martedì 22 settembre 2026

İtalya’da iltica başvurusu değişti: 31 Ekim 2026’ya kadar Questura, 1 Kasım’dan sonra yeni sistem

İtalya’da uluslararası koruma başvurularının yapılma biçimi 12 Haziran 2026’dan itibaren önemli ölçüde değişti. Ancak geçiş dönemi henüz tamamlanmış değil: 31 Ekim 2026’ya kadar başvurunun alınması, kaydedilmesi ve resmileştirilmesi bakımından Questura ve sınır polisi yetkili olmaya devam ediyor. 1 Kasım 2026’dan itibaren ise başvurunun resmileştirilmesi için yeni ve daha ayrıntılı bir sistem uygulanacak.

Yeni sistem neden getirildi?

İtalya, Avrupa Birliği’nin yeni Göç ve İltica Paktı kapsamında kabul edilen ortak iltica usulünü iç hukukuna uyarladı. 12 Haziran 2026 tarihli 100 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, daha sonra 7 Ağustos 2026 tarihli 145 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan kanunlaştırıldı. Bu düzenlemeler, uluslararası koruma başvurusunu artık birbirinden ayrılan üç aşamalı bir süreç olarak ele alıyor: koruma talebinin açıklanması, başvurunun kaydedilmesi ve başvurunun resmileştirilmesi.

Bu ayrım yalnızca teknik değildir. Başvurucunun hangi makamla muhatap olacağı, hangi belgenin kendisine verileceği ve işlemin hangi tarihte hukuki sonuç doğuracağı bakımından doğrudan önem taşır.

31 Ekim 2026’ya kadar ne oluyor?

Geçiş düzenlemesine göre 31 Ekim 2026 tarihine kadar uluslararası koruma talebini alma, kaydetme ve resmileştirme işlemleri tüm başvurucular açısından Questura veya sınır polisi tarafından yürütülmeye devam eder. Dolayısıyla bugün İtalya’da bulunan ve iltica başvurusu yapmak isteyen bir kişi bakımından başvurulacak temel makam halen Questura’dır; sınırda yapılan başvurularda ise sınır polisi yetkilidir.

12 Haziran 2026’dan itibaren bu geçiş döneminde yapılan kayıt, aynı zamanda başvurunun şahsen resmileştirilmiş sayılmasını sağlar. Kayıt sırasında başvurucuya, başvurunun kaydedildiğini gösteren isimli bir belge verilmesi gerekir. Bu belge kimlik bilgilerini, fotoğrafı ve kayıtla bağlantılı tekil kimlik kodunu içerir ve daha sonraki belgenin düzenlenmesine kadar başvurucunun durumunu kanıtlayan temel belgedir.

1 Kasım 2026’dan sonra ne değişecek?

Geçiş dönemi sona erdiğinde, koruma talebinin açıklanması ve kaydı ile başvurunun resmileştirilmesi artık her durumda aynı makamda yapılmayacaktır. Yeni sistemde kayıt Questura veya yetkili sınır polisi tarafından yapılmaya devam ederken, resmileştirme işlemi başvurucunun durumuna göre farklı kanallardan yürütülecektir.

Genel durumda başvuru, Bölgesel Uluslararası Koruma Komisyonları nezdinde, İçişleri Bakanlığı ile anlaşmalı dış kuruluşlar aracılığıyla resmileştirilecektir. Bir kabul merkezinde kalan kişiler bakımından bu işlem, ilgili merkezin yöneticisi tarafından Bakanlığın bilişim sistemi üzerinden yürütülecektir. İdari gözetim altında bulunan veya cezaevinde olan başvurucular bakımından ise resmileştirme işlemi Questura tarafından yapılmaya devam edecektir.

Başvuru yapmak için özel bir hukuk terimi kullanmak gerekir mi?

Hayır. Avrupa Birliği’nin 2024/1348 sayılı Tüzüğü uyarınca kişinin mutlaka “uluslararası koruma”, “iltica” veya “ikincil koruma” gibi teknik ifadeler kullanması gerekmez. Önemli olan, ülkesine dönmekten korktuğunu veya dönüş halinde zulüm ya da ciddi zarar riskiyle karşı karşıya kalacağını açıkça ortaya koymasıdır. Bu irade beyanı, koruma prosedürünü başlatan ilk hukuki adımdır.

Ancak uygulamada sözlü beyanla yetinmek riskli olabilir. Başvurunun gerçekten kayda alındığını ve hangi tarihte yapıldığını gösteren belgenin teslim alınması özellikle önemlidir. Randevu verilmiş olsa bile, kişinin koruma talebini daha önce açıkladığını gösterebilecek yazılı belgelerin, teslim tutanaklarının veya diğer kanıtların saklanması uyuşmazlık halinde belirleyici olabilir.

Başvurunun tarihi neden önemlidir?

Başvurunun yapıldığı ve kaydedildiği tarih; İtalya’da kalma hakkı, kabul sistemine erişim, usuli güvenceler ve daha sonraki yargısal süreçler açısından önem taşır. Yeni AB sistemi ayrıca kaydın hızlı şekilde yapılmasını öngörmektedir. 2024/1348 sayılı Tüzük, başvurunun kural olarak talebin açıklanmasından itibaren beş gün içinde kaydedilmesini öngörür.

Bunun yanında 12 Haziran 2026’dan önce yapılmış uluslararası koruma başvurularına ilişkin idari ve yargısal süreçlerde önceki mevzuat uygulanmaya devam eder. Bu nedenle aynı tarihte İtalya’da bulunan iki yabancı bakımından dahi, başvurunun 12 Haziran 2026’dan önce veya sonra yapılmış olması uygulanacak usul açısından farklı sonuçlar doğurabilir.

Pratik olarak nelere dikkat edilmeli?

Özellikle Türkçe konuşan başvurucular açısından ilk aşamada üç unsurun dikkatle takip edilmesi gerekir: koruma talebinin hangi tarihte açıklandığı, Questura veya sınır polisi tarafından kaydın hangi tarihte yapıldığı ve hangi belgenin teslim edildiği. Başvurucunun adresi, telefon numarası veya e-posta bilgileri değiştiğinde bunların yetkili makamlara bildirilmesi de önemlidir; yeni AB düzenlemesi başvurucuya süreç boyunca yetkili makamlarla işbirliği yapma ve iletişim bilgilerini güncel tutma yükümlülüğü getirir.

