domenica 28 giugno 2026

 

İtalyan Mahkemesi: Schengen Bilgi Sistemi Kaydı Tek Başına Vize Reddi İçin Yeterli Değildir

Lazio Bölge İdare Mahkemesi'nin verdiği önemli bir karar, İtalya'da Schengen Bilgi Sistemi (SIS) kayıtlarına dayalı vize başvurularının değerlendirilme biçimini etkileyebilir. Mahkeme, 9 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan kararında, Schengen Bilgi Sistemi'nde yer alan bir kaydın tek başına giriş vizesinin reddedilmesini haklı göstermeye yeterli olmadığına hükmetti. Başvuru sahibine ret kararının dayandığı somut gerekçelerin bildirilmesi gerektiği vurgulandı.

Dava, Kazablanka'daki İtalya Konsolosluğu'na çalışma vizesi başvurusunda bulunan yabancı bir vatandaşla ilgiliydi. Başvuru, Avusturya makamlarının Schengen Bilgi Sistemi'ne girdiği bir kayıt nedeniyle reddedildi. Ancak ret kararından sonra Avusturya bu kaydı sistemden sildi. Buna rağmen İtalya Konsolosluğu, usule ilişkin teknik gerekçeleri ileri sürerek başvuruyu yeniden değerlendirmeyi reddetti.

Lazio Bölge İdare Mahkemesi bu yaklaşımı hukuka uygun bulmadı.

Mahkeme, Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın içtihatlarına dayanarak, bir üye devletin başka bir üye devlet tarafından yapılan itiraz nedeniyle vizeyi reddetmesi halinde, başvuru sahibine yalnızca itirazın varlığını değil, aynı zamanda itirazı yapan devletin kimliğini ve ret kararının dayandığı somut gerekçeleri de bildirmek zorunda olduğunu hatırlattı. Ancak bu şekilde başvuru sahibi kararın nedenlerini anlayabilir ve savunma hakkını etkili biçimde kullanabilir.

Kararın en dikkat çekici yönlerinden biri, bu usuli güvencelerin yalnızca kısa süreli Schengen vizeleri için değil, ulusal çalışma vizeleri için de geçerli olduğunun kabul edilmesidir. Mahkemeye göre, başvurunun ulusal vizeye ilişkin olması nedeniyle daha düşük düzeyde usuli koruma uygulanmasını haklı gösterecek herhangi bir hukuki neden bulunmamaktadır.

Mahkeme ayrıca, İtalya Anayasa Mahkemesi'nin yakın tarihli kararına da atıfta bulunarak, Schengen Bilgi Sistemi'ni düzenleyen mevcut Avrupa Birliği mevzuatının SIS kaydına otomatik engelleyici bir etki tanımadığını vurguladı. Ulusal makamlar, ilgili kişinin gerçekten kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından somut bir tehdit oluşturup oluşturmadığını belirlemek amacıyla her olay için bireysel değerlendirme yapmakla yükümlüdür.

Bu değerlendirme kararın en önemli yönünü oluşturmaktadır. Uzun yıllar boyunca SIS kayıtları uygulamada vize veya oturma izni başvurularının neredeyse otomatik olarak reddedilmesi için yeterli görülüyordu. Mahkeme ise Avrupa veri tabanlarının idari iş birliği araçları olduğunu, ancak idarenin her somut olayı ayrı ayrı inceleme yükümlülüğünün yerine geçemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur.

Mahkeme ayrıca İtalyan makamlarını, Avusturya tarafından kaydın silinmesinden sonra herhangi bir gerçek inceleme yapmadıkları için de eleştirdi. Konsolosluk ne Avusturya makamlarından ek bilgi talep etti ne de başvuru sahibinin durumunu yeniden değerlendirdi; yalnızca elektronik vize sistemindeki bilgilerle yetindi.

