lunedì 2 novembre 2026

Venedik İdare Mahkemesine göre çalışma izninin iptalinden önce yabancı işçiye de bildirim yapılmalıdır

Venedik İdare Mahkemesine göre çalışma izninin iptalinden önce yabancı işçiye de bildirim yapılmalıdır

İtalya'ya çalışma vizesiyle gelen bir kişi, işverenin kendisine ulaşmaması veya resmî sözleşme toplantısına davet edilmemesi nedeniyle çalışma iznini kaybedebilir mi? Veneto Bölge İdare Mahkemesi (TAR Veneto), Üçüncü Daire, 3 Şubat 2026 tarihli ve 278 sayılı kararında, işçinin kendisini doğrudan etkileyen işlemlere katılma hakkını vurgulamıştır.

Olayın gelişimi

İşveren, 27 Mart 2023'te 2022 giriş kotası çerçevesinde yabancı işçi için nullaosta talep etti. Venedik Valiliği 26 Nisan 2023'te izin verdi; vize alan işçi 11 Ekim 2023'te İtalya'ya geldi. Ancak işverenle bağlantı kuramadı. Daha sonra 2 Temmuz 2024 tarihli sözleşme toplantısına yalnızca işverenin davet edildiğini, kendisine haber verilmediğini öğrendi. İzin iptalinin başlatılmasına ilişkin yazı da nihai iptal kararı da kendisine tebliğ edilmemişti.

Dosyaya erişim sayesinde 27 Kasım 2024'te verilmiş iptal kararını öğrendi ve mahkemeye başvurdu. Mahkeme geçici aşamada iptali durdurarak yeniden inceleme yapılmasını istedi. İdare, bilişim sisteminde dosyanın ve iş kotasının yeniden etkinleştirilmesi gerektiğini savundu; ancak bu teknik hususlar, bildirim eksikliği sorununu ortadan kaldırmadı.

Mahkemenin kabul ettiği ilke

Yargıç, 286/1998 sayılı İtalyan Göç Kanunu'nun 2. maddesinin beşinci fıkrasına dikkat çekti: yabancılar, idareyle ilişkilerinde ve haklarının yargısal korunmasında İtalyan vatandaşlarla eşit korumadan yararlanır. Bu nedenle 241/1990 sayılı Kanunun idari işleme katılım hükümleri yabancı işçi için de geçerlidir.

İşveren nullaosta başvurusunu yapmış olsa bile, iznin sonuçları doğrudan işçiyi etkiler. Dolayısıyla iptal sürecinin başlatıldığı kendisine bildirilmelidir. Aynı şekilde sözleşme imza toplantısının yeri, tarihi ve saati hem işveren hem işçi tarafından gerçekten öğrenilebilmelidir.

Mahkeme, idarenin “her şey internet üzerinden” veya “Ali portalında duyuruldu” savunmasını yeterli bulmadı. İşçi, portala erişim şifresi yalnızca başka kişide bulunduğunda, kendisine yönelik işlemleri bu yolla etkin biçimde öğrenemeyebilir.

Kararın sonucu

TAR Veneto davayı kabul ederek iptal işlemini ortadan kaldırdı. İdare yeniden işlem yaparken işçinin katılımını güvence altına almalı; sözleşmenin imzalanmamasının, kendisine davet yapılmaması nedeniyle işçiye yüklenemeyeceğini dikkate almalı ve işverenin sonradan da işe alma isteğini teyit etmiş olmasını değerlendirmelidir.

Mahkeme doğrudan oturma izni verilmesine hükmetmedi. Gerekli diğer incelemeler ve kanuni koşullar idare tarafından değerlendirilmeye devam edebilir.

Pratikte ne yapılmalı?

Çalışma vizesiyle ülkeye gelen kişi, yalnızca işverenin veya aracının bilgi vermesini beklememelidir. Nullaosta, vize, giriş tarihi, adres ve iletişim bilgileri, avukatla yazışmalar, sözleşme için talep edilen randevular ve başvuruların alındı belgeleri saklanmalıdır. İşverenle bağlantı kurulamazsa Sportello Unico'ya yazılı başvuru yapılması, mümkünse resmî kayıt veya PEC üzerinden bildirim sağlanması önemlidir.

İptal veya arşivleme kararı öğrenildiğinde dosyaya erişim istenmeli ve hem işçiye hem işverene bildirim yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır. Bildirim yapılmadığı için işçinin sözleşme imzalayamadığı kanıtlanabiliyorsa, bunun iptal gerekçesiyle bağı açıkça kurulmalıdır. Mahkemenin kararı bütün eksik bildirimlerin her koşulda otomatik iptal sebebi olduğunu söylemez; somut olayda işçinin sunabileceği savunmanın karar üzerinde etkili olabilme ihtimaline önem verir.

Bir başka işverene geçiş veya iş bekleme izni konusu ayrıca incelenmelidir: bu haklar, her nullaosta sahibi için koşulsuz biçimde doğmaz. Gerekli yargı yolu ve süreler de kararın niteliğine göre belirlenmelidir.

Sonuç

278/2026 sayılı kararın temel mesajı şudur: göç idaresinin dijitalleştirilmesi, yabancı işçinin dinlenme ve kendisini etkileyen işlemlerden haberdar olma hakkını ortadan kaldırmaz. Çalışma izninin iptali, yalnızca sistemin ekranında yapılan bir işlem değil, kişinin hukuki geleceğini etkileyen idari karardır.

