giovedì 5 novembre 2026

Bologna İdare Mahkemesine göre: Oturma sözleşmesi portala yüklenmedi diye çalışma dosyası savunma alınmadan otomatik kapatılamaz

Bologna İdare Mahkemesine göre: Oturma sözleşmesi portala yüklenmedi diye çalışma dosyası savunma alınmadan otomatik kapatılamaz

İtalya'da decreto flussi kapsamında işveren tarafından çalışma izni alınması, ardından işçinin vizeyle ülkeye girmesi, sürecin tamamlandığı anlamına gelmez. İşverenle işçi, girişten sonraki işlemler çerçevesinde contratto di soggiorno olarak bilinen oturma ve çalışma sözleşmesini imzalamalı, sözleşme ilgili idari sisteme zamanında iletilmelidir. Peki sözleşme gerçekte imzalanmış, fakat aracı tarafından elektronik portala yüklenmesi tamamlanmamışsa, başvuru otomatik olarak kapatılabilir mi?

Emilia-Romagna Bölge İdare Mahkemesi Birinci Dairesi, 11 Mart 2026 tarihli ve 409 sayılı kararında bu sorunu inceledi. Mahkeme, idarenin bilgisayar sisteminin otomatik işleyişinin kanunda tanınan savunma imkânını ortadan kaldıramayacağını ve başvuru sahiplerine gecikmenin kendilerine yüklenemeyeceğini açıklama fırsatı tanınması gerektiğini belirtti.

Somut olay: Vizeyle giriş yapılmış, sözleşme de imzalanmıştı

Bir işveren, 7 Şubat 2025 tarihinde ev hizmetlerinde çalıştırmak üzere yabancı bir işçi için çalışma izni başvurusunda bulundu. Gerekli nulla osta verildi. İşçi vizesini alarak 4 Ekim 2025 tarihinde İtalya'ya giriş yaptı.

Valilik tarafından hazırlanan oturma sözleşmesi işveren ve işçi tarafından imzalandı ve elektronik sisteme gönderilmesi için bir aracıya teslim edildi. Ne var ki sözleşmenin sisteme yüklenmesi tamamlanmadı. Bologna Valiliği bünyesindeki Sportello Unico per l'Immigrazione, kanuni sürede dijital imzalı sözleşme alınmadığı gerekçesiyle başvurunun arşivlenmesine karar verdi.

İşçi bu işlemi mahkemeye taşıdı. Sözleşmenin gerçekten imzalandığını, gönderim aksaklığının kendisine yüklenemeyeceğini ve bir ön bildirim yapılması durumunda sorunun açıklanabileceğini savundu. İdare ise uygulamanın otomatik çalıştığını, süre dolduğunda dosyanın sistem tarafından kapatıldığını ve bu aşamada ön bildirim yapılmasının yazılımda öngörülmediğini belirtti.

Kanundaki on beş günlük süre ve önemli istisna

Mahkeme, 286/1998 sayılı İtalya Göç Kanunu'nun 22. maddesinin 5-ter ve 6. fıkralarını inceledi. Hükmün karar tarihinde uygulanan metnine göre, işçi İtalya'ya girdikten sonra on beş gün içinde tarafların oturma sözleşmesini gereken imza şekliyle tamamlaması ve işverenin sözleşmeyi elektronik olarak ilgili ofise iletmesi öngörülüyordu.

Sürenin kaçırılması bazı durumlarda nulla osta bakımından ret veya geri alma sonucuna yol açabilir. Ancak kanun önemli bir istisna da tanır: gecikmenin mücbir sebepten veya işçiye yüklenemeyecek nedenlerden kaynaklandığı hâller aynı şekilde değerlendirilemez. İşte davanın sonucunu belirleyen nokta buydu.

Bu istisnanın anlamlı olması için tarafların idarenin sözleşmeyi almadığını öğrenebilmesi gerekir. Bilgi verilmeyen işçi, gecikmenin hangi nedenle oluştuğunu ve kusurun kendisine ait olmadığını nasıl açıklayabilir? Mahkeme, yasal istisnanın fiilen kullanılmasına imkân verecek bir usulün gerekli olduğuna işaret etti.

«Sistem otomatik» savunması neden yeterli olmadı?

Valilik, yönetim yazılımının süre geçince dosyayı otomatik olarak kapattığını ve ön bildirim düzenlemediğini savundu. TAR ise bir bilgi işlem sisteminin tasarımının kanun hükümlerinden üstün olamayacağını belirtti.

Kanun, gecikmenin haklı veya işçiye yüklenemeyen bir nedeni olabileceğini kabul ettiği için, ilgililerin bu konuda görüş ve delil sunabilmeleri gerekir. Bir yazılımın belirli bir bildirimi üretmemesi, idarenin hukuki değerlendirme yapma görevini ortadan kaldırmaz.

Bu, yalnızca teknik bir portal sorunu değildir. İşçi daha önce verilen izne dayanarak İtalya'ya giriş yapmıştır. Dosyanın sonlandırılması, oturma izninin alınmasına kadar uzanan hukuki süreci etkiler. Dolayısıyla karar, kişinin statüsü açısından ciddi sonuçlar taşır.

Mahkeme hangi sonuca ulaştı?

TAR, tarafların imzaladığı sözleşmenin idareye ulaşmadığının kendilerine bildirilmediğini ve bu nedenle gecikmenin yüklenebilir olup olmadığına ilişkin belgeler sunamadıklarını tespit etti. Sonuç olarak davayı kabul etti ve arşivleme işlemini iptal etti.

Mahkeme, idarenin işlemleri yeniden başlatması ve gerekli kanuni koşulların varlığına göre sonuçlandırması gerektiğini belirtti. Yargılama giderleri karşılıklı olarak taraflar üzerinde bırakıldı.

Karar, işçinin otomatik olarak oturma iznine hak kazandığını söylemiyor. Mahkeme, idari işlemin usulüne uygun olarak yeniden yürütülmesini ve kanunun öngördüğü istisnanın gerçekten değerlendirilebilmesini sağladı. Sürenin her koşulda önemsiz olduğu veya aracıların her hatasının mutlaka mazur görüleceği sonucuna varılmamalıdır.

İşçi ve işveren için uygulanabilir beş önlem

1. İtalya'ya giriş tarihini kesin olarak belgeleyin. Pasaport damgası, seyahat kaydı ve vize belgeleri, kanunda belirtilen sürenin hesaplanmasında önemlidir. İlgili dönem için geçerli olan kurallar ayrıca kontrol edilmelidir.

2. İmzalı sözleşmeyle elektronik gönderim kaydını ayrı saklayın. Tarafların sözleşmeyi imzalamış olması ile sistemin belgeyi kabul etmiş olması aynı olgu değildir. İmzalı dosyanın yanı sıra portaldan alınan gönderim, protokol veya kabul kayıtları da korunmalıdır.

3. Aracı kullanılıyorsa yüklemenin tamamlandığını doğrulayın. Bir patronato, danışman veya başka bir aracı aracılığıyla işlem yapılması faydalı olabilir; fakat yalnızca «gönderdik» şeklindeki sözlü bilgiye dayanılmamalıdır. Gerekli belgenin hangi tarihte ve hangi sistemde alındığını gösteren kanıt talep edilmelidir.

4. Olumsuz bildirim geldiğinde gecikmenin nedenini belgeleyin. Teknik aksaklık, mücbir sebep veya işçiye yüklenemeyecek başka bir olay ileri sürülüyorsa, ekran görüntüleri, yazışmalar, hizmet kayıtları ve belgelerin hazırlık tarihleri gibi somut deliller önem taşır. Bu unsurların varlığı sonucun otomatik olarak olumlu olacağını garanti etmez, fakat değerlendirme yapılmasını sağlayabilir.

