sabato 12 settembre 2026

İtalya’da eğitimden işe doğrudan geçiş: 2026’da yurt dışında eğitim alan işçiler için kota dışı çalışma yolu

İtalya, 2026 yılında yurt dışında mesleki ve yurttaşlık-dil eğitimi tamamlayan yabancı işçiler için önemli ölçüde güçlendirilmiş bir yasal çalışma kanalı kullanıyor. Bu sistemin en önemli özelliği, İtalya’nın yıllık “Decreto Flussi” kotalarına bağlı olmaması ve işverenin, onaylı bir eğitim programını tamamlayan çalışan için yılın herhangi bir döneminde işlem başlatabilmesidir.

Türk vatandaşları bakımından da bu yol özellikle önemlidir. Ancak burada temel ayrım şudur: Türkiye’de herhangi bir meslek kursuna katılmış olmak tek başına yeterli değildir. İtalya’ya kota dışı çalışma amacıyla giriş imkânı, İtalyan makamlarınca İtalya Göç Yasası’nın 23. maddesi kapsamında onaylanmış mesleki ve yurttaşlık-dil eğitim programlarını başarıyla tamamlayan kişiler için öngörülmüştür.

Kota dışı giriş ne anlama geliyor?

İtalya’da üçüncü ülke vatandaşlarının çalışma amacıyla ülkeye girişleri normal olarak yıllık veya çok yıllı “Decreto Flussi” sistemi içindeki sayısal kotalara bağlıdır. Buna karşılık, art. 23 kapsamında onaylı bir eğitim programını tamamlayan yabancı işçilerin girişleri bu kotaların dışında tutulur.

Bu nedenle işverenin, belirli bir “click day” tarihini beklemesi gerekmez. İhtiyaç duyulan iş profili ile çalışanın tamamladığı eğitim birbiriyle uyumluysa, işveren yıl içinde Portal ALI üzerinden isim bazlı çalışma izni başvurusu yapabilir. Bu mekanizmanın amacı, işgücü açığı bulunan sektörlerle yurt dışında önceden eğitilmiş işçileri daha doğrudan eşleştirmektir.

2026’daki önemli yenilik: SIISL üzerinden işverenlerle eşleştirme

22 Haziran 2026 tarihli Bakanlıklararası Karar ve Ağustos 2026’da yayımlanan uygulama kurallarıyla sistem yeni bir aşamaya geçti. Onaylı art. 23 programlarını başarıyla tamamlayan yabancıların profilleri artık SIISL – Sistema Informativo per l’Inclusione Sociale e Lavorativa sistemine kaydedilebiliyor.

Kayıt süreci doğrudan işçi tarafından başlatılmıyor. Eğitim projesini sunan ve İtalyan makamlarınca tanınan kuruluş, programı başarıyla tamamlayan kişilerin bilgilerini sisteme aktarıyor ve profilin tamamlanmasını sağlıyor. Ardından yabancı işçiye kaydını etkinleştirmesi için bildirim gönderiliyor.

Profil aktive edildiğinde sistem, tamamlanan eğitime ilişkin bilgilerle önceden doldurulmuş bir özgeçmiş oluşturuyor. Bu özgeçmiş, çalışanın eğitim alanıyla uyumlu sektörlerde faaliyet gösteren İtalyan işverenler tarafından görülebiliyor. Dolayısıyla 2026’daki yenilik yalnızca idari bir kayıt değişikliği değildir; eğitim almış yabancı ile İtalya’daki işveren arasında gerçek bir iş eşleştirme mekanizması oluşturmayı amaçlamaktadır.

İşveren bulunduğunda prosedür nasıl ilerliyor?

Bir İtalyan işveren çalışana iş teklif etmek istediğinde, isim bazlı çalışma izni başvurusunu İçişleri Bakanlığı’nın Portal ALI sistemi üzerinden yapar. Mevcut düzenlemeye göre, gerekli şartların bulunması hâlinde Sportello Unico per l’Immigrazione çalışma için “nulla osta”yı kural olarak 30 gün içinde verir. Bazı ülke veya dosyalarda güvenlik ve denetim hükümleri nedeniyle ek kontroller yapılabilir.

Çalışma izni alındıktan sonra çalışan, İtalya’nın yetkili diplomatik-konsolosluk makamına çalışma vizesi için başvurur. Art. 23 kapsamında eğitimini tamamlayanlar bakımından vize başvurusu, kursun bitiminden itibaren 12 ay içinde yapılabilir. Bu süre daha önce daha kısaydı ve yeni düzenleme, eğitim ile fiilî işe giriş arasında ortaya çıkabilecek gecikmeleri azaltmayı amaçlıyor.

Vize işlemi, mevzuatta öngörülen şartlar çerçevesinde konsolosluk makamı tarafından yürütülür ve bu özel kanal için vizenin verilmesine ilişkin süre 90 güne kadar çıkabilir.

İtalya’ya girişten sonra ne yapılmalı?

Çalışanın İtalya’ya girişinden sonra işveren ile çalışan arasındaki contratto di soggiorno işlemi tamamlanmalıdır. 2026 yılında bu prosedür de dijitalleştirilmiştir. Art. 23 kapsamındaki çalışanlar için sözleşme, Portal ALI üzerinden elektronik olarak oluşturulup imzalanabilir ve işveren tarafından Sportello Unico’ya telematik şekilde gönderilebilir.

Sözleşmenin, çalışanın İtalya’ya girişinden itibaren 15 gün içinde tamamlanması gerekir. Ardından çalışan adına çalışma amaçlı oturum izni süreci yürütülür.

Önemli bir başka nokta da şudur: oturum kartının fiziksel olarak basılması beklenirken, başvurunun usulüne uygun şekilde yapılmış olması hâlinde çalışma faaliyeti başlayabilir. Yani bürokratik bekleme süresi, tek başına çalışanın yasal olarak işe başlamasını engellememelidir.

Türk vatandaşları için dikkat edilmesi gereken temel nokta

Bu sistem, “Türkiye’de kursa git, sonra otomatik olarak İtalya’ya gel” şeklinde işlememektedir. Belirleyici olan, eğitim programının İtalyan Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından art. 23 kapsamında onaylanmış olmasıdır. Dolayısıyla bir programa kayıt olmadan önce, kursun yalnızca özel bir eğitim faaliyeti mi olduğu, yoksa İtalya’ya kota dışı çalışma girişine imkân veren resmî bir art. 23 programı mı olduğu mutlaka kontrol edilmelidir.

