sabato 7 novembre 2026

İtalyan Lazio İdare Mahkemesine göre: SIS kaydı başka bir kişiye aitse çalışma vizesi reddedilemez

İtalyan Lazio İdare Mahkemesine göre: SIS kaydı başka bir kişiye aitse çalışma vizesi reddedilemez

İtalya göç hukuku – 7 Kasım 2026. Schengen Bilgi Sistemi'nde (SIS) adınıza bir kayıt bulunduğu söylenerek İtalya'ya giriş vizeniz reddedilirse, ilk yapılması gereken iş bunun hangi kayıt olduğunu ve gerçekten size ait olup olmadığını araştırmaktır. İtalya Lazio Bölge İdare Mahkemesi (TAR Lazio), Roma, Beşinci Quater Dairesi, 23 Temmuz 2026 tarihli ve 13531 sayılı kararında, yanlış kişiye ait bir SIS kaydı nedeniyle reddedilen çalışma vizesine ilişkin somut bir uyuşmazlığı inceledi.

Olay: Çalışma vizesi için başvuru ve SIS gerekçesiyle ret

Pakistan vatandaşı başvurucu, İtalya'nın Bahreyn'in başkenti Manama'daki Büyükelçiliğinden ücretli çalışma amacıyla giriş vizesi istemişti. Büyükelçilik 21 Mayıs 2024 tarihinde talebi reddetti. Ret gerekçesi, başvurucu hakkında Yunanistan kaynaklı bir SIS kaydı bulunduğu iddiasıydı. Daha sonra 19 Ocak 2025 tarihinde ilk ret kararını teyit eden ikinci bir işlem de ortaya çıktı. Başvurucu, her iki işlemi de idari yargıda tartışma konusu yaptı.

Bu davanın önemli yönü, kişinin yalnızca “SIS kaydı orantısızdır” dememesi, kayıtla ilgili somut ve resmî belgeler sunmasıdır. 2 Ağustos 2025 tarihli Yunan polis makamı belgesi, başvurucunun kimlik bilgileri üzerinden yapılan sorgulamada Schengen alanına girişin reddine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını gösterdi. Daha sonra İtalya İçişleri Bakanlığına bağlı Kamu Güvenliği Dairesinin 12 Ocak 2026 tarihli bildirimi, SIS'te bulunan kişinin davacı değil başka bir kişi olduğunu ve davacının SIS veri tabanında yer almadığını açıkladı.

Mahkeme hangi hukuki sonuca ulaştı?

Başvurucu, bu belgelerden sonra 13 Ocak 2026 tarihinde diplomatik temsilcilikten önceki retlerin idari yoldan geri alınmasını talep etmişti. Ancak talep sonuçlandırılmadı. TAR Lazio, davacının Yunanistan kaynaklı ve kendisine ait bir SIS uyarısı bulunmadığını ispatladığını; bu belgelere rağmen önceki ret kararlarının ortadan kaldırılmamasının hukuka aykırı olduğunu kabul etti. Mahkeme hem 21 Mayıs 2024 tarihli asıl ret işlemini hem de 19 Ocak 2025 tarihli ikinci işlemi iptal etti ve Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığını yargılama giderlerine mahkûm etti.

Kararın temel gerekçesi, gerçekliği kanıtlanmayan bir güvenlik kaydının otomatik olarak göz ardı edilmesi değildir. Burada daha kesin bir husus vardı: İlgili makamların yazılı belgeleri, başvurucuyla SIS'teki kişinin aynı kişi olmadığını ortaya koyuyordu. Bu nedenle idarenin ret işleminin dayandığı maddi olgu çökmüştü. Karar, her SIS kaydının hukuk dışı olduğu veya bütün vize başvurularının kabul edilmek zorunda bulunduğu anlamına gelmez. Mahkeme doğrudan vize düzenlenmesini emretmek yerine iki ret işlemini iptal etmiştir; başvurunun geri kalan koşulları ilgili mevzuata göre ayrıca değerlendirilebilir.

SIS nedir, neden kimlik karışıklığı yaşanabilir?

SIS, Schengen sistemine katılan devletlerin belirli kişilere ve nesnelere ilişkin uyarıları yetkili makamlar arasında paylaşabildiği Avrupa bilgi sistemidir. İlgili kayıt, giriş ve kalışın reddedilmesi, geri dönüş kararları veya başka hukuki amaçlarla oluşturulmuş olabilir. Dolayısıyla kayıt türü ve yasal dayanağı araştırılmadan yalnızca “SIS kaydı var” ifadesine bakarak hukuki sonuç çıkarmak doğru değildir.

Benzer isimler, doğum bilgilerinin yanlış kaydedilmesi, eşleşme hataları veya eski kayıtlarla ilgili bilgi eksikliği, kişinin kendisine ait olmayan bir kayıtla ilişkilendirilmesi riskini gündeme getirebilir. Bu kararda ise yalnızca bir karışıklık ihtimali değil, Yunan ve İtalyan resmî makamlarının yazılarıyla ortaya konmuş bir farklı kişi tespiti vardı. Bu ispat düzeyi, hükmün anlaşılması açısından belirleyicidir.

İtalya vizesi, oturum izni veya giriş işlemi olumsuz etkilenirse ne yapılmalı?