1 Kasım 2026’dan sonra uygulamanın ilk döneminde Questura, Bölgesel Komisyonlar, kabul merkezi yöneticileri ve anlaşmalı kuruluşlar arasında görev paylaşımına ilişkin yerel farklılıklar ortaya çıkabilir. Bu nedenle işlemin yalnızca “randevu alındı” bilgisiyle takip edilmesi yeterli değildir; kayıt ve resmileştirme aşamalarının gerçekten tamamlanıp tamamlanmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.

Sonuç olarak, 2026 reformu iltica başvurusunu tek bir idari işlem olmaktan çıkarıp birbirini izleyen aşamalara ayırmıştır. 31 Ekim 2026’ya kadar Questura ve sınır polisi merkezi rolünü korumaktadır; 1 Kasım’dan itibaren ise başvurunun resmileştirilmesi başvurucunun bulunduğu duruma göre farklı makam ve kuruluşlar üzerinden yürütülecektir. Özellikle geçiş döneminde tarihler, verilen belgeler ve işlemin hangi aşamada bulunduğu dikkatle takip edilmelidir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Camera dei deputati nezdinde Göç alanında Menfaat Temsilcileri Siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicili – Göç ve İltica: n. 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da 5 yıldan sonra AB uzun dönem oturumu: 2026 gelir sınırı, A2 şartı ve yurtdışı süreleri

İtalya’da en az beş yıldır yasal ve kesintisiz şekilde yaşayan üçüncü ülke vatandaşları, belirli şartları sağladıklarında “AB uzun dönem ikamet edenler için oturum izni”ne başvurabilir. Bu statü, sıradan süreli oturum izinlerinden farklı olarak kalıcı bir hukuki konum sağlar. Ancak beş yılın dolmuş olması tek başına yeterli değildir: gelir, dil seviyesi, ikametin sürekliliği ve başvurunun dayandığı belgeler birlikte değerlendirilir.

Beş yıllık yasal ikamet nasıl hesaplanır?

İtalya Göç Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca temel şart, başvuru tarihinde en az beş yıldır geçerli bir oturum izniyle İtalya’da yasal olarak bulunmaktır. Bu sürenin yalnızca takvim hesabıyla değerlendirilmesi doğru değildir. İtalya dışındaki uzun süreli kalışlar da dikkate alınır.

Genel kural olarak, beş yıllık dönem içinde İtalya dışında altı aydan uzun kesintisiz bir kalış veya toplamda on ayı aşan yurtdışı süreleri, gerekli sürekliliğin oluşmasını engelleyebilir. Bununla birlikte askerlik yükümlülüğü, ciddi sağlık nedenleri veya belgelenebilen başka önemli sebepler nedeniyle gerçekleşen ayrılıklar farklı değerlendirilebilir.

Bu nedenle özellikle Türkiye ile İtalya arasında sık seyahat eden kişilerin yalnızca oturum kartlarının tarihine bakmaları yeterli değildir. Pasaport giriş-çıkışları ve fiili ikamet geçmişi de başvurudan önce dikkatle kontrol edilmelidir.

2026 için gelir şartı nedir?

Başvuru sahibinin yıllık gelirinin en az yıllık sosyal yardım tutarına ulaşması gerekir. INPS tarafından yayımlanan 2026 verilerine göre sosyal yardım aylık 546,24 avro ve yıllık 7.101,12 avrodur. Bu nedenle tek kişi için temel referans eşik 2026 yılı bakımından 7.101,12 avrodur.

Aile üyeleri için de uzun dönem oturum talep edildiğinde gerekli gelir seviyesi aile yapısına göre artar. Bu noktada yalnızca gelir miktarı değil, gelirin hukuken dikkate alınabilir ve belgelenebilir olması önemlidir. Maaş bordroları, vergi beyannameleri, iş sözleşmeleri ve diğer resmi gelir belgeleri başvurunun somut yapısına göre değerlendirilir.

A2 düzeyinde İtalyanca bilgisi

Uzun dönem oturum başvurusunda, kural olarak, en az A2 seviyesinde İtalyanca bilgisi kanıtlanmalıdır. Bu şart yalnızca Prefettura tarafından düzenlenen dil sınavıyla yerine getirilen bir yükümlülük değildir. Tanınmış kuruluşlardan alınmış A2 veya üzeri dil sertifikaları, İtalya’da alınmış belirli eğitim belgeleri veya mevzuatın kabul ettiği diğer belgeler de yeterli olabilir.

Uygun bir belge bulunmadığında, başvuru sahibi ikamet ettiği ilin Prefettura’sı nezdinde A2 düzeyi sınavına kayıt yaptırabilir. Uluslararası koruma sahipleri bakımından ise dil şartı uygulanmaz. Ayrıca ciddi öğrenme veya dil edinimi güçlüğü sağlık belgesiyle kanıtlanan bazı kişiler için de istisnalar öngörülmüştür.

Statü kalıcıdır, kartın kendisi 10 yıl geçerlidir

Uygulamada en çok karıştırılan noktalardan biri, “kalıcı statü” ile fiziksel oturum kartının geçerlilik süresinin aynı şey olmamasıdır. AB uzun dönem ikamet statüsü, kanunda belirtilen kayıp veya iptal sebepleri ortaya çıkmadığı sürece kalıcıdır. Buna karşılık yetişkinlere verilen elektronik kart 10 yıl, reşit olmayanlara verilen kart ise 5 yıl geçerlidir.

Kartın üzerinde bir son kullanma tarihinin bulunması, uzun dönem ikamet statüsünün o tarihte kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez. Süre sonunda yeni fotoğraflarla güncelleme ve yenileme başvurusu yapılması gerekir. Resmî açıklamalarda ayrıca, belgenin henüz güncellenmemiş olmasının tek başına çalışma hakkını ortadan kaldırmadığı; kişinin kimliğini geçerli bir belgeyle ispatlayabilmesi ve özellikle yenileme sürecini başlatmış olması halinde çalışmaya devam edebileceği belirtilmektedir.

Uzun süre yurtdışında kalmak statüyü etkileyebilir

Uzun dönem oturum statüsü kalıcı olmakla birlikte tamamen dokunulmaz değildir. Özellikle Avrupa Birliği topraklarının dışında 12 ay kesintisiz kalınması, statünün iptaline yol açabilecek hallerden biridir. Ayrıca İtalya’dan altı yıl boyunca uzak kalınması veya başka bir AB ülkesinde uzun dönem ikamet statüsünün kazanılması da mevzuatta öngörülen sonuçları doğurabilir.

