martedì 3 novembre 2026

Roma İdare Mahkemesine göre aile oturma izniyle İtalya’ya dönüş: sağlık ve aile nedenleri incelenmeden vize reddedilemez

Roma İdare Mahkemesine göre aile oturma izniyle İtalya’ya dönüş: sağlık ve aile nedenleri incelenmeden vize reddedilemez

İtalya'da aile nedeniyle oturma izni bulunan bir yabancı, geçici olarak ülke dışına çıktıktan sonra izninin süresi dolduğu için geri dönmekte zorlanabilir. Oturma izni sona ermişse yeniden giriş vizesi (visto di reingresso) gerekebilir. Fakat hastalık veya ciddi ailevi zorunluluklar nedeniyle süreler aşıldığında idare yalnızca takvime bakarak karar verebilir mi? Lazio Bölge İdare Mahkemesi, Roma, Beşinci Quater Dairesi, 23 Temmuz 2026 tarihli 13528/2026 sayılı kararında bu soruya ilişkin önemli bir değerlendirme yaptı.

Olayın arka planı

Davacı Mısır vatandaşı bir kadındı. İtalya'da aile nedenleriyle verilmiş ve 22 Eylül 2024 tarihinde sona erecek oturma iznine sahipti. 7 Nisan 2024 tarihinde Milano Malpensa Havalimanı üzerinden ülkeden ayrıldı. Daha sonra Kahire'deki İtalyan Büyükelçiliğinden yeniden giriş vizesi talep etti. Başvurusunun zamanlaması konusunda tarafların anlatımları farklıydı: davacı başvuru işlemlerinin Eylül ayında başladığını öne sürerken, konsolosluk kayıtlarında 15 Ekim 2024 tarihi görülüyordu.

İlk vize ret kararı Ocak 2025'te bildirildi. Davacı idari yargıya başvurdu. Mahkemenin geçici inceleme aşamasında yeniden değerlendirme istemesinden sonra konsolosluk ikinci bir ret kararı verdi; davacı bu ikinci işleme karşı da ek dava sebepleri sundu. Bu kez uyuşmazlığın merkezinde, İtalya'da zamanında oturma izni yenileme başvurusu yapılmamış olması ve geri dönüşü geciktiren sağlık ile ailevi koşulların değerlendirilip değerlendirilmediği vardı.

Mahkeme neyi kabul etti, neyi kabul etmedi?

Mahkeme, ilk ret kararına karşı açılan davayı, o kararın sonradan verilen ikinci ret işlemiyle aşılmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı niteliğindeki usuli sonuçla kapattı. Ancak ikinci ret kararına karşı sunulan ek itirazları haklı buldu.

Davacı konsolosluğun ret yazısının gerekçesiz olduğunu da ileri sürmüştü. TAR bu iddiayı tek başına kabul etmedi; çünkü büyükelçiliğin işlemi, Reggio Emilia Questura'sının olumsuz görüşüne dayanıyor ve bu görüşte zamanında yenileme yapılmadığı belirtiliyordu. Buna karşılık mahkeme, o sürenin neden aşıldığına ilişkin kişisel ve belgelenebilir sebeplerin hiç araştırılmamasını hukuka aykırı buldu.

Kararda özellikle DPR 394/1999'un 8. maddesinin üçüncü fıkrası ve 13. maddesinin dördüncü fıkrası ele alındı. Düzenlemeler, süresi dolmuş oturma izniyle yeniden girişte süreler, yenileme koşulları ve bazı istisnai nedenler öngörür. Mahkeme, ciddi ve kanıtlanabilir sağlık nedenleri ile diğer ağır ve belgeli engellerin, uygulanabilir normlar ve kişinin temel hakları gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı.

Somut uyuşmazlıkta davacı, sağlık sorunları ve ailevi gerekçeler yüzünden zamanında dönemediğini ifade etmiş; İtalya'daki aile bağlarını ve küçük çocuğunun varlığını da ortaya koymuştu. Questura yalnızca sürenin geçmiş olmasına, büyükelçilik ise Questura'nın olumsuz görüşüne bakmıştı. Mahkeme bu yaklaşımı yetersiz buldu: idare, bildirilen nedenlerin gerçekten ciddi ve aşılması objektif olarak imkânsız bir engel oluşturup oluşturmadığını araştırmalı, vardığı sonucu işlem gerekçesinde göstermeliydi.

Hükmün sonucu: Mahkeme ikinci ret işlemiyle ilgili ek itirazı kabul etti ve idarenin yeni değerlendirmede kararın gerekçesine uymasını gerektiren bir sonuç doğurdu. Bununla birlikte mahkeme bizzat yeniden giriş vizesi vermedi veya tüm geç başvuruların kabul edilmesini emretmedi. İlgili kişinin ileri sürdüğü engellerin delillerle incelenmesi önemini koruyor.

Bu karar her geç dönüşü meşru hale getiriyor mu?

Hayır. İtalya dışında kalınan süre, oturma izninin ne zaman sona erdiği, yenileme başvurusunun yapılıp yapılmadığı ve neden ülkeye dönülemediği ayrı ayrı değerlendirilir. Mahkemenin eleştirdiği husus, kanunun tanıdığı istisnalar ve temel haklarla bağlantılı somut koşullar tartışılmadan salt süre hesabına dayalı otomatik bir ret verilmesidir.

Örneğin kişisel tercih nedeniyle aylarca yurt dışında kalmak ile ağır hastalık, eşin veya birinci dereceden yakın akrabanın sağlık durumuyla ilgili belgeli bir zorunluluk aynı değildir. Her olayda idarenin kabul etmek zorunda olduğu genel bir “ailevi mazeret” kategorisi yoktur. Özellikle seyahat ve tedavi tarihleri, sağlık kayıtları ve İtalya'daki aile ilişkileri gerçekçi şekilde ortaya konmalıdır.

Yeniden giriş vizesi için pratik dosya hazırlığı

1. Oturma izninizin tarihlerini doğrulayın. İznin türü, son geçerlilik günü, daha önce yenileme başvurusu yapılıp yapılmadığı ve makbuzların bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Aile izni, çalışma izni ve uzun süreli oturum statüsünün hukuki sonuçları her zaman aynı değildir.

2. İtalya'dan çıkış ve dönüş girişimlerini belgelendirin. Pasaport damgaları, uçuş biletleri, konsolosluk randevuları, başvuru portallarının kayıtları ve e-posta yazışmaları, tarih uyuşmazlıklarını çözebilir. Yalnızca sözlü olarak “süre bitmeden başvurdum” demek her durumda yeterli olmayacaktır.

3. Sağlık ve ailevi engelleri somutlaştırın. Hastane raporları, yatış veya tedavi belgeleri, seyahati engelleyen tıbbi durum, yakınlık derecesi ve aile fertlerinin bakım ihtiyacına ilişkin belgeler hazırlanmalıdır. Belgelerin tarihlerinin ve içeriklerinin seyahat süreciyle uyumlu olması önemlidir.

