sabato 24 gennaio 2026

Çalışma izninin reddi: Yabancı işçi itiraz hakkına sahip değildir İtalyan mahkemesinden, çalışma temelli göç prosedürlerinde kimin dava açabileceğine dair netlik

 

Çalışma izninin reddi: Yabancı işçi itiraz hakkına sahip değildir

İtalyan mahkemesinden, çalışma temelli göç prosedürlerinde kimin dava açabileceğine dair netlik

İtalya’daki idari yargı mercileri tarafından yakın zamanda verilen bir karar, göç hukukunun en tartışmalı alanlarından birine açıklık getirdi: Yurt dışında yaşayan yabancı bir işçi adına talep edilen çalışma izni reddedildiğinde, bu karara karşı kim dava açabilir?

Konu, Avrupa Birliği üyesi olmayan yabancıların ücretli çalışma amacıyla İtalya’ya girişini düzenleyen İtalyan Göç Mevzuatının 22. maddesi çerçevesinde ele alınıyor. Söz konusu prosedür oldukça karmaşık olup, işveren tarafından yapılan başvuruyla başlamakta ve ancak daha sonraki bir aşamada işçiye giriş vizesi ile oturma izni verilmesiyle tamamlanmaktadır.

İdari mahkemeye göre, bu aşamalar arasındaki ayrım belirleyici niteliktedir.

Çalışma izninin talep edilmesi, onaylanması veya reddedilmesine ilişkin ilk aşamalarda hukuken korunmaya değer menfaat yalnızca işverene aittir. Başvuruyu yapan, Göç için Tek Durak Ofisi ile iletişim kuran ve kanuni süreler ile yükümlülükleri üstlenen taraf işverendir.

Bu aşamada yabancı işçi henüz korunmuş bir hukuki statüye sahip değildir. Mahkeme bu noktada açıktır: İşçinin yalnızca prosedürün olumlu sonuçlanmasına yönelik fiili bir menfaati vardır ve bu menfaat yargısal koruma için yeterli değildir. Dolayısıyla, çalışma izninin reddi veya iptali halinde yabancı işçi tek başına dava açma hakkına sahip değildir. Dava açma ehliyeti yalnızca başvuruyu yapan işverene aittir.

Bu yargısal yaklaşım, Calaméo platformunda yayımlanan ve aşağıdaki bağlantıdan erişilebilen bir çalışmada ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır:
https://www.calameo.com/books/0080797759dd32066810c
(doğrudan bağlantı: https://www.calameo.com/books/0080797759dd32066810c)

Söz konusu yayın, bu yorumun pratik sonuçlarını özellikle vurgulamaktadır. Uygulamada hâlen sıkça görülen, yalnızca yabancı işçi tarafından açılan davalar, işverenin doğrudan katılımı olmadığında kabul edilemezlik kararıyla sonuçlanmaktadır. Bu durum zaman kaybına, maliyet artışına ve hukuki beklentilerin boşa çıkmasına yol açmaktadır.

Mahkeme ayrıca, yabancı işçinin yargısal olarak korunabilir haklarının ancak daha sonraki aşamalarda, yani giriş vizesi ve oturma izninin verilmesi sürecinde doğduğunu açıkça belirtmektedir. Bu aşamaya kadar İtalyan hukuk sistemi, göç akışlarının kontrolüne ilişkin kamu yararı ile işverenin özel menfaatini öncelemekte, işçiye bağımsız bir dava hakkı tanımamaktadır.

Bu karar, göç hukukuna ilişkin geleneksel ve sistematik bir yaklaşımı yansıtmakta; çalışma temelli göç prosedürlerinde rollerin ve sorumlulukların net biçimde ayrılması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Aynı zamanda hukukçular ve ilgililer için açık bir mesaj içermektedir: Bu alanda, kimin dava açabileceğini bilmek, hangi idari işlemin dava konusu edilebileceğini bilmek kadar önemlidir.

