mercoledì 2 settembre 2026

İtalya’da ebeveyn vatandaş olunca çocuk da otomatik vatandaş olur mu? Yeni iki yıllık ikamet kuralı

İtalya’da anne veya babanın sonradan İtalyan vatandaşlığını kazanması, artık her durumda küçük çocuğun da otomatik olarak vatandaş olacağı anlamına gelmiyor. 2025’te değişen kurallar, özellikle çocuğun İtalya’daki yasal ikamet süresini belirleyici hale getirdi. Bu nedenle vatandaşlık kararı çıkmadan önce aile içindeki çocukların ikamet durumunun dikkatle kontrol edilmesi büyük önem taşıyor.

Temel kural değişti: iki yıllık yasal ikamet aranıyor

İtalyan Vatandaşlık Kanunu’nun (5 Şubat 1992 tarihli ve 91 sayılı Kanun) 14. maddesi, 2025 yılında yapılan değişikliklerden sonra daha sıkı bir sistem öngörüyor. Anne veya baba İtalyan vatandaşlığını sonradan kazanıyor ya da yeniden kazanıyorsa, birlikte yaşayan küçük çocuğun da aynı anda vatandaşlık kazanabilmesi için yalnızca aile bağının bulunması artık yeterli değil.

Yeni düzenlemeye göre çocuk, ebeveynin vatandaşlığı kazandığı veya yeniden kazandığı tarihte İtalya’da en az iki yıldır kesintisiz ve yasal olarak ikamet ediyor olmalıdır. Çocuk iki yaşından küçükse, iki yıllık süre doğal olarak tamamlanamayacağından, doğumundan itibaren İtalya’da yasal olarak ikamet etmiş olması gerekir.

Bu değişiklik, özellikle İtalya’da uzun süredir yaşayan ve vatandaşlık başvurusu sonuçlanmak üzere olan Türk aileler bakımından önemlidir. Ebeveynin vatandaşlık kararı olumlu sonuçlanırken çocuk henüz iki yıllık yasal ikamet şartını tamamlamamışsa, çocuk bakımından otomatik kazanımın gerçekleşeceği varsayımı ciddi bir hataya dönüşebilir.

Önemli tarih: 24 Mayıs 2025

İtalya’nın Ankara Büyükelçiliği tarafından yayımlanan güncel açıklamalara göre, ebeveynin vatandaşlığı kazanması veya yeniden kazanması 24 Mayıs 2025 ve sonrasında gerçekleşiyorsa, küçük çocuk bakımından yeni iki yıllık ikamet şartı dikkate alınır. Dolayısıyla değerlendirme yapılırken yalnızca vatandaşlık başvurusunun hangi tarihte verildiğine değil, ebeveynin vatandaşlığı fiilen hangi tarihte kazandığına da bakılmalıdır.

Bu ayrım uygulamada son derece önemlidir. Vatandaşlık işlemleri çoğu zaman birkaç yıl sürdüğünden, başvuru tarihinde çocuk çok küçük olabilir; ancak karar tarihinde aile yapısı, ikamet adresi veya çocuğun İtalya’daki hukuki statüsü değişmiş olabilir. Vatandaşlığın çocuk bakımından sonuç doğurup doğurmayacağı, karar tarihindeki somut koşullar üzerinden değerlendirilir.

“İtalya’da bulunmak” ile “yasal ikamet etmek” aynı şey değildir

Kanunun aradığı unsur yalnızca çocuğun fiziksel olarak İtalya’da bulunması değildir. Esas olan, yasal ve kesintisiz ikamettir. Bu nedenle çocuğun anagrafe kaydı, oturum statüsü, aile ile birlikte yaşadığı adres ve ikamet sürekliliğini gösteren belgeler birbirleriyle uyumlu olmalıdır.

Özellikle adres değişiklikleri, geç yapılan belediye kayıtları, uzun süreli yurtdışı kalışları veya oturum işlemlerindeki kesintiler, iki yıllık sürenin hesabında sorun yaratabilir. Her dosyada sonuç aynı değildir; ancak vatandaşlık kararı beklenirken bu belgelerin kontrol edilmemesi, sonradan düzeltilmesi zor bir durum doğurabilir.

Çocuğun ebeveynle birlikte yaşaması da önemini koruyor

14. madde yalnızca ikamet süresine dayanmıyor. Küçük çocuğun vatandaşlığı kazanan ebeveynle birlikte yaşaması da sistemin temel unsurlarından biridir. Bu nedenle yalnızca aynı aile bağının bulunması değil, fiili aile yaşamının ve ikamet ilişkisinin de belgelerle desteklenmesi gerekir.

Örneğin çocuk başka bir ülkede yaşıyorsa veya İtalya’da ebeveynden tamamen ayrı bir aile düzeni içinde bulunuyorsa, ebeveynin vatandaşlığı kazanmasının çocuk üzerinde otomatik sonuç doğuracağı düşünülmemelidir. Böyle durumlarda farklı vatandaşlık yollarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

İşlemi kim yapar?

Ebeveynin vatandaşlığı kazanmasıyla birlikte küçük çocuğun da 14. madde uyarınca vatandaşlık kazanıp kazanmadığının tespiti, çocuk İtalya’da yaşıyorsa kural olarak ikamet edilen Comune tarafından yapılır. Bu nedenle vatandaşlık kararı çıktıktan sonra yalnızca ebeveynin kendi kayıtlarının güncellenmesiyle yetinilmemeli; küçük çocukların durumunun da belediye nezdinde ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Uygulamada ailelerin yaptığı en yaygın hatalardan biri, “ebeveyn vatandaş olduysa çocuk da zaten vatandaş olmuştur” düşüncesiyle uzun süre hiçbir işlem yapmamaktır. Oysa yeni düzenleme sonrasında çocuğun hangi tarihten beri yasal ikamet ettiği ve gerekli şartların vatandaşlık kazanma anında mevcut olup olmadığı özellikle incelenmelidir.

Şart sağlanmıyorsa vatandaşlık yolu tamamen kapanmaz

Çocuğun 14. madde kapsamında ebeveynle birlikte otomatik vatandaşlık kazanamaması, gelecekte hiçbir şekilde İtalyan vatandaşı olamayacağı anlamına gelmez. Çocuğun doğum yeri, İtalya’daki ikamet süresi, ebeveynlerin vatandaşlık statüsü ve ilerleyen yıllardaki hukuki durumu başka vatandaşlık yollarını gündeme getirebilir.

Ancak bu yolların her biri farklı koşullara tabidir. Bu nedenle özellikle ebeveynin vatandaşlık işlemi sonuçlanmak üzereyken çocukların anagrafe kayıtlarının, oturum belgelerinin ve İtalya’daki ikamet sürelerinin önceden incelenmesi, sonradan ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkları önemli ölçüde azaltır.

