İtalya’da aile içi şiddet, insan ticareti, sosyal istismar veya ağır iş sömürüsü mağduru olan yabancılar için özel oturum izinleri yalnızca ülkede kalma hakkı sağlamaz. 2026 itibarıyla bu izinlerin süresi daha yeknesak hale getirildi ve bazı sahipleri için Assegno di Inclusione (ADI) adlı sosyal destek sistemine erişim konusunda da önemli uygulama açıklamaları yapıldı.
İtalya Göç Kanunu’nda (Testo Unico Immigrazione – D.Lgs. 286/1998) özellikle 18, 18-bis ve 18-ter maddeleri, farklı türde ciddi sömürü veya şiddet durumlarında yabancı kişilere “casi speciali” olarak adlandırılan özel oturum izinleri verilmesini öngörür. Bu izinların amacı, mağduru yalnızca sınır dışı edilmekten korumak değil; aynı zamanda şiddet veya sömürü ortamından fiilen çıkabilmesini, sosyal destek alabilmesini ve düzenli bir çalışma hayatına geçebilmesini sağlamaktır.
Hangi durumlarda özel oturum izni gündeme gelebilir?
18. madde kapsamındaki izin, özellikle insan ticareti veya ağır sömürü koşullarından kurtulması gereken ve güvenliği bakımından ciddi risk bulunan yabancılar için sosyal koruma amacı taşır. 18-bis maddesi, aile içi şiddet mağdurlarına yönelik özel bir koruma mekanizmasıdır. 18-ter maddesi ise yasa dışı aracılık ve iş sömürüsü mağduru yabancı işçileri korumaya yöneliktir.
İş sömürüsü yalnızca hiç ücret ödenmemesi anlamına gelmez. Sürekli olarak toplu iş sözleşmelerindeki asgari seviyelerin altında ödeme yapılması, çalışma saatleri ve dinlenme sürelerinin sistematik biçimde ihlal edilmesi, sağlık ve güvenlik kurallarına uyulmaması, insan onuruyla bağdaşmayan barınma veya çalışma koşulları ve çalışanın ekonomik ya da kişisel kırılganlığından yararlanılması, somut olayda sömürü göstergeleri olarak değerlendirilebilir.
2026’da izin süreleri neden önemli hale geldi?
2025 sonunda yürürlüğe giren düzenlemelerle “casi speciali” kapsamındaki izinlerin süresi daha tutarlı hale getirildi. Özellikle 18 ve 18-ter maddeleri kapsamındaki oturum izinlarının süresi altı aydan bir yıla çıkarıldı. Böylece 18, 18-bis ve 18-ter kapsamındaki izinlerde bir yıllık süre esas hale geldi.
Bu izinlar, şartların devam etmesi halinde bir yıl daha yenilenebilir; kişinin sosyal ve mesleki olarak yeniden yerleşebilmesi için daha uzun bir süre gerekiyorsa, somut duruma göre daha uzun bir koruma dönemi de söz konusu olabilir. Bu nokta önemlidir: özel durum izni, yalnızca geçici bir “bekleme belgesi” olarak görülmemelidir. Kanunun mantığı, kişinin sömürü veya şiddet ortamından ayrıldıktan sonra düzenli bir yaşam kurabilmesine imkân tanımaktır.
İş sömürüsü mağduru mutlaka suç duyurusunda bulunmak zorunda mı?
18-ter kapsamındaki iş sömürüsü izinlerinde uygulamada sık sorulan sorulardan biri budur. Güncel düzenlemelere göre mağdurun mutlaka kendi adına resmi bir suç duyurusunda bulunması her durumda zorunlu değildir. Ceza soruşturması mağdurun, üçüncü kişilerin veya yetkili makamların girişimiyle başlayabilir. Önemli olan, kişinin olayların ortaya çıkarılmasına ve sorumluların belirlenmesine yararlı bir katkı sunması ve sömürü durumunun yetkili makamlarca değerlendirilebilmesidir.
