca oturum kartlarının tarihine bakmaları yeterli değildir. Pasaport giriş-çıkışları ve fiili ikamet geçmişi de başvurudan önce dikkatle kontrol edilmelidir.

2026 için gelir şartı nedir?

Başvuru sahibinin yıllık gelirinin en az yıllık sosyal yardım tutarına ulaşması gerekir. INPS tarafından yayımlanan 2026 verilerine göre sosyal yardım aylık 546,24 avro ve yıllık 7.101,12 avrodur. Bu nedenle tek kişi için temel referans eşik 2026 yılı bakımından 7.101,12 avrodur.

Aile üyeleri için de uzun dönem oturum talep edildiğinde gerekli gelir seviyesi aile yapısına göre artar. Bu noktada yalnızca gelir miktarı değil, gelirin hukuken dikkate alınabilir ve belgelenebilir olması önemlidir. Maaş bordroları, vergi beyannameleri, iş sözleşmeleri ve diğer resmi gelir belgeleri başvurunun somut yapısına göre değerlendirilir.

A2 düzeyinde İtalyanca bilgisi

Uzun dönem oturum başvurusunda, kural olarak, en az A2 seviyesinde İtalyanca bilgisi kanıtlanmalıdır. Bu şart yalnızca Prefettura tarafından düzenlenen dil sınavıyla yerine getirilen bir yükümlülük değildir. Tanınmış kuruluşlardan alınmış A2 veya üzeri dil sertifikaları, İtalya’da alınmış belirli eğitim belgeleri veya mevzuatın kabul ettiği diğer belgeler de yeterli olabilir.

Uygun bir belge bulunmadığında, başvuru sahibi ikamet ettiği ilin Prefettura’sı nezdinde A2 düzeyi sınavına kayıt yaptırabilir. Uluslararası koruma sahipleri bakımından ise dil şartı uygulanmaz. Ayrıca ciddi öğrenme veya dil edinimi güçlüğü sağlık belgesiyle kanıtlanan bazı kişiler için de istisnalar öngörülmüştür.

Statü kalıcıdır, kartın kendisi 10 yıl geçerlidir

Uygulamada en çok karıştırılan noktalardan biri, “kalıcı statü” ile fiziksel oturum kartının geçerlilik süresinin aynı şey olmamasıdır. AB uzun dönem ikamet statüsü, kanunda belirtilen kayıp veya iptal sebepleri ortaya çıkmadığı sürece kalıcıdır. Buna karşılık yetişkinlere verilen elektronik kart 10 yıl, reşit olmayanlara verilen kart ise 5 yıl geçerlidir.

Kartın üzerinde bir son kullanma tarihinin bulunması, uzun dönem ikamet statüsünün o tarihte kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez. Süre sonunda yeni fotoğraflarla güncelleme ve yenileme başvurusu yapılması gerekir. Resmî açıklamalarda ayrıca, belgenin henüz güncellenmemiş olmasının tek başına çalışma hakkını ortadan kaldırmadığı; kişinin kimliğini geçerli bir belgeyle ispatlayabilmesi ve özellikle yenileme sürecini başlatmış olması halinde çalışmaya devam edebileceği belirtilmektedir.

Uzun süre yurtdışında kalmak statüyü etkileyebilir

Uzun dönem oturum statüsü kalıcı olmakla birlikte tamamen dokunulmaz değildir. Özellikle Avrupa Birliği topraklarının dışında 12 ay kesintisiz kalınması, statünün iptaline yol açabilecek hallerden biridir. Ayrıca İtalya’dan altı yıl boyunca uzak kalınması veya başka bir AB ülkesinde uzun dönem ikamet statüsünün kazanılması da mevzuatta öngörülen sonuçları doğurabilir.

Bu nedenle İtalya’dan Türkiye’ye kalıcı veya uzun süreli dönüş planlayan kişilerin yalnızca fiziksel kartın geçerlilik tarihine güvenmemeleri gerekir. Kart üzerinde daha uzun bir süre kalmış olsa bile, fiili yokluk süresi statünün korunması bakımından belirleyici olabilir.

