venerdì 18 settembre 2026

2026/2027’de Türkiye’den İtalya’da üniversite: öğrenci vizesinde yeni iDATA sistemi ve 30 Kasım son tarihi

2026/2027 akademik yılında Türkiye’den İtalya’da üniversite eğitimi almak isteyen öğrenciler için vize süreci bazı önemli pratik kurallara bağlıdır. Üniversiteden kabul almak tek başına yeterli değildir: ön kayıt, konsolosluk işlemleri, vize değerlendirmesi ve İtalya’ya girişten sonraki oturum izni birbirinden ayrı aşamalardır. Özellikle 2026 yılında Türkiye’de öğrenci vizesi randevularının yönetiminde getirilen yeni iDATA uygulaması nedeniyle sürecin doğru sırayla takip edilmesi önem taşımaktadır.

Üniversite ön kaydı yalnızca Universitaly üzerinden yapılır

İtalya’da lisans, yüksek lisans ve yükseköğretim sistemine bağlı diğer programlara kayıt amacıyla vize isteyen, Avrupa Birliği dışındaki ülkelerde ikamet eden öğrenciler için resmi ön kayıt kanalı Universitaly portalıdır. 2026/2027 akademik yılı prosedürleri, vizeye yönelik ön kayıt başvurusunun bu portal üzerinden yapılmasını öngörmektedir.

Öğrenci önce seçtiği İtalyan yükseköğretim kurumuna ilişkin ön kayıt başvurusunu Universitaly üzerinden gönderir. Üniversite başvuruyu inceler ve uygun bulması halinde konsolosluk işlemlerine geçilebilmesi için doğrular. Ancak üniversitenin başvuruyu doğrulamış olması vizenin otomatik olarak verileceği anlamına gelmez. Vize hakkında nihai karar yetkili İtalyan diplomatik veya konsolosluk makamına aittir.

Türkiye’de 2026 için randevu sistemindeki önemli değişiklik

İstanbul Başkonsolosluğu ve İzmir Konsolosluğu tarafından 2026/2027 akademik yılı için yayımlanan güncel bilgilere göre, “eğitim – üniversite kaydı” vizesine ilişkin randevular bakımından öğrencinin Universitaly başvurusunun İtalyan üniversitesi tarafından doğru şekilde onaylanmış olması temel ön koşuldur. Bu aşamadan sonra iDATA, öğrencinin Universitaly başvurusunda belirttiği e-posta adresini kullanarak randevu için doğrudan öğrenciyle iletişime geçmektedir.

Bu nedenle öğrencinin Universitaly’de kullandığı e-posta adresini düzenli olarak kontrol etmesi, spam veya gereksiz posta klasörlerini de takip etmesi ve başvuru bilgilerindeki iletişim verilerinin doğru olduğundan emin olması gerekir. Türkiye’de hangi İtalyan konsolosluk makamının yetkili olduğu ikamet yerine göre değişebileceğinden, başvuru sahibinin kendi yetkili temsilciliğinin güncel talimatlarını ayrıca kontrol etmesi önemlidir.

30 Kasım 2026 genel son tarih, fakat üniversite daha erken bir tarih koyabilir

2026/2027 akademik yılı için lisans, yüksek lisans ve benzeri olağan yükseköğretim programlarına yönelik vize başvurularının en geç 30 Kasım 2026 tarihine kadar yetkili İtalyan temsilciliğine sunulması öngörülmektedir. Bununla birlikte bu tarih her öğrenci açısından fiilen kullanılabilecek son gün olarak görülmemelidir.

İtalyan üniversiteleri, derslerin başlangıcı ve kendi kayıt takvimleri nedeniyle daha erken tarihler belirleyebilir. Bu nedenle öğrencinin yalnızca 30 Kasım tarihine güvenerek beklemesi ciddi risk yaratabilir. Üniversitenin kendi son kayıt tarihleri ile vize işlemlerinin tamamlanması için gerekli süre birlikte değerlendirilmelidir.

Vize incelemesi üniversite kabulünden bağımsızdır

Üniversitenin kabul veya ön kayıt onayı, konsolosluğu vize vermeye zorlayan bir işlem değildir. Konsolosluk; eğitim amacının gerçekliğini, öğrencinin başvuruyla uyumlu kişisel ve mali durumunu, konaklama şartlarını, sağlık sigortasını ve yürürlükteki mevzuat uyarınca gerekli diğer unsurları ayrıca değerlendirir.

2026 yılı için İstanbul ve İzmir’de yayımlanan resmi bilgilendirmelerde, üniversiteye kayıt amaçlı öğrenci vizesi başvurularının mevzuatta öngörülen işlem süresinin başvuru tarihinden itibaren 90 güne kadar çıkabileceği belirtilmektedir. Bu nedenle özellikle akademik yılın başlamasına yakın tarihlerde yapılan geç başvurular önemli sorunlar doğurabilir.

Master, doktora, Erasmus ve bazı diğer programlarda tarih farklı olabilir

30 Kasım 2026 tarihi özellikle lisans, yüksek lisans ve diğer olağan derece programları bakımından önemlidir. Master, doktora, Erasmus, tek ders programları ve foundation course gibi bazı eğitim türlerinde ise genel prosedür farklı olabilir; bu başvuruların her durumda eğitim faaliyetinin başlamasından önce tamamlanması gerekir.

Ayrıca Universitaly üzerinden ön kayıt prosedürüne tabi olmayan uzmanlık, staj, dil kursu veya değişim programlarında Türkiye’deki iDATA sistemi üzerinden ayrıca randevu alınması gerekebilir. Bu nedenle vize kategorisinin doğru belirlenmesi başvurunun ilk aşamasında önem taşır.

İtalya’ya girişten sonra oturum izni unutulmamalıdır

D tipi ulusal öğrenci vizesiyle İtalya’ya giren öğrenci, giriş tarihinden itibaren sekiz iş günü içinde eğitim amaçlı oturum izni başvurusunu yapmak zorundadır. Vize yalnızca ülkeye giriş hakkı sağlar; uzun süreli yasal kalışın devamı için oturum izni prosedürünün zamanında başlatılması gerekir.

Öğrenci oturum izni, eğitim devam ederken sınırlı biçimde çalışma hakkı da sağlar. Mevzuata göre öğrenci, kural olarak haftada 20 saati ve yılda toplam 1.040 saati aşmamak üzere ücretli çalışma yapabilir. Eğitim sonrası çalışma amacıyla kalmak isteyenler bakımından ise, şartların bulunması halinde çalışma amaçlı oturum iznine geçiş ayrıca değerlendirilmelidir.