Pratik sonuç

İtalya’da vatandaşlık başvurusu yapan bir anne veya baba için artık yalnızca kendi dosyasının durumunu takip etmek yeterli değildir. Küçük çocuk varsa, vatandaşlık kararı çıkmadan önce çocuğun en az iki yıllık yasal ve kesintisiz ikamet şartını karşılayıp karşılamadığı, ebeveynle birlikte yaşayıp yaşamadığı ve belediye kayıtlarının doğru olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Vatandaşlık hukukunda tarihler belirleyicidir. Birkaç aylık ikamet farkı, küçük çocuğun ebeveynle birlikte vatandaşlık kazanıp kazanamayacağı konusunda tamamen farklı bir sonuca yol açabilir. Bu nedenle dosyanın yalnızca başvuru aşamasında değil, karar aşamasında da aile bütünü içinde değerlendirilmesi gerekir.

Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da vatandaşlık başvurusu gecikirse: 24–36 aylık süre, idari sessizlik ve doğru mahkeme

İtalya’da vatandaşlık başvurularının uzun sürmesi, başvurunun kendiliğinden reddedildiği anlamına gelmez. Ancak idarenin karar vermesi için kanunda öngörülen süreler vardır ve bu süreler aşıldığında başvurucunun hukuki olarak harekete geçmesi mümkündür. Özellikle ikamet yoluyla vatandaşlık ile evlilik yoluyla vatandaşlık arasında başvurulacak yargı mercii bakımından önemli bir fark bulunmaktadır.

Başvuru ne kadar sürede sonuçlandırılmalıdır?

İtalyan vatandaşlığına ilişkin 91/1992 sayılı Kanun uyarınca, 20 Aralık 2020 tarihinden sonra yapılan vatandaşlık başvurularında işlem süresi kural olarak 24 aydır. Bu süre, gerekli görülmesi halinde en fazla 36 aya kadar uzatılabilir. Dolayısıyla başvurunun 24 ayı aşması tek başına her durumda hukuka aykırılık sonucunu doğurmaz; ancak idarenin dosyayı süresiz şekilde bekletmesi de mümkün değildir.

Başvurucu, süreç boyunca İçişleri Bakanlığının vatandaşlık portalındaki dosya durumunu takip etmeli, K10 veya K10/C numarasını kullanarak yapılan bildirimleri kontrol etmeli ve özellikle ek belge taleplerine süresi içinde cevap vermelidir. Adres, aile durumu veya gelir koşullarındaki değişikliklerin zamanında bildirilmemesi işlemin uzamasına veya başvurunun olumsuz değerlendirilmesine yol açabilir.

36 ay geçtiğinde idare sessiz kalabilir mi?

İkamet nedeniyle vatandaşlık başvurularında, yani 91/1992 sayılı Kanunun 9. maddesine dayanan naturalizasyon işlemlerinde, idarenin takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir yetkisi, karar vermeme yetkisi anlamına gelmez. Azami sürenin dolmasına rağmen Bakanlık açık bir karar vermemişse, başvurucu idarenin hareketsizliğine karşı hukuki koruma talep edebilir.

Bu konuda TAR Lazio’nun 7 Nisan 2026 tarihli ve 6233 sayılı kararı özellikle önemlidir. Mahkeme, vatandaşlık verilmesine ilişkin sürenin idarenin karar verme yetkisini ortadan kaldıran kesin bir süre olmadığını, fakat sürenin aşılmasının idari sessizliğe karşı dava açılmasına imkân verebileceğini açıkça belirtmiştir. Başka bir ifadeyle, 36 ayın geçmesi vatandaşlığın otomatik olarak kazanıldığı anlamına gelmez; ancak idarenin dosyayı sonuçlandırması için yargı yoluyla zorlanması mümkün hale gelir.

İkamet yoluyla vatandaşlıkta başvurulacak mahkeme

İkamet nedeniyle vatandaşlık başvurusunda idare süresi içinde karar vermezse, İdari Yargılama Usulü Kanununun 31 ve 117. maddeleri uyarınca idari sessizliğe karşı dava gündeme gelebilir. Bu tür uyuşmazlıklarda yetkili yargı mercii kural olarak idari yargıdır ve uygulamada İçişleri Bakanlığına karşı açılan davalar TAR Lazio önünde görülmektedir.

Bu davanın amacı mahkemenin doğrudan başvurucuya vatandaşlık vermesi değildir. Mahkeme, idarenin karar verme yükümlülüğünü tespit ederek Bakanlığın belirli bir süre içinde başvuruyu sonuçlandırmasına hükmedebilir. Sonuçta idare olumlu veya olumsuz açık bir karar vermek zorundadır; olumsuz karar verilirse bu karar ayrıca hukuka uygunluk denetimine tabi tutulabilir.

Evlilik yoluyla vatandaşlıkta durum farklıdır

İtalyan vatandaşıyla evlilik nedeniyle yapılan başvurularda ise yargı yolu farklıdır. Bu alanda başvurucunun hukuki konumu, ikamet nedeniyle naturalizasyondan farklı olarak bir sübjektif hak niteliği taşır. Bu nedenle idarenin sessiz kalmasına karşı TAR’a başvurmak doğru yol olmayabilir.

TAR Lazio’nun yerleşik içtihadına göre, evlilik nedeniyle vatandaşlık başvurusundaki uyuşmazlıklar adli yargının görev alanındadır. Nitekim TAR Lazio, 15 Mart 2024 tarihli ve 5258 sayılı kararında, evlilik yoluyla vatandaşlık başvurusunda idari sessizliğe karşı açılan davayı görev yönünden kabul edilemez bulmuş ve uyuşmazlığın olağan mahkemede görülmesi gerektiğini belirtmiştir.

Bu ayrım uygulamada son derece önemlidir. Aynı “vatandaşlık gecikmesi” sorunu söz konusu olsa bile, başvurunun hukuki dayanağı yanlış değerlendirilirse dava yanlış mahkemede açılabilir ve zaman kaybı ile ek masraf ortaya çıkabilir.

Gecikme halinde pratik olarak ne yapılmalı?

Öncelikle başvurunun hangi maddeye dayandığı, başvuru tarihi, dosya numarası, varsa 24 aylık sürenin uzatıldığına ilişkin bildirimler ve idarenin ek belge talepleri kontrol edilmelidir. Daha sonra Bakanlığa ve gerektiğinde ilgili Prefettura’ya yazılı bir hatırlatma veya ihtar gönderilmesi, dosyanın hangi aşamada bulunduğunun sorulması ve işlem dosyasına erişim talep edilmesi yararlı olabilir.

Azami sürenin dolmasına rağmen karar verilmemişse, artık yalnızca beklemek her zaman en uygun yol değildir. İkamet yoluyla vatandaşlıkta idari sessizlik davası; evlilik yoluyla vatandaşlıkta ise adli yargıda uygun hukuki başvuru değerlendirilmelidir. Her iki durumda da başvurunun türü ve dosyanın somut durumu belirleyicidir.

