domenica 30 agosto 2026

İtalya’da zorla evlendirilme riski iltica nedeni olabilir: 2026 tarihli Cassazione kararı

İtalya’da zorla evlendirilme riski iltica nedeni olabilir: 2026 tarihli Cassazione kararı

İtalya’da uluslararası koruma değerlendirmesinde zorla evlilik ve aile içi şiddet artık yalnızca “özel hayat” veya “aile meselesi” olarak görülemez. Corte di Cassazione’nin 9333/2026 sayılı kararı, zorla evlendirmenin tipik bir toplumsal cinsiyete dayalı şiddet biçimi olduğunu ve somut koşullara göre mülteci statüsünü dahi haklı kılabilecek bir zulüm fiili oluşturabileceğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Zorla evlilik neden uluslararası koruma açısından önemlidir?

İtalyan hukukunda mülteci statüsü yalnızca devlet görevlileri tarafından gerçekleştirilen zulümlerle sınırlı değildir. Şiddet aile üyeleri, eş, topluluk veya başka özel kişilerden kaynaklansa bile, kişinin menşe ülkesindeki makamlar etkili bir koruma sağlayamıyorsa uluslararası koruma gündeme gelebilir.

Cassazione, bir kadının evliliğe zorlanmasının toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin tipik bir örneği olduğunu vurgulamıştır. Bu nedenle olayın “aile içi anlaşmazlık” olarak küçümsenmesi hukuken kabul edilemez. Esas değerlendirilmesi gereken konu, kişinin geri gönderilmesi hâlinde yeniden şiddete, baskıya, zorlamaya veya insan onuruyla bağdaşmayan muameleye maruz kalma riskidir.

Reşit olmak koruma ihtiyacını ortadan kaldırmaz

Kararın önemli yönlerinden biri, başvurucunun reşit olmasının tek başına belirleyici kabul edilemeyeceğidir. Aynı şekilde zorla kurulan evliliğin belirli bir süre devam etmiş olması veya başvurucunun kadın sünnetine maruz kalmamış olması da zorla evlilikten doğan zulüm riskini ortadan kaldırmaz.

Bir uluslararası koruma başvurusunda değerlendirme şekli unsurlara değil, olayın bütününe dayanmalıdır. Kişinin aile içindeki konumu, ekonomik ve sosyal bağımlılığı, şiddetin niteliği, tehditlerin sürekliliği, toplumsal baskı, yerel makamların gerçek koruma kapasitesi ve ülkeye dönüş hâlindeki risk birlikte incelenmelidir.

Yerel makamlara şikâyet edilmemiş olması otomatik ret nedeni değildir

Uygulamada sık karşılaşılan sorunlardan biri, başvurucuya neden polis veya başka bir kamu makamına başvurmadığının sorulmasıdır. Bu soru önemlidir ancak tek başına ret gerekçesi olamaz.

Cassazione, özellikle toplumsal cinsiyete dayalı şiddet iddiası bulunan dosyalarda hâkimin menşe ülkesindeki gerçek koşulları araştırması gerektiğini belirtmektedir. Bazı durumlarda şikâyet mekanizmaları kâğıt üzerinde mevcut olsa da fiilen etkisiz olabilir; mağdurun şikâyet etmesi yeni şiddet, aile baskısı, damgalanma veya misilleme riski yaratabilir. Bu nedenle mahkeme, güncel ve güvenilir ülke bilgilerini kullanarak devletin gerçekten etkili koruma sağlayıp sağlayamadığını incelemelidir.

Mülteci statüsü mü, ikincil koruma mı?

Zorla evlilik ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, koşullara göre mülteci statüsünün tanınmasına yol açabilir. Avrupa Birliği Adalet Divanı da kadınların, yalnızca cinsiyetleri nedeniyle belirli bir toplumda fiziksel veya psikolojik şiddete maruz bırakılmaları hâlinde belirli bir sosyal grup olarak değerlendirilebileceğini kabul etmiştir.

Bununla birlikte her zorla evlilik vakasında otomatik olarak mülteci statüsü verilmez. Yetkili makamlar bireysel hikâyenin inandırıcılığını, zulüm riskinin güncelliğini, ülkeye dönüşte etkili korumanın bulunup bulunmadığını ve gerekirse ikincil koruma şartlarını ayrı ayrı değerlendirmelidir.

Başvuruda hangi unsurlar önem taşır?

Bu tür bir dosyada başvurucunun anlatımının mümkün olduğunca kronolojik, ayrıntılı ve tutarlı olması büyük önem taşır. Evliliğin nasıl dayatıldığı, reddetmenin hangi sonuçlara yol açtığı, varsa fiziksel veya psikolojik şiddet, tehditler, aile baskısı, kaçış girişimleri ve ülkeye dönüş durumunda neden yeniden risk doğacağı açık biçimde anlatılmalıdır.

Tıbbi belgeler, psikolojik değerlendirmeler, sosyal hizmet raporları, mesajlar, fotoğraflar, aile veya topluluk baskısını gösteren yazışmalar ve başka doğrulanabilir unsurlar dosyayı güçlendirebilir. Ancak bu tür belgelerin bulunmaması başvuruyu kendiliğinden geçersiz kılmaz. Uluslararası koruma hukukunda kişisel beyanın değerlendirilmesi, olayın niteliği ve başvurucunun içinde bulunduğu koşullar dikkate alınarak yapılmalıdır.

Komisyon ve mahkemenin araştırma yükümlülüğü

İtalya’da Territoriale Komisyonu ve daha sonra olası bir yargılamada mahkeme, yalnızca başvurucunun sunduğu belgelerle yetinemez. D.Lgs. 25/2008’in 8. maddesi uyarınca, özellikle ciddi şiddet iddialarında güncel ülke bilgileri üzerinden aktif araştırma yapılması gerekir.

Cassazione’nin 9333/2026 sayılı kararı bu yükümlülüğü yeniden güçlendirmektedir. Zorla evlilik veya aile içi şiddet iddiası, olayın özel kişiler arasında gerçekleştiği gerekçesiyle önemsizleştirilemez. Devletin koruma kapasitesi somut biçimde incelenmeden verilen bir ret kararı yetersiz gerekçeli olabilir ve yargı yolunda tartışmaya açık hâle gelir.

Pratik sonuç

İtalya’da uluslararası koruma talebinde bulunan ve zorla evlendirme, aile içi şiddet veya benzeri toplumsal cinsiyete dayalı baskılar yaşayan kişiler açısından 2026 tarihli Cassazione kararı önemli bir güvence sağlamaktadır. Hukuki değerlendirme, kişinin yaşı veya evliliğin formel olarak sürmüş olması gibi yüzeysel unsurlara indirgenemez. Esas mesele, yaşananların gerçek bir zulüm oluşturup oluşturmadığı ve menşe ülkeye dönüş hâlinde etkili devlet korumasının bulunup bulunmadığıdır.


Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista

Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione

Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’Unione europea n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo

ORCID: 0009-0004-7030-0428

Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.

Nessun commento:

Posta un commento

İtalya’da zorla evlendirilme riski iltica nedeni olabilir: 2026 tarihli Cassazione kararı

İtalya’da zorla evlendirilme riski iltica nedeni olabilir: 2026 tarihli Cassazione kararı İtalya’da uluslararası koruma değerlendirmesinde...