Mahkeme, vize reddini iptal ederek Avrupa göç hukukunun temel ilkelerinden birini yeniden teyit etti: Dijital bilgi sistemleri devletler arasındaki iş birliğini kolaylaştırabilir, ancak idarenin kararlarını gerekçelendirme, her başvuruyu bireysel olarak değerlendirme ve etkili başvuru hakkını güvence altına alma yükümlülüğünün yerini alamaz.

Avrupa'nın göç politikalarının giderek daha fazla ortak veri tabanlarına ve bilgi paylaşım sistemlerine dayandığı günümüzde bu karar, teknolojik verimliliğin hiçbir zaman hukuk devleti ilkesinin temel güvencelerinin önüne geçemeyeceğini bir kez daha ortaya koymaktadır.


Avv. Fabio Loscerbo

ORCID: https://orcid.org/0009-0003-9848-4558

İtalyan Mahkemesi: Ceza Mahkûmiyeti Oturma İzninin Yenilenmesini Otomatik Olarak Engelleyemez

 

İtalyan Mahkemesi: Ceza Mahkûmiyeti Oturma İzninin Yenilenmesini Otomatik Olarak Engelleyemez

Emilia-Romagna Bölge İdare Mahkemesi'nin önemli bir kararı, İtalya göç hukukunda giderek güçlenen bir ilkeyi yeniden teyit etti: Bir yabancının İtalya'da gerçek ve istikrarlı aile bağları bulunuyorsa, tek başına bir ceza mahkûmiyeti oturma izninin yenilenmesinin reddedilmesi için yeterli değildir. Mahkeme, 9 Haziran 2026 tarihinde verdiği ve 20 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan kararında, her başvurunun bireysel olarak değerlendirilmesi ve yeterli gerekçeyle karara bağlanması gerektiğini vurguladı.

Dava, Bologna Emniyet Müdürlüğü tarafından, uyuşturucu suçuna ilişkin önceki bir mahkûmiyet gerekçe gösterilerek oturma izninin yenilenmesi talebi reddedilen Nijerya vatandaşı bir kişiyle ilgiliydi. İdareye göre bu mahkûmiyet, başvuru sahibinin kişisel ve ailevi durumu dikkate alınmaksızın, tek başına ret kararı vermek için yeterliydi.

Bölge İdare Mahkemesi bu yaklaşımı kabul etmedi.

Mahkemeye göre, İtalya göç mevzuatı ceza mahkûmiyetlerinin oturma izninin yenilenmesini otomatik olarak engellediği şeklinde yorumlanamaz. Bir yabancının İtalya'da gerçek ve etkili aile bağları bulunuyorsa, idare kamu düzeninin korunması ile aile hayatına saygı hakkı arasında somut bir denge kurmak zorundadır.

Somut olayda başvuru sahibi, partneri ve kızıyla birlikte sürekli olarak İtalya'da yaşadığını ve düzenli bir işte çalıştığını belgeledi. Bu bilgiler idari süreç sırasında yetkililere sunulmuştu. Buna rağmen Bologna Emniyet Müdürlüğü, yalnızca yapılan açıklamaların kararın değiştirilmesini gerektirmediğini belirtmekle yetindi; aile durumunun neden farklı bir değerlendirmeyi hak etmediğini ise açıklamadı.

Mahkeme bu gerekçelendirmeyi yetersiz buldu.

İtalya Anayasa Mahkemesi ve Danıştay içtihatlarına atıfta bulunan karar, kamu düzeninin korunması amacının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesiyle güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkıyla dengelenmesi gerektiğini hatırlattı. Bu nedenle idarenin, başvuru sahibinin aile bağlarını, İtalya'da yasal olarak bulunduğu süreyi, toplumsal ve mesleki uyum düzeyini ve menşe ülkesiyle olan ilişkilerini ayrıntılı biçimde değerlendirmesi gerekmektedir.