Bu nedenle İtalya’dan Türkiye’ye kalıcı veya uzun süreli dönüş planlayan kişilerin yalnızca fiziksel kartın geçerlilik tarihine güvenmemeleri gerekir. Kart üzerinde daha uzun bir süre kalmış olsa bile, fiili yokluk süresi statünün korunması bakımından belirleyici olabilir.

Başvuru neden önemlidir?

AB uzun dönem oturum izni, sıradan süreli oturumlara kıyasla daha güçlü bir hukuki koruma sağlar. İtalya’da çalışma hakkını süreli izin yenilemelerine bağlı olmaktan büyük ölçüde çıkarır, bazı kamu ve sosyal haklara erişimi güçlendirir ve diğer AB ülkelerinde uzun süreli ikamet veya çalışma bakımından daha elverişli bir hukuki başlangıç noktası oluşturur. Bununla birlikte başka bir AB ülkesinde çalışma hakkı otomatik değildir; gidilecek ülkenin kendi göç mevzuatı ayrıca uygulanır.

Beş yıllık sürenin dolduğu durumlarda, başvuruyu ertelemek yerine ikamet sürekliliği, yurtdışı kalışlar, gelir ve dil şartının birlikte kontrol edilmesi çoğu zaman daha güvenli bir yoldur. Özellikle geçmişte uzun süre Türkiye’de kalmış, farklı türlerde oturum izinleri kullanmış veya gelir durumu değişken olan kişilerde dosyanın başvurudan önce hukuki açıdan incelenmesi önem taşır.


Avv. Fabio Loscerbo – Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da işini kaybeden yabancılar: “attesa occupazione” oturum izni, çalışma hakkı ve 2026’daki yeni INPS uygulaması

İtalya’da çalışan bir yabancının işini kaybetmesi, oturum hakkının otomatik olarak sona erdiği anlamına gelmez. İtalyan göç hukukunda işsiz kalan yabancıların yasal statülerini koruyabilmeleri için özel bir mekanizma vardır: “permesso di soggiorno per attesa occupazione”, yani iş arama sürecine bağlı oturum izni. Bu izin, yeni bir iş bulmak için zaman tanırken kişinin ülkede yasal olarak kalmaya devam etmesini ve yeniden çalışmaya başlamasını mümkün kılar.

İş kaybı oturum iznini otomatik olarak sona erdirmez

İtalyan Göç Yasası’nın (D.Lgs. 286/1998) 22. maddesi uyarınca, çalışma amacıyla verilen bir oturum iznine sahip yabancının işini kaybetmesi tek başına oturum izninin iptal edilmesi için yeterli değildir. Bu koruma yalnızca işveren tarafından yapılan fesihlerde değil, kural olarak çalışanın kendi isteğiyle işten ayrıldığı durumlarda da uygulanabilir.

Bu nedenle, iş ilişkisi sona erdiğinde en önemli hata hiçbir işlem yapmadan oturum izninin süresinin dolmasını beklemektir. İşsiz kalan kişinin iş arayan olarak kaydını düzenlemesi ve oturum statüsünün devamını sağlayacak başvuruyu zamanında yapması gerekir.

“Attesa occupazione” izni nasıl işler?

Çalışma iznini kaybetmiş olan yabancı, yetkili Centro per l’Impiego nezdinde iş arayan olarak kaydolabilir ve iş piyasasına yeniden girmek için gerekli işlemleri başlatabilir. Mevzuat, yabancının oturum izninin kalan geçerlilik süresi boyunca ve her hâlükârda en az bir yıllık bir dönem için bu statüden yararlanabilmesini öngörür.

Kişi işsizlik ödeneği veya başka bir gelir desteği alıyorsa, oturum izni bu desteğin devam ettiği süre boyunca yıllık olarak yenilenebilir. Gelir desteğinin sona ermesinden sonra da, yabancının aile biriminin kanunda öngörülen yeterli ekonomik kaynaklara sahip olduğunu gösterebildiği bazı durumlarda yenileme imkânı ayrıca değerlendirilebilir.

Başvuru nereye ve hangi belgelerle yapılır?

“Attesa occupazione” oturum izni başvurusu genel olarak Poste Italiane’nin “Sportello Amico” sistemi üzerinden posta kiti ile yapılır. Başvuru dosyasında pasaport ve mevcut oturum izninin yanı sıra, Centro per l’Impiego nezdinde yapılan iş arama kaydını gösteren belge veya varsa işsizlik desteğine ilişkin INPS belgesi yer alır.

Başvurunun ardından verilen posta makbuzu yalnızca dosyanın açıldığını gösteren bir belge değildir. Yasal başvurunun yapıldığını ispat eder ve başvuru sonuçlanıncaya kadar kişinin İtalya’daki yasal statüsünün korunmasında önemli rol oynar.

Yeni bir iş bulunursa yeniden çalışmak mümkündür

“Attesa occupazione” izni pasif bir bekleme statüsü değildir. Tam tersine, bu iznin temel amacı kişinin iş piyasasına yeniden girmesini sağlamaktır. Yeni bir işveren bulunduğunda, çalışma ilişkisi mevzuata uygun şekilde kurulabilir ve gerekli zorunlu işe giriş bildirimleri yapılabilir.

Ayrıca 2026 itibarıyla yürürlükte olan düzenleme, oturum izninin verilmesi, yenilenmesi veya dönüştürülmesi için yapılan başvurunun bekleme süresinde de çalışma hakkını açık biçimde korumaktadır. Bu nedenle, yalnızca Questura’nın yeni kartı henüz basmamış olması, diğer şartlar mevcutsa yabancının yasal olarak çalışmasına engel değildir.

2026’daki önemli gelişme: Assegno Unico ve Bonus Nido

2026 yılında “attesa occupazione” izni sahipleri açısından önemli bir değişiklik de sosyal haklar alanında gerçekleşti. INPS, 22 Ocak 2026 tarihli duyurusuyla, yargı kararları sonrasında bu izin sahiplerinin de şartları taşımaları hâlinde Assegno Unico e Universale ve Bonus Asilo Nido yardımlarına erişebileceğini kabul etti.

Bu değişiklik özellikle çocuklu aileler bakımından önemlidir. Geçmişte “attesa occupazione” izni nedeniyle reddedilen bazı başvuruların yeniden incelenmesi mümkündür. Bununla birlikte INPS, bu ödemelerin devam eden yargısal süreçlerin sonucuna bağlı olarak geri istenebilme ihtimaline ilişkin çekinceyi de korumaktadır. Bu nedenle, daha önce ret alan kişilerin durumlarını somut belgeler üzerinden yeniden değerlendirmeleri gerekir.