Kaynak: TAR Veneto, III. Daire, 3 Şubat 2026, no. 278, Başkan Polidori, raportör De Piazzi. Kararın tam metni. İlgili hükümler: 286/1998 sayılı Kanun Hükmünde Karar md. 2, 5 ve 22; 241/1990 sayılı Kanun md. 7.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) önünde dava takip etmeye yetkili avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline Göç ve İltica alanında kayıtlı lobici, no. 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Roma İdare Mahkemesine göre İtalyan vatandaşı annesiyle aile birleşimi vizesinde doğru mahkeme önemlidir

Roma İdare Mahkemesine göre İtalyan vatandaşı annesiyle aile birleşimi vizesinde doğru mahkeme önemlidir

İtalya'da yaşayan İtalyan vatandaşı bir aile üyesine katılmak isteyen yabancı, konsolosluğun vize ret kararına hangi mahkemede itiraz etmelidir? Lazio Bölge İdare Mahkemesi (TAR Lazio), Beşinci-quater Daire, 11 Haziran 2026 tarihli 10848 sayılı kararıyla bu soruya cevap verdi. Karar, vize verilmesinin şartlarını değil, aile hayatının korunmasına ilişkin davanın hangi yargı düzeninde görülmesi gerektiğini açıklamaktadır.

Olayın özeti

Kosova vatandaşı bir kişi, İtalya'nın Priştine Büyükelçiliğine ailevi nedenlerle vize başvurusu yaptı. Başvurunun amacı, İtalyan vatandaşı olan annesiyle ve İtalya'da yaşayan diğer aile üyeleriyle bir araya gelmekti. Büyükelçilik 5 Nisan 2026'da başvuruyu reddetti. Başvurucu, İtalyan hukukunda aile birliğini koruyan hükümlere dayanarak işlemi TAR Lazio önünde dava konusu yaptı.

Ancak idare, davanın idari yargının görev alanında bulunmadığını ileri sürdü. Böylece mahkeme, vize koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinden önce, davaya bakma yetkisinin hangi mahkemede olduğunu incelemek durumunda kaldı.

Mahkemenin kararı

TAR Lazio, davada idari yargının görevli olmadığına karar verdi. 286/1998 sayılı Göç Kanunu'nun 30. maddesinin altıncı fıkrası, aile birliği hakkına ilişkin belirli idari kararlara karşı olağan yargı merciine başvurulmasını öngörür. 30/2007 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8. maddesi de Avrupa Birliği vatandaşının aile üyesi olmaktan kaynaklanan haklarla ilgili uyuşmazlıkları olağan yargının görev alanına yerleştirir.

Bu nedenle mahkeme başvurucunun ailevi vize hakkını esastan kabul veya reddetmedi; davanın olağan mahkemede görülmesi gerektiğini belirtti. İdari yargı usul kanununun 11. maddesi kapsamında, süresinde uygun mahkemeye geçilirse ilk dava açılışının belirli maddi ve usuli etkilerinin korunabileceğine işaret etti.

Ret yazısındaki yanlış mahkeme bilgisi

İlginç biçimde büyükelçiliğin kararında yanlışlıkla idari mahkemeye itiraz edilebileceği belirtilmişti. Mahkeme bu yanlış bilgilendirmeyi yargılama masraflarının taraflar üzerinde bırakılmasında dikkate aldı. Ancak idarenin ret yazısındaki bilgi, kanunla belirlenen görevli mahkemeyi değiştirmez.

Başvuranlar açısından pratik sonuçlar

Her aile ziyareti aynı hukuki statüye sahip değildir. Kısa süreli ziyaret vizesi, İtalyan veya AB vatandaşı aile üyesiyle aile birliği hakkına dayanan vizeyle karıştırılmamalıdır. Hangi aile bağının ileri sürüldüğü, başvurucu ve İtalya'daki aile üyesinin statüsü, başvuru sahibinin yaşı ve ilgili koşullar ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Ret halinde kararın tamamını, tebliğ tarihini, başvurunun dayandığı hukuki nedeni, doğum ve medeni hal belgelerini ve konsolosluk yazışmalarını saklamak gerekir. Avukatla birlikte ilk aşamada doğru yargı yolu belirlenmelidir. Yanlış mahkemede dava açılması, dava esasına girilmemesine ve zaman kaybına neden olabilir. Başvuru formundaki hukuki yol açıklaması dahi gerektiğinde yürürlükteki kanunla karşılaştırılmalıdır.

Kararın sınırları

10848/2026 sayılı karar başvurucuya vize verilmesini emretmemiştir. Ayrıca İtalyan vatandaşı bir kişinin her yabancı akrabasına kendiliğinden giriş hakkı tanındığını söylemez. Mahkeme yalnızca aile birliği hakkı temelinde ileri sürülen bu uyuşmazlık bakımından görevli yargı merciini belirlemiştir.