Kararın en dikkat çekici yönlerinden biri, idari otomatik uygulamaları açıkça reddetmesidir. Mahkeme, ceza mahkûmiyetlerinin göç işlemlerinde önemli bir unsur olmaya devam ettiğini, ancak bunun idarenin her başvuruyu bireysel olarak inceleme ve kararını ayrıntılı biçimde gerekçelendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını vurguladı. Kanun hükümlerinin tekrarlanması veya standart ifadelerin kullanılması, kişinin somut durumunun gerçek anlamda değerlendirilmesinin yerini alamaz.

Bu karar aynı zamanda Avrupa göç hukukundaki daha geniş bir eğilimin parçasıdır. Son yıllarda hem Avrupa hem de İtalya mahkemeleri, göç alanındaki tüm kararların bireysel değerlendirme ve orantılılık ilkesi temelinde verilmesi gerektiğini sürekli olarak vurgulamaktadır. Emilia-Romagna Bölge İdare Mahkemesi'nin bu kararı da bu gelişimin yeni bir örneğini oluşturmaktadır.

Mahkeme sonuç olarak ret kararını iptal etmiş ve idareye oturma izninin yenilenmesi talebini kararda belirtilen hukuki ilkeler doğrultusunda yeniden değerlendirme yükümlülüğü getirmiştir.

Bu karar yalnızca somut uyuşmazlık açısından değil, tüm İtalyan idare makamları bakımından da önemli bir mesaj taşımaktadır. Oturma izni işlemleri otomatik mekanizmalara indirgenemez. Her başvuru, kişinin temel haklarına saygı gösterilerek, bireysel koşulları dikkate alınarak ve yeterli gerekçeyle değerlendirilmelidir.


Avv. Fabio Loscerbo

ORCID: https://orcid.org/0009-0003-9848-4558

lunedì 22 giugno 2026

İtalyan Mahkemesinden Önemli Karar: Bir Yabancı İşçi, İdarenin On Sekiz Aylık Gecikmesinin Bedelini Ödeyemez

 

İtalyan Mahkemesinden Önemli Karar: Bir Yabancı İşçi, İdarenin On Sekiz Aylık Gecikmesinin Bedelini Ödeyemez

İtalya’da göç hukuku alanında dikkat çekici bir karar verildi. Puglia Bölge İdare Mahkemesi, mevsimlik çalışma amacıyla oturma izni talebinin reddedilmesine ilişkin bir kararı iptal ederek, kamu idaresinin kendi gecikmesinden kaynaklanan sonuçların yabancı bir çalışanın aleyhine kullanılamayacağını hükme bağladı.

9 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan karar, genel dava kayıt numarası 648/2026 olan bir dosyaya ilişkindir. Dava, mevsimlik çalışma izni ve buna bağlı giriş vizesi ile İtalya’ya yasal olarak giriş yapan yabancı bir işçiyi ilgilendiriyordu.

İşçi, İtalya’ya geldikten sonra yasal olarak gerekli olan ikamet sözleşmesini imzalamış ve mevsimlik çalışma için oturma izni başvurusunu süresi içinde yapmıştı. Ancak başvuru, idare tarafından yaklaşık on sekiz ay boyunca sonuçlandırılmadı.

Bari Emniyet Müdürlüğü dosyayı nihayet Temmuz 2025’te incelediğinde, başvuruyu reddetti. Gerekçe olarak mevsimlik kalış süresinin sona ermiş olması ve başvuru sahibinin oturma iznini başka bir statüye dönüştürmek için başvuruda bulunmamış olması gösterildi.

Mahkeme bu gerekçeleri kabul etmedi.

Hakimlere göre, idarenin dayandığı nedenler doğrudan doğruya kendi gecikmesinin sonucuydu. Kararda özellikle şu husus vurgulandı: Bir kişiden, hiç verilmemiş bir oturma iznini başka bir statüye dönüştürmesinin beklenmesi mantıklı değildir. Eğer belge idarenin hareketsizliği nedeniyle düzenlenmemişse, bunun sonuçlarından başvuru sahibi sorumlu tutulamaz.

