İtalya’da oturum izninin süresinin dolmuş olması, aile birliği amacıyla yeni bir oturum izni talebini her durumda imkânsız hale getirmez. İtalyan Yargıtayı’nın 19 Mart 2026 tarihli 6535/2026 sayılı kararı, özellikle İtalya’da eşi veya yakın aile üyeleriyle fiilen yaşayan ve geçmişte düzenli oturum statüsüne sahip olmuş yabancılar açısından önemli bir hukuki açıklık getirdi.
Bu kararın önemi, yalnızca belirli bir davanın sonucuyla sınırlı değildir. Cassazione, aile hayatının korunmasını esas alan yaklaşımını güçlendirerek, “düzenli olarak ikamet eden yabancı” kavramının bazı durumlarda yalnızca geçerlilik süresi dolmamış bir oturum kartına sahip kişilerle sınırlı yorumlanamayacağını açıkça ortaya koydu.
Aile birleşimi ile aile bütünleşmesi aynı şey değildir
İtalyan göç hukukunda yurtdışındaki aile üyesinin İtalya’ya getirilmesi için uygulanan klasik prosedür “ricongiungimento familiare”, yani aile birleşimidir. Bu prosedürde esas olarak İtalya’daki kişinin Prefettura bünyesindeki Sportello Unico per l’Immigrazione üzerinden nulla osta alması, ardından yurtdışındaki aile üyesinin konsolosluktan vize başvurusu yapması gerekir.
Buna karşılık aile üyesi zaten İtalya’da bulunuyorsa, bazı durumlarda “coesione familiare” olarak adlandırılan aile bütünleşmesi yoluyla aile sebepli oturum izni talep edilebilir. Bu kurum, D.Lgs. 286/1998 sayılı Testo Unico Immigrazione’nun 30. maddesinde düzenlenmiştir ve amacı, zaten İtalya’da bulunan bir kişinin burada yaşayan ailesiyle hukuki statüsünü birleştirmesine imkân tanımaktır.
Normal şartlarda başvurucunun İtalya’da düzenli olarak bulunması önem taşır. Ancak tam da bu noktada 6535/2026 sayılı karar, oturum izninin süresi geçmiş kişilerin durumunun otomatik şekilde düzensiz kabul edilerek dosyanın reddedilemeyeceğini göstermektedir.
Cassazione 6535/2026 ne dedi?
İncelenen olayda yabancı kişi, AB uzun süreli oturum iznine sahip yabancı bir vatandaşla evliydi. Alt derece mahkemesi, aile bağının gerçek olduğunu, yeterli gelirin ve uygun konutun bulunduğunu kabul etmiş; buna rağmen başvurucunun İtalya’daki mevcut oturum statüsünü düzensiz görerek aile sebepli oturum hakkını reddetmişti.
Cassazione bu yaklaşımı kabul etmedi. Yüksek Mahkeme, 30. maddenin 1. fıkrasının (c) bendindeki “düzenli olarak ikamet eden yabancı” kavramının bazı durumlarda geniş yorumlanması gerektiğini belirtti. Buna göre, önceki oturum izni bir yıldan daha uzun süre önce sona ermiş olsa dahi, kişinin devam eden ve kendisine yeni bir oturum izni verilmesine yol açabilecek idari veya yargısal bir süreci bulunuyorsa, yalnızca eski iznin süresinin geçmiş olması aile sebepli oturum talebinin incelenmesini engellemez.
Aynı şekilde, yabancının İtalya’dan çıkarılmasının aile hayatına ilişkin temel hakların ihlaline yol açabileceği durumlarda, özellikle D.Lgs. 286/1998’in 13. maddesinin 2-bis fıkrası kapsamında aile bağlarının gerçekliği ve yoğunluğu ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu karar Türk vatandaşları açısından neden önemlidir?
İtalya’da yaşayan Türk vatandaşları arasında çalışma, eğitim, aile, beklenen dönüşüm, yenileme veya başka bir idari süreç nedeniyle oturum statüsünde kesinti yaşayan kişiler bulunmaktadır. Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, bir izin türünün süresi sona erdiğinde veya yenileme talebi tartışmalı hale geldiğinde, aile yaşamının hukuki açıdan ikinci plana itilmesidir.
6535/2026 sayılı karar tam tersini söylüyor: idare ve mahkemeler yalnızca kartın üzerindeki son geçerlilik tarihine bakmamalıdır. Kişinin halen sonuçlanmamış bir oturum, yenileme, dönüşüm, koruma veya başka bir düzenlileştirme prosedürü varsa ve bu prosedür sonucunda yasal oturum hakkı doğabilecekse, bu durum aile sebepli oturum talebinin değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır.
