martedì 8 settembre 2026

İtalya’da oturum izni süresi dolmuş Türk vatandaşları için aile birliği: Cassazione 6535/2026 neden önemli?

İtalya’da oturum izninin süresinin dolmuş olması, aile birliği amacıyla yeni bir oturum izni talebini her durumda imkânsız hale getirmez. İtalyan Yargıtayı’nın 19 Mart 2026 tarihli 6535/2026 sayılı kararı, özellikle İtalya’da eşi veya yakın aile üyeleriyle fiilen yaşayan ve geçmişte düzenli oturum statüsüne sahip olmuş yabancılar açısından önemli bir hukuki açıklık getirdi.

Bu kararın önemi, yalnızca belirli bir davanın sonucuyla sınırlı değildir. Cassazione, aile hayatının korunmasını esas alan yaklaşımını güçlendirerek, “düzenli olarak ikamet eden yabancı” kavramının bazı durumlarda yalnızca geçerlilik süresi dolmamış bir oturum kartına sahip kişilerle sınırlı yorumlanamayacağını açıkça ortaya koydu.

Aile birleşimi ile aile bütünleşmesi aynı şey değildir

İtalyan göç hukukunda yurtdışındaki aile üyesinin İtalya’ya getirilmesi için uygulanan klasik prosedür “ricongiungimento familiare”, yani aile birleşimidir. Bu prosedürde esas olarak İtalya’daki kişinin Prefettura bünyesindeki Sportello Unico per l’Immigrazione üzerinden nulla osta alması, ardından yurtdışındaki aile üyesinin konsolosluktan vize başvurusu yapması gerekir.

Buna karşılık aile üyesi zaten İtalya’da bulunuyorsa, bazı durumlarda “coesione familiare” olarak adlandırılan aile bütünleşmesi yoluyla aile sebepli oturum izni talep edilebilir. Bu kurum, D.Lgs. 286/1998 sayılı Testo Unico Immigrazione’nun 30. maddesinde düzenlenmiştir ve amacı, zaten İtalya’da bulunan bir kişinin burada yaşayan ailesiyle hukuki statüsünü birleştirmesine imkân tanımaktır.

Normal şartlarda başvurucunun İtalya’da düzenli olarak bulunması önem taşır. Ancak tam da bu noktada 6535/2026 sayılı karar, oturum izninin süresi geçmiş kişilerin durumunun otomatik şekilde düzensiz kabul edilerek dosyanın reddedilemeyeceğini göstermektedir.

Cassazione 6535/2026 ne dedi?

İncelenen olayda yabancı kişi, AB uzun süreli oturum iznine sahip yabancı bir vatandaşla evliydi. Alt derece mahkemesi, aile bağının gerçek olduğunu, yeterli gelirin ve uygun konutun bulunduğunu kabul etmiş; buna rağmen başvurucunun İtalya’daki mevcut oturum statüsünü düzensiz görerek aile sebepli oturum hakkını reddetmişti.

Cassazione bu yaklaşımı kabul etmedi. Yüksek Mahkeme, 30. maddenin 1. fıkrasının (c) bendindeki “düzenli olarak ikamet eden yabancı” kavramının bazı durumlarda geniş yorumlanması gerektiğini belirtti. Buna göre, önceki oturum izni bir yıldan daha uzun süre önce sona ermiş olsa dahi, kişinin devam eden ve kendisine yeni bir oturum izni verilmesine yol açabilecek idari veya yargısal bir süreci bulunuyorsa, yalnızca eski iznin süresinin geçmiş olması aile sebepli oturum talebinin incelenmesini engellemez.

Aynı şekilde, yabancının İtalya’dan çıkarılmasının aile hayatına ilişkin temel hakların ihlaline yol açabileceği durumlarda, özellikle D.Lgs. 286/1998’in 13. maddesinin 2-bis fıkrası kapsamında aile bağlarının gerçekliği ve yoğunluğu ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu karar Türk vatandaşları açısından neden önemlidir?

İtalya’da yaşayan Türk vatandaşları arasında çalışma, eğitim, aile, beklenen dönüşüm, yenileme veya başka bir idari süreç nedeniyle oturum statüsünde kesinti yaşayan kişiler bulunmaktadır. Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, bir izin türünün süresi sona erdiğinde veya yenileme talebi tartışmalı hale geldiğinde, aile yaşamının hukuki açıdan ikinci plana itilmesidir.

6535/2026 sayılı karar tam tersini söylüyor: idare ve mahkemeler yalnızca kartın üzerindeki son geçerlilik tarihine bakmamalıdır. Kişinin halen sonuçlanmamış bir oturum, yenileme, dönüşüm, koruma veya başka bir düzenlileştirme prosedürü varsa ve bu prosedür sonucunda yasal oturum hakkı doğabilecekse, bu durum aile sebepli oturum talebinin değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır.

Bu, elbette süresi dolmuş her oturum izninin otomatik olarak aile oturumuna dönüştürülebileceği anlamına gelmez. Cassazione’nin kararı bir genel af veya kendiliğinden düzenlileştirme mekanizması yaratmamaktadır. Her olayda aile bağının gerçekliği, birlikte yaşamın fiilî durumu, diğer aile üyesinin İtalya’daki hukuki statüsü, gelir, konut ve devam eden idari veya yargısal süreçlerin niteliği birlikte incelenir.

Hangi belgeler özellikle önem kazanır?

Bu tür bir başvuruda yalnızca evlilik belgesinin sunulması çoğu zaman yeterli değildir. Aile ilişkisinin gerçekten İtalya’da sürdüğünü gösteren ikamet kayıtları, birlikte yaşama ilişkin belgeler, ortak konut sözleşmesi, aile durum belgesi, çocukların okul veya sağlık kayıtları, gelir belgeleri ve aile üyesinin geçerli oturum kartı önem taşıyabilir.

Oturum izni süresi dolmuşsa, ayrıca mevcut hukuki durumun neden hâlâ açık olduğunu gösteren belgelerin de dosyaya eklenmesi gerekir. Örneğin yenileme veya dönüşüm başvuru makbuzu, Questura veya Prefettura ile devam eden yazışmalar, idari başvuru belgeleri, açılmış bir dava veya mahkeme kararı bu açıdan belirleyici olabilir.

Özellikle reddedilmiş veya uzun süredir sonuçlanmamış dosyalarda, başvurunun sadece “oturum süresi doldu” gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakılmasına karşı aile yaşamının gerçek ve güncel olduğunu somut belgelerle ortaya koymak önemlidir.

İtalya’daki aile hayatı ayrıca korunur

İtalyan hukukunda aile birliği yalnızca teknik bir göç prosedürü değildir. D.Lgs. 286/1998’in 28, 29 ve 30. maddeleri yanında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi ve İtalyan Anayasa Mahkemesi ile Cassazione içtihadı da aile ve özel hayatın korunmasını esas alır.

Bu nedenle bir yabancının İtalya’dan ayrılmasının eşinden veya çocuklarından fiilen kopmasına yol açacağı durumlarda, idarenin aile ilişkilerinin gerçekliğini, süresini ve yoğunluğunu somut biçimde değerlendirmesi gerekir. Özellikle çocukların bulunduğu ailelerde, bakım ilişkisi ve aile düzeninin istikrarı daha da merkezi hale gelir.

Ret halinde ne yapılabilir?

Aile sebepli oturum izninin veya aile birliğiyle bağlantılı bir işlemin reddedilmesi halinde hukuki koruma mümkündür. Testo Unico Immigrazione’nun 30. maddesinin 6. fıkrası, aile birliği hakkına ilişkin idari işlemlere karşı adli yargıya başvuru imkânı tanımaktadır.

Bu nedenle Questura’nın yalnızca eski oturum izninin süresinin dolmuş olmasına dayanarak ret kararı vermesi halinde, dosyanın somut özelliklerine göre 6535/2026 sayılı Cassazione kararının ortaya koyduğu ilkeler ileri sürülebilir. Ancak başvurunun başarı şansı, kişinin gerçek aile yaşamını ve mevcut hukuki durumunu ne kadar açık belgeleyebildiğine bağlıdır.

