domenica 13 settembre 2026

Türk vatandaşları için İtalya Schengen vizesinde 6 aydan 5 yıla kademeli çok giriş sistemi

İtalya’ya turistik, aile ziyareti, iş veya başka bir kısa süreli amaçla sık seyahat eden Türk vatandaşları açısından Schengen vizesinin süresi büyük önem taşır. Avrupa Komisyonu’nun 15 Temmuz 2025 tarihli C(2025) 4694 sayılı kararı, Türkiye’de ikamet eden ve vize başvurusunu Türkiye’de yapan Türk vatandaşları için çok girişli kısa süreli vizelerde daha elverişli, kademeli bir sistem getirmiştir. Bu sistem 2026 yılında da uygulanmakta olup, önceki vizelerini kurallara uygun kullanan başvuru sahiplerinin 6 aylık vizelerden 5 yıla kadar uzanan çok girişli vizelere ilerleyebilmesine imkân tanımaktadır.

Sistem kimlere uygulanır?

Yeni kademeli sistem, Türkiye’de ikamet eden Türk vatandaşlarının Türkiye’deki Schengen ülkeleri konsolosluklarına yaptığı kısa süreli vize başvurularına uygulanır. Dolayısıyla İtalya’ya yapılacak kısa süreli seyahatler için Ankara, İstanbul veya yetkili diğer İtalyan konsolosluk makamları nezdinde yapılan başvurular da bu çerçevededir.

Bununla birlikte düzenleme, mesleki faaliyetleri kapsamında vize başvurusu yapan ağır vasıta sürücülerine uygulanmaz. Ayrıca Türkiye’de ikamet eden ancak Türk vatandaşı olmayan diğer vizeye tabi ülke vatandaşları da bu özel kademeli sistemin kapsamında değildir.

İlk aşama: 6 aylık çok girişli vize

Başvuru sahibi daha önce aldığı bir vizeyi kurallara uygun şekilde kullanmış ve bu önceki vizenin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde yeni başvurusunu yapmışsa, giriş koşullarının da sağlanması hâlinde 6 ay geçerli çok girişli vize verilmesi öngörülmektedir.

Buradaki önemli nokta, önceki vizenin yalnızca alınmış olmasının yeterli olmamasıdır. Vizenin hukuka uygun kullanılmış olması gerekir. Başka bir ifadeyle, izin verilen kalış süresinin aşılmaması, seyahat amacına aykırı kullanım bulunmaması ve sınır kurallarına uyulmuş olması sonraki başvurular açısından doğrudan önem taşır.

İkinci aşama: 1 yıllık çok girişli vize

Başvuru sahibi daha önce 6 ay geçerli bir vizeyi usulüne uygun kullanmışsa ve bu vizenin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yeni başvuru yaparsa, diğer giriş koşullarının da mevcut olması şartıyla 1 yıl geçerli çok girişli vize öngörülmektedir.

Bu nedenle geçmiş seyahatlerin belgelenmesi, önceki pasaportların ve eski vize etiketlerinin korunması pratik açıdan önemlidir. Konsolosluk makamının önceki vize kullanımını değerlendirebilmesi için seyahat geçmişinin açık ve tutarlı olması gerekir.

Üçüncü aşama: 3 yıllık çok girişli vize

Bir önceki aşamada 1 yıl geçerli vizeyi kurallara uygun kullanan kişi, bu vizenin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yeni başvuru yaparsa 3 yıl geçerli çok girişli vize sistemine geçebilir.

Bu aşama özellikle İtalya ile düzenli ticari, mesleki veya ailevi ilişkisi bulunan kişiler açısından önemlidir. Ancak uzun süreli çok girişli vize verilmesi, kişinin İtalya’da üç yıl kesintisiz kalabileceği anlamına gelmez. Vizenin geçerlilik süresi ile Schengen alanında izin verilen fiilî kalış süresi birbirinden farklıdır.

Dördüncü aşama: 5 yıllık çok girişli vize

Başvuru sahibi daha önce 3 yıl geçerli vizeyi hukuka uygun şekilde kullanmışsa ve bu vizenin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yeniden başvurursa, 5 yıl geçerli çok girişli vize verilmesi öngörülmektedir.

Bu, özellikle yıllardır düzenli biçimde Schengen bölgesine seyahat eden ve önceki vizelerinde ihlal bulunmayan Türk vatandaşları açısından önemli bir kolaylıktır. Bununla birlikte her yeni başvuruda temel giriş koşullarının yeniden mevcut olması gerekir.

5 yıllık vize, 5 yıl İtalya’da kalma hakkı vermez

En çok karıştırılan konulardan biri budur. Çok girişli Schengen vizesinin 1, 3 veya 5 yıl geçerli olması, sahibine bu süre boyunca kesintisiz olarak İtalya’da veya Schengen bölgesinde kalma hakkı vermez.

Kısa süreli Schengen vizelerinde temel kural, her 180 günlük dönem içinde en fazla 90 gün kalıştır. Bu nedenle uzun süreli çok girişli bir vize, esasen vize geçerlilik süresi içinde tekrar tekrar seyahat etme imkânı sağlar; fakat her seyahatte ve her 180 günlük referans döneminde 90 günlük sınır ayrıca hesaplanmalıdır.

90/180 kuralının ihlali yalnızca mevcut seyahatte sorun yaratmakla kalmaz; daha sonraki vizelerin süresi ve hatta yeni vize başvurusunun sonucu üzerinde de olumsuz etki yaratabilir.

Pasaport süresi vize süresini sınırlar

Kademeli sistemde teorik olarak 1, 3 veya 5 yıllık vize hakkı doğsa bile pasaport süresi buna izin vermiyorsa vize daha kısa düzenlenir. Avrupa Komisyonu kararına göre, öngörülen vize süresi pasaportun geçerlilik süresini aşacaksa, çok girişli vizenin geçerliliği pasaportun sona ermesinden üç ay önce bitecek şekilde belirlenir.

Bu nedenle özellikle 3 veya 5 yıllık aşamaya gelmiş kişilerin yeni vize başvurusundan önce pasaportlarının kalan geçerlilik süresini kontrol etmeleri önemlidir.