Aynı şekilde eğitimin başarıyla tamamlanması da otomatik olarak vize verilmesi anlamına gelmez. İtalya’da somut bir işverenin bulunması, çalışma izni prosedürünün tamamlanması ve konsolosluk vizesinin alınması gerekir. Bununla birlikte, sistemin en önemli avantajı, klasik kota mekanizmasına ve yıllık click day yarışına bağlı olmadan, eğitim ile gerçek bir iş teklifini doğrudan birbirine bağlamasıdır.

Neden bu kanal giderek daha önemli hale geliyor?

İtalya’nın son düzenlemeleri, göç politikasında yalnızca sayısal kota dağıtımına değil, belirli mesleki ihtiyaçlara göre önceden eğitim verilmesine ve işçinin ülkeye girişten önce dil, meslek ve temel yurttaşlık bilgileri bakımından hazırlanmasına daha fazla önem verildiğini gösteriyor. SIISL sisteminin 2026’da bu çalışanlara açılması da aynı yönde atılmış somut bir adımdır.

Türk işçiler ve Türkiye’de faaliyet gösteren eğitim kurumları açısından bu gelişme yakından izlenmelidir. Özellikle İtalya’da işgücü ihtiyacının yüksek olduğu alanlarda, doğru şekilde onaylanmış eğitim programları klasik Decreto Flussi prosedürüne alternatif, düzenli ve hukuken daha öngörülebilir bir giriş kanalı oluşturabilir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da işinizi kaybederseniz oturum izniniz hemen sona ermez: “attesa occupazione” izni ve 2026 aile yardımları

İtalya’da çalışma amacıyla oturum izni bulunan bir yabancının işini kaybetmesi, oturum hakkının otomatik olarak sona erdiği anlamına gelmez. İtalyan göç hukuku, mevsimlik işçiler hariç olmak üzere, işsiz kalan yabancı işçiye yeni bir iş arayabilmesi için hukuki koruma sağlar. 2026 yılında bu korumanın sosyal haklar bakımından da önemli bir sonucu ortaya çıkmıştır: “attesa occupazione” oturum izni sahipleri, diğer şartları taşımaları halinde, Assegno Unico ve Bonus Asilo Nido gibi aile yardımlarına da erişebilmektedir.

İş kaybı oturum iznini otomatik olarak iptal etmez

İtalya’da birçok yabancı çalışan, iş sözleşmesinin sona ermesi, işten çıkarılma veya istifa halinde oturum izninin de derhal geçersiz hale geldiğini düşünmektedir. Oysa bu yaklaşım hukuken doğru değildir. İtalyan Göç Kanunu’nun, yani 25 Temmuz 1998 tarihli ve 286 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 22. maddesinin 11. fıkrası, çalışma ilişkisinin sona ermesinin tek başına oturum izninin kaybına yol açmayacağını öngörmektedir.

Çalışanın işsiz kalması halinde, mevcut çalışma oturum izni kalan geçerlilik süresi boyunca kullanılmaya devam eder. Yabancı, ayrıca Centro per l’Impiego nezdinde iş arayan olarak kaydını yaptırabilir ve şartları oluştuğunda “permesso di soggiorno per attesa occupazione” adı verilen, yeni bir iş bulmaya yönelik oturum iznini talep edebilir.

“Attesa occupazione” izni ne kadar süre koruma sağlar?

Mevsimlik çalışma izni sahipleri bu özel rejimin dışında tutulmaktadır. Diğer çalışma izni sahipleri bakımından ise kanun, iş arama döneminin kural olarak bir yıldan daha kısa olamayacağını kabul etmektedir. Eğer kişi, örneğin işsizlik ödeneği gibi bir gelir desteğinden daha uzun süre yararlanıyorsa, koruma bu daha uzun süreye göre de değerlendirilebilir.

Bu nedenle işini kaybeden bir yabancının en büyük hatası, mevcut oturum izninin süresinin dolmasını bekleyip hiçbir işlem yapmamaktır. İş ilişkisinin sona erdiği belgelenmeli, iş arama statüsü düzenlenmeli ve oturum izninin süresine göre gerekli başvuru zamanında yapılmalıdır. Özellikle Questura nezdindeki işlemlerde iş sözleşmesinin sona erme tarihi, Centro per l’Impiego kaydı ve varsa işsizlik ödeneğine ilişkin belgeler önem taşır.

Yeni bir iş bulunursa tekrar çalışmak mümkündür

“Attesa occupazione” izni yalnızca İtalya’da kalmaya imkân veren pasif bir belge değildir. Bu izin, sahibine yeni bir iş ilişkisi kurma imkânı da verir. Yeni bir işveren bulunduğunda, gerekli işe giriş bildiriminin yapılması şartıyla çalışma faaliyeti yeniden başlatılabilir. Bu nedenle izin, düzensiz duruma düşmeyi önleyen ve işgücü piyasasına yeniden giriş için gerçek bir geçiş mekanizması oluşturan önemli bir hukuki araçtır.

Uygulamada, oturum izni kartının hazırlanmasını bekleyen kişiler açısından da başvuru makbuzu büyük önem taşır. Başvurunun usulüne uygun şekilde yapıldığını gösteren makbuz, ilgili mevzuatın öngördüğü şartlar çerçevesinde, idari işlemler devam ederken düzenli ikametin ve çalışma hakkının korunmasına hizmet eder.

2026’daki önemli yenilik: Assegno Unico ve Bonus Asilo Nido

2026 yılında “attesa occupazione” izni sahipleri açısından özellikle aileler için önemli bir gelişme yaşandı. INPS, 22 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı 205 sayılı mesajla, mahkemelerde oluşan içtihat doğrultusunda önceki uygulamasını değiştirdi ve bu oturum iznini taşıyan yabancıların, diğer yasal şartları yerine getirmeleri halinde, Assegno Unico e Universale ile Bonus Asilo Nido yardımlarından yararlanabileceklerini kabul etti.