Vatandaşlık işlemlerinde uzun süre beklemek maalesef sık karşılaşılan bir durumdur. Bununla birlikte, kanunda öngörülen sürelerin aşılması başvurucuyu hukuki korumadan yoksun bırakmaz. Önemli olan, sürenin ne zaman başladığını, hangi aşamada bulunduğunu ve hangi yargı yolunun gerçekten uygulanabilir olduğunu doğru tespit etmektir.

Avv. Fabio Loscerbo – Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista Registro UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da iltica başvurusu yapanlar ne zaman çalışabilir? 12 Haziran 2026’dan sonra 90 günlük yeni kural

12 Haziran 2026’dan itibaren İtalya’da uluslararası koruma başvurusu yapan yabancıların çalışma hakkına erişim süresi değişti. Yeni düzenlemeye göre, başvurunun incelenmesi henüz sonuçlanmamışsa ve gecikme başvuru sahibine yüklenemiyorsa, çalışma hakkı artık başvurunun resmen tamamlandığı tarihten itibaren 90 gün sonra doğuyor. 12 Haziran 2026’dan önce başlatılmış başvurularda ise önceki düzenleme uygulanmaya devam ediyor.

Yeni kural nereden geliyor?

İtalya, Avrupa Birliği’nin yeni Göç ve İltica Paktı çerçevesindeki düzenlemeleri iç hukuka aktarmak amacıyla 12 Haziran 2026 tarihli ve 100 sayılı Decreto-Legge’yi kabul etti. Bu düzenleme daha sonra 7 Ağustos 2026 tarihli ve 145 sayılı Kanunla yasaya dönüştürüldü. Değişikliklerden biri, 18 Ağustos 2015 tarihli ve 142 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 22. maddesinde yer alan, uluslararası koruma başvurusu sahiplerinin çalışma hakkına ilişkin süreyi doğrudan değiştirdi.

Eski sistemde çalışma hakkı, başvurunun yapılmasından itibaren 60 gün sonra doğabiliyordu. Yeni sistemde ise bu süre 90 güne çıkarıldı ve başlangıç noktası da değiştirilerek başvurunun “formalizzazione”, yani resmen tamamlanma tarihi esas alındı.

90 gün hangi tarihten itibaren hesaplanır?

Bu nokta uygulamada son derece önemlidir. Yalnızca Questura’ya gidip iltica talebinde bulunmak istediğini söylemek veya bir randevu almak, her durumda 90 günlük sürenin başladığı anlamına gelmez. Kanun, süreyi başvurunun resmen tamamlandığı tarihe bağlamaktadır.

Bununla birlikte, 100/2026 sayılı düzenlemenin geçiş hükümleri uyarınca 12 Haziran 2026’dan itibaren, teknik uyum sürecinde, başvuru Questura veya sınır polisi tarafından kaydedildiği anda şahsen formalize edilmiş sayılmaktadır. Bu nedenle mevcut geçiş düzeninde kayıt tarihi, çalışma hakkının ne zaman başlayacağının tespiti açısından belirleyici hale gelmiştir.

Başvuru sahibinin, Questura tarafından verilen belgedeki kayıt tarihini dikkatle kontrol etmesi ve kendisine verilen tüm belgelerin kopyasını saklaması gerekir. Özellikle ilk irade beyanı ile kayıt işlemi arasında uzun bir süre geçmişse, yalnızca randevu tarihine veya ilk e-postaya bakılarak çalışma hakkının başladığı varsayılmamalıdır.

90 gün dolunca otomatik olarak çalışılabilir mi?

142/2015 sayılı düzenlemenin 22. maddesine göre çalışma hakkı, başvurunun incelenmesi henüz sonuçlanmamışsa ve gecikme başvuru sahibine yüklenemiyorsa kullanılabilir. Dolayısıyla 90 günlük sürenin dolması temel şarttır; ancak kişinin uluslararası koruma prosedüründeki hukuki durumunun da devam ediyor olması gerekir.

Bu hak, Decreto Flussi kapsamında yeni bir çalışma vizesi veya yeni bir giriş kotası değildir. Kişi zaten İtalya’da uluslararası koruma başvurusu sahibi olarak bulunur ve kanunun öngördüğü süreden sonra kendisine verilen belgeye dayanarak iş sözleşmesi yapabilir. İşveren açısından da normal işe giriş yükümlülükleri, özellikle zorunlu işe giriş bildirimi, devam eder.

Çalışmaya başlanması, iltica başvurusunu kendiliğinden sona erdirmez ve kişinin statüsünü otomatik olarak çalışma amaçlı oturum iznine dönüştürmez. Uluslararası koruma prosedürü kendi hukuki çerçevesinde devam eder.

12 Haziran 2026’dan önce başvuru yapanlar için hangi kural geçerli?

Burada önemli bir geçiş hükmü vardır. 100/2026 sayılı Decreto-Legge’nin 17. maddesi, 12 Haziran 2026’dan önce sunulan uluslararası koruma başvurularına bağlı olarak başlamış idari veya yargısal işlemler bakımından önceki düzenlemenin uygulanmaya devam edeceğini açıkça belirtmektedir.

Bu nedenle 12 Haziran 2026’dan önce başvurusu yapılmış bir kişi için yeni 90 günlük sürenin otomatik olarak uygulanması doğru değildir. Bu başvurular bakımından önceki 60 günlük rejim, ilgili prosedür tamamlanıncaya kadar önemini korur. Uygulamada başvurunun tarihi ile kayıt veya C3 işleminin tarihi farklı olabildiğinden, hangi rejimin uygulanacağını somut dosya üzerinden belirlemek gerekir.

Questura’daki gecikmeler neden artık daha önemli?

Yeni düzenleme, çalışma hakkını başvurunun formalizasyonuna bağladığı için Questura’daki kayıt ve belge işlemlerinin zamanında yapılması daha da önem kazanmıştır. Başvuru sahibi iltica talebini açıkça bildirdiği halde kayıt işlemi uzun süre yapılmıyorsa, bu gecikme yalnızca idari bir sorun değildir; kişinin çalışma hayatına erişimini de doğrudan etkileyebilir.

Böyle bir durumda başvuru iradesinin hangi tarihte bildirildiğini gösteren e-posta, PEC, randevu belgesi, Questura tarafından verilen kağıtlar ve diğer kanıtların saklanması gerekir. Uzun ve gerekçesiz gecikmelerde idareye yazılı başvuru yapılması ve gerektiğinde hukuki yollara başvurulması değerlendirilebilir.

İşveren ve çalışan hangi belgeleri kontrol etmeli?

