martedì 16 dicembre 2025

20/2023 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Sonrası Hukuki Rejim Çerçevesinde Tamamlayıcı Koruma: AİHS’nin 8. Maddesi Kapsamında Özel Hayatın Korunmasının Sürekliliği ve Yabancılar Hukuku Tek Metni’nin 5. Maddesinin 6. Fıkrasının İşlevi



20/2023 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Sonrası Hukuki Rejim Çerçevesinde Tamamlayıcı Koruma: AİHS’nin 8. Maddesi Kapsamında Özel Hayatın Korunmasının Sürekliliği ve Yabancılar Hukuku Tek Metni’nin 5. Maddesinin 6. Fıkrasının İşlevi

Calameo’da yayımlanan kararın tam metnine atıfla:
https://www.calameo.com/books/008079775ebab26d3b1ae

Giriş

Bu çalışma, Bologna Asliye Mahkemesi’nin Göç, Uluslararası Koruma ve Avrupa Birliği Vatandaşlarının Serbest Dolaşımı konularında uzmanlaşmış dairesi tarafından, R.G. 10860/2024 sayılı dosyada 5 Aralık 2025 tarihinde verilen kararı incelemektedir. Karar, 20/2023 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen ve 50/2023 sayılı Kanun ile değişikliklerle kabul edilen düzenlemeler sonrasında ortaya çıkan hukuki çerçevede tamamlayıcı koruma kurumunu sistematik ve derinlemesine bir biçimde ele almaktadır.

Kararın önemi, yeni yasal düzenleme sonrasında özel ve aile hayatının korunmasına ilişkin açık ölçütlerin, 286/1998 sayılı Yasama Kararnamesi’nin 19. maddesinin 1.1. fıkrasının önceki halinde yer almasına rağmen kaldırılmasının, bu korumanın akıbeti üzerindeki etkisini tartışmasında yatmaktadır.

Kararın tam metni aşağıdaki yayında mevcuttur:
https://www.calameo.com/books/008079775ebab26d3b1ae

2023 Reformu ve Sözleşmesel Korumanın Devamlılığı

Mahkeme, 2023 tarihli yasama müdahalesinin geri göndermeme (refoulement) ilkesinin özüne dokunmadığını ve tamamlayıcı korumanın dayanağı olan özel ve aile hayatının korunmasını ortadan kaldırmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu koruma, anayasal ve uluslararası yükümlülüklere dayanan sübjektif bir hak olarak varlığını sürdürmektedir.

Gerekçede, Göç Hukuku Tek Metni’nin 19. maddesinde yer alan ve aynı metnin 5. maddesinin 6. fıkrasına yapılan atfın hâlen geçerli olduğu vurgulanmaktadır. Bu hüküm, sistemin tamamlayıcı bir kapanış maddesi işlevi görmekte ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden kaynaklanan yükümlülüklerin iç hukuka dâhil edilmesini sağlamaktadır. Bu bağlamda, kanuni olarak tipikleştirilmiş ölçütlerin kaldırılması, korumanın ortadan kalkması anlamına gelmemekte, aksine katı bir düzenlemeden esnek bir hukuki klauzula geçişi ifade etmektedir.

Tamamlayıcı Koruma ve Yargıtay İçtihadının Rolü

Karar, İtalyan Yargıtayı’nın (Corte di cassazione) en güncel içtihatlarıyla bilinçli bir uyum içerisindedir. Bu içtihatlar, tamamlayıcı korumanın yabancının özel ve aile hayatı bakımından da uygulanmaya devam ettiğini ve bunun sıradan yasaların üzerinde yer alan yükümlülüklerin bir sonucu olduğunu teyit etmektedir.

Mahkeme, 2023 reformunun kurumun normatif tipikliğini etkilediğini, ancak temel işlevi olan temel hakların korunmasını zedelemediğini kabul ederek, tamamlayıcı korumanın içeriğinin somut olayda menfaatlerin dengelenmesi yoluyla hâkim tarafından belirlenmesi gerektiğini yeniden vurgulamaktadır.

Özel Hayatın Bir Boyutu Olarak Çalışma Hayatına Entegrasyon

İncelenen olayda tamamlayıcı koruma, başvurucunun ulusal topraklarda kökleşmiş bir özel hayata sahip olduğunun ispatı üzerine tanınmıştır. Mahkeme, başvurucunun mesleki istikrarına ve yasal gelirine merkezi bir önem atfetmiş; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına atıfla, mesleki faaliyetin bireylerin sosyal ve kişisel ilişkilerini geliştirdikleri başlıca alanlardan biri olduğunu belirtmiştir.

Bu doğrultuda çalışma, salt ekonomik bir gösterge olarak değil, AİHS’nin 8. maddesi kapsamında korunan özel hayatın yapısal bir unsuru olarak değerlendirilmiştir. Bu yaklaşım, tamamlayıcı koruma alanındaki Avrupa ve ulusal içtihadın gelişimiyle uyumludur.

Menfaat Dengesi ve Tamamlayıcı Korumanın Sınırları

Karar aynı zamanda tamamlayıcı korumanın otomatik bir hak ya da genel bir ikamet düzenleme aracı olmadığını açıkça ifade etmektedir. Ulusal güvenlik ve kamu düzeni gerekleriyle orantılılık ve makuliyet ilkeleri çerçevesinde bir menfaat dengesi kurulması zorunluluğu devam etmektedir.

Dolayısıyla koruma, yalnızca kabul eden ülkede gerçek ve anlamlı bir kökleşmenin varlığı hâlinde ve üstün nitelikte engelleyici sebepler bulunmadığında söz konusu olmaktadır. Bu durum, kurumun katı ve genişletici olmayan bir anlayışla uygulandığını teyit etmektedir.

Sonuç

Bologna Asliye Mahkemesi’nin 5 Aralık 2025 tarihli kararı, 20/2023 sayılı Kanun Hükmünde Kararname sonrasında tamamlayıcı koruma kurumunun yeniden inşasına önemli bir katkı sunmaktadır. Karar, reformun kurumu içerikten yoksun bırakmadığını, aksine uygulanma tekniğini yeniden tanımladığını ve somut olaya dayalı yargısal değerlendirmeye yeniden merkezi bir rol verdiğini ortaya koymaktadır.

Kararın tam metninin yayımlanmış olması, yargısal uygulama ve doktrinel tartışmalar açısından referans teşkil edebilecek geniş ve sistematik bir gerekçeyi inceleme imkânı sunmaktadır.

Kararın tam metni Calameo’da mevcuttur:
https://www.calameo.com/books/008079775ebab26d3b1ae


Avv. Fabio Loscerbo


Nessun commento:

Posta un commento

Çalışma izninin reddi: Yabancı işçi itiraz hakkına sahip değildir İtalyan mahkemesinden, çalışma temelli göç prosedürlerinde kimin dava açabileceğine dair netlik

  Çalışma izninin reddi: Yabancı işçi itiraz hakkına sahip değildir İtalyan mahkemesinden, çalışma temelli göç prosedürlerinde kimin dava aç...