Bu değişikliğin temelinde, “attesa occupazione” izninin yalnızca geçici bir bekleme belgesi olmadığı, çalışma hakkı tanıyan ve Avrupa Birliği hukukundaki “tek çalışma izni” sisteminin kapsamına giren bir oturum statüsü olduğu yönündeki yargı kararları bulunmaktadır. Dolayısıyla bu statüde bulunan yabancının, sırf işsiz kalmış olması nedeniyle aile yardımlarından otomatik olarak dışlanması eşit muamele ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Daha önce reddedilen başvurular yeniden değerlendirilebilir

INPS’in 2026 tarihli açıklaması sadece yeni başvurular bakımından önemli değildir. Daha önce Assegno Unico veya Bonus Asilo Nido başvurusu yalnızca “attesa occupazione” izni nedeniyle reddedilmiş kişiler bakımından da yeniden inceleme talebi gündeme gelebilir. Elbette her dosyada gelir, aile yapısı, çocukların yaşı, ikamet ve ilgili yardımın diğer şartları ayrıca değerlendirilmelidir.

INPS, ödemelerin devam eden yargı süreçlerinin ve olası mevzuat değişikliklerinin sonucuna bağlı olarak geri isteme kaydıyla yapılabileceğini de belirtmiştir. Bu nedenle başvuru hakkının varlığı ile yardımın miktarı ve nihai hukuki durumu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Pratik olarak ne yapılmalı?

İtalya’da çalışma izniyle bulunan ve işini kaybeden bir Türk vatandaşı için ilk yapılması gereken, oturum kartının süresini, iş ilişkisinin sona erme biçimini ve Centro per l’Impiego kaydını birlikte kontrol etmektir. Ardından “attesa occupazione” izni için gerekli koşullar ve başvuru zamanı değerlendirilmelidir. Çocuklu ailelerde ayrıca Assegno Unico ve Bonus Asilo Nido bakımından mevcut veya geçmiş başvuruların durumu incelenmelidir.

İş kaybı, özellikle yabancı bir ülkede yaşayan kişi için ekonomik olduğu kadar hukuki bir kırılma noktasıdır. Ancak İtalyan hukukunda iş sözleşmesinin sona ermesi ile ikamet hakkının sona ermesi aynı şey değildir. Doğru zamanda yapılan başvuru, yabancının düzenli statüsünü korumasına, yeni bir iş aramasına ve şartları varsa aile yardımlarından yararlanmaya devam etmesine imkân verebilir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da vatandaşlık başvurusu: Türk vatandaşları için 10 yıl, gelir, B1 ve kesintisiz ikamet şartları

İtalya’da uzun yıllardır yaşayan birçok Türk vatandaşı için vatandaşlık başvurusunda en çok bilinen kural “10 yıl ikamet” şartıdır. Ancak uygulamada yalnızca on yılın dolmuş olması yeterli değildir. İkametin hukuka uygun ve kesintisiz olması, son üç yıllık gelir durumunun yeterli bulunması, İtalyanca dil şartının karşılanması ve yabancı ülkelerden alınan belgelerin usulüne uygun biçimde hazırlanması gerekir. Bu nedenle başvuru yapılmadan önce yalnızca takvime değil, bütün idari geçmişe bakılması önem taşır.

On yıl hangi tarihten itibaren hesaplanır?

Türk vatandaşları, Avrupa Birliği vatandaşı olmayan üçüncü ülke vatandaşları bakımından geçerli olan genel kurala tabidir. İtalyan vatandaşlığının ikamet yoluyla talep edilebilmesi için kural olarak İtalya’da en az on yıl yasal ikamet gerekir. Buradaki esas nokta, sürenin yalnızca İtalya’ya ilk giriş tarihinden itibaren hesaplanmamasıdır. İkametin hem yabancılar hukuku bakımından düzenli olması hem de belediye nüfus kayıtlarında hukuka uygun şekilde sürdürülmüş olması gerekir.

Bu nedenle anagrafe kaydındaki kesintiler, yurt dışına taşınma kayıtları, “irreperibilità” nedeniyle nüfus kaydından silinme veya ikamet statüsündeki başka düzensizlikler başvuruyu doğrudan etkileyebilir. Başvuru öncesinde tarihsel ikamet kaydının kontrol edilmesi, özellikle farklı belediyelerde yaşamış kişiler bakımından önemlidir.

Gelir şartı yalnızca başvuru yılını ilgilendirmez

Vatandaşlık makamları, başvurudan önceki son üç yıla ait gelir durumunu inceler. Resmî idari uygulamada tek başına başvuran kişi için yıllık asgari gelir eşiği 8.263,31 avro, eşin bakmakla yükümlü olunan kişi olması hâlinde ise 11.362,05 avro olarak esas alınır; ayrıca her ilave bakmakla yükümlü çocuk için 516 avro eklenir.

Aynı aile durum belgesinde yer alan bazı aile bireylerinin gelirleri de belirli koşullarla hesaba katılabilir. Ancak bu durumda ilgili aile bireylerinin gelirleri ve destek beyanları başvuru dosyasında doğru şekilde gösterilmelidir. Dolayısıyla yalnızca mevcut iş sözleşmesinin veya güncel maaşın yeterli olması, önceki yıllardaki gelir eksikliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

B1 düzeyinde İtalyanca bilgisi

İkamet yoluyla vatandaşlık başvurusunda, kural olarak Avrupa Ortak Dil Referans Çerçevesi’nin en az B1 düzeyine karşılık gelen İtalyanca bilgisi aranır. Dil şartının nasıl belgeleneceği, kişinin eğitim geçmişine ve sahip olduğu oturum statüsüne göre değişebilir. Kanunda öngörülen bazı istisna hâlleri dışında, tanınmış bir kurum tarafından verilen uygun dil sertifikasının başvuru dosyasına eklenmesi gerekir.

Bu aşamada sık karşılaşılan sorunlardan biri, kişinin İtalyanca konuşabiliyor olmasına rağmen mevzuatın kabul ettiği belgeyi sunmamasıdır. Vatandaşlık prosedüründe fiilî dil bilgisi ile bu bilginin usulüne uygun biçimde kanıtlanması aynı şey değildir.

