mercoledì 26 agosto 2026

İtalya’da çalışma oturumu için 2026 kuralları: 30 gün, 90 gün ve bekleme süresinde çalışma hakkı

İtalya’da çalışma amacıyla bulunan yabancılar için 2026 yılında yürürlüğe giren yeni kurallar, özellikle oturum izninin verilmesi ve yenilenmesi sırasında bekleme sürelerini yeniden düzenledi. En önemli nokta şu: belge henüz fiziksel olarak teslim edilmemiş olsa bile, başvurunun usulüne uygun yapıldığını gösteren makbuz birçok durumda yabancının İtalya’da yasal olarak kalmaya ve çalışmaya devam etmesini sağlar.

Tek çalışma izni için yeni 30 günlük süre

16 Nisan 2026 tarihli ve 83 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Avrupa Birliği’nin 2024/1233 sayılı Direktifini İtalyan hukukuna aktardı. Düzenleme 20 Mayıs 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlandı ve 4 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girdi.

Yeni sistemde, çalışma amacıyla İtalya’ya giriş yapan ve “permesso unico lavoro” kapsamına giren yabancı açısından önemli bir süre öngörülüyor: başvuru tamamlandıktan sonra Questura’nın tek çalışma iznini kural olarak 30 gün içinde düzenlemesi gerekiyor. Bu süre, çalışma için gerekli nulla osta prosedüründen sonraki oturum izni aşamasına ilişkindir.

Bu nedenle işverenin nulla osta başvurusu ile Questura’nın oturum izni işlemini birbirinden ayırmak gerekir. Çalışma izni sürecinde önce işveren tarafından yürütülen nulla osta aşaması, daha sonra ise yabancının İtalya’ya girişinden sonra oturum izninin düzenlenmesi aşaması vardır.

Yenilemelerde 90 günlük sistem

2026 reformu, genel oturum izinlerinin yenilenmesine ilişkin süreyi de değiştirdi. Daha önce 60 gün olarak öngörülen süre 90 güne çıkarıldı. Uygulamada bu değişiklik, hem idarenin işlem süresi hem de yenileme başvurusunun zamanında hazırlanması bakımından önemlidir.

Oturum izninin sona ermesini beklemek doğru değildir. Pasaportun geçerliliği, mevcut oturum kartı, çalışma sözleşmesi, gelir belgeleri, ikamet veya konaklama belgeleri ve ilgili izin türü için gerekli diğer evraklar önceden kontrol edilmelidir. Eksik belge, özellikle Questura tarafından ek evrak talep edilmesi halinde, işlemi ciddi biçimde uzatabilir.

Oturum kartını beklerken çalışmak mümkün mü?

Evet. İtalyan Göç Kanunu’nun 5. maddesinin 9-bis fıkrası, oturum izninin ilk verilmesi, yenilenmesi veya başka bir izin türüne dönüştürülmesi sırasında başvurunun usulüne uygun biçimde yapılmış olması halinde yabancının bekleme döneminde çalışabilmesini korur.

Bu noktada en önemli belge, başvurunun yapıldığını gösteren ricevuta, yani resmi başvuru makbuzudur. Fiziksel oturum kartının henüz hazır olmaması tek başına çalışma ilişkisinin kesilmesi gerektiği anlamına gelmez. Makbuz, başvurunun idareye sunulduğunu ispatlayan temel belgedir ve işverene de gösterilebilir.

Bu koruma özellikle yenileme veya çalışma iznine dönüştürme işlemlerinin aylar sürdüğü durumlarda önem taşır. İdari gecikmenin yabancıyı otomatik olarak düzensiz duruma düşürmemesi ve düzenli çalışmayı engellememesi amaçlanmaktadır.

İşveren açısından da önemli bir güvence

Yeni düzenleme yalnızca yabancı çalışanı değil, işvereni de ilgilendiriyor. Geçerli bir başvuru makbuzu bulunan kişinin çalıştırılması, sadece yeni kart henüz basılmadığı için hukuka aykırı hale gelmez. Bununla birlikte işverenin, çalışanın mevcut izin türünü ve devam eden başvurunun gerçekten çalışma hakkı verip vermediğini kontrol etmesi gerekir.

Tek çalışma izni prosedüründe işverenin ayrıca nulla osta sürecine ilişkin iletişimleri yabancı çalışana zamanında bildirme yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bu nedenle işveren ile çalışan arasındaki iletişim, özellikle olumsuz bir karar veya ek belge talebi halinde önem kazanır.

Ret kararı gelirse durum değişir

Bekleme süresinde çalışma hakkı sınırsız değildir. Questura’nın başvuruyu reddetmesi ve kararın hukuki etkilerinin başlaması halinde, başvuru makbuzuna dayanarak çalışma imkânı devam etmeyebilir. Böyle bir durumda kararın gerekçesi, tebliğ tarihi ve varsa itiraz veya dava süresi derhal incelenmelidir.