Bir iş sözleşmesi imzalanmadan önce, 90 günlük sürenin gerçekten dolup dolmadığı, başvuru sahibine verilen belgenin geçerliliği ve uluslararası koruma prosedürünün devam edip etmediği kontrol edilmelidir. İşveren yalnızca belgenin üzerinde klasik anlamda bir “permesso di soggiorno” ibaresi bulunup bulunmadığına bakarak işe alımı reddetmemelidir; 2026 reformu, başvuru sahiplerine verilen belgelerin yapısını da değiştirmiştir.

Özellikle yeni sistemin ilk aylarında, eski ve yeni belgelerin birlikte görülmesi mümkündür. Bu nedenle tereddüt halinde belgenin adı değil, hangi hukuki aşamayı ve hangi tarihi belgelediği esas alınmalıdır.

Pratik sonuç

12 Haziran 2026’dan sonra uluslararası koruma başvurusu yapanlar açısından temel sayı artık 90 gündür. Ancak bu sürenin hangi tarihten başladığı, başvurunun hangi hukuki aşamada olduğu ve geçiş hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı mutlaka kontrol edilmelidir. Başvurusu 12 Haziran 2026’dan önce yapılmış kişiler ise yeni düzenlemeye otomatik olarak dahil edilmez; onlar bakımından eski rejim uygulanmaya devam edebilir.

Çalışma hakkı, uluslararası koruma başvurusu sahiplerinin ekonomik bağımsızlığı ve İtalya’daki sosyal hayata katılımı açısından temel bir haktır. Bu nedenle yalnızca sürenin dolmasını beklemek değil, başvurunun kayıt ve formalizasyon tarihlerinin doğru belgelenmesini sağlamak da hukuki korumanın önemli bir parçasıdır.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da mevsimlik çalışma oturumunun dönüşümü: başvuruyu izin süresi dolmadan yapın

İtalya’da mevsimlik çalışma amacıyla verilen oturum izni, belirli koşullar altında mevsimlik olmayan bağımlı çalışma oturum iznine dönüştürülebilir. Son yıllarda bu prosedür önemli ölçüde kolaylaştırılmış ve dönüşüm başvuruları Decreto Flussi kotalarının dışına çıkarılmış olsa da, başvurunun zamanı hâlâ kritik önem taşır. 20 Mayıs 2026 tarihli TAR Lombardia–Brescia kararı, özellikle oturum izninin süresi dolduktan sonra yapılan başvurular bakımından dikkatli olunması gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Mevsimlik çalışma izni, esas olarak tarım ile turizm-otelcilik sektörlerinde geçici çalışmayı mümkün kılan ve kural olarak en fazla dokuz aya kadar düzenlenebilen bir oturum türüdür. Ancak yabancı işçinin İtalya’daki çalışma ilişkisi kalıcı hâle geliyorsa veya kendisine mevsimlik niteliği bulunmayan yeni bir iş sözleşmesi teklif ediliyorsa, kanun belirli şartlarla bu statünün değiştirilmesine izin verir.

Dönüşüm artık Decreto Flussi kotasına bağlı değil

Göç Kanunu’nun, yani D.Lgs. 286/1998’in 24. maddesinin 10. fıkrası uyarınca, İtalya’da düzenli şekilde en az üç ay mevsimlik çalışma yapmış olan ve kendisine belirli veya belirsiz süreli mevsimlik olmayan bir bağımlı iş sözleşmesi teklif edilen yabancı işçi, oturum izninin çalışma amacıyla dönüştürülmesini talep edebilir. Tarım sektöründe ise uygulamada üç aylık çalışma şartı, belirli dönemler bakımından en az 39 günlük düzenli çalışma üzerinden de değerlendirilebilmektedir.

2024 sonunda yapılan mevzuat değişikliği bu dönüşümleri yıllık Decreto Flussi kotalarının dışına çıkarmıştır. Bunun pratik sonucu önemlidir: işçi artık belirli bir “click day” tarihini beklemek zorunda değildir ve teorik olarak yılın herhangi bir döneminde başvuru yapabilir. Başvurunun kotaya bağlı olmaması, uygun bir iş teklifinin ortaya çıktığı anda işlemin başlatılabilmesini sağlar.

Ancak “yılın herhangi bir döneminde başvuru yapılabilir” ifadesi, oturum izninin süresi geçtikten sonra sınırsız biçimde beklenebileceği anlamına gelmez. Son yargı kararı tam da bu noktada önemli bir uyarı getirmektedir.

TAR Brescia: en güvenli yol, izin sona ermeden başvurmak

TAR Lombardia, Brescia Birinci Dairesi’nin 20 Mayıs 2026 tarihli ve 701 sayılı kararına göre, mevsimlik çalışma oturum izninin mevsimlik olmayan çalışma iznine dönüştürülmesi talebi, kural olarak dönüştürülecek oturum izninin geçerlilik süresi sona ermeden önce yapılmalıdır. Mahkeme, “dönüşüm” kurumunun mantıken hâlen mevcut ve geçerli bir oturum statüsünün başka bir statüye çevrilmesini gerektirdiğini vurgulamıştır.

Karar ayrıca, yenileme işlemlerine ilişkin genel düzenleme dikkate alınarak izin süresinin sona ermesinden sonraki altmış günlük dönemin bazı durumlarda değerlendirilebileceğini belirtmektedir. Bununla birlikte bu süreyi otomatik ve koşulsuz bir hak gibi görmek doğru değildir. Özellikle idari uygulamalar ve somut dosyanın özellikleri farklı sonuçlara yol açabileceğinden, dönüşüm talebinin izin süresi dolmadan yapılması hukuki güvenlik açısından çok daha sağlamdır.

Bu nedenle işçi ile yeni işverenin, mevsimlik iznin son günlerini beklemeden gerekli belgeleri hazırlaması gerekir. İş teklifinin bulunması tek başına yeterli değildir; başvurunun usulüne uygun şekilde sunulması ve gerekli çalışma belgelerinin sisteme yüklenmesi gerekir.

Başvuru için temel şartlar ve belgeler

Dönüşüm için öncelikle önceki mevsimlik çalışmanın düzenli biçimde yapılmış olduğunun ispatlanması gerekir. Bunun yanında mevsimlik olmayan yeni bir bağımlı çalışma teklifinin bulunması zorunludur. İş sözleşmesi belirli veya belirsiz süreli olabilir ve tam zamanlı olmak zorunda değildir; ancak kural olarak haftalık çalışma süresinin en az 20 saat olması gerekir. Ev hizmetlerinde ise ayrıca ücretin mevzuatta öngörülen asgari ekonomik eşiği karşılaması gerekir.