Önce ret veya engelleme işleminin tamamı edinilmeli ve tebliğ tarihi kaydedilmelidir. Gerekçede SIS'e atıf varsa, mümkün olduğu ölçüde kaydın hangi ülke tarafından, hangi hukuki amaçla ve hangi kimlik bilgileriyle oluşturulduğu araştırılmalıdır. Pasaport, nüfus kayıtları, önceki vize veya oturum belgeleri ve varsa biometrik veya kimlik düzeltme belgeleri tutarlı biçimde bir dosyada toplanmalıdır.

SIS mevzuatı ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin kurallar, ilgili kişilere koşullarına göre verilerine erişim, hatalı verilerin düzeltilmesini isteme ve hukuka aykırı işlenen verilerin silinmesini talep etme imkânı tanır. Bu haklar, işlemin muhatabı olan yetkili makamlar önünde ve uygulanabilir sınırlamalar çerçevesinde kullanılmalıdır. Başvuru yapılması tek başına kaydın silindiği ya da vize ret kararının kendiliğinden hükümsüzleştiği anlamına gelmez.

Özellikle kayıt başka bir devlet tarafından oluşturulmuşsa, o devletin makamlarından veya uygun ulusal SIS başvuru mekanizmalarından elde edilebilecek doğrulama belgeleri önem kazanır. Yanlış kişi eşleşmesini gösteren resmî yanıtlar alındığında, bunlar İtalyan konsolosluğu veya ilgili idareye sunularak olumsuz işlemin yeniden değerlendirilmesi talep edilebilir. İdari başvuru ile yargısal başvuru birbirinin yerine geçmez; dava açma süresi ve görevli mahkeme her somut olay için ayrıca incelenmelidir. Verilere erişim veya düzeltme başvurusunun mahkemeye başvuru sürelerini kendiliğinden durdurduğu varsayılmamalıdır.

Vize, oturum ve Schengen'e giriş bakımından kararın sınırları

Karar, İtalya'da çalışma vizesi reddi hakkındadır. Bununla birlikte kullanılan ispat yaklaşımı, SIS uyarısının başka bir göçmenlik işleminde yanlış kişiye atfedildiği iddiası ortaya çıktığında da pratik açıdan yol gösterir. Ancak oturum izni verilmesi, yenilenmesi, İtalya'ya sınırdan kabul ve belirli bir SIS kaydının silinmesi farklı yetki ve kurallara tabidir. Çalışma vizesi konulu bu iptal kararından bütün bu sonuçlar otomatik olarak çıkarılamaz.

Burada bireyin de önemli bir sorumluluğu vardır: Kendi kimlik bilgilerini ve yasal durumunu doğru şekilde belgelemek, makul olan bütün resmî doğrulama yollarını kullanmak ve süreleri kaçırmadan somut bir hukuki itiraz hazırlamak. Bir SIS engelinin gerçek bir güvenlik gerekçesine mi, hâlen geçerli bir idari karara mı, yoksa basitçe yanlış kişi kaydına mı dayandığı ortaya konmadan etkili bir çözüm geliştirmek mümkün değildir.

Sonuç

TAR Lazio'nun 13531/2026 sayılı kararının verdiği mesaj nettir: İtalya makamları, başvuran kişiye ait olmadığı resmî olarak ortaya konmuş bir SIS kaydını çalışma vizesi reddine dayanak yapmaya devam edemez. Etkili hukuki koruma, yalnızca bir kaydın varlığının sorgulanmasını değil, kimliğin ve kayıtla bağlantının somut belgelerle doğrulanmasını gerektirir.

İncelenen karar ve doğrulama kaynağı: TAR Lazio, Roma, Sezione Quinta Quater, 23 Temmuz 2026, karar no. 13531/2026, dosya no. 9606/2024. Kararın metni ve kimlik bilgileri gizlenmiş yargı kaydı. Ek açıklama için: karar incelemesi.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) önünde temsil yetkisine sahip avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki menfaat temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicilinde göç ve iltica alanında 280782895721-36 numarasıyla kayıtlı menfaat temsilcisi
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Bu makale yapay zekâ araçlarının yardımıyla, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında hazırlanmıştır.

İtalyan idari yargısına göre SIS kaydı ve işçi affında bireysel değerlendirme

İtalyan İdare Mahkemesine göre SIS kaydı, 2020 işçi affı başvurusunun otomatik reddi için yeterli değildir

Schengen Bilgi Sistemi (SIS), üye ülkelerin giriş yasağı ve güvenlik gibi konularda bilgi paylaşmasını sağlar. Ancak sistemde kayıt bulunması, kaydın nedenini incelemeden her oturum başvurusunun reddedilebileceği anlamına gelmez. İtalyan idari yargısının 3 Mart 2025 tarihli 330 sayılı kararında ele alınan temel sorun, SIS kaydının 2020 yılında düzensiz çalışma ilişkilerinin yasallaştırılması amacıyla başlatılan emersione prosedürüne etkisidir.

Mahkemenin değerlendirdiği hukuki sorun

İdare, başvuru sahibinin Schengen sisteminde girişe kabul edilmeme amacıyla işaretlendiğini tespit ettiğinde, kaydın hangi somut olaya dayandığını araştırmalıdır. 2018/1861 sayılı AB Tüzüğü'nün 24. maddesi uyarınca işaretlemelerin dayanakları birbirinden farklı olabilir. Bazıları kamu güvenliğini ilgilendiren ciddi olaylara, bazıları ise yalnızca giriş ve kalış kurallarının ihlaline dayanabilir. Bu farklılık, başvurunun değerlendirilmesinde önemlidir.