Calaméo’da yayımlanan çalışma, İtalya’da çalışma temelli göç alanında yargısal korumanın mevcut sınırlarını anlamak isteyenler için önemli bir başvuru kaynağı niteliğindedir.

Avukat Fabio Loscerbo

domenica 18 gennaio 2026

İtalya tamamlayıcı korumayı tanıyor: entegrasyon hukuki bir kalkan haline geldiğinde

İtalya tamamlayıcı korumayı tanıyor: entegrasyon hukuki bir kalkan haline geldiğinde

Önemli bir idari kararla İtalya, topluma fiilen entegre olmanın yabancıların sınır dışı edilmekten korunmasında belirleyici bir rol oynayabileceğini bir kez daha teyit etti. 18 Aralık 2025 tarihinde Cenova Uluslararası Koruma Tanıma Bölgesel Komisyonu, bir yabancı uyrukluya tamamlayıcı koruma tanıdı ve zorla geri gönderilmenin temel hakların orantısız biçimde ihlaline yol açacağını değerlendirdi.

Kararın tam metni yayımlanmış olup kamuoyunun incelemesine açıktır:
https://www.calameo.com/books/00807977586f4b5d40bb2

Tamamlayıcı koruma, İtalyan hukukunda 286/1998 sayılı Yasama Kararnamesi’nin (Göç Yasası) 19. maddesiyle düzenlenen özel bir koruma türüdür. Mülteci statüsü ya da ikincil koruma koşulları bulunmadığında, ancak sınır dışı etme veya geri gönderme temel hakların korunmasına ilişkin yükümlülüklere, özellikle özel ve aile hayatına saygı hakkına aykırı olacağında uygulanır.

Bu olayda Cenova Komisyonu mülteci statüsünü ve ikincil korumayı reddetmiş, ancak başvuru sahibinin kişisel durumuna ilişkin bağımsız ve bireyselleştirilmiş bir değerlendirme yapmıştır. Belirleyici unsur, başvuru sahibinin İtalya’daki gerçek entegrasyon düzeyi, özellikle sosyal ve mesleki alandaki yerleşikliğidir. Komisyon, kişinin İtalya’da istikrarlı kişisel ve mesleki bağlar kurduğunu ve sınır dışı edilmesinin ciddi ve telafisi mümkün olmayan bir zarara yol açacağını kabul etmiştir.

Bu kararın önemi, hukuki gerekçelendirmesinde yatmaktadır. Entegrasyon, bir ödül ya da ikincil unsur olarak değil, Avrupa insan hakları standartlarıyla korunan özel hayatın hukuken ilgili bir parçası olarak değerlendirilmiştir. Komisyon, zorla geri gönderilmenin bu haklara orantısız bir müdahale teşkil edeceği sonucuna varmıştır.

Bu yaklaşım, İtalyan idari uygulamasında giderek güçlenen bir eğilimi yansıtmaktadır: tamamlayıcı koruma artık ikincil bir tedbir değil, asli bir hukuki güvence olarak görülmektedir. Göç kontrolünün, insan onuruna ve temel haklara saygı yükümlülüğüyle dengelenmesi gerektiği bir kez daha vurgulanmıştır.

İtalya’da yaşayan yabancılar açısından bu karar açık bir mesaj vermektedir: ülke ile kurulan gerçek ve belgelenmiş bağlar somut hukuki sonuçlar doğurabilir. Çalışma hayatı, sosyal ilişkiler ve uzun süreli istikrar, sadece fiili durumlar değil, sınır dışı edilmeyi engelleyebilecek belirleyici unsurlar haline gelebilir.

Hukukçular ve uygulayıcılar için Cenova kararı, tamamlayıcı korumanın pratikte nasıl işlediğine dair önemli bir örnek sunmakta ve uluslararası koruma reddedilse dahi İtalyan hukukunun temel hakları ihlal eden sınır dışı işlemlerini önlemeye yönelik mekanizmalar öngördüğünü göstermektedir.