Mahkeme ayrıca, başvuru sahibinin başvuru tarihinde oturma iznini elde etmek için gerekli tüm yasal şartları yerine getirdiğini belirtti. Bu nedenle, yalnızca idarenin gecikmesinden kaynaklanan zaman kaybı, kişinin daha önce kazanmış olduğu bir hakkı ortadan kaldıramaz.

Kararın önemi yalnızca bu bireysel davayla sınırlı değildir. İtalya’nın göç sisteminde bir oturma iznine sahip olmak, çoğu zaman iznin yenilenmesi veya başka bir statüye dönüştürülmesi gibi sonraki işlemler için temel şarttır. İdarenin gecikmesi, yabancıların hukuki durumunu ciddi biçimde etkileyebilmektedir.

Bu nedenle Puglia Bölge İdare Mahkemesi, idare hukukunun temel ilkelerinden birini yeniden teyit etti: Kamu idaresi kendi ihmali veya hareketsizliğinden yararlanamaz. Usule ilişkin gecikmelerin sonuçları, bu gecikmelere neden olan makam tarafından üstlenilmeli; yasal yükümlülüklerini yerine getiren kişi tarafından değil.

Mahkeme ayrıca, idarenin kullandığı bilişim sistemlerinde veya teknik altyapıda yaşanan sorunların hak ihlallerini haklı gösteremeyeceğini belirtti. Organizasyonel veya teknolojik güçlükler, hukuk düzeni tarafından tanınan hakların ortadan kaldırılması için gerekçe oluşturamaz.

Avrupa genelinde göçmenlerin karşılaştığı en önemli sorunlardan biri olan idari gecikmeler dikkate alındığında, bu kararın gelecekte benzer davalarda önemli bir emsal oluşturması beklenmektedir. Karar, göçmen işçilerin haklarının korunması ve kamu idaresinin sorumluluğunun sınırlarının belirlenmesi açısından dikkat çekici bir örnek olarak değerlendirilmektedir.

Av. Fabio Loscerbo

ORCID: https://orcid.org/0009-0004-7030-0428

domenica 14 giugno 2026

Mevsimlik Oturma İzninin Süresi Dolduktan Sonra Dönüştürülmesi: Lombardiya Bölge İdare Mahkemesi'nin 8 Haziran 2026 Tarihli, 2962 Sayılı Kararında Maddi Koşulların Üstünlüğü ve Entegrasyonun Korunması (Dosya No. 2106/2024)

 

Mevsimlik Oturma İzninin Süresi Dolduktan Sonra Dönüştürülmesi: Lombardiya Bölge İdare Mahkemesi'nin 8 Haziran 2026 Tarihli, 2962 Sayılı Kararında Maddi Koşulların Üstünlüğü ve Entegrasyonun Korunması (Dosya No. 2106/2024)

Mevsimlik çalışma amacıyla verilen oturma izninin, bağlı çalışma amacıyla verilen oturma iznine dönüştürülmesi, İtalyan yasa koyucusunun iş gücü piyasasına uyum sağlama kapasitesini göstermiş yabancı çalışanların ülkede kalıcı olarak yerleşmelerini teşvik etmek amacıyla oluşturduğu hukuki mekanizmalardan biridir. Bu çerçevede, Lombardiya Bölge İdare Mahkemesi'nin (TAR Lombardia) Dördüncü Dairesi tarafından 8 Haziran 2026 tarihinde verilen 2962 sayılı karar, dosya numarası 2106/2024 kapsamında, oturma izninin süresinin dolmasının dönüşüm işlemi üzerindeki etkisini ele alması bakımından özel bir öneme sahiptir.