3 Mart 2025 tarihli 330 sayılı kararın, İtalyan idari yargısının 2026 tarihli resmî içtihat derlemesinde aktarılan ilkesine göre, SIS kaydı tek başına yasallaştırma başvurusuna otomatik engel oluşturmaz. İdare, kaydın gerçek gerekçelerini öğrenmeli ve ilgili kişinin kamu düzeni veya güvenliği bakımından somut risk teşkil edip etmediğini değerlendirmelidir. Bu, her SIS kaydının geçersiz olduğu veya her başvurunun kabul edileceği anlamına gelmez.

Giriş yasağı ile kamu güvenliği riski aynı şey midir?

Hayır. Bir Schengen ülkesinin düzensiz giriş veya kalış nedeniyle verdiği karar ile ciddi güvenlik gerekçelerine dayanan bir işaretleme hukuken aynı olgulara dayanmayabilir. İdarenin hangi nedenle kayıt girildiğini bilmesi, başvuru sahibinin durumunun bireysel değerlendirilmesine yardımcı olur. Kayıt hakkında bilgi eksikse, gerekli uluslararası bilgi alışverişi mekanizmalarının kullanılması gündeme gelebilir.

İşçi affı gibi özel bir prosedürdeki sonuç, bütün vize ve oturum türlerine otomatik olarak aktarılamaz. Her başvuru için ilgili mevzuat, kaydın türü, amacı ve mevcut idari işlem ayrı incelenmelidir. Özellikle giriş yasağı bulunan kişinin sınırdan geçişi, vize verilmesi ve ülkede oturum izni düzenlenmesi farklı hukuki sorular doğurabilir.

SIS kaydı olan kişi ne yapmalı?

İlk adım, mümkünse hangi ülkenin hangi amaçla işaretleme yaptığını ve bu kaydın hangi karara dayandığını öğrenmektir. Kişi, geçerli veri koruma kuralları kapsamında kendisiyle ilgili bilgilere erişim, hatalı verilerin düzeltilmesi veya hukuka aykırı kayıtların silinmesi için yetkili makamlara başvurmayı değerlendirebilir. Ancak her erişim talebi sınırsız değildir; güvenlik ve kanuni istisnalar bulunabilir.

İkinci adım, İtalya'daki ret kararının gerekçesini incelemektir. Kararda yalnızca “SIS kaydı mevcuttur” deniliyorsa, idarenin kaydın somut nedenlerini araştırıp araştırmadığı ve bunların başvuruya nasıl etki ettiğini açıkladığı önem kazanır. İdari dosyaya erişim talebi, yetkili makamlarla yazışmaların görülmesine yardımcı olabilir.

Üçüncü adım, süreleri kaçırmadan uygun hukuki yolu belirlemektir. İtalyan makamının oturum veya yasallaştırma kararına karşı başvuru ile kaydı oluşturan yabancı devletin işleminin düzeltilmesi veya silinmesi birbirinden farklı süreçler olabilir. İtalya'daki bir mahkeme, her durumda yabancı makamın kaydını doğrudan silemez.

2026 anayasal gelişmesiyle bağlantı

İtalyan Anayasa Mahkemesi'nin 22 Ocak 2026 tarihli 6 sayılı kararı, 2020 yasallaştırma düzenlemesindeki otomatik engelin, yalnızca giriş veya kalış kurallarına uyulmaması nedeniyle SIS kaydı bulunan yabancılar yönünden anayasaya aykırı olduğunu açıklamıştır. Bu gelişme, somut gerekçelerin incelenmesinin önemini daha da belirginleştirir. Bununla birlikte güvenlik risklerine dayanan kayıtlar için ayrı değerlendirme yapılması gerekliliği devam eder.

Sonuç olarak SIS, karar veren makamların kullanacağı önemli bir bilgi sistemidir; fakat işaretlemenin hukuki anlamı, gerekçesi ve ilgili prosedürün kuralları anlaşılmadan salt veri tabanındaki kayda dayanmak yeterli olmayabilir. Etkili savunma, kaydın içeriğinin ve başvuruya uygulanan normun birlikte incelenmesini gerektirir.

İncelenen karar: İtalyan idari yargısının 3 Mart 2025 tarihli 330 sayılı kararı; 2026 tarihli resmî içtihat derlemesinde “Schengen kaydının düzensiz çalışmadan çıkış başvurusuna otomatik engel oluşturmaması” başlığı altında özetlenmiştir. Resmî kaynak. Kararın mahkeme dairesi ve tam metni bu kaynakta açıkça belirlenmediğinden burada ayrıca atfedilmemiştir.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı nezdinde dava takip etmeye yetkili avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicilinde Göç ve İltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi, no. 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Milano İdare Mahkemesine göre yabancı işçi getirecek şirketin mali gücü nasıl incelenir?

Milano İdare Mahkemesine göre yabancı işçi getirecek şirketin mali gücü nasıl incelenir?

İtalya'da decreto flussi kapsamında yabancı işçi çalıştırmak isteyen bir şirketin başvurusu yalnızca iş sözleşmesinin hazırlanmasından ibaret değildir. Yetkili makamlar, işverenin ücret, sigorta ve diğer istihdam yükümlülüklerini gerçekten karşılayabilecek durumda olup olmadığını inceler. Lombardia Bölge İdare Mahkemesi, Dördüncü Daire, 9 Ocak 2026 tarihli 102 sayılı kararında, bu denetimin kapsamını ve sınırlarını açıklamıştır.