Avrupa’da göç tartışmalarının sürdüğü bir dönemde bu karar temel bir ilkeyi yeniden teyit etmektedir: entegrasyon önemlidir, sadece toplumsal açıdan değil, hukuki açıdan da.

Avv. Fabio Loscerbo

domenica 11 gennaio 2026

2025 Yılında Yürütülen Hukuki Bilgilendirme Faaliyetlerine İlişkin Rapor Ocak 2025 – Ocak 2026 döneminde toplam yaklaşık 172.000 erişim


 2025 Yılında Yürütülen Hukuki Bilgilendirme Faaliyetlerine İlişkin Rapor

Ocak 2025 – Ocak 2026 döneminde toplam yaklaşık 172.000 erişim

2025 yılı boyunca, esas olarak göç hukuku alanında yürüttüğüm avukatlık mesleki faaliyetim, hukuki kurumların, yargısal içtihatların ve kamuoyu açısından önem taşıyan usuli konuların daha iyi anlaşılmasını amaçlayan yoğun ve süreklilik arz eden bir hukuki bilgilendirme faaliyetiyle birlikte sürdürülmüştür.

Bu bilgilendirme faaliyeti, avukatlık mesleğinin icrasını tamamlayıcı nitelikte olup; göç hukukuna ilişkin karmaşık konuları erişilebilir kılmak amacıyla bilgilendirici ve analitik hukuki içeriklerin üretilmesi ve yaygınlaştırılması yoluyla gerçekleştirilmiştir. Tüm çalışmalar, normatif ve yargısal kaynaklara sıkı bir bağlılık içerisinde ve avukatlık mesleğinin gerektirdiği doğruluk ve ölçülülük ilkelerine uygun olarak yürütülmüştür.

Şeffaflık ve bilgilendirme doğruluğu ilkeleri çerçevesinde, Ocak 2025 – Ocak 2026 döneminde yayımlanan hukuki içeriklerin kullanımına ilişkin bazı toplu verilerin kamuoyu ile paylaşılmasını uygun görmekteyim.

İlgili dönemde, bu faaliyet kapsamında yayımlanan hukuki içerikler toplamda yaklaşık 172.000 erişim kaydetmiştir. Bu erişimler aşağıdaki fiilî kullanımları kapsamaktadır:

makale ve bilgilendirici yazıların okunması;

video içeriklerinin izlenmesi;

sesli içeriklerin ve podcast’lerin dinlenmesi.

Söz konusu veri, yalnızca içeriklerin fiilî kullanımına ilişkin olup, basit görünürlük veya maruz kalma göstergelerini içermemekte; ihtiyatlı ve metodolojik açıdan titiz bir ölçüm anlayışına dayanmaktadır.

İçerikler özellikle şu konulara odaklanmıştır:

göç hukukunun normatif ve yargısal boyutları;

usule ilişkin açıklamalar;

göç politikaları ve hukuki kurumlara ilişkin sistematik değerlendirmeler;

hem ilgili bireylere hem de sektör profesyonellerine yönelik bilgilendirici katkılar.

Hukuki bilgilendirme faaliyetinin yanı sıra, mesleki sosyal medya kanalları aracılığıyla da içerik paylaşımı yapılmıştır. Özellikle LinkedIn platformunda, aynı dönemde yayımlanan içerikler 112.000’in üzerinde gösterim elde etmiş ve yaklaşık 47.000 tekil kullanıcıya ulaşmıştır.
Bu veriler, yaygınlık göstergelerine ilişkin olmaları nedeniyle ayrıca belirtilmiş olup, yukarıda anılan erişim sayısına dâhil edilmemiştir.

Bu rapor, avukatlık mesleğinin icrasıyla yakından bağlantılı olarak yürütülen hukuki bilgilendirme faaliyetinin bilgilendirici etkisini, doğruluk, titizlik ve sorumluluk yükümlülükleri çerçevesinde, özet ve doğrulanabilir bir biçimde ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Hukuki bilgilendirme faaliyeti, mesleki taahhüdüm doğrultusunda 2026 yılında da devam edecek olup, göç hukuku alanında ve bu alanın normatif ve toplumsal yansımalarına ilişkin hukuki bilincin artırılmasına katkı sağlamayı hedeflemektedir.