Kaynak: TAR Lazio, Roma, Sezione V-quater, 11.06.2026, n. 10848, Başkan Arzillo, raportör Petroni. Karar metni. İlgili mevzuat: d.lgs. 286/1998 md. 30/6; d.lgs. 30/2007 md. 8; İdari Yargılama Kanunu md. 11.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) önünde dava takip etmeye yetkili avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline göç ve iltica alanında kayıtlı lobici, numara 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu yazı, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

domenica 1 novembre 2026

Milano İdare Mahkemesine göre yabancı işçi için çalışma izninde işverenin mali güvenilirliği somut olarak incelenir

Milano İdare Mahkemesine göre yabancı işçi için çalışma izninde işverenin mali güvenilirliği somut olarak incelenir

İtalya'ya çalışma amacıyla gelmek isteyen yabancı bir işçinin başvurusunda yalnızca iş sözleşmesi teklifinin bulunması yeterli olmayabilir. Çalışma izni ön onayı (nulla osta al lavoro) verilirken, işverenin işe almayla doğacak ücret ve sosyal güvenlik yükümlülüklerini karşılayabilmesi de değerlendirilir. Lombardiya Bölge İdare Mahkemesinin (TAR Lombardia, Milano, Dördüncü Daire) 9 Ocak 2026 tarihli 102/2026 sayılı kararı, bu denetimin nasıl yürütülebileceğini ve hangi sınırlar içinde yargısal incelemeye konu olabileceğini açıklamaktadır.

Olay: beş yabancı çalışan için yapılan başvurular

Milano Valiliği, 2020 yılına ilişkin işçi giriş kotası kapsamında bir şirket tarafından yapılan beş çalışma izni ön onayı başvurusunu reddetti. Şirket idare mahkemesine başvurarak ret kararlarının yeterince gerekçelendirilmediğini, yalnızca gelir göstergelerine bakıldığını ve işletmenin gerçek mali gücünün araştırılmadığını savundu.

Şirketin ileri sürdüğü itiraz esasen şu noktaya dayanıyordu: Ticari işletmeler bakımından bütün durumlara uygulanabilecek tek bir asgari gelir rakamı bulunmadığına göre, idare sadece gelir tablosundaki net sonuca bakmamalı; ciroyu, alınmış siparişleri, devam eden işleri ve işverenin diğer ekonomik imkânlarını da incelemeliydi. Başvurucu ayrıca işlemin geç sonuçlandırılmasından ve kendisinde oluştuğunu ileri sürdüğü haklı beklentinin ihlalinden şikâyet etti.

Mahkeme hangi hukuki ilkeyi kabul etti?

Mahkeme, 31 Ağustos 1999 tarihli 394 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 30-bis maddesini değerlendirdi. Bu maddenin sekizinci fıkrasına göre yetkili tek durak ofisi (Sportello Unico per l'Immigrazione), sunulan belgelerin düzenliliğini ve yeterliliğini kontrol eder. Ayrıca aynı işverenin talep ettiği işçi sayısının işletmenin ekonomik kapasitesi, faaliyet ihtiyaçları ve ücret ile sigorta yükümlülükleriyle uyumlu olup olmadığını inceler.

Mahkeme, girişimci olan işverenin mali kapasitesinin yalnızca net kazançla ölçülemeyeceğini kabul etti. Ciro, mevcut işler, sözleşmeler ve işletmenin genel mali sağlamlığı da değerlendirilebilir. Ancak bu ilke, mali açıdan güvenilir olmadığı somut olarak ortaya konmuş bir işverenin mutlaka izin alacağı anlamına gelmez. Nitekim davanın sonucu şirketin lehine olmadı.

Somut olayda ret neden uygun bulundu?

Mahkemenin incelediği idari gerekçede, başvuran şirketin çok sayıda yabancı işçi için izin istemesine rağmen kararların verildiği tarihe kadar sigorta ve sosyal güvenlik yükümlülüklerini düzenli şekilde yerine getirmediği belirtiliyordu. Ayrıca şirketin yasal temsilcisinin 2020 ve 2021 yılı giriş kotalarında çeşitli şirketler adına 200'den fazla izin başvurusunda bulunduğu ve kendisine ulaşılamadığı kaydedilmişti.

Mahkeme bu unsurların birlikte değerlendirildiğinde genel bir güvenilirlik sorunu ortaya koyduğunu kabul etti. Dolayısıyla idarenin yalnızca tek bir gelir sayısına dayanmadığı, şirketin bütün durumunu ele aldığı sonucuna vardı. Somut unsurların davacı tarafından yeterince ve özel olarak çürütülmemiş olması da önem taşıdı.

Sonuç olarak TAR Lombardia, 102/2026 sayılı kararıyla davayı reddetti ve Milano Valiliğinin olumsuz işlemlerini hukuka uygun buldu. Mahkeme ayrıca idarenin karar vermek için öngörülen süreyi aşmasının, aksini açıkça düzenleyen bir kanun hükmü olmadıkça, karar verme yetkisini kendiliğinden sona erdirmediğini açıkladı.

Yabancı işçi açısından kararın önemi

Bu kararın doğrudan muhatabı izin talep eden şirket olsa da sonuçları İtalya'ya gelmeyi bekleyen işçileri yakından ilgilendirir. Vize sürecine başlamadan önce, işverenin gerçekten faaliyet gösteren, ücretleri karşılayabilecek ve ilgili iş sözleşmesinin yükümlülüklerini üstlenebilecek durumda olup olmadığı önemlidir. İş sözleşmesi vaadi, işverenin bütün mali ve idari koşulları karşıladığına ilişkin kesin bir güvence değildir.

