domenica 21 dicembre 2025

Tamamlayıcı koruma, anayasal sığınma hakkı ve 20/2023 sayılı Kanun Hükmünde Kararname sonrasında özel ve aile hayatının korunması: Tribunale di Bologna’nın 12 Aralık 2025 tarihli bir kararına ilişkin değerlendirmeler (genel esas numarası 8151/2024)

 Tamamlayıcı koruma, anayasal sığınma hakkı ve 20/2023 sayılı Kanun Hükmünde Kararname sonrasında özel ve aile hayatının korunması: Tribunale di Bologna’nın 12 Aralık 2025 tarihli bir kararına ilişkin değerlendirmeler (genel esas numarası 8151/2024)


Özet
Bu çalışma, 12 Aralık 2025 tarihinde Tribunale di Bologna tarafından verilen ve 19. madde uyarınca özel koruma kapsamında oturma izni verilmesi hakkını tanıyan kararı (genel esas 8151/2024) incelemektedir. Karar, 10 Mart 2023 tarihli ve 20 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen ve 5 Mayıs 2023 tarihli 50 sayılı Kanunla dönüştürülen değişikliklerin ardından ortaya çıkan tartışmalar bağlamında ele alınmakta; tamamlayıcı korumanın, anayasa tarafından güvence altına alınan sığınma hakkının bir görünümü olarak sistematik bir yeniden inşasını sunmaktadır. Çalışmada özel ve aile hayatının rolüne, karşılaştırmalı değerlendirmenin işlevine ve anayasal yükümlülüklerle uluslararası sözleşme kaynakları arasındaki ilişkiye, Corte di Cassazione’nin en güncel içtihatları ışığında özel önem atfedilmektedir.


1. 2023 sonrası tamamlayıcı korumanın normatif çerçevesi

2023 reformu, Göç Tek Metni’nin 19. maddesinin yapısını köklü biçimde etkilemiş; 2020’de getirilen metinde özel ve aile hayatına ilişkin ölçütleri açıkça belirleyen hükümleri yürürlükten kaldırmıştır. Bu yasama müdahalesi, idari uygulamada, özel korumanın daraltıldığı ve katı anlamda artık yalnızca ikincil bir geri göndermeme (non-refoulement) kuralına indirgendigi yönünde bir algıyı beslemiştir.

İncelenen karar bu yorumu açık biçimde reddetmekte ve mevcut çerçeveyi, 2020 öncesi rejime esaslı bir dönüş olarak yeniden kurmaktadır. Bu rejimde insani koruma —bugün tamamlayıcı koruma—, 286/1998 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5/6 ve 19. maddelerinde atıf yapılan anayasal ve uluslararası yükümlülüklere doğrudan dayanmaktaydı. Mahkemeye göre, belirli yasal göstergelerin yürürlükten kaldırılması, maddi koruma hakkının ortadan kalktığı anlamına gelmez; bu hak, sınır dışı etme ve uzaklaştırma tedbirlerine karşı aşılmaz bir sınır olarak varlığını sürdürür.


2. Tamamlayıcı koruma ve anayasal sığınma hakkı

Kararın en dikkat çekici yönlerinden biri, tamamlayıcı koruma ile İtalyan Anayasası’nın 10. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen sığınma hakkı arasında kurulan açık bağdır. Mahkeme, özel korumanın idarenin takdirine bağlı bir lütuf olmadığını; aksine, asgari bir yaşam onuru standardını güvence altına alan anayasal sığınma hakkının uygulanma biçimlerinden biri olduğunu vurgulamaktadır.

Bu perspektiften bakıldığında, tamamlayıcı koruma, yalnızca Avrupa Birliği hukuku ya da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin asgari gerekleriyle sınırlı olmayan, daha geniş bir kapsama kavuşmaktadır. Anayasal yükümlülüklere yapılan atıf, iç hukuk düzeninin daha yüksek bir koruma düzeyi sağlamasına imkân tanır ve bu düzey, yalnızca daha sınırlayıcı ulusüstü ölçütlere dayanılarak daraltılamaz.