Özellikle uzun süredir İtalya’da yaşayan, düzenli çalışan veya güçlü aile bağları bulunan yabancılar bakımından ret kararının sadece formel gerekçesi değil, kişinin aile hayatı, sosyal entegrasyonu ve mevcut çalışma ilişkisi de hukuki değerlendirmede önem taşıyabilir.

Pratik olarak ne yapılmalı?

Oturum izni başvurusu yapıldıktan sonra ricevuta mutlaka saklanmalı, bir kopyası işverene verilmeli ve Questura’dan gelen tüm çağrılar takip edilmelidir. Adres veya telefon numarası değişmişse ilgili makamların bilgilendirilmesi, kayıp tebligatların önüne geçebilir.

Başvuru uzun süre sonuçlanmıyorsa yalnızca beklemek her zaman en iyi çözüm değildir. Dosyanın durumunun yazılı olarak sorulması, gerektiğinde resmi bir sollecito gönderilmesi ve hukuken mümkün olan durumlarda idarenin hareketsizliğine karşı başvuru yollarının değerlendirilmesi mümkündür.

2026 reformlarının temel sonucu şudur: çalışma ve oturum süreçleri daha belirli sürelerle düzenlenmiş olsa da, yabancının haklarını koruyabilmesi için başvuru tarihini, ricevuta’yı, Questura yazışmalarını ve çalışma belgelerini düzenli biçimde muhafaza etmesi hâlâ belirleyicidir.

Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

martedì 25 agosto 2026

İtalya’da aile birleşimi: 2 yıllık ikamet ve 150 günlük izin süresi

İtalya’da yaşayan yabancılar için aile birleşimi, yalnızca aile bireylerini ülkeye getirmeye yarayan idari bir işlem değildir. Bu prosedür, aile hayatının korunması hakkıyla doğrudan bağlantılıdır. Ancak son değişikliklerle birlikte başvurunun zamanlaması, İtalya’daki yasal ikamet süresi ve Prefettura’nın karar süresi konusunda dikkat edilmesi gereken yeni kurallar bulunmaktadır.

İki yıllık yasal ve kesintisiz ikamet şartı

İtalya Göç Kanunu’nun (D.Lgs. 286/1998) 28 ve 29. maddelerinde düzenlenen aile birleşimi prosedüründe, 2024 sonunda yürürlüğe giren değişiklikler önemli bir yenilik getirdi. Genel kural olarak, aile birleşimi başvurusu yapacak yabancının İtalya’da en az iki yıl yasal ve kesintisiz ikamet etmiş olması gerekir.

Bu şart her durumda aynı şekilde uygulanmaz. Uluslararası koruma sahipleri bakımından özel hükümler geçerlidir. Ayrıca küçük çocuklarla ilgili aile birleşimlerinde iki yıllık şartın uygulanmadığı durumlar bulunmaktadır. Bu nedenle yalnızca oturma izninin türüne bakmak yeterli değildir; başvurunun hangi aile ferdi için yapılacağı da önem taşır.

Oturma izni yenilenirken de başvuru mümkün olabilir

Pratikte sık karşılaşılan sorunlardan biri, oturma izninin süresinin dolmuş ancak yenileme başvurusunun henüz sonuçlanmamış olmasıdır. Mevcut resmi uygulamaya göre, oturma izninin yenilenmesi için yapılan başvurunun makbuzu, diğer şartlar mevcutsa aile birleşimi için nulla osta talebinin sunulmasına engel değildir. Bu nedenle yalnızca yeni elektronik oturma kartının basılmasını beklemek her zaman gerekli değildir.

Nulla osta için süre artık 150 gün

3 Ekim 2025 tarihli 146 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Göç Kanunu’nun 29. maddesi değiştirilmiş ve aile birleşimi için gerekli nulla osta belgesinin verilmesine ilişkin süre 90 günden 150 güne çıkarılmıştır. Bu, başvurunun yapıldığı tarihten itibaren idarenin inceleme süresinin belirgin biçimde uzadığı anlamına gelir.

Başvurunun eksik belgelerle yapılması bu süreyi daha da uzatabilir. Prefettura veya Sportello Unico per l’Immigrazione ek belge talep ettiğinde, prosedürün sonuçlanması gecikebilir. Bu nedenle gelir belgeleri, konut uygunluk belgesi, aile bağını gösteren belgeler ve başvurucunun oturma statüsüne ilişkin evrakların ilk aşamada eksiksiz hazırlanması büyük önem taşır.

Başvuru nasıl ilerler?

Aile birleşimi başvurusu elektronik olarak İçişleri Bakanlığı’nın ALI sistemi üzerinden yapılır. İlk aşamada Sportello Unico per l’Immigrazione, başvurucunun oturma iznini, gelirini, konut şartlarını ve güvenlik bakımından engel bulunup bulunmadığını değerlendirir. Olumlu sonuçlanması halinde nulla osta düzenlenir ve süreç, aile ferdinin bulunduğu ülkedeki yetkili İtalyan konsolosluğunda vize başvurusuyla devam eder.