Pratik sonuç

Türkiye’den İtalya’ya eğitim amacıyla gelmek isteyen bir öğrencinin süreci yalnızca “üniversiteden kabul alma” olarak görmemesi gerekir. Universitaly ön kaydı, üniversite doğrulaması, Türkiye’deki yetkili konsolosluk makamının prosedürü, iDATA iletişimi, vize başvurusu ve İtalya’ya girişten sonra oturum izni birbirini izleyen ancak hukuken ayrı aşamalardır. En sık sorunlar, bu aşamalardan birinin otomatik olduğu düşüncesinden veya son tarihlerin yanlış yorumlanmasından kaynaklanmaktadır.

Özellikle 2026/2027 akademik yılında Türkiye’de uygulanan yeni randevu düzeni nedeniyle, Universitaly’de kullanılan e-posta adresinin doğru olması ve sürekli kontrol edilmesi, vize dosyasının üniversite kabulünden bağımsız olarak eksiksiz hazırlanması ve 30 Kasım genel son tarihinden çok önce harekete geçilmesi en güvenli yoldur.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia: Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – materia: Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

giovedì 17 settembre 2026

İtalya’da tek çalışma izni 2026: 30 günlük yeni süre, yenilemede 90 gün ve beklerken çalışma hakkı

2026’da yürürlüğe giren yeni düzenlemeler, üçüncü ülke vatandaşlarının İtalya’da çalışma ve ikamet süreçlerinde önemli değişiklikler getirdi. Özellikle ilk tek çalışma izninin verilmesi için 30 günlük süre, yenileme işlemlerinde 90 günlük süre ve başvuru sonuçlanıncaya kadar çalışma hakkının korunması, uygulamada doğrudan sonuç doğuran başlıca yenilikler arasında yer alıyor.

“Tek çalışma izni” nedir?

İtalya’daki permesso unico lavoro, bir üçüncü ülke vatandaşına hem İtalya’da yasal olarak ikamet etme hem de çalışma hakkı tanıyan birleşik nitelikteki oturum iznidir. Sistem, Avrupa Birliği hukukunda öngörülen tek başvuru usulüne dayanır ve İtalya’da esas olarak Göç Kanunu’nun, yani 25 Temmuz 1998 tarihli 286 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi çerçevesinde uygulanır.

16 Nisan 2026 tarihli ve 83 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Avrupa Birliği’nin 2024/1233 sayılı Direktifi İtalyan hukukuna aktarılmıştır. Kararname 20 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve 2026 yılı içinde çalışma amaçlı ikamet izinlerine ilişkin usulleri önemli ölçüde değiştirmiştir.

İlk izin için 30 günlük süre

Yeni düzenlemenin en önemli sonuçlarından biri, ilk tek çalışma izninin Questura tarafından başvurunun tamamlanmasından itibaren 30 gün içinde verilmesinin öngörülmesidir. Bu süre, özellikle İtalya’ya çalışma vizesiyle giriş yapan ve daha sonra oturum izni işlemlerini tamamlayan kişiler açısından önem taşır.

Buradaki 30 günlük süre, işverenin yurtdışından işçi getirmek için aldığı nulla osta al lavoro süresiyle karıştırılmamalıdır. Çalışma amaçlı giriş süreci farklı idari aşamalardan oluşur: önce işveren tarafından gerekli çalışma izninin alınması, ardından vize işlemleri ve İtalya’ya giriş, son olarak da oturum izninin düzenlenmesi gerekir. Yeni kural, bu son aşamadaki bekleme süresini kısaltmayı amaçlamaktadır.

Yenilemede 90 günlük referans süresi

2026 reformu, çalışma izninin yenilenmesi bakımından da süreleri yeniden düzenlemiştir. Yenileme işlemlerinde idarenin karar verme süresi 90 gün olarak belirlenmiştir. Aynı değişiklikle, oturum izni sahibinin yenileme işlemini iznin sona ermesinden önce başlatmasına ilişkin kanuni referans süresi de 90 güne çıkarılmıştır.

Bu nedenle, çalışma izninin son kullanma tarihinin yaklaşması beklenmemelidir. Özellikle iş sözleşmesinin devam ettiğini, güncel gelir durumunu ve ikamet koşullarını gösteren belgelerin önceden hazırlanması, Questura veya posta kiti üzerinden yapılacak işlemlerde gecikme riskini azaltır.

Yenileme veya ilk düzenleme beklenirken çalışılabilir mi?

Evet. Göç Kanunu’nun 5. maddesinin 9-bis fıkrası uyarınca, oturum izninin ilk verilmesi, yenilenmesi veya dönüştürülmesi için usulüne uygun başvuru yapılmışsa, başvuru hakkında nihai karar verilinceye kadar yabancının yasal kalış durumu ve buna bağlı hakları korunur. Bu haklara çalışma hakkı da dahildir.

Başvurunun yapıldığını gösteren makbuz bu nedenle yalnızca idari bir belge değildir. İşveren açısından da çalışanın yasal statüsünü belgeleyen temel unsurlardan biridir. Çalışanın elinde geçerli pasaport, süresi dolmuş önceki izin ve yenileme başvurusunu gösteren makbuz bulunması, uygulamada özellikle işe devam veya yeni işe giriş işlemlerinde önem taşır.

İşveren, şartların mevcut olması halinde gerekli UNILAV bildirimiyle yabancı çalışanı işe alabilir veya mevcut iş ilişkisini sürdürebilir. Ancak başvurunun kesin olarak reddedilmesi halinde, yalnızca başvurunun beklemede olmasına bağlı çalışma hakkı da sona erer.

İşverenin bilgi verme yükümlülüğü güçlendirildi

Yeni düzenleme işverene de daha açık bir sorumluluk yüklemektedir. İşveren, nulla osta sürecinde aldığı idari bildirimler hakkında yabancı çalışanı zamanında bilgilendirmek zorundadır. Bu, özellikle olumlu veya olumsuz gelişmelerin yalnızca işverenin dijital hesabında kalmasını ve çalışanın kendi göçmenlik sürecinden habersiz bırakılmasını önlemeyi amaçlar.

Bu kural pratikte önemlidir; çünkü çalışma amacıyla İtalya’ya gelmek isteyen bir kişi çoğu zaman Portale ALI üzerinden yürütülen işlemi doğrudan takip edemez. İşverenin bildirim yükümlülüğü, yabancı çalışanın vize başvurusu, giriş hazırlığı ve olası hukuki itirazlar bakımından zamanında hareket edebilmesini sağlar.

