İtalya’da iş sömürüsü mağdurları için oturum izni: 18-ter maddesiyle bir yıllık koruma
İş sömürüsü yalnızca bir ücret veya iş hukuku uyuşmazlığı değildir. İtalya’da ağır sömürü koşullarına maruz kalan yabancı bir işçi, belirli şartlar altında Testo Unico Immigrazione’nun 18-ter maddesi uyarınca “casi speciali” ibareli özel bir oturum izni elde edebilir. Bu koruma, düzensiz durumda bulunan kişiler bakımından da büyük önem taşır ve mağdurun sömürü ilişkisini terk ederek yasal çalışma ve sosyal entegrasyon yoluna girmesini amaçlar.
İş sömürüsü ne zaman hukuki anlam taşır?
İtalyan hukukunda sömürü, sadece maaşın düşük olması anlamına gelmez. Sürekli olarak toplu iş sözleşmelerindeki asgari ücretlerin altında ödeme yapılması, çalışma saatlerinin ve dinlenme sürelerinin sistematik biçimde ihlal edilmesi, iş sağlığı ve güvenliği kurallarının ciddi şekilde çiğnenmesi, aşağılayıcı barınma koşulları, işçinin ihtiyaç ve kırılganlığından yararlanılması ve kişinin fiilen çalışma koşullarını reddedemeyecek duruma getirilmesi önemli göstergeler arasındadır.
Bu tür durumlar, özellikle ceza kanununun 603-bis maddesinde düzenlenen yasadışı aracılık ve emek sömürüsü kapsamında değerlendirilebilir. Ancak göç hukuku açısından asıl önemli nokta şudur: işçi oturum iznine sahip olmasa bile sömürülmüş olması hukuki korumayı ortadan kaldırmaz. Tam tersine, düzensiz statü çoğu zaman sömürü mekanizmasının kendisini güçlendiren unsurlardan biridir.
18-ter oturum izni nasıl gündeme gelir?
D.lgs. 286/1998’in 18-ter maddesi, yabancı işçinin şiddet, kötüye kullanım veya emek sömürüsüne maruz kaldığının bir ceza soruşturması, polis faaliyeti ya da iş müfettişliği denetimi sırasında ortaya çıkması halinde özel bir oturum izni mekanizması öngörür.
Mağdurun mutlaka kendi adına resmi bir ceza şikâyeti vermiş olması şart değildir. Olaylar başka bir ihbar, polis soruşturması veya Ispettorato Nazionale del Lavoro’nun denetimi sonucunda da ortaya çıkabilir. Bununla birlikte, kanun mağdurun olayların açıklığa kavuşmasına ve sorumluların belirlenmesine yararlı bir katkı sağlamasını önemser. Bu nedenle her dosyanın somut koşulları ayrı değerlendirilmelidir.
İzin süresi artık bir yıldır
2025 yılında yapılan değişikliklerle 18-ter kapsamında verilen “casi speciali” oturum izninin süresi bir yıla çıkarılmıştır. İzin bir yıl daha yenilenebilir ve bazı durumlarda kişinin sosyal ve mesleki entegrasyonunun tamamlanması için gerekli daha uzun süreyi de kapsayabilir.
Bu izin yalnızca İtalya’da kalma hakkı sağlamaz. Sahibi, yaş şartlarına ilişkin genel kurallar saklı kalmak üzere, bağımlı veya bağımsız çalışabilir, eğitim ve destek hizmetlerine erişebilir ve nüfus kayıt sistemine kayıt yaptırabilir. Kanunun amacı mağduru yalnızca sömürü ortamından çıkarmak değil, aynı zamanda hukuki ve ekonomik bağımsızlığa geçişini mümkün kılmaktır.
Aile üyeleri bakımından da sonuç doğurabilir
18-ter düzenlemesinin önemli özelliklerinden biri, mağdurun aile birliğini de göz önünde bulundurmasıdır. Belirli aile üyelerine aile sebepli oturum izni verilmesi mümkündür. Bu hüküm özellikle işveren veya aracı tarafından baskı altında tutulan, ekonomik veya sosyal olarak izole edilmiş yabancı işçiler açısından önemlidir; çünkü koruma yalnızca bireysel oturum statüsünün düzenlenmesiyle sınırlı tutulmamıştır.