Sonuç

2026’daki bu içtihat, İtalya’daki aile göçü hukukunda önemli bir yönü netleştirmektedir: oturum izninin süresinin dolması tek başına aile hayatını hukuken görünmez hale getirmez. Devam eden bir idari veya yargısal süreç, gerçek ve istikrarlı aile bağları ve İtalya’dan ayrılmanın aile yaşamı üzerindeki sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.

İtalya’da eşi veya çocuklarıyla yaşayan ve oturum statüsü kesintiye uğramış Türk vatandaşları açısından bu ayrım özellikle önemlidir. Böyle bir durumda dosyanın yalnızca mevcut oturum kartına bakılarak değil, kişinin bütün hukuki ve ailevi durumunun değerlendirilmesi üzerinden hazırlanması gerekir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

lunedì 7 settembre 2026

İtalya’da yüksek nitelikli Türk çalışanlar için AB Mavi Kartı: 2026’da kota dışı giriş, 30 günlük nulla osta ve dijital sözleşme

İtalya’da çalışmak isteyen yüksek nitelikli Türk vatandaşları için AB Mavi Kartı (Carta Blu UE), Decreto Flussi kotalarına bağlı olmayan en önemli yasal giriş yollarından biridir. 2026 yılında prosedür daha da hızlandırılmış, çalışma için gerekli nulla osta süresi 30 güne indirilmiş ve sözleşmenin dijital olarak imzalanıp gönderilmesine yönelik yeni bir uygulama devreye alınmıştır. Bu nedenle özellikle mühendisler, bilişim uzmanları, yöneticiler, sağlık ve teknik alanlarda çalışan profesyoneller açısından Mavi Kart, klasik işçi kotası sisteminden tamamen farklı ve çoğu durumda daha öngörülebilir bir yol sunmaktadır.

Decreto Flussi kotasını beklemek gerekmiyor

AB Mavi Kartı’nın en önemli özelliği, başvurunun yıllık veya üç yıllık Decreto Flussi kotalarına bağlı olmamasıdır. İtalya Göç Kanunu’nun 27-quater maddesi uyarınca yüksek nitelikli bir çalışan için gerekli şartlar mevcutsa, işveren yıl içinde kota açılmasını veya click day tarihini beklemeden Sportello Unico per l’Immigrazione üzerinden nulla osta başvurusu yapabilir.

Bu ayrım Türk vatandaşları açısından özellikle önemlidir. Türkiye, her iş kategorisinde Decreto Flussi kapsamında ülkeye tahsis edilmiş özel kotalardan yararlanan ülkeler arasında yer almadığından, yüksek nitelikli bir Türk çalışan için doğru hukuki kanalın baştan belirlenmesi büyük önem taşır. Kişinin profili Mavi Kart şartlarını karşılıyorsa, başvuruyu sıradan işçi kotası içinde değerlendirmeye çalışmak gereksiz zaman kaybına ve yanlış prosedür seçimine yol açabilir.

Kimler yüksek nitelikli çalışan sayılabilir?

Mavi Kart yalnızca üniversite diploması bulunan kişiler için öngörülmüş bir sistem değildir. Mevzuat farklı yollarla yüksek mesleki niteliğin kanıtlanmasına izin vermektedir. En klasik yol, en az üç yıllık yükseköğretim veya yüksek mesleki eğitim programını tamamlamış olmaktır. Düzenlemeye tabi mesleklerde ise mesleğin İtalya’da icrası için gerekli tanıma ve yetkilendirme şartları ayrıca yerine getirilmelidir.

Bunun yanında mevzuat, bazı durumlarda diploma yerine mesleki deneyimi de yeterli kabul etmektedir. Başvurulan meslek veya sektörle ilgili, yükseköğretim düzeyindeki bir yeterlilikle karşılaştırılabilir nitelikte en az beş yıllık mesleki deneyim yüksek mesleki yeterlilik olarak değerlendirilebilir. Bilgi ve iletişim teknolojileri alanındaki belirli yönetici ve uzman profillerinde ise başvurudan önceki yedi yıl içinde edinilmiş en az üç yıllık ilgili mesleki deneyim yeterli olabilir. Bu düzenleme, özellikle Türkiye’de uzun yıllar bilişim, yazılım, sistem yönetimi veya benzeri teknik alanlarda çalışmış ancak klasik üniversite diploması bulunmayan bazı profesyoneller açısından son derece önemlidir.

İş teklifinin en az altı aylık olması gerekiyor

Başvurunun temel unsurlarından biri, İtalya’daki bir işverenden alınmış bağlayıcı bir iş teklifi veya iş sözleşmesidir. Mevcut düzenlemeye göre teklifin en az altı aylık bir çalışma ilişkisini öngörmesi gerekir. Ayrıca teklif edilen yıllık ücret, uygulanabilir ulusal toplu iş sözleşmesinde öngörülen seviyenin altında olmamalı ve kanunun öngördüğü yıllık ortalama brüt ücret kriterine de uygun olmalıdır.

Dolayısıyla yalnızca çalışanın diplomasının veya deneyiminin yüksek seviyede olması yeterli değildir. İşin kendisinin de gerçekten yüksek nitelik gerektiren bir görev olması ve teklif edilen ücretin bu niteliğe uygun bulunması gerekir. Uygulamada iş tanımı, görev seviyesi, diploma veya deneyim ile ücret arasında tutarlılık bulunmaması, başvurunun reddedilmesinin başlıca nedenlerinden biri olabilir.

2026’da nulla osta için 30 günlük süre

2025 sonunda kabul edilen sadeleştirme düzenlemeleriyle AB Mavi Kartı için Sportello Unico per l’Immigrazione tarafından verilmesi gereken nulla osta bakımından azami süre 90 günden 30 güne indirilmiştir. Bu değişiklik 2026 yılında başvuru yapan yüksek nitelikli çalışanlar bakımından somut bir hızlandırma anlamına gelmektedir.

Ancak 30 günlük süre, eksik veya çelişkili belgelerle yapılan bir başvurunun otomatik olarak olumlu sonuçlanacağı anlamına gelmez. İşverenin, çalışanın mesleki niteliğini, iş teklifini, ücret koşullarını ve diğer gerekli unsurları baştan eksiksiz biçimde sunması gerekir. İdarenin ek belge istemesi veya yeterliliğin doğrulanmasına ihtiyaç duyulması halinde fiili sürecin uzaması mümkündür. Bu nedenle hızlı prosedürden gerçekten yararlanabilmek için dosyanın ilk başvuruda doğru hazırlanması önem taşır.

Türk diploması ve mesleki yeterlilik nasıl belgelenir?

Türkiye’de alınmış bir diploma veya mesleki yeterlilik belgesinin İtalya’daki işlemde kullanılabilmesi için yalnızca diplomanın fotokopisini sunmak çoğu zaman yeterli değildir. Belgenin niteliğine ve kullanım amacına göre apostil, İtalyanca tercüme, Diploma Supplement, CIMEA belgesi veya İtalyan diplomatik-konsolosluk makamlarınca düzenlenen Dichiarazione di Valore gibi belgeler gündeme gelebilir.

İtalya’nın Ankara Büyükelçiliği, çalışma amaçlı Dichiarazione di Valore taleplerinde özellikle Mavi Kart prosedürünü açıkça saymakta ve başvuru için iş sözleşmesi, pasaport, lise ve üniversite diplomasına ilişkin belgeler ile transcript gibi evrakların sunulmasını öngörmektedir. Bu nedenle Türkiye’den yapılacak bir Mavi Kart başvurusunda, diploma dosyasının işverenin nulla osta başvurusu başlamadan önce hazırlanması ciddi zaman kazandırabilir.