Her çalışma hakkı veren oturum izni “tek çalışma izni” değildir

Çalışma hakkı veren bütün oturum izinları aynı hukuki kategoriye girmez. Serbest çalışma, yatırımcı statüsü ve kanunda özel olarak belirtilen bazı çalışma veya hareketlilik kategorileri tek çalışma izni rejiminin dışında tutulabilir. Bu nedenle kart üzerinde çalışma hakkının bulunması ile kartın hukuken permesso unico lavoro sayılması aynı şey değildir.

Özellikle AB Mavi Kartı, belirli şirket içi transferler, bazı yüksek nitelikli çalışma kategorileri veya özel amaçlı izinlerde farklı kurallar uygulanabilir. Bu tür durumlarda genel çalışma izni hükümlerinin otomatik olarak uygulanacağı varsayılmamalıdır.

Questura gecikirse ne yapılabilir?

Kanunda bir işlem süresinin açıkça belirlenmiş olması, idarenin dosyayı süresiz biçimde bekletebileceği anlamına gelmez. Başvuru eksiksiz olduğu halde uzun süre işlem yapılmaması durumunda önce yazılı bir durum sorgulaması ve gerekirse resmî ihtar niteliğinde bir başvuru yapılabilir. Somut olayın koşullarına göre, idari sessizliğe karşı yargısal koruma yolları da değerlendirilebilir.

Ancak süre aşımı tek başına oturum izninin otomatik olarak verilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Bu nedenle her dosyada başvurunun gerçekten tamamlanıp tamamlanmadığı, ek belge talebi bulunup bulunmadığı ve gecikmenin hangi idari aşamada ortaya çıktığı ayrı ayrı incelenmelidir.

Türk vatandaşları açısından pratik sonuç

Türkiye’den İtalya’ya çalışma amacıyla gelmek isteyen veya hâlihazırda İtalya’da çalışma izniyle yaşayan kişiler için 2026 reformunun temel sonucu daha belirli süreler ve daha güçlü bir hukuki korumadır. İlk izin aşamasında 30 günlük süre, yenilemede 90 günlük işlem süresi ve bekleme döneminde çalışma hakkının açık biçimde korunması, uzun idari beklemelerin çalışanı fiilen işsiz bırakmasını önlemeye yöneliktir.

Bununla birlikte, her başvuruda kullanılan giriş kanalı, mevcut oturum izninin türü, iş sözleşmesinin niteliği ve dosyanın Questura ile Sportello Unico arasında hangi aşamada bulunduğu kontrol edilmelidir. İtalya’daki göçmenlik hukukunda aynı “çalışma” amacı altında dahi farklı izin türleri ve farklı usuller uygulanabilmektedir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia: Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da iş sömürüsü mağdurları için özel oturum izni: 2026’da Madde 18-ter nasıl uygulanıyor?

İtalya’da çalışan yabancılar açısından düşük ücret, aşırı çalışma saatleri, güvenlik kurallarının ihlali veya insan onuruna aykırı barınma koşulları yalnızca bir iş hukuku sorunu değildir. Bazı durumlarda bu davranışlar ceza hukuku anlamında iş sömürüsü oluşturabilir ve mağdur yabancıya, ülkede düzensiz durumda bulunsa bile, özel bir oturum izni alma imkânı verebilir.

Madde 18-ter neyi koruyor?

İtalya Göç Kanunu’nun 18-ter maddesi, yasadışı iş aracılığı ve iş sömürüsü mağduru olan yabancılar için “casi speciali” adı verilen özel bir oturum izni öngörür. Bu koruma özellikle Ceza Kanunu’nun 603-bis maddesinde düzenlenen iş sömürüsü ve sözde “caporalato” vakalarında önem taşır.

Sömürü tek bir belirtiyle değerlendirilmez. Sürekli olarak toplu iş sözleşmelerindeki asgari ücretlerin altında ödeme yapılması, dinlenme sürelerine uyulmaması, aşırı çalışma, iş sağlığı ve güvenliği kurallarının ciddi biçimde ihlal edilmesi, baskıcı gözetim yöntemleri veya insan onuruna aykırı barınma koşulları birlikte ele alındığında hukuken belirleyici olabilir.

Mağdurun mutlaka şikâyetçi olması gerekir mi?

Hayır. Madde 18-ter kapsamında oturum izni için mağdurun bizzat suç duyurusunda bulunmuş olması zorunlu değildir. Esas olan, sömürü olgusunun polis faaliyeti, savcılık soruşturması, ceza yargılaması veya iş müfettişliği denetimi sırasında ortaya çıkması ve yabancının olayların aydınlatılmasına ve sorumluların belirlenmesine yararlı bir katkı sunmasıdır.

Bu ayrım son derece önemlidir. Uygulamada birçok yabancı, oturum durumunun düzensiz olması veya işini kaybetme korkusu nedeniyle yetkililere başvurmaktan çekinir. Oysa 18-ter maddesi, tam da mağdurun kırılganlığını azaltmak ve onu sömürü ilişkisi içinden çıkarmak amacıyla düzenlenmiştir.

2026’da Ispettorato del Lavoro’nun rolü daha da önemli

2025 sonunda yapılan yasal değişikliklerin ardından, Ulusal İş Müfettişliği tarafından yapılan bildirimlerin ağırlığı daha da belirgin hale gelmiştir. İş Müfettişliği, sömürü durumunu savcılığa veya Questura’ya bildirebilir ve oturum izninin verilmesi konusunda görüş sunabilir. Bu görüş, savcılığın değerlendirmesinden bağımsız ve onunla birlikte dikkate alınabilen bir hukuki dayanak oluşturur.

Bu nedenle, işyerindeki sömürüye ilişkin delillerin yalnızca ceza soruşturması açısından değil, oturum hakkının korunması açısından da önemi vardır. Ücret bordroları, banka hareketleri, mesajlar, çalışma saatlerini gösteren kayıtlar, işyeri fotoğrafları, sağlık raporları, tanık beyanları ve işverenle yapılan yazışmalar mümkün olduğunca korunmalıdır.

Oturum izninin süresi ve sağladığı haklar

Madde 18-ter kapsamında verilen özel oturum izninin süresi artık bir yıldır. İzin, koşullar devam ettiği takdirde bir yıl daha yenilenebilir; ayrıca adli sürecin veya sosyal ve mesleki uyum programının tamamlanması için daha uzun bir süre gerekiyorsa yenileme daha uzun bir dönem için de mümkün olabilir.

Bu izin, sahibine yalnızca İtalya’da yasal olarak kalma hakkı vermez. Çalışma, eğitim, nüfus kaydı, sağlık hizmetlerine erişim ve iş bulma merkezlerine kayıt gibi önemli haklar da sağlar. Başvuru yapıldıktan sonra Questura tarafından verilen resmi başvuru makbuzu da, izin henüz fiziksel olarak düzenlenmemiş olsa bile, kanunun öngördüğü şartlarda geçici olarak çalışmaya devam etmeyi mümkün kılabilir.