Bu, elbette süresi dolmuş her oturum izninin otomatik olarak aile oturumuna dönüştürülebileceği anlamına gelmez. Cassazione’nin kararı bir genel af veya kendiliğinden düzenlileştirme mekanizması yaratmamaktadır. Her olayda aile bağının gerçekliği, birlikte yaşamın fiilî durumu, diğer aile üyesinin İtalya’daki hukuki statüsü, gelir, konut ve devam eden idari veya yargısal süreçlerin niteliği birlikte incelenir.
Hangi belgeler özellikle önem kazanır?
Bu tür bir başvuruda yalnızca evlilik belgesinin sunulması çoğu zaman yeterli değildir. Aile ilişkisinin gerçekten İtalya’da sürdüğünü gösteren ikamet kayıtları, birlikte yaşama ilişkin belgeler, ortak konut sözleşmesi, aile durum belgesi, çocukların okul veya sağlık kayıtları, gelir belgeleri ve aile üyesinin geçerli oturum kartı önem taşıyabilir.
Oturum izni süresi dolmuşsa, ayrıca mevcut hukuki durumun neden hâlâ açık olduğunu gösteren belgelerin de dosyaya eklenmesi gerekir. Örneğin yenileme veya dönüşüm başvuru makbuzu, Questura veya Prefettura ile devam eden yazışmalar, idari başvuru belgeleri, açılmış bir dava veya mahkeme kararı bu açıdan belirleyici olabilir.
Özellikle reddedilmiş veya uzun süredir sonuçlanmamış dosyalarda, başvurunun sadece “oturum süresi doldu” gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakılmasına karşı aile yaşamının gerçek ve güncel olduğunu somut belgelerle ortaya koymak önemlidir.
İtalya’daki aile hayatı ayrıca korunur
İtalyan hukukunda aile birliği yalnızca teknik bir göç prosedürü değildir. D.Lgs. 286/1998’in 28, 29 ve 30. maddeleri yanında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi ve İtalyan Anayasa Mahkemesi ile Cassazione içtihadı da aile ve özel hayatın korunmasını esas alır.
Bu nedenle bir yabancının İtalya’dan ayrılmasının eşinden veya çocuklarından fiilen kopmasına yol açacağı durumlarda, idarenin aile ilişkilerinin gerçekliğini, süresini ve yoğunluğunu somut biçimde değerlendirmesi gerekir. Özellikle çocukların bulunduğu ailelerde, bakım ilişkisi ve aile düzeninin istikrarı daha da merkezi hale gelir.
Ret halinde ne yapılabilir?
Aile sebepli oturum izninin veya aile birliğiyle bağlantılı bir işlemin reddedilmesi halinde hukuki koruma mümkündür. Testo Unico Immigrazione’nun 30. maddesinin 6. fıkrası, aile birliği hakkına ilişkin idari işlemlere karşı adli yargıya başvuru imkânı tanımaktadır.
Bu nedenle Questura’nın yalnızca eski oturum izninin süresinin dolmuş olmasına dayanarak ret kararı vermesi halinde, dosyanın somut özelliklerine göre 6535/2026 sayılı Cassazione kararının ortaya koyduğu ilkeler ileri sürülebilir. Ancak başvurunun başarı şansı, kişinin gerçek aile yaşamını ve mevcut hukuki durumunu ne kadar açık belgeleyebildiğine bağlıdır.
Sonuç
2026’daki bu içtihat, İtalya’daki aile göçü hukukunda önemli bir yönü netleştirmektedir: oturum izninin süresinin dolması tek başına aile hayatını hukuken görünmez hale getirmez. Devam eden bir idari veya yargısal süreç, gerçek ve istikrarlı aile bağları ve İtalya’dan ayrılmanın aile yaşamı üzerindeki sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.
İtalya’da eşi veya çocuklarıyla yaşayan ve oturum statüsü kesintiye uğramış Türk vatandaşları açısından bu ayrım özellikle önemlidir. Böyle bir durumda dosyanın yalnızca mevcut oturum kartına bakılarak değil, kişinin bütün hukuki ve ailevi durumunun değerlendirilmesi üzerinden hazırlanması gerekir.
Avv. Fabio Loscerbo
Avvocato Cassazionista
Iscritto nel Registro dei rappresentanti di interessi della Camera dei deputati in materia di Immigrazione
Lobbista registrato presso il Registro per la Trasparenza dell’UE n. 280782895721-36 in materia di Migrazione e Asilo
ORCID: 0009-0004-7030-0428
Articolo redatto con l’ausilio di strumenti di AI, sotto la direzione, revisione e responsabilità editoriale dell’autore.
Nessun commento:
Posta un commento