Beş çalışma izni başvurusunun reddi

Davacı şirket, 2020 yılı işçi alım kotaları kapsamında beş yabancı işçi için nulla osta talep etmişti. Milano Prefettura'sı başvuruları reddetti. Şirket, idarenin yalnızca gelir yetersizliğine dayandığını, oysa işletmelerin ekonomik kapasitesinin net kâr dışında ciro, alınan siparişler, işletmenin mali sağlamlığı ve gelecekteki istihdam maliyetlerini karşılama imkânıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdü.

Şirket ayrıca kararların geç verildiğini, idarenin çalışma makamının olumsuz görüşünü yeterince incelemeden benimsediğini ve meşru beklentisinin zedelendiğini savundu. Mahkeme, dosyadaki olguları ve ilgili mevzuatı inceleyerek davayı reddetti.

Mahkemenin belirlediği değerlendirme yöntemi

İtalyan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi 394/1999'un 30-bis maddesi, işverenin sunduğu belgelerin uygunluğunun ve aynı dönemde talep ettiği işçi sayısının ekonomik kapasitesiyle uyumunun incelenmesine imkân verir. Mahkemeye göre bir şirketin işçi çalıştırma gücü yalnızca bilançosundaki net sonuçla ölçülmez. Ciro, mevcut işler, sözleşmeler, mali sağlamlık ve gelecekteki ücret ile sigorta yükümlülüklerini karşılayabilme durumu birlikte ele alınmalıdır.

Bu ilke şirketler lehine otomatik izin anlamına gelmez. Somut dosyada mahkeme, şirketin çok sayıda çalışma izni başvurusu yaptığını, kararlar verildiği sırada sigorta ve prim yükümlülükleri bakımından eksiklikler bulunduğunu ve şirket temsilcisinin başka şirketler üzerinden iki yüzü aşkın başvuru yapmış olmasının da idarenin değerlendirmesinde yer aldığını belirtti. Temsilcinin kendisine ulaşılamadığı da dosyada belirtilmişti. Mahkeme, bu olguların genel bir güvenilirlik sorunu oluşturduğunu ve ret kararlarının yeterince gerekçelendirildiğini kabul etti.

İşverenin hazırlaması gereken belgeler

Decreto flussi başvurusundan önce şirketin mali tablolarını, vergi belgelerini, mevcut ticari sözleşmelerini, iş hacmini ve işçi sayısına göre ücret ile sosyal güvenlik giderlerini karşılayabileceğini gösteren belgeleri düzenli tutması önemlidir. Çok sayıda işçi için başvuru yapılması tek başına hukuka aykırı değildir; ancak idare, istenen işçi sayısı ile şirketin fiili faaliyetleri arasındaki ilişkiyi inceleyebilir.

İşverenin geçmiş prim ve sigorta yükümlülükleri de önem taşır. Bu nedenle yalnızca gelecekte iş alınacağına ilişkin genel vaatler yerine doğrulanabilir ticari ve mali veriler sunulmalıdır. Belgelerin niteliği ve başvurunun yapıldığı tarihteki hukuki şartlar ayrıca kontrol edilmelidir.

Yabancı işçi açısından sonuçları

İşçinin yurtdışında olması ve bir işverenin kendisine iş teklif etmesi, giriş izninin kesinlikle verileceği anlamına gelmez. Nulla osta aşamasında işverenin uygunluğu ayrıca değerlendirilir. Başvuru reddedildiğinde, işçi ve işveren ret gerekçesini, idarenin dayandığı belgeleri ve uygun itiraz yollarını incelemelidir. Gerekli olduğunda idari dosyaya erişim talebi yapılabilir.

İşçinin, doğrulanmamış bir iş teklifine güvenerek para ödemesi veya seyahat planlarını kesinleştirmesi ciddi riskler doğurabilir. Bu karar, işçi alım prosedüründe gerçek ve sürdürülebilir bir istihdam ilişkisinin önemini göstermektedir.

Gecikmiş karar kendiliğinden geçersiz olur mu?

Mahkeme, idarenin karar verme süresini aşmış olmasının, açık bir yasal hüküm bulunmadıkça, karar verme yetkisini kendiliğinden ortadan kaldırmadığını da açıkladı. Dolayısıyla başvurunun uzun süre beklemiş olması, daha sonra verilen ret kararını otomatik olarak hukuka aykırı kılmaz. Gecikme nedeniyle başvurulabilecek hukuki yollar ile ret kararının esasına yönelik itiraz ayrı değerlendirilmelidir.

102/2026 sayılı kararın önemli yanı iki taraflıdır: idare yalnızca tek bir mali göstergeye dayanarak yüzeysel inceleme yapmamalıdır; buna karşılık şirketin genel ekonomik güvenilirliğini ortaya koyan somut olumsuz olgular varsa başvuruyu reddedebilir. Mahkeme bu olayda idarenin bir bütün olarak değerlendirme yaptığını kabul etmiş ve davayı reddetmiştir.