4. Konsolosluk ile Questura'nın rollerini ayırın. Konsolosluk, yeniden giriş vizesine ilişkin işlemi yürütür; Questura'nın görüşü ise önceki oturma izni veya yenileme koşulları bakımından önem taşıyabilir. Olumsuz görüşün gerçek nedeni anlaşılmadan yalnızca konsolosluğa genel bir itiraz göndermek, dosyanın temel eksikliğini gidermeyebilir.

5. Ret kararını yazılı olarak alın ve sürelere dikkat edin. İdari inceleme talebi, yargısal dava açma süresini kendiliğinden durdurmayabilir. Vizenin türüne ve hukuki dayanağına göre hangi mahkemenin görevli olduğu ayrıca tespit edilmelidir. Aile haklarına ilişkin bazı uyuşmazlıkların yargı yolu, diğer ulusal vize retlerinden farklı olabilir.

İptal kararı sonrası ne olur?

Mahkemenin işlemi hukuka aykırı bulması ile vizenin otomatik verilmesi aynı şey değildir. İdare önündeki dosyayı, mahkemenin belirlediği ölçütlere göre tekrar ele alabilir; kişinin ülke dışında kalışına ilişkin gerçek engelleri araştırır ve hukuki koşullar hakkında gerekçeli karar verir. Kararın uygulanmaması halinde ayrı yargısal yolların değerlendirilmesi gündeme gelebilir.

Bu kararın uygulamadaki değeri, göç idaresinin süreleri uygularken kişisel durumları görmezden gelemeyeceğini hatırlatmasıdır. Kurallar önemini korur; fakat kanunun istisnaları, ispat araçları ve aile yaşamı ile sağlıkla bağlantılı haklar da kararın ayrılmaz parçasıdır.

Doğrulanabilir yargı kaynağı: TAR Lazio, Roma, Sezione Quinta Quater, 23 Temmuz 2026 tarihli 13528/2026 sayılı karar, dava kayıt numarası 7052/2025. Kararın tam metni ve resmî belge bağlantısı. Somut dosyada uygulanacak mevzuat, başvuru tarihi ve mevcut göç statüsü ayrıca incelenmelidir.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) önünde dava takip etmeye yetkili avukat;
İtalya Temsilciler Meclisi Göç alanındaki Çıkar Temsilcileri Siciline kayıtlı;
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicilinde Göç ve İltica alanında 280782895721-36 numarasıyla kayıtlı çıkar temsilcisi;
ORCID: 0009-0004-7030-0428.
Bu makale yapay zekâ araçlarının yardımıyla, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında hazırlanmıştır.

Floransa İdare Mahkemesine göre uzun süreli AB oturma izni: aile durumu, konut ve gerçek gelir birlikte değerlendirilir

Floransa İdare Mahkemesine göre uzun süreli AB oturma izni: aile durumu, konut ve gerçek gelir birlikte değerlendirilir

İtalya'da yıllardır yaşayan bir yabancı, uzun süreli AB ikamet izni (permesso di soggiorno UE per soggiornanti di lungo periodo) talep ettiğinde, mevcut izninin süresi veya çalışma faaliyetinin varlığı tek başına olumlu sonuç garantisi değildir. Başvurunun dayandığı aile durumu, konut koşulları ve gerçekten elde edilen gelir, incelenen yasal çerçeve bakımından önem taşıyabilir. Toskana Bölge İdare Mahkemesi, Floransa, İkinci Daire'nin 1 Nisan 2026 tarihli ve 645/2026 sayılı kararı, eksik belgelerle yapılan bir başvuruda hangi sorunların ortaya çıkabileceğini gösteriyor.

Uyuşmazlık nasıl başladı?

Fas vatandaşı bir kişi, 26 Temmuz 2021 tarihinde Pistoia Emniyet Müdürlüğüne (Questura) uzun süreli AB oturma izni için başvurdu. Questura, bu başvuruyu talep edilen statü açısından olumlu sonuçlandırmadı; fakat yabancının ülkedeki kalışını tamamen sona erdirmek yerine, iki yıllık serbest çalışma (lavoro autonomo) oturma izni verdi. Başvurucu, hem bu kararı hem de daha sonra verilen yeniden incelemeyi reddetme yazısını idari mahkemeye taşıdı.

Kişinin ileri sürdüğü görüş, başvurunun yalnızca kendisi için yapılmış olması nedeniyle uygun konut belgesinin istenemeyeceği yönündeydi. Ayrıca idarenin, ret öncesi bildirimine (preavviso di rigetto) verilen açıklamaları yeterince değerlendirmediğini, şartları taşıdığını ve işlemdeki imza yetkisiyle ilgili sorun bulunduğunu savundu. Bunlar davacının iddialarıydı; mahkeme bu iddiaların hepsini kabul etmedi.

Mahkeme hangi somut durumlara baktı?

Yargılama sırasında ortaya konulan aile kaydına göre, başvurucu evliydi ve eşiyle aynı evde yaşıyordu. Başvurucu, ayrılık süreci bulunduğunu söylemişti; ancak bunu yeterli belgelerle açıklamamıştı. Mahkeme, başvurucunun kendisini ailesinden tamamen bağımsız ve tek kişi olarak gösteren savunmasını, dosyadaki aile ve ikamet bilgileriyle uyumlu bulmadı. Böylece konutun uygunluğu meselesinin göz ardı edilemeyeceğini değerlendirdi.

Gelir yönünden de ciddi uyuşmazlık vardı. İdarenin sunduğu bilgilerde vergi ve sosyal güvenlik katkılarına ilişkin eksiklikler görülüyordu; INPS kontrolünde sosyal güvenlik primi ödemelerine rastlanmadığı belirtilmişti. Mahkeme, yalnızca beyan edilen gelir rakamı ile fiilen kanıtlanmış ekonomik durumun aynı şey olmadığını dikkate aldı. Başvurucunun sunduğu belgelerin bu belirsizlikleri gidermediği sonucuna vardı.

Son olarak, ret öncesi bildirimde bulunan kişinin imzasına ilişkin itirazı, bildirimin nihai karar değil, usul içindeki bir işlem (atto endoprocedimentale) olması nedeniyle belirleyici görmedi.

Kararın sonucu neydi?

TAR Toscana başvuruyu reddetti. Mahkeme, uzun süreli statü için gerekli şartların somut dosyada yeterli biçimde gösterilemediği kanaatine vardı. Questura'nın tamamen ret kararı vermek yerine iki yıllık serbest çalışma oturma izni düzenlemesini, bu şartlarda hukuka aykırı bulmadı. Yargılama giderleri taraflar arasında mahsup edildi.