Türk belgelerinde isim ve kimlik bilgilerinin uyumu önemlidir

Başvuru çevrim içi olarak yapılır ve doğum belgesi ile adli sicil belgesi gibi yabancı belgelerin, uygulanabilir uluslararası kurallara göre apostil veya gerekli tasdik işlemlerinden geçirilmiş ve İtalyancaya usulüne uygun biçimde çevrilmiş olması gerekir. Özellikle ad, soyad, doğum yeri ve doğum tarihi bilgilerinin İtalyan belgeleriyle yabancı belgelerde aynı şekilde görünmesi büyük önem taşır.

Evlenme nedeniyle soyadı değişen kişilerde, farklı alfabe kullanımlarında veya pasaport ile doğum belgesindeki yazım farklılıklarında ek belge gerekebilir. Küçük görünen bir kimlik uyuşmazlığı, dosyanın tamamlanmasını geciktirebilir veya idarenin ek açıklama istemesine yol açabilir.

Başvuru otomatik vatandaşlık hakkı doğurmaz

İkamet yoluyla vatandaşlık, bütün biçimsel şartların yerine getirilmesiyle otomatik olarak kazanılan bir statü değildir. İdare, ikamet süresi ve gelir yanında adli geçmişi, kamu güvenliği açısından değerlendirmeleri ve başvuranın İtalya’daki entegrasyonunu da dikkate alabilir. Bu nedenle “10 yıl dolduysa vatandaşlık kesinleşir” düşüncesi hukuken doğru değildir.

Başvuru için 250 avroluk katkı payı ve 16 avroluk damga vergisi öngörülmektedir. Başvuru tamamlandıktan sonra dosya çevrim içi vatandaşlık portalından takip edilir. Güncel düzenlemeye göre 20 Aralık 2020’den sonra sunulan başvurular için işlem süresi 24 ay olup, bu süre en fazla 36 aya kadar uzatılabilir. Bu dönemde portalda yer alan bildirimlerin, e-posta adresinin ve dijital bildirim kanallarının düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir.

Başvuru öncesi kontrol neden önemlidir?

Vatandaşlık dosyalarında en önemli hata, başvurunun yalnızca ikamet süresine bakılarak hazırlanmasıdır. Oysa on yıllık ikamet zinciri, gelir yılları, dil belgesi, adli sicil kayıtları ve yabancı belgelerdeki kimlik bilgileri birlikte değerlendirilmelidir. Eksiklik başvuru yapıldıktan sonra fark edildiğinde süreç uzayabilir; bazı durumlarda ise ret riski ortaya çıkabilir.

Bu nedenle özellikle uzun süre İtalya’da yaşamış, birden fazla belediyede ikamet etmiş, geçmişte oturum izni veya anagrafe kaydında kesinti yaşamış ya da Türkiye ile İtalya’daki belgelerinde farklı kimlik bilgileri bulunan kişilerin başvurudan önce dosyalarını bütüncül biçimde kontrol etmeleri yerinde olur.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

venerdì 11 settembre 2026

İtalya’da öğrenci oturum izninden çalışma iznine geçiş: kota bekleme zorunluluğu artık yok

İtalya’da öğrenci oturum izninden çalışma iznine geçiş: kota bekleme zorunluluğu artık yok

İtalya’da eğitim gören yabancılar açısından önemli bir değişiklik artık kalıcı bir uygulama haline gelmiştir: geçerli bir öğrenci, mesleki eğitim veya staj oturum izninin çalışma iznine çevrilmesi için yıllık “Decreto Flussi” kotasının açılmasını beklemek gerekmemektedir. Gerekli şartlar mevcutsa başvuru yılın herhangi bir döneminde yapılabilir.

Öğrenci oturum izni hangi çalışma imkânını verir?

İtalya’da eğitim amacıyla verilen oturum izni, sahibine sınırlı ölçüde çalışma hakkı da tanır. Genel kural olarak öğrenci, haftada en fazla 20 saat ve yılda toplam en fazla 1.040 saat bağımlı olarak çalışabilir. Bu sınırlar, eğitimin temel amaç olmaya devam etmesini ve çalışma faaliyetinin ikincil nitelikte kalmasını sağlamak için öngörülmüştür.

Ancak öğrenciye daha yoğun veya sürekli bir iş imkânı sunulması, mezuniyet sonrasında çalışma hayatına geçilmesi ya da kişinin mesleki faaliyetini esas yaşam amacı haline getirmek istemesi durumunda, mevcut oturum izninin çalışma amaçlı bir izne dönüştürülmesi gerekir.

Artık yıllık kota beklenmiyor

Geçmişte öğrenci oturum izninin çalışma iznine çevrilmesi, “Decreto Flussi” kapsamında ayrılan yıllık sayısal kotalara bağlıydı. Bu sistem, uygun bir iş bulmuş olan öğrencilerin dahi kota bulunmadığı için aylarca beklemesine veya başvuru yapamamasına yol açabiliyordu.

2023 yılında yapılan yasal değişiklikle bu sınırlama kaldırıldı. Bugün geçerli bir öğrenci, eğitim veya staj oturum izni, şartların bulunması halinde işçi olarak çalışma amacıyla veya serbest çalışma amacıyla yıl içinde herhangi bir zamanda dönüştürülebilir. Başka bir ifadeyle, bu işlem için belirli bir “click day” beklemek ya da Decreto Flussi kapsamında boş kota bulunup bulunmadığını araştırmak artık gerekli değildir.

Bağımlı çalışma iznine geçiş

Bir işveren tarafından işe alınacak kişi bakımından dönüşüm talebi, İçişleri Bakanlığının Portale Servizi ALI sistemi üzerinden, ikamet edilen ilin Sportello Unico per l’Immigrazione birimine iletilir. Başvuruda iş teklifinin ve çalışma ilişkisinin temel unsurlarının belgelenmesi gerekir. Kullanılacak elektronik form, başvuru sahibinin durumuna göre değişebilir; uygulamada öğrenci statüsünden bağımlı çalışmaya geçiş için VA veya, belirli durumlarda, V2 modelleri kullanılmaktadır.

