İtalya tamamlayıcı korumayı tanıyor: entegrasyon hukuki bir kalkan haline geldiğinde
Önemli bir idari kararla İtalya, topluma fiilen entegre olmanın yabancıların sınır dışı edilmekten korunmasında belirleyici bir rol oynayabileceğini bir kez daha teyit etti. 18 Aralık 2025 tarihinde Cenova Uluslararası Koruma Tanıma Bölgesel Komisyonu, bir yabancı uyrukluya tamamlayıcı koruma tanıdı ve zorla geri gönderilmenin temel hakların orantısız biçimde ihlaline yol açacağını değerlendirdi.
Kararın tam metni yayımlanmış olup kamuoyunun incelemesine açıktır:
https://www.calameo.com/books/00807977586f4b5d40bb2
Tamamlayıcı koruma, İtalyan hukukunda 286/1998 sayılı Yasama Kararnamesi’nin (Göç Yasası) 19. maddesiyle düzenlenen özel bir koruma türüdür. Mülteci statüsü ya da ikincil koruma koşulları bulunmadığında, ancak sınır dışı etme veya geri gönderme temel hakların korunmasına ilişkin yükümlülüklere, özellikle özel ve aile hayatına saygı hakkına aykırı olacağında uygulanır.
Bu olayda Cenova Komisyonu mülteci statüsünü ve ikincil korumayı reddetmiş, ancak başvuru sahibinin kişisel durumuna ilişkin bağımsız ve bireyselleştirilmiş bir değerlendirme yapmıştır. Belirleyici unsur, başvuru sahibinin İtalya’daki gerçek entegrasyon düzeyi, özellikle sosyal ve mesleki alandaki yerleşikliğidir. Komisyon, kişinin İtalya’da istikrarlı kişisel ve mesleki bağlar kurduğunu ve sınır dışı edilmesinin ciddi ve telafisi mümkün olmayan bir zarara yol açacağını kabul etmiştir.
Bu kararın önemi, hukuki gerekçelendirmesinde yatmaktadır. Entegrasyon, bir ödül ya da ikincil unsur olarak değil, Avrupa insan hakları standartlarıyla korunan özel hayatın hukuken ilgili bir parçası olarak değerlendirilmiştir. Komisyon, zorla geri gönderilmenin bu haklara orantısız bir müdahale teşkil edeceği sonucuna varmıştır.
Bu yaklaşım, İtalyan idari uygulamasında giderek güçlenen bir eğilimi yansıtmaktadır: tamamlayıcı koruma artık ikincil bir tedbir değil, asli bir hukuki güvence olarak görülmektedir. Göç kontrolünün, insan onuruna ve temel haklara saygı yükümlülüğüyle dengelenmesi gerektiği bir kez daha vurgulanmıştır.
İtalya’da yaşayan yabancılar açısından bu karar açık bir mesaj vermektedir: ülke ile kurulan gerçek ve belgelenmiş bağlar somut hukuki sonuçlar doğurabilir. Çalışma hayatı, sosyal ilişkiler ve uzun süreli istikrar, sadece fiili durumlar değil, sınır dışı edilmeyi engelleyebilecek belirleyici unsurlar haline gelebilir.
Hukukçular ve uygulayıcılar için Cenova kararı, tamamlayıcı korumanın pratikte nasıl işlediğine dair önemli bir örnek sunmakta ve uluslararası koruma reddedilse dahi İtalyan hukukunun temel hakları ihlal eden sınır dışı işlemlerini önlemeye yönelik mekanizmalar öngördüğünü göstermektedir.
Avrupa’da göç tartışmalarının sürdüğü bir dönemde bu karar temel bir ilkeyi yeniden teyit etmektedir: entegrasyon önemlidir, sadece toplumsal açıdan değil, hukuki açıdan da.
Avv. Fabio Loscerbo
Nessun commento:
Posta un commento