Venedik İdare Mahkemesine göre: İşçiye bildirilmeyen randevu nedeniyle çalışma izni geri alınamaz
İtalya'da decreto flussi yoluyla çalışma vizesi alan bir yabancı, ülkeye geldikten sonra işverenine ulaşamayabilir. Bu sırada valilikteki Sportello Unico per l'Immigrazione (Göç İçin Tek Durak Ofisi) işvereni sözleşme imzalamak üzere çağırıp yabancı işçiye hiç haber vermemişse, randevuya gidilmediği gerekçesiyle nulla osta geri alınabilir mi? Veneto Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesinin 3 Şubat 2026 tarihli, 278 sayılı kararı, böyle bir durumda işçinin de idari işlemin tarafı olduğunu ve savunma ile katılım haklarının korunması gerektiğini ortaya koyuyor.
İş vizesiyle giriş yapıldı, ancak işverenle bağlantı kurulamadı
Dosyadaki işveren, 27 Mart 2023'te yabancı işçinin İtalya'ya getirilmesi için başvurmuştu. Venedik Valiliğine bağlı Göç İçin Tek Durak Ofisi, 26 Nisan 2023'te çalışma amacıyla giriş için gerekli nulla osta belgesini verdi. İşçi, konsolosluktan vizeyi aldıktan sonra 11 Ekim 2023'te İtalya'ya girdi. Ancak ülkeye ulaştığında işverenle iletişim kuramadı.
İşçi, avukatı aracılığıyla idareye yazıp contratto di soggiorno yani ikamet sözleşmesinin imzalanması için çağrılmasını istedi. Daha sonra yaptığı dosyaya erişim başvurusunun sonucunda, işverenin 2 Temmuz 2024'e çağrıldığını, fakat aynı randevunun kendisine bildirilmediğini öğrendi. Üstelik 8 Kasım 2024'te çalışma izninin geri alınması işlemi başlatılmış, 27 Kasım 2024'te geri alma kararı verilmişti. Mahkeme dosyasına göre bu işlemler de işçiye tebliğ edilmemişti.
Mahkemenin temel ilkesi: Başvuruyu işveren yapsa da işçi işlemden doğrudan etkilenir
İdari makamlar çalışma izni başvurusunu esas olarak işveren üzerinden yürütür. Ne var ki başvuruyu kimin başlattığı ile idari kararın kimin hukuki durumunu etkilediği aynı şey değildir. TAR Veneto, 286/1998 sayılı Göç Kanunu'nun 2. maddesinin 5. fıkrasının yabancılara kamu idaresiyle ilişkilerde ve yargısal korunmada eşit muamele güvencesi tanıdığını hatırlattı.
Buna göre 241/1990 sayılı İdari Usul Kanunu'nun katılım hükümleri, özellikle geri alma gibi doğrudan işçinin hukuki durumunu değiştiren kararlarda uygulanmalıdır. Mahkeme, aynı kanunun 7. maddesi uyarınca geri alma sürecinin başlamasının işçiye de bildirilmesi gerektiğini belirtti. Çünkü nulla osta ve ona bağlı vize yalnızca işverenin değil, işçinin de hayatını ve kalış imkânlarını etkiler.
“Her şey çevrimiçi” demek neden yeterli görülmedi?
İdari yazışmalarda işlemlerin ALI portalında yürütüldüğü, bilgilerin çevrimiçi bulunduğu ifade edilmişti. Fakat mahkeme, bunun işçiye yapılması gereken bildirimin yerine geçemeyeceğini vurguladı. Portal hesabına erişim esasen ilgili kimlik bilgilerine sahip kişinin, çoğunlukla işverenin veya yetkili aracının elindedir. İşçinin bu dosyayı doğrudan izleyemediği durumda yalnızca elektronik sistemin kullanılıyor olması savunma hakkının fiilen kullandırıldığı anlamına gelmez.
Üstelik işçi daha önce avukatı aracılığıyla idareye başvurmuş ve iletişim kurulabilecek bir adres bildirmişti. Dolayısıyla tebligat veya çağrı yapılması imkânsız değildi.
İmzalanmayan sözleşmeden her durumda işçi sorumlu tutulamaz
Mahkemenin incelediği ikinci önemli sorun, ikamet sözleşmesinin imzalanmamasının nedeniydi. İşçi randevudan hiç haberdar değilse, bu yokluk otomatik olarak onun kusuru sayılamaz. TAR'a göre sözleşmenin imzalanması için hem işverenin hem işçinin tarih, saat ve yeri öğrenebileceği biçimde çağrılması gerekir.