İncelenen karar: TAR Lombardia, Milano, IV. Daire, 9 Ocak 2026, no. 102; Başkan ve raportör Cozzi. İtalyanca tam metin.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı nezdinde dava takip etmeye yetkili avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicilinde Göç ve İltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi, no. 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Venedik İdare Mahkemesine göre göçmen işçi dosyalarına erişim davasında 15 günlük süre

Venedik İdare Mahkemesine göre: Göçmen işçi dosyalarına erişim davasında 15 günlük mahkeme dosyalama süresi kaçırılırsa ne olur?

İtalya'nın yıllık işçi alım kotaları kapsamında yapılan başvurularda, işverenler ve yabancı işçiler dosyanın hangi aşamada olduğunu öğrenmek isteyebilir. İdarenin belgeye erişim talebini cevapsız bırakması üzerine mahkemeye başvurmak mümkündür. Ancak bu başvurunun usul kuralları, esas hakkın incelenmesinden önce belirleyici olabilir. Veneto Bölge İdare Mahkemesi, Üçüncü Daire, 6 Ekim 2026 tarihli ve 1917 sayılı kararında, belgeye erişim davasında mahkemeye sunma süresinin kaçırılmasının sonuçlarını açıklamıştır.

Otuz üç mevsimlik çalışma başvurusu

Bir şirket, 2025 yılı decreto flussi kapsamındaki click day sırasında 33 mevsimlik işçi için çalışma izni (nulla osta) talebinde bulunmuştu. Şirket, bu dosyalara ilişkin belgelere erişmek için 23 Nisan 2026 tarihinde yetkili Prefettura bünyesindeki Sportello Unico per l'Immigrazione'ya başvurdu. Yanıt alamayınca 17 Haziran 2026 tarihinde idari dava dilekçesini tebliğ etti. Ancak dava dosyasını mahkemenin elektronik sistemine 17 Temmuz 2026 tarihinde sundu.

İdare mahkemede savunma sunmadı. Bununla birlikte hâkim, 30 Eylül 2026 tarihli duruşmada taraflara usul süresiyle ilgili bir sorun bulunduğunu bildirdi. Mahkeme, başvurunun esası hakkında karar vermek yerine, önce davanın süresinde açılıp usulüne uygun biçimde mahkemeye sunulup sunulmadığını değerlendirdi.

Kararın temel gerekçesi

İtalyan İdari Yargılama Kanunu'nun (Codice del processo amministrativo) 87. maddesinin üçüncü fıkrası, belgeye erişim davalarında birçok yargılama süresini yarıya indirir. Tebliğ sürelerine ilişkin belirli istisnalar bulunmakla birlikte, dava dilekçesinin mahkemeye sunulması için öngörülen süre bu istisnalar arasında değildir. Bu nedenle 45. maddede genel olarak öngörülen dosyalama süresi, belgeye erişim davasında tebliğin tamamlanmasından itibaren 15 gün olarak uygulanır.

Şirket, davayı 17 Haziran'da tebliğ etmiş, ancak 17 Temmuz'da mahkemeye sunmuştu. Bu aralık 15 günlük süreyi aştığı için TAR Veneto davayı irricevibile, yani süre yönünden kabul edilemez buldu. Mahkeme, belgeye erişim talebinin esas bakımından haklı olup olmadığına karar vermedi. İdarenin cevap vermemiş olması, dava açan tarafın usul sürelerine uymasını gereksiz kılmaz.

İşveren ve yabancı işçi için neden önemlidir?

Decreto flussi işlemlerinde farklı tarihler birbirine karıştırılmamalıdır: çalışma izni başvurusunun tarihi, belgeye erişim talebinin tarihi, bu talebe ilişkin cevap veya sessizlik süreci, mahkeme başvurusunun tebliği ve mahkemeye dosyalama tarihi ayrı aşamalardır. Özellikle son iki aşama arasındaki süreyi kaçırmak, hukuki tartışmanın esasına geçilmesini engelleyebilir.

Bir işveren veya temsilcisi, 33 ayrı işçi dosyasına ilişkin bilgi talep ediyor olsa bile, belgeye erişim davasındaki usul süresinin hesaplanması otomatik olarak değişmez. İşçilerin her biri için farklı idari işlemler ve hak arama yolları söz konusu olabilir; ancak bu karar şirket tarafından açılmış tek bir erişim davasının usulüne ilişkindir.

Pratik dosya yönetimi

Belgeye erişim talebini yazılı olarak göndermek ve PEC teslim kayıtlarını saklamak önemlidir. İdarenin yanıt vermemesi üzerine dava açılacaksa, tebligatın tamamlandığı tarih ve elektronik mahkeme dosyalama süresi ayrı ayrı takvime kaydedilmelidir. Avukat, özellikle belgeye erişim davalarında genel yargılama sürelerinin değil, özel ve kısaltılmış sürelerin uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmelidir.

Dosyalama son güne bırakılmamalıdır. Elektronik imza, dosya biçimi, mahkeme sisteminin kabul bildirimi ve teslim kanıtları önceden kontrol edilmelidir. Bu teknik ayrıntılar, hukuken haklı görünen bir talebin usulden reddedilmesini önleyebilir.

Belgeye erişim ile çalışma izni aynı şey değildir

Bir dosyaya erişim davası, doğrudan çalışma izninin verilmesini veya yabancı işçinin oturum izni almasını sağlamaz. Erişim davasının amacı, belirli idari belgelerin elde edilmesidir. Çalışma izninin reddi, iptali veya idarenin bu konuda karar vermemesi farklı dava ve başvuru yollarını gündeme getirebilir. Dolayısıyla doğru hukuki yol, talep edilen sonuca göre seçilmelidir.