Nulla osta düzenlendikten sonra aile ferdi, belgeyi aile vizesi için kullanmalıdır. İtalya’ya girişten sonra ise yasal süreler içinde oturma izni işlemlerinin başlatılması gerekir. Bu nedenle aile birleşimi tek bir başvurudan değil, birbirine bağlı birkaç idari aşamadan oluşur.

Gecikme veya ret durumunda ne yapılabilir?

Başvuru reddedilmek üzereyse idare, birçok durumda 241/1990 sayılı Kanun’un 10-bis maddesi uyarınca bir ret ön bildirimi gönderir. Bu aşama önemlidir; çünkü başvurucu, idarenin itiraz ettiği noktaları açıklama ve eksikleri hukuki ve belgesel olarak giderme imkânına sahip olabilir.

Kesin ret kararı verilmesi halinde ise aile birliği hakkına ilişkin uyuşmazlıklarda mahkemeye başvuru mümkündür. Özellikle aile hayatının korunması, çocuğun üstün yararı ve başvurucunun İtalya’daki yerleşik hayatı gibi unsurlar somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak, aile birleşimi başvurusunda bugün en önemli üç nokta şunlardır: başvurucunun yasal ikamet süresinin doğru hesaplanması, dosyanın ilk günden eksiksiz hazırlanması ve 150 günlük idari sürenin bilinerek sürecin düzenli biçimde takip edilmesi.

Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

lunedì 24 agosto 2026

İtalya’da iltica başvurularında yeni sınır bölgeleri: hızlandırılmış prosedür ne anlama geliyor?

İtalya İçişleri Bakanlığı’nın 21 Temmuz 2026 tarihli ve 10 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararnamesi, sınır ve transit bölgelerinin kapsamını genişletti. Düzenleme, sığınma başvurularının bazı yerlerde hızlandırılmış sınır prosedürü içinde incelenebilmesini sağlayan yeni bir idari çerçeve oluşturuyor. Bu değişiklik özellikle uluslararası koruma başvurusu yapmayı düşünen veya başvurusunu yeni yapmış yabancılar açısından önem taşıyor.

Yeni düzenleme neyi değiştiriyor?

Kararname, 25 ilde yeni sınır veya transit alanlarını kapsıyor. Bunlar arasında Bologna, Milano, Verona, Venezia, Padova, Treviso, Udine, Pordenone, Genova, Imperia, Varese ve diğer iller bulunuyor. Ancak bir ilin listede yer alması, o ilin tamamının hukuken “sınır bölgesi” olduğu anlamına gelmiyor; uygulama, kararnameyle belirlenen alanlar ve bu alanlarla bağlantılı merkezler bakımından önem kazanıyor.

Sınır prosedürü, başvurunun olağan prosedüre göre daha hızlı incelenmesine yol açabilir. Bu nedenle başvuru sahibinin kimliği, seyahat güzergâhı, geldiği ülke, varsa güvenli ülke değerlendirmesi, daha önce başka bir Avrupa Birliği ülkesinde kayıt veya başvuru bulunup bulunmadığı ve kişisel korunma nedenleri ilk aşamada daha yoğun biçimde incelenebilir.

Hızlandırılmış prosedür hakları ortadan kaldırmaz

Hızlandırılmış prosedür, başvuru sahibinin haklarını ortadan kaldırmaz. Kişinin uluslararası koruma talebinde bulunma, kişisel hikâyesini anlatma, belgelerini sunma, tercümandan yararlanma, hukuki yardım alma ve olumsuz karara karşı yargı yoluna başvurma hakkı devam eder. Ancak sürelerin daha kısa olması nedeniyle, özellikle ret kararının tebliğinden sonra gecikmeden hukuki değerlendirme yapılması gerekir.

Başvurunun sınır prosedüründe incelenmesi, bazı durumlarda kişinin hareket özgürlüğü üzerinde daha sıkı tedbirler uygulanmasına da yol açabilir. Mevzuat, belirli koşullar altında sınır prosedürü süresince alıkoyma veya alternatif tedbirlerin uygulanmasına izin vermektedir. Bu nedenle başvuru sahibi, kendisine verilen her belgenin içeriğini ve özellikle belge üzerinde yazılı tebliğ tarihlerini dikkatle kontrol etmelidir.

Özel ihtiyaçları olan kişiler için ek güvenceler

Kırılgan durumda olan kişiler bakımından ayrıca özel güvenceler bulunmaktadır. Yaş, sağlık durumu, engellilik, travma, hamilelik, insan ticareti mağduriyeti veya başka özel ihtiyaçlar varsa bunların mümkün olan en erken aşamada yetkili makamlara bildirilmesi önemlidir. Bu unsurlar, uygulanacak prosedürün belirlenmesinde ve kişinin ihtiyaç duyduğu desteğin sağlanmasında etkili olabilir.