Başvuru İçişleri Bakanlığı’nın Portale Servizi ALI sistemi üzerinden, işçinin ikamet ettiği ildeki Sportello Unico per l’Immigrazione’ya gönderilir. İşçi başvuruyu doğrudan yapabileceği gibi, yetkili bir patronato veya başka bir akredite kuruluş aracılığıyla da sunabilir. Sisteme erişim için SPID veya CIE dijital kimliği gerekir. Uygulamada dönüşüm için kullanılan model, “Conversioni fuori quota e progetti speciali” bölümündeki VB modelidir.

Dosyada önceki mevsimlik çalışmayı gösteren belgeler, UNI-LAV bildirimi, mevcut oturum izni veya henüz düzenlenmemişse başvuru makbuzu, geçerli pasaport, yeni işverenin şirket ve mali durumuna ilişkin belgeler, yeni iş sözleşmesi teklifi ve gerekli olduğu ölçüde konut uygunluğunu gösteren belge gibi unsurların bulunması gerekir. Eksik veya çelişkili belgeler işlemi geciktirebilir ya da olumsuz sonuca yol açabilir.

Başvuru yapıldıktan sonra yeni işe başlanabilir mi?

Bu noktada işçiler açısından önemli bir güvence bulunmaktadır. Çalışma Bakanlığı’nın 5 Mayıs 2025 tarihli 10 sayılı Genelgesi, dönüşüm başvurusu sonuçlanmadan önce de mevsimlik olmayan yeni işte çalışmanın mümkün olduğunu açıklamıştır. Bunun için dönüşüm başvurusunun usulüne uygun şekilde yapılmış olması, işçinin başvuru makbuzunu almış bulunması ve yeni iş ilişkisine ilişkin zorunlu bildirimin önceden yapılmış olması gerekir. Bağımlı çalışmada bu bildirim UNI-LAV üzerinden, ev hizmetlerinde ise INPS’ye yapılır.

Dolayısıyla idarenin karar vermesinin aylar sürmesi, başvurusu düzenli şekilde yapılmış olan işçiyi zorunlu olarak işsiz bırakmamalıdır. Fakat burada da temel nokta, başvurunun doğru zamanda ve doğru belgelerle yapılmış olmasıdır.

Pratik sonuç

Mevsimlik çalışma izninden mevsimlik olmayan çalışma iznine dönüşüm, bugün geçmişe göre daha erişilebilir bir yoldur: kota yoktur, click day beklenmez ve başvuru devam ederken belirli koşullarla yeni işe başlanabilir. Buna karşılık 2026 tarihli TAR kararı, zamanlama konusunun hafife alınmaması gerektiğini göstermektedir. En güvenli yaklaşım, uygun iş teklifi ortaya çıktığında dönüşüm işlemini derhal başlatmak ve mevcut mevsimlik oturum izninin son tarihini geçirmemektir.

Özellikle izin süresi sona ermek üzere olan kişiler bakımından, “sonradan da hallederiz” düşüncesi gereksiz bir hukuki risk yaratabilir. Göç hukukunda maddi şartları taşımak kadar, talebin doğru prosedürle ve doğru zamanda yapılması da çoğu zaman belirleyicidir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

martedì 1 settembre 2026

İtalya’da ticari vize çalışma vizesi değildir: hangi faaliyetlere izin verilir?

İtalya’ya iş görüşmesi, fuar, ticari müzakere veya makine kurulumu için gelen Türk vatandaşları açısından “ticari vize” ile “çalışma vizesi” arasındaki sınır büyük önem taşır. Kısa süreli ticari vize bazı teknik faaliyetlere izin verebilir; ancak İtalya’da olağan bir iş ilişkisi kurmak veya sürekli hizmet sunmak için kullanılamaz.

Ticari vizenin amacı nedir?

İtalya’daki ticari vize, ekonomik ve ticari temaslar, sözleşme görüşmeleri, şirket ziyaretleri, fuar ve sektörel etkinliklere katılım ile ticari sözleşmeler kapsamında satın alınan veya satılan makine ve ekipmanların kullanımının ya da çalışmasının incelenmesi gibi amaçlarla verilen kısa süreli bir Schengen vizesidir.

Bu vizeyle Schengen alanında kural olarak 180 günlük bir dönem içinde en fazla 90 gün kalınabilir. Ancak vizenin verilmiş olması, İtalya’da her türlü çalışma faaliyetinin otomatik olarak serbest olduğu anlamına gelmez.

Makine kurulumu ve teknik müdahale ne zaman mümkün olabilir?

İdari uygulamada, bir ticari sözleşmeyle bağlantılı olması şartıyla, yüksek düzeyde uzmanlaşmış teknik personelin makinenin montajı, devreye alınması, test edilmesi, bakımının veya onarımının yapılması gibi sınırlı faaliyetleri ticari vize kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Burada belirleyici olan faaliyetin geçici, önceden tanımlanmış ve satın alma, satış veya finansal kiralama sözleşmesine doğrudan bağlı olmasıdır. Aynı şekilde, müşterinin personeline belirli bir makinenin kullanımı, bakımı veya montajı konusunda kısa süreli teknik eğitim verilmesi de, esas amaç belirli teknik bilgi aktarımı ise ticari faaliyet kapsamında kabul edilebilir.

Bu tür durumlarda yabancı çalışanın ücretinin İtalya’daki bir işveren tarafından değil, yurtdışındaki kendi şirketi tarafından ödenmeye devam etmesi de önemli bir unsurdur.

Hangi durumda çalışma vizesi gerekir?

Ticari vize, İtalya’da normal bir iş sözleşmesiyle çalışmaya başlamak, sürekli hizmet vermek, bir İtalyan şirketinin organizasyonuna düzenli biçimde dahil olmak veya kısa süreli ziyaret görüntüsü altında fiilen işgücü sağlamak için kullanılamaz.

Faaliyet artık ticari temas veya sınırlı teknik müdahale sınırını aşıyor ve bağımlı çalışma ya da gerçek bir hizmet sunumu niteliği kazanıyorsa, uygun çalışma vizesi ve gerekli durumlarda nulla osta prosedürü gerekir. Seyahatin birkaç gün sürmesi tek başına faaliyeti “ticari” hale getirmez; hukuken önemli olan süreden çok yapılan işin gerçek niteliğidir.

Türkiye’den başvurularda hangi belgeler önemlidir?

İtalya’nın Türkiye’deki konsolosluk makamlarının 2026 yılı için yayımladığı güncel belge listelerinde, İtalyan şirketinden ayrıntılı davet yazısı, davet eden şirketin ticaret sicili belgeleri, varsa taraflar arasındaki ticari ilişkiyi gösteren faturalar, konaklama ve ulaşım bilgileri, seyahat sağlık sigortası ve yeterli mali kaynakların belgelenmesi istenmektedir.