En kritik nokta: iş kaybından sonra pasif kalmamak

İtalya’da yabancı işçiler bakımından iş kaybı ile oturum hakkının kaybı aynı şey değildir. Ancak kanunun sağladığı koruma, gerekli idari adımlar zamanında atılmazsa fiilen etkisiz hâle gelebilir. Centro per l’Impiego kaydı, posta başvurusu, gelir desteği belgeleri ve yeni iş ilişkisinin doğru şekilde bildirilmesi birbirini tamamlayan aşamalardır.

Özellikle oturum izninin süresi dolmak üzereyse, işsizlik durumu uzun sürmüşse veya Questura yenileme konusunda tereddüt göstermişse, dosyanın yalnızca “işsiz kalındı” bilgisi üzerinden değil, kişinin çalışma geçmişi, yeni iş arama faaliyeti, aile durumu ve ekonomik kaynakları birlikte değerlendirilerek hazırlanması gerekir.

Sonuç olarak, işini kaybeden bir Türk vatandaşı için İtalya’dan ayrılmak zorunlu ve otomatik bir sonuç değildir. Doğru prosedür izlendiğinde “attesa occupazione” izni hem yasal kalışı koruyabilir hem de yeni bir işe geçiş için gerekli hukuki zemini sağlayabilir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia: Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – materia: Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

lunedì 21 settembre 2026

İtalya’da İtalyan veya AB vatandaşıyla aile birleşimi: Türkiye’den D vizesi, nulla osta ve 5 yıllık oturum

İtalya’da yaşayan bir İtalyan veya Avrupa Birliği vatandaşıyla kalıcı olarak birleşmek isteyen Türk vatandaşları için uygulanacak prosedür, yabancı bir vatandaşla yapılan klasik aile birleşiminden farklıdır. En önemli farklar şunlardır: belirli aile üyeleri için Sportello Unico per l’Immigrazione’dan “nulla osta” alınmaz, uzun süreli yerleşme amacıyla ulusal D tipi aile vizesi kullanılır ve İtalya’ya girişten sonra verilecek oturum belgesinin türü, İtalyan veya AB vatandaşının hukuki durumuna göre değişir.

Türkiye’den hangi vize alınır?

1 Haziran 2024’ten itibaren, İtalya’da kalıcı olarak yaşayan bir İtalyan veya Avrupa Birliği vatandaşının yabancı aile üyesi İtalya’ya aile birleşimi amacıyla yerleşecekse, kısa süreli turistik Schengen vizesi yerine “motivi familiari” gerekçeli ulusal D tipi vize talep edilmesi gerekir. Bu vize 365 gün süreli ve çok girişli olarak düzenlenir.

2026 yılında İtalya’nın İstanbul Başkonsolosluğu ve İzmir Konsolosluğu da vize kategorileri arasında “Motivi familiari – congiunti cittadini UE” başlığını açıkça göstermektedir. Bu nedenle Türkiye’den yapılacak başvurularda vize kategorisinin doğru seçilmesi önemlidir. İtalya’ya yalnızca üç aydan kısa süreli aile ziyareti amacıyla gidilecekse farklı olarak kısa süreli Schengen rejimi uygulanır.

Kimler bu kolaylaştırılmış aile prosedüründen yararlanabilir?

D.Lgs. 30/2007’nin 2. maddesi uyarınca bu rejim esas olarak İtalyan veya AB vatandaşının eşi, bir AB üyesi devlet hukukuna göre tanınmış kayıtlı partneri, 21 yaşından küçük doğrudan çocukları veya ekonomik olarak kendisine bağımlı çocukları ile ekonomik olarak kendisine bağımlı anne ve babasını kapsar. Eşin veya kayıtlı partnerin aynı nitelikteki çocukları ve üstsoyu da şartların bulunması halinde bu kapsama girebilir.

21 yaşını geçmiş çocuklar ile anne ve babalar bakımından yalnızca akrabalık bağını göstermek yeterli değildir; ekonomik bağımlılık durumunun da somut belgelerle kanıtlanması gerekir. Konsolosluk, düzenli para transferleri, gelir durumu ve başvuru sahibinin kendi ülkesindeki ekonomik koşulları gibi unsurları değerlendirebilir.

“Nulla osta” gerekiyor mu?

Bu nokta uygulamada en çok karıştırılan konulardan biridir. İtalyan veya AB vatandaşının D.Lgs. 30/2007’nin 2. maddesinde sayılan doğrudan aile üyeleri için, üçüncü ülke vatandaşı bir yabancının ailesini getirdiği klasik aile birleşiminde olduğu gibi Prefettura bünyesindeki Sportello Unico per l’Immigrazione’dan önceden “nulla osta al ricongiungimento familiare” alınması öngörülmez.

Başvuru doğrudan yetkili İtalyan diplomatik-konsolosluk makamına yapılır. Başvuruda aile bağını gösteren medeni hâl belgeleri, İtalyan veya AB vatandaşı aile üyesinin kimlik belgesi, birlikte yaşama veya aile birliğini kurma iradesini gösteren beyan ve duruma göre ekonomik bağımlılığı kanıtlayan belgeler önem taşır. Türkiye’de düzenlenen belgelerin hangi hallerde Apostille, tercüme veya çok dilli nüfus kayıt örneği ile sunulabileceği, belgenin türüne göre ayrıca kontrol edilmelidir.

Vize ücretsiz mi?

D.Lgs. 30/2007 kapsamındaki doğrudan aile üyeleri için konsolosluk vize harcı alınmaz. Bununla birlikte başvurunun dış hizmet sağlayıcısı üzerinden yapılması halinde, vize harcından farklı olarak başvuru merkezinin hizmet bedeli doğabilir. Bu nedenle “vize ücretsizdir” ifadesi, her durumda hiçbir masraf olmayacağı anlamına gelmez.

İtalya’ya girişten sonra hangi oturum belgesi alınır?

İtalya’ya girişten sonra başvuru sahibinin yalnızca vizeyle kalması yeterli değildir. Kural olarak girişten itibaren sekiz iş günü içinde yetkili oturum prosedürü başlatılmalıdır. Burada önemli bir hukuki ayrım vardır.