İdarenin hiç bildirim yapmaması nedeniyle işçinin toplantıya katılamadığı bir olayda, gerektiğinde yeniden çağrı yapılmalıdır. İşverenin daha sonra, Ocak 2025'te, işçiyi hâlâ işe almak istediğini yazılı şekilde açıklamış olması da somut dosyanın değerlendirilmesinde önem taşıdı.
Davanın sonucu ne oldu?
Mahkeme, dava konusu nulla osta geri alma kararını iptal etti. İdareye, işçinin usule katılımını sağlayacak uygun bildirimleri yapması, sözleşmenin imzalanmamasının işçiye yüklenemeyeceğini dikkate alması ve işverenin devam eden işe alma iradesini değerlendirmesi gerektiğini belirtti.
Mahkeme, işe girişin veya oturma izninin artık her koşulda kendiliğinden kesinleştiğine hükmetmedi. Vize, çalışma izni, idari denetimler ve oturma izni aşamaları kanuni gereklilikleri çerçevesinde yeniden ele alınabilir. Özellikle kararın iptali ile nihai oturma izninin verilmesi arasında hukuki fark vardır.
Benzer bir sorunla karşılaşan işçi ne yapmalı?
Birincisi, tüm belgeleri saklayın. Pasaport, vize, nulla osta, İtalya'ya giriş bilgileri, işverene gönderilen mesajlar, avukat tarafından yapılan başvurular ve valilikten gelen yazılar bir arada olmalıdır. Belge tarihleri idari sürecin nasıl geliştiğini göstermeye yardımcı olur.
İkincisi, resmi olarak dosyaya erişim isteyin. İşçinin çağrılıp çağrılmadığı, geri alma sürecinin ne zaman başlatıldığı ve hangi kişiye hangi iletişimin gönderildiği ancak idari dosya incelendiğinde anlaşılabilir. Gerektiğinde 241/1990 sayılı Kanun çerçevesinde accesso agli atti başvurusu değerlendirilebilir.
Üçüncüsü, iletişim adresinizi açıkça bildirin. Güncel adres, varsa PEC ve vekille iletişim bilgileri idareye yazılı olarak ulaştırılmalı; gönderim ve teslim kayıtları korunmalıdır. Bununla birlikte adres bildirilmiş olması, idarenin gerçekten doğru tebligatı yapıp yapmadığının ayrıca kontrol edilmesini gereksiz kılmaz.
Dördüncüsü, işverenin durumunu doğrulayın. İşveren işe almaya devam etmek istiyor mu, yoksa gerçek bir faaliyet ve iş imkânı artık mevcut değil mi? Bu ayrım önemlidir. Burada incelenen dava, işverenin daha sonra işe alma isteğini teyit ettiği ve bildirimin yapılmadığı koşullarla ilgilidir.
Beşincisi, geri alma kararının tebliğini ve dava yolunu kontrol edin. Olumsuz karar karşısında yetkili mahkeme ve süreler, somut işlemin içeriğine göre belirlenmelidir. İşçi, bildirimleri almadığı için sorunu geç öğrenmişse bunun da delillendirilmesi gerekir.
Kararın daha geniş önemi
İtalya'nın göç yönetiminde elektronik başvurular giderek önem kazanıyor. Ancak dijitalleşme, yabancı işçinin kendi hukuki durumunu etkileyen kararlar hakkında bilgi alma ve görüş bildirme hakkını ortadan kaldıramaz. Venedik TAR'ının kararı, işveren tarafından başlatılan bir göç işleminde bile işçinin bağımsız usul güvencelerine sahip olduğunu hatırlatıyor.
İncelenen karar: TAR Veneto, Üçüncü Daire, 3 Şubat 2026 tarihli 278/2026 sayılı karar (Başkan Polidori, raportör De Piazzi). Kararın yayımlanmış tam İtalyanca metni – EIUS. İlgili hükümler: 286/1998 sayılı Kanun Hükmünde Karar, madde 2/5 ve madde 5/3-bis; 241/1990 sayılı Kanun, özellikle madde 7.
Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayında (Corte di Cassazione) dava takip etme yetkisine sahip avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline 280782895721-36 numarasıyla göç ve iltica alanında kayıtlı çıkar temsilcisi
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.
Nessun commento:
Posta un commento