Avv. Fabio Loscerbo
Avukat – Bologna Barosu

sabato 10 gennaio 2026

Basın Duyurusu – “Göç Hukuku” Podcast’inin Yeni Çok Dilli Bölümü Yayında

 Basın Duyurusu – “Göç Hukuku” Podcast’inin Yeni Çok Dilli Bölümü Yayında

Göç Hukuku podcast’inin yeni bir bölümü yayımlandı. Bu bölüm, Floransa Asliye Mahkemesi tarafından 24 Aralık 2025 tarihinde verilen ve fiilî iş entegrasyonuna dayanarak tamamlayıcı korumanın tanınmasına ilişkin son derece önemli bir karara ayrılmıştır.

Söz konusu karar, 2023 yılında yürürlüğe giren 20 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişikliklere rağmen, entegrasyonun – özellikle çalışma hayatına entegrasyonun – yabancıların özel hayatının korunmasında temel bir hukuki kriter olmaya devam ettiğini açıkça teyit etmektedir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesiyle uyumlu şekilde yorumlanan Göç Yasası’nın 19. maddesinin geçerliliğini yeniden vurgulamaktadır.

Podcast bölümünde kararın temel hukuki noktaları ayrıntılı olarak ele alınmakta; istikrarlı çalışma, ekonomik özerklik ve sosyal köklenmenin önemi ile idari veya yargısal süreçlerin beklenmesi sırasında sağlanan entegrasyonun “yapay” ya da hukuken önemsiz sayılamayacağı ilkesi açıklanmaktadır.

Daha geniş bir kitleye ulaşmak ve göç hukuku alanında doğru hukuki bilgilendirmeyi uluslararası düzeyde yaymak amacıyla bölüm beş farklı dilde yayımlanmıştır:

🔹 İtalyanca
Başlık: Riconosciuta la protezione complementare per integrazione lavorativa: il decreto del Tribunale di Firenze del 24 dicembre 2025
https://www.spreaker.com/episode/riconosciuta-la-protezione-complementare-per-integrazione-lavorativa-il-decreto-del-tribunale-di-firenze-del-24-dicembre-2025--69379763

🔹 İngilizce
Title: Complementary protection recognised on the basis of work integration: the Florence Court decision of 24 December 2025
https://www.spreaker.com/episode/complementary-protection-recognised-on-the-basis-of-work-integration-the-florence-court-decision-of-24-december-2025--69379762

🔹 İspanyolca
Título: Reconocida la protección complementaria por integración laboral: el decreto del Tribunal de Florencia de 24 de diciembre de 2025
https://www.spreaker.com/episode/reconocida-la-proteccion-complementaria-por-integracion-laboral-el-decreto-del-tribunal-de-florencia-de-24-de-diciembre-de-2025--69379761

🔹 Arapça
العنوان: الاعتراف بالحماية التكميلية بسبب الاندماج المهني: قرار محكمة فلورنسا الصادر في 24 ديسمبر 2025
https://www.spreaker.com/episode/al-nwan-ala-traf-balhmayt-altkmylyt-bsbb-alandmaj-almhny-qrar-mhkmt-flwrnsa-alsadr-fy-24-dysmbr-2025--69379765

🔹 Arnavutça
Titulli: Njohja e mbrojtjes plotësuese për integrim në punë: dekreti i Gjykatës së Firences i 24 dhjetorit 2025
https://www.spreaker.com/episode/njohja-e-mbrojtjes-plotesuese-per-integrim-ne-pune-dekreti-i-gjykates-se-firences-i-24-dhjetorit-2025--69379764

Göç Hukuku podcast’i, göç hukuku alanındaki önemli yargı kararlarını anlaşılır kılmayı ve konuya ilişkin ciddi, dengeli ve bilgili bir kamuoyu tartışmasına katkı sunmayı amaçlayan çalışmalarını sürdürmektedir.