Bu nedenle düzensiz çalışan bir yabancının “şikâyet edersem otomatik olarak sınır dışı edilirim” düşüncesiyle sessiz kalması hukuken doğru bir varsayım değildir. Tam tersine, ciddi iş sömürüsü mağdurları için özel bir koruma mekanizması vardır. Ancak her düzensiz çalışma ilişkisi otomatik olarak 18-ter iznine dönüşmez. Çalışma koşulları, ücretler, saatler, işverenin davranışı, barınma durumu, tehdit veya baskılar ve kişinin kırılganlığı birlikte değerlendirilir.
Assegno di Inclusione (ADI) hakkı
2026’nın önemli yeniliklerinden biri, “casi speciali” izin sahiplerinin sosyal destek sistemine erişimi konusunda INPS tarafından verilen yeni uygulama talimatlarıdır. 20 Mayıs 2026 tarihli INPS Genelgesi ile 18, 18-bis ve 18-ter maddeleri kapsamındaki oturum izni sahiplerinin Assegno di Inclusione sistemine erişimine ilişkin usuller açıklandı. Çalışma Bakanlığı da Haziran 2026’da bu konuda ilave uygulama açıklamaları yayımladı.
Bu kişiler için ADI’ye erişimde normal başvurularda aranan bazı vatandaşlık, ikamet ve oturum süresi şartları uygulanmaz. Bununla birlikte başvurunun kabulü otomatik değildir: aile biriminin durumu, başvuru prosedürü ve sosyal hizmetlerle yürütülecek dahil olma süreci ayrıca değerlendirilir.
Başvuru INPS sistemi üzerinden dijital kimlikle yapılabilir veya patronato ve yetkili yardım merkezlerinden destek alınabilir. Başvurunun kabul edilmesi halinde SIISL platformuna kayıt ve sosyal dahil olma sürecine ilişkin yükümlülükler de gündeme gelebilir. Bu nedenle yalnızca yardım başvurusu yapmak değil, sonrasında öngörülen idari adımları da takip etmek gerekir.
Belge toplamak neden belirleyicidir?
Şiddet veya sömürü durumlarında en sık yapılan hata, hukuki yardım alınmadan önce olayın belgelenmemesidir. İş sözleşmesi bulunmasa bile banka hareketleri, mesajlar, vardiya kayıtları, işyerindeki fotoğraflar, sağlık raporları, tanık bilgileri, konaklama koşullarına ilişkin belgeler, ücret ödemelerini gösteren kayıtlar veya sendika ve sosyal hizmet raporları önemli olabilir.
Aile içi şiddet bakımından da yalnızca kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı aranmaz. Ceza soruşturması, kolluk tutanakları, sağlık belgeleri, sosyal hizmet değerlendirmeleri ve somut risk göstergeleri birlikte önem taşıyabilir. Her olay kendi şartlarına göre incelenmelidir.
Oturum izni olmayan kişi de korunabilir
Bu koruma mekanizmalarının temel işlevlerinden biri tam da düzensiz durumda bulunan yabancıların sömürüye karşı savunmasız kalmasını önlemektir. Kişinin geçerli bir oturum izninin bulunmaması, ciddi bir sömürü veya şiddet iddiasının incelenmesine engel değildir. Aksine, düzensiz statü çoğu zaman işveren veya fail tarafından baskı aracı olarak kullanılmaktadır.
Bu nedenle şiddet veya ağır iş sömürüsü yaşayan bir kişinin yalnızca mevcut oturum durumuna bakarak “İtalya’da hiçbir hakkım yok” sonucuna varması doğru değildir. Önce hangi koruma kanalının uygulanabileceği, ceza veya idari makamlar önünde hangi işlemlerin başlatılması gerektiği ve kişinin güvenliğini sağlayacak hangi sosyal desteklerin bulunduğu değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak, 2026’daki düzenlemeler özel durum oturum izinlerini daha istikrarlı hale getirirken, sosyal ve ekonomik yeniden başlangıç için de daha güçlü araçlar sunmaktadır. Şiddet veya iş sömürüsü mağduru bir yabancı açısından doğru strateji, yalnızca bir oturum belgesi almak değil; sömürüden çıkışı, hukuki korumayı, düzenli çalışmayı ve sosyal destekleri tek bir süreç olarak ele almaktır.
Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’Unione europea n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.
Nessun commento:
Posta un commento