İtalyan vatandaş daha önce başka bir AB ülkesinde serbest dolaşım hakkını fiilen kullanmışsa veya aile üyesi başka bir AB vatandaşına katılıyorsa, D.Lgs. 30/2007’de öngörülen AB vatandaşı aile üyesi oturum kartı gündeme gelir. Buna karşılık İtalyan vatandaş İtalya’da yaşayan ve Avrupa Birliği içinde serbest dolaşım hakkını daha önce kullanmamış bir “cittadino italiano statico” ise, yabancı aile üyesine D.Lgs. 30/2007’nin 23. maddesinin 1-bis fıkrası uyarınca aile nedenli beş yıllık oturum izni verilir.

Bu beş yıllık aile oturumu yenilenebilir ve kanunda açıkça belirtildiği üzere çalışma amaçlı oturum iznine dönüştürülebilir. Dolayısıyla “İtalyan vatandaşıyla evli olmak” her durumda aynı oturum kartının verileceği anlamına gelmez; İtalyan vatandaşın serbest dolaşım geçmişi, düzenlenecek belgenin hukuki niteliğini etkiler.

2026’da Questura başvurularında neden yerel prosedür kontrol edilmeli?

Oturum belgesinin hukuki dayanağı ulusal mevzuattan kaynaklansa da, başvurunun fiilen nasıl teslim edileceği konusunda Questuralar arasında operasyonel farklılıklar görülebilir. Örneğin bazı Questuralar 2026 yılında İtalyan veya AB vatandaşı aile üyelerinin ilk başvuru ve yenilemelerinde posta kitinin kullanılmasını öngörmeye başlamıştır; bazı yerlerde ise farklı randevu kanalları kullanılmaktadır. Bu nedenle İtalya’ya girişten sonra yalnızca genel bilgiye dayanmak yerine, ikamet edilen ilin Questura’sının güncel talimatlarının kontrol edilmesi gerekir.

Pratik olarak en sık yapılan hata

En yaygın hata, İtalya’da yaşayan İtalyan eşin yanına kalıcı olarak taşınmak isteyen kişinin Türkiye’den normal turistik vizeye başvurmasıdır. Kalıcı aile birleşimi amacı varsa doğru kategori ulusal aile vizesidir. Yanlış vize kategorisi başvurunun uzamasına, ek belge talebine veya başvurunun kabul edilmemesine yol açabilir.

İkinci önemli hata, aile bağının bulunmasının tek başına yeterli olduğu düşüncesidir. Özellikle 21 yaş üzerindeki çocuklar ve üstsoy bakımından “bakmakla yükümlülük” şartının ayrıca belgelenmesi gerekir. Ayrıca evlilik veya doğum belgesinin İtalyan makamlarının kabul edeceği biçimde hazırlanması, başvurunun en kritik aşamalarından biridir.

Sonuç olarak, Türkiye’den bir İtalyan veya AB vatandaşıyla kalıcı aile birleşimi planlanıyorsa ilk yapılması gereken klasik yabancı aile birleşimi ile AB/İtalyan vatandaşı aile prosedürünü birbirinden ayırmaktır. Doğru vize kategorisinin seçilmesi, gerekli hallerde ekonomik bağımlılığın belgelenmesi ve İtalya’ya girişten sonra doğru oturum türüne başvurulması, sürecin hukuken sağlam ilerlemesini sağlar.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia: Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – materia: Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya AB Mavi Kartı 2026: click day yok, çalışma izni 30 günde ve sözleşme artık dijital

İtalya’da yüksek nitelikli bir işte çalışmak isteyen Türk vatandaşları için AB Mavi Kartı (Carta Blu UE), Decreto Flussi kotalarına ve click day sistemine bağlı olmayan en önemli yasal giriş kanallarından biridir. 2026’da prosedür daha da hızlandırıldı: yüksek nitelikli çalışanlar için çalışma izni niteliğindeki nulla osta hakkında karar süresi 30 güne indirildi ve 19 Haziran 2026’dan itibaren soggiorno sözleşmesinin dijital olarak imzalanıp gönderilmesine imkân tanındı.

AB Mavi Kartı nedir?

AB Mavi Kartı, Avrupa Birliği dışındaki ülkelerin vatandaşlarının İtalya’da yüksek nitelik gerektiren bir işte çalışabilmeleri için öngörülmüş özel bir oturum ve çalışma rejimidir. İtalya’daki düzenleme, Göç Kanunu’nun 27-quater maddesinde yer alır.

Bu yolun en önemli özelliği, Decreto Flussi kapsamında belirlenen yıllık işçi kotalarının dışında olmasıdır. Bu nedenle uygun bir işveren ve kanunda aranan nitelikler mevcutsa belirli bir click day tarihini beklemek gerekmez.

Kimler başvurabilir?

Mavi Kart yalnızca üniversite mezunlarına özgü değildir. Yüksek nitelik birkaç farklı şekilde ispatlanabilir. En klasik yol, en az üç yıllık yükseköğrenim veya ilgili seviyede yüksek mesleki eğitim belgesidir. Bunun yanında, başvuruda belirtilen meslek veya sektörde en az beş yıllık ilgili mesleki deneyim de bazı durumlarda yeterli olabilir.

Bilgi ve iletişim teknolojileri alanındaki yönetici ve uzmanlar bakımından daha esnek bir kural vardır: başvurudan önceki yedi yıl içinde edinilmiş en az üç yıllık ilgili mesleki deneyim, kanundaki şartlar sağlandığında yüksek mesleki yeterlilik olarak kabul edilebilir.

İtalya’da düzenlemeye tabi bir meslek söz konusuysa, örneğin mesleğin icrası için bir meslek odasına veya resmi sicile kayıt zorunluysa, ilgili mesleki yeterliliğin ayrıca İtalyan makamlarınca tanınması gerekebilir.

İş teklifi hangi şartları taşımalıdır?

Başvuru İtalya’daki işveren tarafından yapılır. İşverenin en az altı aylık bir iş sözleşmesi veya bağlayıcı iş teklifi sunması gerekir. Ücret, uygulanabilir ulusal toplu iş sözleşmesindeki seviyenin altında olamaz ve aynı zamanda mevzuatın Mavi Kart için öngördüğü yıllık brüt ücret eşiğini karşılamalıdır.

Bu nedenle yalnızca işin adının “uzman”, “mühendis” veya “yönetici” olarak yazılması yeterli değildir. Sunulan görevin gerçekten yüksek nitelik gerektirmesi, adayın eğitim veya mesleki tecrübesiyle uyumlu olması ve ücret seviyesinin de bu nitelikle tutarlı bulunması gerekir.