Düzensiz durumda olan yabancılar da başvurabilir

Bu koruma yalnızca geçerli bir oturum izni bulunan kişiler için değildir. İtalya’da düzensiz durumda bulunan bir yabancı da, iş sömürüsü mağduru olması ve 18-ter maddesindeki koşulların oluşması halinde bu özel oturum izninden yararlanabilir.

Bu nedenle “oturumum yok, bu yüzden hiçbir hakkım yok” düşüncesi hukuken yanlıştır. Sömürü mağduriyetinin varlığı, bazı durumlarda kişinin oturum statüsünden bağımsız olarak özel bir koruma prosedürünü harekete geçirebilir.

Aile üyeleri ve sosyal koruma

Kanun, mağdurun sömürü ortamından gerçekten çıkabilmesini sağlamak için aile boyutunu da dikkate alır. Belirli aile üyeleri için aile gerekçeli oturum izni verilmesi mümkündür. Ayrıca, gerekli koşullar varsa mağdur sosyal ve mesleki uyum tedbirlerine, aktif işgücü politikalarına ve bazı sosyal desteklere erişebilir.

2026’da yürürlükte olan düzenlemeler, özel durumlar kapsamında oturum izni bulunan kişilerin sosyal destek sistemine erişimini de güçlendirmiştir. Ancak hangi yardımın gerçekten alınabileceği, kişinin özel durumuna ve ilgili yardımın diğer şartlarına göre ayrıca incelenmelidir.

İzin daha sonra çalışma iznine çevrilebilir mi?

Evet. Madde 18-ter kapsamında verilen özel oturum izni, kanunda öngörülen şartlar sağlandığında daha sonra bağımlı çalışma veya serbest çalışma amaçlı oturum iznine dönüştürülebilir. Bu dönüşüm, kişinin sömürüden çıkıp düzenli ve bağımsız bir çalışma hayatına geçebilmesi açısından son derece önemlidir.

Ayrıca eğitim şartları mevcutsa öğrenci oturumuna geçiş de mümkün olabilir. Dolayısıyla 18-ter izni yalnızca geçici bir koruma mekanizması değil, hukuki ve mesleki istikrarı yeniden kurmaya yönelik bir geçiş aracı olarak da değerlendirilmelidir.

Pratik olarak ne yapılmalı?

İş sömürüsü şüphesi bulunan bir durumda ilk adım, olayların ve delillerin sistemli biçimde toplanmasıdır. Ardından durumun özelliklerine göre İş Müfettişliği, kolluk kuvvetleri, savcılık veya bir avukat aracılığıyla gerekli başvurular yapılabilir. Oturum izni bakımından ise Questura süreci, savcılık makamının veya İş Müfettişliğinin değerlendirmesiyle birlikte yürür.

Bu tür dosyalarda en büyük hata, yalnızca ücret alacağının tahsiline odaklanıp göç hukuku boyutunu gözden kaçırmaktır. Eğer çalışma koşulları gerçek anlamda sömürü düzeyine ulaşmışsa, yabancının oturum hakkı, çalışma hakkı ve sosyal korunması aynı hukuki çerçeve içinde birlikte ele alınmalıdır.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da ikamete dayalı vatandaşlık: 10 yıl tek başına yetmez, 2026’da hangi şartlar aranıyor?

İtalya’da uzun yıllardır yaşayan Türk vatandaşları için 10 yıllık yasal ikamet süresinin tamamlanması önemli bir eşiktir. Ancak bu sürenin dolması vatandaşlığın otomatik olarak kazanıldığı anlamına gelmez. İkametin kesintisizliği, son yıllardaki gelir durumu, İtalyanca bilgisi, adli durum ve başvuru süresince devam eden entegrasyon unsurları birlikte değerlendirilir.

İtalyan vatandaşlığına ikamete dayalı başvuru, 5 Şubat 1992 tarihli 91 sayılı Kanun’un 9. maddesi çerçevesinde düzenlenir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Avrupa Birliği üyesi olmayan bir devletin vatandaşları oldukları için, olağan durumda İtalya’da en az 10 yıl yasal ve kesintisiz ikamet şartını tamamladıktan sonra başvuru yapabilirler.

10 yılın dolması otomatik vatandaşlık anlamına gelmez

İkamete dayalı vatandaşlık, yalnızca belirli bir süre İtalya’da yaşamış olmanın sonucu olarak kendiliğinden doğan bir hak değildir. İdare, başvuru sahibinin hukuki ve sosyal durumunu daha geniş bir çerçevede inceler. Bu nedenle 10 yıllık süre başvurunun temel koşullarından biridir, fakat tek başına yeterli değildir.

Başvurunun değerlendirilmesinde özellikle ikametin devamlılığı, yeterli ve istikrarlı gelir, vergi yükümlülüklerinin yerine getirilmesi, adli sicil durumu, kamu düzeni ve İtalya’daki entegrasyon düzeyi önem taşır. Başvuru sahibi gerekli koşulları yalnızca başvuru tarihinde değil, kural olarak işlemin sonuçlanmasına ve vatandaşlık yeminine kadar korumalıdır.

İkametin kesintisiz olması neden kritik?

Vatandaşlık başvurularında en sık sorun yaratan konulardan biri nüfus kayıtlarındaki kesintilerdir. Prefettura uygulamalarında, başvuru için gerekli ikametin yalnızca fiilen İtalya’da bulunmakla değil, aynı zamanda anagrafe kaydının hukuken devam etmesiyle birlikte değerlendirilmesi esastır.

Özellikle “irreperibilità” nedeniyle nüfus kaydından silinme, ikametin yurt dışına taşınması veya belediye kayıtlarında açıklanamayan boşluklar ciddi sonuçlar doğurabilir. Bazı Prefetture, anagrafe kaydının kesilmesi halinde önceki ikamet sürelerinin birleştirilemeyeceğini ve sürenin yeniden hesaplanabileceğini açıkça belirtmektedir. Bu nedenle vatandaşlık başvurusu yapılmadan önce storico di residenza belgesinin kontrol edilmesi son derece önemlidir.

Gelir şartı: yalnızca başvuru yılındaki maaşa bakılmaz

İkamete dayalı vatandaşlıkta ekonomik yeterlilik, başvurudan önceki üç yıllık dönem üzerinden değerlendirilir. İdare yalnızca tek bir iş sözleşmesine veya son maaş bordrosuna değil, vergiye tabi ve düzenli gelirlerin sürekliliğine bakar.