19 Haziran 2026’dan itibaren sözleşme dijital olarak da gönderilebiliyor

2026 yılındaki en pratik yeniliklerden biri, İçişleri Bakanlığı Portale Servizi sisteminde Mavi Kart başvuruları için sözleşme aşamasının dijitalleştirilmesidir. 19 Haziran 2026’dan itibaren Carta Blu UE kapsamındaki çalışanlar için soggiorno sözleşmesinin dijital imza ile imzalanması ve sistem üzerinden gönderilmesi mümkündür. Yabancı çalışanın imzasının mevzuatın izin verdiği durumlarda el yazısıyla atılması seçeneği de korunmaktadır.

Çalışan İtalya’ya geldikten sonra işveren öncelikle Portale Servizi’de yabancı çalışanın ülkeye giriş bilgilerini kaydetmeli, ardından kendisine PEC üzerinden gönderilen belgeleri imzalayıp sisteme iletmelidir. Bu aşama ihmal edilmemelidir; çünkü giriş vizesinin alınmış olması tek başına oturum sürecinin tamamlandığı anlamına gelmez. Nulla osta, vize, ülkeye giriş, soggiorno sözleşmesinin tamamlanması ve Questura nezdindeki oturum izni işlemleri birbirini takip eden ayrı hukuki aşamalardır.

İtalya’da zaten yasal olarak bulunan kişiler de başvurabilir

Mavi Kart yalnızca Türkiye’den ilk kez İtalya’ya gelecek kişiler için değildir. Kanun, gerekli yüksek nitelik şartlarını taşıyan ve İtalya’da başka bir yasal oturum statüsüyle bulunan bazı yabancıların da Mavi Kart sistemine geçebilmesine izin vermektedir. Aynı şekilde başka bir AB ülkesinden alınmış geçerli Mavi Kartı bulunan kişiler için de Avrupa Birliği içinde kısa ve uzun süreli hareketliliği kolaylaştıran özel kurallar bulunmaktadır.

Bu nedenle yüksek nitelikli bir Türk vatandaşının mevcut oturum türü, mesleki geçmişi ve iş teklifinin niteliği birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle başka bir AB ülkesinde Mavi Kart sahibi olanlar bakımından klasik Türkiye’den ilk giriş prosedüründen farklı hareketlilik hükümleri uygulanabilir.

İşveren değişikliği ve işsizlik halinde statü hemen kaybolmaz

Mavi Kart sistemi, geçmişteki düzenlemeye kıyasla iş piyasasında daha fazla hareketlilik sağlamaktadır. İlk on iki aylık yasal çalışma döneminde yüksek nitelikli faaliyet dışındaki işlere geçiş sınırlıdır ve işveren değişikliği belirli bir idari kontrol mekanizmasına tabidir. Bu süreden sonra hareket serbestisi daha geniştir. Ayrıca Mavi Kart sahibi, şartları yerine getirmek kaydıyla yüksek nitelikli bağlı çalışma faaliyetine paralel olarak serbest çalışma da yapabilir.

İş ilişkisinin sona ermesi de Mavi Kartın aynı gün geçersiz hale geldiği anlamına gelmez. Mevzuat, çalışana yeni bir yüksek nitelikli iş bulabilmesi için belirli bir süre tanımaktadır. Dolayısıyla iş kaybı halinde en yanlış davranış, statünün otomatik olarak sona erdiğini varsayarak hiçbir işlem yapmamaktır. Yeni iş teklifinin ve gerekli bildirimlerin süresinde hazırlanması gerekir.

Türk profesyoneller için neden önemli?

AB Mavi Kartı, Türkiye’den İtalya’ya çalışmak amacıyla gelmek isteyen herkes için genel bir çözüm değildir; ancak yüksek nitelikli profiller bakımından klasik Decreto Flussi sisteminden hukuken daha uygun ve 2026 itibarıyla daha hızlı bir mekanizmadır. Özellikle işverenin gerçekten nitelikli bir pozisyon sunduğu, çalışanın diploma veya mesleki deneyiminin güçlü biçimde belgelenebildiği ve ücret kriterinin karşılandığı dosyalarda, kota dışı başvuru imkânı önemli bir avantaj yaratır.

Bu tür başvurularda en kritik nokta, süreci yalnızca “vize başvurusu” olarak görmemektir. Dosyanın merkezi, İtalya’daki işveren tarafından yapılan nulla osta başvurusudur; Türk diplomasının veya mesleki deneyimin doğru belgelenmesi, iş teklifinin hukuki şartlara uygun kurulması ve girişten sonra dijital sözleşme ile oturum işlemlerinin zamanında tamamlanması gerekir. 2026’daki 30 günlük nulla osta süresi ve yeni dijital uygulamalar prosedürü hızlandırmıştır, ancak bu hızlandırma iyi hazırlanmış bir dosyanın yerini tutmaz.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da 5 yıl sonra AB uzun süreli oturum izni: 2026’da gelir, A2 İtalyanca ve kesintisiz ikamet şartları

İtalya’da en az beş yıldır yasal olarak yaşayan Türk vatandaşları için AB uzun süreli oturum izni, geçici oturum izinlerine kıyasla çok daha güçlü ve istikrarlı bir hukuki statü sağlar. Ancak beş yılın dolmuş olması tek başına yeterli değildir. 2026 yılında başvuru yapılırken ikametin sürekliliği, gelir düzeyi, İtalyanca bilgisi ve dosyanın belge bakımından eksiksiz olması birlikte değerlendirilir.

Beş yıllık süre nasıl hesaplanır?

Temel kural, başvuru sahibinin İtalya’da en az beş yıl boyunca yasal şekilde ikamet etmiş olmasıdır. Bu sürenin yalnızca oturum kartlarının tarihleri üzerinden değerlendirilmesi doğru değildir. İdare, ikametin fiilen ve hukuken süreklilik gösterip göstermediğine de bakar.

Beş yıllık dönem içinde İtalya dışında geçirilen süreler özellikle önemlidir. Kural olarak altı aydan uzun kesintisiz bir yurtdışı kalışı veya beş yıllık dönem içinde toplam on ayı aşan yokluk, gerekli ikamet süresinin oluşmasını engelleyebilir. Askerlik yükümlülüğü veya ciddi ve belgelenmiş nedenlerden kaynaklanan bazı yokluklar ise istisna oluşturabilir. Bu nedenle Türkiye’de uzun süre kalmış kişilerin başvuru yapmadan önce giriş-çıkış tarihlerini dikkatle kontrol etmeleri gerekir.

2026 yılında gelir şartı

Başvuru sahibinin yeterli ve düzenli bir gelire sahip olması gerekir. Tek kişi için temel referans, yıllık sosyal yardım tutarıdır. 2026 yılında bu tutar 7.101,12 avrodur. Başvuru aile bireylerini de kapsıyorsa gerekli gelir seviyesi aile yapısına göre yükselir.

Gelirin yalnızca başvuru tarihinde mevcut olması değil, istikrarlı ve belgelenebilir olması önem taşır. Çalışanlar açısından vergi beyannameleri, ücret belgeleri ve iş ilişkisini gösteren evraklar; serbest çalışanlar açısından ise gelir ve vergi durumunu ortaya koyan belgeler belirleyici olabilir. Questura, başvurunun türüne ve aile durumuna göre ilave belgeler isteyebilir.

A2 düzeyinde İtalyanca şartı

AB uzun süreli oturum izni için kural olarak en az A2 düzeyinde İtalyanca bilgisi aranır. Dil bilgisi, yetkili makamlarca kabul edilen bir belgeyle veya Prefettura tarafından düzenlenen sınav yoluyla kanıtlanabilir.

Sınav başvurusu İçişleri Bakanlığının elektronik sistemi üzerinden yapılır. Prefettura, başvurunun uygun bulunmasının ardından sınavın tarih ve yerini bildirir. Uygulamada çağrının 60 gün içinde yapılması öngörülmektedir. Sınava mazeretsiz katılmayan veya başarısız olan kişi, yeni sınav başvurusu yapabilmek için 90 gün beklemek zorunda kalabilir.