5. Dosya kapatılmışsa işlemin hukuki niteliğini tespit edin. İdarenin archiviazione, diniego veya revoca adını kullandığı işlemler farklı sonuçlar doğurabilir. Başvurunun hangi kararla sonlandırıldığı, tebliğ tarihi, mahkeme yolu ve itiraz süresi somut belge üzerinden incelenmelidir.

Bu karar bütün decreto flussi dosyalarına aynı şekilde uygulanır mı?

Hayır. İncelenen olayda sözleşme taraflarca fiilen imzalanmış, ancak yükleme aşamasında aksaklık oluşmuştu; üstelik ilgililere bu aksaklığı açıklama imkânı verilmemişti. Sözleşmenin hiç yapılmadığı, işverenin artık var olmadığı, sahte belge kullanıldığı veya işçinin gerekli koşulları taşımadığı durumlar farklı sonuçlar doğurabilir.

Kararın asıl değeri, otomatik idari kararların da kanunda yer alan istisnaları ve usul güvencelerini dikkate almak zorunda olduğunu göstermesidir. Dijital başvuru sistemleri işlemleri hızlandırabilir; fakat idareyi somut olayı araştırma ve doğru hukuki sonucu uygulama yükümlülüğünden kurtarmaz.

İncelenen karar ve kaynak: TAR Emilia-Romagna, Birinci Daire, 11 Mart 2026, karar no. 409/2026; Başkan Carpentieri, raportör Falferi. Kararın tam İtalyanca metni (EIUS). Başlıca hükümler: 286/1998 sayılı Kanun Hükmünde Karar, madde 22, fıkra 5-ter ve fıkra 6; 241/1990 sayılı Kanun'un idari katılıma ilişkin hükümleri.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) önünde dava takip etme yetkisine sahip avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline 280782895721-36 numarasıyla göç ve iltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Roma İdare Mahkemesine göre: SIS gerekçeli vize reddi iptal edildiği halde idare kararı uygulamıyorsa ne yapılır?

Roma İdare Mahkemesine göre: SIS gerekçeli vize reddi iptal edildiği halde idare kararı uygulamıyorsa ne yapılır?

İtalya'da eğitim görmek isteyen bir yabancı, vize başvurusu Schengen Bilgi Sistemi'ndeki (SIS) kayıt yüzünden reddedildiğinde idari yargıda haklı çıkabilir. Fakat mahkemenin ret kararını iptal etmesi, konsolosluğun ertesi gün vizeyi vereceği anlamına gelmez. İdare, mahkemenin belirlediği hukuki çerçeveye uygun biçimde yeniden karar vermekle yükümlüdür. Lazio Bölge İdare Mahkemesi Roma Beşinci Quater Dairesinin 9 Ekim 2026 tarihli 15823 sayılı kararı, bu yükümlülük yerine getirilmediğinde başvurulabilecek giudizio di ottemperanza, yani mahkeme kararının yerine getirilmesini sağlama davasını somut bir SIS uyuşmazlığında ele alıyor.

İlk davadaki sorun: SIS kaydının yanlış kişiyle ilişkilendirilmesi

Başvurucu, Salerno Üniversitesindeki bir lisans programına katılmak üzere İtalya'nın İslamabad Büyükelçiliğinden eğitim vizesi istemişti. Önceki davada mahkeme, vize reddinin dayanağı olarak gösterilen SIS kaydının kimlik bakımından ciddi bir soru işareti taşıdığını belirlemişti: kayıt Afgan uyruklu bir kişiyle bağlantılıyken başvurucu Pakistan vatandaşıydı.

Önceki hükümde ayrıca, kaydı bildiren devlet olan Norveç ile 2018/1861 sayılı AB Tüzüğü'nün 27. maddesindeki danışma usulünün işletilmediği ve kimliğin karşılaştırılmasına yönelik parmak izi incelemesinin yapılmadığı tespit edilmişti. Dolayısıyla yalnızca ekranda görülen SIS kaydının varlığından hareketle yapılan ret, gerekli araştırmanın yerini tutmuyordu.

Burada iki farklı iddiayı ayırmak gerekir. Bir kayıt yanlış kişiye ait olabilir; bunun saptanması, sınır ve vize işlemlerinde kimlik doğrulamasının ne kadar önemli olduğunu gösterir. Ancak her SIS kaydının yanlış olduğunu varsaymak da doğru değildir. Hangi ülkenin hangi hukuki gerekçeyle veri girdiği ve kayıtla başvurucunun gerçekten aynı kişi olup olmadığı belgelerle belirlenmelidir.

İptal kararından sonra on üç ay geçmesine rağmen neden yeni dava açıldı?

Önceki iptal hükmünün ardından idarenin başvuruyu yeniden inceleyip mahkemenin belirlediği ilkeleri uygulaması gerekiyordu. Buna karşılık, on üç ay geçmesine rağmen yeniden inceleme nihai bir kararla sonuçlandırılmadı. Başvurucu bunun üzerine önceki hükmün uygulanmasını talep etti. İdare, işlemlere başladığını ve kararın yakın olduğunu bildirse de dosyada yargı hükmünü gerçekten yerine getiren bir son işlem ortaya konulamadı.

Başvurucu, mahkemeden yalnızca yeni incelemenin yapılmasını değil, doğrudan vizenin verilmesini de istedi. İşte 15823/2026 sayılı kararın pratik önemi bu iki taleple ilgili değerlendirmede yatıyor.

Mahkeme ne emretti?

Roma TAR'ı, mahkeme kararının gereğinin yapılmadığı sonucuna vararak başvuruyu kısmen kabul etti. Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığına, yeni başvuru istemeden mevcut vize dosyasını yeniden değerlendirmesi ve kararın tebliği veya bildiriminden itibaren otuz gün içinde işlemi sonuçlandırması için emir verdi.

Mahkeme, gerekli ek incelemelerin yapılabileceğini kabul etmekle birlikte, bunların önceki hükmün bağlayıcı sonuçlarına uygun yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle SIS kaydının hangi kişiyle ilgili olduğu, ilgili devletle danışma ve dosyadaki kimlik bilgilerinin karşılaştırılması önemini koruyordu.

İdarenin yine işlem yapmaması ihtimaline karşı, Dışişleri Bakanlığının Vize Birimi yöneticisini commissario ad acta olarak belirledi: idareye tanınan otuz günlük sürenin sonunda hâlâ karar alınmazsa, bu görevli takip eden otuz gün içinde gerekli işlemleri gerçekleştirecekti.

Gecikmenin ayrıca parasal sonucu var mı?

Mahkeme, İtalyan İdari Yargılama Kanunu'nun 114. maddesinin 4. fıkrasının (e) bendi kapsamında bir gecikme yaptırımı da kararlaştırdı. İdareye tanınan otuz günlük sürenin bitiminden sonra karar verilinceye kadar günlük 5 avro tutarında ödeme öngörüldü. Ayrıca Bakanlık aleyhine yargılama giderlerine karar verildi.

Bu miktar, her gecikme dosyasında otomatik olarak ödenecek sabit bir tazminat değildir. Mahkeme, ilgili davanın koşullarını ve devam eden uyumsuzluğu değerlendirerek belirli bir parasal yaptırım uygulamıştır. Başka dosyalarda yaptırımın koşulları ve miktarı farklı olabilir.

Mahkeme neden vizenin hemen verilmesine hükmetmedi?

Önceki karar SIS kaydına ilişkin incelemenin eksikliğini ortaya koymuştu. Buna karşılık, vize başvurusuna ilişkin bütün koşulları kesin biçimde hükme bağlamamıştı. Bu nedenle mahkeme, henüz idarenin takdirine bırakılmış konular bulunduğunu değerlendirerek vizenin doğrudan verilmesini emretmedi.