İdari uygulamada kullanılan temel yıllık eşik, tek başına başvuru yapan kişi için yaklaşık 8.263,31 avro, bakmakla yükümlü olunan eşin bulunması halinde yaklaşık 11.362,05 avro düzeyindedir; bakmakla yükümlü olunan her çocuk için ayrıca yaklaşık 516 avro ilave edilir. Aile bireylerinin bazı gelirleri de hukuki şartları taşıması halinde toplam değerlendirmeye dahil edilebilir.

Gelir kriteri yalnızca başvurunun kabulü aşamasında değil, işlemin devamı sırasında da önemini korur. Uzun süreli işsizlik, gelirde ciddi düşüş veya vergi beyannamelerindeki sorunlar dosyanın yeniden değerlendirilmesine neden olabilir.

İtalyanca B1 şartı

Vatandaşlık başvurularında genel kural, en az Avrupa Ortak Dil Referans Çerçevesi B1 düzeyinde İtalyanca bilgisi bulunduğunun belgelenmesidir. Bu yeterlilik, yetkili kurumlarca verilmiş dil sertifikaları veya kanunun kabul ettiği diğer belgeler aracılığıyla gösterilebilir.

İtalya’da tanınmış bir eğitim kurumundan alınmış uygun bir öğrenim belgesi, uzun dönem AB oturum izni veya entegrasyon anlaşmasına ilişkin bazı durumlar ayrıca değerlendirilir. Ancak başvuru sahibinin elindeki belgenin gerçekten vatandaşlık prosedüründe geçerli olup olmadığı başvuru yapılmadan önce kontrol edilmelidir.

Türkiye’den alınan belgeler: doğum ve adli sicil

Başvuruda genellikle doğum belgesi ile Türkiye’den alınmış adli sicil belgesinin sunulması gerekir. Yabancı belgelerin usulüne uygun şekilde tasdik edilmiş ve İtalyanca tercümelerinin hazırlanmış olması zorunludur. Doğum belgesi kural olarak süre bakımından kalıcı nitelikte kabul edilirken, yabancı adli sicil belgesinin geçerlilik süresi sınırlıdır ve Prefettura uygulamalarında bu süre çoğunlukla altı ay olarak dikkate alınır.

Bu nedenle özellikle adli sicil belgesinin çok erken alınması, başvuru gönderildiğinde belgenin geçerliliğini yitirmesine ve dosyanın kabul edilmemesine yol açabilir.

Başvuru nasıl yapılır ve ne kadar sürer?

Vatandaşlık başvurusu İçişleri Bakanlığının çevrim içi vatandaşlık portalı üzerinden yapılır. Başvurunun kabulünden sonra dosyaya bir K10 veya K10/C numarası atanır. Bu numara dosyanın takip edilmesinde ve idareyle yapılan yazışmalarda temel referanstır.

Mevcut mevzuatta vatandaşlık işlemlerinin sonuçlandırılması için genel süre 24 ay olup, gerekli hallerde 36 aya kadar uzatılabilir. Bu sürenin uzunluğu nedeniyle, başvuru sahibi iletişim bilgilerini, ikamet adresini ve dosyanın durumunu düzenli olarak kontrol etmelidir.

İkamet değişikliği, aile durumundaki değişiklikler veya idarenin talep ettiği ek belgeler zamanında bildirilmelidir. Dosyanın uzun süre işlem görmemesi halinde ise somut duruma göre idari başvuru, ihtar veya yargısal koruma yolları değerlendirilebilir.

Olumlu karar sonrasında yemin unutulmamalı

Vatandaşlığın verilmesine ilişkin kararın çıkması sürecin son aşaması değildir. Kararın tebliğinden sonra başvuru sahibinin, kanunda öngörülen süre içinde belediyede yemin etmesi gerekir. Uygulamada yemin için genel olarak altı aylık süre vardır ve vatandaşlık, yemin edildiği günü takip eden günden itibaren kazanılır.

Bu nedenle 10 yıllık ikamet süresini tamamlamış bir Türk vatandaşının başvuru öncesinde yalnızca “kaç yıldır İtalya’da yaşadığını” değil, nüfus kayıtlarının sürekliliğini, son üç yıllık gelirlerini, dil belgesini, Türkiye’den alınacak belgelerin geçerlilik ve tasdik durumunu ve bütün sürecin yemin tarihine kadar devam eden şartlarını birlikte değerlendirmesi gerekir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia: Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalyan veya AB vatandaşı aile üyesinin yanına yerleşmek: Türkiye’den aile amaçlı D vizesi nasıl alınır?

İtalya’da yaşayan bir İtalyan veya Avrupa Birliği vatandaşının Türk vatandaşı eşi ya da yakın aile üyesi, kalıcı olarak aile birleşimi amacıyla İtalya’ya taşınmak istiyorsa kısa süreli turistik vize ile uzun süreli yerleşme prosedürünü birbirinden ayırmalıdır. 1 Haziran 2024’ten beri kalıcı aile birleşimi için temel giriş aracı, aile nedenleriyle verilen ulusal D tipi vizedir. Bu prosedürün en önemli avantajlarından biri, klasik aile birleşiminden farklı olarak Sportello Unico per l’Immigrazione tarafından verilen bir “nulla osta”nın kural olarak aranmamasıdır.

Kimler bu aile vizesinden yararlanabilir?

İtalya’daki düzenleme, Avrupa Birliği vatandaşlarının serbest dolaşım hakkını düzenleyen 2004/38/CE sayılı Direktifin İtalya’daki uygulaması olan 6 Şubat 2007 tarihli ve 30 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye dayanır. Kanunun 2. maddesi bakımından çekirdek aile üyeleri; eş, üye devlet mevzuatına göre tescilli partner, 21 yaşından küçük veya bakmakla yükümlü olunan doğrudan altsoy ile bakmakla yükümlü olunan doğrudan üstsoydur. Eşin veya kayıtlı partnerin aynı nitelikteki altsoy ve üstsoyu da belirli koşullarda kapsama girebilir.

Bu nedenle, Türkiye’de yaşayan bir Türk vatandaşının İtalya’da yerleşik İtalyan vatandaşı eşiyle birlikte yaşamak üzere İtalya’ya taşınması, klasik olarak bu prosedürün en sık görülen örneklerinden biridir. Aynı şekilde, şartları varsa çocuklar ve bakmakla yükümlü olunan anne-babalar için de bu yol kullanılabilir. Ancak özellikle 21 yaşını aşmış çocuklarda ve üstsoy bakımından “bakmakla yükümlü olma” koşulu ayrıca ispatlanmalıdır; yalnızca akrabalık bağının bulunması her durumda yeterli değildir.