Burada önemli bir sınır var: Karar, bütün tek kişilik başvurularda konut ve aileyle ilgili aynı belgelerin mutlaka aynı şekilde aranacağını söyleyen bağımsız ve sınırsız bir genel kural olarak okunmamalıdır. Mahkemenin değerlendirmesi, başvurucunun fiilen eşiyle birlikte yaşadığına ve gelirinin kanıtlanmasına dair somut olgulara dayanıyordu. Uzun süreli ikamet iznine ilişkin Yabancılar Kanunu'nun (D.Lgs. 286/1998) 9. maddesi ile ilgili dönem ve aile koşullarına göre uygulanacak hükümler ayrıca incelenmelidir.

Başvurucular için pratik sonuçlar

1. Aile durumunuzu belgelerle tutarlı gösterin. Aile kaydı (stato di famiglia), ikamet belgeleri, evlilik ve varsa ayrılık veya boşanma kararları arasında çelişki bulunmamalıdır. Yalnızca sözlü olarak “ayrı yaşıyoruz” demek, resmî kayıtların aksini gösterdiği bir dosyada yeterli olmayabilir.

2. Konut hakkındaki belgeleri önceden kontrol edin. Başvurunun türüne göre kira sözleşmesi, ev sahibinin uygunluk yazısı, ikamet bilgileri ve gerekli olduğunda konut uygunluk belgesi (idoneità alloggiativa) gündeme gelebilir. İstenen belgenin somut başvuru için gerçekten zorunlu olup olmadığı güncel kurallar çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. Resmî bilgi ve belge eksikliği ile hukuken gerekmeyen bir belgenin istenmesi aynı sorun değildir.

3. Vergi beyanlarıyla sosyal güvenlik kayıtlarını karşılaştırın. Çalışma gelirinin varlığı yalnızca imzalı bir sözleşme veya tek bir vergi belgesiyle her durumda ispatlanmış sayılmaz. INPS prim dökümleri, vergi bildirimleri ve bankacılık veya iş faaliyetini gösteren kayıtlar birbirini desteklemelidir. Özellikle serbest çalışanlar için gelir ispatının şekli ve ilgili dönem önem taşır.

4. Ret öncesi bildirime süresinde ve kapsamlı yanıt verin. İtalyan 241/1990 sayılı Kanun'un 10-bis maddesi çerçevesinde gelen yazı, eksik belgeyi tamamlama veya idarenin olgusal hatasını açıklama bakımından önemli bir fırsattır. İdareye gönderilen yanıtın içeriği, tarihi ve teslim edildiğine ilişkin kanıt saklanmalıdır. Ancak bu fırsatın bulunması, esasa ilişkin şartların yokluğunu tek başına ortadan kaldırmaz.

5. Verilen iznin türünü dikkatle inceleyin. Uzun süreli statü talep eden kişiye farklı ve süreli bir oturma izni düzenlenmesi, başvurulan statünün elde edildiği anlamına gelmez. İki iznin geçerlilik süresi, sosyal hakları ve yenileme koşulları farklı olabilir. Bir kararın neden talep edilen statüyü vermediğini anlamak ve gerekiyorsa süresi içinde yargısal yola başvurmak gerekir.

Mahkeme kararından çıkarılmaması gereken sonuçlar

Bu dava, İtalya'da uzun süre kalmış herkese konut sebebiyle ret verilmesi gerektiğini göstermiyor. Ayrıca gelirleri düşük olan herkesin farklı türde izin alacağı da söylenemez. Kararın asıl öğretisi, uzun süreli oturma izninin çok yönlü bir dosya gerektirdiğidir: kişisel belgeler, aile durumu, ekonomik gerçeklik ve idareye yapılan açıklamalar birlikte değerlendirilir.

Başvuru hazırlığında en etkili yol, mevcut durumun eksiksiz ve tutarlı biçimde belgelenmesidir. Eksik bir sosyal güvenlik kaydı veya açıklanmamış aile ilişkisi, esasen çalışıp yaşayan bir kişinin talebini zorlaştırabilir. Her dosyada yürürlükteki mevzuat, başvuru tarihi ve somut yaşam koşulları bağımsız biçimde incelenmelidir.

Doğrulanmış yargı kaynağı: TAR Toscana, Firenze, Sezione Seconda, 1 Nisan 2026, karar no. 645/2026, dava no. 68/2022. İtalyan idari yargısının resmî karar metni.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) nezdinde dava takip etme yetkisine sahip avukat;
İtalya Temsilciler Meclisinin Göç alanındaki Çıkar Temsilcileri Siciline kayıtlı;
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicilinde Göç ve İltica alanında 280782895721-36 numarasıyla kayıtlı çıkar temsilcisi;
ORCID: 0009-0004-7030-0428.
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

lunedì 2 novembre 2026

Torino İdare Mahkemesine göre kayıt dışı çalışmanın yasallaştırılmasında işverenin gelir şartı ve akraba desteği nasıl değerlendirilir?

Torino İdare Mahkemesine göre kayıt dışı çalışmanın yasallaştırılmasında işverenin gelir şartı ve akraba desteği nasıl değerlendirilir?

İtalya'da kayıt dışı çalışmayı sona erdirme amacıyla açılan özel yasallaştırma prosedürlerinde, yalnızca yabancı işçinin gerçekten çalışmış olması her zaman yeterli değildir. İşverenin de yasanın aradığı şartları karşılaması gerekir. Peki gelir eşiğini karşılamayan bir işveren, bir akrabasının mali kaynaklarını göstererek bu eksikliği giderebilir mi? Piemonte Bölge İdare Mahkemesi (TAR Piemonte, Torino), Birinci Daire, 10 Şubat 2026 tarihli ve 227/2026 sayılı kararı bu konuda dikkat çekici bir sınır ortaya koymuştur.

Davanın konusu

Uyuşmazlık, İtalya'daki kayıt dışı çalışma ilişkisinin ortaya çıkarılmasına ilişkin eski bir olağanüstü yasallaştırma işlemiyle bağlantılıydı. Yetkili idare, işverenin ekonomik yeterliliğiyle ilgili sorunlar nedeniyle başvuruyu uygun bulmamıştı. Davacı, bu değerlendirmenin eksik ve yanlış olduğunu savunarak idari işlemin iptalini talep etti. Özellikle işverenin amcası veya dayısı konumundaki bir akrabanın gelirinin işverenin gelirine eklenmesi gerektiğini ileri sürdü.

Mahkeme, işverenin mali yeterliliğinin bu tür bir prosedürde tali bir ayrıntı değil, temel bir şart olduğunu vurguladı. Öngörülen özel kurallar çerçevesinde yakın akrabaların kaynaklarının dikkate alınabileceği durumlar bulunsa bile bunun sınırsız bir aile dayanışması ilkesi anlamına gelmediğini belirtti. Somut olayda gelir desteği sunulmak istenen kişi, işverenle üçüncü dereceden hısım konumundaydı; mahkeme bu yakınlığın ilgili kurallarda kabul edilen sınırlar içinde olmadığını değerlendirdi.