Önemli ayrım şudur: Ret kararının iptali ile istenen vizenin kesin biçimde hak edilmiş olması aynı sonuç değildir. İdare yeniden karar verebilir; fakat daha önceki hükmü dolanamaz. Kararda, 241/1990 sayılı Kanun'un 10-bis maddesi bağlamında, iptal edilmiş işlemden önceki araştırmada zaten ortaya çıkmış olumsuz nedenlerin yeni karar aşamasında ilk kez ileri sürülemeyeceği de hatırlatıldı.

SIS ile ilgili bir vize uyuşmazlığında nasıl hareket edilmeli?

Birinci adım, önceki mahkeme kararını ve tebliğ tarihlerini dosyalamaktır. Hükümde idareye hangi somut araştırmaların emredildiğini belirlemek gerekir. “Vize reddi iptal edildi” cümlesi tek başına yeterli değildir; gerekçe ve hüküm birlikte okunmalıdır.

İkinci adım, kimliği gösteren tüm belgeleri korumaktır. Pasaport, vize başvurusu, doğum tarihi, uyruk, varsa biyometrik verilerle ilgili resmi kayıtlar ve SIS başvuru cevapları, başka bir kişiyle karışıklık iddiasının somut olarak açıklanmasına yardım eder.

Üçüncü adım, SIS verilerine erişim ve düzeltme hakkını ayrı değerlendirmektir. Avrupa Komisyonunun açıkladığı kurallar uyarınca kişilerin kendileriyle ilgili SIS verilerine erişim, hatalı verilerin düzeltilmesi ve hukuka aykırı kayıtların silinmesi için başvuru hakları vardır. Ancak bir mahkeme hükmünü uygulatma davası ile kaydı giren devlet nezdindeki veri düzeltme başvurusu aynı süreç değildir. Bir kaydın silindiği, ancak yetkili makamın açıklamasıyla doğrulanabilir.

Dördüncü adım, gecikmenin neden olduğu somut zararı belgelemektir. Üniversite kayıt tarihleri, öğrenim ücretleri, konaklama ve akademik takvim önem taşıyabilir. İncelenen davada da uzayan işlemler yüzünden üniversiteye kayıt olanağının kaybedilmesi ihtimaline dikkat çekilmiştir; fakat mahkeme bu dosyada genel ve otomatik bir zarar tazminatı hükmü vermemiştir.

Beşinci adım, uygulanmayan karar için doğru yargısal yolu seçmektir. Kesinleşmiş veya icrası gerekli bir idari yargı hükmü varsa, koşulları oluştuğunda ottemperanza davasıyla uygulanmasını istemek mümkün olabilir. Başvuru usulü ve gereken belgeler somut hükme göre belirlenmelidir.

Bu kararın sınırları

Uyuşmazlık, eğitim vizesine ilişkin önceki yargı kararının yerine getirilmemesi hakkındadır. Her SIS kaydının girişe engel olamayacağı, her öğrencinin doğrudan vizeye hak kazanacağı veya her yargı kararından sonra aynı sürelerin işleyeceği sonucu çıkarılmamalıdır. Somut davanın gösterdiği nokta, idarenin hukuka aykırı bulunan bir kararı sürüncemede bırakamayacağı ve yargı hükmünün uygulanmasını sağlayan ek araçların bulunduğudur.

İncelenen karar: TAR Lazio – Roma, Beşinci Quater Daire, 9 Ekim 2026 tarihli ve 15823/2026 sayılı karar, R.G. 3667/2026. Resmi yargı metnine dayanan karar kaydı ve gerekçe özeti; İtalyan İdari Yargısı resmî karar arama portalı (15823/2026, TAR Lazio). SIS veri hakları için: Avrupa Komisyonu.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) önünde dava takip etme yetkisine sahip avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline 280782895721-36 numarasıyla göç ve iltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

mercoledì 4 novembre 2026

Venedik İdare Mahkemesine göre: İşçiye bildirilmeyen randevu nedeniyle çalışma izni geri alınamaz

Venedik İdare Mahkemesine göre: İşçiye bildirilmeyen randevu nedeniyle çalışma izni geri alınamaz

İtalya'da decreto flussi yoluyla çalışma vizesi alan bir yabancı, ülkeye geldikten sonra işverenine ulaşamayabilir. Bu sırada valilikteki Sportello Unico per l'Immigrazione (Göç İçin Tek Durak Ofisi) işvereni sözleşme imzalamak üzere çağırıp yabancı işçiye hiç haber vermemişse, randevuya gidilmediği gerekçesiyle nulla osta geri alınabilir mi? Veneto Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesinin 3 Şubat 2026 tarihli, 278 sayılı kararı, böyle bir durumda işçinin de idari işlemin tarafı olduğunu ve savunma ile katılım haklarının korunması gerektiğini ortaya koyuyor.

İş vizesiyle giriş yapıldı, ancak işverenle bağlantı kurulamadı

Dosyadaki işveren, 27 Mart 2023'te yabancı işçinin İtalya'ya getirilmesi için başvurmuştu. Venedik Valiliğine bağlı Göç İçin Tek Durak Ofisi, 26 Nisan 2023'te çalışma amacıyla giriş için gerekli nulla osta belgesini verdi. İşçi, konsolosluktan vizeyi aldıktan sonra 11 Ekim 2023'te İtalya'ya girdi. Ancak ülkeye ulaştığında işverenle iletişim kuramadı.

İşçi, avukatı aracılığıyla idareye yazıp contratto di soggiorno yani ikamet sözleşmesinin imzalanması için çağrılmasını istedi. Daha sonra yaptığı dosyaya erişim başvurusunun sonucunda, işverenin 2 Temmuz 2024'e çağrıldığını, fakat aynı randevunun kendisine bildirilmediğini öğrendi. Üstelik 8 Kasım 2024'te çalışma izninin geri alınması işlemi başlatılmış, 27 Kasım 2024'te geri alma kararı verilmişti. Mahkeme dosyasına göre bu işlemler de işçiye tebliğ edilmemişti.

Mahkemenin temel ilkesi: Başvuruyu işveren yapsa da işçi işlemden doğrudan etkilenir

İdari makamlar çalışma izni başvurusunu esas olarak işveren üzerinden yürütür. Ne var ki başvuruyu kimin başlattığı ile idari kararın kimin hukuki durumunu etkilediği aynı şey değildir. TAR Veneto, 286/1998 sayılı Göç Kanunu'nun 2. maddesinin 5. fıkrasının yabancılara kamu idaresiyle ilişkilerde ve yargısal korunmada eşit muamele güvencesi tanıdığını hatırlattı.

Buna göre 241/1990 sayılı İdari Usul Kanunu'nun katılım hükümleri, özellikle geri alma gibi doğrudan işçinin hukuki durumunu değiştiren kararlarda uygulanmalıdır. Mahkeme, aynı kanunun 7. maddesi uyarınca geri alma sürecinin başlamasının işçiye de bildirilmesi gerektiğini belirtti. Çünkü nulla osta ve ona bağlı vize yalnızca işverenin değil, işçinin de hayatını ve kalış imkânlarını etkiler.

“Her şey çevrimiçi” demek neden yeterli görülmedi?

İdari yazışmalarda işlemlerin ALI portalında yürütüldüğü, bilgilerin çevrimiçi bulunduğu ifade edilmişti. Fakat mahkeme, bunun işçiye yapılması gereken bildirimin yerine geçemeyeceğini vurguladı. Portal hesabına erişim esasen ilgili kimlik bilgilerine sahip kişinin, çoğunlukla işverenin veya yetkili aracının elindedir. İşçinin bu dosyayı doğrudan izleyemediği durumda yalnızca elektronik sistemin kullanılıyor olması savunma hakkının fiilen kullandırıldığı anlamına gelmez.

Üstelik işçi daha önce avukatı aracılığıyla idareye başvurmuş ve iletişim kurulabilecek bir adres bildirmişti. Dolayısıyla tebligat veya çağrı yapılması imkânsız değildi.