1917/2026 sayılı kararın öğrettiği temel ders, göç hukukunda yalnızca maddi koşulların değil, yargısal usulün de dikkatle yönetilmesi gerektiğidir. İdare susmuş olsa bile, mahkemeye başvuran tarafın süreleri kendiliğinden uzamaz.

İncelenen karar: TAR Veneto, Sezione III, 6 Ekim 2026, no. 1917; Başkan Polidori, raportör De Col. Kararın tam metni (İtalyanca).


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı nezdinde dava takip etmeye yetkili avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin Göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicilinde Göç ve İltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi, no. 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

venerdì 6 novembre 2026

İtalya Danıştayına göre SIS kaydı oturum başvurusunu otomatik olarak engellemez

İtalya Danıştayına göre SIS kaydı tek başına oturum başvurusunu reddetmeye yetmez: somut güvenlik incelemesi gerekir

Schengen Bilgi Sistemi'nde (SIS) hakkında uyarı bulunan bir yabancı, İtalya'da oturum izni almak istediğinde bu kayıtla karşılaşabilir. Ancak kaydın varlığı, her durumda kişinin somut durumunun incelenmesine gerek olmadığı anlamına gelmez. İtalya Danıştayının (Consiglio di Stato) Üçüncü Dairesi, 1 Ekim 2026 tarihli 7258 sayılı kararında, çalışma ilişkilerinin kayıt altına alınmasına yönelik özel bir prosedürde SIS kaydına dayanılarak verilen ret kararını iptal etti.

Fransa'nın kaydı ve İtalya'daki başvuru

Başvurucu, 2020 tarihli 34 sayılı kanun hükmünde kararnamenin 103. maddesindeki çalışma ilişkilerinin düzenlenmesi prosedürüne dayanarak oturum talebinde bulunmuştu. Salerno Emniyet Müdürlüğü, 1 Nisan 2025 tarihli kararla talebi kabul edilemez buldu. Gerekçe, Fransa makamlarının 12 Mayıs 2023 tarihinde SIS'e işlediği girişin reddine ilişkin uyarıydı.

İlk derece idare mahkemesi, Fransız makamlarından alınan bilgilerde sahte evlilik, çalıntı eşya ve uyuşturucu bulundurma iddialarına ilişkin bir şikâyetten söz edildiğini belirterek davayı reddetti. Başvurucu kararı temyiz etti ve 2026 yılında İtalya Anayasa Mahkemesinin SIS uyarılarının otomatik sonuçlarına ilişkin verdiği kararı ileri sürdü.

Danıştayın belirleyici ayrımı

Danıştay, Anayasa Mahkemesinin 22 Ocak 2026 tarihli 6 sayılı kararını değerlendirdi. Bu anayasal karar, yalnızca giriş ve kalış kurallarına uyulmaması nedeniyle SIS'e kaydedilen yabancıların 2020'deki özel düzenleme prosedüründen otomatik biçimde dışlanmasını öngören kuralı, belirtilen kapsamda Anayasa'ya aykırı bulmuştu.

Danıştayın incelediği somut idari karar, SIS kaydını doğrudan ve zorunlu bir ret sebebi olarak kabul etmişti. Emniyet makamı, kişinin kamu düzeni ve güvenliği açısından oluşturabileceği tehlikeyi bağımsız ve bireysel olarak değerlendirmemişti. Bu nedenle Danıştay temyizi kabul ederek ret işlemini iptal etti ve idareye yeni bir inceleme yapma yükümlülüğü getirdi.

Önemli nokta şudur: Mahkeme Fransız uyarısının geçersiz olduğuna, başvurucunun suç işlemediğine veya kendisine kesin olarak oturum izni verilmesi gerektiğine karar vermedi. İptal edilen, yalnızca kaydın varlığına dayalı ve bireysel değerlendirmeden yoksun idari işlemdi. İdare yeni kararında eldeki somut bilgileri inceleyebilir ve kanuni koşullara göre gerekçeli bir sonuca ulaşabilir.

SIS kaydı bulunan kişi ne yapmalı?

Öncelikle hangi devletin hangi amaçla uyarı oluşturduğunu, kaydın hâlen geçerli olup olmadığını ve dayandığı işlemi belirlemek gerekir. SIS'teki her uyarı aynı hukuki anlama gelmez. Girişin reddi uyarısı ile başka amaçlı kayıtlar birbirinden ayrılmalıdır. Ayrıca oturum, uzun süreli vize ve kısa süreli Schengen vizesi başvurularının hukuki şartları aynı değildir.

Başvurucu, ret kararını ve tebliğ tarihini saklamalı; gerekçenin sadece SIS kaydını mı yoksa somut olayları da mı değerlendirdiğini kontrol etmelidir. Yanlış kişiye ait veya hukuka aykırı tutulan kişisel veriler için erişim, düzeltme ve silme yolları ayrıca araştırılabilir. Kaydı oluşturan devletin sorumluluğu ile İtalya'da verilen oturum kararına karşı açılacak dava farklı süreçlerdir. İtalya'daki ret kararının iptali, yabancı devletin SIS kaydını otomatik olarak silmez.