Mahkemenin kararı ve gerekçesi

TAR, davacının araştırma eksikliği ve hatalı gerekçe yönündeki iddialarını reddetti. Kararda işverenin gelir koşulunun yasallaştırma bakımından vazgeçilmez bir önkoşul olduğu, gelir açığının belirtilen üçüncü derece akrabanın kazancıyla kapatılamayacağı ifade edildi. Davacının, iş bekleme amaçlı oturma izni verilmesine ilişkin diğer mahkeme kararlarına yaptığı atıflar da sonuca etkili bulunmadı: Mahkeme bu kararların farklı bir hukuki düzenlemeye dayandığını, dolayısıyla mevcut yasallaştırma prosedürüne doğrudan taşınamayacağını açıkladı.

Sonuç: Mahkeme başvurucunun idari işlemin iptali talebini reddetti. Bu karar, bütün yabancı işçiler için genel bir oturma izni yasağı getirmez; belirli bir yasallaştırma düzenlemesindeki işveren yeterliliğine dair şartların somut uyuşmazlığa uygulanmasıyla ilgilidir.

Yabancı işçiler açısından neden önemli?

Bir yabancı işçi, işverenin çalışmaya devam etmesini istediğini veya fiilen ücret ödediğini düşünerek yasallaştırmanın kesin olduğunu sanabilir. Oysa bu işlemlerde iş ilişkisinin varlığı, işverenin ekonomik kapasitesi ve ilgili başvuru rejiminin diğer yasal şartları ayrı ayrı incelenir. Ayrıca her tarihsel yasallaştırma uygulamasının kendine özgü kanuni koşulları vardır: 2020 yılındaki emersione düzenlemesi, sıradan iş vizesi ya da mevcut bir oturma izninin yenilenmesiyle özdeş değildir.

İşveren aile şirketinde çalışıyorsa veya gelirini akraba desteğiyle sürdürebiliyorsa, idareye yalnızca akrabalığı ifade eden bir beyan verilmesi yeterli olmayabilir. Gerekli olan, ilgili yasal düzenlemenin hangi kişilerin gelirlerinin birleştirilmesine izin verdiğini, akrabalık derecesini, belgelerin kapsamını ve başvuru tarihindeki hukuki durumunu doğru belirlemektir.

Başvuru ve itiraz için pratik kontrol

  1. Prosedürün adını ve hukuki dayanağını belirleyin. Kayıt dışı çalışmanın yasallaştırılması, decreto flussi çerçevesindeki giriş izni ve oturma izninin yenilenmesi farklı kurallara dayanır. Birindeki kolaylık veya istisna diğerine kendiliğinden uygulanmaz.
  2. İşverenin mali belgelerini ilk aşamadan itibaren kontrol edin. Uygulanabilen gelir eşikleri ve hangi kaynakların hesaba katılacağı ilgili dönem ve iş ilişkisinin niteliğine göre araştırılmalıdır. Vergi beyannameleri, kayıtlar ve diğer belgeler tutarlı olmalıdır.
  3. Akrabalık desteğini otomatik kabul etmeyin. Geliriyle katkıda bulunmak isteyen kişinin yakınlığı ve destek biçimi, kanunun izin verdiği kategoriye girmelidir. Üçüncü derece hısımlığın yeterli görülmediği bu karar, akrabalık bağının ayrıntılı incelenmesi gerektiğini gösterir.
  4. Ret kararının gerekçesini ayrıntılı okuyun. Eksik gelir, eksik belge veya başka bir yasal engel söz konusu olabilir. Bunların her birine karşı sunulacak savunma ve kanıt farklıdır. İtiraz, yalnızca çalışmanın gerçek olduğu yönündeki genel beyanlarla sınırlandırılmamalıdır.
  5. Davaya başvurmadan önce süreleri ve yetkili mahkemeyi araştırın. İdari başvuruların ve dava açma sürelerinin koşulları dosyanın türüne bağlıdır. İdareye yapılan yeniden değerlendirme talebi her durumda yargısal süreyi durdurmaz.

İş bekleme izni neden farklı?

İtalya'nın yabancılar hukukunda belirli koşullarda işini kaybeden kişinin iş bekleme amacıyla kalışını düzenleyen kurallar bulunur. Ancak bu kuralları işverenin mali yeterliliği esas alınarak yürütülen bir yasallaştırma dosyasına otomatik biçimde uygulamak doğru değildir. Torino Mahkemesi'nin yaklaşımı da tam bu ayrımı öne çıkarmaktadır: birbirine benzeyen insani veya ekonomik durumlar, farklı hukukî prosedürlere tabi olabilir.

Bu kararın uygulamaya dönük mesajı nettir: Başvuruyu yapan veya savunan kişi yalnızca çalışma ilişkisinin gerçekliğine değil, seçilen prosedürün bütün şartlarına odaklanmalıdır. Gelirin kimin tarafından sağlandığı ve hangi aile bağının yasal olarak dikkate alınabildiği teknik gibi görünse de uyuşmazlığın sonucunu belirleyebilir.

Yargı kaynağı: Tribunale Amministrativo Regionale per il Piemonte, Torino, Sezione Prima, 10 Şubat 2026, karar no. 227/2026, dava no. 925/2021. Kararın metni ve künyesi. Bu içerik, hukuki bilgilendirme amacı taşır; belirli dosyalarda uygulanacak mevzuat, başvuru tarihine ve diğer özelliklere göre ayrıca incelenmelidir.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı nezdinde dava takip etme yetkisine sahip avukat;
İtalya Temsilciler Meclisinin Göç alanındaki Çıkar Temsilcileri Siciline kayıtlı;
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicilinde Göç ve İltica alanında 280782895721-36 numarasıyla kayıtlı çıkar temsilcisi;
ORCID: 0009-0004-7030-0428.
Bu makale, yazarın yönlendirmesi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Roma İdare Mahkemesine göre SIS kaydının silinmesi ve çalışma vizesi: konsolosluk ret gerekçesini açıklamak zorundadır

Roma İdare Mahkemesine göre SIS kaydının silinmesi ve çalışma vizesi: konsolosluk ret gerekçesini açıklamak zorundadır

İtalya'da bir işverenin yanında çalışmak üzere ulusal çalışma vizesine başvuran kişi, başka bir Schengen devletinin girdiği SIS kaydı yüzünden ret alabilir. Ancak böyle bir kararın yalnızca “Schengen Bilgi Sistemi'nde kayıt var” ifadesine dayanması yeterli midir? Kayıt sonradan silinirse kişi hangi belgeleri toplamalı ve hangi makama başvurmalıdır? Roma'daki Lazio Bölge İdare Mahkemesi'nin 9 Haziran 2026 tarihli, 10641/2026 sayılı, Beşinci Quater Dairesi kararı bu sorulara somut bir dosya üzerinden ışık tutuyor.