Türkiye’de bir şirkette çalışan başvuru sahipleri açısından ayrıca işveren yazısı, çalışanın görevi, işe giriş tarihi, maaşı, seyahat amacı ve süresi, son aylara ilişkin ücret ve banka hareketleri ile çalışma geçmişini gösteren belgeler önem taşır. Serbest çalışanlar ve şirket sahipleri bakımından ise şirket faaliyet belgeleri, mesleki kayıtlar ve mali belgeler öne çıkar.

En önemli nokta: seyahatin gerçek amacı doğru tanımlanmalıdır

Vize başvurusunda kullanılan kategori ile İtalya’da fiilen yapılacak faaliyet arasında uyumsuzluk bulunması, vize başvurusunun reddedilmesine veya sonraki girişlerde sorun yaşanmasına yol açabilir. Bu nedenle özellikle makine montajı, teknik destek, bakım, eğitim veya müşteri sahasında çalışma içeren seyahatlerde, başvuru yapılmadan önce faaliyetin ticari vize sınırları içinde kalıp kalmadığının somut olarak değerlendirilmesi gerekir.

Türk şirketleri ile İtalyan şirketleri arasındaki yoğun ticari ilişkiler düşünüldüğünde, doğru vize kategorisinin seçilmesi yalnızca bürokratik bir ayrıntı değildir; hem çalışanın hukuki durumunu hem de iki şirket arasındaki sözleşmesel ilişkinin güvenliğini doğrudan etkiler.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista

Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione

Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’Unione europea n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo

ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da AB Mavi Kartı: yüksek nitelikli çalışanlar için nulla osta artık 30 günde

İtalya, yüksek nitelikli yabancı çalışanların ülkeye girişini kolaylaştıran AB Mavi Kartı prosedürünü hızlandırdı. 2025 sonunda yapılan değişiklikle, yüksek nitelikli çalışma için gerekli nulla osta karar süresi 90 günden 30 güne indirildi. Bu düzenleme, özellikle Türkiye’den İtalya’da nitelikli bir işte çalışmak isteyen profesyoneller açısından önemli bir alternatif oluşturuyor; çünkü AB Mavi Kartı, Decreto Flussi kotalarına bağlı değildir.

AB Mavi Kartı nedir?

AB Mavi Kartı, Avrupa Birliği dışındaki ülkelerin vatandaşlarına yüksek nitelikli bir işte çalışmak amacıyla verilen özel bir oturum iznidir. İtalya’da bu sistem, Göç Kanunu’nun (D.Lgs. 286/1998) 27-quater maddesiyle düzenlenmektedir. Mevcut sistem, AB 2021/1883 sayılı Direktifinin İtalyan hukukuna aktarılmasıyla önemli ölçüde genişletilmiş, daha sonra 2 Aralık 2025 tarihli ve 182 sayılı Kanun ile prosedür süreleri daha da kısaltılmıştır.

En önemli özellik, bu kanalın yıllık Decreto Flussi kotalarının dışında işlemesidir. Dolayısıyla işverenin, normal kota sisteminde olduğu gibi belirli bir click day tarihini beklemesi veya başvurunun yıllık kontenjana girmesini beklemesi gerekmez.

Kimler yüksek nitelikli çalışan sayılabilir?

Mavi Kart yalnızca üniversite mezunlarına ayrılmış bir sistem değildir. Mevzuat, yüksek niteliğin farklı yollarla kanıtlanmasına izin vermektedir. En klasik yol, en az üç yıllık yükseköğrenim veya buna denk bir ortaöğretim sonrası mesleki yeterlilik belgesidir. Düzenlenmiş mesleklerde ayrıca İtalya’da mesleği icra edebilmek için gerekli mesleki tanıma ve kayıt şartlarının da yerine getirilmesi gerekir.

Bunun yanında, belirli durumlarda diploma yerine mesleki deneyim de yeterli olabilir. Başvurulan meslek veya sektörle ilgili en az beş yıllık nitelikli mesleki deneyim, yüksek mesleki yeterliliğin kanıtı olarak kullanılabilir. Bilgi ve iletişim teknolojileri alanındaki yönetici ve uzmanlar için ise, başvurudan önceki yedi yıl içinde kazanılmış en az üç yıllık ilgili deneyim yeterli olabilmektedir.

Bu nedenle Türkiye’de uzun yıllardır teknik, bilişim, mühendislik veya uzmanlık gerektiren bir alanda çalışan ancak klasik anlamda üniversite diploması bulunmayan bir kişi de, somut koşullar uygunsa, Mavi Kart kapsamına girebilir. Deneyimin iş sözleşmeleri, maaş bordroları ve benzeri belgelerle açık biçimde ispatlanması gerekir.

İş teklifinin hangi şartları taşıması gerekir?

İtalyan işveren, Sportello Unico per l’Immigrazione üzerinden elektronik olarak nulla osta başvurusu yapar. Başvuruda en az altı aylık bir iş sözleşmesi teklifi veya bağlayıcı iş teklifi bulunmalıdır. Eski sistemde aranan on iki aylık asgari süre artık geçerli değildir.

Ücret de belirleyici bir unsurdur. Önerilen yıllık brüt ücret, ilgili ulusal toplu iş sözleşmesinde öngörülen seviyenin altında olamaz ve aynı zamanda mevzuatta esas alınan ortalama yıllık brüt ücret eşiğini karşılamalıdır. Resmî bilgilendirmelerde bu eşik yaklaşık 36.300 avro düzeyinde gösterilmektedir; ancak başvuru yapılırken güncel ISTAT verisinin ve ilgili toplu sözleşmenin ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Nulla osta için yeni süre: 30 gün

2025 sonunda yürürlüğe giren değişikliğin en somut sonucu, Sportello Unico tarafından verilecek nulla osta için öngörülen sürenin 90 günden 30 güne indirilmesidir. Başka bir ifadeyle, eksiksiz bir başvuruda yüksek nitelikli çalışanlar için idari prosedür artık normal çalışma girişlerine göre çok daha hızlı ilerleyebilir.

Bu 30 günlük süre, otomatik olarak vizenin de 30 gün içinde çıkacağı anlamına gelmez. Nulla osta olumlu sonuçlandıktan sonra, yurtdışındaki kişi yetkili İtalyan diplomatik veya konsolosluk makamına çalışma vizesi başvurusu yapar. İtalya’ya girişten sonra ise sözleşme ve oturum izni işlemleri tamamlanır.

Başvurunun eksik belge nedeniyle tamamlanamaması veya yabancı diplomaların, mesleki yeterliliklerin ya da deneyimin yeterince kanıtlanmaması prosedürü uzatabilir. Bu nedenle özellikle Türkiye’de düzenlenmiş diploma, çalışma belgesi, bordro ve mesleki belgelerin baştan doğru biçimde hazırlanması önem taşır.

Mavi Kart ne kadar süreyle verilir?