Kademeli sistem otomatik ve koşulsuz bir hak değildir

Karar, önceki vizelerini usulüne uygun kullanan Türk vatandaşları için daha açık ve elverişli bir sistem kurmuştur. Buna rağmen konsolosluk makamı başvuruyu yine Schengen Sınırlar Kodu ve Vize Kodu çerçevesinde değerlendirir. Geçerli seyahat belgesi, seyahatin amacı ve koşulları, yeterli maddi imkânlar, kamu düzeni ve güvenliği bakımından engel bulunmaması ve ilgili diğer giriş şartları önemini korur.

Ayrıca belirli bir somut olayda gerekli koşulların gelecekte de yerine getirileceği konusunda makul şüphe bulunması gibi Vize Kodu’nda öngörülen durumlarda vizenin geçerlilik süresi kısaltılabilir. Buna karşılık, haklı nedenlerin mevcut olduğu özel durumlarda konsolosluk makamları beş yıla kadar çok girişli vizeyi kademeli sıralamadan bağımsız olarak da verebilir.

Türk başvuru sahipleri açısından pratik sonuç

Bu sistemin en önemli sonucu, önceki vizelerin artık yalnızca geçmişte yapılmış seyahatlerin belgesi olmaktan çıkıp gelecekteki vize süresini doğrudan etkileyen hukuki bir unsur hâline gelmesidir. Bu nedenle vize süresini aşmamak, giriş ve çıkış tarihlerini doğru hesaplamak, eski pasaportları saklamak ve yeni başvuruyu önceki vizenin sona ermesinden sonra öngörülen süreler içinde yapmak önemlidir.

Özellikle İtalya’ya düzenli seyahat eden Türk vatandaşları bakımından, vize başvurusunda yalnızca yapılacak yeni seyahatin belgelerini değil, önceki vizelerin düzenli ve hukuka uygun kullanımını gösteren seyahat geçmişini de sistematik biçimde sunmak uzun süreli çok girişli vize bakımından belirleyici olabilir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da iltica başvurusu yaparken çalışmak: 60 gün kuralı, C3 tarihi ve ret kararından sonra çalışma hakkı

İtalya’da uluslararası koruma başvurusu yapan bir yabancı, başvuru sonuçlanmadan da yasal olarak çalışabilir. Ancak çalışma hakkının ne zaman başladığı, hangi belgenin yeterli olduğu ve Komisyonun ret kararından sonra bu hakkın devam edip etmediği uygulamada sıkça karıştırılmaktadır.

Çalışma hakkı ne zaman başlar?

İtalya’da uluslararası koruma talebinde bulunan kişi, başvurunun sunulmasından itibaren altmış gün geçtikten sonra çalışabilir. Uygulamada bu süre, Questura’da C3 formunun doldurulduğu tarihten itibaren hesaplanır. Bunun için başvurunun henüz sonuçlanmamış olması ve gecikmenin başvuru sahibine yüklenebilir bir nedenden kaynaklanmaması gerekir.

Dolayısıyla iltica başvurusu yapılmış olmak, ilk günden itibaren normal bir iş sözleşmesiyle çalışma hakkı vermez. Buna karşılık altmış günlük süre dolduğunda, prosedür halen devam ediyorsa başvuru sahibi işçi olarak düzenli biçimde istihdam edilebilir.

Fiziksel oturum kartı henüz çıkmadıysa ne olur?

Uluslararası koruma başvurusunun yapıldığını gösteren ricevuta, yani başvuru makbuzu, geçici oturum izni niteliğindedir. Bu nedenle çalışma hakkının doğduğu tarihten sonra işveren, yalnızca fiziksel kartın henüz basılmamış olmasını gerekçe göstererek işe alımı reddetmek zorunda değildir.

İşverenin yine de normal işe giriş yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekir. Çalışan bir iş sözleşmesiyle alınacaksa zorunlu UNILAV bildirimi yapılmalı; ev hizmetlerinde ise ilgili bildirim INPS üzerinden gerçekleştirilmelidir.

Komisyon başvuruyu reddederse çalışma hakkı hemen sona erer mi?

Hayır, her ret kararı çalışma hakkını otomatik olarak aynı gün sona erdirmez. Bölgesel Komisyonun uluslararası koruma başvurusunu reddetmesi halinde, karara karşı süresi içinde yargı yoluna başvurulmuşsa, iltica başvurusuna bağlı oturum izni yenilenebilir veya uzatılabilir. İlk başvurudan itibaren altmış günlük süre geçmişse kişi, yargılama devam ederken mevcut işine devam edebilir veya yeni bir işe başlayabilir.

Bu nokta özellikle önemlidir: Komisyonun olumsuz kararı ile mahkeme kararının hukuki sonuçları aynı değildir. Yargısal başvurunun süresi, usulü ve oturum üzerindeki etkisi somut dosyaya göre değerlendirilmelidir.

Mahkeme de başvuruyu reddederse

Mahkemenin de olumsuz karar vermesi halinde, iltica başvurusuna bağlı oturum izni kural olarak artık yenilenemez ve bu izne bağlı çalışma hakkı da sona erer. Cassazione aşamasında başvuru yapılması ve kararın icrasının durdurulmasının talep edilmesi gibi durumlarda ise hukuki sonuçlar ayrıca değerlendirilmelidir. Bu aşamada dosyanın bireysel olarak incelenmesi özellikle önemlidir.

İltica oturum izni çalışma iznine çevrilebilir mi?

Uluslararası koruma başvurusu nedeniyle verilen oturum izni, yalnızca kişinin bir iş bulmuş olması nedeniyle doğrudan çalışma amaçlı oturum iznine çevrilemez. Başvuru sahibi çalışabilir, ancak bu durum iltica prosedürünü çalışma izni prosedürüne dönüştürmez. Başka bir bağımsız oturum hakkının mevcut olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Pratik olarak hangi belgeler saklanmalıdır?

Başvuru sahibi, C3 formunun düzenlendiği tarihi gösteren belgeleri, Questura tarafından verilen ricevuta’yı, mevcut oturum belgesini, Komisyon kararını ve varsa mahkemeye yapılan başvurunun sunulduğunu gösteren belgeleri düzenli biçimde saklamalıdır. İşveren açısından da işe giriş bildiriminin doğru şekilde yapılması ve çalışanın güncel oturum durumunun belgelenmesi önem taşır.