Başvurunun reddi hâlinde işçi ile işverenin önce ret kararının kesin gerekçesini öğrenmesi gerekir. Mali kapasite eksikliği, sosyal güvenlik borçları, işçi sayısının faaliyetle orantısızlığı veya belge eksikliği farklı sorunlardır ve her biri farklı delillerle ele alınabilir.

İşverenin talebiyle ilgili belgelerin, başvuru alındılarının, iş teklifinin ve idareden gelen yazıların saklanması önemlidir. Yeni belgelerle bir eksikliğin giderilmesinin mümkün olup olmadığı ise uygulanacak mevzuata, başvuru dönemine ve işlemin niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

İşverenler hangi belgeleri hazırlamalı?

İşletmeler, yalnızca çalışanın kimlik belgesini ve iş teklifini değil, mali kapasitenin somut olarak gösterilmesini sağlayan kayıtları da düzenli biçimde hazırlamalıdır. Bilanço, gelir ve ciro kayıtları, mevcut sipariş ve iş sözleşmeleri, öngörülen ücret yükümlülükleri, çalışan sayısı ve sosyal güvenlik durumuyla ilgili belgeler, başvurunun koşullarına göre önem kazanabilir.

Ancak burada her işletme için geçerli tek bir evrak listesi oluşturmak doğru olmaz. Aile yanında çalışma, ev hizmetleri veya ticari işletmede ücretli çalışma gibi farklı durumlarda değerlendirme kriterleri de değişebilir. Ayrıca yıllık giriş kotası kararları ve ilgili mevzuatın güncel hükümleri dikkate alınmalıdır. 2020 yılındaki olaya ilişkin bir yargı kararı, sonraki bütün yılların usul ve koşullarının değişmediği anlamına gelmez.

Gecikme olursa başvuru otomatik olarak kabul edilmiş sayılır mı?

102/2026 sayılı karar, sık karşılaşılan başka bir yanlış anlamayı da önlemektedir. İdarenin öngörülen süre içinde karar vermemesi ile başvurunun hukuken kabul edilmesi aynı şey değildir. Mahkeme, sürenin aşılmasının tek başına idarenin sonradan ret kararı verebilmesini engellemediğini belirtti. Elbette gecikme nedeniyle kullanılabilecek hukuki yollar, sessizlik hakkında özel düzenlemeler ve somut işlemin özellikleri ayrıca incelenmelidir.

Bu nedenle işçi, başvurunun uzun süre beklemesini otomatik bir izin olarak görmemeli; idari dosyanın durumunu resmi kanallardan takip etmeli ve gerektiğinde hukuki yardım almalıdır.

Sonuç

Milano İdare Mahkemesinin kararı, yabancı işçi alımının yalnızca bir işverenin niyet beyanına dayanmadığını gösteriyor. İdare, ekonomik ve sosyal güvenlik koşullarının gerçekliğini kontrol edebilir; ancak bu kontrolü somut unsurlarla açıklamalıdır. İşçi açısından en önemli ders, işe giriş sürecindeki bütün belgeleri doğrulamak ve işverenin mali güvenilirliğiyle ilgili sorunların İtalya'ya giriş iznini etkileyebileceğini bilmektir.

Yargı kararı ve doğrulanabilir kaynak: TAR Lombardia, Milano, IV. Daire, 09.01.2026, karar no. 102/2026, Başkan ve raportör Cozzi, kararın tam metni (EIUS). Temel mevzuat: 286/1998 sayılı Kanun Hükmünde Karar, md. 22; 394/1999 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, md. 30-bis. Karar 2020 yılı giriş kotasına ilişkin somut uyuşmazlık hakkındadır.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) nezdinde dava takip etmeye yetkili avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline göç ve iltica alanında kayıtlı lobici, kayıt numarası: 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Bologna İdare Mahkemesine göre geç oturma izni yenileme başvurusu otomatik olarak reddedilemez

Bologna İdare Mahkemesine göre geç oturma izni yenileme başvurusu otomatik olarak reddedilemez

İtalya'da oturma izninin süresinin dolması ciddi sonuçlar doğurabilir. Ancak yenileme başvurusunun geç yapılması, tek başına, idarenin kişinin bütün durumunu incelemeden olumsuz karar verebileceği anlamına gelmez. Emilia-Romagna Bölge İdare Mahkemesi (TAR Emilia-Romagna, Bologna, Birinci Daire), 28 Ocak 2026 tarihli ve 142/2026 sayılı kararıyla, bu konunun hem maddi hem de usule ilişkin yönlerini açıklığa kavuşturdu.

Mahkemeye gelen olay

Uyuşmazlık Ravenna Emniyet Müdürlüğünün (Questura) bir oturma izniyle ilgili talebi işleme alınamaz sayması üzerine doğdu. Başvurucu, 19 Nisan 2024'te elindeki oturma izninin yeniden düzenlenmesini (duplicato) istemişti. İdare, kayıtlara göre ilgili iznin 4 Aralık 2021'de sona erdiğini belirterek talebi reddetti. Gerekçe olarak, 286/1998 sayılı Göç Kanunu'nun 5. maddesinin 4. fıkrasında yer alan yenileme zamanlamasına ve aynı Kanunun sınır dışı etmeyle ilgili hükümlerine atıfta bulundu.