İmzalanmayan sözleşmeden her durumda işçi sorumlu tutulamaz

Mahkemenin incelediği ikinci önemli sorun, ikamet sözleşmesinin imzalanmamasının nedeniydi. İşçi randevudan hiç haberdar değilse, bu yokluk otomatik olarak onun kusuru sayılamaz. TAR'a göre sözleşmenin imzalanması için hem işverenin hem işçinin tarih, saat ve yeri öğrenebileceği biçimde çağrılması gerekir.

İdarenin hiç bildirim yapmaması nedeniyle işçinin toplantıya katılamadığı bir olayda, gerektiğinde yeniden çağrı yapılmalıdır. İşverenin daha sonra, Ocak 2025'te, işçiyi hâlâ işe almak istediğini yazılı şekilde açıklamış olması da somut dosyanın değerlendirilmesinde önem taşıdı.

Davanın sonucu ne oldu?

Mahkeme, dava konusu nulla osta geri alma kararını iptal etti. İdareye, işçinin usule katılımını sağlayacak uygun bildirimleri yapması, sözleşmenin imzalanmamasının işçiye yüklenemeyeceğini dikkate alması ve işverenin devam eden işe alma iradesini değerlendirmesi gerektiğini belirtti.

Mahkeme, işe girişin veya oturma izninin artık her koşulda kendiliğinden kesinleştiğine hükmetmedi. Vize, çalışma izni, idari denetimler ve oturma izni aşamaları kanuni gereklilikleri çerçevesinde yeniden ele alınabilir. Özellikle kararın iptali ile nihai oturma izninin verilmesi arasında hukuki fark vardır.

Benzer bir sorunla karşılaşan işçi ne yapmalı?

Birincisi, tüm belgeleri saklayın. Pasaport, vize, nulla osta, İtalya'ya giriş bilgileri, işverene gönderilen mesajlar, avukat tarafından yapılan başvurular ve valilikten gelen yazılar bir arada olmalıdır. Belge tarihleri idari sürecin nasıl geliştiğini göstermeye yardımcı olur.

İkincisi, resmi olarak dosyaya erişim isteyin. İşçinin çağrılıp çağrılmadığı, geri alma sürecinin ne zaman başlatıldığı ve hangi kişiye hangi iletişimin gönderildiği ancak idari dosya incelendiğinde anlaşılabilir. Gerektiğinde 241/1990 sayılı Kanun çerçevesinde accesso agli atti başvurusu değerlendirilebilir.

Üçüncüsü, iletişim adresinizi açıkça bildirin. Güncel adres, varsa PEC ve vekille iletişim bilgileri idareye yazılı olarak ulaştırılmalı; gönderim ve teslim kayıtları korunmalıdır. Bununla birlikte adres bildirilmiş olması, idarenin gerçekten doğru tebligatı yapıp yapmadığının ayrıca kontrol edilmesini gereksiz kılmaz.

Dördüncüsü, işverenin durumunu doğrulayın. İşveren işe almaya devam etmek istiyor mu, yoksa gerçek bir faaliyet ve iş imkânı artık mevcut değil mi? Bu ayrım önemlidir. Burada incelenen dava, işverenin daha sonra işe alma isteğini teyit ettiği ve bildirimin yapılmadığı koşullarla ilgilidir.

Beşincisi, geri alma kararının tebliğini ve dava yolunu kontrol edin. Olumsuz karar karşısında yetkili mahkeme ve süreler, somut işlemin içeriğine göre belirlenmelidir. İşçi, bildirimleri almadığı için sorunu geç öğrenmişse bunun da delillendirilmesi gerekir.

Kararın daha geniş önemi

İtalya'nın göç yönetiminde elektronik başvurular giderek önem kazanıyor. Ancak dijitalleşme, yabancı işçinin kendi hukuki durumunu etkileyen kararlar hakkında bilgi alma ve görüş bildirme hakkını ortadan kaldıramaz. Venedik TAR'ının kararı, işveren tarafından başlatılan bir göç işleminde bile işçinin bağımsız usul güvencelerine sahip olduğunu hatırlatıyor.

İncelenen karar: TAR Veneto, Üçüncü Daire, 3 Şubat 2026 tarihli 278/2026 sayılı karar (Başkan Polidori, raportör De Piazzi). Kararın yayımlanmış tam İtalyanca metni – EIUS. İlgili hükümler: 286/1998 sayılı Kanun Hükmünde Karar, madde 2/5 ve madde 5/3-bis; 241/1990 sayılı Kanun, özellikle madde 7.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayında (Corte di Cassazione) dava takip etme yetkisine sahip avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline 280782895721-36 numarasıyla göç ve iltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Brescia İdare Mahkemesine göre: İşveren başlangıçtan beri gerekli şartları taşımıyorsa iş bekleme oturma izni otomatik doğmaz

Brescia İdare Mahkemesine göre: İşveren başlangıçtan beri gerekli şartları taşımıyorsa iş bekleme oturma izni otomatik doğmaz

İtalya'daki decreto flussi uygulamasıyla çalışma izni (nulla osta) alan bir yabancı, daha sonra işverenin kendisini işe alamayacağını öğrendiğinde ne yapabilir? İşverenin kusuru veya güvenilir olmaması, işçi açısından ağır sonuçlar doğurabilir. Ancak Lombardiya Bölge İdare Mahkemesi Brescia Birinci Dairesinin 2 Nisan 2026 tarihli, 477 sayılı kararına göre her başarısız işe giriş girişimi, iş bekleme amaçlı oturma izni (permesso di soggiorno per attesa occupazione) hakkı yaratmaz. Özellikle çalışma izninin verilmesi için gerekli şartlar en başından mevcut değilse ayrı bir değerlendirme gerekir.

Olayın başlangıcı: Çok sayıda nulla osta başvurusu

Dosyada, 31 Ekim 2023 tarihinde kurulan bir kooperatif şirketin Aralık 2023 ve Mart 2024 döneminde çalışma izni için çok sayıda başvuru yaptığı tespit edilmiştir. Bunların bir bölümü yeni düzenlemedeki otomatik onay mekanizması çerçevesinde kabul edilmiş, ancak daha sonra Mantova Valiliği tarafından geri alınmıştır. İş müfettişliğiyle bağlantılı araştırmalarda şirketin belirtilen adreste faaliyet göstermediği ve gerçekte faal bir işletme olmadığı yönünde bulgular elde edilmiştir.

Yabancı işçilerden bazıları, çalışma izni geri alındıktan sonra valilikten iş bekleme amaçlı oturma izni istemiştir. İdare, gerekli iş ilişkisinin hiç kurulmamış olması ve ilk iznin temel koşullarının başlangıçtan beri yokluğu gerekçesiyle talebi reddetmiştir. İşçilerden biri bu ret kararına karşı dava açmıştır.

İşçinin itirazı: İşverenin kusurundan neden ben sorumlu olayım?

Başvurucu, çalışma izninin geri alınmasının kendi iradesi dışında gerçekleştiğini belirtmiştir. Başlangıçta verilen resmî izne güvenerek hareket ettiğini, şirketin ekonomik veya örgütsel sorunlarının kendisine yüklenemeyeceğini savunmuştur. Ayrıca idarenin iyi niyet ve işbirliği yükümlülüklerini, bazı bakanlık genelgelerini ve İtalyan göç mevzuatının 22. maddesinin 11. fıkrasını dayanak göstermiştir.

Bu savunma, göç hukukunda önemli bir ayrımı gündeme getirir: Bir kişinin mağduriyeti ile belirli bir oturma izninin kanuni şartlarının varlığı aynı sorun değildir. Mahkeme davayı bu ayrım üzerinden değerlendirmiştir.

Mahkemenin gerekçesi: Önceki geçerli ikamet ve iş ilişkisi neden önemlidir?