Sonuç olarak, İtalya’da uluslararası koruma başvurusu yapan bir kişinin çalışabilmesi için nihai kararın beklenmesi gerekmez. Altmış günlük sürenin dolmasıyla birlikte, başvuru halen devam ediyorsa ve gecikme kişiye yüklenemiyorsa çalışma hakkı doğar. Ret kararından sonra ise özellikle yargı yolunun zamanında kullanılıp kullanılmadığı belirleyicidir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da mevsimlik çalışma iznini normal çalışma iznine çevirmek: 2026’da artık kota ve click day yok

İtalya’da mevsimlik iş için verilen oturum izni, gerekli şartlar mevcutsa artık Decreto Flussi kontenjanına ve “click day” tarihlerine bağlı olmadan, yılın herhangi bir döneminde mevsimlik olmayan çalışma iznine çevrilebilir. Bu değişiklik özellikle tarım ve turizm sektörlerinde çalışan yabancılar bakımından büyük önem taşımaktadır; çünkü işverenin yeni ve düzenli bir iş teklifi sunması halinde, çalışanın her yıl yeni bir kota beklemesi veya ülkesine dönerek yeniden vize alması gerekmeyebilir.

Mevsimlik izin hangi durumda çevrilebilir?

İtalyan Göç Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca, mevsimlik çalışma amacıyla İtalya’ya gelen bir yabancı, ülkede en az üç ay düzenli olarak mevsimlik işte çalışmışsa ve kendisine mevsimlik olmayan bir iş sözleşmesi teklif edilmişse, mevcut oturum izninin bağımlı çalışma iznine çevrilmesini talep edebilir.

Tarım sektöründe ise idari uygulama daha ayrıntılı bir ölçüt kullanmaktadır: çalışanın ayda en az 13 gün olmak üzere üç aylık dönemde toplam en az 39 günlük düzenli çalışmasının bulunması ve ilgili sosyal güvenlik primlerinin ödenmiş olması gerekir.

Yeni iş teklifi belirli süreli veya belirsiz süreli olabilir. Esas olan, iş ilişkisinin artık “mevsimlik” nitelikte olmaması ve çalışma koşullarının yabancının yasal ve ekonomik olarak sürdürülebilir bir çalışma ilişkisine girmesine imkân vermesidir.

2026’da en önemli değişiklik: kota beklemek gerekmiyor

Eskiden bu dönüşümler Decreto Flussi kapsamında belirlenen yıllık sayısal kotalara bağlıydı. Bu durum, gerekli tüm şartları taşıyan bir çalışanın dahi yalnızca kota kalmadığı için başvuru yapamamasına veya bir sonraki dönemi beklemesine yol açabiliyordu.

D.L. 145/2024 ile yapılan değişiklik sonucunda mevsimlik çalışma izninin mevsimlik olmayan bağımlı çalışma iznine çevrilmesi artık kota dışı işlemler arasına alınmıştır. Dolayısıyla 2026 yılında başvuru için belirli bir click day beklenmesi veya yıllık kontenjan bulunması şart değildir. Başvuru, koşullar oluştuğu anda yılın herhangi bir döneminde yapılabilir.

Bu nokta önemlidir: kota dışı olmak, başvurunun otomatik olarak kabul edileceği anlamına gelmez. Çalışanın önceki mevsimlik çalışmasının gerçek ve düzenli olması, yeni iş teklifinin hukuken geçerli olması, işverenin ekonomik ve mali yeterliliği, çalışma koşullarının mevzuata uygunluğu ve istenen belgelerin sunulması yine kontrol edilir.

Başvuru nasıl yapılır?

Dönüşüm talebi İçişleri Bakanlığı’nın Portale Servizi ALI sistemi üzerinden, ikamet edilen ilin Sportello Unico per l’Immigrazione birimine gönderilir. Mevsimlik çalışmadan normal bağımlı çalışmaya geçiş için kullanılan başvuru modeli “VB” modelidir ve sistemde “Conversioni fuori quota e progetti speciali” bölümünde yer alır.

Başvuruda, genel olarak, daha önce yapılan mevsimlik çalışmayı gösteren belgeler, UNI-LAV bildirimi, mevcut oturum izni veya ilk başvuru makbuzu, geçerli pasaport, yeni iş teklifine ilişkin belgeler, işverenin ticari ve mali durumuna ilişkin bilgiler ve konut uygunluğuna dair belgeler istenebilir. Somut dosyaya göre Sportello Unico ek belge de talep edebilir.

Yeni işte hemen çalışmak mümkün mü?

Evet. Mevcut mevzuat ve idari uygulamaya göre, dönüşüm başvurusu usulüne uygun şekilde yapıldıktan sonra, idarenin kararını beklerken yeni mevsimlik olmayan işte çalışmak mümkündür. Bunun için işverenin gerekli işe giriş bildirimini, normal bağımlı çalışma bakımından UNI-LAV yoluyla, ev hizmetlerinde ise ilgili INPS bildirimiyle yapması gerekir.

Bu düzenleme pratikte çok önemlidir. Dönüşüm işleminin tamamlanması aylar sürebilir; ancak yalnızca idari işlemin devam ediyor olması, başvurusu usulüne uygun şekilde yapılmış yabancının çalışmasını durdurmak zorunda olduğu anlamına gelmez.

İtalya’dan çıkıp yeniden vize almak gerekiyor mu?

Hayır. Mevsimlik çalışma izninin normal çalışma iznine çevrilmesi, İtalya içinden yürütülen bir işlemdir. Şartlar mevcutsa çalışanın Türkiye’ye veya başka bir ülkeye dönerek yeniden iş vizesi başvurusu yapması gerekmez.

Bu özellik, dönüşüm prosedürünü yeni bir yurtdışı işe giriş sürecinden ayıran temel unsurlardan biridir.

Oturum izni sona ermişse ne olur?

Başvurunun mümkün olduğunca oturum izni geçerliyken yapılması en güvenli yoldur. Bununla birlikte, İtalyan mevzuatında genel olarak izin süresinin sona ermesinden sonra 60 günlük bir tolerans dönemi kabul edilmektedir. Ayrıca Danıştay ve idari yargı kararlarında, izin süresinin aşılmasının her durumda otomatik ret sebebi olarak değerlendirilemeyeceği; esas şartların mevcut olması halinde dosyanın maddi yönden incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bu nedenle izin süresi sona ermiş bir dosya otomatik olarak umutsuz değildir. Ancak gecikmenin süresi, önceki iş ilişkisi, yeni iş teklifi ve yabancının İtalya’daki genel hukuki durumu birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle 60 günlük sürenin aşılması halinde başvurunun profesyonel şekilde hazırlanması önem taşır.