Başvuru sahibi ne yapmalı?

Pratik açıdan en önemli nokta şudur: İtalya’da uluslararası koruma başvurusu yalnızca sınır kapısında değil, kişinin fiilen bulunduğu yerde yetkili Questura nezdinde de yapılabilir. Buna karşılık kişi bir sınır veya transit bölgesinde yakalanmışsa ya da doğrudan bu alanlarda başvuru yapmışsa, yeni düzenleme nedeniyle dosyasının olağan usulden farklı ve daha hızlı bir prosedüre alınması ihtimali artmıştır.

Bu nedenle başvuru sahiplerinin pasaport, kimlik belgeleri, aile bağlarını gösteren belgeler, sağlık raporları, tehdit veya zulme ilişkin kanıtlar, yazışmalar, fotoğraflar ve kişisel hikâyeyi destekleyen diğer belgeleri mümkün olduğunca erken hazırlaması önem taşır. İltica prosedüründe her dosya kişisel koşullara göre değerlendirilir; yalnızca vatandaşlık veya gelinen ülke, tek başına sonucu belirlemez.

Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

sabato 22 agosto 2026

İtalya’da iltica başvurusu yapanlar için çalışma süresi değişti: artık 90 gün beklemek gerekiyor

İtalya’da uluslararası koruma başvurusu yapan kişilerin çalışma hakkına erişiminde önemli bir değişiklik yürürlüğe girdi. 7 Ağustos 2026 tarihli ve 145 sayılı Kanun, 12 Haziran 2026 tarihli 100 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyi değişiklik yapmadan kanunlaştırdı. Yeni düzenlemeye göre, iltica başvurusunda bulunan kişi artık başvurunun resmileştirilmesinden itibaren 90 gün geçtikten sonra çalışmaya başlayabiliyor. Önceki sistemde bu süre 60 gündü.

Bu değişiklik özellikle İtalya’da yeni uluslararası koruma başvurusu yapan kişiler, onları işe almak isteyen işverenler ve başvuru sürecinde ekonomik bağımsızlık kazanmaya çalışan yabancılar açısından doğrudan sonuç doğuruyor.

Yeni kural ne söylüyor?

Değişiklik, 18 Ağustos 2015 tarihli ve 142 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 22. maddesinde yapıldı. 100/2026 sayılı düzenlemenin 10. maddesiyle, çalışma hakkının başlangıcı bakımından kullanılan “başvurunun sunulmasından itibaren 60 gün” ifadesi kaldırıldı ve yerine “başvurunun resmileştirilmesinden itibaren 90 gün” kuralı getirildi.

Dolayısıyla yeni sistemde iki unsur önem taşıyor: yalnızca uluslararası koruma talebinde bulunmuş olmak yeterli değil; 90 günlük sürenin hangi tarihten itibaren hesaplanacağı da doğru belirlenmeli. Kanun artık başlangıç noktası olarak başvurunun resmileştirilmesini esas alıyor.

90 günlük süre hangi tarihten başlıyor?

Geçiş döneminde bu konu ayrıca düzenlendi. 100/2026 sayılı düzenlemenin 17. maddesine göre, 12 Haziran 2026’dan itibaren ve teknik uyum süreci boyunca uluslararası koruma başvurusu, Questura veya sınır polisi tarafından yapılan kayıt anında şahsen resmileştirilmiş sayılıyor. Ayrıca 31 Ekim 2026’ya kadar başvuru iradesinin alınması, kaydı ve resmileştirilmesi konusunda Questure ve sınır polisi yetkili olmaya devam ediyor.

Bu nedenle 12 Haziran 2026’dan sonra yapılan yeni başvurularda, uygulamada 90 günlük sürenin hesabı bakımından kayıt tarihi özel önem taşıyor. Başvuru sahibinin kendisine verilen belgedeki tarihi dikkatle kontrol etmesi ve belgenin bir kopyasını saklaması gerekir.

12 Haziran 2026’dan önce başvuru yapanlar ne olacak?

Yeni düzenleme herkes için aynı şekilde uygulanmıyor. Geçiş hükmü açıkça, 12 Haziran 2026’dan önce sunulan uluslararası koruma başvuruları nedeniyle başlatılmış idari veya adli işlemlerde önceki düzenlemenin uygulanmaya devam edeceğini öngörüyor.

Bu nedenle başvurusu 12 Haziran 2026’dan önce yapılmış olan kişilerin durumu, yeni başvuru sahiplerinden farklı değerlendirilmeli. Bu dosyalarda eski 60 günlük rejimin uygulanması gündeme gelir. Başvurunun tarihi ile dosyanın hangi hukuki rejime tabi olduğu birlikte kontrol edilmelidir.

90 gün dolduktan sonra çalışmak için ne gerekir?