Avv. Fabio Loscerbo

mercoledì 7 gennaio 2026

Floransa Mahkemesi Tamamlayıcı Korumanın Devamını Teyit Etti: 2023 Reformundan Sonra da Entegrasyon Belirleyici Olmaya Devam Ediyor

 Floransa Mahkemesi Tamamlayıcı Korumanın Devamını Teyit Etti: 2023 Reformundan Sonra da Entegrasyon Belirleyici Olmaya Devam Ediyor

Floransa Asliye Mahkemesi tarafından 24 Aralık 2025 tarihinde verilen karar, İtalya’daki göç ve iltica hukukuna ilişkin güncel tartışmalarda önemli bir dönüm noktası niteliği taşımaktadır. 2023 yılında yürürlüğe giren ve daha kısıtlayıcı olarak değerlendirilen yasal değişikliklere rağmen, mahkeme tamamlayıcı korumanın anayasal ilkeler ve uluslararası insan hakları yükümlülükleri temelinde varlığını sürdürdüğünü açık biçimde ortaya koymuştur.

Dava, mülteci statüsü ve ikincil koruma talepleri Bölgesel Komisyon tarafından reddedilen Fas vatandaşı bir kişiyle ilgilidir. Yargılamanın ilerleyen aşamasında başvurucu yalnızca tamamlayıcı koruma talebinde bulunmuş ve İtalya’da kurduğu özel hayatın korunması gerektiğini ileri sürmüştür. Floransa Mahkemesi bu talebi kabul ederek, özel koruma kapsamında oturma izni verilmesine hükmetmiştir.

Kararın önemi, özellikle hukuki bağlamında ortaya çıkmaktadır. 2023 reformu, ilk bakışta özel ve aile hayatına dayalı koruma alanını daraltmayı amaçlıyormuş gibi yorumlanmıştı. Ancak Floransa Mahkemesi farklı bir yaklaşım benimsemiş; söz konusu reformun bu korumayı ortadan kaldırmadığını, yalnızca katı yasal kriterleri kaldırarak somut olay bazında değerlendirme yetkisini yeniden hâkime bıraktığını vurgulamıştır.

Mahkeme, başvurucunun İtalya’daki entegrasyon sürecine özel önem atfetmiştir. Sürekli ve düzenli bir işte çalışması, yasal konut edinmesi, mesleki eğitimlere katılması ve sağlam bir sosyal çevre oluşturması, bütüncül biçimde değerlendirilmiştir. Bu unsurların tamamı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi kapsamında korunan “yerleşik özel hayat”ın varlığını ortaya koymaktadır. Mahkemeye göre, bu koşullarda yapılacak bir sınır dışı işlemi, söz konusu hakka ciddi ve orantısız bir müdahale teşkil edecektir.

Dikkat çekici bir diğer nokta, iltica başvurularının incelenmesini beklerken kazanılan entegrasyonun hukuken değersiz sayılamayacağı yönündeki açık tespittir. Hukuki belirsizlik içinde geçen süre de gerçek bir yaşam süresidir ve bu süreçte kurulan sosyal ve mesleki bağlar göz ardı edilemez.

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, karar tamamlayıcı korumanın göç sistemindeki yapısal rolünü net biçimde ortaya koymaktadır. Bu koruma türü, geçici ya da istisnai bir önlem değil; gerçekten entegre olmuş bireylerle entegrasyon sağlamamış olanlar arasında ayrım yapılmasını mümkün kılan bir denge mekanizmasıdır. Böylece geri dönüş politikaları da temel haklara aykırı sonuçlar doğurmadan uygulanabilir.

Floransa Mahkemesi’nin mesajı açıktır: Entegrasyon, ülkede kalma hakkının temel hukuki ölçütü olmaya devam etmektedir. Buna karşılık, entegrasyonun bulunmadığı durumlarda geri dönüş politikaları meşrudur; yeter ki insan onuru ve temel haklar gözetilsin. Duygusal değil, olgulara dayalı, dengeli bir yaklaşım söz konusudur.