İdare, iş ilişkisinin gerçekliğini, işverenin durumunu ve çalışma sözleşmesinin mevzuata uygunluğunu inceleyebilir. Bu nedenle yalnızca bir iş teklifi bulunması yeterli değildir; başvuru dosyasının sözleşme, işveren bilgileri ve istenen diğer belgeler bakımından eksiksiz hazırlanması önem taşır.

Serbest çalışma iznine geçiş de mümkündür

Öğrenci oturum izni yalnızca bağımlı çalışma için değil, serbest çalışma amacıyla da dönüştürülebilir. Bu durumda yapılacak mesleki veya ticari faaliyetin niteliğine göre gerekli ruhsat, izin, oda kaydı, mesleki yeterlilik veya mali kaynakların bulunduğunun gösterilmesi istenebilir. Serbest çalışma başvurularında Z veya belirli durumlarda Z2 formu kullanılmaktadır.

En önemli nokta: oturum izninin geçerlilik süresi

Kota şartının kaldırılmış olması, başvurunun süresiz olarak ertelenebileceği anlamına gelmez. Dönüşüm talebinin, kural olarak mevcut öğrenci veya eğitim oturum izni henüz geçerliyken yapılması gerekir. Bu nedenle mezuniyet, iş teklifi veya çalışma koşullarındaki değişiklik sonrasında işlemin son güne bırakılması ciddi risk yaratabilir.

Özellikle oturum izninin bitiş tarihi yaklaşmışsa, işverenle anlaşma sağlandıktan sonra gerekli belgelerin hızla hazırlanması ve elektronik başvurunun zamanında gönderilmesi gerekir. Portale Servizi ALI üzerinden gelen bildirimlerin düzenli kontrol edilmesi de önemlidir; çünkü ek belge talepleri ve Sportello Unico tarafından yapılacak çağrılar çoğu zaman bu sistem üzerinden tebliğ edilir.

Türk vatandaşları açısından pratik sonuç

İtalya’da üniversite, yüksek lisans, mesleki eğitim veya uygun bir eğitim programı için bulunan Türk vatandaşları açısından bu düzenleme önemli bir hukuki fırsattır. İtalya’da eğitim sırasında bir iş ilişkisi kurulmuşsa veya eğitim sonrasında iş teklifi alınmışsa, yıllık işçi giriş kotalarını beklemek çoğu durumda gerekli değildir.

Bu nedenle “Decreto Flussi açılmadı, çalışma iznine geçemem” düşüncesi artık öğrenci oturum izninin dönüşümü bakımından doğru değildir. Asıl değerlendirilmesi gereken hususlar, mevcut oturum izninin geçerliliği, yapılacak işin veya serbest faaliyetin hukuki şartları ve başvuru dosyasının zamanında ve eksiksiz hazırlanmasıdır.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia: Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da oturum izni kartını beklerken çalışmak: 2026’da başvuru makbuzunun sağladığı haklar

İtalya’da oturum izni kartını beklerken çalışmak: 2026’da başvuru makbuzunun sağladığı haklar

İtalya’da oturum izninin ilk kez düzenlenmesi, yenilenmesi veya başka bir izin türüne dönüştürülmesi her zaman kartın kısa sürede teslim edilmesiyle sonuçlanmaz. Ancak plastik kartın henüz basılmamış olması, başvurunun usulüne uygun biçimde yapılmış olması ve talep edilen oturum izninin çalışma hakkı vermesi halinde, yabancının çalışma hayatından dışlanması anlamına gelmez. 2025 ve 2026 yıllarında yapılan değişiklikler bu korumayı daha açık hale getirmiştir.

Başvuru makbuzu neden önemlidir?

İtalyan Göç Kanunu’nun 5. maddesinin 9-bis fıkrası uyarınca, oturum izninin ilk düzenlenmesi, yenilenmesi veya dönüştürülmesi için başvuruda bulunan yabancı, idarenin işlemi sonuçlandırmasını beklediği süre boyunca kural olarak İtalya’da yasal olarak kalmaya ve ilgili izin türünün sağladığı haklardan yararlanmaya devam eder. Bu hakların içinde çalışma hakkı da bulunmaktadır.

2025 tarihli düzenleme ile koruma yalnızca ilk izin ve yenileme süreçleriyle sınırlı bırakılmamış, izin türünün dönüştürülmesi için yapılan başvurulara da açık biçimde genişletilmiştir. Bu nedenle, örneğin çalışma hakkı veren bir izin türüne dönüştürme talebini usulüne uygun olarak sunan kişi, yalnızca yeni kart henüz çıkmadığı için çalışma imkanını kaybetmiş sayılmaz.

Bu süreçte temel belge, Questura veya yetkili posta sistemi tarafından verilen ve başvurunun yapıldığını gösteren ricevuta, yani başvuru makbuzudur. Kanun, çalışabilmek için mutlaka belirli bir biçimde düzenlenmiş özel bir makbuz aranmasını öngörmemekte; başvurunun gerçekten ve usulüne uygun şekilde sunulduğunu ispatlayan makbuzu esas almaktadır.

Yeni bir işveren sizi makbuzla işe alabilir mi?

Evet. Sırf oturum kartı henüz teslim edilmediği için işe alımın hukuken imkânsız olduğu söylenemez. İşveren, yabancı işçiyi işe almadan önce olağan zorunlu bildirimi yapmak zorundadır. Bağımlı çalışmada bu işlem UNILAV bildirimi ile gerçekleştirilir; ev hizmetlerinde ise gerekli bildirim INPS üzerinden yapılır.

İdarenin 2026 yılında yayımladığı güncel açıklamalara göre, UNILAV sisteminde oturum belgesinin durumu için “izin verilmesini bekliyor” veya “yenileme aşamasında” seçenekleri kullanılabilir. İlk izin başvurusu henüz sonuçlanmamışsa son kullanım tarihi bulunmayan bekleme durumu da belirtilebilir. Dolayısıyla işverenin hukuki yükümlülüğü, kartın fiziksel olarak mevcut olmasını beklemek değil, işe alımı doğru biçimde bildirmek ve yabancının başvuru sürecini belgeleyen makbuzu kontrol etmektir.

Makbuzun üzerinde yazılı süre dolarsa çalışma hakkı sona erer mi?

