Milano İdare Mahkemesine göre yabancı işçi için çalışma izninde işverenin mali güvenilirliği somut olarak incelenir
İtalya'ya çalışma amacıyla gelmek isteyen yabancı bir işçinin başvurusunda yalnızca iş sözleşmesi teklifinin bulunması yeterli olmayabilir. Çalışma izni ön onayı (nulla osta al lavoro) verilirken, işverenin işe almayla doğacak ücret ve sosyal güvenlik yükümlülüklerini karşılayabilmesi de değerlendirilir. Lombardiya Bölge İdare Mahkemesinin (TAR Lombardia, Milano, Dördüncü Daire) 9 Ocak 2026 tarihli 102/2026 sayılı kararı, bu denetimin nasıl yürütülebileceğini ve hangi sınırlar içinde yargısal incelemeye konu olabileceğini açıklamaktadır.
Olay: beş yabancı çalışan için yapılan başvurular
Milano Valiliği, 2020 yılına ilişkin işçi giriş kotası kapsamında bir şirket tarafından yapılan beş çalışma izni ön onayı başvurusunu reddetti. Şirket idare mahkemesine başvurarak ret kararlarının yeterince gerekçelendirilmediğini, yalnızca gelir göstergelerine bakıldığını ve işletmenin gerçek mali gücünün araştırılmadığını savundu.
Şirketin ileri sürdüğü itiraz esasen şu noktaya dayanıyordu: Ticari işletmeler bakımından bütün durumlara uygulanabilecek tek bir asgari gelir rakamı bulunmadığına göre, idare sadece gelir tablosundaki net sonuca bakmamalı; ciroyu, alınmış siparişleri, devam eden işleri ve işverenin diğer ekonomik imkânlarını da incelemeliydi. Başvurucu ayrıca işlemin geç sonuçlandırılmasından ve kendisinde oluştuğunu ileri sürdüğü haklı beklentinin ihlalinden şikâyet etti.
Mahkeme hangi hukuki ilkeyi kabul etti?
Mahkeme, 31 Ağustos 1999 tarihli 394 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 30-bis maddesini değerlendirdi. Bu maddenin sekizinci fıkrasına göre yetkili tek durak ofisi (Sportello Unico per l'Immigrazione), sunulan belgelerin düzenliliğini ve yeterliliğini kontrol eder. Ayrıca aynı işverenin talep ettiği işçi sayısının işletmenin ekonomik kapasitesi, faaliyet ihtiyaçları ve ücret ile sigorta yükümlülükleriyle uyumlu olup olmadığını inceler.
Mahkeme, girişimci olan işverenin mali kapasitesinin yalnızca net kazançla ölçülemeyeceğini kabul etti. Ciro, mevcut işler, sözleşmeler ve işletmenin genel mali sağlamlığı da değerlendirilebilir. Ancak bu ilke, mali açıdan güvenilir olmadığı somut olarak ortaya konmuş bir işverenin mutlaka izin alacağı anlamına gelmez. Nitekim davanın sonucu şirketin lehine olmadı.
Somut olayda ret neden uygun bulundu?
Mahkemenin incelediği idari gerekçede, başvuran şirketin çok sayıda yabancı işçi için izin istemesine rağmen kararların verildiği tarihe kadar sigorta ve sosyal güvenlik yükümlülüklerini düzenli şekilde yerine getirmediği belirtiliyordu. Ayrıca şirketin yasal temsilcisinin 2020 ve 2021 yılı giriş kotalarında çeşitli şirketler adına 200'den fazla izin başvurusunda bulunduğu ve kendisine ulaşılamadığı kaydedilmişti.
Mahkeme bu unsurların birlikte değerlendirildiğinde genel bir güvenilirlik sorunu ortaya koyduğunu kabul etti. Dolayısıyla idarenin yalnızca tek bir gelir sayısına dayanmadığı, şirketin bütün durumunu ele aldığı sonucuna vardı. Somut unsurların davacı tarafından yeterince ve özel olarak çürütülmemiş olması da önem taşıdı.
Sonuç olarak TAR Lombardia, 102/2026 sayılı kararıyla davayı reddetti ve Milano Valiliğinin olumsuz işlemlerini hukuka uygun buldu. Mahkeme ayrıca idarenin karar vermek için öngörülen süreyi aşmasının, aksini açıkça düzenleyen bir kanun hükmü olmadıkça, karar verme yetkisini kendiliğinden sona erdirmediğini açıkladı.