90 günlük sürenin dolması, iltica başvurusunun kabul edildiği anlamına gelmez. Kişi hâlâ uluslararası koruma başvuru sahibidir. Ancak kanunun öngördüğü süre tamamlandığında, başvuru sahibinin çalışma faaliyetine erişimi mümkün hale gelir.

İşveren açısından da normal iş hukuku yükümlülükleri devam eder. İşe girişin usulüne uygun biçimde bildirilmesi ve çalışanın uluslararası koruma başvuru sahibi olduğunu ve çalışma hakkının başladığını gösteren belgelerin kontrol edilmesi gerekir. Uygulamada en önemli nokta, 90 günlük sürenin gerçekten dolup dolmadığını belge üzerinden doğrulamaktır.

Başvuru sahibi açısından ise yalnızca sözlü bilgiye güvenmek yerine, Questura tarafından verilen belgeyi, kayıt veya resmileştirme tarihini ve varsa sonraki belgeleri saklamak önemlidir. Özellikle işverenin çalışma hakkı konusunda tereddüt etmesi halinde, bu belgeler belirleyici olacaktır.

Çalışmaya başlamak oturma statüsünü değiştirmez

Uluslararası koruma başvurusuna bağlı olarak çalışabilmek ile çalışma amaçlı bağımsız bir oturma iznine sahip olmak aynı şey değildir. Başvuru sahibinin çalışma hakkı, uluslararası koruma prosedürü devam ederken tanınan bir haktır. Bu nedenle bir iş sözleşmesi yapılması, tek başına iltica prosedürünü sona erdirmez veya otomatik olarak çalışma amaçlı oturma iznine dönüşüm sağlamaz.

Bu ayrım özellikle uzun süreli iş sözleşmesi bulan başvuru sahipleri açısından önemlidir. Çalışma ilişkisinin varlığı kişinin sosyal ve ekonomik durumunda önemli olabilir, ancak hangi oturma izninin mümkün olduğu ayrı bir hukuki değerlendirme gerektirir.

Questura işlemleri gecikirse ne yapılmalı?

Yeni düzenlemede sürenin başvurunun resmileştirilmesine bağlanması, idari işlemlerin tarihini daha da önemli hale getiriyor. Başvuru sahibi, kayıt veya resmileştirme tarihinin belgelendirildiğinden emin olmalıdır. Belgede tarih bulunmaması, tarihlerin çelişkili olması veya Questura’nın işlemi uzun süre tamamlamaması halinde, çalışma hakkının başlangıcının belirlenmesi için dosyanın somut olarak incelenmesi gerekebilir.

Özellikle bir iş teklifi mevcutsa, kişinin yalnızca “iltica başvurusu yaptım” demesi yeterli olmayabilir. Başvuru tarihi, kayıt tarihi ve verilen belge birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç

2026 reformu, İtalya’da uluslararası koruma başvurusu yapanların iş piyasasına erişim süresini uzattı. Yeni başvurularda temel kural, çalışmanın başvurunun resmileştirilmesinden 90 gün sonra mümkün olmasıdır. Bununla birlikte 12 Haziran 2026’dan önce başlayan işlemler için önceki rejimin uygulanmaya devam etmesi nedeniyle, her dosyada başvuru tarihinin doğru belirlenmesi önem taşır.

Çalışma hakkı konusunda tereddüt varsa, işe başlamadan önce başvuru belgesinin ve ilgili tarihlerin hukuki olarak kontrol edilmesi, hem çalışan hem de işveren açısından daha güvenli bir yol olacaktır.

Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’Unione europea n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

İtalya’da çalışmak için yeni yol: SIISL sistemi

İtalya, yurtdışında mesleki ve yurttaşlık-dil eğitimi tamamlayan yabancıların işgücü piyasasına erişimini kolaylaştıran yeni bir uygulamayı hayata geçirdi. 22 Haziran 2026 tarihli Bakanlıklararası Karar ile, İtalya Göç Kanunu’nun 23. maddesi kapsamında onaylanmış eğitim programlarını başarıyla tamamlayan yabancıların SIISL sistemine kaydedilmesine ilişkin usuller belirlendi. Kararın yayımlandığına ilişkin resmi duyuru 19 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.

SIISL nedir?

SIISL, yani Sosyal ve Çalışma Hayatına Dahil Olma Bilgi Sistemi, İtalya Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde kurulan ve INPS tarafından yönetilen bir platformdur. Sistem, iş arayan kişiler ile işverenleri buluşturmayı amaçlar.

Yeni düzenleme özellikle yurtdışında, İtalya Göç Kanunu’nun 23. maddesi çerçevesinde onaylanmış mesleki eğitim ile yurttaşlık ve dil eğitimi programlarını tamamlayan yabancıları ilgilendiriyor. Bu kişiler artık SIISL içinde bir mesleki profile sahip olabilecek ve eğitim aldıkları sektörlerle uyumlu işverenler tarafından görülebilecek.