Başvuru neden önemlidir?

AB uzun dönem oturum izni, sıradan süreli oturumlara kıyasla daha güçlü bir hukuki koruma sağlar. İtalya’da çalışma hakkını süreli izin yenilemelerine bağlı olmaktan büyük ölçüde çıkarır, bazı kamu ve sosyal haklara erişimi güçlendirir ve diğer AB ülkelerinde uzun süreli ikamet veya çalışma bakımından daha elverişli bir hukuki başlangıç noktası oluşturur. Bununla birlikte başka bir AB ülkesinde çalışma hakkı otomatik değildir; gidilecek ülkenin kendi göç mevzuatı ayrıca uygulanır.

Beş yıllık sürenin dolduğu durumlarda, başvuruyu ertelemek yerine ikamet sürekliliği, yurtdışı kalışlar, gelir ve dil şartının birlikte kontrol edilmesi çoğu zaman daha güvenli bir yoldur. Özellikle geçmişte uzun süre Türkiye’de kalmış, farklı türlerde oturum izinleri kullanmış veya gelir durumu değişken olan kişilerde dosyanın başvurudan önce hukuki açıdan incelenmesi önem taşır.


Avv. Fabio Loscerbo – Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da işini kaybeden yabancılar: “attesa occupazione” oturum izni, çalışma hakkı ve 2026’daki yeni INPS uygulaması

İtalya’da çalışan bir yabancının işini kaybetmesi, oturum hakkının otomatik olarak sona erdiği anlamına gelmez. İtalyan göç hukukunda işsiz kalan yabancıların yasal statülerini koruyabilmeleri için özel bir mekanizma vardır: “permesso di soggiorno per attesa occupazione”, yani iş arama sürecine bağlı oturum izni. Bu izin, yeni bir iş bulmak için zaman tanırken kişinin ülkede yasal olarak kalmaya devam etmesini ve yeniden çalışmaya başlamasını mümkün kılar.

İş kaybı oturum iznini otomatik olarak sona erdirmez

İtalyan Göç Yasası’nın (D.Lgs. 286/1998) 22. maddesi uyarınca, çalışma amacıyla verilen bir oturum iznine sahip yabancının işini kaybetmesi tek başına oturum izninin iptal edilmesi için yeterli değildir. Bu koruma yalnızca işveren tarafından yapılan fesihlerde değil, kural olarak çalışanın kendi isteğiyle işten ayrıldığı durumlarda da uygulanabilir.

Bu nedenle, iş ilişkisi sona erdiğinde en önemli hata hiçbir işlem yapmadan oturum izninin süresinin dolmasını beklemektir. İşsiz kalan kişinin iş arayan olarak kaydını düzenlemesi ve oturum statüsünün devamını sağlayacak başvuruyu zamanında yapması gerekir.

“Attesa occupazione” izni nasıl işler?

Çalışma iznini kaybetmiş olan yabancı, yetkili Centro per l’Impiego nezdinde iş arayan olarak kaydolabilir ve iş piyasasına yeniden girmek için gerekli işlemleri başlatabilir. Mevzuat, yabancının oturum izninin kalan geçerlilik süresi boyunca ve her hâlükârda en az bir yıllık bir dönem için bu statüden yararlanabilmesini öngörür.

Kişi işsizlik ödeneği veya başka bir gelir desteği alıyorsa, oturum izni bu desteğin devam ettiği süre boyunca yıllık olarak yenilenebilir. Gelir desteğinin sona ermesinden sonra da, yabancının aile biriminin kanunda öngörülen yeterli ekonomik kaynaklara sahip olduğunu gösterebildiği bazı durumlarda yenileme imkânı ayrıca değerlendirilebilir.

Başvuru nereye ve hangi belgelerle yapılır?

“Attesa occupazione” oturum izni başvurusu genel olarak Poste Italiane’nin “Sportello Amico” sistemi üzerinden posta kiti ile yapılır. Başvuru dosyasında pasaport ve mevcut oturum izninin yanı sıra, Centro per l’Impiego nezdinde yapılan iş arama kaydını gösteren belge veya varsa işsizlik desteğine ilişkin INPS belgesi yer alır.