Uyuşmazlık, mevsimlik çalışma izninin bağlı çalışma iznine dönüştürülmesine ilişkin verilen olumlu kararın daha sonra idare tarafından geri alınmasından kaynaklanmıştır. İdare, dönüşüm talebinin oturma izninin süresi dolduktan sonra yapıldığını ileri sürerek başvurunun kabul edilemeyeceğini savunmuştur. Ancak başvurucu, oturma izninin resmi olarak 30 Eylül 2023 tarihine kadar geçerli olmasına rağmen, belgenin kendisine fiilen ancak 16 Ekim 2023 tarihinde teslim edildiğini, yani izin süresi sona erdikten sonra eline ulaştığını kanıtlamıştır.

Kararın önemi, idari işlemlerde şekli unsurlardan ziyade maddi koşullara öncelik veren yerleşik yargısal yaklaşımın devamı niteliğinde olmasından kaynaklanmaktadır. Mahkeme, İtalya Danıştayı'nın içtihatlarına atıfta bulunarak, dönüşüm talebinin yapılabilmesi için mevcut oturma izninin başvuru tarihinde hâlen geçerli olmasını zorunlu kılan herhangi bir yasal hükmün bulunmadığını belirtmiştir. Belirleyici olan unsur, yeni oturma izninin verilmesini haklı kılan maddi şartların mevcut olup olmadığının değerlendirilmesidir.

Karar ayrıca dönüşüm kurumunun ekonomik ve sosyal işlevini de vurgulamaktadır. Kanun koyucunun amacı, idari gecikmelerden kaynaklanan şekli eksiklikler nedeniyle yabancıları cezalandırmak değil, İtalya iş gücü piyasasıyla gerçek bir bağ kurmuş kişilerin ülkede yasal olarak kalmalarını sağlamaktır. Bu bağlamda geçerli bir iş sözleşmesinin bulunması, yeterli geçim kaynaklarının mevcut olması ve kişinin ekonomik ve sosyal yaşama fiilen entegre olmuş olması, ilk oturma izninin süresinin dolmuş olmasından çok daha büyük önem taşımaktadır.

Kararın en dikkat çekici yönlerinden biri, oturma izninin teslim edilmesindeki gecikmenin tamamen kamu idaresinden kaynaklandığının mahkeme tarafından açıkça belirtilmesidir. Mahkeme bu tespitten hareketle genel bir ilke ortaya koymuş ve yabancı bir kişinin, kamu kurumlarının gecikmeleri veya organizasyonel eksikliklerinden doğan olumsuz sonuçlara maruz bırakılamayacağını ifade etmiştir. Bu yaklaşım, İtalyan Anayasası'nın 97. maddesinde yer alan iyi yönetim ve tarafsızlık ilkeleriyle tamamen uyumludur.

Karar aynı zamanda İtalya göç hukukunda gözlenen daha geniş bir dönüşümü de yansıtmaktadır. Bu dönüşüm, yabancıların entegrasyonuna ilişkin somut göstergelere giderek daha fazla önem verilmesiyle karakterize edilmektedir. Mahkemenin istikrarlı bir iş ilişkisine, ekonomik bağımsızlığa ve ülkenin sosyal ve ekonomik yaşamına katılıma yaptığı vurgu, idari değerlendirmelerin yalnızca belgesel veya usule ilişkin unsurlara değil, başvurucunun gerçek durumuna odaklanması gerektiğini göstermektedir. Böylece entegrasyon, yabancıların hukuki statüsünün değerlendirilmesinde merkezi bir kriter olarak ortaya çıkmaktadır.

Sonuç olarak Lombardiya Bölge İdare Mahkemesi'nin bu kararı, 286 sayılı 1998 tarihli Yasama Kararnamesi'nin 24. maddesine ilişkin maddi içerikli bir yorumun teyidi niteliğindedir. Bu yoruma göre mevsimlik oturma izninin süresinin dolmuş olması tek başına dönüşüm talebinin reddedilmesi için yeterli bir neden oluşturamaz. Önemli olan, başvurucunun İtalya iş gücü piyasasına fiilen entegre olduğunu gösteren unsurların ve bağlı çalışma amacıyla oturma izni verilmesi için gerekli yasal şartların mevcut olup olmadığının tespit edilmesidir. Bu yönüyle karar, meşru beklentilerin korunmasına, idari işlemlerde makullük ilkesine ve İtalya toplumunda gerçekleşen gerçek entegrasyon süreçlerinin tanınmasına dayanan yargısal yaklaşımın güçlenmesine katkı sağlamaktadır.

