Uyuşturucu Suçlarına İlişkin Mahkûmiyetler ve Çalışma Amaçlı Oturma İzninin Dönüştürülmesi: Zorunlu Ret Kapsamı
Emilia-Romagna Bölgesel İdare Mahkemesi Birinci Dairesi’nin 2025 yılı 01561 sayılı kararı, Aralık 2025’te verilmiş olup, göç hukukunda merkezi ve hâlen yoğun biçimde tartışılan bir konuyu yeniden ele alma imkânı sunmaktadır: uyuşturucuya ilişkin ceza mahkûmiyetlerinin, ücretli çalışma amacıyla verilen oturma izninin yenilenmesi veya dönüştürülmesi üzerindeki etkisi.
Kararın tam metni aşağıdaki bağlantıda yayımlanmış ve erişime açıktır:
https://www.calameo.com/books/0080797757982a2aef314
Bu karar, yerleşik bir içtihat çizgisi içinde yer almakla birlikte, uygulamaya ilişkin sınırları özellikle açık biçimde ortaya koymakta; otomatik hukuki engel hâlleri ile idarenin sınırlı ve artık nitelikteki takdir alanlarını birbirinden ayırmaktadır.
Uyuşmazlık, aile gerekçesiyle verilmiş bir oturma izninin, ücretli çalışma iznine yenilenmesi ve dönüştürülmesi talebinin Questura tarafından reddedilmesinden doğmuştur. Ret kararı, 1990 tarihli 309 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 73. maddesinin 1-bis fıkrası uyarınca, uyuşturucu maddeleri ticaret amacıyla bulundurma suçundan verilmiş kesinleşmiş bir mahkûmiyete dayandırılmıştır. Savunma tarafı, idarenin uyguladığı otomatik ret yaklaşımını eleştirerek, başvurucunun kişisel, mesleki ve sosyal durumunun bütüncül bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini ileri sürmüştür.
İdare Mahkemesi ise öncelikle, somut olaya uygulanacak doğru hukuki çerçeveyi açıklığa kavuşturmuş; AB uzun süreli ikamet iznine ilişkin Göç Kanunu’nun 9. maddesinin uygulanamayacağını belirtmiş ve meseleyi 25 Temmuz 1998 tarihli 286 sayılı Yasama Kararnamesinin 4. maddesinin 3. fıkrası ile 5. maddesi kapsamında değerlendirmiştir. Bu çerçevede, uyuşturucu suçlarına ilişkin ağır nitelikli mahkûmiyetler, çalışma amacıyla oturma izninin verilmesi veya dönüştürülmesi bakımından otomatik bir engel teşkil etmektedir.
Karar, bu tür mahkûmiyetlerin varlığında; cezanın ertelenmiş olmasının, hafifletici nedenlerin tanınmasının ya da suçun üzerinden uzun süre geçmiş olmasının hukuken bir önem taşımadığını vurgulamaktadır. Bu durumlarda idare, geniş bir takdir yetkisine sahip olmayıp, talep edilen oturma iznini reddetmekle hukuken bağlıdır.
Kararın merkezî bir bölümü, bu otomatik mekanizmanın tek istisnasına ayrılmıştır: İtalya’da hukuka uygun biçimde ikamet eden kişilerle fiilî ve güncel aile bağlarının varlığı. Yalnızca gerçek ve somut biçimde kanıtlanmış bir aile birliğinin bulunması hâlinde—salt şekli beyanlarla yetinilmeksizin—Göç Kanunu’nun 5. maddesinin 5. fıkrası uyarınca idare, kamu güvenliği yararı ile aile hayatının korunması arasında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi ışığında bir dengeleme yapmakla yükümlüdür.
İncelenen olayda Mahkeme, bu koşulun gerçekleşmediğini tespit etmiş; fiilî birlikte yaşamın bulunmadığını ve mevcut bir aile çekirdeğinin kanıtlanamadığını özellikle vurgulamıştır. Bu nedenle, ret kararının hukuken zorunlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Karar, göç hukukunda toplumsal entegrasyon ile kanundan kaynaklanan otomatik mekanizmalar arasındaki ilişkiye dair daha geniş bir değerlendirmeyi de teşvik etmektedir. Pek çok yabancı, “çekilmiş” ya da zaman bakımından eski bir mahkûmiyetin artık idari statülerini etkilemeyeceğini düşünmektedir. İncelenen karar ise, ücretli çalışma amacıyla verilen oturma izinleri alanında bazı mahkûmiyetlerin, sonradan edinilen mesleki geçmişe veya toplumsal entegrasyon düzeyine bakılmaksızın, aşılması mümkün olmayan hukuki engeller olmaya devam ettiğini göstermektedir.
Bu bakımdan Emilia-Romagna Bölgesel İdare Mahkemesi’nin kararı, yürürlükteki hukukun mevcut durumuna ilişkin açık bir referans noktası oluşturmakta; hukuk uygulayıcılarına, idarenin takdir yetkisinin hangi sınırlar içinde ileri sürülebileceğini ve hangi hâllerde bu yetkinin hukuken dışlandığını net biçimde ortaya koymaktadır.
Kararla bağlantılı podcast’ler
Avv. Fabio Loscerbo
Nessun commento:
Posta un commento