Olay: Avusturya'nın SIS kaydı nedeniyle reddedilen çalışma vizesi

Başvurucu, Fas'ın Kazablanka kentindeki İtalyan Konsolosluğundan bağımlı çalışma amacıyla giriş vizesi istemişti. Konsolosluk 8 Temmuz 2025 tarihinde, Avusturya makamlarınca Schengen Bilgi Sistemi'ne (SIS) girilmiş bir kaydı gerekçe göstererek talebi reddetti. Başvurucu, Avusturya makamlarına girişimde bulunarak 19 Ağustos 2025 tarihinde söz konusu kaydın silinmesini sağladığını belgeledi. Ardından İtalyan konsolosluğundan ret kararını idari yoldan yeniden incelemesini istedi.

Konsolosluk, dosyadaki bilgisayar sistemi ve çalışma iznine ilişkin askıya alma düzenlemeleri nedeniyle önceki işleme dönülemediğini bildirdi. Bunun üzerine ret kararına karşı idari dava açıldı. Mahkemenin incelediği konu, çalışma ilişkisinin tüm şartlarının mevcut olup olmadığının nihai olarak karara bağlanması değil, vize reddinin yeterince araştırılmış ve gerekçelendirilmiş olup olmadığıydı.

Mahkemenin gerçekten benimsediği ilke

Mahkeme, Avrupa Birliği Adalet Divanının 24 Kasım 2020 tarihli, birleştirilmiş C-225/19 ve C-226/19 sayılı davalardaki kararına atıf yaptı. Bu içtihada göre başka bir üye devletin itirazı nedeniyle Schengen vizesi reddedildiğinde, ilgili devletin kimliği ve ret sebebi başvurucuya, savunma ve etkili başvuru hakkını kullanabileceği şekilde bildirilmelidir. Roma Mahkemesi, bu güvencelerin İtalya'nın ulusal çalışma vizeleri bakımından da uygulanmasının makul olduğunu belirtti.

Somut olayda konsolosluk, Avusturya'nın kaydının altında yatan özgül nedeni açıklamamıştı. Ayrıca Avusturya makamlarıyla araştırma yürütmemiş ve başvurucunun açıklamalarını alarak durumu aydınlatmamıştı. Üstelik başvurucunun SIS kaydının silindiğini gösteren belgelerine de karşı tarafça somut bir itiraz yöneltilmemişti.

Mahkeme, İtalya Anayasa Mahkemesinin 6/2026 sayılı kararını da anarak, 2018/1861 sayılı AB Tüzüğü kapsamında SIS bilgisinin, başka bir devletin her somut olaydaki bireysel incelemesini ortadan kaldıran mutlak bir mekanizma olarak görülemeyeceğine dikkat çekti. Bununla birlikte, SIS'teki her kaydın önemsiz olduğu veya vizenin mutlaka verilmesi gerektiği gibi bir sonuç çıkarmadı.

Davanın sonucu: Lazio Bölge İdare Mahkemesi başvuruyu kabul ederek 8 Temmuz 2025 tarihli vize reddini iptal etti ve yargılama giderlerine hükmetti. Mahkeme, konsolosluğu vizeyi doğrudan düzenlemeye mahkûm etmedi; idare, gerekçedeki hukuki ölçütlere uyarak yeniden değerlendirme yapmak durumundadır. Dosyada çalışma iznine ilişkin ayrı idari askı meselesi de bulunduğundan, vize ret kararının iptali diğer işlemlerin otomatik olarak sona erdiği anlamına gelmez.

SIS kaydı olan bir kişi hangi pratik adımları izlemeli?

1. Ret kararını ve bildirim tarihini saklayın. Vize türü, başvuru dosya numarası, ret gerekçesi ve bildirimin ne zaman yapıldığı, kullanılabilecek hukuki yolların belirlenmesinde önemlidir. Ret kararını sözlü açıklamayla yetinerek değerlendirmeyin.

2. Kaydı hangi devletin oluşturduğunu belirleyin. SIS, farklı devletlerin bilgi paylaştığı bir sistemdir. Kaydın doğruluğu, dayanak kararı, süresi ve ilgili kişiye gerçekten ait olup olmadığı araştırılmalıdır. Özellikle isim benzerliği ve eski bir sınır dışı işlemi ihtimallerinde kimlik ve tarih bilgilerini karşılaştırın.

3. Kayıtla ilgili erişim, düzeltme ve silme haklarını kullanın. AB'nin SIS ve veri koruma kurallarının öngördüğü usuller çerçevesinde veri erişimi, yanlış bilginin düzeltilmesi veya hukuka aykırı kaydın silinmesi talep edilebilir. Kaydı koyan devletin yetkili makamlarıyla işlem yürütülmesi çoğu kez belirleyicidir. Bir İtalyan konsolosluğunun, başka ülkenin SIS kaydını tek başına silme yetkisine sahip olduğu varsayılmamalıdır.

4. Silme kararı ile İtalya'daki vize dosyasını birbirine bağlayın. Kayıt silinmişse tarihli resmî yazıyı, sistem verilerine ilişkin cevabı veya diğer güvenilir belgeyi İtalyan makamlarına iletin. Yeniden inceleme talebinde hem ilk ret gerekçesini hem sonraki değişikliği açıkça gösterin. Başvurucunun sadece “artık kaydım yok” demesi yerine belge sunması, olguların doğrulanmasına yardımcı olur.

5. Yargısal başvuruyu geciktirmeyin. İdari yeniden inceleme talebi her durumda dava açma süresini durdurmaz. Somut ret kararına uygulanacak dava yolu ve süreler ayrıca değerlendirilmelidir. Çalışma vizesi, kısa süreli Schengen vizesi ve oturma izni işlemlerinin farklı kuralları olabileceği unutulmamalıdır.

Oturma izni, giriş ve kaydın silinmesi: birbirinden farklı sonuçlar

SIS kayıtları yalnızca çalışma vizesi başvurularında değil, ülkeye giriş, kalış hakkı ve oturma izni dosyalarında da önem taşıyabilir. Ancak bir kararın sonucu başka bir işlem türüne hiçbir değerlendirme yapılmadan taşınamaz. Örneğin bir kaydın silinmesi, giriş veya ikamet için aranan diğer koşulları ortadan kaldırmaz; aynı şekilde İtalya'nın yeni bir oturma izni başvurusunda somut olguları araştırma sorumluluğu da sırf SIS uyarısı nedeniyle görmezden gelinemez.

Bu kararın temel dersi, uluslararası veri paylaşımı ile bireyin savunma hakkının birlikte korunması gerektiğidir. İdare SIS sistemini kullanabilir ve kullanmalıdır; fakat işlem muhatabının kendisine karşı hangi somut nedenle karar verildiğini anlayabilmesi, yanlış bir kaydı düzeltebilmesi ve gerektiğinde yargıya etkili biçimde başvurabilmesi de hukuk devletinin gereğidir.