Avukat Fabio Loscerbo

ORCID: https://orcid.org/0009-0004-7030-0428

Kaynak Şeffaflık Beyanı: Bu makale, Lombardiya Bölge İdare Mahkemesi'nin Dördüncü Dairesi tarafından verilen 8 Haziran 2026 tarihli, 2962/2026 sayılı ve 2106/2024 esas numaralı karara dayanmaktadır. Makalede yer alan hukuki değerlendirmeler ve olgusal bilgiler doğrudan mahkeme kararının metni üzerinden doğrulanmıştır.

sabato 6 giugno 2026

İtalya’da Mevsimlik Çalışma: İş İlişkisi Hiç Başlamamışsa Mahkeme İş Arama Amaçlı Oturma İznini Reddediyor

 

İtalya’da Mevsimlik Çalışma: İş İlişkisi Hiç Başlamamışsa Mahkeme İş Arama Amaçlı Oturma İznini Reddediyor

Emilia-Romagna Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen yakın tarihli bir karar, İtalyan göç hukukunun önemli bir sorununu yeniden gündeme taşıdı: Mevsimlik çalışma amacıyla yasal olarak İtalya’ya giriş yapan bir yabancı işçi, ülkeye ulaştıktan sonra kendisini işe alması gereken işverenin ortadan kaybolduğunu öğrenirse ne olur?

Dava, İtalya’nın mevsimlik çalışma kotaları kapsamında düzenli giriş vizesi almış iki yabancı vatandaşı ilgilendirmektedir. Bu kişilerin İtalya’ya girişleri, tarım sektöründe faaliyet gösteren bir işveren tarafından yapılan çalışma talebine dayanıyordu.

Ancak işçiler İtalya’ya ulaştıklarında, işe alım sürecini başlatan işverenin ulaşılamaz durumda olduğunu fark ettiler. Sonuç olarak oturma sözleşmesi imzalanamadı ve çalışma ilişkisi hiçbir zaman başlayamadı.

İşçiler, bu durumun kendi kusurlarından kaynaklanmadığını belirterek, İtalya’da yasal olarak kalabilmek ve yeni bir iş bulabilmek amacıyla iş arama amaçlı oturma izni talebinde bulundular.

İdare bu talebi reddetti ve Bölge İdare Mahkemesi de bu kararı onayladı.

Mahkemeye göre iş arama amaçlı oturma izni yalnızca daha önce fiilen kurulmuş bir çalışma ilişkisinin, işçinin iradesi dışında gelişen nedenlerle sona ermesi durumunda verilebilir. İncelenen olayda ise çalışma ilişkisi hiç başlamamış, dolayısıyla kanunun öngördüğü şartlar oluşmamıştır.

Yargıçlar, mevcut bir işin kaybedilmesi ile iş ilişkisinin hiç başlamamış olması arasında temel bir hukuki fark bulunduğunu vurguladılar. Kararın dayandığı temel nokta da bu ayrımdır.

Karar, İtalyan göç mevzuatının katı bir yorumunu yansıtmaktadır. Bununla birlikte, İtalya’ya giriş için gerekli tüm yasal prosedürleri yerine getiren yabancı işçilerin, işverenin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle korumasız kalabilmeleri sorununu da ortaya koymaktadır.

İtalyan ekonomisinin birçok sektörü yabancı mevsimlik işçilere önemli ölçüde bağımlı olmaya devam ederken, bu kararın işçilerin daha etkin korunmasına yönelik yasal reformlar hakkındaki tartışmaları yeniden canlandırması beklenmektedir.