Bununla birlikte herkes sınava girmek zorunda değildir. On dört yaşından küçük çocuklar, ciddi öğrenme güçlüğü bulunan ve bunu kamu sağlık kurumu belgesiyle kanıtlayan kişiler ile İtalya’da belirli eğitim düzeylerini tamamlamış veya kabul edilen dil belgelerine sahip kişiler bakımından istisnalar bulunmaktadır.

Statü süresizdir, kart ise süresiz değildir

En çok karıştırılan konulardan biri budur. AB uzun süreli oturum statüsü kural olarak süresizdir. Buna karşılık elektronik oturum kartının fiziksel geçerlilik süresi yetişkinler için genellikle on yıl, reşit olmayanlar için ise beş yıldır.

Bu nedenle kart üzerinde bir son kullanma tarihi bulunması, uzun süreli oturum statüsünün otomatik olarak sona erdiği anlamına gelmez. Ancak süresi dolmuş kartın güncellenmesi gerekir. Özellikle seyahat, iş ilişkileri, kamu hizmetlerine erişim veya düzenli ikamet durumunun belgelenmesi bakımından güncel elektronik karta sahip olmak önemlidir.

Başvurudan önce hangi kontroller yapılmalı?

Başvurunun yalnızca “beş yıl doldu” düşüncesiyle yapılması sıkça sorun yaratır. Öncelikle geçmiş oturum izinlerinin kesintisizliği, İtalya dışındaki kalışlar, vergi ve gelir belgeleri, ikamet kayıtları, pasaportlardaki giriş-çıkışlar ve dil şartının nasıl karşılanacağı birlikte değerlendirilmelidir.

Aile bireyleri için de uzun süreli oturum izni talep edilecekse, aile fertlerinin kendi ikamet süreleri ve diğer koşulları ayrıca incelenir. Başvuru sahibinin uzun süreli oturum statüsüne sahip olması, ailedeki diğer kişilerin aynı statüyü otomatik olarak kazanacağı anlamına gelmez.

Ret halinde ne yapılabilir?

Questura, gelir yetersizliği, ikamet süresinin oluşmadığı görüşü, kamu düzeni değerlendirmesi veya dosyadaki başka eksiklikler nedeniyle başvuruyu reddedebilir. Ancak ret kararı gerekçeli olmalı ve hukuki denetime açık olmalıdır. Ret veya sonradan verilen iptal kararlarında, kararın tebliğinden sonra hukuki başvuru süreleri gecikmeden değerlendirilmelidir.

Uzun süreli oturum izni, İtalya’daki yaşamın kalıcı hale gelmesinde önemli bir aşamadır. Bu nedenle başvurunun yalnızca belge teslimi olarak değil, kişinin son beş yıllık ikamet, çalışma ve aile durumunun bütünsel biçimde incelendiği bir idari işlem olarak ele alınması gerekir.


Avv. Fabio Loscerbo – Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da iltica başvurusu yapanlar için çalışma hakkı değişti: 60 gün yerine 90 gün ve 31 Ekim 2026’ya kadar geçiş kuralı

İtalya’da iltica başvurusu yapanlar için çalışma hakkı değişti: 60 gün yerine 90 gün ve 31 Ekim 2026’ya kadar geçiş kuralı

2026 reformu, uluslararası koruma başvurusu yapan yabancıların İtalya’da ne zaman yasal olarak çalışmaya başlayabileceği konusunda önemli bir değişiklik getirdi. 12 Haziran 2026’dan sonra başlayan yeni prosedürlerde eski 60 günlük süre artık geçerli değil; çalışma hakkı, kural olarak, başvurunun resmen tamamlanmasından itibaren 90 gün sonra doğuyor. Üstelik 31 Ekim 2026’ya kadar süren geçiş döneminde başvurunun bildirilmesi, kaydedilmesi ve resmileştirilmesi yine Questura veya sınır polisi tarafından yürütülüyor. Bu nedenle özellikle 2026 yazı ve sonbaharında başvuru yapan kişiler açısından hangi tarihin esas alınacağı somut olarak önem taşıyor.

2026 reformu neyi değiştirdi?

12 Haziran 2026 tarihli 100 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Avrupa Birliği Göç ve İltica Paktı’nın uygulanması amacıyla İtalyan iltica sisteminde kapsamlı değişiklikler yaptı. Düzenleme, 7 Ağustos 2026 tarihli 145 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan kanuna dönüştürüldü.

D.Lgs. 142/2015’in 22. maddesinin yeni metnine göre, uluslararası koruma başvurusunu resmileştiren kişiye verilen belge, başvurunun incelenmesi henüz sonuçlanmamışsa ve gecikme başvurucuya yüklenemiyorsa, başvurunun resmileştirilmesinden 90 gün sonra çalışma hakkı sağlar. Önceki sistemde ise süre başvurunun sunulmasından itibaren 60 gündü.

Bu değişiklik yalnızca sürenin 60 günden 90 güne çıkarılması anlamına gelmiyor. Sürenin başlangıç noktası da artık hukuken daha belirgin biçimde formalizzazione della domanda, yani başvurunun resmen tamamlanması aşamasına bağlanmış durumda.

Başvurunun bildirilmesi, kaydı ve resmileştirilmesi aynı şey değildir

Yeni sistem uluslararası koruma prosedürünü birkaç aşamaya ayırıyor. İlk aşamada kişi koruma talep etmek istediğini yetkili makama bildiriyor. Daha sonra başvuru sistemde kaydediliyor ve son aşamada başvuru resmileştiriliyor. Kayıt sırasında kişiye fotoğrafını, beyan edilen kimlik bilgilerini ve tekil kimlik kodunu içeren bir belge veriliyor. Resmileştirme aşamasından sonra ise D.Lgs. 142/2015’in 4. maddesinin 4. fıkrasında öngörülen belge düzenleniyor.

Bu ayrım teorik değildir. Çünkü çalışma hakkının başlangıcı, yeni kurallara göre, doğrudan resmileştirme tarihine bağlıdır. Bir işverenin de yalnızca kişinin “iltica başvurusu yaptığını” söylemesine değil, resmi belgelerdeki tarihlere bakması gerekir.

31 Ekim 2026’ya kadar özel geçiş kuralı

Reformun belki de bugün için en önemli pratik yönü geçiş hükmüdür. Kanunun 17. maddesine göre 31 Ekim 2026’ya kadar uluslararası koruma talebinin alınması, kaydedilmesi ve resmileştirilmesi bütün başvurucular bakımından Questura ve sınır polisi tarafından yapılmaya devam eder.

Dahası, 12 Haziran 2026’dan itibaren teknik sistemler yeni modele tamamen uyarlanana kadar başvurunun, Questura veya sınır polisi nezdinde yapılan kayıt anında resmileştirilmiş sayılması öngörülmüştür. Bunun sonucu olarak geçiş döneminde 90 günlük sürenin hesaplanması bakımından kayıt tarihi son derece önemlidir.

Örneğin bir kişi 1 Ağustos 2026 tarihinde Questura’da başvurusunu kaydettirmiş ve aynı tarih itibarıyla başvuru resmileştirilmiş sayılmışsa, diğer şartların da bulunması halinde çalışma hakkı 90 günlük sürenin sonunda değerlendirilecektir. Burada belirleyici olan, yalnızca ilk kez polis merkezine gidildiği gün değil, dosyada resmî kayıt ve resmileştirme olarak görünen tarihtir.

12 Haziran 2026’dan önce başvuru yapanlar için durum farklı

Kanun, 12 Haziran 2026’dan önce sunulmuş uluslararası koruma başvurularından doğan idari ve yargısal işlemler bakımından eski düzenlemenin uygulanmaya devam edeceğini açıkça belirtmektedir. Bu nedenle eski başvurulara yeni 90 günlük kuralı otomatik olarak uygulamak doğru değildir.