Karar ve doğrulanabilir kaynak: TAR Lazio – Roma, Sezione Quinta Quater, 9 Haziran 2026, karar no. 10641/2026, dava no. 13541/2025. Kararın tam metni. Her somut işlem için güncel mevzuat ve bireysel dosya ayrıca incelenmelidir.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı nezdinde dava takip etme yetkisine sahip avukat;
İtalya Temsilciler Meclisinin Göç alanındaki Çıkar Temsilcileri Siciline kayıtlı;
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicilinde Göç ve İltica alanında 280782895721-36 numarasıyla kayıtlı çıkar temsilcisi;
ORCID: 0009-0004-7030-0428.
Bu makale, yazarın yönlendirmesi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Venedik İdare Mahkemesine göre çalışma izninin iptalinden önce yabancı işçiye de bildirim yapılmalıdır

Venedik İdare Mahkemesine göre çalışma izninin iptalinden önce yabancı işçiye de bildirim yapılmalıdır

İtalya'ya çalışma vizesiyle gelen bir kişi, işverenin kendisine ulaşmaması veya resmî sözleşme toplantısına davet edilmemesi nedeniyle çalışma iznini kaybedebilir mi? Veneto Bölge İdare Mahkemesi (TAR Veneto), Üçüncü Daire, 3 Şubat 2026 tarihli ve 278 sayılı kararında, işçinin kendisini doğrudan etkileyen işlemlere katılma hakkını vurgulamıştır.

Olayın gelişimi

İşveren, 27 Mart 2023'te 2022 giriş kotası çerçevesinde yabancı işçi için nullaosta talep etti. Venedik Valiliği 26 Nisan 2023'te izin verdi; vize alan işçi 11 Ekim 2023'te İtalya'ya geldi. Ancak işverenle bağlantı kuramadı. Daha sonra 2 Temmuz 2024 tarihli sözleşme toplantısına yalnızca işverenin davet edildiğini, kendisine haber verilmediğini öğrendi. İzin iptalinin başlatılmasına ilişkin yazı da nihai iptal kararı da kendisine tebliğ edilmemişti.

Dosyaya erişim sayesinde 27 Kasım 2024'te verilmiş iptal kararını öğrendi ve mahkemeye başvurdu. Mahkeme geçici aşamada iptali durdurarak yeniden inceleme yapılmasını istedi. İdare, bilişim sisteminde dosyanın ve iş kotasının yeniden etkinleştirilmesi gerektiğini savundu; ancak bu teknik hususlar, bildirim eksikliği sorununu ortadan kaldırmadı.

Mahkemenin kabul ettiği ilke

Yargıç, 286/1998 sayılı İtalyan Göç Kanunu'nun 2. maddesinin beşinci fıkrasına dikkat çekti: yabancılar, idareyle ilişkilerinde ve haklarının yargısal korunmasında İtalyan vatandaşlarla eşit korumadan yararlanır. Bu nedenle 241/1990 sayılı Kanunun idari işleme katılım hükümleri yabancı işçi için de geçerlidir.

İşveren nullaosta başvurusunu yapmış olsa bile, iznin sonuçları doğrudan işçiyi etkiler. Dolayısıyla iptal sürecinin başlatıldığı kendisine bildirilmelidir. Aynı şekilde sözleşme imza toplantısının yeri, tarihi ve saati hem işveren hem işçi tarafından gerçekten öğrenilebilmelidir.

Mahkeme, idarenin “her şey internet üzerinden” veya “Ali portalında duyuruldu” savunmasını yeterli bulmadı. İşçi, portala erişim şifresi yalnızca başka kişide bulunduğunda, kendisine yönelik işlemleri bu yolla etkin biçimde öğrenemeyebilir.

Kararın sonucu

TAR Veneto davayı kabul ederek iptal işlemini ortadan kaldırdı. İdare yeniden işlem yaparken işçinin katılımını güvence altına almalı; sözleşmenin imzalanmamasının, kendisine davet yapılmaması nedeniyle işçiye yüklenemeyeceğini dikkate almalı ve işverenin sonradan da işe alma isteğini teyit etmiş olmasını değerlendirmelidir.

Mahkeme doğrudan oturma izni verilmesine hükmetmedi. Gerekli diğer incelemeler ve kanuni koşullar idare tarafından değerlendirilmeye devam edebilir.

Pratikte ne yapılmalı?

Çalışma vizesiyle ülkeye gelen kişi, yalnızca işverenin veya aracının bilgi vermesini beklememelidir. Nullaosta, vize, giriş tarihi, adres ve iletişim bilgileri, avukatla yazışmalar, sözleşme için talep edilen randevular ve başvuruların alındı belgeleri saklanmalıdır. İşverenle bağlantı kurulamazsa Sportello Unico'ya yazılı başvuru yapılması, mümkünse resmî kayıt veya PEC üzerinden bildirim sağlanması önemlidir.

İptal veya arşivleme kararı öğrenildiğinde dosyaya erişim istenmeli ve hem işçiye hem işverene bildirim yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır. Bildirim yapılmadığı için işçinin sözleşme imzalayamadığı kanıtlanabiliyorsa, bunun iptal gerekçesiyle bağı açıkça kurulmalıdır. Mahkemenin kararı bütün eksik bildirimlerin her koşulda otomatik iptal sebebi olduğunu söylemez; somut olayda işçinin sunabileceği savunmanın karar üzerinde etkili olabilme ihtimaline önem verir.

Bir başka işverene geçiş veya iş bekleme izni konusu ayrıca incelenmelidir: bu haklar, her nullaosta sahibi için koşulsuz biçimde doğmaz. Gerekli yargı yolu ve süreler de kararın niteliğine göre belirlenmelidir.

Sonuç

278/2026 sayılı kararın temel mesajı şudur: göç idaresinin dijitalleştirilmesi, yabancı işçinin dinlenme ve kendisini etkileyen işlemlerden haberdar olma hakkını ortadan kaldırmaz. Çalışma izninin iptali, yalnızca sistemin ekranında yapılan bir işlem değil, kişinin hukuki geleceğini etkileyen idari karardır.

Kaynak: TAR Veneto, III. Daire, 3 Şubat 2026, no. 278, Başkan Polidori, raportör De Piazzi. Kararın tam metni. İlgili hükümler: 286/1998 sayılı Kanun Hükmünde Karar md. 2, 5 ve 22; 241/1990 sayılı Kanun md. 7.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) önünde dava takip etmeye yetkili avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline Göç ve İltica alanında kayıtlı lobici, no. 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Roma İdare Mahkemesine göre İtalyan vatandaşı annesiyle aile birleşimi vizesinde doğru mahkeme önemlidir

Roma İdare Mahkemesine göre İtalyan vatandaşı annesiyle aile birleşimi vizesinde doğru mahkeme önemlidir

İtalya'da yaşayan İtalyan vatandaşı bir aile üyesine katılmak isteyen yabancı, konsolosluğun vize ret kararına hangi mahkemede itiraz etmelidir? Lazio Bölge İdare Mahkemesi (TAR Lazio), Beşinci-quater Daire, 11 Haziran 2026 tarihli 10848 sayılı kararıyla bu soruya cevap verdi. Karar, vize verilmesinin şartlarını değil, aile hayatının korunmasına ilişkin davanın hangi yargı düzeninde görülmesi gerektiğini açıklamaktadır.