Avv. Fabio Loscerbo

ORCID: https://orcid.org/0009-0004-7030-0428

martedì 2 giugno 2026

Bologna Mahkemesi Cutro Kararnamesine Rağmen Özel Korumayı Onayladı

 

Bologna Mahkemesi Cutro Kararnamesine Rağmen Özel Korumayı Onayladı

Bologna, İtalya – Bologna Mahkemesi tarafından 22 Mayıs 2026 tarihinde verilen iki önemli karar, İtalya’da gerçek ve istikrarlı bir yaşam kurmuş yabancıların, Cutro Kararnamesi ile getirilen kısıtlamalara rağmen özel koruma amaçlı oturma izni almaya devam edebileceğini ortaya koydu.

Davalar, uluslararası koruma başvuruları Bölgesel Komisyon tarafından reddedilen iki Fas vatandaşını ilgilendiriyordu. Ancak Mahkeme, dosyaları inceledikten sonra her iki kişinin de İtalya’da güçlü sosyal, mesleki ve kişisel bağlar geliştirdiği sonucuna vardı. Bu nedenle ülkeden çıkarılmalarının temel haklarına orantısız bir müdahale oluşturacağı değerlendirildi.

Kararların önemi, özellikle İtalyan Yargıtayı’nın 11 Kasım 2025 tarihli ve 13309 sayılı kararına dayanmasından kaynaklanmaktadır. Yargıtay bu kararında, 2023 yılında yapılan yasal değişikliklerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi tarafından güvence altına alınan özel ve aile hayatının korunmasını ortadan kaldırmadığını açıkça belirtmiştir.

Bologna Mahkemesi’ne göre, Cutro Kararnamesi sonrasında oluşan hukuki çerçeve, İtalya’nın anayasal ve uluslararası yükümlülükleri ışığında yorumlanmalıdır. Bu nedenle idari ve yargısal makamlar, bir kişinin sınır dışı edilmesinin İtalya’da kurduğu özel ve aile hayatına aşırı bir müdahale oluşturup oluşturmayacağını değerlendirmekle yükümlü olmaya devam etmektedir.

İlk davada mahkeme, başvurucunun inşaat sektöründe yıllarca kesintisiz çalışmasını, bağımsız bir konuta sahip olmasını ve İtalyan sürücü belgesi almasını dikkate aldı. İkinci davada ise süresiz iş sözleşmesi, İtalyanca dil kurslarına katılım, istikrarlı bir konut durumu ve herhangi bir sabıka kaydının bulunmaması özellikle önemli unsurlar olarak değerlendirildi.

Mahkeme, entegrasyonun yalnızca istihdam üzerinden ölçülemeyeceğini vurguladı. Değerlendirme yapılırken kişinin kurduğu sosyal ilişkiler, elde ettiği ekonomik bağımsızlık, toplum hayatına katılımı ve ev sahibi ülkenin kurallarına gösterdiği saygı da göz önünde bulundurulmalıdır.

Mahkeme, iki başvurucunun özel koruma kapsamında oturma izni alma hakkını tanıyarak, entegrasyonun Cutro Kararnamesi sonrasında da İtalyan göç hukukunun temel unsurlarından biri olmaya devam ettiğini teyit etti.

Bu kararların, özellikle İtalya’da yaşadıkları süre boyunca toplumla güçlü bağlar kurmuş yabancılarla ilgili çok sayıda devam eden davayı etkilemesi beklenmektedir.

Mahkemeler 2023 reformlarının kapsamını belirlemeye devam ederken, bu kararlar anayasal ilkelerin ve temel hakların korunmasının özel koruma başvurularının değerlendirilmesinde merkezi önemini koruduğunu göstermektedir.