Kayıt işlemini yabancı kişi tek başına yapmıyor

Yeni sistemde kayıt, eğitimi düzenleyen veya onaylı programı sunan kuruluşun aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Eğitimini başarıyla tamamlayan kişinin bilgileri, Çalışma Bakanlığının yurtdışında eğitim alan yabancılara ilişkin platformundan SIISL sistemine aktarılıyor. Programı yürüten kuruluş, gerekli kişisel ve mesleki bilgileri tamamlıyor; ardından SIISL ilgili yabancıya profilini etkinleştirmesi için otomatik bildirim gönderiyor.

Profil etkinleştirildiğinde sistem, tamamlanan eğitim bilgilerini içeren önceden hazırlanmış bir özgeçmiş oluşturuyor. Bu özgeçmiş, kişinin aldığı eğitimle uyumlu sektörlerde faaliyet gösteren işverenlere görünür hale geliyor.

En önemli avantaj: Decreto Flussi kotasının dışında çalışma imkânı

Bu düzenlemenin en önemli yönü, Göç Kanunu’nun 23. maddesi kapsamında eğitimini tamamlayan kişilerin İtalya’ya çalışma amacıyla girişinin olağan Decreto Flussi kotalarına bağlı olmamasıdır. Başka bir ifadeyle, gerekli şartlar mevcut olduğunda bu kanal yılın yalnızca belirli “click day” tarihlerine bağlı değildir ve kota dolduğu için başvurunun yapılamaması sorunu ortaya çıkmaz.

Ancak SIISL kaydı tek başına İtalya’ya giriş veya çalışma hakkı vermez. İtalya’daki bir işverenin ilgili kişi adına İçişleri Bakanlığının Portale ALI sistemi üzerinden isim belirtilerek çalışma izni, yani nulla osta al lavoro, talep etmesi gerekir.

Nulla osta, vize ve oturma izni nasıl ilerliyor?

Onaylı eğitimi tamamlayan kişi için işveren tarafından yapılan isimli çalışma izni başvurusunda, genel olarak Sportello Unico per l’Immigrazione tarafından 30 gün içinde nulla osta verilmesi öngörülmektedir. Mevzuatta öngörülen bazı özel kontroller ve istisnalar saklıdır.

Yabancı kişi, eğitim programının tamamlanmasından itibaren 12 ay içinde çalışma vizesi başvurusunda bulunabilir. Vize, yetkili İtalyan diplomatik veya konsolosluk temsilciliği tarafından değerlendirilir ve mevzuat gereği 90 güne kadar uzayabilen bir inceleme süreci söz konusu olabilir.

İtalya’ya girişten sonra işveren ile yabancı çalışan arasındaki soggiorno sözleşmesinin 15 gün içinde imzalanması gerekir. Oturma izni henüz Questura tarafından düzenlenmemiş olsa bile, kanunun öngördüğü şartlar çerçevesinde başvurunun sonuçlanmasını beklerken çalışma faaliyetine başlanabilir.

Türkiye’de yaşayanlar açısından ne anlama geliyor?

Türkiye’de yaşayan bir kişinin herhangi bir meslek kursu veya dil kursunu tamamlamış olması bu özel prosedürden yararlanması için yeterli değildir. Eğitim programının İtalya Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından Göç Kanunu’nun 23. maddesi kapsamında onaylanmış olması gerekir.

Bu nedenle İtalya’da çalışmayı planlayan kişilerin, kursa başlamadan önce programın gerçekten bu özel yasal çerçeveye dahil olup olmadığını kontrol etmeleri önemlidir. Onaylı bir programın tamamlanması, SIISL üzerinden işverenlerle daha görünür bir şekilde eşleşmeyi ve kota sisteminin dışında yasal çalışma girişine ulaşmayı mümkün kılan somut bir yol oluşturabilir.

Yeni SIISL uygulaması, yurtdışında eğitim ile İtalya’daki gerçek işgücü ihtiyacını daha doğrudan bir şekilde birleştirmeyi amaçlıyor. Ancak prosedür birkaç farklı makamı ve aşamayı içerdiğinden, eğitim programının hukuki niteliği, iş teklifinin şartları ve nulla osta ile vize sürecinin doğru şekilde yürütülmesi özellikle önem taşıyor.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’Unione europea n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