TAR, 25 Temmuz 1998 tarihli 286 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (Testo unico immigrazione) 22. maddesinin 11. fıkrasını ve uygulama yönetmeliğindeki ilgili hükümleri yorumlamıştır. Mahkemeye göre iş bekleme amaçlı ikamet imkânı, mevcut çalışma ve ikamet ilişkisinin kaybedilmesi gibi kanunun öngördüğü koşullarla bağlantılıdır. İlk çalışma izni, işverenin gerçekte sahip olmadığı şartlara dayanılarak ortaya çıkmışsa, onu başka bir işe veya başka bir oturma iznine kendiliğinden dönüştürmek mümkün değildir.

Somut olayda başvuruyu yapan şirketin başlangıçtan itibaren faal olmadığı kabul edilmiştir. Mahkeme, bu nedenle sürecin sonradan ortaya çıkan sıradan bir iş kaybından farklı olduğunu değerlendirmiştir. Kararda, işçinin kusursuz olmasının bu hukuki eksikliği tek başına gideremeyeceği, aksi takdirde ilk çalışma izninin şartları bulunmadan ülkeye giriş yolunun dolaylı biçimde genişletilebileceği ifade edilmiştir.

Mahkeme daha önceki Brescia kararlarıyla aynı doğrultuda hareket etmiştir. Bazı bakanlık genelgelerinin, yürürlükteki kanuni koşulları ortadan kaldıran bağımsız bir oturma hakkı yaratmayacağı da belirtilmiştir. Bu sonuç, işçinin insanî durumunun önemsiz olduğu anlamına gelmez; fakat iddia edilen attesa occupazione izninin kanuni şartlarının ayrıca mevcut olması gerektiğini gösterir.

İşçi daha sonra başka bir yerde çalışmışsa?

Karardaki önemli ayrıntılardan biri de başvurucunun yargılama sırasında sunduğu belgelerdir. Kasım ve Aralık 2025'e ait iki maaş bordrosu, mahkemenin belirttiği usulî sürenin ardından sunulduğu için değerlendirmeye alınmamıştır. Ocak 2026'da başlayan belirsiz süreli işe giriş bildirimi ise itiraz edilen 7 Şubat 2025 tarihli idari karardan sonra meydana geldiğinden, o işlemin yapıldığı andaki hukuka uygunluğunu belirlemek bakımından etkisiz görülmüştür.

Dolayısıyla bu hükümden, sonradan elde edilen işin bütün hukuki başvurularda mutlaka önemsiz olduğu sonucu çıkarılamaz. Mahkeme, somut iptal davasının kapsamını, delillerin sunulma zamanını ve idari işlemin tarihini esas almıştır.

Davanın sonucu

Mahkeme davayı reddetmiştir. Böylece Mantova Valiliğinin, iş bekleme amaçlı oturma izni talebini kabul etmeyen kararına karşı ileri sürülen itirazlar bu yargılamada sonuç vermemiştir. Hüküm, genel olarak yabancıların çalışma hakkının bulunmadığına ilişkin değildir; başlangıçta gerekli şartları taşımayan bir işverenin çalışma izni başvurusuyla başlayan belirli bir dosyaya ilişkindir.

Pratikte hangi belgeler ve tarihler kontrol edilmeli?

1. Nulla osta ile oturma iznini birbirine karıştırmayın. İtalya'ya iş için girişte kullanılan çalışma izni belgesi, tek başına her koşulda düzenlenmiş bir oturma izni sayılmaz. Başvurunun hangi aşamada olduğu, sözleşmenin imzalanıp imzalanmadığı ve Questura nezdinde hangi işlemlerin gerçekleştirildiği belirlenmelidir.

2. İptalin gerçek nedenini öğrenin. İşveren başvuru sırasında hiç gerekli şartları taşımıyor muydu, yoksa şirket daha sonra kapandı mı veya işe almaktan vaz mı geçti? Bu iki olasılığın hukuki sonuçları aynı olmayabilir. Valilik kararının tam metni ve denetim sonuçları önemlidir.

3. İlgili tüm yazışmaları saklayın. Çalışma izni, vize, giriş tarihi, Sportello Unico per l'Immigrazione yazışmaları, iş sözleşmesi, Questura makbuzları, işe giriş bildirimleri ve varsa yeni iş teklifleri birlikte incelenmelidir.

4. Yeni iş olanağını doğru usulle değerlendirin. Başka bir işverenin teklifinin hukuken kullanılabilir olup olmadığı, mevcut statüye ve mevzuata bağlıdır. Bir iş teklifinin otomatik olarak önceki izni kurtardığı varsayılmamalıdır.

5. İdari ret ve dava sürelerine dikkat edin. Ret kararının tebliğ tarihi, başvuru yapılacak mahkeme, geçici koruma talebi imkânı ve alternatif ikamet sebepleri, somut evrak üzerinden değerlendirilmelidir. Bir mahkeme kararının sonucunu her dosyaya mekanik biçimde uygulamak hatalıdır.

Kararın sınırları

Bu karar, özellikle işverenin başlangıçtan itibaren gerekli koşulları taşımadığı olaylara yöneliktir. İşverenin sonradan iflas etmesi, çalışmayı sonlandırması veya hukuken kurulmuş bir ilişkinin daha sonra sona ermesi ayrı inceleme gerektirir. İtalya'ya çalışma amacıyla gelen kişiler bakımından ilk girişin hukuki temeliyle daha sonraki ikamet imkânlarının doğru şekilde ayrılması zorunludur.

İncelenen karar ve doğrulanabilir kaynak: TAR Lombardia, Brescia Birinci Daire, 2 Nisan 2026, karar no. 477/2026, R.G. 539/2025. İtalyan İdari Yargısı resmî karar metni; İdari Yargının resmî içtihat özeti.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) önünde avukatlık yapma yetkisine sahip avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline 280782895721-36 numarasıyla göç ve iltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Ligurya İdare Mahkemesine göre: Oturma izni başvurusunu yanlış aşamada yapmak çalışma izninin otomatik iptal sebebi değildir

Ligurya İdare Mahkemesine göre: Oturma izni başvurusunu yanlış aşamada yapmak çalışma izninin otomatik iptal sebebi değildir

İtalya'nın decreto flussi programı çerçevesinde işe alınan yabancı işçiler için başvuru süreci birden fazla kurum arasında ilerler. Önce işverenin nulla osta (çalışma amacıyla girişe izin) talebi, ardından vize ve İtalya'ya giriş, sonrasında da ikamet izni işlemleri gündeme gelir. Bu aşamaları karıştıran bir başvuru, önceden verilmiş nulla osta kararının geri alınması için tek başına yeterli midir?

Ligurya Bölge İdare Mahkemesi, Birinci Dairesi, 28 Eylül 2026 tarihli 1083 sayılı kararında bu soruya somut olay bakımından olumsuz cevap verdi. Mahkeme, kanunda öngörülmeyen bir iptal nedeninin idare tarafından yaratılmasına izin vermedi.

Olay: İtalya'ya girişten sonra Questura'ya erken başvuru

Davacı, decreto flussi kapsamında verilmiş çalışma izniyle İtalya'ya giriş yapmıştı. Daha sonra bir vergi ve yardım merkezi (CAF) aracılığıyla Savona Questura'sına çalışma amaçlı oturma izni başvurusunda bulundu. Ancak Prefettura bünyesindeki Sportello Unico per l'Immigrazione (Göçmenlik Tek Durak Ofisi) işlemleri henüz tamamlanmamıştı.

Savona Prefettura'sı, bu paralel başvuruyu usule aykırı görerek 8 Temmuz 2025'te nulla osta izninin geri alınacağına ilişkin bildirim yaptı. Ardından 19 Temmuz 2025'te geri alma kararını verdi. Yabancı işçi bu kararı idare mahkemesine taşıdı.