Kararın sınırları

7258/2026 sayılı karar, 2020'deki belirli bir çalışma düzenleme prosedürüne ilişkindir. Dolayısıyla bütün vize ve oturum kategorilerinde aynı sonucun kendiliğinden doğduğunu söylemek doğru olmaz. Buna karşılık karar, özellikle idarenin veri tabanındaki bir uyarıyı bireysel gerekçelendirme yerine kullandığı durumlarda önemli bir inceleme ölçütü sunar.

Karar: Consiglio di Stato, Sezione III, 1 Ekim 2026, no. 7258; Başkan D'Angelo, raportör Bernardini. Tam karar metni (İtalyanca).


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı nezdinde dava takip etmeye yetkili avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin Göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicilinde Göç ve İltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi, no. 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

giovedì 5 novembre 2026

Venedik İdare Mahkemesine göre çalışma izninin iptalinde yabancı işçinin savunma hakkı

Venedik İdare Mahkemesine göre: Çalışma izninin iptalinde yabancı işçinin savunma hakkı vardır

İtalya'daki decreto flussi sistemiyle ülkeye gelen işçi, işverenin açtığı elektronik dosyaya doğrudan erişemeyebilir. Bu durum, idarenin kendisini ilgilendiren kararları işçiye bildirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Veneto Bölge İdare Mahkemesi, Üçüncü Daire, 3 Şubat 2026 tarihli 278 sayılı kararında, çalışma amaçlı giriş için verilmiş nulla osta belgesinin iptali sırasında işçinin usule katılma hakkını değerlendirdi.

Dosyada ne oldu?

İşveren 2023 yılında işçi için çalışma amaçlı giriş izni istedi; 26 Nisan 2023'te izin verildi ve işçi 11 Ekim 2023'te İtalya'ya geldi. İşçi, işverenle iletişim kuramadığı için oturum sözleşmesini imzalayamadı. Avukatı aracılığıyla çağrılmayı talep etti. Daha sonra dosyaya erişim sayesinde, işverenin 2 Temmuz 2024 için çağrıldığını, 8 Kasım'da iptal sürecinin başlatıldığını ve 27 Kasım'da izin iptalinin kararlaştırıldığını öğrendi. Bu işlemler kendisine bildirilmemişti.

Mahkemenin kararı

Mahkeme davayı kabul ederek iptal işlemini kaldırdı. İtalya Göç Kanunu'nun 2. maddesinin 5. fıkrası, yabancılara kamu idaresiyle ilişkilerinde hukuki koruma ve eşit muamele güvencesi tanır. 241/1990 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca, doğrudan hukuki etkiler doğuran iptal sürecinin başlaması işçiye de bildirilmeliydi. Başvuru işveren tarafından yapılmış olsa bile izin ve vize işçinin hukuki durumunu doğrudan etkiliyordu.

Mahkeme ayrıca, oturum sözleşmesi için çağrının hem işverene hem işçiye ulaşması gerektiğini belirtti. İdarenin işlemlerin çevrim içi ALI portalında bulunduğu yönündeki açıklaması yeterli değildi; işçinin işverenin kullanıcı hesabına erişimi yoktu. İşçi, bildirim yapılmış olsaydı sunabileceği somut bilgileri de göstermişti. Dolayısıyla usul eksikliği sonuç üzerinde etkili olabilecek nitelikteydi.

Karar, oturum izninin kendiliğinden verilmesi anlamına gelmez. İdare yeniden işlem yapabilir; ancak işçiye katılım olanağı sağlamalı, sözleşmenin imzalanmamasının somut olayda işçiye yüklenemeyeceğini ve işverenin sonradan da işe alma iradesini bildirdiğini dikkate almalıdır.

İşçiler için uygulanabilir adımlar

  1. Giriş iznini, vizeyi, İtalya'ya giriş tarihini ve işverenle yazışmaları saklayın.
  2. İşverenin işlemleri yürüttüğü portala erişemiyorsanız, yetkili Sportello Unico'ya yazılı bilgi ve çağrı talebinde bulunun.
  3. İzin iptalini sonradan öğrendiyseniz dosyaya erişim talep ederek bildirimlerin kime ve ne zaman gönderildiğini kontrol edin.
  4. İptal işlemine karşı hukuki yol ve süreyi tebliğ durumuna ve kararın niteliğine göre derhal değerlendirin.
  5. İşverenin işe alma iradesi devam ediyorsa bunu yazılı belgeyle ortaya koyun; ancak yeni işverenle çalışma veya iş bekleme izninin her durumda otomatik hak olmadığını unutmayın.

Sonuç: Dijital dosya, usule katılım hakkının yerine geçmez. Bu karar, özellikle işçiyle işverenin bilgiye erişim imkânlarının eşit olmadığı durumlarda önem taşır.

Kaynak: TAR Veneto, Sezione III, 3 Şubat 2026, no. 278; Başkan Polidori, raportör De Piazzi. Kararın tam metni (İtalyanca).


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı nezdinde dava takip etmeye yetkili avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin Göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicilinde Göç ve İltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi, no. 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Roma İdare Mahkemesine göre aile birleşimi vizesinde görevli mahkeme nasıl belirlenir?