2026’da nulla osta için 30 günlük süre

2026 açısından en önemli pratik yeniliklerden biri, yüksek nitelikli çalışanlar için nulla osta karar süresinin 90 günden 30 güne indirilmiş olmasıdır. İşveren, İçişleri Bakanlığının Portale Servizi sistemi üzerinden başvuruyu yapar; şartlar mevcutsa Sportello Unico per l’Immigrazione dosyayı inceler ve olumlu nulla osta ilgili İtalyan diplomatik temsilciliğine elektronik olarak iletilir.

Otuz günlük süre, eksiksiz ve hukuken değerlendirilebilir bir başvurunun önemini daha da artırmaktadır. Eğitim belgesinin, mesleki deneyimin, iş teklifinin veya ücret şartının yeterince belgelenmemesi halinde ek belge talepleri ya da ret riski devam eder.

Türkiye’de alınan diploma ve mesleki belgeler nasıl hazırlanmalı?

Türkiye’de düzenlenen eğitim ve mesleki yeterlilik belgeleri bakımından belge biçimi özellikle önemlidir. Kural olarak yabancı belgelerin usulüne uygun şekilde onaylanması, Türkiye bakımından uygulanabilir olduğunda Apostille ile tasdik edilmesi ve İtalyancaya çevrilmesi gerekir.

Yükseköğrenim diploması bakımından ayrıca İtalyan makamlarının belgenin seviyesini ve gerçekliğini değerlendirebilmesi için Dichiarazione di Valore veya şartlarına göre CIMEA tarafından düzenlenen karşılaştırılabilirlik ve doğrulama belgeleri gündeme gelebilir. Hangi belgenin gerekli olduğu, adayın eğitimine ve yapılacak işin niteliğine göre önceden kontrol edilmelidir.

Mesleki deneyime dayanılan başvurularda ise yalnızca bir özgeçmiş sunmak yeterli değildir. Önceki iş sözleşmeleri, maaş bordroları ve çalışma süresini ve yapılan işin niteliğini ortaya koyan belgeler dosyada belirleyici olabilir.

19 Haziran 2026’dan itibaren sözleşme dijital olarak da imzalanabiliyor

İçişleri Bakanlığının hizmet portalında 19 Haziran 2026’dan itibaren Mavi Kart kapsamında ülkeye giren çalışanlar için soggiorno sözleşmesinin elektronik ortamda imzalanıp gönderilmesini sağlayan yeni işlev devreye alındı. İşçi İtalya’ya geldikten sonra işveren önce giriş bilgilerini portalın ilgili bölümüne kaydeder; ardından kendisine PEC yoluyla iletilen belgeler imzalanarak sisteme gönderilir.

Dijital imza kullanılabilmekle birlikte, yabancı çalışanın el yazısı ile imza atması seçeneği de mevzuata uygun olarak devam etmektedir. Bu yenilik, özellikle işveren ile çalışanın farklı şehirlerde bulunduğu durumlarda prosedürü daha hızlı ve yönetilebilir hale getirmektedir.

Mavi Kartın süresi ve iş değişikliği

Süresiz iş sözleşmesi bulunan kişiye verilen AB Mavi Kartı kural olarak iki yıl geçerlidir. Belirli süreli sözleşmelerde ise oturum izninin süresi iş ilişkisinin süresine üç ay eklenerek belirlenir.

İlk on iki aylık yasal çalışma döneminde Mavi Kart sahibinin iş değişikliği tamamen serbest değildir. Yeni yüksek nitelikli işe geçişte yetkili iş müfettişliğinin önceden değerlendirmesi gündeme gelir. Buna karşılık mevcut düzenleme, Mavi Kart sahibinin yüksek nitelikli bağımlı çalışmasına paralel olarak, gerekli diğer yasal şartları yerine getirmesi halinde serbest meslek faaliyeti yürütmesine de imkân tanır.

Aile bakımından önemli bir avantaj

AB Mavi Kartı, aile hayatı bakımından da sıradan çalışma izinlerine göre daha elverişli bir rejime sahiptir. Mavi Kart sahipleri için aile birleşiminde genel çalışma izinlerine uygulanan bazı bekleme sınırlamaları uygulanmaz. Bu nedenle İtalya’ya yüksek nitelikli bir iş için taşınmayı planlayan kişinin yalnızca kendi çalışma prosedürünü değil, eş ve çocukların hukuki durumunu da başlangıçta birlikte değerlendirmesi yararlı olur.

Pratik olarak neye dikkat edilmeli?

Türk vatandaşları açısından Mavi Kart başvurusunda en çok sorun çıkaran noktalar genellikle üç başlıkta toplanır: adayın niteliğinin yanlış hukuki kategori altında sunulması, yabancı diploma veya mesleki belgelerin usulüne uygun hazırlanmaması ve iş teklifindeki görev ile ücretin Mavi Kart şartlarını açık biçimde karşılamaması.

Bu nedenle dosya yalnızca “işveren bulundu, başvuru yapılır” mantığıyla hazırlanmamalıdır. İşin yüksek nitelikli olup olmadığı, adayın hangi yeterlilik yolu üzerinden başvuracağı, Türkiye’den getirilecek belgelerin hangi biçimde tasdik ve tercüme edileceği ve ücret şartının güncel verilerle karşılanıp karşılanmadığı başvurudan önce kontrol edilmelidir.

Doğru hazırlanmış bir dosyada AB Mavi Kartı, 2026 itibarıyla İtalya’da nitelikli çalışma amacıyla kullanılabilecek en hızlı ve en istikrarlı yasal giriş kanallarından biridir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia: Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da iltica kararına itiraz: 15 gün mü 30 gün mü? Cassazione 2026’da süreyi netleştirdi

İtalya’da uluslararası koruma başvurusuna ilişkin olumsuz bir karar tebliğ edildiğinde en kritik konulardan biri, mahkemeye başvuru süresinin doğru hesaplanmasıdır. Genel kural 30 gündür; ancak bazı hızlandırılmış usullerde bu süre yarıya iner. İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione), 2026 tarihli yeni bir kararında, 15 günlük sürenin her olumsuz kararda otomatik olarak uygulanamayacağını açık biçimde vurguladı.

Genel kural: 30 gün

Uluslararası koruma başvuruları bakımından yargısal itiraz usulü, özellikle 28 Ocak 2008 tarihli 25 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 35-bis maddesinde düzenlenmektedir. Kural olarak, Territorial Commission tarafından verilen kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde yetkili mahkemenin göç, uluslararası koruma ve Avrupa Birliği vatandaşlarının serbest dolaşımı konularında uzmanlaşmış bölümüne başvurulması gerekir.

Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Sürenin kaçırılması, kararın esas bakımından tartışılmasını engelleyebilir. Bu nedenle yalnızca kararın içeriğine değil, tebligat tarihine, başvurunun hangi usulle incelendiğine ve dosyada hızlandırılmış prosedürün gerçekten uygulanıp uygulanmadığına da bakılması gerekir.

15 günlük süre ne zaman uygulanabilir?

Mevzuat, bazı hızlandırılmış prosedürlerde ve kanunda açıkça belirtilen bazı tutma durumlarında 30 günlük sürenin yarıya indirilmesini öngörmektedir. Uygulamada sorun, bir kararın “hızlandırılmış” veya “açıkça dayanaksız” olarak nitelendirilmesinin tek başına 15 günlük süreyi başlatıp başlatmadığı noktasında ortaya çıkmaktadır.

Corte di Cassazione’nin 3 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan 17526/2026 sayılı kararı bu konuda önemli bir açıklama getirdi. Yüksek Mahkeme, 15 günlük kısaltılmış sürenin uygulanabilmesi için hızlandırılmış usulün yalnızca karar aşamasında zikredilmiş olmasının yeterli olmadığını; prosedürün başlangıçtan itibaren gerçekten hızlandırılmış rejim içinde yürütülmüş olması gerektiğini belirtti. Cassazione ayrıca, başvurucunun kanunda öngörülen tutma hallerinden birinde bulunmasının da kısaltılmış süre bakımından ayrı bir dayanak oluşturabileceğini hatırlattı.

“Açıkça dayanaksız” karar her zaman 15 gün anlamına gelmez

Kararın pratik sonucu özellikle önemlidir. Territorial Commission bir başvuruyu “manifestamente infondata”, yani açıkça dayanaksız olarak değerlendirmiş olsa bile, bu ifade tek başına mahkemeye başvuru süresini otomatik olarak 15 güne düşürmez. Dosyanın hangi usulle açıldığı, Questura aşamasından itibaren hızlandırılmış prosedürün uygulanıp uygulanmadığı ve bunun başvurucuya usulüne uygun biçimde yansıtılıp yansıtılmadığı incelenmelidir.

Cassazione, savunma hakkını etkileyen süre kısaltmalarının dar ve dikkatli yorumlanması gerektiğini esas almaktadır. Çünkü 30 günden 15 güne inen bir süre, başvurucunun avukata ulaşması, dosyadaki belgelerin toplanması, ülke bilgilerine ilişkin güncel kaynakların değerlendirilmesi ve mahkemeye sunulacak hukuki gerekçelerin hazırlanması üzerinde doğrudan etki yaratır.

Tebligat gelir gelmez ne yapılmalı?

Uluslararası koruma başvurusu reddedilen veya yalnızca daha sınırlı bir koruma türü tanınan kişinin, kararın tebliğinden sonra beklememesi gerekir. İlk yapılması gereken, kararın tamamının ve tebligat belgesinin birlikte incelenmesidir. Özellikle karar tarihi, tebliğ tarihi, uygulanan prosedürün türü, hızlandırılmış usule ilişkin bir atıf bulunup bulunmadığı ve başvurucunun herhangi bir tutma tedbiri altında olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Dosyada 15 günlük sürenin uygulanıp uygulanmadığı konusunda tereddüt varsa, en güvenli yaklaşım mümkün olan en kısa sürede hukuki değerlendirme yapılmasıdır. Süre hesabı yalnızca takvim hesabı değildir; usulün doğru hukuki niteliğinin belirlenmesini de gerektirir.

Mahkemeye başvuru yalnızca süre meselesi değildir

İtiraz hazırlanırken Territorial Commission kararının gerekçeleri ayrı ayrı ele alınmalıdır. Başvurucunun beyanlarının güvenilirliği, menşe ülke hakkındaki güncel bilgiler, kişisel riskler, ailevi durum, sağlık koşulları, kırılganlık unsurları ve varsa İtalya’daki sosyal ve çalışma hayatına ilişkin belgeler dosyanın niteliğine göre önem taşıyabilir.

2026 yılında yayımlanan Cassazione içtihadı, usul kurallarının şekli bir ayrıntı olmadığını bir kez daha göstermektedir. Başvurucunun hangi süre içinde ve hangi hukuki çerçevede mahkemeye erişebileceği, etkili savunma hakkının temel bir parçasıdır. Bu nedenle, kararın üzerinde yazan ifadelerle yetinmeden dosyanın tüm prosedürel geçmişinin incelenmesi gerekir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da aile birleşimi 2026: iki yıllık yasal ikamet şartı, çocuk istisnası ve 150 günlük süre

2026 yılında İtalya’da aile birleşimi başvurularında iki önemli kural özellikle dikkat gerektiriyor: bazı aile üyeleri için başvuru sahibinin en az iki yıllık kesintisiz yasal ikametini tamamlamış olması ve Prefettura’daki nulla osta işlemi için kanuni sürenin 150 güne çıkmış olması. Küçük çocuklar için ise iki yıllık bekleme şartı uygulanmıyor.

İtalya’da yaşayan birçok yabancı için aile birleşimi, oturum sürecinin en önemli aşamalarından biridir. Ancak son yıllarda yapılan değişiklikler nedeniyle eski bilgilerle hareket etmek ciddi gecikmelere veya başvurunun henüz yapılabilir olmadığı bir zamanda dosya hazırlanmasına yol açabilir. Özellikle Türkiye’de bulunan eşini, çocuğunu veya ebeveynini İtalya’ya getirmek isteyen kişilerin, başvuru tarihinden önce hem ikamet süresini hem de gelir ve konut koşullarını dikkatle değerlendirmesi gerekir.

İki yıllık kesintisiz yasal ikamet şartı kimlere uygulanıyor?

İtalya Göç Kanunu’nun aile birliğine ilişkin 28. maddesine 2024 yılında eklenen düzenleme uyarınca, uluslararası koruma statüsünden kaynaklanan oturum izni sahipleri dışında kalan yabancılar, bazı aile üyeleri bakımından aile birleşimi talebinde bulunmadan önce İtalya’da en az iki yıl kesintisiz ve yasal olarak ikamet etmiş olmalıdır.