giovedì 20 agosto 2026

Göçmenlik işlemlerinde idareyle yazışmaların belgelenmesinin önemi

Göçmenlik ve oturma izni işlemlerinde yabancının haklarının korunması yalnızca hukuki kuralların bilinmesine bağlı değildir. İdareyle yürütülen sürecin her aşamasının belgelenmesi de büyük önem taşır. Oturma izni, yenileme, uluslararası koruma, aile birleşimi ve Questura ya da Prefettura ile iletişim gibi işlemlerin giderek daha büyük bir bölümü elektronik posta, dijital platformlar ve çevrimiçi randevu sistemleri üzerinden yürütülmektedir. Bu nedenle gönderim ve teslim belgeleri, e-postalar, ekran görüntüleri, randevu talepleri ve idareden gelen yanıtlar dikkatle saklanmalıdır. Teknik bir arıza, randevu bulunamaması veya platformun çalışmaması nedeniyle işlemin tamamlanamaması hâlinde, bu belgeler başvurucunun zamanında ve özenli davrandığını göstermeye yardımcı olabilir. Göçmenlik hukuku alanında çalışan avukatın rolü yalnızca yargı aşamasında değil, idari süreç boyunca da önemlidir. Zamanında yapılan resmi yazışmalar, sürecin kronolojik olarak düzenlenmesi ve her adımın belgelenmesi, daha sonra ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda güçlü bir koruma sağlar. Avv. Fabio Loscerbo Avvocato Cassazionista Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione Lobbista presso il Registro per la trasparenza dell’Unione europea in materia di Migrazione e Asilo, n. 280782895721-36 ORCID 0009-0004-7030-0428

giovedì 23 luglio 2026

İşveren ortadan kaybolunca çalışma izni iptal edildi: İtalyan mahkemesi kararı onadı


İşveren ortadan kaybolunca çalışma izni iptal edildi: İtalyan mahkemesi kararı onadı

İtalya’da bir idare mahkemesi, işverenin işe alım sürecini tamamlamaması ve daha sonra ulaşılamaz hale gelmesi üzerine, yabancı işçi giriş kotaları kapsamında verilmiş bir çalışma izninin iptalini hukuka uygun buldu.

Emilia-Romagna Bölge İdare Mahkemesi, 1 Temmuz 2026 tarihli ve 1263 sayılı kararıyla, yabancı bir işçinin Rimini Valiliği tarafından verilen çalışma izninin iptaline karşı açtığı davayı reddetti.

Bu dava, İtalyan göç sisteminin sık karşılaşılan zayıflıklarından birini ortaya koyuyor: Yabancı bir işçi geçerli vize ve çalışma izniyle İtalya’ya yasal olarak girebiliyor, ancak işveren gerekli işlemleri tamamlamadığı için daha sonra oturumunu düzenleme imkânını kaybedebiliyor.

İşveren randevulara gelmedi

İşçi, bağımlı çalışma izni aldıktan sonra Mart 2024’te İtalya’ya giriş yaptı. İtalyan mevzuatına göre işveren ile işçinin, ülkeye giriş tarihinden itibaren on beş gün içinde oturum sözleşmesini imzalaması ve bu sözleşmenin Göçmenlik Tek Masası’na iletilmesi gerekiyordu.

Ancak bu işlem hiçbir zaman tamamlanmadı.

Valilik, sürecin sonuçlandırılması için birden fazla randevu verdi. Buna rağmen işveren randevulara katılmadı ve daha sonra tamamen ulaşılamaz hale geldi.

Mahkeme kararında yer alan bilgilere göre aynı işveren, gerekli mali kapasiteye ve ciroya sahip olmadığı halde kırk iki çalışma izni başvurusu yapmıştı.

İşçi, bir avukatın yardımıyla durumu çözmeye çalıştı. Kendisine yeni bir işveren bulması da söylendi. Ancak idarenin kabul edilebilir gördüğü süre içinde yeni bir işverenle resmi işlem tamamlanmadı.

Bunun üzerine Valilik, başlangıçta verilmiş olan çalışma iznini iptal etti.

Mahkeme: Süreç süresiz olarak açık bırakılamaz

Mahkeme, Valiliğin hukuka uygun hareket ettiğine karar verdi.

1998 tarihli ve 286 sayılı İtalyan Yasama Kararnamesi’nin 22. maddesine göre, oturum sözleşmesi yasal süre içinde imzalanıp iletilmezse çalışma izni iptal edilebilir. Ancak gecikme mücbir sebepten ya da işçiye yüklenemeyecek nedenlerden kaynaklanıyorsa iptal uygulanmamalıdır.

Hâkimler işverenin ortadan kaybolduğunu kabul etti. Buna rağmen idari sürecin, işçinin yeni bir işveren bulmasını beklemek amacıyla süresiz biçimde açık tutulamayacağı sonucuna vardı.

Mahkemeye göre ilk işverenin kesin olarak süreçten çekilmesi, işlemlerin tamamlanmasını imkânsız hale getirmişti. Bu nedenle iptal, idarenin takdirine bağlı bir tercih değil, hukuken zorunlu bir sonuç olarak değerlendirildi.

Kota sisteminin katı biçimde yorumlanması

Karar, İtalyan idari yargısında giderek güçlenen katı bir yaklaşımın parçasıdır.

Bu yaklaşıma göre çalışma izninin iptali, önceki bir idari kararın olağan şekilde geri alınması değildir. Daha çok, ülkeye giriş ve oturum sürecinin tamamlanması için gerekli şartların bulunmaması veya sonradan ortadan kalkması nedeniyle hakkın kaybedilmesi olarak kabul edilmektedir.