Başvurucu, yenileme için öngörülen sürenin mutlak ve hak düşürücü olmadığını, ülkesindeki sorunlar nedeniyle geciktiğini, sabıkasının bulunmadığını ve İtalya'da düzenli çalışarak yeterli gelir elde ettiğini savundu. Ayrıca, idarenin ret kararından önce kendisine 241/1990 sayılı Kanun'un 10-bis maddesine göre bir preavviso di rigetto, yani ret nedenlerinin önceden bildirilmesi yazısı göndermediğini ileri sürdü.

Mahkeme, 2025 yılında geçici tedbir aşamasında idareden başvuruyu yeniden değerlendirmesini istemişti. İdare başvuruya ilişkin bir alındı belgesi vermiş olmakla birlikte, davanın karara bağlandığı aşamada istenen kapsamlı yeniden değerlendirme tamamlanmamıştı.

142/2026 sayılı kararın ilkesi

Mahkeme, yerleşik idari yargı yaklaşımına ve Danıştayın (Consiglio di Stato) 1410/2025 sayılı kararına dayanarak yenileme talebi için belirtilen zamanın otomatik hak kaybı yaratan kesin bir süre olmadığını hatırlattı. Bu, sürelerin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Anlamı şudur: İdare, sadece takvime bakmakla yetinmeyip kişinin izin koşullarını gerçekten karşılayıp karşılamadığını, somut dosyadaki diğer unsurlarla birlikte değerlendirmelidir.

Bir başka temel konu, başvuru sahibinin karar öncesinde dinlenmesidir. 241/1990 sayılı Kanun'un 10-bis maddesi uyarınca, başvuru üzerine yürütülen ve retle sonuçlanabilecek işlemlerde idare, kanunun öngördüğü çerçevede olumsuz kararın nedenlerini önceden bildirmelidir. Böylece kişi açıklama yapabilir, eksik görülen belgeleri sunabilir ve idarenin değerlendirmesindeki hatalara cevap verebilir.

Somut olayda idare bu yazıyı göndermemişti. Mahkeme, yenileme şartlarının bütünsel olarak incelenmesi gereken ve takdir içeren bir değerlendirme söz konusu olduğundan, bu usul eksikliğini belirleyici buldu. Sonuç olarak davayı kabul etti ve Questura'nın işlemini iptal etti.

Mahkemenin vermediği karar

İptal kararı, başvurucuya otomatik olarak yeni bir oturma izni verildiği anlamına gelmez. TAR, idarenin dosyayı tam bir incelemeyle, ilgili kişiyle etkili bir görüş alışverişine imkân tanıyarak ve hukuken önemli bütün hususları ele alarak yeniden karara bağlaması gerektiğini açıkladı.

Ayrıca karar, İtalya'da herkesin oturma izni sona erdikten sonra dilediği kadar bekleyebileceği şeklinde yorumlanamaz. Gecikme, düzenli kalış, çalışma ve sınır dışı etme bakımından ciddi riskler yaratabilir. Sürelerin niteliğiyle, başvuru sahibinin gerekli koşullara gerçekten sahip olup olmadığı birbirinden farklı konulardır.

Geç başvuru yapan kişi hangi belgeleri toplamalı?

Bu kararın pratik sonucu, gecikme yaşanmışsa yalnızca eski iznin fotokopisini göstermekle yetinilmemesidir. Başvuru tarihini ve idareye yapılan başvurunun türünü kanıtlayan alındılar, geç kalma nedenini gösteren belgeler, mevcut veya geçmiş iş sözleşmeleri, bordrolar, vergi ve sosyal güvenlik kayıtları, aile durumuna ilişkin belgeler ve ikamet bilgilerinin bir araya getirilmesi yararlıdır. Ancak her belgenin hukuki önemi, istenen izin türüne ve somut koşullara bağlıdır.

Questura'nın dosyayı kabul etmediği veya olumsuz karar hazırladığı öğrenilirse, işlemin yazılı gerekçesi istenmeli ve varsa 10-bis bildirimine süresinde, somut delillerle yanıt verilmelidir. Başvuru sahibi, talebini tam olarak ne zaman ve hangi hukuki sebebe dayanarak sunduğunu da açıkça kanıtlayabilmelidir.

Önemli bir ayrım daha vardır: Geç başvuru veya reddedilen yenileme hakkındaki idari uyuşmazlıkla, daha sonra tesis edilebilecek bir sınır dışı kararına karşı başvuru aynı dava olmayabilir. İlgili işlemin türü, yetkili yargı yeri ve itiraz süresi ayrıca değerlendirilmelidir. Bir dava açılması, her zaman başka bir işlemin sonuçlarını kendiliğinden durdurmaz.

Vatandaşlar için sonuç

142/2026 sayılı kararın mesajı, idarenin bir başvuruyu yalnızca süre gecikmesine indirgemeden, kişinin gerçek hukuki durumunu ve sunabileceği açıklamaları dikkate alması gerektiğidir. Buna karşılık başvurucu da oturma izni koşullarını belgelemek ve zamanında hukuki yollara başvurmakla yükümlüdür. Etkili savunmanın başlangıç noktası, dosyadaki somut tarihleri, bildirimleri ve belgeleri dikkatle incelemektir.