Kararın tam metni Calameo’daki resmi yayında yer almaktadır:
https://www.calameo.com/books/0080797758860c0b59694

Avv. Fabio Loscerbo

domenica 4 gennaio 2026

İtalya, sahte belgelerle kazanılan vatandaşlığı iptal ediyor: Danıştay’dan net bir mesaj

 İtalya, sahte belgelerle kazanılan vatandaşlığı iptal ediyor: Danıştay’dan net bir mesaj

Consiglio di Stato tarafından yakın zamanda verilen bir görüş, açık ve net bir mesaj veriyor: İtalyan vatandaşlığı sahte temellere dayanamaz ve zamanın geçmesi, usulsüz belgelerle elde edilen bir statüyü korumaz.

İncelenen olayda, bir yabancı uyruklu kişinin 2017 yılında İtalyan vatandaşlığı aldığı görülmektedir. Ancak aradan birkaç yıl geçtikten sonra, başvuru sırasında sunulan doğum belgesi ile adli sicil belgesinin sahte olduğu tespit edilmiştir. Bu tespit üzerine idare, vatandaşlık verilmesine ilişkin kararı geri alarak iptal etmiştir.

İlgili kişi karara itiraz etmiş, uzun bir sürenin geçtiğini, kararın hukuki güvenlik ve meşru beklenti ilkelerini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Ayrıca iyi niyetle hareket ettiğini ve belgelerin sahte olmasından şahsen sorumlu tutulamayacağını savunmuştur.

Danıştay bu argümanları reddetmiş ve katı ancak tutarlı bir yaklaşımı teyit etmiştir. Sahte belgelere dayanılarak elde edilen lehe bir idari işlem, hiçbir şekilde meşru beklenti doğurmaz. Zamanın geçmesi, kararın temelini oluşturan asli hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaz.

Kararın en önemli yönlerinden biri, sahteciliğin maddi ya da fikrî nitelikte olmasının ve hatta cezai sorumluluğun bulunup bulunmamasının hukuken belirleyici olmadığının açıkça vurgulanmasıdır. Esas olan, idarenin yanıltılmış olması ve kararın objektif olarak gerçeğe aykırı belgelere dayanılarak verilmiş olmasıdır.

Danıştay ayrıca usule ilişkin güvenceler konusuna da değinmiş ve ilgili kişinin sürece katılımının sonucu değiştiremeyeceği durumlarda, işlemin başlatıldığına dair ön bildirimin zorunlu olmadığını belirtmiştir. Belge sahteciliği esaslı şekilde tespit edilmişse, usulî katılım yalnızca şekli bir nitelik taşır.

Bu karar, münferit bir uyuşmazlığın ötesinde genel bir anlam taşımaktadır. Hukukun üstünlüğünün, idari işlemlerin sırf istikrarı karşısında dahi öncelikli olduğunu teyit etmektedir; bu durum, vatandaşlık gibi son derece önemli bir statü söz konusu olduğunda dahi geçerlidir. Danıştay’ın açıkça ortaya koyduğu üzere, İtalyan vatandaşlığı, baştan itibaren hukuka aykırıysa dokunulmaz değildir.

Başvuru sahipleri ve hukukçular için mesaj nettir: belgelerin doğruluğu ve gerçekliği tali bir formalite değil, asli bir koşuldur. Sahte temellere dayanan bir vatandaşlık, yıllar sonra dahi iptal edilebilir.

Avv. Fabio Loscerbo

Çalışma izninin reddi: Yabancı işçi itiraz hakkına sahip değildir İtalyan mahkemesinden, çalışma temelli göç prosedürlerinde kimin dava açabileceğine dair netlik

  Çalışma izninin reddi: Yabancı işçi itiraz hakkına sahip değildir İtalyan mahkemesinden, çalışma temelli göç prosedürlerinde kimin dava aç...