Bu nokta uygulamada özellikle önemlidir. Elektronik oturum izni başvurularında verilen bazı makbuzlarda dokuz aya kadar bir geçerlilik tarihi görülebilir. Ancak idari işlem bu süre içinde tamamlanmamışsa, makbuz üzerindeki tarihin dolması tek başına çalışma ilişkisinin sona ermesi anlamına gelmez. İçişleri Bakanlığı tarafından benimsenen uygulamaya göre, gecikme yabancıya yüklenemiyorsa ve dosya halen Questura tarafından inceleniyorsa çalışma ilişkisi devam edebilir. Yabancının ise çağrılara ulaşılabilir olması ve kesin oturum kartı verildiğinde bunu işverene ibraz etmesi gerekir.

2026’da Questura için yeni süreler

4 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe giren 16 Nisan 2026 tarihli ve 83 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, AB 2024/1233 sayılı Direktifi İtalyan hukukuna aktarmıştır. Yeni düzenlemeye göre tek çalışma izni kapsamındaki ilk düzenleme başvurularında Questura, başvuru tamamlandıktan sonra oturum iznini kural olarak 30 gün içinde düzenlemelidir. Yenilemeler ve nulla osta gerektirmeyen olağan izin işlemleri bakımından ise yasal idari süre 90 gün olarak belirlenmiştir.

Bu sürelerin varlığı, uygulamada her dosyanın mutlaka aynı süre içinde sonuçlanacağı anlamına gelmez. Buna karşılık idarenin gecikmesi, yabancının usulüne uygun başvuru yapmış olması halinde kendiliğinden çalışma hakkını ortadan kaldırmaz. Kanunun amacı tam tersine, bürokratik gecikmenin düzenli çalışan kişiyi kayıt dışı çalışmaya veya iş kaybına sürüklememesidir.

Başvurunun reddedilmesi halinde ne olur?

Başvuru beklemedeyken sağlanan çalışma hakkı, olumlu bir sonuç garantisi değildir. Questura oturum izninin verilmesini, yenilenmesini veya dönüştürülmesini reddederse, yalnızca makbuza dayanarak çalışma hakkının devam ettiği varsayılamaz. Bu aşamada ret kararının gerekçesi, tebliğ tarihi ve başvurulabilecek hukuki yol dikkatle incelenmelidir; çünkü bazı durumlarda yargı yoluna başvurulması ve kararın etkilerinin durdurulmasının istenmesi mümkün olabilir.

Pratik olarak hangi belgeler saklanmalıdır?

Oturum kartını bekleyen bir kişinin başvuru makbuzunu, süresi dolmuş olsa bile önceki oturum kartının aslını veya kopyasını, pasaportunu, varsa Questura randevu veya çağrı belgelerini ve çalışma ilişkisine ilişkin UNILAV ya da INPS bildirimlerini birlikte saklaması önemlidir. Bir işveren, banka, kamu kurumu veya başka bir idare kartın henüz çıkmadığını gerekçe göstererek işlem yapmakta tereddüt ederse, başvurunun devam ettiğini kanıtlayan bu belgeler hukuki durumun açıklanmasında temel rol oynar.

Sonuç olarak, İtalya’da oturum izni prosedürünün uzun sürmesi ile yabancının hukuki statüsünü birbirinden ayırmak gerekir. Başvuru zamanında ve usulüne uygun yapılmışsa, ilgili izin çalışma hakkı veriyorsa ve dosya henüz kesin olarak reddedilmemişse, kartın fiziksel olarak elde bulunmaması tek başına düzenli çalışmaya engel değildir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da AB Mavi Kartı 2026: Türk uzmanlar için kota dışı çalışma yolu

İtalya’da yüksek nitelikli bir işte çalışmak isteyen Türk vatandaşları için AB Mavi Kartı (Carta Blu UE), klasik Decreto Flussi kotalarına bağlı olmayan ve 2026 yılında daha da hızlandırılmış bir yasal giriş yoludur. Özellikle üniversite mezunları, teknik uzmanlar, mühendisler, bilişim profesyonelleri ve uzun mesleki deneyime sahip çalışanlar bakımından bu sistem, İtalya’ya iş amacıyla gelmenin en önemli alternatiflerinden biridir.

AB Mavi Kartı neden farklıdır?

AB Mavi Kartı, İtalya Göç Kanunu’nun 27-quater maddesinde düzenlenen, yüksek nitelikli çalışanlara yönelik özel bir oturum ve çalışma iznidir. En önemli özelliği, yıllık Decreto Flussi kotalarının dışında işlemesidir. Bu nedenle işverenin belirli bir “click day” tarihini beklemesi veya o yıl için ayrılan kotada yer bulması gerekmez. Gerekli koşullar mevcutsa başvuru yıl içinde yapılabilir.

Bu husus özellikle Türkiye’de yaşayan ve İtalya’dan somut bir iş teklifi alan nitelikli çalışanlar açısından önemlidir. Normal işçi girişlerinde kota ve başvuru takvimi belirleyici olabilirken, Mavi Kart prosedüründe esas olan işin yüksek nitelik gerektirmesi, çalışanın gerekli eğitim veya mesleki deneyimi taşıması ve teklif edilen sözleşmenin yasal şartlara uygun olmasıdır.

Üniversite diploması her zaman zorunlu değildir

Mavi Kart sisteminin güncel yapısı yalnızca üniversite mezunlarına açık değildir. Başvuru sahibi, en az üç yıllık yükseköğrenim veya uygun bir yüksek mesleki yeterlilik belgesiyle gerekli niteliği kanıtlayabilir. Bunun yanında, belirli durumlarda eğitim belgesi yerine ilgili meslek veya sektörde en az beş yıllık nitelikli mesleki deneyim de yeterli olabilir.

Bilgi ve iletişim teknolojileri alanındaki yönetici ve uzmanlar için daha özel bir düzenleme vardır: başvurudan önceki yedi yıl içinde edinilmiş en az üç yıllık ilgili mesleki deneyim, gerekli yüksek mesleki yeterliliğin kanıtlanmasında kullanılabilir. Bu nedenle, özellikle yazılım, bilişim, ağ sistemleri, veri, siber güvenlik ve benzeri alanlarda çalışan kişilerin sadece diploma durumuna bakarak Mavi Kart seçeneğini dışlamaması gerekir.