İş sözleşmesi belirsiz süreliyse AB Mavi Kartı iki yıl süreyle verilir. Sözleşme belirli süreliyse oturum izninin süresi, iş ilişkisinin süresine üç ay eklenerek belirlenir.

İlk on iki aylık yasal çalışmada bazı sınırlamalar vardır. Bu dönemde Mavi Kart sahibi, yüksek nitelikli çalışma kapsamı dışındaki bir işe geçemez. İşveren değişikliği ise mümkündür, ancak yetkili Ispettorato Territoriale del Lavoro nezdindeki kontrol prosedürüne tabidir. Gerekli belgelerin sunulmasından itibaren on beş gün içinde olumsuz görüş verilmezse, mevzuatın öngördüğü sonuçlar doğar.

İş kaybedilirse oturum hemen sona ermez

Mavi Kart açısından önemli bir başka güvence, iş kaybının otomatik olarak oturum izninin iptaline yol açmamasıdır. Göç Kanunu’nun çalışma izinlerine ilişkin koruyucu hükümleri Mavi Kart sahiplerine de uygulanır. İşini kaybeden kişi, yeni bir iş aramak amacıyla belirli koşullarla İtalya’da yasal olarak kalmaya devam edebilir; bu süre kural olarak bir yıldan az olamaz ve gelir desteği alınan sürenin daha uzun olması hâlinde buna göre uzayabilir.

Bu nokta, özellikle iş ilişkisi beklenmedik biçimde sona eren yabancı çalışanlar açısından önemlidir. İşin kaybı ile oturum hakkının kaybı aynı şey değildir ve Questura nezdindeki durum, mevcut izin süresi ve yeni iş arama koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

İtalya’da bulunan yabancılar da başvurabilir

Mavi Kart yalnızca Türkiye’den yapılacak ilk girişler için kullanılmaz. İtalya’da başka bir nedenle yasal olarak bulunan bazı yabancılar da, gerekli şartları taşıdıkları takdirde Mavi Kart sistemine geçebilir. Mevcut düzenleme, önceki sisteme göre bu imkânı genişletmiş; bazı mevsimlik çalışanlar, uluslararası koruma statüsü sahipleri, araştırmacılar ve şirket içi transfer kapsamında bulunan çalışanlar için de Mavi Kart yolunu açmıştır.

Buna karşılık her oturum statüsü bu dönüşüme izin vermez. Uluslararası koruma başvurusu henüz sonuçlanmamış kişiler, geçici koruma veya bazı özel nitelikteki izinlere sahip kişiler bakımından farklı sınırlamalar bulunmaktadır. Bu nedenle mevcut oturum kartının türü, başvuru yapılmadan önce dikkatle incelenmelidir.

Türkiye’den başvuracaklar için pratik sonuç

Türkiye’de yüksek nitelikli bir mesleki profile sahip olup İtalya’dan gerçek ve yeterli ücret seviyesinde bir iş teklifi alan kişiler açısından AB Mavi Kartı, normal Decreto Flussi yoluna kıyasla önemli avantajlar sunabilir. Kota dışı olması, başvurunun yılın belirli bir dönemine sıkışmaması ve nulla osta süresinin 30 güne indirilmesi, bu yolu özellikle nitelikli işgücü açısından stratejik hâle getirmektedir.

Bununla birlikte, Mavi Kart prosedüründe en sık sorun yaratan unsur çoğu zaman iş teklifinin kendisi değil, mesleki niteliğin nasıl ispatlandığıdır. Diploma, mesleki deneyim, iş sözleşmeleri, bordrolar ve gerektiğinde mesleki tanıma belgeleri baştan uyumlu biçimde hazırlanmalıdır. Prosedürün hızlandırılmış olması, belge kontrolünün daha az önemli olduğu anlamına gelmez; tersine, 30 günlük süreden gerçek anlamda yararlanabilmek için dosyanın baştan eksiksiz kurulması gerekir.

Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista

Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione

Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’Unione europea n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo

ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da bakıcı ve çocuk bakım personeli için kota dışı giriş: 2026’da 10.000 kişilik özel kanal

İtalya’da aile yanında bakım, yaşlı bakımı ve çocuk bakımında çalışmak isteyen yabancılar için 2026 yılında klasik “Decreto Flussi” kotalarından farklı, özel bir giriş kanalı bulunmaktadır. Bu sistem tamamen kotasız değildir; her yıl en fazla 10.000 yabancı işçi için öngörülmüştür. Ancak olağan click day mekanizmasına bağlı olmaması ve başvuruların yıl boyunca yapılabilmesi, uygulamada onu önemli bir alternatif haline getirmektedir.

Düzenlemenin temel amacı, İtalya’da özellikle 80 yaşını doldurmuş kişilerin, engelli bireylerin ve doğumdan altı yaşına kadar olan çocukların bakımında ortaya çıkan iş gücü ihtiyacını daha esnek bir yöntemle karşılamaktır. 2025 yılında başlatılan bu özel kanal daha sonra 2026, 2027 ve 2028 yılları için de uzatılmış, ayrıca çocuk bakımında çalışacak personel de kapsama açık biçimde dahil edilmiştir.

Kimler için bu özel çalışma kanalı kullanılabilir?

Başvuru, aile veya sosyo-sağlık bakım hizmetlerinde çalıştırılacak yabancı bir işçi için yapılabilir. Bakım hizmetinin yöneldiği kişinin 80 yaşını doldurmuş olması halinde, kişinin mutlaka tamamen bakıma muhtaç olması şart değildir. Mevzuat bakımından “grande anziano” kavramı yaş kriterine bağlanmıştır; dolayısıyla 80 yaşını geçmiş ve kısmen ya da tamamen kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen bir kişi için de bu özel prosedürden yararlanılması mümkündür.

Engelli kişilerin bakımında ise durum farklıdır. Engellilik halinin hukuken tanınmış olması gerekir. Sadece fiili olarak yardıma ihtiyaç duyulması, gerekli resmi engellilik statüsü bulunmadığında, bu özel kanalın kullanılmasına tek başına yeterli olmayabilir. Böyle bir durumda olağan aile hizmetleri veya Decreto Flussi kapsamındaki diğer çalışma yollarının değerlendirilmesi gerekir.

2026’dan itibaren önemli yeniliklerden biri de doğumdan altı yaşına kadar olan çocukların bakımının kapsama alınmasıdır. Böylece belirli şartlarla yurtdışından çocuk bakım personeli veya baby-sitter getirilmesi de bu yıllık 10.000 kişilik özel sistem üzerinden mümkün hale gelmiştir.

Click day yok, ancak başvuru doğrudan yapılamıyor

Bu prosedürün en önemli pratik avantajlarından biri, olağan işçi girişlerinde olduğu gibi belirli bir click day saatinde başvuru gönderme zorunluluğunun bulunmamasıdır. 2026 yılı başvuruları 1 Ocak 2026’dan itibaren açılmıştır ve yıl boyunca sunulabilir. Bununla birlikte yıllık 10.000 kişilik sınır bulunduğundan, başvurunun gereksiz şekilde ertelenmesi uygun değildir.