Başvurunun hangi tarihte yapıldığı, hangi rejimin uygulanacağını belirleyebilir. Özellikle 2026 ilkbaharında veya haziran ayının ilk günlerinde başvuru yapan kişiler açısından dosyanın başlangıç tarihinin resmi kayıtlardan kontrol edilmesi gerekir.

90 gün dolunca ayrıca çalışma izni almak gerekir mi?

Kanun, belirtilen şartlar gerçekleştiğinde uluslararası koruma başvurucusuna verilen belgenin çalışma faaliyetini yürütmeye imkân sağladığını düzenlemektedir. Dolayısıyla çalışma hakkının doğması için ayrıca klasik anlamda bir lavoro subordinato oturum izninin çıkarılmasını beklemek gerekmez.

Bununla birlikte iş ilişkisinin normal İtalyan iş hukuku kurallarına uygun biçimde kurulması gerekir. İşverenin işe giriş bildirimi yapması, sosyal güvenlik ve vergi yükümlülüklerini yerine getirmesi ve çalışanın kimlik ile başvuru belgelerinin geçerliliğini kontrol etmesi zorunludur. Başvurucunun da özellikle kayıt ve resmileştirme tarihini gösteren belgeleri saklaması önemlidir.

“Gecikme başvurucuya yüklenemiyorsa” şartı neden önemlidir?

Yeni 22. madde, 90 gün geçmesinin yanında başvurunun hâlâ sonuçlanmamış olmasını ve gecikmenin başvurucuya yüklenememesini şart koşuyor. Bu nedenle randevulara mazeretsiz gitmemek, kimlik tespitine ilişkin yükümlülüklere uymamak veya prosedürü bilerek geciktiren davranışlarda bulunmak çalışma hakkı bakımından da sorun yaratabilir.

Buna karşılık idarenin iş yükü, randevu gecikmeleri veya Komisyonun dosyayı henüz karara bağlamamış olması gibi başvurucunun kontrolü dışındaki durumlar farklı değerlendirilmelidir. Somut olayda gecikmenin gerçekten kime yüklenebileceği gerektiğinde hukuki inceleme gerektirir.

İşverenler açısından da dikkat edilmesi gereken bir değişiklik

Bu reform yalnızca iltica başvurucularını değil, onları işe almak isteyen işletmeleri de ilgilendiriyor. Eski 60 günlük süreyi esas alan bir değerlendirme artık 12 Haziran 2026’dan sonra başlayan yeni prosedürler açısından hatalı olabilir. Buna karşılık kişinin elinde henüz klasik elektronik oturum kartının bulunmaması da tek başına çalışma hakkının olmadığı anlamına gelmez.

İşverenin yapması gereken, başvurucunun sahip olduğu belgenin türünü, başvurunun hangi tarihte kaydedilip resmileştirildiğini ve 90 günlük sürenin gerçekten tamamlanıp tamamlanmadığını kontrol etmektir. Yanlış değerlendirme, hem çalışanı kayıt dışı çalışmaya itebilir hem de işveren açısından gereksiz hukuki riskler doğurabilir.

Pratik sonuç

2026 reformundan sonra “iltica başvurusu yaptım, ne zaman çalışabilirim?” sorusuna artık tek cümlelik eski cevap verilemez. Öncelikle başvurunun 12 Haziran 2026’dan önce mi sonra mı yapıldığı belirlenmeli; yeni rejime tabi başvurularda resmileştirme tarihi tespit edilmeli; 90 günlük süre bu tarihten itibaren hesaplanmalı; son olarak prosedürün hâlâ devam edip etmediği ve gecikmenin başvurucuya yüklenebilir olup olmadığı kontrol edilmelidir.

31 Ekim 2026’ya kadar devam eden geçiş düzeni nedeniyle, bu aylarda verilen belgelerin üzerindeki tarihler özellikle dikkatle incelenmelidir. İtalya’da göç hukuku bakımından en sık karşılaşılan sorunlardan biri, hakkın kanunda mevcut olmasına rağmen belgenin veya prosedürün yanlış yorumlanması nedeniyle fiilen kullanılamamasıdır. Çalışma hakkı konusunda da artık eski 60 günlük kuralın ezbere uygulanması yerine, 2026’da yürürlüğe giren yeni sistem esas alınmalıdır.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

Türk vatandaşları 2026 Decreto Flussi ile İtalya’da çalışabilir mi? Ülke kotaları, serbest kontenjanlar ve başvuru yolları

2026 yılı için İtalya’nın işgücü göçü sistemi önemli sayıda yasal giriş imkânı öngörüyor; ancak Türk vatandaşları açısından tablo ilk bakışta göründüğünden daha karmaşık. Türkiye, 2026-2028 Decreto Flussi kapsamında belirli ülkelere ayrılan ana listede yer almıyor. Bu durum, Türk vatandaşlarının İtalya’da çalışma amacıyla hiçbir yasal giriş yoluna sahip olmadığı anlamına gelmiyor. Özellikle ülkeye göre ayrılmamış kotalar, aile bakımı alanındaki girişler ve kota dışı çalışma kanalları dikkatle birbirinden ayrılmalıdır.

Türkiye neden ana ülke listesinde yer almıyor?

2 Ekim 2025 tarihli ve 2026-2028 dönemini düzenleyen Decreto Flussi, 2026 yılı için toplam 164.850 yasal çalışma girişine izin vermektedir. Bunların 76.200’ü mevsimlik olmayan bağımlı çalışma, 88.000’i mevsimlik çalışma ve 650’si serbest çalışma içindir.

Mevsimlik olmayan çalışmada önemli bir bölüm, İtalya ile göç alanında işbirliği bulunan veya bu kapsamda belirlenen ülkelerin vatandaşlarına ayrılmıştır. Resmî listede Arnavutluk, Cezayir, Bangladeş, Bosna-Hersek, Güney Kore, Fildişi Sahili, Ekvador, Mısır, El Salvador, Etiyopya, Filipinler, Gambiya, Gürcistan, Gana, Japonya, Ürdün, Guatemala, Hindistan, Kırgızistan, Kosova, Mali, Fas, Mauritius, Moldova, Karadağ, Nijer, Nijerya, Pakistan, Peru, Kuzey Makedonya, Senegal, Sırbistan, Sri Lanka, Sudan, Tayland, Tunus, Ukrayna ve Özbekistan yer almaktadır. Türkiye bu listede bulunmamaktadır.

Ayrıca İtalya Çalışma Bakanlığının halen yürürlükte bulunan işgücü göçü anlaşmalarını gösteren güncel kurumsal sayfasında da Türkiye, bu özel kota sistemini doğrudan açan ülkeler arasında yer almamaktadır. Bu nedenle bir Türk vatandaşının sırf 2026 Decreto Flussi kapsamında ülkeye ayrılmış bir kota bulunduğu varsayımıyla hareket etmesi doğru değildir.

Bu, Türk vatandaşlarının Decreto Flussi dışında kaldığı anlamına gelmez

2026 sisteminde mevsimlik olmayan çalışma için ayrılmış toplam 76.200 kotanın tamamı milliyete göre tahsis edilmiş değildir. Bakanlıkların ortak uygulama genelgesinde 2026 yılı için 19.300 adet “quote non riservate”, yani belirli bir ülkeye özel olarak ayrılmamış kontenjan gösterilmektedir. Bu nedenle Türk vatandaşlığı tek başına mevsimlik olmayan çalışma başvurusunu hukuken imkânsız hale getirmez.

Burada belirleyici olan, işverenin doğru başvuru kanalını kullanması, işin Decreto Flussi tarafından kabul edilen sektörlerden birine girmesi, ekonomik ve sözleşmesel koşulların yerine getirilmesi ve başvuru tarihinde ilgili kotanın hâlen kullanılabilir olmasıdır. 2026 için mevsimlik olmayan çalışma başvuruları B2020 modeliyle 16 Şubat 2026’dan itibaren gönderilebilmektedir.