İncelenen karar: Tribunale Amministrativo Regionale per l'Emilia-Romagna, Bologna, Sezione I, 28.01.2026, n. 142/2026 (Başkan Carpentieri, raportör Falferi). Kararın tam metni. İlgili mevzuat: 25.07.1998 tarihli 286 sayılı Kanun Hükmünde Karar, özellikle md. 5; 07.08.1990 tarihli 241 sayılı Kanun, md. 10-bis ve 21-octies.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) önünde dava takip etmeye yetkili avukat
İtalya Temsilciler Meclisi'nin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicili'ne göç ve iltica alanında kayıtlı lobici, kayıt numarası: 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Salerno Bölge İdare Mahkemesine göre SIS kaydı, çalışma amaçlı oturma izninin otomatik reddi için yeterli değildir

Salerno Bölge İdare Mahkemesine göre SIS kaydı, çalışma amaçlı oturma izninin otomatik reddi için yeterli değildir

İtalya'da ikamet iznine başvuran bir yabancı hakkında Schengen Bilgi Sistemi'nde (SIS) uyarı bulunması, başvurunun sonucunu ciddi şekilde etkileyebilir. Ancak her uyarı aynı anlama gelmez. Salerno Bölge İdare Mahkemesinin (TAR Campania, Salerno Şubesi, Üçüncü Daire) 12 Haziran 2026 tarihli, 1123/2026 sayılı kararı, idarenin yalnızca SIS kaydını göstermekle yetinemeyeceği durumlara ilişkin önemli bir örnektir.

Mahkemenin incelediği olay

Olayda yabancı uyruklu kişi, 2020 yılında düzensiz çalışmanın kayıt altına alınmasına ilişkin özel düzenleme çerçevesinde çalışma amaçlı oturma izni talep etmişti. Salerno Emniyet Müdürlüğü (Questura), Avusturya makamlarının ilgili kişiyi Schengen Bilgi Sistemi'ne giriş ve kalışın reddi amacıyla kaydettiğini belirterek başvuruyu reddetti. Ret işleminde ayrıca 34/2020 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 103. maddesinin 10. fıkrasının (b) bendine dayanıldı.

Başvuru sahibi ise SIS kaydının gerçekten mevcut olup olmadığını tartıştı. İtalyan makamlarına yaptığı ilk bilgi edinme başvurusunda, belirtilen kimlik bilgileriyle bir kayıt bulunmadığı yanıtını almıştı. Yargılama sırasında Questura, kişiye özgü Codice Unico di Identificazione (C.U.I.) üzerinden sorgulama yaparak uyarının mevcut olduğunu bildirdi. Mahkeme, bu ikinci sorgulama yöntemini yalnızca isim ve diğer kimlik bilgileriyle yapılan aramaya göre daha güvenilir kabul etti.

Dolayısıyla kararın gerekçesi, SIS uyarısının hiç bulunmadığı düşüncesi değildir. Aksine mahkeme, uyarının varlığına rağmen bu kaydın hukuki anlamının ve kişinin somut durumunun yeterince araştırılmadığını tespit etti.

1123/2026 sayılı kararın asıl ilkesi

Mahkeme, 22 Ocak 2026'da yayımlanan İtalya Anayasa Mahkemesinin 6/2026 sayılı kararını da dikkate aldı. Anayasa Mahkemesi, yalnızca başka bir Schengen devletinde giriş veya kalış kurallarına uyulmaması nedeniyle oluşturulmuş SIS uyarısının, 2020 yılındaki özel kayıt altına alma usulüne katılımı hiçbir bireysel inceleme olmadan engellemesini Anayasa'nın 3. maddesiyle bağdaşmaz bulmuştu.

Salerno Mahkemesi, somut uyuşmazlıkta idarenin karar verebilmesi için gerekli bilgileri toplamamış olmasına, gerektiğinde ilgili devletle danışma mekanizmasını işletmemesine ve kamu güvenliği ile kişinin özel ve aile hayatını tartan somut bir gerekçe ortaya koymamasına önem verdi. Bu nedenle davayı kabul ederek ret işlemini iptal etti.

Önemli sınır şudur: Mahkeme yabancıya otomatik biçimde oturma izni verilmesine hükmetmedi; SIS uyarısını da silmedi. Questura'nın, kararın gereklerine uygun yeni bir inceleme yaparak kişinin durumunu ve olası tehlikelilik değerlendirmesini somut biçimde ele alması gerektiğini belirtti. Her SIS uyarısının hukuka aykırı olduğunu söylemek de kararın kapsamını aşar.

Oturma izni ve vize işlemleri bakımından sonuçları

SIS sistemi, Schengen ülkeleri arasında belirli uyarıların paylaşılmasını sağlar. Bir kaydın giriş yasağına mı, geri dönüş kararına mı, başka bir idari veya adli sebebe mi dayandığı önemlidir. İtalya'da oturma izni, yenileme veya vize başvurusunda karşılaşılan olumsuz işlemi değerlendirirken ilk adım, uyarının türünü, hangi devletçe girildiğini, yürürlük durumunu ve ret kararında hangi mevzuat hükmünün uygulandığını belirlemektir. Yetkili idarenin bilgi edinme ve gerekçe yükümlülükleri, somut işlem ve uygulanabilir Avrupa Birliği mevzuatı çerçevesinde incelenmelidir.