Roma İdare Mahkemesine göre aile birleşimi vizesinde yanlış mahkemeye başvurmak hak kaybına yol açabilir

İtalya'daki bir aile ferdinin yanına taşınmak için aile vizesi isteyen kişi, ret kararını aldığında çoğu zaman yalnızca konsolosluğun gerekçesine odaklanır. Oysa dava açılacak mahkemenin doğru seçilmesi de en az esas hakkındaki iddialar kadar önemlidir. Lazio Bölge İdare Mahkemesinin (TAR Lazio, Roma, Beşinci Quater Dairesi) 11 Haziran 2026 tarihli, 10848 sayılı kararı, aile birliği hakkına ilişkin bir uyuşmazlıkta bu usul sorununu açıkça ortaya koymaktadır.

Olay: İtalyan vatandaşı anneyle aile hayatı kurmak için vize talebi

Kosova vatandaşı bir başvurucu, İtalyan vatandaşı annesi ve İtalya'da yaşayan diğer aile üyeleriyle birleşmek amacıyla Pristina'daki İtalya Büyükelçiliğine ailevi nedenlerle vize başvurusu yaptı. Büyükelçilik 5 Nisan 2026 tarihinde başvuruyu reddetti. Başvurucu kararı idari yargıda iptal ettirmek istedi; davasında İtalyan vatandaşı aile üyelerinin korunmasına ilişkin 30/2007 sayılı yasama kararnamesinin 3. ve 23. maddelerine ve göç mevzuatının aile birliğini koruyan hükümlerine dayandı.

Mahkeme bu davada konsolosluk ret kararının maddi bakımdan hukuka uygun olup olmadığını incelemedi. Önce hangi yargı kolunun görevli olduğunu değerlendirdi. Sonuçta idari yargının görevli olmadığına, uyuşmazlığın genel adli yargıya ait olduğuna karar verdi.

Mahkemenin gerekçesi nedir?

Mahkemenin dayandığı iki temel düzenleme vardır. 286/1998 sayılı Göç Yasası'nın 30. maddesinin 6. fıkrası, aile birleşimi için verilen izinlerin reddi ve aile birliği hakkını ilgilendiren diğer işlemlere karşı adli yargıda hukuki koruma öngörür. 30/2007 sayılı yasama kararnamesinin 8. maddesi de Avrupa Birliği vatandaşının aile üyesi olma sıfatından kaynaklanan haklara ilişkin uyuşmazlıkların adli yargıda görülmesini düzenler.

Bu nedenle mahkeme, ret kararı bir konsolosluk tarafından düzenlenmiş olsa bile, uyuşmazlığın niteliğini esas aldı: başvuru aile birliğinin korunmasına yöneliktir. Karar bir görev yönünden ret kararıdır; aile vizesinin verilmesi gerektiğini veya ret gerekçesinin mutlaka geçersiz olduğunu söylemez.

TAR, İtalyan İdari Yargılama Kanunu'nun 11. maddesinde öngörülen koşullarla ve süresinde adli yargıya başvurulduğunda önceki davanın bazı maddi ve usulî etkilerinin korunabileceğini belirtti. Ayrıca, ilgili idari işlemde idare mahkemesine başvuru yolunun yanlış gösterilmiş olması nedeniyle tarafların yargılama giderlerini karşılıklı üzerinde bıraktı.

Ret alan aileler nasıl hareket etmeli?

  1. Ret yazısının tamamını, bildirim tarihini ve başvurulan vize kategorisini saklayın. İşlemin üzerindeki itiraz açıklamasını tek başına kesin kabul etmeyin.
  2. İtalya'daki aile ferdinin vatandaşlığını, akrabalık bağını, başvurucunun yaşını, bağımlılık durumunu ve talep edilen hakkın hangi hukuki rejime dayandığını belirleyin. Bütün aile vizeleri aynı koşullara tabi değildir.
  3. Mahkemenin görevini ve yürürlükteki başvuru usulünü, davayı açmadan önce kontrol edin. Bazı aile birliği uyuşmazlıkları idari yargıda değil, adli yargıda görülür.
  4. İtiraz süresini kaçırmayın. Yanlış mahkemeye başvurulduysa hukuki etkilerin korunması için uygulanacak aktarım veya yeniden başvuru sürelerini derhal değerlendirin.
  5. Belgeleri somut olaya göre hazırlayın: nüfus ve akrabalık kayıtları, aile üyelerinin vatandaşlık ve ikamet belgeleri, varsa ekonomik bağımlılığı kanıtlayan belgeler ve konsoloslukla yapılan yazışmalar.

Önemli sınır: Bu karar her aile vizesinin mutlaka verilmesi gerektiği yönünde bir emsal değildir. Dava açılacak yargı koluna ilişkindir. Maddi koşullar başka bir yargılamada ayrıca incelenebilir. Özellikle yetişkin çocukların aile üyesi sıfatı ve varsa bağımlılık şartı, somut olayın ilgili mevzuatına göre değerlendirilmelidir.

İncelenen karar: TAR Lazio, Sezione V-quater, 11.06.2026, karar no. 10848; Başkan Arzillo, raportör Petroni. Kararın tam metni (İtalyanca).


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı nezdinde dava takip etmeye yetkili avukat
İtalya Temsilciler Meclisi Göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicili'nde Göç ve İltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi, no. 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yapay zekâ araçlarının yardımıyla, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında hazırlanmıştır.

İtalyan Lazio İdare Mahkemesine göre: SIS kaydı başka bir kişiye aitse çalışma vizesi reddedilemez

İtalyan Lazio İdare Mahkemesine göre: SIS kaydı başka bir kişiye aitse çalışma vizesi reddedilemez İtalya göç hukuku – 7 Kasım 2026. Sche...