Avv. Fabio Loscerbo

ORCID: https://orcid.org/0009-0004-7030-0428

sabato 23 maggio 2026

İtalyan Mahkemesi, oturma izni işlemlerinde çalışma izni ile işveren arasındaki sıkı bağı doğruladı

 İtalyan Mahkemesi, oturma izni işlemlerinde çalışma izni ile işveren arasındaki sıkı bağı doğruladı

Emilia-Romagna Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen yeni bir karar, İtalya göç sisteminin en hassas konularından birini yeniden gündeme taşıdı: “nulla osta” olarak bilinen çalışma izni ile yabancı işçi adına işlemleri başlatan işveren arasındaki ilişki.

21 Mayıs 2026 tarihinde yayımlanan karar, staj amaçlı oturma iznini bağlı çalışma amacıyla oturma iznine dönüştürmek isteyen bir yabancı vatandaşla ilgilidir.

İncelenen olayda işçi, belirli bir işveren aracılığıyla çalışma iznini almış ve Göçmenlik Tek Ofisi önünde oturma sözleşmesini imzalamıştı. Ancak planlanan ilk iş ilişkisi hiçbir zaman fiilen başlamadı. Daha sonra işçi başka bir şirkette çalışmaya başladı.

Bu değişiklik üzerine Forlì Göçmenlik Şubesi, oturma izni dönüşüm başvurusunu kabul edilemez ilan etti. Gerekçe olarak da idari süreci başlatan işveren ile yabancı işçiyi fiilen işe alan işverenin aynı kişi olmaması gösterildi.

İdare Mahkemesi, İtalyan makamlarının görüşünü onayladı.

Hakimlere göre İtalya’daki göç sistemi, çalışma iznini talep eden işveren, oturma sözleşmesi ve yabancı işçiyle kurulan gerçek iş ilişkisi arasında süreklilik bulunmasını gerektiriyor.

Mahkeme ayrıca bu yorumun, göç sisteminin kötüye kullanılmasını ve yabancı işçiyi gerçekten işe alma niyeti olmadan başlatılan işlemleri önlemeyi amaçladığını vurguladı.

Karar, İtalyan göç hukukunun geleneksel yaklaşımını yansıtıyor. Bu sistem tarihsel olarak, yabancı işçinin ülkeye giriş ve yasal statü sürecinde işverene merkezi bir rol vermektedir.

Bununla birlikte karar, idari prosedürlerin katılığı ile modern iş piyasasının gerçekleri arasındaki artan gerilimi de ortaya koyuyor.

Günümüz iş dünyası geçici sözleşmeler, sık iş değişiklikleri ve istikrarsız çalışma koşullarıyla karakterize edilmektedir. Bu bağlamda, yabancı bir işçinin hukuki statüsünü yalnızca tek bir işverene sıkı şekilde bağlamak çok ağır sonuçlara yol açabilir.

Mahkemenin özellikle dikkat çektiği önemli bir nokta daha bulunmaktadır.
Mahkeme, başvuru sahibinin ilk iş ilişkisinin neden hiç başlamadığı konusunda somut bir açıklama sunmadığını belirtti.

Bu unsur gelecekteki davalarda belirleyici olabilir.
İşveren değişikliğinin nedenlerini açık şekilde belgeleyebilen ve aynı zamanda çalışma sürekliliğini ile sosyal entegrasyonunu gösterebilen bir yabancı işçi, bu karardaki katı yorumdan farklı bir hukuki değerlendirme elde edebilir.

Dolayısıyla karar, yabancı işçilere ve göç hukuku alanındaki profesyonellere açık bir mesaj vermektedir: İtalya’daki mevcut sistemde “nulla osta” prosedürünün tutarlılığı, oturma izni dönüşüm işlemlerinin temel unsurlarından biri olmaya devam etmektedir.

Avv. Fabio Loscerbo
ORCID: https://orcid.org/0009-0004-7030-0428

  İtalyan Mahkemesi: Schengen Bilgi Sistemi Kaydı Tek Başına Vize Reddi İçin Yeterli Değildir Lazio Bölge İdare Mahkemesi'nin verdiği ön...