Mahkemenin belirleyici gerekçesi

Mahkeme, 25 Temmuz 1998 tarihli 286 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 22. maddesini, özellikle nulla osta verilmesi ve sonradan ortaya çıkan engeller nedeniyle geri alınmasına ilişkin kuralları inceledi. Ayrıca 73/2022 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 42. maddesini ele aldı.

Bu hükümler, gerekli şartların bulunmaması veya sonradan yasal engellerin tespit edilmesi halinde belirli sonuçlar öngörür. Ancak çalışanın, sürecin yanlış aşamasında Questura'ya ayrıca oturma izni başvurusu sunmasını başlı başına bir geri alma nedeni olarak düzenlemez.

Dolayısıyla başvurunun gereksiz, erken veya yanlış kuruma yapılmış olması ile kanunen iznin geri alınmasını gerektiren maddi bir engelin varlığı aynı şey değildir. Mahkeme, bu iki durumu karıştıran Prefettura işlemini hukuka aykırı buldu.

Yanlış kuruma başvuru yapılınca ne olmalı?

Karar bir başka önemli genel idare hukuku ilkesine de değindi: İdare, yetkisi dışında kalan bir başvuru aldığında bunu, usulüne uygun biçimde yetkili birime yönlendirmeli ve başvuru sahibini bilgilendirmelidir. Mahkeme bu noktada önceki idari yargı kararlarına, özellikle TAR Liguria'nın 19 Ocak 2024 tarihli 23 sayılı kararına da atıf yaptı.

Bu, bütün usul hatalarının önemsiz olduğu anlamına gelmez. Yalnızca, yaptırımın açık bir hukuki dayanağının bulunması gerektiğini gösterir. Kurumlar arası koordinasyon eksikliği, kanunda öngörülmeyen bir hak kaybına dönüştürülmemelidir.

Dava devam ederken idarenin tutumu değişti

Yargılama sırasında idare, Questura'nın 4 Haziran 2026'da işverenin başvurusuna olumlu görüş verdiğini ve işlemlerin sürdürüleceğini bildirdi. Bunun üzerine uyuşmazlığın sona erdiğinin kabul edilmesini istedi.

Mahkeme bu talebi reddetti. Çünkü 19 Temmuz 2025 tarihli geri alma kararı açıkça kaldırılmamıştı ve davacının talebini tamamen karşılayan kesin bir işlem yapıldığı gösterilememişti. İleride olumlu bir adım atılabileceği yönündeki açıklama, halen yürürlükte bulunan olumsuz idari işlemin ortadan kalktığını kanıtlamaz.

Sonuç: Geri alma işlemi iptal edildi

TAR Liguria, davayı kabul ederek nulla osta izninin geri alınması kararını iptal etti. İdare ayrıca 1.500 avro tutarında yargılama gideri ve yasal eklerine mahkûm edildi. Mahkeme, işçiye ilişkin bütün ikamet işlemlerinin artık otomatik olarak tamamlandığını söylemedi; kararın sonucu, hukuka aykırı geri alma işleminin ortadan kaldırılmasıydı.

İşçi ve işveren için uygulanabilir öneriler

Birinci adım: nulla osta, vize, giriş kaydı, iş sözleşmesi, Sportello Unico yazışmaları, Questura başvurusu ve varsa CAF tarafından düzenlenen tüm belgeleri kronolojik olarak muhafaza edin.

İkinci adım: Başvurunun hangi kuruma ve hangi aşamada yapılması gerektiğini işlem türüne göre kontrol edin. Özellikle ilk girişle bağlantılı oturma izni prosedürünü, sıradan bir ikamet izni yenileme talebiyle karıştırmayın.

Üçüncü adım: Prefettura veya Questura'dan olumsuz bir bildirim gelirse gerekçeyi dikkatle okuyun. İdarenin hangi kanun hükmüne dayanarak iptal veya ret sonucu çıkardığını somut biçimde belirlemesi gerekir.

Dördüncü adım: Hata bir aracı kurumdan kaynaklanmışsa yazışmaları ve işlemlerin tarihini saklayın. Ancak söz konusu karar, her aracı hatasının bütün sonuçları ortadan kaldıracağı yönünde genel bir kural getirmemektedir.

Beşinci adım: Bir olumsuz kararın geri çekildiği söyleniyorsa, bunu yazılı ve açık bir idari işlemle doğrulayın. Olumlu görüş bildirilmesi ile önceki kararın resmi olarak kaldırılması farklı hususlardır.

Kararın önemi

Bu karar, göç idaresinde usul sırasının önemli olduğunu; ancak kanunda yer almayan bir iptal gerekçesi yaratmak için kullanılamayacağını hatırlatıyor. Çalışanın gereksiz veya erken başvurusu idarece düzeltilmesi gereken bir usul sorunu olabilir. Bu, yasal şartlar mevcutken verilmiş çalışma izninin sırf o nedenle iptal edilebileceği anlamına gelmez.

Yargı kararı ve doğrulanabilir kaynak: TAR Liguria, Birinci Daire, 28 Eylül 2026, karar no. 1083/2026; Başkan Caruso, raportör Pistilli. Kararın tam İtalyanca metni (EIUS).


Avv. Fabio Loscerbo
İtalyan Yargıtayında (Corte di Cassazione) dava takip etme yetkisine sahip avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline 280782895721-36 numarasıyla göç ve iltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

martedì 3 novembre 2026

Milano İdare Mahkemesine göre: Geçerli çalışma vizesi varken eski bir SIS kaydıyla sınırdan otomatik geri çevirme yapılamaz

Milano İdare Mahkemesine göre: Geçerli çalışma vizesi varken eski bir SIS kaydıyla sınırdan otomatik geri çevirme yapılamaz

İtalya'da çalışmak üzere usulüne uygun vize almış bir yabancı, kısa bir yurt dışı seyahatinin ardından ülkeye dönmek istediğinde Schengen Bilgi Sistemi'nde (SIS) kayıt bulunduğu gerekçesiyle sınırdan geri çevrilebilir mi? Bu soruya tek kelimelik bir cevap vermek doğru değildir. Lombardiya Bölge İdare Mahkemesi (TAR Lombardia), Milano Üçüncü Dairesi, 30 Haziran 2026 tarihli ve 3479 sayılı kararıyla, somut olayda sınırdan geri çevirme ve vizenin geri alınması işlemlerini iptal etti. Kararın temelinde, kaydın gerçek sebebini araştırmadan ve İtalya'nın daha önce verdiği vizeyi dikkate almadan işlem yapılması yatıyor.

Somut olay: Çalışma vizesi, izin başvurusu ve sınırda ret

Davacı Mısır vatandaşıydı. İtalya'nın kota sistemi kapsamında, 23 Ekim 2024 tarihinde 10 Kasım 2025'e kadar geçerli bir çalışma vizesi almıştı. 21 Kasım 2024'te İtalya'ya giriş yapmış, birkaç gün sonra işverenle ilgili ikamet sözleşmesinin imzalanması amacıyla yetkili Prefettura'ya başvurmuştu. Questura da çalışma amaçlı oturma izni işlemleri kapsamında parmak izi alınması için 22 Ağustos 2025 tarihine randevu vermişti.

Davacı Temmuz 2025'te tatil için Mısır'a gitti. Ancak 19 Ağustos 2025'te İtalya'ya döndüğünde sınır polisi, hakkında SIS'te girişe izin verilmemesine ilişkin bir kayıt bulunduğunu belirterek derhal sınırdan geri çevirme kararı verdi ve vizesini geri aldı. Başvurucu bu iki işlemin iptalini istedi.

SIS kaydının gerisinde ne vardı?