Turistik vize ile kalıcı aile birleşimi aynı şey değildir

1 Haziran 2024’ten itibaren, İtalya’da kalıcı olarak yaşayan İtalyan veya diğer AB vatandaşlarının yabancı aile üyeleri, İtalya’ya aile birleşimi amacıyla yerleşmek istediklerinde kısa süreli Schengen turistik/aile ziyareti vizesi yerine aile nedenleriyle ulusal D tipi vize başvurusu yapmalıdır. Kısa süreli ziyaret ile kalıcı yerleşme arasındaki bu ayrım önemlidir: üç aydan kısa bir aile ziyareti başka bir hukuki rejime tabiyken, İtalya’da sürekli yaşam kurma amacı ulusal vize ve sonrasında oturum prosedürünü gerektirir.

Ulusal aile vizesi uzun süreli yerleşmeye yöneliktir, çok girişli olarak düzenlenebilir ve uygulamada 365 günlük geçerlilik süresi öngörülür. Bu vize, hak sahibi aile üyeleri bakımından ücretsizdir. Bu nedenle genel ulusal D vizesi için geçerli olan standart konsolosluk harcı, aile üyesinin Avrupa Birliği hukukundan kaynaklanan kolaylaştırılmış rejime girdiği durumlarda aynı şekilde uygulanmaz.

“Nulla osta” gerekli mi?

İtalyan veya AB vatandaşının aile üyesi olarak yapılan bu başvuruda, yabancı bir vatandaşın yabancı aile üyesini klasik aile birleşimi yoluyla İtalya’ya getirmesinde kullanılan Sportello Unico per l’Immigrazione nulla ostası kural olarak aranmaz. Bunun yerine konsolosluk makamı aile bağını ve başvurucunun ilgili hukuki kategoriye girip girmediğini doğrudan inceler.

Başvuruda özellikle geçerli pasaport, aile bağını kanıtlayan medeni hâl belgeleri ve İtalya’daki İtalyan veya AB vatandaşının aile birliğini İtalya’da gerçekleştirme iradesini gösteren belgeler önem taşır. Yabancı ülkede düzenlenen medeni hâl belgelerinin İtalya’da kullanılabilmesi için somut belge türüne göre apostil, tercüme veya başka bir doğrulama işlemi gerekebilir. Türkiye’den yapılan başvurularda bu nokta başvurudan önce dikkatle kontrol edilmelidir.

Türkiye’den başvuru yaparken yetkili temsilcilik

Başvuru, Türkiye’de ikamet edilen yere göre yetkili İtalyan diplomatik veya konsolosluk temsilciliğine yapılır. Ankara Büyükelçiliği ve İstanbul Başkonsolosluğu kendi konsolosluk çevreleri için ayrı yetkiye sahiptir. Özellikle İtalyan, AB/AEA veya İsviçre vatandaşı aile üyelerinin başvuruları bakımından temsilcilikler, olağan vize başvurularından farklı randevu veya doğrudan başvuru kanalları öngörebilmektedir. Bu nedenle başvurudan hemen önce ikamet edilen ile göre yetkili temsilciliğin güncel talimatlarının kontrol edilmesi gerekir.

Ayrıca 11 Ocak 2025’ten itibaren ulusal D tipi vize başvurularında da parmak izi alınması genel kural hâline gelmiştir. Dolayısıyla daha önce yalnızca kısa süreli Schengen vizesi başvurularında karşılaşılan biyometrik işlem, bugün uzun süreli aile vizesi başvurusunda da gündeme gelebilir.

İtalya’ya girişten sonra hangi oturum belgesi alınır?

Vize, prosedürün son aşaması değildir. İtalya’ya girişten sonra aile üyesinin kendi durumuna uygun oturum belgesini talep etmesi gerekir. Burada sponsor olan kişinin İtalyan vatandaşı mı yoksa başka bir AB vatandaşı mı olduğu ve İtalyan vatandaşının Avrupa Birliği içinde serbest dolaşım hakkını kullanıp kullanmadığı önem taşıyabilir.

Özellikle Avrupa Birliği içinde serbest dolaşım hakkını kullanmamış bir İtalyan vatandaşının yabancı aile üyesi bakımından, 30/2007 sayılı düzenlemenin 23. maddesinin 1-bis fıkrası beş yıl geçerli aile nedenli oturum izni öngörmektedir. Bu izin süresi sonunda yenilenebilir ve kanundaki şartlar çerçevesinde çalışma amaçlı oturum iznine dönüştürülebilir. Buna karşılık başka bir AB vatandaşının veya serbest dolaşım hakkını kullanmış bir İtalyan vatandaşının aile üyesi bakımından Avrupa Birliği vatandaşlarının aile üyelerine özgü oturum kartı rejimi uygulanabilir.

Bu oturum hakkı çalışma hakkı da sağlar mı?

Aile birliği amacıyla verilen oturum statüsü yalnızca İtalya’da bulunma hakkından ibaret değildir. Aile nedenli oturum izni genel olarak çalışma hakkı da sağlar. Bu nedenle Türk vatandaşı eşin İtalya’ya yerleştikten sonra ayrıca bağımsız bir çalışma vizesi veya Decreto Flussi kotası elde etmesi gerekmez. Ancak fiilen işe başlama aşamasında oturum başvurusunun yapıldığını gösteren belge, vergi numarası ve iş ilişkisinin türüne göre gereken diğer idari belgeler ayrıca önem taşır.

En sık yapılan hata: yanlış vize türüyle yerleşmeye çalışmak

Uygulamada sorunların önemli bir bölümü, kısa süreli aile ziyareti ile gerçek aile birleşiminin birbirine karıştırılmasından doğar. Bir kişi İtalya’ya yalnızca birkaç haftalık ziyaret için gidiyorsa kısa süreli Schengen rejimi gündeme gelebilir. Buna karşılık amaç İtalya’da eşle birlikte sürekli yaşamak, ikamet kaydı yaptırmak, çalışmak ve aile hayatının merkezini İtalya’ya taşımak ise baştan doğru uzun süreli aile vizesi prosedürünün seçilmesi gerekir.

Aile bağının mevcut olması da tek başına her dosyanın otomatik olarak olumlu sonuçlanacağı anlamına gelmez. Belgelerin gerçekliği, aile ilişkisinin hukuki niteliği, bakmakla yükümlülük şartı gereken kişiler bakımından ekonomik bağımlılığın ispatı ve kamu düzenine ilişkin istisnai sınırlamalar somut olayda incelenebilir. Buna karşılık idarenin bu alandaki değerlendirmesi sınırsız değildir; aile birliği ve Avrupa Birliği hukukundan kaynaklanan serbest dolaşım hakları etkili biçimde korunmak zorundadır.