İzin daha sonra çalışma iznine çevrilebilir mi?
Evet. 18-ter kapsamında verilen izin sona ererken yabancının devam eden bir iş ilişkisi varsa, şartların bulunması halinde çalışma amaçlı oturum iznine dönüşüm mümkündür. Eğitim gören kişiler için öğrenim amaçlı izne geçiş ve mevzuatta öngörülen diğer dönüşüm yolları da söz konusu olabilir.
Bu nokta uygulamada özellikle önemlidir. 18-ter izni geçici bir koruma aracı olmakla birlikte, doğru kullanıldığında kişinin sömürü koşullarından çıkarak kalıcı ve düzenli bir çalışma hayatına geçmesine imkân veren bir köprü işlevi görebilir.
Cassazione: sömürü, kırılganlık ve entegrasyon bakımından göz ardı edilemez
Corte di Cassazione, 26 Ocak 2026 tarihli 1802 sayılı kararında, iş sömürüsünün göçmen kişinin kırılganlığının değerlendirilmesinde görmezden gelinemeyeceğini açık biçimde vurguladı. Mahkeme, aşırı yoksulluk, göç borcu ve daha sonra maruz kalınan emek sömürüsü arasında bağlantı bulunabileceğini; kişinin bir sömürü karşıtı destek ağına başvurmasının, İtalyanca öğrenmesinin, İtalya’da geçirdiği sürenin ve çalışma hayatına ilişkin haklarının farkına varmasının sosyal entegrasyon göstergeleri olarak değerlendirilebileceğini belirtti.
Bu karar her sömürü vakasının otomatik olarak özel koruma doğuracağı anlamına gelmez. Kararın incelendiği dosyada uygulanabilir zaman bakımından önceki mevzuatın da rolü bulunmaktadır. Bununla birlikte Cassazione’nin yaklaşımı son derece önemlidir: düzensiz çalışma, her zaman kişinin özgür iradesiyle seçtiği bir durum gibi değerlendirilemez; bazı vakalarda oturum izninin bulunmaması tam da sömürüyü mümkün kılan temel etkendir.
Mağdur hangi belgeleri saklamalıdır?
Sömürü iddiasının somutlaştırılması bakımından iş sözleşmeleri, ücret bordroları, banka hareketleri, WhatsApp veya mesaj yazışmaları, çalışma saatlerini gösteren kayıtlar, işyerine giriş-çıkış bilgileri, fotoğraflar, barınma koşullarına ilişkin belgeler, sağlık raporları, tanık bilgileri, iş müfettişliği tutanakları ve destek merkezleri tarafından düzenlenen raporlar büyük önem taşıyabilir.
Belge bulunmaması ise tek başına korumayı imkânsız hale getirmez. Sömürü ilişkileri çoğu zaman kayıt dışı kurulduğu için idari ve adli makamların olayın gerçek koşullarını bütün olarak değerlendirmesi gerekir. Buna rağmen, kişinin mümkün olan her delili erken aşamada koruması daha sonra yapılacak başvurunun gücünü önemli ölçüde artırır.
Questura’ya yapılacak işlem sıradan bir oturum başvurusu değildir
18-ter izni klasik anlamda yalnızca kişinin posta yoluyla veya Questura’ya giderek yaptığı sıradan bir oturum başvurusu değildir. Ceza soruşturması, adli makamın değerlendirmesi veya iş müfettişliği tarafından yapılan tespitler prosedürün merkezindedir. Bu nedenle iş sömürüsü mağdurlarının yalnızca “oturum izni almak” amacıyla değil, sömürü vakasının hukuken doğru biçimde ortaya çıkarılması amacıyla hareket etmeleri gerekir.
İtalya’da göç hukuku ile iş hukuku bu alanda doğrudan kesişmektedir. Bir kişinin düzensiz durumda bulunması, onun işçi olarak temel haklardan yoksun olduğu veya sömürünün sonuçlarına katlanmak zorunda olduğu anlamına gelmez. 18-ter maddesi tam da bu nedenle önemlidir: düzenleme, yabancının hukuki statüsünü işverenin baskı aracı olmaktan çıkarmayı ve mağdurun yasal çalışma düzenine geçmesini sağlamayı hedefler.
Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.
Nessun commento:
Posta un commento