Olayın özeti

Kosova vatandaşı bir kişi, İtalya'nın Priştine Büyükelçiliğine ailevi nedenlerle vize başvurusu yaptı. Başvurunun amacı, İtalyan vatandaşı olan annesiyle ve İtalya'da yaşayan diğer aile üyeleriyle bir araya gelmekti. Büyükelçilik 5 Nisan 2026'da başvuruyu reddetti. Başvurucu, İtalyan hukukunda aile birliğini koruyan hükümlere dayanarak işlemi TAR Lazio önünde dava konusu yaptı.

Ancak idare, davanın idari yargının görev alanında bulunmadığını ileri sürdü. Böylece mahkeme, vize koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinden önce, davaya bakma yetkisinin hangi mahkemede olduğunu incelemek durumunda kaldı.

Mahkemenin kararı

TAR Lazio, davada idari yargının görevli olmadığına karar verdi. 286/1998 sayılı Göç Kanunu'nun 30. maddesinin altıncı fıkrası, aile birliği hakkına ilişkin belirli idari kararlara karşı olağan yargı merciine başvurulmasını öngörür. 30/2007 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8. maddesi de Avrupa Birliği vatandaşının aile üyesi olmaktan kaynaklanan haklarla ilgili uyuşmazlıkları olağan yargının görev alanına yerleştirir.

Bu nedenle mahkeme başvurucunun ailevi vize hakkını esastan kabul veya reddetmedi; davanın olağan mahkemede görülmesi gerektiğini belirtti. İdari yargı usul kanununun 11. maddesi kapsamında, süresinde uygun mahkemeye geçilirse ilk dava açılışının belirli maddi ve usuli etkilerinin korunabileceğine işaret etti.

Ret yazısındaki yanlış mahkeme bilgisi

İlginç biçimde büyükelçiliğin kararında yanlışlıkla idari mahkemeye itiraz edilebileceği belirtilmişti. Mahkeme bu yanlış bilgilendirmeyi yargılama masraflarının taraflar üzerinde bırakılmasında dikkate aldı. Ancak idarenin ret yazısındaki bilgi, kanunla belirlenen görevli mahkemeyi değiştirmez.

Başvuranlar açısından pratik sonuçlar

Her aile ziyareti aynı hukuki statüye sahip değildir. Kısa süreli ziyaret vizesi, İtalyan veya AB vatandaşı aile üyesiyle aile birliği hakkına dayanan vizeyle karıştırılmamalıdır. Hangi aile bağının ileri sürüldüğü, başvurucu ve İtalya'daki aile üyesinin statüsü, başvuru sahibinin yaşı ve ilgili koşullar ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Ret halinde kararın tamamını, tebliğ tarihini, başvurunun dayandığı hukuki nedeni, doğum ve medeni hal belgelerini ve konsolosluk yazışmalarını saklamak gerekir. Avukatla birlikte ilk aşamada doğru yargı yolu belirlenmelidir. Yanlış mahkemede dava açılması, dava esasına girilmemesine ve zaman kaybına neden olabilir. Başvuru formundaki hukuki yol açıklaması dahi gerektiğinde yürürlükteki kanunla karşılaştırılmalıdır.

Kararın sınırları

10848/2026 sayılı karar başvurucuya vize verilmesini emretmemiştir. Ayrıca İtalyan vatandaşı bir kişinin her yabancı akrabasına kendiliğinden giriş hakkı tanındığını söylemez. Mahkeme yalnızca aile birliği hakkı temelinde ileri sürülen bu uyuşmazlık bakımından görevli yargı merciini belirlemiştir.

Kaynak: TAR Lazio, Roma, Sezione V-quater, 11.06.2026, n. 10848, Başkan Arzillo, raportör Petroni. Karar metni. İlgili mevzuat: d.lgs. 286/1998 md. 30/6; d.lgs. 30/2007 md. 8; İdari Yargılama Kanunu md. 11.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) önünde dava takip etmeye yetkili avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline göç ve iltica alanında kayıtlı lobici, numara 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu yazı, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

domenica 1 novembre 2026

Milano İdare Mahkemesine göre yabancı işçi için çalışma izninde işverenin mali güvenilirliği somut olarak incelenir

Milano İdare Mahkemesine göre yabancı işçi için çalışma izninde işverenin mali güvenilirliği somut olarak incelenir

İtalya'ya çalışma amacıyla gelmek isteyen yabancı bir işçinin başvurusunda yalnızca iş sözleşmesi teklifinin bulunması yeterli olmayabilir. Çalışma izni ön onayı (nulla osta al lavoro) verilirken, işverenin işe almayla doğacak ücret ve sosyal güvenlik yükümlülüklerini karşılayabilmesi de değerlendirilir. Lombardiya Bölge İdare Mahkemesinin (TAR Lombardia, Milano, Dördüncü Daire) 9 Ocak 2026 tarihli 102/2026 sayılı kararı, bu denetimin nasıl yürütülebileceğini ve hangi sınırlar içinde yargısal incelemeye konu olabileceğini açıklamaktadır.

Olay: beş yabancı çalışan için yapılan başvurular

Milano Valiliği, 2020 yılına ilişkin işçi giriş kotası kapsamında bir şirket tarafından yapılan beş çalışma izni ön onayı başvurusunu reddetti. Şirket idare mahkemesine başvurarak ret kararlarının yeterince gerekçelendirilmediğini, yalnızca gelir göstergelerine bakıldığını ve işletmenin gerçek mali gücünün araştırılmadığını savundu.

Şirketin ileri sürdüğü itiraz esasen şu noktaya dayanıyordu: Ticari işletmeler bakımından bütün durumlara uygulanabilecek tek bir asgari gelir rakamı bulunmadığına göre, idare sadece gelir tablosundaki net sonuca bakmamalı; ciroyu, alınmış siparişleri, devam eden işleri ve işverenin diğer ekonomik imkânlarını da incelemeliydi. Başvurucu ayrıca işlemin geç sonuçlandırılmasından ve kendisinde oluştuğunu ileri sürdüğü haklı beklentinin ihlalinden şikâyet etti.

Mahkeme hangi hukuki ilkeyi kabul etti?