Hangi dönüşümler mümkün değildir?

Mevsimlik çalışma izninin doğrudan serbest çalışma iznine dönüştürülmesi, bu prosedür kapsamında mümkün değildir. Aynı şekilde mevsimlik işin sona ermesi, kural olarak “attesa occupazione” adı verilen iş arama oturum iznine otomatik geçiş hakkı vermez.

Buna karşılık, yabancının aile bağlarına dayanarak aile oturum izni alma şartları mevcutsa, aile nedenli oturum izni yönünden farklı bir hukuki yol gündeme gelebilir. Bu nedenle hangi dönüşüm yolunun kullanılacağı yalnızca mevcut kartın adına bakılarak değil, kişinin çalışma, aile ve ikamet durumunun tamamı değerlendirilerek belirlenmelidir.

Pratik sonuç

2026 itibarıyla mevsimlik işçilerin en önemli avantajı şudur: düzenli bir mevsimlik çalışma dönemi tamamlandıktan sonra gerçek bir mevsimlik olmayan iş teklifi bulunuyorsa, dönüşüm için artık yeni bir Decreto Flussi kotası veya click day beklenmesi gerekmemektedir.

Bu, özellikle tarım, turizm ve otelcilik sektörlerinde İtalya’ya yasal olarak gelmiş ve daha sonra kalıcı bir iş fırsatı bulmuş Türk vatandaşları açısından önemli bir düzenleme alanı yaratmaktadır. Ancak başvurunun başarılı olması için eski ve yeni iş ilişkilerinin belgelerle uyumlu olması, işverenin gerçek ve yeterli bir ekonomik yapıya sahip bulunması ve başvurunun Portale ALI üzerinden doğru model ve doğru belgelerle yapılması gerekir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Camera dei deputati – Registro dei rappresentanti di interessi, materia Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da uzun süreli AB oturum izni: 5 yıl, A2 İtalyanca ve 2026’da dikkat edilmesi gereken şartlar

İtalya’da uzun yıllardır yasal olarak yaşayan yabancılar için en önemli oturum statülerinden biri, “permesso di soggiorno UE per soggiornanti di lungo periodo”, yani AB uzun süreli oturum iznidir. Bu statü, sıradan bir oturum izninin uzun süreli bir versiyonu değildir: şartları yerine getiren kişiye kalıcı nitelikte bir hukuki statü sağlar. Ancak beş yıl İtalya’da bulunmuş olmak tek başına yeterli değildir. Gelir, İtalyanca bilgisi, kesintisiz yasal ikamet ve bazı durumlarda konut şartları birlikte değerlendirilir.

Beş yıllık yasal ikamet temel şarttır

İtalyan Göç Kanunu’nun 9. maddesine göre başvuru yapabilmek için, kural olarak, İtalya’da en az beş yıldır geçerli bir oturum izniyle yasal olarak ikamet ediyor olmak gerekir. Burada önemli olan yalnızca takvimde beş yılın geçmiş olması değil, bu dönemin hukuken dikkate alınabilir ve yeterince kesintisiz olmasıdır.

Özellikle Türkiye’ye veya başka ülkelere yapılan uzun süreli çıkışlar dikkatle hesaplanmalıdır. Beş yıllık dönem içinde İtalya dışında altı aydan uzun tek bir kesintisiz kalış veya toplamda on ayı aşan yokluk, kural olarak gerekli ikamet süresinin oluşmasını engelleyebilir. Askerlik yükümlülüğü veya ciddi ve belgelenmiş sebepler gibi istisnalar ayrıca değerlendirilebilir. Bu nedenle sık seyahat eden kişilerin pasaport giriş-çıkış kayıtlarını ve uzun süreli yokluklarının nedenlerini gösteren belgeleri saklamaları önemlidir.

2026 için gelir şartı ne kadar?

Başvuru sahibinin yeterli ve düzenli bir gelire sahip olması gerekir. Tek kişi için temel eşik, yıllık sosyal yardım tutarından düşük olamaz. INPS tarafından 2026 yılı için belirlenen yıllık sosyal yardım tutarı 7.101,12 avrodur. Aylık tutar 546,24 avro olup 13 ödeme üzerinden hesaplanmaktadır.

Ancak aile üyeleriyle birlikte başvuru söz konusu olduğunda gelir eşiği yükselir ve aile birleşiminde kullanılan gelir parametreleri dikkate alınır. Ayrıca aile üyeleri için başvuru yapıldığında uygun konut şartının da belgelenmesi gerekebilir. Bu nedenle yalnızca kişisel maaşın tutarına değil, ailede kaç kişinin bulunduğuna ve hangi gelirlerin hukuken hesaba katılabileceğine de bakılmalıdır.

A2 düzeyinde İtalyanca bilgisi

Uzun süreli AB oturum izni için, kural olarak, en az A2 seviyesinde İtalyanca bilgisi gösterilmelidir. İtalyanca yeterlilik sınavı için başvuru, ikamet edilen ilin Prefettura’sına bağlı olarak İçişleri Bakanlığı’nın çevrim içi sistemi üzerinden yapılır. 2026 yılı için Prefetture tarafından yayımlanan güncel uygulama bilgileri bu sistemin kullanılmaya devam ettiğini doğrulamaktadır.

Her başvuru sahibinin mutlaka sınava girmesi gerekmez. Örneğin İtalya’da belirli okul veya üniversite eğitimlerini tamamlamış olanlar, kabul edilen bir A2 veya daha yüksek düzey dil belgesine sahip bulunanlar, 14 yaşından küçük çocuklar ve ciddi öğrenme güçlüğü yaratan sağlık veya engellilik durumları bulunan kişiler belirli şartlarla sınavdan muaf olabilir.

Sınava mazeretsiz gelmeyen veya sınavı geçemeyen kişinin yeni bir sınav başvurusu yapabilmesi için 90 gün beklemesi gerekebileceğinden, randevu tarihinin dikkatle takip edilmesi gerekir.