Başvurunun ardından verilen posta makbuzu yalnızca dosyanın açıldığını gösteren bir belge değildir. Yasal başvurunun yapıldığını ispat eder ve başvuru sonuçlanıncaya kadar kişinin İtalya’daki yasal statüsünün korunmasında önemli rol oynar.

Yeni bir iş bulunursa yeniden çalışmak mümkündür

“Attesa occupazione” izni pasif bir bekleme statüsü değildir. Tam tersine, bu iznin temel amacı kişinin iş piyasasına yeniden girmesini sağlamaktır. Yeni bir işveren bulunduğunda, çalışma ilişkisi mevzuata uygun şekilde kurulabilir ve gerekli zorunlu işe giriş bildirimleri yapılabilir.

Ayrıca 2026 itibarıyla yürürlükte olan düzenleme, oturum izninin verilmesi, yenilenmesi veya dönüştürülmesi için yapılan başvurunun bekleme süresinde de çalışma hakkını açık biçimde korumaktadır. Bu nedenle, yalnızca Questura’nın yeni kartı henüz basmamış olması, diğer şartlar mevcutsa yabancının yasal olarak çalışmasına engel değildir.

2026’daki önemli gelişme: Assegno Unico ve Bonus Nido

2026 yılında “attesa occupazione” izni sahipleri açısından önemli bir değişiklik de sosyal haklar alanında gerçekleşti. INPS, 22 Ocak 2026 tarihli duyurusuyla, yargı kararları sonrasında bu izin sahiplerinin de şartları taşımaları hâlinde Assegno Unico e Universale ve Bonus Asilo Nido yardımlarına erişebileceğini kabul etti.

Bu değişiklik özellikle çocuklu aileler bakımından önemlidir. Geçmişte “attesa occupazione” izni nedeniyle reddedilen bazı başvuruların yeniden incelenmesi mümkündür. Bununla birlikte INPS, bu ödemelerin devam eden yargısal süreçlerin sonucuna bağlı olarak geri istenebilme ihtimaline ilişkin çekinceyi de korumaktadır. Bu nedenle, daha önce ret alan kişilerin durumlarını somut belgeler üzerinden yeniden değerlendirmeleri gerekir.

En kritik nokta: iş kaybından sonra pasif kalmamak

İtalya’da yabancı işçiler bakımından iş kaybı ile oturum hakkının kaybı aynı şey değildir. Ancak kanunun sağladığı koruma, gerekli idari adımlar zamanında atılmazsa fiilen etkisiz hâle gelebilir. Centro per l’Impiego kaydı, posta başvurusu, gelir desteği belgeleri ve yeni iş ilişkisinin doğru şekilde bildirilmesi birbirini tamamlayan aşamalardır.

Özellikle oturum izninin süresi dolmak üzereyse, işsizlik durumu uzun sürmüşse veya Questura yenileme konusunda tereddüt göstermişse, dosyanın yalnızca “işsiz kalındı” bilgisi üzerinden değil, kişinin çalışma geçmişi, yeni iş arama faaliyeti, aile durumu ve ekonomik kaynakları birlikte değerlendirilerek hazırlanması gerekir.

Sonuç olarak, işini kaybeden bir Türk vatandaşı için İtalya’dan ayrılmak zorunlu ve otomatik bir sonuç değildir. Doğru prosedür izlendiğinde “attesa occupazione” izni hem yasal kalışı koruyabilir hem de yeni bir işe geçiş için gerekli hukuki zemini sağlayabilir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia: Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – materia: Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da güçlü sosyal bağlar oturum hakkını koruyabilir: Cassazione’den özel ve aile hayatına ilişkin önemli karar

İtalya’da uzun süredir yaşayan, çalışan, aile ve sosyal bağlar kuran bir yabancının durumu yalnızca mevcut oturum izninin türüne göre değerl...