Resmî düzenleme, başvuruların kota mevcut olduğu sürece 31 Aralık 2026 tarihine kadar sunulabileceğini öngörmektedir. Dolayısıyla click day’in geçmiş olması, tek başına yeni bir başvurunun artık mümkün olmadığı anlamına gelmez. Bununla birlikte başvurunun gönderilmiş olması kota tahsisini garanti etmez; dosyanın ilgili kotaya fiilen imputazione edilmesi, yani kontenjana bağlanması gerekir.

Hangi sektörler mevsimlik olmayan girişe açıktır?

2026 Decreto Flussi, mevsimlik olmayan bağımlı çalışma bakımından oldukça geniş bir sektör listesi öngörmektedir. Tarım, ormancılık ve balıkçılık; gıda, içecek ve tütün sanayii; tekstil ve giyim; metal ve metal ürünleri; diğer sanayi kolları; inşaat; toptan ve perakende ticaret; konaklama ve yeme-içme hizmetleri; turizm; taşımacılık, lojistik ve depolama; işletmelere ve kişilere destek hizmetleri; sağlık, sosyal yardım ve özel sağlık hizmetleri ile diğer bazı hizmet sektörleri bu kapsamda yer almaktadır.

Bir Türk vatandaşı için pratik değerlendirme yapılırken yalnızca iş teklifinin mevcut olması yeterli değildir. İşverenin faaliyet kodunun uygun sektöre karşılık gelmesi, iş sözleşmesinin hukuka uygun olması ve işverenin ekonomik kapasitesinin belgelenmesi de gerekir.

Aile bakımı alanında ayrı bir imkân vardır

2026 yılı için ayrıca 13.600 mevsimlik olmayan çalışma kontenjanı aile bakımı alanına ayrılmıştır. Bu kategori, Decreto Flussi’de belirli ülke vatandaşları listesine bağlanmış değildir ve aile yanında çalışan ev işçileri bakımından ayrı A-bis modeli kullanılır. Başvurular 18 Şubat 2026’dan itibaren gönderilebilmektedir.

Bu alanda iş sözleşmesi belirli veya belirsiz süreli, tam veya kısmi süreli olabilir; ancak ücretin ilgili toplu iş sözleşmesine uygun olması, işverenin ekonomik yeterliliğinin bulunması ve diğer yasal koşulların yerine getirilmesi gerekir. 2026-2028 döneminde aile bakımı kotasının özellikle ev hizmetleri alanındaki çalışma ilişkilerine ayrıldığı da dikkate alınmalıdır.

İşverenin Centro per l’Impiego kontrolü zorunludur

Mevsimlik olmayan çalışma başvurularında, aile bakımı dâhil olmak üzere, işverenin kural olarak önce yetkili Centro per l’Impiego’ya başvurarak İtalya’da hâlihazırda bulunan uygun bir işçinin mevcut olup olmadığını kontrol etmesi gerekir. Yetkili istihdam merkezi sekiz takvim günü içinde uygun bir işçi bildirmezse bu ön kontrol olumsuz sonuçlanmış sayılır ve yabancı işçi için sonraki prosedüre geçilebilir.

Bunun yanında, başvuruda iş sözleşmesinin ve işverenin gerekli koşulları taşıdığını doğrulayan asseverazione belgesi de önemlidir. Bu nedenle dosyanın yalnızca işçi tarafından değil, İtalya’daki işveren yönünden de önceden hazırlanması gerekir.

Mevsimlik işlerde durum daha farklıdır

Tarım ve turizm alanındaki mevsimlik çalışma kotaları bakımından düzenleme daha sınırlıdır. Mevsimlik girişler, esas olarak Decreto Flussi’nin açıkça belirttiği ülke vatandaşlarına veya 2026-2028 döneminde İtalya ile göç alanında işbirliği anlaşması yürürlüğe giren ülkelerin vatandaşlarına yöneliktir. Türkiye mevcut ana listede bulunmadığı için, Türk vatandaşlarının mevsimlik çalışma amacıyla başvuru yapmadan önce Türkiye’nin bu kategoriye sonradan girip girmediğini güncel resmî kaynaklardan ayrıca kontrol etmeleri gerekir.

Kota dışı yollar ayrıca değerlendirilmelidir

Decreto Flussi, İtalya’ya çalışmak amacıyla girişin tek hukuki yolu değildir. Yüksek nitelikli çalışanlar için AB Mavi Kartı, belirli şirket içi transferler, üniversite ve araştırma faaliyetleri, bazı özel meslek kategorileri ve mevzuatta ayrıca düzenlenen diğer durumlar kota dışında değerlendirilebilir. Bu nedenle Türkiye’de bulunan bir kişinin elinde somut bir İtalyan iş teklifi varsa ilk sorulması gereken yalnızca “Decreto Flussi kotası var mı?” değildir; işin niteliğine göre kota içi veya kota dışı hangi hukuki yolun daha doğru olduğu belirlenmelidir.

Pratik sonuç

2026 yılında Türk vatandaşlarının İtalya’ya çalışma amacıyla girişinde en önemli hata, Türkiye’nin ana ülke listesinde bulunmamasını mutlak bir yasak olarak yorumlamaktır. Doğru değerlendirme daha ayrıntılıdır: ülkeye ayrılmış rezervli kotalarda Türkiye yer almamaktadır; buna karşılık mevsimlik olmayan çalışmada ülkeye göre ayrılmamış kontenjanlar bulunmaktadır, aile bakımı için ayrı bir kota öngörülmüştür ve bazı çalışma türleri tamamen kota dışında yürütülebilir.

Bu nedenle somut bir iş teklifi bulunan Türk vatandaşının ve İtalyan işverenin, başvurudan önce işin sektörü, kullanılacak form, kotanın niteliği, işverenin ekonomik koşulları, Centro per l’Impiego kontrolü ve dosyanın hangi hukuki kanala girdiği konusunda birlikte değerlendirme yapması gerekir. Özellikle yılın ilerleyen aylarında, başvurunun teorik olarak açık olması ile fiilen kullanılabilir kotanın mevcut olması aynı şey değildir.


Avv. Fabio Loscerbo – Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista – Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

domenica 6 settembre 2026

İtalya’da aile birleşimi 2026: iki yıllık yasal ikamet şartı, 150 günlük süre ve güncel gelir eşikleri

İtalya’da yaşayan ve eşini, çocuğunu veya diğer yakın aile üyelerini yanına almak isteyen yabancılar için aile birleşimi kuralları son iki yılda önemli ölçüde değişti. 2026 itibarıyla özellikle iki yıllık yasal ve kesintisiz ikamet şartı, nulla osta süresinin 150 güne çıkarılması ve güncellenen gelir eşikleri başvurunun zamanlamasını doğrudan etkiliyor.

İki yıllık yasal ve kesintisiz ikamet şartı

İtalya Göç Kanunu’nun aile birleşimine ilişkin 29. maddesinde yapılan değişiklikle, genel kural olarak başvuruyu yapan yabancının aile birleşimi talebinde bulunduğu tarihte İtalya’da en az iki yıldır yasal ve kesintisiz olarak ikamet ediyor olması gerekiyor. Bu düzenleme 2024 sonunda yürürlüğe giren mevzuat değişikliğiyle getirildi ve 2026 yılında da başvuruların temel koşullarından biri olarak uygulanıyor.

Bu şart özellikle eş veya bazı yetişkin aile üyeleri için yapılan başvurularda önem taşıyor. İki yıllık sürenin yalnızca oturum kartının üzerinde yazan tarihe bakılarak değerlendirilmemesi gerekir. Prefetture uygulamasında yasal ikametin ve fiilî yerleşimin belgelenmesi, özellikle anagrafe kaydı, oturum izni ve ikametin kesintisizliğini gösteren diğer belgeler üzerinden kontrol edilebilir.