Kalıcı statü ile kartın süresini birbirine karıştırmamak gerekir

Uzun süreli oturum statüsü kalıcıdır; buna karşılık verilen elektronik oturum kartının fiziksel geçerlilik süresi sınırsız değildir. Yetişkinler için kart 10 yıl, 18 yaşından küçükler için ise 5 yıl geçerlidir. Kart süresi dolduğunda, yeni fotoğraflarla yenileme talebinde bulunulur. Bu işlem, şartlar devam ettiği sürece uzun süreli statünün baştan kazanılması anlamına gelmez.

Ayrıca pasaport değişikliği, adres değişikliği, çocukların durumu veya kişisel bilgilerin güncellenmesini gerektiren başka olaylarda kartın güncellenmesi gerekebilir. Özellikle eski tarihli uzun süreli oturum belgelerinin, günlük işlemlerde sorun yaşanmaması için güncel elektronik formatta tutulması önemlidir.

Bu izin neden önemlidir?

Uzun süreli AB oturum statüsü, İtalya’daki hukuki konumu daha istikrarlı hale getirir ve iş piyasasına erişim, kamu hizmetleri ve bazı sosyal haklar bakımından önemli avantajlar sağlayabilir. Bununla birlikte “uzun süreli oturum kartım var, bütün sosyal yardımları otomatik olarak alırım” şeklindeki düşünce yanlıştır. Her yardımın ayrıca kendi yaş, gelir, ikamet ve diğer şartları vardır.

Bu konuda 2026 yılında önemli bir karar verilmiştir. İtalya Anayasa Mahkemesi, 20 Temmuz 2026 tarihli 141 sayılı kararında, üçüncü ülke vatandaşlarının sosyal yardım aylığına erişiminde uzun süreli AB oturum statüsünün aranmasının Avrupa Birliği’nin eşit muamele ilkelerine aykırı olmadığına hükmetmiştir. Dolayısıyla bu statü yalnızca oturum güvenliği bakımından değil, bazı sosyal haklara erişimde de somut önem taşımaktadır. Ancak sosyal yardım aylığı için ayrıca yaş, gelir ve İtalya’da uzun süreli sürekli ikamet gibi özel şartlar da bulunmaktadır.

Statü hangi durumlarda kaybedilebilir?

“Kalıcı” nitelik, statünün hiçbir durumda kaybedilemeyeceği anlamına gelmez. Özellikle Avrupa Birliği topraklarından 12 ay kesintisiz şekilde uzak kalınması, başka bir AB ülkesinde uzun süreli oturum statüsü kazanılması veya kanunda öngörülen diğer revoca sebeplerinin ortaya çıkması statüyü etkileyebilir. İtalya dışında uzun yıllar yaşama planı olan kişilerin bu nedenle ayrılmadan önce kendi hukuki durumlarını değerlendirmeleri gerekir.

Başvuru öncesinde yapılması gereken kontrol

Türk vatandaşları açısından en sağlıklı yöntem, başvuru yapılmadan önce son beş yıllık oturum geçmişinin, yurt dışı çıkışlarının, gelir belgelerinin ve İtalyanca yeterlilik durumunun birlikte kontrol edilmesidir. Özellikle uzun Türkiye ziyaretleri, gelirde kesintiler veya eski oturum kartları varsa, yalnızca “beş yıldır İtalya’dayım” düşüncesiyle hareket etmek riskli olabilir.

Uzun süreli AB oturum izni, İtalya’da geçici yaşamdan kalıcı hukuki yerleşime geçişte en önemli aşamalardan biridir. Bu nedenle başvurunun yalnızca form doldurma işlemi olarak değil, ikamet geçmişinin ve kişisel şartların topluca değerlendirildiği bir hukuki süreç olarak ele alınması gerekir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia: Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

sabato 12 settembre 2026

İtalya’da eğitimden işe doğrudan geçiş: 2026’da yurt dışında eğitim alan işçiler için kota dışı çalışma yolu

İtalya, 2026 yılında yurt dışında mesleki ve yurttaşlık-dil eğitimi tamamlayan yabancı işçiler için önemli ölçüde güçlendirilmiş bir yasal çalışma kanalı kullanıyor. Bu sistemin en önemli özelliği, İtalya’nın yıllık “Decreto Flussi” kotalarına bağlı olmaması ve işverenin, onaylı bir eğitim programını tamamlayan çalışan için yılın herhangi bir döneminde işlem başlatabilmesidir.

Türk vatandaşları bakımından da bu yol özellikle önemlidir. Ancak burada temel ayrım şudur: Türkiye’de herhangi bir meslek kursuna katılmış olmak tek başına yeterli değildir. İtalya’ya kota dışı çalışma amacıyla giriş imkânı, İtalyan makamlarınca İtalya Göç Yasası’nın 23. maddesi kapsamında onaylanmış mesleki ve yurttaşlık-dil eğitim programlarını başarıyla tamamlayan kişiler için öngörülmüştür.

Kota dışı giriş ne anlama geliyor?

İtalya’da üçüncü ülke vatandaşlarının çalışma amacıyla ülkeye girişleri normal olarak yıllık veya çok yıllı “Decreto Flussi” sistemi içindeki sayısal kotalara bağlıdır. Buna karşılık, art. 23 kapsamında onaylı bir eğitim programını tamamlayan yabancı işçilerin girişleri bu kotaların dışında tutulur.

Bu nedenle işverenin, belirli bir “click day” tarihini beklemesi gerekmez. İhtiyaç duyulan iş profili ile çalışanın tamamladığı eğitim birbiriyle uyumluysa, işveren yıl içinde Portal ALI üzerinden isim bazlı çalışma izni başvurusu yapabilir. Bu mekanizmanın amacı, işgücü açığı bulunan sektörlerle yurt dışında önceden eğitilmiş işçileri daha doğrudan eşleştirmektir.

2026’daki önemli yenilik: SIISL üzerinden işverenlerle eşleştirme

22 Haziran 2026 tarihli Bakanlıklararası Karar ve Ağustos 2026’da yayımlanan uygulama kurallarıyla sistem yeni bir aşamaya geçti. Onaylı art. 23 programlarını başarıyla tamamlayan yabancıların profilleri artık SIISL – Sistema Informativo per l’Inclusione Sociale e Lavorativa sistemine kaydedilebiliyor.

Kayıt süreci doğrudan işçi tarafından başlatılmıyor. Eğitim projesini sunan ve İtalyan makamlarınca tanınan kuruluş, programı başarıyla tamamlayan kişilerin bilgilerini sisteme aktarıyor ve profilin tamamlanmasını sağlıyor. Ardından yabancı işçiye kaydını etkinleştirmesi için bildirim gönderiliyor.

