İtalya’da uluslararası koruma başvurusunun en kritik aşamalarından biri, Bölgesel Komisyon önündeki kişisel görüşmedir. Başvurucu ile tercüman arasında ciddi bir iletişim sorunu yaşanması, özellikle anlatılması gereken olaylar cinsel yönelim, aile içi şiddet, siyasi faaliyet, dinî inanç veya travma gibi mahrem konulara ilişkinse, başvurunun otomatik olarak güvenilmez sayılmasına yol açmamalıdır.
Tercüman, iltica prosedürünün temel güvencelerinden biridir
İtalya’daki uluslararası koruma prosedüründe kişisel görüşme kural olarak bir Komisyon görevlisi tarafından yürütülür ve başvurucuya bir tercüman eşlik eder. Tercümanın görevi yalnızca kelimeleri çevirmek değildir. Başvurucunun anlatımını doğru, tarafsız ve eksiksiz biçimde Komisyona aktarması; Komisyonun sorularını da başvurucunun gerçekten anlayabileceği şekilde çevirmesi gerekir.
Bu nedenle dil, lehçe veya ifade biçimi bakımından ciddi bir anlaşmazlık varsa sorun küçümsenmemelidir. Aynı dili konuşuyor olmak her zaman yeterli değildir. Bölgesel farklılıklar, lehçeler, kültürel ifadeler ve özellikle travmatik ya da mahrem olayların anlatımı sırasında kullanılan sözcükler iletişimi fiilen imkânsız hâle getirebilir.
2026 tarihli Cassazione yaklaşımı
İtalyan Yargıtayının 2026 yılı Mayıs-Haziran dönemine ilişkin ve 28 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan resmî içtihat derlemesinde, bu konuda önemli bir karar yer almaktadır. İncelenen olayda başvurucu, önce farklı bir dil konuşan tercümanla, daha sonra ise aynı dili konuşmasına rağmen kendisini doğru şekilde anlayamadığını düşündüğü başka bir tercümanla görüşmeyi sürdürmekte zorlanmıştı. Anlatılmak istenen konu kişinin cinsel yönelimi gibi son derece özel bir alana ilişkindi.
Yargıtay, yalnızca başvurucunun Komisyon önündeki görüşmeye devam etmemiş olmasından hareketle anlatımın güvenilmez olduğu sonucuna varılmasını hukuken yetersiz buldu. Güvenilirlik değerlendirmesinin, 251/2007 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde öngörülen ölçütlere göre, başvurucunun anlatımının iç tutarlılığı, dış bilgilerle uyumu, kişisel koşulları ve menşe ülkeye ilişkin güncel bilgiler birlikte dikkate alınarak yapılması gerektiğini hatırlattı.
Kararın bir başka önemli yönü de şudur: uluslararası koruma için kişinin geçmişte mutlaka fiilen zulüm görmüş olması gerekmez. Hukuken belirleyici olan, geri gönderilmesi hâlinde gelecekte gerçek ve makul bir zulüm veya ağır zarar riski bulunup bulunmadığıdır. Geçmişte yaşanan olaylar bu değerlendirmede güçlü bir gösterge olabilir, ancak tek ölçüt değildir.
Görüşme sırasında ne yapılmalı?
Başvurucu tercümanı anlamadığını veya kendi sözlerinin doğru çevrilmediğini fark ederse bunu görüşme sırasında açıkça belirtmelidir. Sorunun hangi kelime, ifade, lehçe veya anlatım biçiminden kaynaklandığı mümkün olduğunca somut şekilde açıklanmalıdır. Gerekirse başka bir tercüman talep edilmesi ve iletişim sorununun görüşme kayıtlarına geçirilmesi istenmelidir.
Özellikle aile içi şiddet, cinsel yönelim, siyasi veya dinî faaliyetler, işkence, insan ticareti ya da yolculuk sırasında yaşanan travmalar gibi konularda başvurucunun kendisini güvende hissetmediği veya tercüman nedeniyle konuşamadığı durumlar daha sonra açıklanmak üzere sessiz bırakılmamalıdır. İlk görüşmede anlatılamayan önemli bir olay, sonradan ortaya çıktığında mutlaka neden daha önce açıklanamadığıyla birlikte izah edilmelidir.
Olumsuz karar hâlinde
Komisyonun ret kararının önemli ölçüde görüşmede yaşanan tercüme sorununa, eksik anlatıma veya yanlış anlaşılmaya dayandığı düşünülüyorsa bu husus mahkeme önündeki itirazda açıkça ileri sürülebilir. Avukatın görüşme tutanağını, varsa ses veya görüntü kaydını, kullanılan dil ve tercümanla ilgili bilgileri ve başvurucunun daha sonra sunduğu açıklamaları birlikte değerlendirmesi önemlidir.
Tercüme sorunu tek başına her dosyada kararın iptal edilmesi anlamına gelmez. Ancak sorun gerçek, somut ve başvurunun esasını etkileyebilecek nitelikteyse, güvenilirlik değerlendirmesinin yalnızca başvurucunun görüşmedeki davranışına indirgenmesi hukuken doğru değildir. Uluslararası koruma prosedüründe amaç, kişinin neden ülkesine dönemediğini gerçekten anlayabilmektir; bu da ancak etkili ve güvenilir bir iletişimle mümkündür.
Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’Unione europea n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.
Nessun commento:
Posta un commento