İş teklifinin süresi ve ücret şartı

İtalyan işverenin en az altı ay süreli bir iş sözleşmesi teklifi veya bağlayıcı iş teklifi sunması gerekir. Teklif edilen iş, başvurucunun yüksek mesleki niteliğini gerektiren bir faaliyet olmalıdır. Ücret ise hem uygulanabilir ulusal toplu iş sözleşmesindeki seviyenin altında olamaz hem de mevzuatta öngörülen yıllık brüt ücret eşiğini karşılamalıdır.

Ücret eşiği sabit ve yıllarca değişmeyen bir rakam olarak değerlendirilmemelidir; uygulamada ISTAT tarafından yayımlanan en güncel yıllık ortalama brüt ücret verileri esas alınır. Bu nedenle başvuru hazırlanırken geçmiş yıllara ait internet bilgileriyle hareket etmek yerine, başvuru tarihindeki güncel eşiğin ve uygulanacak toplu iş sözleşmesinin kontrol edilmesi gerekir.

Türkiye’de alınan diploma ve belgeler nasıl kullanılmalıdır?

Türkiye’de düzenlenen eğitim ve mesleki belgelerin İtalya’daki başvuruda kullanılabilmesi için belge türüne göre usulüne uygun tasdik ve İtalyanca tercüme gerekir. Yükseköğretim diploması bakımından ayrıca İtalyan diplomatik makamlarınca düzenlenen “Dichiarazione di Valore” veya koşulları mevcutsa CIMEA tarafından verilen karşılaştırılabilirlik ve doğrulama belgeleri kullanılabilir.

Mesleki deneyim üzerinden başvuru yapılacaksa, yalnızca genel bir özgeçmiş çoğu zaman yeterli değildir. Çalışılan sektörün, görevin ve deneyim süresinin somut biçimde ortaya konulabilmesi için önceki iş sözleşmeleri, maaş bordroları ve gerektiğinde işveren beyanları önem taşır. Düzenlemelerin amacı, ileri sürülen yüksek mesleki niteliğin objektif belgelerle doğrulanabilmesidir.

2026’da nulla osta için 30 günlük süre

2026 bakımından önemli yeniliklerden biri prosedür süresinin kısaltılmış olmasıdır. 2 Aralık 2025 tarihli 182 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin ardından, Mavi Kart için gerekli çalışma nulla osta’sının verilmesine ilişkin yasal süre 30 güne indirilmiştir. Başvuru işveren tarafından yetkili Sportello Unico per l’Immigrazione üzerinden yapılır ve dosyanın eksiksiz olması büyük önem taşır.

Olumlu karar sonrasında, Türkiye’de bulunan çalışan yetkili İtalyan diplomatik-konsolosluk makamına çalışma vizesi için başvurur. Kişi zaten İtalya’da yasal olarak başka bir nedenle bulunuyorsa, kanunun izin verdiği durumlarda Mavi Kart prosedürü İtalya içinden de yürütülebilir. Güncel düzenlemeler, mevsimlik çalışanlar, uluslararası koruma sahipleri ve bazı araştırma veya şirket içi transfer izinlerine sahip yabancılar bakımından da önceki sisteme göre daha geniş bir erişim alanı sağlamaktadır.

19 Haziran 2026’dan itibaren dijital sözleşme işlemleri

İçişleri Bakanlığı hizmet portalında 19 Haziran 2026’dan itibaren Mavi Kart başvurularına ilişkin oturum sözleşmesinin elektronik olarak imzalanıp gönderilmesine imkân veren yeni işlev devreye alınmıştır. İşçi İtalya’ya geldikten sonra işveren, giriş bilgilerini portalın ilgili bölümüne kaydeder ve daha sonra kendisine PEC yoluyla iletilen belgeleri imzalayıp elektronik olarak Sportello Unico’ya gönderir.

Çalışanın imzasının mutlaka dijital olması gerekmez; mevzuat ve güncel portal uygulaması, çalışanın el yazısıyla imzalamasına da imkân tanımaktadır. Bununla birlikte, girişten sonraki işlemlerin zamanında tamamlanması gerekir. Vize alınmış olması tek başına prosedürün bütün aşamalarının tamamlandığı anlamına gelmez; sözleşme, oturum izni ve ilgili bildirimler birbirini takip eden hukuki aşamalardır.

İşveren değişikliği mümkündür, ancak ilk yıl özel kurallara tabidir

Mavi Kart sahibinin İtalya’daki ilk on iki aylık yasal çalışması sırasında başka bir yüksek nitelikli işe geçmesi mümkündür; ancak işveren değişikliği önceden yetkili Ispettorato Territoriale del Lavoro’nun değerlendirmesine tabidir. Buna karşılık, Mavi Kart sahibi gerekli izin ve mesleki koşulları karşılamak kaydıyla yüksek nitelikli ücretli işiyle paralel olarak bağımsız çalışma faaliyeti de yürütebilir.

İşin kaybedilmesi de her durumda oturum hakkının aynı gün sona erdiği anlamına gelmez. Mavi Kart düzenlemesi, belirli koşullarla yeni bir yüksek nitelikli iş aramak için hukuki koruma sağlar. Ancak iş değişikliği, işsizlik süresi ve kartın yenilenmesi somut dosyanın özelliklerine göre birlikte değerlendirilmelidir.

Türk vatandaşları açısından pratik sonuç

İtalya’dan nitelikli bir iş teklifi alan Türk vatandaşları için ilk soru yalnızca “Decreto Flussi kotası açık mı?” olmamalıdır. İşin niteliği, çalışanın diploması veya mesleki deneyimi ve teklif edilen ücret uygun ise, Mavi Kart çoğu zaman kota sisteminden bağımsız ve daha öngörülebilir bir seçenek oluşturabilir. Özellikle mühendislik, teknoloji, bilişim, teknik uzmanlık ve yüksek mesleki deneyim gerektiren alanlarda bu yolun baştan değerlendirilmesi, yanlış bir prosedüre girilmesini ve aylarca gereksiz beklenmesini önleyebilir.