Bununla birlikte iki yıllık şart herkes için aynı şekilde uygulanmaz. Uluslararası koruma statüsü sahipleri bu koşuldan muaftır. Küçük çocukla aile birleşiminde de iki yıllık bekleme şartı uygulanmaz. Güncel resmî açıklamalarda, AB Mavi Kartı sahipleri ile şirket içi transfer kapsamında bulunan ICT çalışanları bakımından da ilgili Avrupa Birliği düzenlemeleri nedeniyle bu şartın uygulanmaması gerektiği belirtilmektedir.

Nulla osta için süre artık 150 gün

Aile birleşimi sürecinin ilk aşaması, İtalya’daki Sportello Unico per l’Immigrazione nezdinde nulla osta alınmasıdır. 2025 yılında yapılan yeni değişiklikle, nulla osta hakkında karar verilmesi için öngörülen süre 90 günden 150 güne çıkarıldı. Bu nedenle 2026 yılında başvuru yapan kişiler, geçmişte kullanılan 90 günlük süreyi esas alarak planlama yapmamalıdır.

150 günlük süre, aile birleşiminin bütün sürecinin 150 günde tamamlanacağı anlamına gelmez. Nulla osta verildikten sonra aile üyesinin Türkiye’de yetkili İtalyan diplomatik veya konsolosluk makamına aile birleşimi vizesi için başvurması gerekir. Konsolosluk aşamasında aile bağını gösteren belgeler ayrıca incelenir. Nulla osta, düzenlendiği tarihten itibaren altı ay içinde vize işlemi için kullanılmalıdır.

2026 gelir şartı nasıl hesaplanıyor?

Aile birleşimi isteyen kişi, kural olarak yasal kaynaklardan elde edilen yeterli bir yıllık gelire sahip olduğunu göstermelidir. Hesaplama yıllık sosyal yardım miktarı üzerinden yapılır ve birleşim talep edilen her aile üyesi için bu tutarın yarısı eklenir.

2026 yılı için yıllık sosyal yardım tutarı 7.101,12 avrodur. Buna göre bir aile üyesi için gerekli asgari yıllık gelir 10.651,68 avro, iki aile üyesi için 14.202,24 avro, üç aile üyesi için 17.752,80 avro, dört aile üyesi için 21.303,36 avro ve beş aile üyesi için 24.853,92 avrodur. Aynı evde yaşayan aile bireylerinin belgelenmiş gelirleri de şartların varlığına göre hesaba katılabilir.

Uluslararası koruma statüsü sahipleri açısından gelir ve konut şartları özel kurallara tabidir ve genel aile birleşimi prosedüründeki koşulların tamamı aynı şekilde uygulanmaz.

Konut uygunluğu hâlâ temel belgelerden biri

Aile birleşiminde yalnızca gelir değil, yaşayacağınız konutun da hukuken uygun olması gerekir. Başvuruda genel olarak belediye tarafından düzenlenen idoneità alloggiativa belgesi, kira sözleşmesi veya mülkiyet belgesi, evde yaşayan kişileri gösteren güncel kayıtlar ve Prefettura tarafından istenen diğer belgeler önem taşır.

2026 uygulamasında Prefetture arasında operasyonel farklılıklar görülebilir. Bazı illerde inceleme tamamen dijital yürütülürken, bazı Prefetture başvuru sahibini orijinal belgelerle birlikte fiziksel randevuya çağırmaya devam etmektedir. Bu nedenle yalnızca çevrimiçi başvurunun yapılmış olması yeterli kabul edilmemeli; ALI portalındaki bildirimler ve istenen belge tamamlamaları düzenli olarak kontrol edilmelidir.

Başvuru elektronik ortamda yapılıyor

Nulla osta başvurusu İçişleri Bakanlığı’nın Portale Servizi ALI sistemi üzerinden elektronik olarak yapılır. Başvurunun baştan eksiksiz hazırlanması özellikle önemlidir. Eksik gelir belgeleri, konut uygunluğunun zamanında sunulmaması, aile bağını gösteren belgelerde isim veya doğum tarihi uyuşmazlıkları ve portal üzerinden istenen ek belgelerin süresinde yüklenmemesi işlemin uzamasına veya ret öncesi bildirim yapılmasına neden olabilir.

Türkiye’den alınan nüfus ve medeni hâl belgelerinin İtalya’da kullanılabilmesi için hangi belgenin apostil, tercüme veya başka bir resmî işlem gerektirdiği somut belge türüne göre kontrol edilmelidir. Konsolosluk aşaması, yalnızca İtalya’daki nulla osta kararının tekrarından ibaret değildir; aile bağının gerçekliği ve belgelerin usulüne uygunluğu ayrıca değerlendirilir.

En önemli nokta: başvurunun zamanlaması

Yeni iki yıllık ikamet şartı ve 150 günlük nulla osta süresi birlikte değerlendirildiğinde, aile birleşimi artık daha erken planlanması gereken bir süreçtir. İki yıllık süre henüz dolmadan yapılan bir başvurunun reddedilmesi riski bulunduğu gibi, sürenin dolmasını bekledikten sonra gerekli gelir veya konut belgelerinin hazırlanmasına başlanması da aile birleşimini aylarca geciktirebilir.

Bu nedenle en doğru yaklaşım, iki yıllık ikamet süresi dolmadan önce gelir, konut ve aile bağını gösteren belgeleri hazırlamak; başvuru hakkı doğduğu anda dosyayı eksiksiz şekilde sunmak ve sonrasında hem Prefettura portalını hem de konsolosluk aşamasını düzenli olarak takip etmektir. Aile birleşiminde hak mevcut olsa bile, prosedürdeki bir eksiklik hakkın fiilen kullanılmasını önemli ölçüde geciktirebilir.


Avv. Fabio Loscerbo – Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalyan vatandaşıyla evli Türk vatandaşları için vatandaşlık: 2026’da süreler, belgeler ve İstanbul Başkonsolosluğu prosedürü

İtalyan bir vatandaşla evli olmak, İtalyan vatandaşlığının otomatik olarak kazanıldığı anlamına gelmez. 2026 yılında da vatandaşlık, 5 Şubat 1992 tarihli ve 91 sayılı Kanunun 5. maddesine göre başvuru üzerine ve belirli süre, dil, medeni durum ve güvenlik şartlarının birlikte sağlanması halinde verilir. Türkiye’de yaşayan başvuru sahipleri açısından İstanbul Başkonsolosluğu tarafından yayımlanan güncel prosedür, özellikle evliliğin İtalya’da tescili, B1 düzeyi İtalyanca, Türk belgelerinin şekli ve elektronik başvuru süreci bakımından dikkatle takip edilmelidir.

İtalya’da yaşayanlar ile Türkiye’de yaşayanlar için süreler farklıdır

İtalyan vatandaşıyla evli yabancı kişi İtalya’da yasal olarak ikamet ediyorsa, genel kural olarak evlilikten sonra iki yıllık yasal ikamet süresinin dolması gerekir. Eşlerin ortak doğmuş veya evlat edinilmiş çocukları varsa bu süre yarıya iner ve bir yıl olur.

Başvuru sahibi Türkiye’de veya başka bir ülkede ikamet ediyorsa, kural olarak evlilik tarihinden itibaren üç yıl geçmesi gerekir. Ortak çocuk bulunması halinde bu süre bir buçuk yıla düşer. İtalyan eş vatandaşlığı evlilikten sonra sonradan kazanmışsa, süre evlilik tarihinden değil, eşin İtalyan vatandaşlığını kazandığı tarihten itibaren hesaplanır.

Türkiye’de yapılan evlilik önce İtalya’da tescil edilmiş olmalıdır

Türkiye’de yapılan evliliğin vatandaşlık başvurusuna dayanak oluşturabilmesi için evlilik kaydının yetkili İtalyan belediyesinin medeni hal kayıtlarına aktarılmış olması gerekir. Başvuru aşamasında İtalya’daki belediyeden alınan evlilik kayıt örneği istenir. Bu nedenle yalnızca Türk makamlarınca düzenlenmiş evlilik belgesine sahip olmak yeterli değildir; evlilik bağının İtalyan hukuk düzeninde de usulüne uygun biçimde kayıtlı olması gerekir.

