İtalya’da anne veya babanın sonradan İtalyan vatandaşlığını kazanması, artık her durumda küçük çocuğun da otomatik olarak vatandaş olacağı anlamına gelmiyor. 2025’te değişen kurallar, özellikle çocuğun İtalya’daki yasal ikamet süresini belirleyici hale getirdi. Bu nedenle vatandaşlık kararı çıkmadan önce aile içindeki çocukların ikamet durumunun dikkatle kontrol edilmesi büyük önem taşıyor.
Temel kural değişti: iki yıllık yasal ikamet aranıyor
İtalyan Vatandaşlık Kanunu’nun (5 Şubat 1992 tarihli ve 91 sayılı Kanun) 14. maddesi, 2025 yılında yapılan değişikliklerden sonra daha sıkı bir sistem öngörüyor. Anne veya baba İtalyan vatandaşlığını sonradan kazanıyor ya da yeniden kazanıyorsa, birlikte yaşayan küçük çocuğun da aynı anda vatandaşlık kazanabilmesi için yalnızca aile bağının bulunması artık yeterli değil.
Yeni düzenlemeye göre çocuk, ebeveynin vatandaşlığı kazandığı veya yeniden kazandığı tarihte İtalya’da en az iki yıldır kesintisiz ve yasal olarak ikamet ediyor olmalıdır. Çocuk iki yaşından küçükse, iki yıllık süre doğal olarak tamamlanamayacağından, doğumundan itibaren İtalya’da yasal olarak ikamet etmiş olması gerekir.
Bu değişiklik, özellikle İtalya’da uzun süredir yaşayan ve vatandaşlık başvurusu sonuçlanmak üzere olan Türk aileler bakımından önemlidir. Ebeveynin vatandaşlık kararı olumlu sonuçlanırken çocuk henüz iki yıllık yasal ikamet şartını tamamlamamışsa, çocuk bakımından otomatik kazanımın gerçekleşeceği varsayımı ciddi bir hataya dönüşebilir.
Önemli tarih: 24 Mayıs 2025
İtalya’nın Ankara Büyükelçiliği tarafından yayımlanan güncel açıklamalara göre, ebeveynin vatandaşlığı kazanması veya yeniden kazanması 24 Mayıs 2025 ve sonrasında gerçekleşiyorsa, küçük çocuk bakımından yeni iki yıllık ikamet şartı dikkate alınır. Dolayısıyla değerlendirme yapılırken yalnızca vatandaşlık başvurusunun hangi tarihte verildiğine değil, ebeveynin vatandaşlığı fiilen hangi tarihte kazandığına da bakılmalıdır.
Bu ayrım uygulamada son derece önemlidir. Vatandaşlık işlemleri çoğu zaman birkaç yıl sürdüğünden, başvuru tarihinde çocuk çok küçük olabilir; ancak karar tarihinde aile yapısı, ikamet adresi veya çocuğun İtalya’daki hukuki statüsü değişmiş olabilir. Vatandaşlığın çocuk bakımından sonuç doğurup doğurmayacağı, karar tarihindeki somut koşullar üzerinden değerlendirilir.
“İtalya’da bulunmak” ile “yasal ikamet etmek” aynı şey değildir
Kanunun aradığı unsur yalnızca çocuğun fiziksel olarak İtalya’da bulunması değildir. Esas olan, yasal ve kesintisiz ikamettir. Bu nedenle çocuğun anagrafe kaydı, oturum statüsü, aile ile birlikte yaşadığı adres ve ikamet sürekliliğini gösteren belgeler birbirleriyle uyumlu olmalıdır.
Özellikle adres değişiklikleri, geç yapılan belediye kayıtları, uzun süreli yurtdışı kalışları veya oturum işlemlerindeki kesintiler, iki yıllık sürenin hesabında sorun yaratabilir. Her dosyada sonuç aynı değildir; ancak vatandaşlık kararı beklenirken bu belgelerin kontrol edilmemesi, sonradan düzeltilmesi zor bir durum doğurabilir.
Çocuğun ebeveynle birlikte yaşaması da önemini koruyor
14. madde yalnızca ikamet süresine dayanmıyor. Küçük çocuğun vatandaşlığı kazanan ebeveynle birlikte yaşaması da sistemin temel unsurlarından biridir. Bu nedenle yalnızca aynı aile bağının bulunması değil, fiili aile yaşamının ve ikamet ilişkisinin de belgelerle desteklenmesi gerekir.
Örneğin çocuk başka bir ülkede yaşıyorsa veya İtalya’da ebeveynden tamamen ayrı bir aile düzeni içinde bulunuyorsa, ebeveynin vatandaşlığı kazanmasının çocuk üzerinde otomatik sonuç doğuracağı düşünülmemelidir. Böyle durumlarda farklı vatandaşlık yollarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
İşlemi kim yapar?
Ebeveynin vatandaşlığı kazanmasıyla birlikte küçük çocuğun da 14. madde uyarınca vatandaşlık kazanıp kazanmadığının tespiti, çocuk İtalya’da yaşıyorsa kural olarak ikamet edilen Comune tarafından yapılır. Bu nedenle vatandaşlık kararı çıktıktan sonra yalnızca ebeveynin kendi kayıtlarının güncellenmesiyle yetinilmemeli; küçük çocukların durumunun da belediye nezdinde ayrıca kontrol edilmesi gerekir.
Uygulamada ailelerin yaptığı en yaygın hatalardan biri, “ebeveyn vatandaş olduysa çocuk da zaten vatandaş olmuştur” düşüncesiyle uzun süre hiçbir işlem yapmamaktır. Oysa yeni düzenleme sonrasında çocuğun hangi tarihten beri yasal ikamet ettiği ve gerekli şartların vatandaşlık kazanma anında mevcut olup olmadığı özellikle incelenmelidir.
Şart sağlanmıyorsa vatandaşlık yolu tamamen kapanmaz
Çocuğun 14. madde kapsamında ebeveynle birlikte otomatik vatandaşlık kazanamaması, gelecekte hiçbir şekilde İtalyan vatandaşı olamayacağı anlamına gelmez. Çocuğun doğum yeri, İtalya’daki ikamet süresi, ebeveynlerin vatandaşlık statüsü ve ilerleyen yıllardaki hukuki durumu başka vatandaşlık yollarını gündeme getirebilir.
Ancak bu yolların her biri farklı koşullara tabidir. Bu nedenle özellikle ebeveynin vatandaşlık işlemi sonuçlanmak üzereyken çocukların anagrafe kayıtlarının, oturum belgelerinin ve İtalya’daki ikamet sürelerinin önceden incelenmesi, sonradan ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkları önemli ölçüde azaltır.
Pratik sonuç
İtalya’da vatandaşlık başvurusu yapan bir anne veya baba için artık yalnızca kendi dosyasının durumunu takip etmek yeterli değildir. Küçük çocuk varsa, vatandaşlık kararı çıkmadan önce çocuğun en az iki yıllık yasal ve kesintisiz ikamet şartını karşılayıp karşılamadığı, ebeveynle birlikte yaşayıp yaşamadığı ve belediye kayıtlarının doğru olup olmadığı kontrol edilmelidir.
Vatandaşlık hukukunda tarihler belirleyicidir. Birkaç aylık ikamet farkı, küçük çocuğun ebeveynle birlikte vatandaşlık kazanıp kazanamayacağı konusunda tamamen farklı bir sonuca yol açabilir. Bu nedenle dosyanın yalnızca başvuru aşamasında değil, karar aşamasında da aile bütünü içinde değerlendirilmesi gerekir.
Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.