3. Korumanın merkezi ölçütü olarak özel ve aile hayatı

Karar, özel ve aile hayatının korunmasına geniş bir gerekçe ayırmakta; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesine ve bunun Anayasa’nın 2, 3 ve 10. maddelerindeki köklerine atıf yapmaktadır. Özel hayat, statik ya da yalnızca ailevi bir kavram olarak değil; bireyin kimliğini geliştirdiği sosyal, mesleki ve duygusal ilişkilerin bütünü olarak ele alınmaktadır.

Mahkeme, entegrasyonun yalnızca istihdam unsuruna indirgenemeyeceğini —her ne kadar önemli olsa da—, bütüncül ve somut boyutuyla değerlendirilmesi gerektiğini vurgular. Özel hayatını İtalya’da kökleştirmiş bir yabancının zorla ülkeden çıkarılması, nitelikli bir kırılganlık riski doğurur ve menşe ülkede zulüm ya da insanlık dışı muamele bulunmasa dahi temel hakların ihlali sonucunu doğurabilir.


4. Karşılaştırmalı değerlendirme ve orantılılık ilkesi

Kararın temel dayanaklarından biri, menşe ülkedeki durum ile İtalya’da ulaşılan entegrasyon düzeyi arasında yapılan karşılaştırmalı değerlendirmedir. Mahkeme, Yargıtay’ın yerleşik içtihadı doğrultusunda, somut ve güncel unsurlara dayanan, kamu yararının (uzaklaştırma) temel hakların korunmasıyla dengelendiği, olay bazlı bir değerlendirme gerektiğini kabul etmektedir.

Yargıtay’ın en yeni kararlarıyla uyumlu biçimde, entegrasyonun “tamamlanmış” ya da nihai bir süreç olmasının şart olmadığı; uzaklaştırmayı orantısız kılacak ölçüde etkili bir köklenmenin varlığını gösteren açık, ciddi ve tutarlı emarelerin yeterli olduğu belirtilmektedir. Bu bağlamda, yumuşatılmış karşılaştırma, geri dönüşün özel ve aile hayatı koşullarında insan onurunun özünü zedeleyecek ölçüde ciddi bir bozulmaya yol açıp açmayacağını denetlemenin aracı hâline gelir.


5. Sistemik etkiler ve geleceğe dair perspektifler

Tribunale di Bologna’nın kararı, yargısal ve idari uygulama bakımından kayda değer bir katkı sunmaktadır. Karar, 2023 reformunun tamamlayıcı korumayı içerikten yoksun bırakmadığını; aksine, bu kurumun ölçütlerinin anayasal ve sözleşmesel ilkeler ışığında yeniden inşası görevini hâkime bıraktığını netleştirmektedir.

Ortaya çıkan tablo, otomatik olmayan ancak titiz bir koruma modelidir: sosyal entegrasyon tam hukuki değer kazanmakta, özel ve aile hayatı ise dengeleme sürecinin merkezine yerleşmektedir. Göç kontrol politikaları ile temel hakların korunması arasındaki gerilimlerle şekillenen bir bağlamda, karar, hâkimin yabancı kişinin onurunun nihai güvencesi olarak rolünü yeniden teyit etmektedir.


Yayına atıf
12 Aralık 2025 tarihli Tribunale di Bologna kararının (genel esas 8151/2024) tam metni, Calameo’da yayımlanan sürümde aşağıdaki bağlantıdan erişilebilir:
https://www.calameo.com/books/0080797751346a938fdea


Avv. Fabio Loscerbo

Nessun commento:

Posta un commento

Çalışma izninin reddi: Yabancı işçi itiraz hakkına sahip değildir İtalyan mahkemesinden, çalışma temelli göç prosedürlerinde kimin dava açabileceğine dair netlik

  Çalışma izninin reddi: Yabancı işçi itiraz hakkına sahip değildir İtalyan mahkemesinden, çalışma temelli göç prosedürlerinde kimin dava aç...