Öte yandan işveren başvuruyu kendi başına doğrudan gönderemez. Kanun, başvuruların yetkili bir iş ajansı – Agenzia per il Lavoro – veya ev hizmetleri alanındaki toplu iş sözleşmesini imzalamış yetkili işveren kuruluşlarından biri aracılığıyla yapılmasını öngörmektedir. Başvuru, İçişleri Bakanlığının Portale Servizi sistemi üzerinden “A-BIS fuori quota” modeli kullanılarak Sportello Unico per l’Immigrazione’ya iletilir.

Bu nokta Türkiye’de bulunan bir aday açısından özellikle önemlidir. İş arayan kişinin yalnızca İtalya’daki bir aile ile anlaşması yeterli değildir; İtalya’daki işverenin başvuruyu kanunun öngördüğü yetkili aracı üzerinden başlatması gerekir. Dolayısıyla sürecin ilk adımı, gerçek bir iş ilişkisi kurulması ve işveren tarafının başvuru için gerekli hukuki ve ekonomik şartları taşımasıdır.

İşveren mutlaka bakıma muhtaç kişinin kendisi olmak zorunda değil

Başvuruyu yapan işveren, bakım hizmetinden yararlanacak kişinin kendisi olabileceği gibi, belirli akrabalık sınırları içinde başka bir kişi de olabilir. Mevcut uygulamaya göre eş, ikinci dereceye kadar hısım veya kayın hısım, birlikte yaşamıyor olsa dahi ve İtalya’da ikamet etmek şartıyla, bakım hizmetinden yararlanacak kişi adına iş ilişkisini kurabilir. Yoğun destek ihtiyacı bulunan engelli kişiler bakımından bazı durumlarda üçüncü dereceye kadar akrabalar da dikkate alınabilir.

Bununla birlikte sistem aile içindeki yakın akrabalık ilişkisini yapay biçimde bir iş sözleşmesine dönüştürmek için kullanılamaz. Bakım hizmetini verecek işçinin, bakım görecek kişinin eşi veya belirli yakınlık derecesindeki akrabası olması halinde özel sınırlamalar vardır. Bu nedenle özellikle akraba bir kişinin Türkiye’den getirilmesi düşünülüyorsa, başvuru yapılmadan önce akrabalık bağının prosedüre engel oluşturup oluşturmadığının ayrıca incelenmesi gerekir.

Gelir şartı ve idari kontroller devam ediyor

Bu kanalın “fuori quota”, yani olağan kotaların dışında olması, diğer şartların ortadan kalktığı anlamına gelmez. İşverenin iş ilişkisini ekonomik olarak sürdürebilmesi, uygulanması gereken toplu iş sözleşmesine uygun ücret ve çalışma koşullarının sağlanması ve başvuruda verilen bilgilerin gerçeğe uygun olması gerekir.

Önemli bir istisna, kendi bakımı için yabancı işçi almak isteyen ve hastalık veya engellilik nedeniyle kendi kendine yeterliliği sınırlı olan işverenler bakımından öngörülmüştür. Bu durumda olağan gelir yeterliliğinin ispatına ilişkin kurallar farklı uygulanabilir ve belirli hallerde gelir şartı aranmaz.

Sportello Unico, Questura ve Ispettorato Territoriale del Lavoro başvuruyu incelemeye devam eder. Bu özel prosedürde nulla osta’nın belirli bir sürenin geçmesiyle otomatik olarak oluşduğu bir sessizlik-onay mekanizması yoktur. Başvurunun gerçekten kabul edilmesi için güvenlik, iş ilişkisi ve yasal şartlara ilişkin kontrollerin tamamlanması gerekir.

İtalya’ya geldikten sonra ilk on iki ay özel önem taşıyor

Nulla osta ve vize işlemleri tamamlandıktan sonra İtalya’ya giren işçiye, şartların bulunması halinde çalışma amaçlı tek oturum izni verilir. Bu izin süreli veya süresiz iş sözleşmesine dayanabilir ve azami iki yıllık süreyle düzenlenebilir.

Ancak bu özel giriş kanalından yararlanan işçinin ilk on iki aylık yasal ve fiili çalışma döneminde serbestçe başka bir sektöre geçebileceğini düşünmek doğru değildir. İlk on iki ay boyunca esas olarak izin verilen bakım faaliyetinin sürdürülmesi gerekir. İşveren değişikliği gündeme geldiğinde de yetkili iş müfettişliğinin önceden vereceği izin önem taşır. Bu nedenle özellikle ilk yıl içinde iş ilişkisi sona ererse, yeni bir işe başlamadan önce statünün hukuken kontrol edilmesi gerekir.

Türkiye’den İtalya’ya gelmek isteyenler açısından neden önemli?

İtalya’daki yabancı işçi girişlerinin önemli bir bölümü yıllık ve üç yıllık Decreto Flussi programlarına, sektör kotalarına ve belirli başvuru tarihlerine bağlıdır. Aile ve bakım hizmetlerindeki bu özel düzenleme ise farklı bir mantıkla çalışmaktadır. Başvurunun yıl boyunca mümkün olması, 80 yaş üzerindeki kişilerin yanında çalışacak bakıcılar, engelli bireylere destek verecek personel ve altı yaşına kadar çocukların bakımında çalışacak kişiler için somut bir yasal giriş yolu yaratmaktadır.

Bununla birlikte “kota dışı” ifadesi yanlış anlaşılmamalıdır. Yıllık 10.000 kişilik bir üst sınır vardır, başvuruyu herkes doğrudan yapamaz ve İtalya’ya giriş otomatik değildir. Gerçek bir işverenin bulunması, doğru aracı kurum üzerinden başvurunun yapılması, nulla osta alınması, vize işlemlerinin tamamlanması ve İtalya’ya girişten sonra çalışma ve oturum kurallarına uyulması gerekir.

Bu nedenle Türkiye’de bulunan ve İtalya’da bakım sektöründe çalışma fırsatı bulan bir kişi açısından en önemli konu, yalnızca iş teklifinin varlığı değil, teklifin hangi hukuki kanal üzerinden yürütüldüğüdür. Doğru prosedür, düzensiz göç riskine girmeden ve sonradan statüyü düzeltmeye çalışmadan, baştan itibaren yasal bir çalışma ve oturum zemini kurulmasını sağlayabilir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da ebeveyn vatandaş olunca çocuk da otomatik vatandaş olur mu? Yeni iki yıllık ikamet kuralı

İtalya’da anne veya babanın sonradan İtalyan vatandaşlığını kazanması, artık her durumda küçük çocuğun da otomatik olarak vatandaş olacağı a...