Türkiye’de yaşayan çiftler bakımından İtalyan eşin, yetkili konsolosluk bölgesinde AIRE kaydının düzenli olması ve kural olarak başvuru sahibi eşle aynı adreste yaşaması beklenir. İş, çocukların eğitimi, sağlık tedavisi veya benzeri nedenlerle farklı adreslerde ikamet ediliyorsa, bu durumun her iki eş tarafından belgeyle açıklanması gerekir.

Evlilik bağı karar tarihine kadar devam etmelidir

Vatandaşlık başvurusunun yapılmış olması tek başına hakkın kesinleştiği anlamına gelmez. Evlilik veya kayıtlı birliktelik, vatandaşlığın verilmesine ilişkin kararın kabul edildiği tarihe kadar geçerli ve fiilen devam ediyor olmalıdır. Bu aşamadan önce boşanma, evliliğin iptali veya hukuken geçerli bir ayrılık kararı ortaya çıkarsa başvurunun olumlu sonuçlanması mümkün olmayabilir.

Buna karşılık İtalyan eşin, vatandaşlık başvurusu yapıldıktan sonra vefat etmesi başvurunun kendiliğinden düşmesine yol açmaz. Bu ayrım uygulamada önemlidir.

B1 düzeyinde İtalyanca şartı

Başvuru sahibi, genel olarak Avrupa Ortak Dil Referans Çerçevesine göre en az B1 seviyesinde İtalyanca bildiğini belgelemelidir. İstanbul Başkonsolosluğunun 2026 yılında yayımladığı bilgilerde kabul edilen sertifikalar arasında PLIDA, CertIt, CILS, CELI ve Reggio Calabria Yabancılar Üniversitesi tarafından verilen Co.L belgeleri yer almaktadır.

Bununla birlikte bazı kişiler ayrıca B1 sertifikası sunmak zorunda değildir. İtalya tarafından verilmiş uzun süreli AB oturum izni sahipleri, entegrasyon anlaşmasını imzalamış olanlar ve İtalyan makamlarınca tanınan uygun bir eğitim kurumundan öğrenim belgesi bulunan kişiler bakımından mevzuatta istisnalar öngörülmektedir. Her durumda, eldeki belgenin gerçekten muafiyet sağlayıp sağlamadığı başvurudan önce somut olarak kontrol edilmelidir.

Türk belgelerinde özellikle nelere dikkat edilmeli?

Türkiye’de doğmuş başvuru sahipleri açısından önemli bir kolaylık vardır. Doğum belgesi olarak çok dilli Formül A sunulabilir ve İstanbul Başkonsolosluğunun güncel talimatlarına göre bu belge için apostil aranmaz.

Adli sicil belgelerinde ise kurallar daha sıkıdır. Başvuru sahibinin vatandaşlığını taşıdığı ülkelerden ve on dört yaşından itibaren ikamet etmiş olduğu yabancı ülkelerden alınması gereken adli sicil belgeleri, kural olarak başvurudan önceki altı ay içinde düzenlenmiş olmalı, gerekli apostil veya yasallaştırma işlemleri yapılmalı ve İtalyancaya uygun biçimde tercüme edilmelidir. İtalya için ayrıca yabancı ülke adli sicil belgesi sunulması istenmez.

Belgelerde ad, soyad, evlilik öncesi soyadı, doğum yeri veya doğum tarihi gibi bilgilerin pasaport ve medeni hal kayıtlarıyla uyumlu olması da önemlidir. Özellikle Türkiye’de evlilik sonrası soyadı değişiklikleri nedeniyle oluşan farklılıklar, ek belgeyle açıklanmadığında başvuru sürecini yavaşlatabilir.

Başvuru elektronik ortamda yapılır

Türkiye’de ikamet eden kişi başvurusunu İçişleri Bakanlığının vatandaşlık portalı üzerinden elektronik olarak yapar. Yurt dışında yaşayan başvuru sahipleri portal kayıt işlemini SPID kullanmadan, kendi e-posta adresleriyle gerçekleştirebilir.

Burada kullanılan e-posta adresi yalnızca iletişim aracı değildir; resmi bildirimlerin yöneltildiği elektronik adres niteliğindedir. Belge tamamlama talepleri, konsolosluk çağrıları, başvurunun kabulü veya reddi ve vatandaşlık kararıyla ilgili bildirimler elektronik kanaldan yapılabildiği için portal ve e-posta hesabının düzenli kontrol edilmesi gerekir.

Konsolosluk ilk incelemeden sonra başvuruyu kabul edebilir veya eksiklikler nedeniyle reddedebilir. Ret halinde eksiklikler giderilerek yeniden başvuru mümkündür. İstanbul Başkonsolosluğu, belirli durumlarda yeni başvurunun bir yıl içinde yapılması halinde daha önce yapılan ödemelerin yeniden kullanılabileceğini de belirtmektedir.

İşlem süresi 24 ay, gerektiğinde 36 aya kadar uzayabilir

Vatandaşlık başvurusunun değerlendirilmesi İçişleri Bakanlığının yetkisindedir. Güncel mevzuata göre işlemin normal sonuçlandırma süresi 24 aydır ve gerekli hallerde en fazla 36 aya kadar uzatılabilir. Bu nedenle başvurunun uzun süre beklemede kalması tek başına reddedildiği anlamına gelmez; ancak yasal sürenin aşılması halinde idari ve yargısal başvuru yollarının ayrıca değerlendirilmesi mümkündür.

Karar çıktıktan sonra süreç bitmiş sayılmaz

Olumlu karar verildiğinde başvuru sahibinden evlilik bağının hâlen devam ettiğini gösteren güncel belgeler yeniden istenebilir. Konsolosluk, örneğin İtalya’daki belediyeden alınmış tam evlilik kaydı ile başvuru sahibinin güncel ikamet ülkesine ait yeni adli sicil belgesini talep edebilir.

Vatandaşlık kararının bildirilmesinden sonra yemin için altı aylık kesin süre vardır. Bu süre içinde Cumhuriyete ve kanunlarına bağlılık yemini edilmezse vatandaşlığın kazanılması hakkı kaybedilebilir. Vatandaşlık, yemin tarihinin ertesi gününden itibaren hüküm doğurur.

250 avroluk katkı payı ve konsolosluk masrafları

Başvuru sırasında İçişleri Bakanlığı lehine 250 avroluk katkı payı ödenir. Bunun yanında imza tasdiki, belge suretlerinin onaylanması, tercüme uygunluk işlemleri ve diğer konsolosluk hizmetleri için ayrıca tarifeye göre ücretler uygulanabilir.

Sonuç olarak, İtalyan vatandaşıyla evlilik yoluyla vatandaşlık, yalnızca evlilik süresinin dolmasına bağlı bir işlem değildir. Evliliğin İtalya’da tescili, doğru ikamet süresinin hesaplanması, evlilik bağının karar tarihine kadar sürmesi, dil şartı, Türk belgelerinin doğru hazırlanması ve elektronik bildirimlerin düzenli izlenmesi birlikte önem taşır. Özellikle Türkiye ile İtalya arasında yaşayan ailelerde adres, AIRE kaydı, soyadı farklılıkları ve yabancı ülke adli sicil belgeleri başvuru öncesinde dikkatle kontrol edilmelidir.


Avv. Fabio Loscerbo – Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da oturum izni süresi dolmuş Türk vatandaşları için aile birliği: Cassazione 6535/2026 neden önemli?

İtalya’da oturum izninin süresinin dolmuş olması, aile birliği amacıyla yeni bir oturum izni talebini her durumda imkânsız hale getirmez. İt...