Türkiye’den İtalya’ya aile yanında kalıcı olarak yerleşmek isteyenler açısından temel mesele, “bir vize alıp İtalya’ya gitmek” değil, baştan itibaren doğru hukuki statüyü seçmektir. İtalyan veya AB vatandaşıyla aile bağı bulunan kişiler için ulusal aile vizesi, klasik yabancı-yabancı aile birleşiminden farklı ve çoğu durumda daha kolaylaştırılmış bir sistemdir; ancak girişten sonraki oturum işlemlerinin de süresi içinde ve doğru hukuki dayanakla tamamlanması gerekir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia: Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

mercoledì 16 settembre 2026

İtalya’da iltica başvurusu sırasında çalışma hakkı: 60 günlük kural ve ret sonrası ne olur?

İtalya’da uluslararası koruma başvurusu yapan bir yabancı, başvurusu sonuçlanmadan önce çalışabilir. Ancak bu hak başvurunun yapıldığı gün doğmaz: temel kural, C3 formunun Questura’da düzenlenmesiyle kayda alınan başvurudan itibaren 60 gün geçmesidir. Başvurunun incelenmesi hâlâ devam ediyorsa ve gecikme başvurucuya yüklenemiyorsa, kişi yasal olarak çalışmaya başlayabilir.

60 günlük süre ne zaman başlar?

İtalya’da iltica başvurusu bakımından belirleyici tarih, koruma talebinin resmen kayda geçirilerek C3 formunun düzenlendiği tarihtir. Yetkili makam tarafından verilen başvuru belgesi, başvurucunun statüsünü kanıtlayan geçici oturum belgesi niteliğindedir. Bu aşamada kişinin mutlaka plastik oturum kartını eline almış olması gerekmez.

60 günlük süre dolduktan sonra, koruma başvurusu hakkında henüz kesin bir idari karar verilmemişse ve sürecin uzaması başvurucunun davranışından kaynaklanmıyorsa, ücretli bir işte çalışma mümkündür. İşveren açısından da yabancının yalnızca fizikî oturum kartına sahip olmaması, tek başına işe alınmasına engel oluşturmaz; başvurunun ve geçici oturum hakkının usulüne uygun şekilde belgelenmesi önemlidir.

Çalışma hakkı iltica iznini çalışma iznine dönüştürmez

Burada önemli bir ayrım vardır. İltica başvurusu nedeniyle verilen oturum belgesi çalışma hakkı sağlar, fakat bu belge sıradan bir çalışma amaçlı oturum iznine dönüşmez. Başka bir ifadeyle, kişinin bir iş sözleşmesi bulması uluslararası koruma başvurusunu otomatik olarak çalışma iznine çevirmez. Koruma prosedürü kendi hukuki rejimine göre devam eder.

Buna karşılık düzenli çalışma, gelir elde edilmesi, sosyal güvenlik kayıtları, mesleki eğitim ve İtalya’daki sosyal ilişkiler ileride kişinin özel hayatı, kırılganlığı veya farklı bir oturum hakkı bakımından incelenmesi gereken durumlarda somut önem taşıyabilir. Bu nedenle bordroların, iş sözleşmelerinin, INPS kayıtlarının ve eğitim belgelerinin düzenli şekilde saklanması yararlıdır.

Komisyon başvuruyu reddederse çalışma hemen sona erer mi?

Territorial Commission tarafından verilen ret kararı her durumda kişinin aynı gün çalışma hakkını kaybettiği anlamına gelmez. Ret kararına karşı kanunda öngörülen süre içinde mahkemeye başvurulması ve başvurucunun İtalya’da kalma hakkının devam etmesi hâlinde, iltica başvurusuna bağlı oturum belgesi yenilenebilir veya uzatılabilir ve çalışma faaliyeti de devam edebilir.

Ancak burada dosyanın hangi usule tabi olduğu özellikle kontrol edilmelidir. Olağan prosedür ile hızlandırılmış prosedür, sınır prosedürü, güvenli ülke değerlendirmesi veya sonraki başvuru gibi durumlarda dava süreleri ve ret kararının yürütülmesinin durması bakımından farklı kurallar uygulanabilir. Bu nedenle ret kararının tebliğinden sonra yalnızca genel 30 günlük süreye güvenmek doğru değildir; bazı durumlarda çok daha kısa dava süreleri söz konusu olabilir ve ayrıca yürütmenin durdurulmasının açıkça talep edilmesi gerekebilir.

İşveren hangi belgeleri kontrol etmelidir?

Uygulamada işverenin, yabancının koruma başvurusunun mevcut olduğunu ve çalışma hakkının doğduğunu gösteren belgeleri incelemesi gerekir. Başvuru belgesi, Questura tarafından düzenlenen geçici belge veya geçerli uzatma belgesi bu açıdan önemlidir. Çalışma ilişkisinin ayrıca normal kurallara göre bildirilmesi gerekir; iltica başvurucusu olmak, iş sözleşmesi, ücret, sosyal güvenlik ve iş güvenliği kurallarını ortadan kaldırmaz.

Pratik olarak ne yapılmalı?

Uluslararası koruma başvurusu yapan kişinin C3 tarihini ve Questura tarafından verilen tüm belgeleri saklaması, 60 günlük sürenin hangi tarihte dolduğunu net biçimde belirlemesi ve işe giriş sırasında işverene güncel belge sunması gerekir. Komisyon kararı tebliğ edildiğinde ise kararın türü, tebliğ tarihi ve uygulanacak dava süresi derhal kontrol edilmelidir. Özellikle hızlandırılmış veya sınır prosedürlerinde birkaç günlük gecikme dahi oturum ve çalışma hakkı üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir.

2026 itibarıyla İtalyan mevzuatının temel yaklaşımı açıktır: koruma başvurusu sonuçlanmayı beklerken yabancının uzun süre çalışma hayatının dışında bırakılması amaçlanmamaktadır. Bununla birlikte çalışma hakkının devam edip etmediği, özellikle bir ret kararından sonra, başvurunun usulî durumuna ve kişinin İtalya’da kalmaya devam etme hakkına bağlıdır.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

Oturum izni yenilenirken Türkiye’ye gidilebilir mi? Makbuzla İtalya’ya dönüşte kritik kurallar

İtalya’da oturum iznini yenilemiş ancak yeni kartını henüz almamış bir Türk vatandaşı, belirli koşullar altında Türkiye’ye gidip İtalya’ya yeniden dönebilir. Ancak en önemli nokta şudur: yenileme makbuzu tek başına Schengen ülkeleri arasında serbestçe seyahat etme hakkı vermez. Yanlış uçuş güzergâhı, özellikle başka bir Schengen ülkesinde aktarma yapılması, dönüş yolculuğunu ciddi biçimde riske atabilir.