Profil aktive edildiğinde sistem, tamamlanan eğitime ilişkin bilgilerle önceden doldurulmuş bir özgeçmiş oluşturuyor. Bu özgeçmiş, çalışanın eğitim alanıyla uyumlu sektörlerde faaliyet gösteren İtalyan işverenler tarafından görülebiliyor. Dolayısıyla 2026’daki yenilik yalnızca idari bir kayıt değişikliği değildir; eğitim almış yabancı ile İtalya’daki işveren arasında gerçek bir iş eşleştirme mekanizması oluşturmayı amaçlamaktadır.

İşveren bulunduğunda prosedür nasıl ilerliyor?

Bir İtalyan işveren çalışana iş teklif etmek istediğinde, isim bazlı çalışma izni başvurusunu İçişleri Bakanlığı’nın Portal ALI sistemi üzerinden yapar. Mevcut düzenlemeye göre, gerekli şartların bulunması hâlinde Sportello Unico per l’Immigrazione çalışma için “nulla osta”yı kural olarak 30 gün içinde verir. Bazı ülke veya dosyalarda güvenlik ve denetim hükümleri nedeniyle ek kontroller yapılabilir.

Çalışma izni alındıktan sonra çalışan, İtalya’nın yetkili diplomatik-konsolosluk makamına çalışma vizesi için başvurur. Art. 23 kapsamında eğitimini tamamlayanlar bakımından vize başvurusu, kursun bitiminden itibaren 12 ay içinde yapılabilir. Bu süre daha önce daha kısaydı ve yeni düzenleme, eğitim ile fiilî işe giriş arasında ortaya çıkabilecek gecikmeleri azaltmayı amaçlıyor.

Vize işlemi, mevzuatta öngörülen şartlar çerçevesinde konsolosluk makamı tarafından yürütülür ve bu özel kanal için vizenin verilmesine ilişkin süre 90 güne kadar çıkabilir.

İtalya’ya girişten sonra ne yapılmalı?

Çalışanın İtalya’ya girişinden sonra işveren ile çalışan arasındaki contratto di soggiorno işlemi tamamlanmalıdır. 2026 yılında bu prosedür de dijitalleştirilmiştir. Art. 23 kapsamındaki çalışanlar için sözleşme, Portal ALI üzerinden elektronik olarak oluşturulup imzalanabilir ve işveren tarafından Sportello Unico’ya telematik şekilde gönderilebilir.

Sözleşmenin, çalışanın İtalya’ya girişinden itibaren 15 gün içinde tamamlanması gerekir. Ardından çalışan adına çalışma amaçlı oturum izni süreci yürütülür.

Önemli bir başka nokta da şudur: oturum kartının fiziksel olarak basılması beklenirken, başvurunun usulüne uygun şekilde yapılmış olması hâlinde çalışma faaliyeti başlayabilir. Yani bürokratik bekleme süresi, tek başına çalışanın yasal olarak işe başlamasını engellememelidir.

Türk vatandaşları için dikkat edilmesi gereken temel nokta

Bu sistem, “Türkiye’de kursa git, sonra otomatik olarak İtalya’ya gel” şeklinde işlememektedir. Belirleyici olan, eğitim programının İtalyan Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından art. 23 kapsamında onaylanmış olmasıdır. Dolayısıyla bir programa kayıt olmadan önce, kursun yalnızca özel bir eğitim faaliyeti mi olduğu, yoksa İtalya’ya kota dışı çalışma girişine imkân veren resmî bir art. 23 programı mı olduğu mutlaka kontrol edilmelidir.

Aynı şekilde eğitimin başarıyla tamamlanması da otomatik olarak vize verilmesi anlamına gelmez. İtalya’da somut bir işverenin bulunması, çalışma izni prosedürünün tamamlanması ve konsolosluk vizesinin alınması gerekir. Bununla birlikte, sistemin en önemli avantajı, klasik kota mekanizmasına ve yıllık click day yarışına bağlı olmadan, eğitim ile gerçek bir iş teklifini doğrudan birbirine bağlamasıdır.

Neden bu kanal giderek daha önemli hale geliyor?

İtalya’nın son düzenlemeleri, göç politikasında yalnızca sayısal kota dağıtımına değil, belirli mesleki ihtiyaçlara göre önceden eğitim verilmesine ve işçinin ülkeye girişten önce dil, meslek ve temel yurttaşlık bilgileri bakımından hazırlanmasına daha fazla önem verildiğini gösteriyor. SIISL sisteminin 2026’da bu çalışanlara açılması da aynı yönde atılmış somut bir adımdır.

Türk işçiler ve Türkiye’de faaliyet gösteren eğitim kurumları açısından bu gelişme yakından izlenmelidir. Özellikle İtalya’da işgücü ihtiyacının yüksek olduğu alanlarda, doğru şekilde onaylanmış eğitim programları klasik Decreto Flussi prosedürüne alternatif, düzenli ve hukuken daha öngörülebilir bir giriş kanalı oluşturabilir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati – materia Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da işinizi kaybederseniz oturum izniniz hemen sona ermez: “attesa occupazione” izni ve 2026 aile yardımları

İtalya’da çalışma amacıyla oturum izni bulunan bir yabancının işini kaybetmesi, oturum hakkının otomatik olarak sona erdiği anlamına gelmez. İtalyan göç hukuku, mevsimlik işçiler hariç olmak üzere, işsiz kalan yabancı işçiye yeni bir iş arayabilmesi için hukuki koruma sağlar. 2026 yılında bu korumanın sosyal haklar bakımından da önemli bir sonucu ortaya çıkmıştır: “attesa occupazione” oturum izni sahipleri, diğer şartları taşımaları halinde, Assegno Unico ve Bonus Asilo Nido gibi aile yardımlarına da erişebilmektedir.

İş kaybı oturum iznini otomatik olarak iptal etmez

İtalya’da birçok yabancı çalışan, iş sözleşmesinin sona ermesi, işten çıkarılma veya istifa halinde oturum izninin de derhal geçersiz hale geldiğini düşünmektedir. Oysa bu yaklaşım hukuken doğru değildir. İtalyan Göç Kanunu’nun, yani 25 Temmuz 1998 tarihli ve 286 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 22. maddesinin 11. fıkrası, çalışma ilişkisinin sona ermesinin tek başına oturum izninin kaybına yol açmayacağını öngörmektedir.