1123/2026 sayılı karar, özellikle 2020'de başlatılmış kayıt altına alma işlemleriyle bağlantılıdır. Bu özel düzenleme bugün yeni bir genel af veya sürekli açık başvuru yolu olarak değerlendirilmemelidir. Ayrıca başka tür SIS kayıtları, özellikle kamu düzeni ve güvenliğiyle ilgili ciddi olgular, farklı sonuçlar doğurabilir.

SIS kaydının düzeltilmesi veya silinmesi nasıl istenir?

İlgili kişinin verilerine erişme, hatalı verilerin düzeltilmesini ve hukuka aykırı şekilde tutulan verilerin silinmesini isteme hakkı bulunmaktadır. İtalya'da başvuru, İçişleri Bakanlığı Kamu Güvenliği Dairesi bünyesindeki N.SIS yetkili birimine yöneltilebilir. İtalya Veri Koruma Kurumu (Garante per la protezione dei dati personali), resmi internet sitesinde erişim, düzeltme ve silme için formları ve iletişim yöntemlerini yayımlamaktadır. Başvuruya cevap verilmez veya talep tamamen ya da kısmen reddedilirse veri koruma denetim makamına başvuru ve ilgili hukuki yollar değerlendirilebilir.

Burada ayrıca iki işlemi ayırmak gerekir: oturma izni veya vize reddine karşı açılacak dava ile SIS verisinin düzeltilmesi ya da silinmesi talebi aynı işlem değildir. Kaydı oluşturan devletin yetkileri de önem taşır: (AB) 2018/1861 sayılı Tüzüğün 44. maddesi uyarınca sisteme kayıt giren devlet, o kaydı değiştirme veya silme konusunda yetkilidir. Başka bir devlete yapılan veri koruma başvurusu, bu devletler arası koordinasyon kurallarını ortadan kaldırmaz.

Pratik olarak kişi; Questura veya konsolosluğun ret yazısını, tebligat tarihini, pasaport ve kimlik kayıtlarını, SIS hakkında alınmış yanıtları, aile ve çalışma durumuna ilişkin belgeleri saklamalıdır. Ret kararına karşı dava açılması gerekiyorsa uygulanacak yargı yolu ve süre, işlemin niteliğine göre zamanında değerlendirilmelidir. Bir veri erişim başvurusu yapmış olmak, her durumda ret kararına karşı başvuru süresini kendiliğinden durdurmaz.

Kararın verdiği ders

Schengen bilgi paylaşımı meşru bir sınır ve güvenlik aracıdır; fakat veritabanında kayıt bulunması ile bireysel hukuki değerlendirme aynı şey değildir. Salerno Bölge İdare Mahkemesinin kararı, kayıtların doğruluğunu araştırmanın, gerekçeyi kişiselleştirmenin ve kararın ilgili yasal çerçevede verilmesinin önemini gösterir. Doğru savunma, ne SIS kaydını görmezden gelmek ne de onu tartışılmaz bir sonuç saymaktır.

Karar ve resmi kaynaklar: TAR Campania, Salerno Şubesi, III. Daire, 12.06.2026, no. 1123/2026 (karar kaydı ve metni); İtalya Anayasa Mahkemesi, no. 6/2026 (resmi karar); İtalya Veri Koruma Kurumunun SIS hakları rehberi; (AB) 2018/1861 sayılı Tüzük, md. 44, 53 ve 54.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) nezdinde dava takip etme yetkisine sahip avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin Göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline Göç ve İltica alanında kayıtlı lobici, kayıt no. 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

sabato 31 ottobre 2026

Venedik İdare Mahkemesine göre ilk işveren kaybolursa yeni işveren değerlendirilmeli

Venedik İdare Mahkemesine göre ilk işveren ortadan kaybolduğunda yeni işverenin başvurusu değerlendirilmeli

İtalya'ya mevsimlik çalışma vizesiyle yasal olarak giren kişi, kendisini davet eden işverene ulaşamadığında oturum sürecini tamamlayabilir mi? TAR Veneto, Üçüncü Daire, 8 Eylül 2026 tarihli 1777 sayılı kararında bu sorunu ele aldı.

Somut olay

Fas vatandaşı başvurucu, işvereni tarafından alınan çalışma izni üzerine ülkeye yasal giriş yaptı. Ancak ilk işveren kendisiyle iletişime geçmedi. Başvurucu zaman kaybetmeden başka bir iş buldu. Rovigo Prefettura'sı yeni işverenin ilk işverenin yerine geçmesini kabul etmeyen bir bildirim gönderdi.

Mahkemenin değerlendirmesi

Mahkeme bu bildirimin yalnızca bilgi amaçlı olmadığını, oturum izninin alınmasını engelleyen bir işlemsel durma yarattığını belirledi. Bu nedenle itirazın incelenmesinde hukuki yarar bulunduğunu kabul etti. Esasa ilişkin olarak, yabancının kendi kusuru olmadan ilk işverenle ilişki kuramaması ve buna rağmen yeni iş bulmak için çaba göstermesi karşısında tamamen korumasız bırakılamayacağını vurguladı. 286/1998 sayılı Kanun'un 22. maddesinin 6-bis fıkrasındaki düzenlemeye ve ilgili yüksek yargı yaklaşımına da atıfta bulundu.