Mahkeme, işlemin gerekçesinde yalnızca SIS kaydına atıf yapıldığını, bu kaydın hangi olaylara dayandığının açıklanmadığını tespit ederek idareden ek belgeler istedi. İnceleme sırasında, kaydın Alman makamlarınca 5 Ekim 2024 tarihindeki bir havalimanı kontrolünün ardından oluşturulduğu ortaya çıktı. O kontrolde kişi geçerli pasaport taşımakla birlikte, daha önceki İtalyan Schengen vizesinin Nisan 2022'de sona erdiği görülmüştü.

Asıl önemli tarih sıralaması şuydu: Almanya'daki kontrol 5 Ekim 2024'te gerçekleşmiş, İtalya ise bundan sonra, 23 Ekim 2024'te çalışma vizesini vermişti. Sınır polisi, daha eski bu kayıt dışında vize verildikten sonra ortaya çıkmış yeni bir olgu göstermemişti. Üstelik kararın verildiği sırada kişinin oturma izni başvuru süreciyle ilgili belgeleri de bulunuyordu.

Mahkemenin hukuki değerlendirmesi

TAR, SIS kaydının bulunmasının idarenin değerlendirme yapma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını belirtti. İtalya'nın başka bir devlet tarafından düzenlenen kayda her durumda otomatik olarak aynı sonucu bağlaması gerekmediğini vurguladı. Mahkeme, bu yaklaşımı İtalyan Anayasa Mahkemesinin 22 Ocak 2026 tarihli 6 sayılı kararı ve özellikle (AB) 2018/1861 sayılı Tüzük çerçevesinde açıkladı. Somut olayda idare, yabancının kamu düzeni veya kamu güvenliği bakımından gerçekten ne tür bir risk oluşturduğunu değerlendirmemişti.

Kararda ayrıca, sınır polisinin konsoloslukça verilen vizeyi geri alma yetkisi tartışıldı. TAR, ilgili düzenlemeleri ve Danıştayın 21 Mayıs 2025 tarihli 4346 sayılı kararını dikkate alarak, davadaki vize geri alma işleminin de hukuka uygun olmadığı sonucuna vardı. Ancak bu noktadaki gerekçe, her sınır işleminin tüm koşullarda yetki dışı olduğu şeklinde genişletilmemelidir; her olayın vize türü ve uygulanacak mevzuatı ayrıca incelenmelidir.

Davanın sonucu ne oldu?

Mahkeme davayı kabul ederek 19 Ağustos 2025 tarihli sınırdan geri çevirme kararını ve vizenin geri alınması işlemini iptal etti. Bu sonuç, SIS sistemindeki Alman kaydının mahkeme tarafından doğrudan silindiği anlamına gelmez. Karar, İtalyan makamlarının somut, yeterli ve tutarlı inceleme yapmaksızın tesis ettiği işlemler hakkındadır. Kaydın düzeltilmesi veya silinmesi ayrı bir hukuki sürece tabi olabilir.

Benzer durumdaki kişiler neler yapmalı?

1. Belgeleri birlikte saklayın. Pasaport, halen geçerli vize, sınırdaki ret formu, oturma izni başvuru makbuzu, Questura randevusu ve önceki İtalya girişlerine ilişkin kayıtlar birlikte incelenmelidir. Özellikle SIS kaydının tarihi ile vizenin veriliş tarihi karşılaştırılmalıdır.

2. Ret kararının tam gerekçesini isteyin. Hangi devletin SIS kaydını oluşturduğu, kaydın hangi türde olduğu ve olayla ilgili başka bir somut güvenlik gerekçesinin bulunup bulunmadığı hukuki değerlendirmeyi etkiler. Bir SIS kaydı her zaman aynı sebeple veya aynı hukuki sonuçla oluşturulmaz.

3. SIS verileri hakkında bilgi talep edin. Avrupa Komisyonunun açıkladığı üzere, kişiler kendileriyle ilgili SIS verilerine erişmeyi ve yanlış verilerin düzeltilmesini ya da hukuka aykırı saklanan verilerin silinmesini istemeyi talep edebilir. Ancak talebin yapılması kaydın kendiliğinden silinmesi demek değildir. Kaydı giren devlet, verilerin doğruluğundan ve hukuka uygunluğundan sorumludur.

4. İki farklı hukuki yolu birbirine karıştırmayın. İtalya'daki sınırdan geri çevirme veya vize işlemini iptal ettirmeye yönelik yargısal başvuru ile SIS kaydının kaydı giren devlet nezdinde düzeltilmesini istemek farklı konulardır. Yetkili makamlar, başvuru süreleri ve belgeler buna göre değişebilir.

5. Oturma izni sürecini ayrıca değerlendirin. Bekleyen bir Questura işlemi, başvuru makbuzu veya önceki geçerli vize önemli deliller olabilir; fakat bunların varlığı her koşulda sınıra giriş hakkı sağladığı anlamına gelmez. Somut ret gerekçesinin ve uygulanacak giriş kurallarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Karardan çıkarılacak sonuç

SIS, sınır güvenliği açısından önemli bir bilgi paylaşım mekanizmasıdır. Buna karşılık, veri tabanındaki kayıt idarenin somut olayları inceleme ve kararını gerekçelendirme yükümlülüğünün yerine geçmez. Özellikle İtalyan makamlarının kayıttan sonra çalışma vizesi verdiği bir durumda, bu çelişkinin açıklanmaması hukuka aykırı bir işleme yol açabilir.

İncelenen karar: TAR Lombardia – Milano, Üçüncü Daire, 30 Haziran 2026 tarihli ve 3479/2026 sayılı karar; R.G. 4691/2025. Kararın yayımlanmış İtalyanca metni (Doctrine). İtalyan Anayasa Mahkemesi, 6/2026 sayılı karar. Avrupa Komisyonu: SIS kişisel veri hakları.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayında (Corte di Cassazione) dava takip etme yetkisine sahip avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline 280782895721-36 numarasıyla göç ve iltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.

Roma İdare Mahkemesine göre aile oturma izniyle İtalya’ya dönüş: sağlık ve aile nedenleri incelenmeden vize reddedilemez

Roma İdare Mahkemesine göre aile oturma izniyle İtalya’ya dönüş: sağlık ve aile nedenleri incelenmeden vize reddedilemez

İtalya'da aile nedeniyle oturma izni bulunan bir yabancı, geçici olarak ülke dışına çıktıktan sonra izninin süresi dolduğu için geri dönmekte zorlanabilir. Oturma izni sona ermişse yeniden giriş vizesi (visto di reingresso) gerekebilir. Fakat hastalık veya ciddi ailevi zorunluluklar nedeniyle süreler aşıldığında idare yalnızca takvime bakarak karar verebilir mi? Lazio Bölge İdare Mahkemesi, Roma, Beşinci Quater Dairesi, 23 Temmuz 2026 tarihli 13528/2026 sayılı kararında bu soruya ilişkin önemli bir değerlendirme yaptı.

Olayın arka planı

Davacı Mısır vatandaşı bir kadındı. İtalya'da aile nedenleriyle verilmiş ve 22 Eylül 2024 tarihinde sona erecek oturma iznine sahipti. 7 Nisan 2024 tarihinde Milano Malpensa Havalimanı üzerinden ülkeden ayrıldı. Daha sonra Kahire'deki İtalyan Büyükelçiliğinden yeniden giriş vizesi talep etti. Başvurusunun zamanlaması konusunda tarafların anlatımları farklıydı: davacı başvuru işlemlerinin Eylül ayında başladığını öne sürerken, konsolosluk kayıtlarında 15 Ekim 2024 tarihi görülüyordu.

İlk vize ret kararı Ocak 2025'te bildirildi. Davacı idari yargıya başvurdu. Mahkemenin geçici inceleme aşamasında yeniden değerlendirme istemesinden sonra konsolosluk ikinci bir ret kararı verdi; davacı bu ikinci işleme karşı da ek dava sebepleri sundu. Bu kez uyuşmazlığın merkezinde, İtalya'da zamanında oturma izni yenileme başvurusu yapılmamış olması ve geri dönüşü geciktiren sağlık ile ailevi koşulların değerlendirilip değerlendirilmediği vardı.