Bu şart esas olarak eş, tamamen bakıma muhtaç yetişkin çocuklar ve kanunda öngörülen koşulları taşıyan ebeveynler için önem taşır. İki yıllık sürenin yalnızca oturum kartının üzerinde yazılı tarihe bakılarak değerlendirilmesi doğru değildir; idare, İtalya’daki yasal ve kesintisiz ikamet durumunu ve uygulamada anagrafik kayıtları da inceleyebilir. Bu nedenle başvuru yapmadan önce iki yıllık dönemin belgelerle ispatlanabilir olması önemlidir.

Küçük çocuklar için iki yıl beklemek gerekmiyor

En önemli istisna küçük çocuklardır. On sekiz yaşından küçük çocukların aile birleşiminde iki yıllık asgari ikamet şartı uygulanmaz. Bu ayrım uygulamada büyük önem taşır: İtalya’ya yeni gelmiş ve henüz iki yıllık ikametini tamamlamamış bir ebeveyn, diğer şartları taşıyorsa küçük çocuğu için aile birleşimi sürecini başlatabilir; buna karşılık eş için aynı anda yapılan başvuru iki yıllık şart nedeniyle farklı şekilde değerlendirilebilir.

Uluslararası koruma statüsü sahipleri bakımından da özel hükümler vardır. Mülteci veya ikincil koruma statüsünden kaynaklanan oturum iznine sahip kişilere iki yıllık bekleme şartı uygulanmaz. Ayrıca AB Mavi Kartı sahipleri ve ICT kapsamında görevlendirilen bazı çalışanlar bakımından Avrupa Birliği hukukundan kaynaklanan farklı ve daha elverişli kurallar söz konusu olabilir.

Nulla osta için süre artık 150 gün

Aile birleşiminin ilk aşaması, İtalya’da ikamet eden kişinin Prefettura bünyesindeki Sportello Unico per l’Immigrazione üzerinden nulla osta talebinde bulunmasıdır. 2025 yılında yürürlüğe giren değişiklikle bu işlemin sonuçlandırılması için öngörülen kanuni süre 90 günden 150 güne çıkarılmıştır.

Bu değişiklik, 2026 yılında başvuru yapan kişiler açısından planlamayı doğrudan etkiler. Başvurunun yapılmış olması, birkaç hafta içinde vize aşamasına geçileceği anlamına gelmez. Dosyanın eksiksiz hazırlanması yine de çok önemlidir; çünkü gelir, konut veya aile bağlarına ilişkin belgelerde eksiklik bulunması halinde Prefettura ek belge talep edebilir ve süreç daha da uzayabilir.

2026 yılında gelir şartı nasıl hesaplanıyor?

Genel kural olarak başvuru sahibi, yasal kaynaklardan elde edilen yeterli yıllık geliri belgelemelidir. Hesaplama, her yıl belirlenen sosyal yardım tutarı esas alınarak yapılır. 2026 yılı için yıllık sosyal yardım tutarı 7.101,12 avrodur. Bir aile üyesi için genel olarak en az 10.651,68 avro, iki aile üyesi için ise yaklaşık 14.202,24 avro yıllık gelir aranır. Aile yapısına, özellikle küçük çocukların sayısına göre hesaplama değişebilir.

Aynı evde yaşayan aile üyelerinin belgelenebilir gelirleri de belirli koşullarda toplam gelirin hesabında dikkate alınabilir. Buna karşılık yalnızca banka hesabında bulunan para veya düzenli ve yasal kaynağı ispatlanamayan tutarlar her zaman yeterli kabul edilmez. Çalışma sözleşmesi, maaş bordroları, vergi belgeleri ve iş ilişkisinin gerçekliği birlikte değerlendirilebilir.

Konut uygunluğu da ayrı bir şarttır

Başvuru sahibinin, aile birleşimi sonrasında kullanılacak konutun hijyen ve yaşanabilirlik şartlarını karşıladığını gösteren uygunluk belgesini sunması gerekir. Kira sözleşmesinin bulunması tek başına yeterli değildir. Belediyeden veya yetkili idareden alınan idoneità alloggiativa belgesi, aile birleşimi dosyasının temel belgelerinden biridir.

Özellikle çok sayıda aile üyesinin getirileceği dosyalarda konutun yüzölçümü ve kişi sayısına uygunluğu önceden kontrol edilmelidir. Aksi halde yeterli gelir bulunsa bile konut şartı nedeniyle başvuru olumsuz sonuçlanabilir.

Türkiye’deki aile üyesi için ikinci aşama: vize

Prefettura nulla osta verdikten sonra süreç sona ermez. Türkiye’de bulunan aile üyesi, yetkili İtalyan konsolosluk makamında aile birleşimi vizesi için başvurur. Bu aşamada evlilik, doğum veya akrabalık bağını gösteren belgeler incelenir. Türk makamlarınca düzenlenen belgelerin türüne göre apostil, tercüme veya uluslararası çok dilli belge kullanımı gerekebilir.

Bu nedenle aile birleşimi dosyasını yalnızca İtalya’daki nulla osta aşaması olarak görmek hatalıdır. Prefettura’daki koşullar ile Türkiye’deki konsolosluk aşamasında kullanılacak medeni durum ve aile bağı belgeleri birlikte planlanmalıdır.

Pratik sonuç

2026 yılında aile birleşimi başvurusu hazırlayan bir kişinin ilk olarak hangi aile üyesini getirmek istediğini belirlemesi gerekir. Küçük çocuk için iki yıllık bekleme şartı yoktur; eş, yetişkin bakıma muhtaç çocuk veya ebeveyn için ise kural olarak iki yıllık kesintisiz yasal ikamet kontrol edilmelidir. Daha sonra gelir ve konut şartları doğrulanmalı, başvuru Portale Servizi ALI üzerinden eksiksiz yapılmalı ve 150 günlük yasal işlem süresi dikkate alınmalıdır.

Aile birleşimi, yalnızca form doldurularak yürütülen teknik bir işlem değildir. Yanlış aile kategorisinin seçilmesi, iki yıllık sürenin hatalı hesaplanması veya gelir ve konut belgelerindeki uyumsuzluk, aylar sürebilecek bir gecikmeye neden olabilir. Bu nedenle özellikle sınırda kalan veya birden fazla aile üyesini kapsayan dosyalarda başvuru öncesi hukuki kontrol büyük önem taşır.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Camera dei deputati – Registro dei rappresentanti di interessi, materia: Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da iltica başvurusu değişti: 31 Ekim 2026’ya kadar Questura, 1 Kasım’dan sonra yeni sistem

İtalya’da uluslararası koruma başvurularının yapılma biçimi 12 Haziran 2026’dan itibaren önemli ölçüde değişti. Ancak geçiş dönemi henüz tam...