Başvuru öncesinde eğitim veya deneyim belgelerinin uygun biçimde hazırlanması, ücret eşiğinin güncel veriler üzerinden kontrol edilmesi ve işverenin Sportello Unico prosedürünü doğru model üzerinden başlatması belirleyici önemdedir. Mavi Kart hızlı ve avantajlı bir sistemdir; ancak bu avantaj, dosyanın hukuken doğru kurulmasına bağlıdır.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’ya kısa süreli seyahatte EES: Türk vatandaşları için 90/180 gün, biyometri ve 6 Ekim 2026 uyarısı

İtalya’ya kısa süreli seyahatte EES: Türk vatandaşları için 90/180 gün, biyometri ve 6 Ekim 2026 uyarısı

10 Nisan 2026’dan itibaren Giriş/Çıkış Sistemi (EES), Schengen dış sınırlarında kısa süreli seyahat eden üçüncü ülke vatandaşları bakımından tam olarak uygulanıyor. Türk vatandaşları açısından bu değişiklik özellikle önemlidir: kısa süreli Schengen vizesiyle İtalya’ya giriş ve çıkışlar artık pasaport damgalarından ziyade elektronik kayıtlar üzerinden takip ediliyor.

EES kimlere uygulanıyor?

EES, Schengen alanına 180 günlük herhangi bir dönem içinde en fazla 90 gün süreyle gelen üçüncü ülke vatandaşlarını kapsar. Türk vatandaşları kural olarak kısa süreli Schengen vizesine tabi olduklarından, turizm, aile ziyareti veya kısa süreli iş seyahati amacıyla İtalya’ya geldiklerinde sistem kapsamındadır. Buna karşılık İtalya veya başka bir Schengen ülkesi tarafından verilmiş geçerli oturum izni ya da uzun süreli ulusal vize sahipleri EES kapsamında değerlendirilmez.

Sınırda hangi bilgiler kaydediliyor?

İlk kayıt sırasında seyahat belgesi bilgileri, giriş veya çıkış tarihi ve yeri ile biyometrik veriler sisteme işlenir. EES; yüz görüntüsü ve, uygulanabilir olduğu ölçüde, parmak izi verilerini kullanarak sonraki geçişlerde kimlik doğrulamasını kolaylaştırır. Sistem ayrıca giriş reddi kararlarını ve izin verilen kalış süresinin aşılması ihtimalini de elektronik olarak izler.

90/180 kuralı değişmedi

EES yeni bir oturum hakkı yaratmaz ve Schengen’in temel kısa süreli kalış kuralını değiştirmez. Bir kişi, 180 günlük hareketli dönem içinde Schengen alanında toplam en fazla 90 gün kalabilir. İtalya’da geçirilen günler, aynı dönemde Fransa, Almanya, Hollanda veya EES’yi kullanan diğer Schengen ülkelerinde geçirilen kısa süreli kalışlarla birlikte hesaplanır. Bu nedenle yalnızca İtalya’da geçirilen günleri saymak hukuken yeterli değildir.

Pasaport damgasına güvenmek artık yeterli değil

10 Nisan 2026’dan sonra EES’nin tam olarak faaliyete geçmesiyle birlikte kısa süreli giriş ve çıkışların temel kaydı elektronik hale geldi. Bu durum, özellikle sık seyahat edenler bakımından önemli bir pratik sonuç doğurur: kişinin pasaportundaki damgalara bakarak kalan gün sayısını güvenli biçimde hesaplaması artık mümkün olmayabilir. Seyahat tarihleri ayrıca kişisel olarak da saklanmalı ve 90/180 hesabı dikkatle yapılmalıdır.

Çevrim içi EES aracı ve 6 Ekim 2026’ya kadar önemli uyarı

Avrupa Birliği, kişinin EES ülkelerinde kaç gün daha kalabileceğini kontrol etmeye yarayan çevrim içi bir doğrulama aracı sunmaktadır. Ancak resmi bilgilendirmeye göre, 6 Ekim 2026 tarihi dahil olmak üzere önemli bir geçiş dönemi uyarısı vardır: 12 Ekim 2025 ile 9 Nisan 2026 arasında tek girişli veya çift girişli bir vizenin izin verdiği girişlerden biri kullanılmışsa, bu kullanım EES’ye kaydedilmemiş olabileceğinden sistemde görünen “OK” sonucu tek başına güvenilir olmayabilir. Böyle bir durumda vizedeki giriş sayısı, eski pasaport damgaları ve fiilî seyahat geçmişi birlikte değerlendirilmelidir.

Süre aşımı neden daha görünür hale geldi?

EES’nin temel işlevlerinden biri, izin verilen kısa süreli kalış süresini aşan kişileri elektronik kayıtlar üzerinden tespit etmektir. Geçmişte eksik veya okunaksız damgalar nedeniyle ortaya çıkabilen belirsizlikler artık önemli ölçüde azalacaktır. Vize süresinin veya 90/180 kuralının aşılması; ileride yapılacak vize başvurularında, sınır kontrollerinde ve gerektiğinde geri dönüş işlemlerinde olumsuz sonuç doğurabilir.

Türkiye’den İtalya’ya seyahat edecekler ne yapmalı?

Seyahatten önce yalnızca vizenin son geçerlilik tarihine bakılmamalıdır. Vizenin tek, çift veya çok girişli olup olmadığı, izin verilen toplam kalış süresi, son 180 gün içindeki Schengen seyahatleri ve EES kayıtları birlikte kontrol edilmelidir. Özellikle çok sık seyahat eden kişiler, her giriş ve çıkış tarihini ayrıca muhafaza etmeli; uzun süreli vize veya oturum iznine sahip olanlar ise sınırda bu belgeyi pasaportlarıyla birlikte ibraz etmeye hazır olmalıdır.

EES sınır kontrolünü dijitalleştirmiştir; fakat kişinin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmamıştır. Türk vatandaşları açısından en güvenli yaklaşım, her seyahatten önce hem vize şartlarını hem de 90/180 günlük kalış hesabını ayrı ayrı kontrol etmektir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da eğitimden işe doğrudan geçiş: 2026’da yurt dışında eğitim alan işçiler için kota dışı çalışma yolu

İtalya, 2026 yılında yurt dışında mesleki ve yurttaşlık-dil eğitimi tamamlayan yabancı işçiler için önemli ölçüde güçlendirilmiş bir yasal ç...