Mahkeme, 31 Ağustos 1999 tarihli 394 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 30-bis maddesini değerlendirdi. Bu maddenin sekizinci fıkrasına göre yetkili tek durak ofisi (Sportello Unico per l'Immigrazione), sunulan belgelerin düzenliliğini ve yeterliliğini kontrol eder. Ayrıca aynı işverenin talep ettiği işçi sayısının işletmenin ekonomik kapasitesi, faaliyet ihtiyaçları ve ücret ile sigorta yükümlülükleriyle uyumlu olup olmadığını inceler.

Mahkeme, girişimci olan işverenin mali kapasitesinin yalnızca net kazançla ölçülemeyeceğini kabul etti. Ciro, mevcut işler, sözleşmeler ve işletmenin genel mali sağlamlığı da değerlendirilebilir. Ancak bu ilke, mali açıdan güvenilir olmadığı somut olarak ortaya konmuş bir işverenin mutlaka izin alacağı anlamına gelmez. Nitekim davanın sonucu şirketin lehine olmadı.

Somut olayda ret neden uygun bulundu?

Mahkemenin incelediği idari gerekçede, başvuran şirketin çok sayıda yabancı işçi için izin istemesine rağmen kararların verildiği tarihe kadar sigorta ve sosyal güvenlik yükümlülüklerini düzenli şekilde yerine getirmediği belirtiliyordu. Ayrıca şirketin yasal temsilcisinin 2020 ve 2021 yılı giriş kotalarında çeşitli şirketler adına 200'den fazla izin başvurusunda bulunduğu ve kendisine ulaşılamadığı kaydedilmişti.

Mahkeme bu unsurların birlikte değerlendirildiğinde genel bir güvenilirlik sorunu ortaya koyduğunu kabul etti. Dolayısıyla idarenin yalnızca tek bir gelir sayısına dayanmadığı, şirketin bütün durumunu ele aldığı sonucuna vardı. Somut unsurların davacı tarafından yeterince ve özel olarak çürütülmemiş olması da önem taşıdı.

Sonuç olarak TAR Lombardia, 102/2026 sayılı kararıyla davayı reddetti ve Milano Valiliğinin olumsuz işlemlerini hukuka uygun buldu. Mahkeme ayrıca idarenin karar vermek için öngörülen süreyi aşmasının, aksini açıkça düzenleyen bir kanun hükmü olmadıkça, karar verme yetkisini kendiliğinden sona erdirmediğini açıkladı.

Yabancı işçi açısından kararın önemi

Bu kararın doğrudan muhatabı izin talep eden şirket olsa da sonuçları İtalya'ya gelmeyi bekleyen işçileri yakından ilgilendirir. Vize sürecine başlamadan önce, işverenin gerçekten faaliyet gösteren, ücretleri karşılayabilecek ve ilgili iş sözleşmesinin yükümlülüklerini üstlenebilecek durumda olup olmadığı önemlidir. İş sözleşmesi vaadi, işverenin bütün mali ve idari koşulları karşıladığına ilişkin kesin bir güvence değildir.

Başvurunun reddi hâlinde işçi ile işverenin önce ret kararının kesin gerekçesini öğrenmesi gerekir. Mali kapasite eksikliği, sosyal güvenlik borçları, işçi sayısının faaliyetle orantısızlığı veya belge eksikliği farklı sorunlardır ve her biri farklı delillerle ele alınabilir.

İşverenin talebiyle ilgili belgelerin, başvuru alındılarının, iş teklifinin ve idareden gelen yazıların saklanması önemlidir. Yeni belgelerle bir eksikliğin giderilmesinin mümkün olup olmadığı ise uygulanacak mevzuata, başvuru dönemine ve işlemin niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

İşverenler hangi belgeleri hazırlamalı?

İşletmeler, yalnızca çalışanın kimlik belgesini ve iş teklifini değil, mali kapasitenin somut olarak gösterilmesini sağlayan kayıtları da düzenli biçimde hazırlamalıdır. Bilanço, gelir ve ciro kayıtları, mevcut sipariş ve iş sözleşmeleri, öngörülen ücret yükümlülükleri, çalışan sayısı ve sosyal güvenlik durumuyla ilgili belgeler, başvurunun koşullarına göre önem kazanabilir.

Ancak burada her işletme için geçerli tek bir evrak listesi oluşturmak doğru olmaz. Aile yanında çalışma, ev hizmetleri veya ticari işletmede ücretli çalışma gibi farklı durumlarda değerlendirme kriterleri de değişebilir. Ayrıca yıllık giriş kotası kararları ve ilgili mevzuatın güncel hükümleri dikkate alınmalıdır. 2020 yılındaki olaya ilişkin bir yargı kararı, sonraki bütün yılların usul ve koşullarının değişmediği anlamına gelmez.

Gecikme olursa başvuru otomatik olarak kabul edilmiş sayılır mı?

102/2026 sayılı karar, sık karşılaşılan başka bir yanlış anlamayı da önlemektedir. İdarenin öngörülen süre içinde karar vermemesi ile başvurunun hukuken kabul edilmesi aynı şey değildir. Mahkeme, sürenin aşılmasının tek başına idarenin sonradan ret kararı verebilmesini engellemediğini belirtti. Elbette gecikme nedeniyle kullanılabilecek hukuki yollar, sessizlik hakkında özel düzenlemeler ve somut işlemin özellikleri ayrıca incelenmelidir.

Bu nedenle işçi, başvurunun uzun süre beklemesini otomatik bir izin olarak görmemeli; idari dosyanın durumunu resmi kanallardan takip etmeli ve gerektiğinde hukuki yardım almalıdır.

Sonuç

Milano İdare Mahkemesinin kararı, yabancı işçi alımının yalnızca bir işverenin niyet beyanına dayanmadığını gösteriyor. İdare, ekonomik ve sosyal güvenlik koşullarının gerçekliğini kontrol edebilir; ancak bu kontrolü somut unsurlarla açıklamalıdır. İşçi açısından en önemli ders, işe giriş sürecindeki bütün belgeleri doğrulamak ve işverenin mali güvenilirliğiyle ilgili sorunların İtalya'ya giriş iznini etkileyebileceğini bilmektir.

Yargı kararı ve doğrulanabilir kaynak: TAR Lombardia, Milano, IV. Daire, 09.01.2026, karar no. 102/2026, Başkan ve raportör Cozzi, kararın tam metni (EIUS). Temel mevzuat: 286/1998 sayılı Kanun Hükmünde Karar, md. 22; 394/1999 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, md. 30-bis. Karar 2020 yılı giriş kotasına ilişkin somut uyuşmazlık hakkındadır.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) nezdinde dava takip etmeye yetkili avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline göç ve iltica alanında kayıtlı lobici, kayıt numarası: 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Roma İdare Mahkemesine göre aile oturma izniyle İtalya’ya dönüş: sağlık ve aile nedenleri incelenmeden vize reddedilemez

Roma İdare Mahkemesine göre aile oturma izniyle İtalya’ya dönüş: sağlık ve aile nedenleri incelenmeden vize reddedilemez İtalya'da ail...