Yabancı işçi açısından kararın önemi
Bu kararın doğrudan muhatabı izin talep eden şirket olsa da sonuçları İtalya'ya gelmeyi bekleyen işçileri yakından ilgilendirir. Vize sürecine başlamadan önce, işverenin gerçekten faaliyet gösteren, ücretleri karşılayabilecek ve ilgili iş sözleşmesinin yükümlülüklerini üstlenebilecek durumda olup olmadığı önemlidir. İş sözleşmesi vaadi, işverenin bütün mali ve idari koşulları karşıladığına ilişkin kesin bir güvence değildir.
Başvurunun reddi hâlinde işçi ile işverenin önce ret kararının kesin gerekçesini öğrenmesi gerekir. Mali kapasite eksikliği, sosyal güvenlik borçları, işçi sayısının faaliyetle orantısızlığı veya belge eksikliği farklı sorunlardır ve her biri farklı delillerle ele alınabilir.
İşverenin talebiyle ilgili belgelerin, başvuru alındılarının, iş teklifinin ve idareden gelen yazıların saklanması önemlidir. Yeni belgelerle bir eksikliğin giderilmesinin mümkün olup olmadığı ise uygulanacak mevzuata, başvuru dönemine ve işlemin niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
İşverenler hangi belgeleri hazırlamalı?
İşletmeler, yalnızca çalışanın kimlik belgesini ve iş teklifini değil, mali kapasitenin somut olarak gösterilmesini sağlayan kayıtları da düzenli biçimde hazırlamalıdır. Bilanço, gelir ve ciro kayıtları, mevcut sipariş ve iş sözleşmeleri, öngörülen ücret yükümlülükleri, çalışan sayısı ve sosyal güvenlik durumuyla ilgili belgeler, başvurunun koşullarına göre önem kazanabilir.
Ancak burada her işletme için geçerli tek bir evrak listesi oluşturmak doğru olmaz. Aile yanında çalışma, ev hizmetleri veya ticari işletmede ücretli çalışma gibi farklı durumlarda değerlendirme kriterleri de değişebilir. Ayrıca yıllık giriş kotası kararları ve ilgili mevzuatın güncel hükümleri dikkate alınmalıdır. 2020 yılındaki olaya ilişkin bir yargı kararı, sonraki bütün yılların usul ve koşullarının değişmediği anlamına gelmez.
Gecikme olursa başvuru otomatik olarak kabul edilmiş sayılır mı?
102/2026 sayılı karar, sık karşılaşılan başka bir yanlış anlamayı da önlemektedir. İdarenin öngörülen süre içinde karar vermemesi ile başvurunun hukuken kabul edilmesi aynı şey değildir. Mahkeme, sürenin aşılmasının tek başına idarenin sonradan ret kararı verebilmesini engellemediğini belirtti. Elbette gecikme nedeniyle kullanılabilecek hukuki yollar, sessizlik hakkında özel düzenlemeler ve somut işlemin özellikleri ayrıca incelenmelidir.
Bu nedenle işçi, başvurunun uzun süre beklemesini otomatik bir izin olarak görmemeli; idari dosyanın durumunu resmi kanallardan takip etmeli ve gerektiğinde hukuki yardım almalıdır.
Sonuç
Milano İdare Mahkemesinin kararı, yabancı işçi alımının yalnızca bir işverenin niyet beyanına dayanmadığını gösteriyor. İdare, ekonomik ve sosyal güvenlik koşullarının gerçekliğini kontrol edebilir; ancak bu kontrolü somut unsurlarla açıklamalıdır. İşçi açısından en önemli ders, işe giriş sürecindeki bütün belgeleri doğrulamak ve işverenin mali güvenilirliğiyle ilgili sorunların İtalya'ya giriş iznini etkileyebileceğini bilmektir.
Yargı kararı ve doğrulanabilir kaynak: TAR Lombardia, Milano, IV. Daire, 09.01.2026, karar no. 102/2026, Başkan ve raportör Cozzi, kararın tam metni (EIUS). Temel mevzuat: 286/1998 sayılı Kanun Hükmünde Karar, md. 22; 394/1999 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, md. 30-bis. Karar 2020 yılı giriş kotasına ilişkin somut uyuşmazlık hakkındadır.
Avv. Fabio Loscerbo
İtalya Yargıtayı (Corte di Cassazione) nezdinde dava takip etmeye yetkili avukat
İtalya Temsilciler Meclisinin göç alanındaki çıkar temsilcileri siciline kayıtlı
Avrupa Birliği Şeffaflık Siciline göç ve iltica alanında kayıtlı lobici, kayıt numarası: 280782895721-36
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Bu makale, yazarın yönetimi, incelemesi ve editoryal sorumluluğu altında yapay zekâ araçlarının yardımıyla hazırlanmıştır.
Nessun commento:
Posta un commento