Yenileme başvurusu yapılmışsa hangi belgeler gerekir?

Oturum izni süresi dolmuş ve yenileme başvurusu İtalya’da usulüne uygun olarak yapılmışsa, başvuruyu gösteren posta veya Questura makbuzu kişinin işleminin devam ettiğini kanıtlar. Türkiye’ye çıkış ve İtalya’ya dönüş bakımından uygulamada temel belge seti; geçerli pasaport, süresi dolmuş oturum izni veya bunun kopyası ve yenileme başvurusuna ilişkin makbuzdur.

Özellikle makbuzun İtalya’dan çıkış sırasında sınır polisi tarafından damgalanması önem taşır. Bu nedenle yolcu, çıkış kontrolünde makbuzu mutlaka diğer belgelerle birlikte göstermelidir. Yeni kart henüz basılmamış olsa bile, yenileme başvurusunun usulüne uygun yapılmış olması ve gerekli belgelerin ibraz edilmesi, belirli şartlarla yeniden girişe imkân sağlayabilir.

En önemli kural: başka bir Schengen ülkesinde aktarma yapmayın

Yenileme makbuzuyla yapılan dönüş yolculuğunda en sık yapılan hata, Türkiye’den İtalya’ya giderken Almanya, Fransa, Avusturya, Hollanda veya başka bir Schengen ülkesinde aktarmalı uçuş seçmektir. Yenileme makbuzu bir oturum kartı değildir ve diğer Schengen devletlerinin sınır makamları tarafından geçerli bir ikamet belgesi olarak kabul edilmek zorunda değildir.

Bu nedenle güvenli güzergâh, Türkiye’den İtalya’daki bir dış sınıra doğrudan giriş yapılmasını sağlayan yolculuktur. Başka bir ifadeyle, İstanbul’dan Roma’ya veya Milano’ya doğrudan uçuş gibi bir rota tercih edilmelidir. Schengen dışındaki bir ülkeden teknik aktarma yapılması teorik olarak farklı değerlendirilse de, seyahat planının havayolu ve sınır kuralları bakımından ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

İtalya’dan çıkış yapılan havaalanı ile dönüş havaalanı aynı olmak zorunda mı?

Güncel konsolosluk uygulamalarında esas şart, dönüşün İtalya’nın dış Schengen sınırından yapılması ve başka bir Schengen ülkesinden transit geçilmemesidir. Dolayısıyla örneğin İtalya’dan Bologna üzerinden çıkıp Türkiye’den Roma’ya doğrudan dönmek, sırf iki havaalanı farklı olduğu için otomatik olarak geçersiz sayılmaz. Bununla birlikte yolcunun pasaport, süresi dolmuş oturum izni ve usulüne uygun yenileme makbuzunu eksiksiz taşıması gerekir.

İlk oturum izni henüz çıkmadıysa durum farklı olabilir

Yenileme ile ilk oturum izni başvurusu aynı şey değildir. İlk oturum iznini bekleyen kişiler bakımından yeniden giriş imkânı, başvurunun dayandığı ikamet sebebine göre değişebilir. Özellikle aile, bağımlı çalışma ve bağımsız çalışma nedeniyle ilk oturum iznini bekleyen kişiler için belirli koşullarda makbuzla dönüş mümkün olabilirken, öğrenciler açısından daha sıkı bir uygulama söz konusu olabilir ve yeniden giriş vizesi gerekebilir.

Bu nedenle ilk oturum kartını henüz hiç almamış bir kişinin, yalnızca elindeki posta makbuzuna güvenerek Türkiye’ye çıkması doğru değildir. Seyahatten önce ilgili Questura’nın ve Türkiye’de yetkili İtalyan konsolosluk makamının uygulamasının kontrol edilmesi gerekir.

Makbuz yoksa, kart kaybolmuşsa veya belgelerde sorun varsa

Kişi Türkiye’deyken oturum kartını kaybederse, kart çalınırsa, yenileme makbuzu eksikse veya makbuzla doğrudan dönüş şartları oluşmuyorsa, İtalya’ya yeniden giriş için ulusal D tipi “reingresso” vizesi gündeme gelebilir. Bu tür vize işlemlerinde konsolosluk, çoğu durumda İtalya’daki yetkili Questura’dan onay ister. Dolayısıyla işlem, normal kısa süreli vize başvurusundan farklıdır ve zaman alabilir.

Bu ihtimal özellikle iş, eğitim veya aile hayatı nedeniyle belirli bir tarihte İtalya’ya dönmesi gereken kişiler için önemlidir. Uçak bileti satın almadan önce belgenin türü, oturum izninin statüsü ve dönüş güzergâhı birlikte değerlendirilmelidir.

Pratik kontrol listesi

  • Pasaportun geçerliliğini kontrol edin.
  • Süresi dolmuş oturum kartının aslını veya en azından okunaklı bir kopyasını yanınızda bulundurun.
  • Yenileme başvurusunun orijinal makbuzunu taşıyın.
  • İtalya’dan çıkış sırasında makbuzu sınır polisine gösterin ve damgalanmasını sağlayın.
  • Dönüşte başka bir Schengen ülkesinde aktarma içeren güzergâhlardan kaçının.
  • İtalya’ya girişte tüm belgeleri birlikte ibraz edin.
  • İlk oturum iznini bekliyorsanız, seyahatten önce ayrıca hukuki ve konsolosluk kontrolü yapın.

Sonuç

İtalya’da oturum izni yenileme işleminin aylar sürmesi, kişinin bu süre boyunca Türkiye’ye hiç gidemeyeceği anlamına gelmez. Ancak yenileme makbuzu, geçerli oturum kartının bütün işlevlerini yerine getiren bir seyahat belgesi değildir. Özellikle Schengen aktarması yapılmaması ve belgelerin eksiksiz olması belirleyicidir. Seyahat planı yapılırken sadece bilet fiyatına değil, giriş yapılacak sınırın hukuki statüsüne de bakılmalıdır.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Camera dei deputati – Registro dei rappresentanti di interessi, materia: Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

2026/2027’de Türkiye’den İtalya’da üniversite: öğrenci vizesinde yeni iDATA sistemi ve 30 Kasım son tarihi

2026/2027 akademik yılında Türkiye’den İtalya’da üniversite eğitimi almak isteyen öğrenciler için vize süreci bazı önemli pratik kurallara b...