Çalışanın işsiz kalması halinde, mevcut çalışma oturum izni kalan geçerlilik süresi boyunca kullanılmaya devam eder. Yabancı, ayrıca Centro per l’Impiego nezdinde iş arayan olarak kaydını yaptırabilir ve şartları oluştuğunda “permesso di soggiorno per attesa occupazione” adı verilen, yeni bir iş bulmaya yönelik oturum iznini talep edebilir.

“Attesa occupazione” izni ne kadar süre koruma sağlar?

Mevsimlik çalışma izni sahipleri bu özel rejimin dışında tutulmaktadır. Diğer çalışma izni sahipleri bakımından ise kanun, iş arama döneminin kural olarak bir yıldan daha kısa olamayacağını kabul etmektedir. Eğer kişi, örneğin işsizlik ödeneği gibi bir gelir desteğinden daha uzun süre yararlanıyorsa, koruma bu daha uzun süreye göre de değerlendirilebilir.

Bu nedenle işini kaybeden bir yabancının en büyük hatası, mevcut oturum izninin süresinin dolmasını bekleyip hiçbir işlem yapmamaktır. İş ilişkisinin sona erdiği belgelenmeli, iş arama statüsü düzenlenmeli ve oturum izninin süresine göre gerekli başvuru zamanında yapılmalıdır. Özellikle Questura nezdindeki işlemlerde iş sözleşmesinin sona erme tarihi, Centro per l’Impiego kaydı ve varsa işsizlik ödeneğine ilişkin belgeler önem taşır.

Yeni bir iş bulunursa tekrar çalışmak mümkündür

“Attesa occupazione” izni yalnızca İtalya’da kalmaya imkân veren pasif bir belge değildir. Bu izin, sahibine yeni bir iş ilişkisi kurma imkânı da verir. Yeni bir işveren bulunduğunda, gerekli işe giriş bildiriminin yapılması şartıyla çalışma faaliyeti yeniden başlatılabilir. Bu nedenle izin, düzensiz duruma düşmeyi önleyen ve işgücü piyasasına yeniden giriş için gerçek bir geçiş mekanizması oluşturan önemli bir hukuki araçtır.

Uygulamada, oturum izni kartının hazırlanmasını bekleyen kişiler açısından da başvuru makbuzu büyük önem taşır. Başvurunun usulüne uygun şekilde yapıldığını gösteren makbuz, ilgili mevzuatın öngördüğü şartlar çerçevesinde, idari işlemler devam ederken düzenli ikametin ve çalışma hakkının korunmasına hizmet eder.

2026’daki önemli yenilik: Assegno Unico ve Bonus Asilo Nido

2026 yılında “attesa occupazione” izni sahipleri açısından özellikle aileler için önemli bir gelişme yaşandı. INPS, 22 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı 205 sayılı mesajla, mahkemelerde oluşan içtihat doğrultusunda önceki uygulamasını değiştirdi ve bu oturum iznini taşıyan yabancıların, diğer yasal şartları yerine getirmeleri halinde, Assegno Unico e Universale ile Bonus Asilo Nido yardımlarından yararlanabileceklerini kabul etti.

Bu değişikliğin temelinde, “attesa occupazione” izninin yalnızca geçici bir bekleme belgesi olmadığı, çalışma hakkı tanıyan ve Avrupa Birliği hukukundaki “tek çalışma izni” sisteminin kapsamına giren bir oturum statüsü olduğu yönündeki yargı kararları bulunmaktadır. Dolayısıyla bu statüde bulunan yabancının, sırf işsiz kalmış olması nedeniyle aile yardımlarından otomatik olarak dışlanması eşit muamele ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Daha önce reddedilen başvurular yeniden değerlendirilebilir

INPS’in 2026 tarihli açıklaması sadece yeni başvurular bakımından önemli değildir. Daha önce Assegno Unico veya Bonus Asilo Nido başvurusu yalnızca “attesa occupazione” izni nedeniyle reddedilmiş kişiler bakımından da yeniden inceleme talebi gündeme gelebilir. Elbette her dosyada gelir, aile yapısı, çocukların yaşı, ikamet ve ilgili yardımın diğer şartları ayrıca değerlendirilmelidir.

INPS, ödemelerin devam eden yargı süreçlerinin ve olası mevzuat değişikliklerinin sonucuna bağlı olarak geri isteme kaydıyla yapılabileceğini de belirtmiştir. Bu nedenle başvuru hakkının varlığı ile yardımın miktarı ve nihai hukuki durumu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Pratik olarak ne yapılmalı?

İtalya’da çalışma izniyle bulunan ve işini kaybeden bir Türk vatandaşı için ilk yapılması gereken, oturum kartının süresini, iş ilişkisinin sona erme biçimini ve Centro per l’Impiego kaydını birlikte kontrol etmektir. Ardından “attesa occupazione” izni için gerekli koşullar ve başvuru zamanı değerlendirilmelidir. Çocuklu ailelerde ayrıca Assegno Unico ve Bonus Asilo Nido bakımından mevcut veya geçmiş başvuruların durumu incelenmelidir.

İş kaybı, özellikle yabancı bir ülkede yaşayan kişi için ekonomik olduğu kadar hukuki bir kırılma noktasıdır. Ancak İtalyan hukukunda iş sözleşmesinin sona ermesi ile ikamet hakkının sona ermesi aynı şey değildir. Doğru zamanda yapılan başvuru, yabancının düzenli statüsünü korumasına, yeni bir iş aramasına ve şartları varsa aile yardımlarından yararlanmaya devam etmesine imkân verebilir.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

İtalya’da vatandaşlık başvurusu: Türk vatandaşları için 10 yıl, gelir, B1 ve kesintisiz ikamet şartları

İtalya’da uzun yıllardır yaşayan birçok Türk vatandaşı için vatandaşlık başvurusunda en çok bilinen kural “10 yıl ikamet” şartıdır. Ancak uygulamada yalnızca on yılın dolmuş olması yeterli değildir. İkametin hukuka uygun ve kesintisiz olması, son üç yıllık gelir durumunun yeterli bulunması, İtalyanca dil şartının karşılanması ve yabancı ülkelerden alınan belgelerin usulüne uygun biçimde hazırlanması gerekir. Bu nedenle başvuru yapılmadan önce yalnızca takvime değil, bütün idari geçmişe bakılması önem taşır.