Kararın sonucu

TAR, Prefettura'nın ret niteliğindeki işlemini iptal etti. Böylece idarenin sunulan belgeleri dikkate alarak başvurucunun durumunu yeniden değerlendirmesi gerekti. Karar, her işveren değişikliğinde oturum izninin kendiliğinden verileceği anlamına gelmez.

Pratikte nelere dikkat edilmeli?

İlk işverenle iletişim girişimlerinin kayıtlarını, vizeyi, giriş belgelerini, çalışma iznini, yeni iş teklifini ve Prefettura yazışmalarını saklamak önemlidir. İş ilişkisinin kurulamamasının başvurucudan kaynaklanmadığı mümkün olduğunca somut biçimde gösterilmelidir. Mevsimlik çalışmadan başka bir oturum statüsüne geçiş konusunda mevcut mevzuat ayrıca incelenmelidir.

Hukuki koruma

Yeni işverenin kabul edilmemesi halinde idari bildirimin fiilen süreci durdurup durdurmadığı, gerekçesi ve yargı yoluna başvurma süresi bir avukat tarafından değerlendirilmelidir. Kişinin iyi niyeti önemli bir unsur olsa da ilgili izin koşullarını tek başına ortadan kaldırmaz.

Kaynak

TAR Veneto, III. Daire, 8 Eylül 2026, karar no. 1777. Kararın özeti ve metnine erişim: Melting Pot Europa, 23 Ekim 2026.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalyan Yargıtayı nezdinde dava takip etmeye yetkili avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki menfaat temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicilinde Göç ve İltica alanında 280782895721-36 numarasıyla kayıtlı lobici
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Bu makale yapay zekâ araçlarının yardımıyla, yazarın yönlendirmesi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında hazırlanmıştır.

Piemonte İdare Mahkemesine göre tedavi izninin dönüşümünde ilk başvuru tarihi önemlidir

Piemonte İdare Mahkemesine göre tedavi amaçlı oturum izninin çalışma iznine dönüşümünde ilk başvuru tarihi önemlidir

İtalya'da tedavi gerekçesiyle verilen oturum iznini çalışma iznine dönüştürmek isteyen kişiler için başvurunun hangi hukuki dönemde yapıldığı belirleyici olabilir. TAR Piemonte'nin 19 Aralık 2025 tarihli 1871 sayılı kararı, 20/2023 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişiklikler öncesinde başlamış bir işlemi ele alıyor.

Uyuşmazlığın konusu

Başvurucu, tedavi gerekçeli oturum iznini çalışma iznine dönüştürmek istemişti. Yeni düzenleme bu dönüşüm olanağını kaldırmıştı. Ancak kişi dönüştürmek istediği tedavi izni için ilk başvurusunu 1 Temmuz 2022 tarihinde, reformdan önce sunmuştu. Hukuki sorun, dönüşüm talebinin sonraki tarihinin mi, yoksa dönüştürülecek ilk oturum iznine ilişkin başvuru tarihinin mi esas alınacağıydı.

Mahkemenin kararı

TAR Piemonte, eski hukuki düzenlemenin uygulanabilmesi bakımından tedavi izni için yapılan ilk başvurunun tarihine önem verdi. 1 Temmuz 2022 tarihli başvuru, 20/2023 sayılı düzenlemeden önce olduğu için, önceki rejimde mevcut olan çalışma iznine dönüşüm olanağının somut durumda göz önüne alınması gerektiği belirtildi. Bu değerlendirme, reformdan sonra ilk kez yapılan bütün tedavi izni başvurularının çalışma iznine dönüştürülebileceği anlamına gelmez.

Başvurucu neyi belgelemeli?

Öncelikle tedavi izni için yapılan ilk başvurunun makbuzu ve tarihi, izin kartı, Questura ile yazışmalar, çalışma teklifi ve dönüşüm başvurusu korunmalıdır. İdarenin reddi varsa yazılı gerekçesi incelenmelidir. Bir yargı kararının başka bir kişiye uygulanabilmesi için ilk izin türünün, ilgili tarihlerin ve geçiş hükümlerinin karşılaştırılması gerekir.

Pratik sonuç

Oturum izninin kart üzerinde yazılı düzenlenme tarihi, ilk hukuki başvuru tarihinden farklı olabilir. Bu nedenle yalnızca kartın tarihine bakmak yeterli değildir. İdarenin hangi mevzuatı neden uyguladığını açıklaması, kişinin de başvuru geçmişini ispatlaması önemlidir.

Kararın sınırları ve kaynak

Karar, geçiş hukuku kapsamında belirli bir durumla ilgilidir. Her çalışma izni dönüşümü için otomatik kabul sonucu doğurmaz. TAR Piemonte, 19 Aralık 2025, karar no. 1871. Yargı kararı ve açıklaması, Melting Pot Europa, 2 Ocak 2026.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalyan Yargıtayı nezdinde dava takip etmeye yetkili avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki menfaat temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicilinde Göç ve İltica alanında 280782895721-36 numarasıyla kayıtlı lobici
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Bu makale yapay zekâ araçlarının yardımıyla, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında hazırlanmıştır.

Venedik İdare Mahkemesine göre çalışma izninin iptalinden önce yabancı işçiye de bildirim yapılmalıdır

Venedik İdare Mahkemesine göre çalışma izninin iptalinden önce yabancı işçiye de bildirim yapılmalıdır İtalya'ya çalışma vizesiyle gele...