Mahkeme neyi kabul etti, neyi kabul etmedi?

Mahkeme, ilk ret kararına karşı açılan davayı, o kararın sonradan verilen ikinci ret işlemiyle aşılmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı niteliğindeki usuli sonuçla kapattı. Ancak ikinci ret kararına karşı sunulan ek itirazları haklı buldu.

Davacı konsolosluğun ret yazısının gerekçesiz olduğunu da ileri sürmüştü. TAR bu iddiayı tek başına kabul etmedi; çünkü büyükelçiliğin işlemi, Reggio Emilia Questura'sının olumsuz görüşüne dayanıyor ve bu görüşte zamanında yenileme yapılmadığı belirtiliyordu. Buna karşılık mahkeme, o sürenin neden aşıldığına ilişkin kişisel ve belgelenebilir sebeplerin hiç araştırılmamasını hukuka aykırı buldu.

Kararda özellikle DPR 394/1999'un 8. maddesinin üçüncü fıkrası ve 13. maddesinin dördüncü fıkrası ele alındı. Düzenlemeler, süresi dolmuş oturma izniyle yeniden girişte süreler, yenileme koşulları ve bazı istisnai nedenler öngörür. Mahkeme, ciddi ve kanıtlanabilir sağlık nedenleri ile diğer ağır ve belgeli engellerin, uygulanabilir normlar ve kişinin temel hakları gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı.

Somut uyuşmazlıkta davacı, sağlık sorunları ve ailevi gerekçeler yüzünden zamanında dönemediğini ifade etmiş; İtalya'daki aile bağlarını ve küçük çocuğunun varlığını da ortaya koymuştu. Questura yalnızca sürenin geçmiş olmasına, büyükelçilik ise Questura'nın olumsuz görüşüne bakmıştı. Mahkeme bu yaklaşımı yetersiz buldu: idare, bildirilen nedenlerin gerçekten ciddi ve aşılması objektif olarak imkânsız bir engel oluşturup oluşturmadığını araştırmalı, vardığı sonucu işlem gerekçesinde göstermeliydi.

Hükmün sonucu: Mahkeme ikinci ret işlemiyle ilgili ek itirazı kabul etti ve idarenin yeni değerlendirmede kararın gerekçesine uymasını gerektiren bir sonuç doğurdu. Bununla birlikte mahkeme bizzat yeniden giriş vizesi vermedi veya tüm geç başvuruların kabul edilmesini emretmedi. İlgili kişinin ileri sürdüğü engellerin delillerle incelenmesi önemini koruyor.

Bu karar her geç dönüşü meşru hale getiriyor mu?

Hayır. İtalya dışında kalınan süre, oturma izninin ne zaman sona erdiği, yenileme başvurusunun yapılıp yapılmadığı ve neden ülkeye dönülemediği ayrı ayrı değerlendirilir. Mahkemenin eleştirdiği husus, kanunun tanıdığı istisnalar ve temel haklarla bağlantılı somut koşullar tartışılmadan salt süre hesabına dayalı otomatik bir ret verilmesidir.

Örneğin kişisel tercih nedeniyle aylarca yurt dışında kalmak ile ağır hastalık, eşin veya birinci dereceden yakın akrabanın sağlık durumuyla ilgili belgeli bir zorunluluk aynı değildir. Her olayda idarenin kabul etmek zorunda olduğu genel bir “ailevi mazeret” kategorisi yoktur. Özellikle seyahat ve tedavi tarihleri, sağlık kayıtları ve İtalya'daki aile ilişkileri gerçekçi şekilde ortaya konmalıdır.

Yeniden giriş vizesi için pratik dosya hazırlığı

1. Oturma izninizin tarihlerini doğrulayın. İznin türü, son geçerlilik günü, daha önce yenileme başvurusu yapılıp yapılmadığı ve makbuzların bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Aile izni, çalışma izni ve uzun süreli oturum statüsünün hukuki sonuçları her zaman aynı değildir.

2. İtalya'dan çıkış ve dönüş girişimlerini belgelendirin. Pasaport damgaları, uçuş biletleri, konsolosluk randevuları, başvuru portallarının kayıtları ve e-posta yazışmaları, tarih uyuşmazlıklarını çözebilir. Yalnızca sözlü olarak “süre bitmeden başvurdum” demek her durumda yeterli olmayacaktır.

3. Sağlık ve ailevi engelleri somutlaştırın. Hastane raporları, yatış veya tedavi belgeleri, seyahati engelleyen tıbbi durum, yakınlık derecesi ve aile fertlerinin bakım ihtiyacına ilişkin belgeler hazırlanmalıdır. Belgelerin tarihlerinin ve içeriklerinin seyahat süreciyle uyumlu olması önemlidir.

4. Konsolosluk ile Questura'nın rollerini ayırın. Konsolosluk, yeniden giriş vizesine ilişkin işlemi yürütür; Questura'nın görüşü ise önceki oturma izni veya yenileme koşulları bakımından önem taşıyabilir. Olumsuz görüşün gerçek nedeni anlaşılmadan yalnızca konsolosluğa genel bir itiraz göndermek, dosyanın temel eksikliğini gidermeyebilir.

5. Ret kararını yazılı olarak alın ve sürelere dikkat edin. İdari inceleme talebi, yargısal dava açma süresini kendiliğinden durdurmayabilir. Vizenin türüne ve hukuki dayanağına göre hangi mahkemenin görevli olduğu ayrıca tespit edilmelidir. Aile haklarına ilişkin bazı uyuşmazlıkların yargı yolu, diğer ulusal vize retlerinden farklı olabilir.

İptal kararı sonrası ne olur?

Mahkemenin işlemi hukuka aykırı bulması ile vizenin otomatik verilmesi aynı şey değildir. İdare önündeki dosyayı, mahkemenin belirlediği ölçütlere göre tekrar ele alabilir; kişinin ülke dışında kalışına ilişkin gerçek engelleri araştırır ve hukuki koşullar hakkında gerekçeli karar verir. Kararın uygulanmaması halinde ayrı yargısal yolların değerlendirilmesi gündeme gelebilir.

Bu kararın uygulamadaki değeri, göç idaresinin süreleri uygularken kişisel durumları görmezden gelemeyeceğini hatırlatmasıdır. Kurallar önemini korur; fakat kanunun istisnaları, ispat araçları ve aile yaşamı ile sağlıkla bağlantılı haklar da kararın ayrılmaz parçasıdır.

Doğrulanabilir yargı kaynağı: TAR Lazio, Roma, Sezione Quinta Quater, 23 Temmuz 2026 tarihli 13528/2026 sayılı karar, dava kayıt numarası 7052/2025. Kararın tam metni ve resmî belge bağlantısı. Somut dosyada uygulanacak mevzuat, başvuru tarihi ve mevcut göç statüsü ayrıca incelenmelidir.


Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) önünde dava takip etmeye yetkili avukat;
İtalya Temsilciler Meclisi Göç alanındaki Çıkar Temsilcileri Siciline kayıtlı;
Avrupa Birliği Şeffaflık Sicilinde Göç ve İltica alanında 280782895721-36 numarasıyla kayıtlı çıkar temsilcisi;
ORCID: 0009-0004-7030-0428.
Bu makale yapay zekâ araçlarının yardımıyla, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında hazırlanmıştır.

Bologna İdare Mahkemesine göre: Oturma sözleşmesi portala yüklenmedi diye çalışma dosyası savunma alınmadan otomatik kapatılamaz

Bologna İdare Mahkemesine göre: Oturma sözleşmesi portala yüklenmedi diye çalışma dosyası savunma alınmadan otomatik kapatılamaz İtalya...