On yıl hangi tarihten itibaren hesaplanır?

Türk vatandaşları, Avrupa Birliği vatandaşı olmayan üçüncü ülke vatandaşları bakımından geçerli olan genel kurala tabidir. İtalyan vatandaşlığının ikamet yoluyla talep edilebilmesi için kural olarak İtalya’da en az on yıl yasal ikamet gerekir. Buradaki esas nokta, sürenin yalnızca İtalya’ya ilk giriş tarihinden itibaren hesaplanmamasıdır. İkametin hem yabancılar hukuku bakımından düzenli olması hem de belediye nüfus kayıtlarında hukuka uygun şekilde sürdürülmüş olması gerekir.

Bu nedenle anagrafe kaydındaki kesintiler, yurt dışına taşınma kayıtları, “irreperibilità” nedeniyle nüfus kaydından silinme veya ikamet statüsündeki başka düzensizlikler başvuruyu doğrudan etkileyebilir. Başvuru öncesinde tarihsel ikamet kaydının kontrol edilmesi, özellikle farklı belediyelerde yaşamış kişiler bakımından önemlidir.

Gelir şartı yalnızca başvuru yılını ilgilendirmez

Vatandaşlık makamları, başvurudan önceki son üç yıla ait gelir durumunu inceler. Resmî idari uygulamada tek başına başvuran kişi için yıllık asgari gelir eşiği 8.263,31 avro, eşin bakmakla yükümlü olunan kişi olması hâlinde ise 11.362,05 avro olarak esas alınır; ayrıca her ilave bakmakla yükümlü çocuk için 516 avro eklenir.

Aynı aile durum belgesinde yer alan bazı aile bireylerinin gelirleri de belirli koşullarla hesaba katılabilir. Ancak bu durumda ilgili aile bireylerinin gelirleri ve destek beyanları başvuru dosyasında doğru şekilde gösterilmelidir. Dolayısıyla yalnızca mevcut iş sözleşmesinin veya güncel maaşın yeterli olması, önceki yıllardaki gelir eksikliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

B1 düzeyinde İtalyanca bilgisi

İkamet yoluyla vatandaşlık başvurusunda, kural olarak Avrupa Ortak Dil Referans Çerçevesi’nin en az B1 düzeyine karşılık gelen İtalyanca bilgisi aranır. Dil şartının nasıl belgeleneceği, kişinin eğitim geçmişine ve sahip olduğu oturum statüsüne göre değişebilir. Kanunda öngörülen bazı istisna hâlleri dışında, tanınmış bir kurum tarafından verilen uygun dil sertifikasının başvuru dosyasına eklenmesi gerekir.

Bu aşamada sık karşılaşılan sorunlardan biri, kişinin İtalyanca konuşabiliyor olmasına rağmen mevzuatın kabul ettiği belgeyi sunmamasıdır. Vatandaşlık prosedüründe fiilî dil bilgisi ile bu bilginin usulüne uygun biçimde kanıtlanması aynı şey değildir.

Türk belgelerinde isim ve kimlik bilgilerinin uyumu önemlidir

Başvuru çevrim içi olarak yapılır ve doğum belgesi ile adli sicil belgesi gibi yabancı belgelerin, uygulanabilir uluslararası kurallara göre apostil veya gerekli tasdik işlemlerinden geçirilmiş ve İtalyancaya usulüne uygun biçimde çevrilmiş olması gerekir. Özellikle ad, soyad, doğum yeri ve doğum tarihi bilgilerinin İtalyan belgeleriyle yabancı belgelerde aynı şekilde görünmesi büyük önem taşır.

Evlenme nedeniyle soyadı değişen kişilerde, farklı alfabe kullanımlarında veya pasaport ile doğum belgesindeki yazım farklılıklarında ek belge gerekebilir. Küçük görünen bir kimlik uyuşmazlığı, dosyanın tamamlanmasını geciktirebilir veya idarenin ek açıklama istemesine yol açabilir.

Başvuru otomatik vatandaşlık hakkı doğurmaz

İkamet yoluyla vatandaşlık, bütün biçimsel şartların yerine getirilmesiyle otomatik olarak kazanılan bir statü değildir. İdare, ikamet süresi ve gelir yanında adli geçmişi, kamu güvenliği açısından değerlendirmeleri ve başvuranın İtalya’daki entegrasyonunu da dikkate alabilir. Bu nedenle “10 yıl dolduysa vatandaşlık kesinleşir” düşüncesi hukuken doğru değildir.

Başvuru için 250 avroluk katkı payı ve 16 avroluk damga vergisi öngörülmektedir. Başvuru tamamlandıktan sonra dosya çevrim içi vatandaşlık portalından takip edilir. Güncel düzenlemeye göre 20 Aralık 2020’den sonra sunulan başvurular için işlem süresi 24 ay olup, bu süre en fazla 36 aya kadar uzatılabilir. Bu dönemde portalda yer alan bildirimlerin, e-posta adresinin ve dijital bildirim kanallarının düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir.

Başvuru öncesi kontrol neden önemlidir?

Vatandaşlık dosyalarında en önemli hata, başvurunun yalnızca ikamet süresine bakılarak hazırlanmasıdır. Oysa on yıllık ikamet zinciri, gelir yılları, dil belgesi, adli sicil kayıtları ve yabancı belgelerdeki kimlik bilgileri birlikte değerlendirilmelidir. Eksiklik başvuru yapıldıktan sonra fark edildiğinde süreç uzayabilir; bazı durumlarda ise ret riski ortaya çıkabilir.

Bu nedenle özellikle uzun süre İtalya’da yaşamış, birden fazla belediyede ikamet etmiş, geçmişte oturum izni veya anagrafe kaydında kesinti yaşamış ya da Türkiye ile İtalya’daki belgelerinde farklı kimlik bilgileri bulunan kişilerin başvurudan önce dosyalarını bütüncül biçimde kontrol etmeleri yerinde olur.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Registro per la Trasparenza UE n. 280782895721-36 – Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

Türk vatandaşları için İtalya Schengen vizesinde 6 aydan 5 yıla kademeli çok giriş sistemi

İtalya’ya turistik, aile ziyareti, iş veya başka bir kısa süreli amaçla sık seyahat eden Türk vatandaşları açısından Schengen vizesinin süre...