Bu hukuki nitelendirme önemli sonuçlar doğurur. İdare, uygulanabilir mevzuat açıkça gerektirmediği sürece, işçinin kişisel durumunu bütünüyle yeniden değerlendirmek zorunda değildir. İşçinin entegrasyon seviyesi, çalışma imkânları, iyi hali veya sabıka kaydının bulunmaması tek başına belirleyici olmayabilir.

Mahkeme ayrıca çalışma izninin sadece sahte belge ya da dolandırıcılık halinde değil, işçinin ülkeye girişine ilişkin temel şartların eksik olması halinde de iptal edilebileceğini belirtti. İşverenin ekonomik yeterliliği ve teklif edilen işin gerçekten mevcut olması bu şartlar arasında yer almaktadır.

İşverenin davranışının sonuçlarını işçi taşıyor

Bununla birlikte dava, ciddi bir hakkaniyet sorunu doğuruyor.

Kanun, sözleşmenin tamamlanmamasının işçiye yüklenemediği durumlarda çalışma izninin iptal edilmemesi gerektiğini açıkça öngörmektedir. Ancak birçok olayda işçinin işverenin davranışları üzerinde hiçbir gerçek kontrolü bulunmamaktadır.

Bir yabancı, vize almış, ülkesini terk etmiş, önemli masraflara katlanmış ve idarenin tüm taleplerini yerine getirmiş olabilir. Buna rağmen İtalya’ya geldikten sonra işverenin artık kendisini işe almak istemediğini veya başından beri bunu yapabilecek ekonomik kapasitesinin bulunmadığını öğrenebilir.

Buna rağmen idari uygulamada bütün sonuçlar çoğu zaman işçinin üzerine bırakılmaktadır.

Ortada açık bir çelişki vardır: İdare, bir iş teklifine dayanarak yabancının ülkeye girişine izin vermekte; ancak işveren daha sonra ortadan kaybolduğunda, işçi iyi niyetle hareket etmiş olsa bile İtalya’da yasal olarak kalma imkânını kaybedebilmektedir.

İşveren değişikliği sorunu hâlâ çözümsüz

Davanın bir diğer temel noktası, ilk işverenin yerine başka bir işverenin geçip geçemeyeceğidir.

Mahkeme, Valiliğin yeni bir işveren bulunana kadar süreci açık tutmak zorunda olmadığına karar verdi. Mevcut sistemde çalışma izni genel olarak belirli bir işverene, belirli bir iş teklifine ve belirli bir giriş kotasına bağlıdır.

Ancak bu dava daha açık kurallara ihtiyaç olduğunu göstermektedir.

İlk işveren ortadan kaybolduğunda, iflas ettiğinde veya güvenilir olmayan başvurular yaptığı ortaya çıktığında, işçinin oturumunu düzenleme imkânını otomatik olarak kaybetmemesi gerekir.

İşveren değişikliğine izin veren açık ve yeknesak bir prosedür, İtalya’ya yasal ve iyi niyetli biçimde giren işçileri koruyabilir. Böyle bir sistem aynı zamanda kota sisteminin kötüye kullanılmasına karşı denetimleri de zayıflatmak zorunda değildir.

İtalyan sisteminin yapısal sorunu

Karar daha derin bir sorunu da ortaya koyuyor: İşverenler hakkındaki temel kontroller çoğu zaman çok geç yapılıyor.

İdare, işverenin mali yeterliliğini ve güvenilirliğini ancak işçi İtalya’ya girdikten sonra kontrol ederse, idari sürecin başarısızlık riski fiilen yabancı işçinin üzerine aktarılmış olur.

Böylece işçi, yetersiz ön kontrollerin, hileli işe alım uygulamalarının veya işverenin sonradan işlemleri tamamlamayı reddetmesinin sonuçlarına katlanmak zorunda kalır.

Vize ve çalışma izni verilmeden önce daha sıkı denetim yapılması, bu tür olayların sayısını azaltabilir. Aynı zamanda mevzuat, iş ilişkisinin başarısız olmasından sorumlu olmayan işçiye etkili bir koruma sağlamalıdır.

Hileli başvurularla mücadele gereklidir. Ancak bu mücadele, İtalya’ya yasal olarak giren ve kamu makamlarının önceden onayladığı bir iş teklifine güvenen işçilerin otomatik olarak cezalandırılmasına dönüşmemelidir.

Avv. Fabio Loscerbo
ORCID: https://orcid.org/0009-0004-7030-0428

İtalya’da çalışma oturumu için 2026 kuralları: 30 gün, 90 gün ve bekleme süresinde çalışma hakkı

İtalya’da çalışma amacıyla bulunan yabancılar için 2026 yılında yürürlüğe giren yeni kurallar, özellikle oturum izninin verilmesi ve yenilen...